Bilmek istediğin her şeye ulaş

Ömer Arkın, 

System Administrator

"Hayatta bir tek başarısızlık vardır o da denememektir"

Nisan 2015

Ömer Arkın bu yanıtı beğendi:

İnsan'ın en büyük çelişkisi sizce nedir?

Bildiği yanlışları hala yapıyor olması.. .
Ocak 2015

Ömer Arkın bu yanıtı beğendi:

İnsanlar sizce neden çok sigara içiyor?

Bir dönemin en çok bağımlılık yapan maddesidir "SİGARA". Bu soruya şöyle bir yanıt vermek istiyorum. Bugün daha tehlikeli olduğunu düşündüğüm teknoloji bağımlılığı üzerinden gidecek olursak; öyle bir hal aldı ki bağımlılık, bir şeyleri beklerken, gerçekten ihtiyacımız olmadığı halde ve hatta ekranda olan simgelere dahi bakmadan, sadece o anki boşluğumuzu doldursun diye telefonun tuş kilidini açıp ekranına bakarız. Çoğu kişinin bu hareketleri neden yaptığından bile haberi yoktur. Öyle bir hal alıyor ki Dünya yaşantısı, yaşanmazsa gerçekte sorun olmayacak, belkide aklımıza bile gelmeyecek bazı şeylerin, bizlere göre yaşanmazsa eksik kalacağımız düşüncesi ile zihnimizi yıpratmanın eşiğinde bir hale bürünüyor-büründü. Sigarada sadece zihinde oluşan bir algıdan, belki de tutuşu karizmatik olduğundan ve ya yukarıda saydığım boş zamanın yancısı olduğundan, bağımlılık etkisi yaratıyordur. Şimdi bu kadar teknoloji bağımlılığına laf yaparken bile teknolojiyi kullanmak, teknoloji bağımlılığının ne kadar geniş bir alana etki ettiğinin göstergesidir. :)
Ocak 2015

Ömer Arkın  bu yazıyı beğendi:

Sessiz Gemi

Lisede pişman olarak ezberlediğim beni pişman etmeyen bir şiir olduğunu anladığım bir başyapıt...

izlesene.com/video/sesli-siirler-sessiz-gemi-yahya-kemal-beyatli/7326090

SESSİZ GEMİ

Artık demir alma vakti gelmişse zamandan
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan

Hiç yolcu yokmuş gibi sessizce alır yol
Sallanmaz o kalkışta ne mendil, ne de bir kol

Rıfkımızda kalanlar bu seyahatten elemli
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli

Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu
Hicranlı hayatın nede son matebidir bu!

Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler
Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler

Birçok gidenin herbiri memnun ki yerinden
Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden
YAHYA KEMAL BEYATLI
Ocak 2015

Ömer Arkın  bu yazıyı beğendi:

küçük notlarım..

Düşünebilen herkesin insan olması , insan olan herkesin düşünebildiği manasına gelmiyor ne yazık ki.
-S.Freud

Aralık 2014

Ömer ArkınKişisellik konu başlığını takip etmeye başladı.

Kişisellik

Formatting of continuation data will be changing soon. To continue using the current formatting, use the 'rawcontinue' parameter. To begin u...

Aralık 2014

Ömer ArkınToplum Psikolojisi konu başlığını takip etmeye başladı.

Toplum Psikolojisi

Formatting of continuation data will be changing soon. To continue using the current formatting, use the 'rawcontinue' parameter. To begin u...

Aralık 2014

Ömer ArkınSürü Psikolojisi konu başlığını takip etmeye başladı.

Sürü Psikolojisi

Formatting of continuation data will be changing soon. To continue using the current formatting, use the 'rawcontinue' parameter. To begin u...

Aralık 2014

Ömer Arkın  bu yazıyı beğendi:

Kimse Seni Yargılamasaydı ...

Sokakta yürürken, parkta tek başına veya birileriyle otururken, çarşılarda-avmlerde gezinip alış-veriş yaparken, bir yerlerde oturup yemek yerken veya bir şeyler içerken, birileriyle sinemaya giderken, okulda, işte, evde, sokakta... Kısacası günlük hayatına devam ederken, yani olaylar normal seyrinde sürerken yaptıklarını
''Millet ne der! '' kaygısı, korkusu duymadan yaşasaydın nasıl olurdu?

'Zaten öyle yaşıyorum' diyorsan mutlaka yalan söylüyorsundur. Hatta o kadar iyi yalan söylüyorsun ki, kendi yalanına en önce kendin inanmış, çevrene de o yalanı yutturmaya çalışıyorsun.

Şimdi bir an için kuralların, yasaların, güvenlik güçlerinin, sınırların.. Vs. Hiçbir şeyin olmadığı, salt özgürlüklerin olduğu bir dünya hayal et. Ne yapsan sana karışan yok, yasalar ve kurallar da olmadığı için ceza ve ceza kesiciler de yok haliyle.
Pekala, şimdi eğer bu ütopya sana saçma gelmiyorsa sorun var demektir. Çünkü öyle bir şey sadece iki insan evladının bulunduğu bir adada bile mümkün değil. Ama sınırsızlığın, yasasızlığın yanına küçük bir kural koyup ''başkasının özgürlüğünü kısıtlamadığın sürece özgür olmak... '' dersek o zaman mümkün olabilir.

Şimdi, yapmayı çok istediğin ama ''Millet ne der! '' korkusuyla, endişesiyle yapmadığın üç şeyi düşün ve neden yapmadığını kendine itiraf et önce.
Bunların içinde rastgele gelip geçen insanlara gülümseyerek selam vermek, tanışmak istediğin insanlarla anında gidip tanışmak, saçma bir şeyler anlatanlara ayıp olmasın diye dinlemektense kapat çeneni be, beynime tecavüz ettin resmen diyebilmek, sokakta öpüşmek, sınıfta uyumak, küpe takmak, dövme yaptırmak, alkol almak ... Vs. Şeklinde basit şeyler olabileceği gibi, daha güzel hatta çok garip şeyler de olabilir. Tek kuralımız başkasının özgürlüğünü ihlâl etmemek olsun. Tabi bu arada kendimizi de kendi ellerimizle ördüğümüz duvarların ardına hapsetmeyelim.

Eğer mazeretlerinin arasında ''ailem duyarsa ne der, sevgilim duyarsa(görürse) ne der, arkadaşlarım duyarsa(görürse) ne der... '' gibi bir şey varsa, hastalık ilerlemiş, ilaçla tedavi mümkün değil demektir. Bir an önce ameliyat olmalısın dostum. Çünkü kurtulmak istediğin şey başkalarının yargıları, ama hayat senin hayatın. Hem de acısını da tatlısına da sen yaşıyorsun içinde. Bu durum bir şeyi unutmaması gerektiğini hatırlamak için eline kurdele bağlayıp, ne hatırlaması gerektiğini unutan insanın ruh halinden farksızdır.


Saçmalamaktan korkan insan, özgür yaşamaktan korkan insana dönüşmüş demektir .. !

Yazan:Follow @SerkesSair
Aralık 2014

Ömer Arkın  yeni bir  gönderide  bulundu.

Aralık 2014

Ömer Arkın  bu yazıyı beğendi:

Başarısız Olunca Ne Yapmalı

Hepimiz hayatımız boyunca çeşitli konularda başarısız olmuşuzdur. Tabi ki hepimiz başarılı olmak isteriz. Ama başarı gibi başarısızlık da hayatın içerisinde var. Önemli olan başarısızlıktan sonra ne yaptığımızdır. Bu başarısızlığın karşısında ezilecek miyiz yoksa ayağa kalkıp tekrar mı deneyeceğiz ? Eğer tekrar deneyip başarılı olmak istiyorsak bazı konulara dikkat etmemiz gerekir:

1847

1) Başkasını suçlama:Başarılı olamayan insanların en sık başvurduğu davranıştır. Tabi ki başarısızlığa neden olan dış faktörler vardır ama sonucu sadece bunlara bağlamamak gerekir. Kabahati başkasında arayınca insan kendisini rahatlatabilir ama sonuç değişmez.

1847

2) Analiz yap:Objektif bir şekilde, istenilen sonucun elde edilememesinin nedenlerini ortaya koymak gerekir. Bu nedenler belirlenemezse gerekli düzeltmeler de yapılamaz.

1847

3) Yöntemini değiştir:Einstein' in dediği gibi, aynı yöntemleri deneyerek farklı sonuç beklemek akıllıca değildir. O yüzden başarısızlığa götüren davranışlardan vazgeçilmeli ve farklı yöntemler denenmelidir.

1847

4) Daha verimli çalış:Çalışmadan başarı beklemek hayalciliktir. Çok çalışıldığı halde başarısız olunuyorsa, bu çalışmanın verimli bir çalışma olmadığı ortaya çıkar. Verimli çalışma yöntemlerini öğrenmek gerekir.

1847

5) Başarısızlıktan korkma:Başarısız olma korkusu strese yol açar ve performansı düşürür. Başarıya odaklanmaksa motivasyonu sağlar.

1847
turgayaksoy.blogspot.com
Aralık 2014

Ömer Arkın yeni bir  soru  sordu.

Aralık 2014

Ömer Arkın  bu yazıyı beğendi:

Kendini Motive Etmek

İş hayatımızda motivasyonumuzu kaybettiğimiz ya da performansımızın düştüğü dönemler olur. Bu dönemleri çok çabuk atlatıp tekrar eski seviyemize dönmemiz gerekir. Çünkü iş hayatı uzun süreli performans düşüklüklerini kabul etmez. Performansımızı sürekli yukarıda tutmak için motivasyona ihtiyacımız olur. Motivasyon için başkalarına ihtiyaç duymamak için kendi motivasyonumuzu sağlamamız gerekir. Başkalarının bizi motive etmesini beklemenin çeşitli sakıncaları vardır:

1) Sürekli olarak başka birinin yardımını beklemek

2) Bu yardımın gelmemesi durumunda performans düşüklüğünün devam etmesi

3) Performans düşüklüğü sürecinin uzun sürmesinin çalıştığımız pozisyona hatta iş hayatımıza olumsuz sonuçlar getirmesi

Peki kendimizi nasıl motive edebiliriz. Bunun çeşitli yolları var:

1847

1) Kendinize ulaşılabilir hedefler koyun: Bu hedef iş yerinde yükselmekle ilgili de olabilir, ev, araba almak gibi başka hedefler de olabilir. Ulaşılamaz hedefler koyarsanız ve ulaşamazsanız hayal kırıklığına uğrarsınız.

2) Pozitif olun:Negatif olursanız olayların olumsuz yönlerini görür ve daha çabuk motivasyon kaybedersiniz. Olumsuz olaylara takılıp kalmayın.

3) Başarılı insanların saygı gördüğünü unutmayın:Herkes saygı görmek ister. Bunun yollarından biri de başarılı olmak. Bunun için de çalışmak ve sürekli motive olmak gerekir. Kimse sizi sürekli motive edemez.

4) Kendinizi ödüllendirin:İyi yaptığınız şeylerden sonra kendinize ödül verin. Bu güzel bir yemek de olabilir bir kıyafet de bir tatil de.

5) Geçmiş başarılarınızı hatırlayın:Geçmişte başardığınız şeyler günümüzde de gelecekte de başarılı olabileceğinizin kanıtıdır.

6) Başarılı insanların hayatlarını okuyun:Başarılı kişilerin mücadelelerine ve nasıl başarılı olduklarına bakın.

7) Arkadaşlarınızı gözden geçirin:Özellikle iş yerinde sürekli olumsuz davranan ve şikayetlenen kişilerden uzak durun. Onların motivasyonunuzu bozmasına izin vermeyin.

8) Elinizdekilerin kıymetini bilin: Sahip olduğunuz hayatın ve işin kıymetini bilin. İşsiz olabilirdiniz ya da daha kötü bir hayatınız olabilirdi. Halinize şükretmeyi unutmayın.

1847
Aralık 2014

Ömer Arkın bir yanıt verdi.

Kendiniz için de, başkaları için de iyi olacağını düşünerek bir şey yapıp, başarısızlığa uğradığınızda ne yaparsınız?

Önemli olan yapacağınız şeyi iyi düzgün bir biçimde yapmak sonuç olumsuz olsa bile içiniz rahat olur.
Aralık 2014

Ömer Arkın  bu yazıyı beğendi:

Fiyatlandırmanın Psikolojisi

Bu yazıda okuduğum bazı makalelerden yaptığım derlemeler ve yaptığım bazı çevirilerin de desteği ile fiyatlandırmanın psikolojisi üzerine bazı noktalardan bahsedeceğim.

Akademisyenler, tüketicilerin farklı fiyat politikalarına tepkisi üzerine sayısız inceleme yapmışlar. Ortaya çıkan önemli bulgulardan birisi de fiyatlardaki noktalı rakamlı küçültücü oynamalar bizim daha ürünü almadan pazarlık yaptığımız hissini uyandırdığıdır. Fiyatlandırma konusunda Amerika'daki şirketlerin %15'i düzenli olarak araştırma yapıyor ve çalışmalar da gösteriyor ki fiyat üzerindeki küçük oynamalar dahi şirketin karlılığını %20 artırabiliyor ya da azaltabiliyor.

Örneğin; üst-düzey bir yazılımı 1.000 TL yıllık bedel ile SAAS (Servis olarak sunulan yazılım (Sofware as a service - SaaS) nedir?) olarak satmaya çalışıyorsunuz diyelim. Bu rakamın mantıklı olduğunu insanlara göstermek için yazılımınızın sayısız üstün özelliklerinden bahsediyorsunuz ve potansiyel müşterilerinize bu yazılımın diğerlerinden ne kadar iyi olduğunu göstermeye çalışıyorsunuz ve buna rağmen de istediğiniz kadar satış yapamıyorsunuz. Peki aynı ürünü, aynı fiyatı gözeterek, günlük 3TL'ye sattığınızı söylerseniz ne olur? Bir kahve fiyatına bu süper ürünü satmış olursunuz kullanıcı gözünde. Daha küçük fiyatlandırma yapmak (fiyatı bölmek) beyin için daha kolaydır. Çalışmalar gösteriyor ki yüksek fiyatlar beyindeki bazı nöral devreleri aktive ederek, kullanıcıda (pazarlığı) kaybettiğine dair hisleri tetikliyor. Günlük 3TL'nin aslında yine yıllık 1.000TL'ye eşit olması beyin tarafından düşünülen şey olmuyor.

Bir başka örnek de, fiyatlandırma etiketlerine eklenen bazı kelimeler ile ilgili. Carneige Mellon Üniversitesi'nde yapılan bir çalışma ile DVD kiralayan bir marketin fiyat etiketi üzerindeki yazıda küçük bir değişiklik satışları %20 artırmayı başarmış. "5 dolar kiralama bedeli ile" yerine, "5 dolarlık küçük bir kiralama bedeli ile" yazılarak eklenen "küçük" kelimesi bu satış artışını başaran. 5 doların zaten küçük olduğunu düşünüyor olabilirsiniz ancak buradaki mevzu "küçük" kelimesi ile beyinde alışverişi gerçekleştiren tetikleyicinin, bu rakamın fayda sağladığını düşünerek alımı tetiklemesi. Reklamlarda bu kelimeleri sık sık görmenizin nedeni de işte bu gerçekler. Steve Jobs ile ilgili ilginç bir fiyatlandırma hikayesini de buraya ekleyeyim. 2010 yılında ilk iPad'i tanıttığında, daha önce hiç iPad satın almamış olan ve fiyatı konusunda hiçbir fikri olmayan kitle ile karşı karşıya olan Jobs onlara şu soruyu yöneltti: "Bunu kaça satalım?". Hemen sonrasında şöyle devam etti: "Uzmanlara sorsak bunu 1000 doların altında bir rakama satalım derlerdi, ki bu da 999 dolar demek oluyor :)". Bu andan itibaren kalabalığın kafasında bu yeni rakamı sabitledi ve ardından da "ancak kaça satıyoruz biliyor musunuz? Sadece 499 dolara" diye ekleyerek herkesin aslında kafasında gerçekleşen bir pazarlığı satıcı olmadan sonlandırmayı başarmış oldu. iPad'i olması gerekenin yarısı fiyatına satın alıyorduk :).

Özetle, fiyat karşılaştırmasını kullanıcıların kendi kafasında kendi kendilerine yapmalarına izin vermemek gerekli. Müşteriler, kendi başlarına iPad'i, örneğin, iPhone ile karşılaştırsalardı ürünün zaten çok pahalı olduğu sonucuna kendi kendilerine varabilirlerdi -ki bu iyi olmazdı. Jobs, bunun yerine, onların, iPad'i yarı fiyatına aldıklarını düşündükleri bir üst fiyatla karşılaştırmalarını sağlamış oluyor.

Aşağıdaki TED videosunda Dan Airely de ilginç bir fiyatlandırma konusundan bahsediyor ki bu da online alemde çok yapılan bir şey aslında:



Dan Airely, yaptığı bir çalışmada; online bir dergi için aşağıdaki 3 fiyatlandırma önerisini sunuyor:
  1. Online üyelik: $59
  2. Sadece basılı dergi: $125
  3. Basılı dergi ve online üyelik: $125
İkinci seçenek size çok saçma gelmiştir eminim. Neden aynı fiyata hem online üyelik hem de basılı dergi alabilmek varken sadece basılı dergiyi seçeyim? Dan Airely, MIT'deki öğrencileri ile bir dizi test yaptı ve onlara yukarıdaki üçlemeden hangisini seçeceklerini sordu. Sonuç beklendiği gibiydi:
  • 16% online üyelik.
  • 0% sadece basılı dergi.
  • 84% basılı dergi ve online üyelik.
bu tablodan 2. seçenek çıkarıldığında deney sonuçlarında ilginç bir durum gerçekleşti:
  • 68% sadece online üyelik.
  • 32% sadece basılı dergi.
Sadece 2 seçenek sunduğunuzda insanlar daha ucuz olana yöneliyorlar. İkinci seçenek ise bir amaç içeriyor. Daha iyi bir anlaşma. Müşterilerinize onların henüz farkında olmadıkları daha iyi bir anlaşma önerin :).
Siz de kendi işinizde farklı fiyatlandırma seçeneklerini benzer etkileri de gözlemleyerek ölçümlemelisiniz. Bazen aslında hiçbir anlam ifade etmeyen bir seçenek bile sizi bir adım öteye taşıyabilir. Elbette ki seçenek sayısını çok da fazla artırıp kullanıcıları boğmadan. Bunu söyleme nedenim ise aşağıdaki paragrafta.

Markette bir reyonda aynı ürünün sayısız farklı seçeneğine bakıp hangisini alacağınıza karar vermek için dakikalar harcadığınız olmuştur sanıyorum. Bu durum çok fazla seçenek ile karşılaştığımızda başımıza gelen "seçenek yüklemesi" anlarında gerçekleşir. Araştırmacılar bu fenomeni de incelemişler (sağolsunlar) . Çalışmada, müşteriye 24 farklı çeşit reçel sunduklarında sadece %3'ü satın alma yaparken, seçenek sayısını 6'ya düşürdüklerinde satın alma oranı %30'a yükselmiş. Yani seçenek sayınızı olabildiğince düşük ve net tutmaya gayret göstermelisiniz.

Meşhur 0,99 mevzusuna gelince :). 2,99 rakamsal olarak 3'ten sadece 1 kuruş daha azdır ve aslında neredeyse 3'tür ama beynin sayıları işleme yönteminden ötürü aslında daha iyi bir fiyatlandırmadır. MIT burada da iş başında ve bu kez başka bir deneyde bir mağazanın fiyat kataloğundaki ürünleri baz alarak 3 farklı katalog hazırlamışlar. Buna göre fiyatı X kadar olan bir ürünün fiyatını X, X+5 ve X-5 olarak 3 farklı kataloğa yansıtmışlar. Rasgele seçtikleri tüketicilere de bu 3 farklı kataloğu dağıtarak postalamışlar. Örneğin bir katalogda 39 dolar olan bir elbise diğer kataloglarda 34 dolar ve 44 dolar olarak görünmüş.

Sonuçlar şaşırtıcı: fiyatların son basamakları 9 ile biten ürünlerde, diğerlerine oranla %40 haha fazla satış yapıldığı test edilmiş. Evet, aynı elbise :). Yazar burada fiyatın 9 ile bitmesinin etkisini gözardı etmeyin diyor.

Burada bir konu daha var. Rakamlarınız yüksek ise fiyat yazımı ile ilgili bir ipucu var. Bu ipucu daha çok Amerika için geçerli sanıyorum çünkü büyük rakamların okunma yapısı ile ilgili. Örneğin ürün 1599 dolar ise bunu "1,599 dolar" olarak yazmak ile "1599 dolar" olarak yazmak arasında da bir fark oluştuğu gözlemlenmiş. Amerika'da bu yazımlardan ilki "bin beş yüz doksan dokuz dolar" olarak okunurken, diğeri (ikincisi) "on beş doksan dokuz" olarak telaffuz ediliyor. Burada da okunması uzun süren fiyatların daha pahalı olduğuna dair beyin aldanmamız devreye giriyor ve ikinci yazım şekli beynimizde her zaman daha pozitif yaklaşım yapmamızı sağlıyor. Bu da diğer bir bulgu. İlginç bulgulardan diğer bazıları ise şu şekilde:
  • Menülerindeki fiyatlardan dolar simgesini ($) silen bir restoranda insanların daha çok para harcadığı saptanmış (25$ yerine 25). Elbette ki web sitenizde bunu yapmanız sorun yaratabilir ama bunun için de alttaki maddeye bakın derim.
  • Başka bir çalışmada da satış fiyatını küçük fontlarla yazmanız gerektiğine air bir bulgu var. İçgüdüsel olarak beynimiz fiziksel büyüklük ile sayısal büyüklük arasında bir bağlantı kuruyor ve fiyatın büyük yazılması o fiyatın aslında yüksek olduğuna dair de bir his uyandırıyor. Yani daha büyük fontlar bize pahalı bir fiyatı çağrıştırıyor.
  • Son olarak da; indirim dönemlerinde yapacağınız indirim rakamlarının, hesaplaması kolay rakamlardan seçilmesi üzerine. Fiyatı 10TL'den 8TL'ye indirmek gibi bir amacınız varsa ve bunu duyuracaksanız indirimi direkt bu şekilde duyurun. 10TL'den 7,99'a indiriyoruz şeklinde yazmak beynimizde daha uzun bir hesaplama gerektirdiği için 8 daha iyi bir anlaşma demek oluyor, ve elbette ki daha ucuz algısı :)
Kendi işinizde bu çalışmalar ile ilgili denemeleri siz de yapabilirsiniz. Online bir iş ile ilgileniyorsanız işiniz daha da kolaylaşıyor. Kampanya dönemindeyiz diyerek fiyatın kullanıcı davranışlarına yansımalarını ölçümleyebilir, stratejinizi bunun üzerine kurgulayabilirsiniz.
Aralık 2014

Ömer Arkın bu yanıtı beğendi:

Sizce hayat ve satranç arasındaki benzerlikler nelerdir?

Oyun bittiğinde şah da piyon da aynı kutuya konur.
Aralık 2014

Ömer ArkınFurkan Özyapi kişisini takip etmeye başladı

Furkan Özyapi, Muhasebeci, @furkanozyapi

Aralık 2014

Ömer Arkın bu yanıtı beğendi:

Tek başına yapılabilecek, stres atmanın en etkili yolu nedir?

Galiba benim uzmanlık alanım olan bir yerden soru geldi :)
Hani Lise sıralarında o sınav başlangıcı adrenalini vardır ya, bir de kağıdı açarsınız sorulara göz gezdirirken çoğunun bildiğiniz yerlerden sorulduğunu fark edersiniz ya, işte şu an öyle bir hisse kapıldım bu soru karşısında :)

Doğu ilinde görev yapmanın zorluklarını bir kenara bırakalı çok oldu, çünkü insan öyle bir varlıktır ki yeni ortama, yeni çevreye ve şartlara çok kısa bir sürede uyumlu hale gelir.

En etkili stres atma yolları;
  1. Kesinlikle sıcacık bir fincan kahve eşliğinde kitap okumak. En sevdiğimdir, Türk Kahvesi ve çeşitli Filtre Kahvelerle evdeki kahve kokusu misafirlerimi daima büyülemiştir. Kahve kokusu ve kitap kokusu eşliğinde bir roman okumak, bedeninizi o koltukta bırakarak ruhunuzu seyahate çıkarır. Kitabın kapağını kapattığınız an bulunduğunuz yer bir müddet size yabancı gelir. Kitap okumayı seven biriyseniz, tuğla gibi kitaplar taşımak yerine bir Kindle Paperwhite 2 satın alabilirsiniz. Bu cihaz gözü yormadığı gibi şarjı da 1 aya yakın gitmektedir. Ve yüzlerce kitabı da 200 gramlık bir cihazla yanınızda bulundurmuş olursunuz. Kullanım ve kitap yükleme işlemleri adına ben dilediğiniz zaman yardımcı olabilirim.
  2. Spotify uygulamasının o dinlendirici müzik listesine kendinizi bırakıp bisiklet sürmek, yürüyüş yapmak. Bisiklet sürüp rüzgarı hissetmek, iki tekerde özgürlüğün tadını çıkarmak hele hele bunu müzik eşliğinde yapmak paha biçilemez. Yürüyüş için de geçerli bu durum. Bir kitaptan edindiğim bilgiye göre Yürüyüş esnasında da Beyin Fonksiyonlarını da çalıştırıyorsunuz aynı zamanda. Hem kalbe, hem ruha hem de beyne yararlı bir etkinliktir. Tek yapmanın en büyük avantajı müzik de dinleyip, hazzı ikiye katlamaktır.
  3. Bir amaç edinmek, örneğin gitar öğrenmek gibi ya da yabancı bir dil öğrenmek gibi. Buna aklınızda yer eden ama sürekli üşendiğiniz herhangi bir şeyi ekleyebilirsiniz. Hadi canım evde kendi kendine nasıl gitar öğrenicem, yabancı dil evde öğrenilseydi kurslar, okullar olmazdı dediğinizi duyar gibiyim. Gitar öğrenme konusunda binlerce video var internette. İnsanlar kedili videolara vakit ayırdığı kadar bu videolara da vakit ayırsa şu an Gitar çalmak yürümek gibi basit bir işlev haline gelirdi. Yabancı dil konusu da aynı şekilde. Hatta daha da kolay. Çünkü çoğumuzda kelimeleri telafuz eden akıllı telefonlar mevcut. Hatta Global bir erişim mevcut. Çeşitli sohbet siteleri aracılığıyla bize yardım edebilecek birilerini bulmak sandığımızdan daha da basit. Hatta Global Arkadaşlığı pekiştirip dil öğrenmenin yanı sıra, oranın kültürünü, zevklerini de öğrenmek cabası. Sağlam bir sohbet arkadaşı edinmişseniz, birbirinize hediye gönderebilir, onu misafir edebilir hatta maddi durumunuz elveriyorsa onun yanına da gidebilirsiniz.
  4. En önemli, en etkili, en yararlı ve GARANTİ şey ise Namaz kılmak ve Kur'an okumaktır "bana göre". Kalbinizin huzurla dolduğunu, stresten eser kalmadığını anında hissedeceksiniz. Burada her inanca saygı duyduğumu da belirtmek isterim. Ateist ya da Deist olan arkadaşları bu maddeden tenzih ediyorum.
  5. Fotoğrafçılığa meraklıysanız orta seviye bir makine alıp, sokağa çıkıp size ilginç gelen her şeyin fotoğrafını çekebilirsiniz. Fotoğraf çekmek bana göre çok ayrı bir yeri olan zevktir. Fotoğraf arşivi oluşturulur ve hafızanız daima canlı tutulur. Çünkü çektiğiniz bir fotoğrafa yıllar sonra baktığınızda, o günün detayları anında hafızanızda canlanıverir. Hem baktınız çok güzel bir kare yakalamışsınız, baskısını alıp çerçeveletip evinize de asabilirsiniz. Başkalarının tablolarını koymaktansa kendi eseriniz durur evinizde.
  6. El becerilerine yönelik şeyler deneyebilirsiniz. Bu Yapbozdan tutun da teknik işler olabilir. Minimal maket, örgü işleri, yemek tarifleri, kontraplakla yapılan ahşap süslemeler, tabak süsleme işleri gibi.
Şimdilik aklıma gelenler bunlar, umarım yardımcı olabilmişimdir size ve konuyu takip eden diğer arkadaşlara. Herkese stressiz günler diliyorum :)
Aralık 2014

Ömer Arkın bu yanıtı beğendi:

Dağıtık işletim sistemi nasıl çalışır? Hangi alanlarda kullanılır? Avantajları ve dezavantajları nelerdir?

Dağıtık işletim sistemleri birden fazla makinayı tek ve entegre bir makina olarak davrandırmak amacıyla tasarlanmıştır. Ağ işletim sistemlerinden (Örnek linux, windows) farklı olarak dağıtık işletim sistemi kullanıcıları ortamda birden fazla bilgisayarın bulunduğunun farkında değildir. Ağ işletim sistemlerinde her kullanıcının oturum açabildiği yerel bir işletim sistemi varken dağıtık işletim sistemlerinde tek sistem imajı kullanıcılara dağıtılmış durumdadır. Kullanıcılar, komutlarını çalıştıran işlemcilerin ve dosyalarını saklayan dosya sunucularının sayısından veya yerinden haberdar olmazlar. Sıradan kullanıcılar için dağıtık işletim sistemi, sıradan bir time-sharing işletim sistemi gibidir. Kullanıcıların, dağıtık işletim sistemini kullanırken time-sharing işletim sistemiyle arasındaki farkı anlayamaması dağıtık işletim sisteminin başarısının kanıtıdır. Dağıtık işletim sistemlerinde temel amaç paralellik,transparanlık ve performanstır.

Amoeba, Plan 9, Chrous, Mungi dağıtık işletim sistemi örnekleridir. Amoeba hem dağıtık hesaplama (farklı farklı projeler üzerinde çalışan birden fazla kullanıcı), hem paralel hesaplama (paralel satranç oynamak için 50 cpu kullanan tek kullanıcı) uygulamaları için tasarlanmıştır. Dağıtık hesaplama ve paralel hesaplama gerektiren alanlar için kullanılabilir olmuştur. (Örneğin, yapay zeka)

Plan 9 tam adıyla Plan 9 from bell labs Unix yaratıcıları bell labs tarafından 1980 ortalarından 2002 yılına kadar geliştirilen dağıtık işletim sistemidir.(bkz. dennis ritchie,rob pike,ken thompson,dave presotto,phil winterbottom) Bu işletim sistemi geliştirilirken utf-8 characterencoding'i de geliştirilmiştir.
Aralık 2014

Ömer Arkın bu yanıtı beğendi:

İnternet üzerinden psikoterapi alınabilir mi?

Internet üzerinden psikoterapi almak ne kadar sağlıklı olur bilemiyorum ama yüz yüze seanslarda ciddi terapötik süreçler izleniyor. Danışanı birebir dinlemek, jest ve mimiklerini izlemek uygulanan görüşme teknikleri ve etik kurallar açısından yüz yüze görüşmenin her zaman daha sağlıklı olacağı kanısındayım.
Daha Fazla

İlgilendiği KonularTümü

Arkadaşlık

98 Kişi   26 Soru

Girişimcilik

3474 Kişi   358 Soru

Sosyal Girişim

299 Kişi   19 Soru

Satış Elemanı

100 Kişi   5 Soru

Vatan Bilgisayar

22 Kişi   2 Soru

Gerçek Aşk

17 Kişi   8 Soru

Kendini Tanıma

7 Kişi   2 Soru

Arabalar

680 Kişi   190 Soru

Hayatın Anlamı

489 Kişi   47 Soru

Yaşam Koçluğu

44 Kişi   11 Soru

İnternet

2502 Kişi   535 Soru

Geyik Muhabbeti

1394 Kişi   816 Soru

Müzik

2851 Kişi   472 Soru

Muhabbet

2082 Kişi   2355 Soru

İnsan Davranışları

3600 Kişi   955 Soru

İş Hayatı

2329 Kişi   325 Soru

Facebook

795 Kişi   185 Soru

Üniversiteler (Türkiye)

2235 Kişi   175 Soru

Varoluş Hakkında

2775 Kişi   1061 Soru

Mekan Önerileri (İstanbul)

797 Kişi   69 Soru

İnternet Teknolojileri

1210 Kişi   170 Soru

Yaşam

1164 Kişi   390 Soru

Bilgisayar Programları

1789 Kişi   179 Soru

Futbol

858 Kişi   196 Soru

Dinler

1053 Kişi   327 Soru

Kadınlar

931 Kişi   356 Soru

Psikoloji

2690 Kişi   947 Soru

Meslek Seçimi

770 Kişi   93 Soru

Yabancı Filmler

893 Kişi   114 Soru

Yazılım Geliştirme

1186 Kişi   185 Soru