Bilmek istediğin her şeye ulaş

Henüz bir açıklama yazısı oluşturmadığının farkında olan düz insan.

Ekim 2014

Berk  bu yazıyı beğendi:

Bilim insanları (bu sefer İsveçli bilimadamları) tek molekülden oluşan mikrofon icat etti

İsveç’te bulunan Lund Üniversitesi bünyesindeki bir ekip bir tek molekülü mikrofona çevirmeyi başardılar. Ses dalgalarının yarattığı titreşimleri algılayarak kayıt eden bu mikrofon aynı zamanda Dünya’nın en küçük mikrofonu.

1080

Bu mikrofon antracene adı verilen kristal bir hidrokarbon molekülün içine “dibenzoterrylene(DBT) ” adı verilen bir maddenin eklenmesi ile oluşturulmuş. Mikrofon çalışırken kristal kısım ses dalgalarını algılıyor, DBT ise bunu titreşime dönüştürüyor ve aynı şekilde bir titreşim olarak cevap veriyor. Bu mini mikrofon şimdilik her ortamda çalışamıyor sadece belirli alanlarda çalışabiliyor. Bu belirli alanların başında çok soğuk çevre koşulları geliyor çünkü sıcak hava koşullarında moleküller etrafta daha hızlı hareket ediyor.

Mini mikrofonun her ortamda çalışabilecek esnekliğe getirilebilmesi için çalışmalar sürüyor. Bu işlem tamamlanınca bu mini mikrofonun istihbarat servisleri ve ajanlar tarafından kullanılacağını hayal edebilirsiniz ancak ekibin amacı bu yönde değil. Ekip bu icatlarını fizik ve kimya laboratuvarlarında nano ölçekli maddelerin hareketlerini takip edebilmek için kullanmayı hedefliyor. Bu mini mikrofon için kısaca küçük şeyleri izleyen küçük bir sensör de diyebiliriz.
Kaynak: Silikon Vadisi
Şubat 2014

Berk  bu yazıyı beğendi:

İnsan Vücudu Hakkında İlginç Bilgiler

  1. Sinirler iletiyi beyne saatte 170 km'lik hızla iletir.
  2. Beyin 10 watt'lık ampulün enerjisiyle eş değer enerjide çalışır.
  3. İnsan beyninin bir hücresi 5 ayrı setlik ansiklopediyi kaydedecek kadar kuvvetli.
  4. Kan dolaşımındaki oksijenin %20'sini beyin kullanır.
  5. Beyin geceleri gündüzlere göre daha aktiftir.
  6. Nöronlar insan hayatı boyunca büyüme gösterir.
  7. Ağrıları beynin kendisi hissetmez, bunlar sinirlerin bir iletimidir.
  8. Sakal, vücuttaki diğer tüylere oranla daha çabuk büyür.
  9. Bir kişi, günde ortalama 50-100 adet saç telini döker.
  10. Kadınların saçları erkeklerin saçlarından %50 daha incedir.
  11. Orta parmağın tırnağı diğer parmaklarınkine göre daha hızlı büyür.
  12. Sarışınlardaki saç miktarı daha fazladır.
  13. El tırnakları ayak tırnaklarına göre daha hızlı büyür.
  14. Bir saç telinin ömrü 3-7 yıldır.
  15. İnsan kalbi, kanı 30 metre yükseğe fırlatacak kadar basınçla çalışır.
  16. Vücudumuzdaki kan damarlarının ortalama 60. 000 km olduğu tahmin ediliyor.
  17. Mide asidi bir jileti eritebilecek kadar güçlü. Evet, bu doğru!
  18. Mide duvarı kendini 3-5 günde bir yeniler.
  19. Bir insanın akciğerinin yüzey alanı bir tenis kortu büyüklüğüne eşittir.
  20. Kadınların kalbi daha hızlı çalışır.
  21. Sol akciğer, kalbe yer açmak için sağ akciğerden daha küçüktür.
  22. Hapşırma saatte 160 km hızla ilerler.
  23. Kadınlar erkeklerden iki kat daha fazla göz kırpar.
  24. Dolu bir mesane, ortalama bir futbol topu büyüklüğündedir.
  25. Kulak kiri, sağlıklı kulak için gereklidir.
  26. İnsan vücudundaki en büyük hücre kadınların yumurtalık hücreleri, en küçük hücre ise erkeklerin sperm hücreleridir.
  27. Dişler anne karnında oluşur.
  28. Çok yedikten sonra kulakların işitme kalitesi düşer.
  29. Ağza alınan bir madde tükürük içinde çözülmeden o maddenin tadı alınamaz.
  30. Bebekler 300 kemikler doğar, bu sayı büyüdükçe azalır çünkü kemikler olgunlaşarak birleşir.
  31. İnsan vücudundaki en güçlü kas dildir.
  32. Akşamleyin boy, gündüz boyundan 1 cm daha fazladır. Çünkü gün boyu ayakta durmak ve yerçekiminin etkisi kıkırdaklar arası bağı birbirine daha da kenetler.
  33. Bir adım atmak için 200 kas harekete geçiyor.
  34. Parmak izi gibi dil izi de benzersizdir.
  35. Vücudumuzda 3 cm çivi yapacak kadar demir bulunur.
  36. Dudakların kırmızı renkli görülmesi bu bölgedeki kan damarlarından kaynaklanır.
  37. Kendinizi gıdıklayamazsınız. Şimdi boşuna denemeyin!
  38. Vücudumuzda her 25 saniyede bir 25 milyon yeni hücre üretilir.
  39. Vücudumuzdaki kan günlük ortalama 96560 km yol alır.
  40. Vücut günde bir litrelik tükürük salgılar.
  41. Burun, sıcak havayı soğutan, soğuk havayı ısıtan bir klima görevindedir.
  42. Vücut, yarım galon suyu yarım saatte ısıtabilecek kadar bir ısı enerjisine sahiptir.
  43. En küçük kemik kulaktaki üzengidir.
  44. En büyük kemik uyluk kemiğidir.
  45. Ortalama bir ömre sahip kişinin kalbi tüm hayatı boyunca 3 milyar kez atıyor.
  46. Bir kam damlasında 5 milyon alyuvar, 300000 trombosit ve 10000 alyuvar vardır.
  47. Bir erkeğin testisleri her gün 10 milyon sperm üretir.
Şubat 2014

Berk bu yanıtı beğendi:

Hoparlör nasıl çalışır?

Hoparlöre gelen teller sabit bir mıknatısın kutupları arasına asılmış bir bobine bağlanır. Bu bobin bir elektromıknatıstır. Bobinin zerinden elektrik akımı geçtikçe bobin mıknatıs halini alır ve bobin sabit mıknatısa doğru çekilir. Bu çekim miktarı, bobinin manyetik alanının şiddetine veya bobinden geçen elektrik akımına bağlıdır. Bu elektrik akımının büyüklüğünü belirleyen ise ses dalgasının genliğidir. Bobinin ileri geri bir piston gibi hareket ederken az veya çok yer değiştirmesi sesin şiddetiyle ilgilidir. Bobinin titreşim temposunu ise sesin frekansı etkiler. Sonuç olarak, hoparlördeki bobin, zaman ve şiddete bağlı olarak ses sinyallerine göre titreşir.

Sesin çıkması ise hoparlördeki koniye bağlıdır. Bobine bağlı bobinle birlikte hareket eden bir koni vardır. Bu koni sertleştirilmiş kumaştan, ince kağıttan veya ince bir metalden yapılmıştır. Bu koninin ileri geri hareketleri havayı titreştirir. Böylelikle elektriksel sinyaller ses dalgalarına dönüştürülmüş olur.

Hoparlör
Şubat 2014

Berk bu yanıtı beğendi:

Türkiye'de neden bir dünya şirketi yok?

Nasıl yok? ... Siz sadece dil engeline takılan İnternet şirketlerinden bahsediyor olmalısınız. Dünyaya ürünlerini hem de yüklü miktarda satan bir çok şirketimiz mevcut; bunların altında Vestel ve Beko sayılabilir.
Ocak 2014

Berk  bu yazıyı beğendi:

Daha Keskin Duymak İçin...

Eğer kulaklarınızın daha keskin ve net duymasını istiyorsanız burada yazacağım birkaç küçük uygulama ile duyuşunuzu fark edilir derecede artırabilirsiniz.
  • Kulağınızı daima temizleyin. Kulağın içindeki kirler, dış kulağın getirdiği ses titreşimlerini emebilir ve bu nedenle duyum algısı daha az olabilir. Kulak
  • Yol çalışmaları, aşırı gürültülü müzik ortamları gibi yüksek ses çıkışı olan ortamlar iç kulağınıza zarar verebilir. Oysaki iç kulak sesin çözümlendiği önemli bir duyum merkezidir. Bu nedenle 98 desibeli aşan seslerin bulunduğu ortamlardan -yani gürültülü yerlerden- uzak kalın. Kulak
  • Sessiz kalın. Kuvvetli nefesler alıp verin veya koşarak yüksek sesle konuşun. Kulaklarınıza gelen sesleri birbirinden ayırt edin. Kulak
  • Radyo dinleyin veya TV izleyin. Duyduklarınızı birbirinden ayırt ederek -farkındalıkla- ne demek istediklerini anlayın. Arka plandaki sesleri duyun. Tüm bunlar sesleri filtrelemek için iyi bir egzersizdir. İşitmenizin keskin hale gelmesini sağlar. Kulak
  • Kulak sağlığı için beslenme de önemli. Bunun için meyve ve lifli gıdalar yiyin. Meyvelerdeki antioksidanlar işitme kaybını yavaşlatır. Lifli gıdalar ise daha fazla çiğnemenizi sağlayarak kulak kirlerinizin yerinden atılmasını sağlar. Kulak
Ocak 2014

Berk bir yanıt verdi.

Türkiye'de gerçek anlamda bir ses mühendisliği okulu var mı?

Öncelikle eğitim konusuna pek hakim değilim, belirtmek isterim. Ayrıca soruyu yönlendiren Hakan Unsal (@hakanunsal) 'a teşekkür ederim.

Müzik Teknolojileri veya Müzik Bilimleri diye bir bölüm olması gerekiyor. İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı ve Dokuz Eylül Üniversitesi GSF bu bölümlere sahipler diye biliyorum.

Başka bir üniversitenin bu tür bir programından bilgim yok. Nasıl girilir, şartlar nedir gibi konulara da doğal olarak uzağım.

Bunların dışında, özel olarak program veren merkezler var. Bunlardan bildiklerim Galatasaray ITM ve dünyaca da ünlü olan SAE Institute Türkiye'de ses kayıt/mühendislik üzerine eğitimler vermektedir. Eğitiminizi burada tamamladığınız taktirde programa ait sertifikaya sahip oluyorsunuz.

Ekleme:
Tam olarak lisans eğitimi veren kurumlar;
  • Yıldız Teknik Üniversitesi, Duysal Tasarım Bölümü
  • Bilgi Üniversitesi, Müzik Bölümü
  • İnönü Üniversitesi, Müzik Bilimleri Bölümü
  • Çankırı Karatekin GSF, Müzik Teknolijileri Bölümü
  • Cumhuriyet Üniversitesi, Müzik Teknojisi Bölümü
  • İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı
  • Dokuz Eylül Universitesi GSF, Müzik Bilimleri Bölümü
  • İTÜ Müzik İleri Araştırmalar Merkezi (yüksek lisans)
Sertifika programları veren kurumlar;
  • SAE Institute İstanbul
  • Galatasaray ITM
  • Modern Müzik Akademesi (MMA)
Ağustos 2013

Berk  bu yazıyı beğendi:

Trabzon'da Nereler Gezilmelidir?

Trabzon gerçekten de doğasıyla zengin bir ilimiz. Türkiye'de yaşayan her vatandaşın Karadeniz'i mutlaka görmesi gerekir. Karadeniz'de de Trabzon'u görmeden gezmek eksik bir gezmedir.
Trabzon

Trabzon'un coğrafi yapısına baktığımızda önümüze bol engebeli ve yüksek rakımlı araziler çıkar. Bu araziler su yönünden en zengin kaynakları barındırır. Susuzluk çekilmez. Aksine aşırı nemden ötürü ilk gittiğinizde alışmakta güçlük çekebilirsiniz. 1-2 günde de alışırsınız. Kuru iklimlerden gelenler yazları sıcak olmamasına rağmen nem dolayısıyla bunalabilir. Yaylalar ve yüksek rakımlı köyler serinlik ve ferahlık açısından yazların kaçınılmaz sığınaklarıdır. Buradan da anlayacağınız üzere ılıman bir iklime sahiptir.
Trabzon
Trabzon

Trabzon'un genel konumu itibarıyla komşu illeri Giresun, Gümüşhane, Bayburt ve Rize'dir. 17 tane ilçesi bulunmaktadır.Trabzon

Bu bilgilerden sonra Trabzon'u genel itibarıyla gezmek isteyenlerin nereleri mutlaka görmeleri ve ne yapmaları gerektiklerini sıralayalım:
  1. SÜMELA MANASTIRI
    Trabzon
    Dünya'da uçurumun içine kurulan yerleşim alanları gerçekten sınırlı sayıdadır. Bunlardan birisi de Trabzon'daki Sümela Manastırı. Burada gerçek bir inziva hayatı yaşamak isteyen Hristiyanlar gerçekten zor ulaşılır bir manastır inşa etmiş. Gerçekten büyüleyici ve etkileyici. Mutlaka görülmeli.
    Manastır Maçka ilçesinde bulunuyor. Müzekart ile giriş yapılıyor, ücretli olarak 8 TL. Yaz kış açık olduğu saatler 09.00-17.00 arası. Tatil günleri ise pazartesi.
    Trabzon
    Adres: Altındere Vadisi, Maçka
    Web Adresi: trabzonmuzesi.gov.tr
    E-Posta: sumela@muze.gov.tr
    Tel: (0462) 531 10 64
  2. BOZTEPE
    Trabzon
    Her şehrin, bakıldığında size her yerini gösterecek bir tepesi vardır. Trabzon'un bu tepesi de Boztepe... Boztepe gerçekten bir gününüzü geçirebileceğiniz bir yer. Hele de aile olarak gidecekseniz semaver ve sohbet keyfini yaşayacağınız en güzel yerlerden birisi. Havası tertemiz olan Boztepe'de bir de Akçaabat köftesi yemeyi kesinlikle unutmayın. TrabzonTrabzon
    Haritadan da gördüğünüz üzere Atatürk Alanı'ndan direkt olarak Boztepe'ye çıkabilirsiniz. Yolların fazlasıyla dik, engebeli ve dar olduğunu unutmayın! Ayrıca Çukurçayır-Boztepe hattındaki belediye otobüsüyle de Boztepe'ye gidebilirsiniz.
  3. TRABZON ATATÜRK KÖŞKÜTrabzon
    Büyük önderimizin Trabzon'a geldiğinde kalan köşk gerçekten harika bir bahçeye ve tasarıma sahip. Onlarca çeşit çiçekli bahçesi ve köşk içindeki Atatürk eşyalarıyla bir yandan size tarihi bir heyecan verirken bir yandan doğanın huzurunu yaşatacak.Trabzon
    Trabzon

    Trabzon
    Atatürk Köşkü'ne kendi aracınızla gitmek için yukarıdaki yolu takip edebileceğiniz gibi belediyenin Köşk hattından giden otobüsleriyle de ulaşabilirsiniz.
  4. AYASOFYA MÜZESİTrabzon
    İstanbul'daki Ayasofya'nın küçüğü diyelim! Evet, zamanında kilise olarak kullanılmış. Bulunduğu konum itibarıyla denize karşı mükemmel bir manzarası var. Atatürk Köşkü'ndeki gibi burada da çok güzel bir bahçe mevcut. Ulaşımı kolay çünkü hemen karayolunun kenarında biraz daha yüksekte yer alıyor. Giderken uğranılacak bir konumda.
    TrabzonTrabzonTrabzonTrabzon
  5. UZUNGÖLTrabzon
    Uzungöl'ü bilmeyen yoktur ki dış ülkelerden gelenlerin Trabzon'da en çok ziyaret ettikleri yer Uzungöl'dür. Uzungöl özellikle temiz hava almak ve kendini gerçekten doğanın kucağında hissetmek isteyenler için Trabzon'da gidilmesi gereken ilk yer. Tertemiz gölü çevreleyen dağlardaki çam ağaçları doğanın ne kadar asil olduğunu gösteriyor. Huzur, dinginlik ve sessizliğiyle Uzungöl aynı zamanda balayı geçirmek isteyen çiftlerin de bir tercih yeridir.Trabzon
    Uzungöl, Trabzon'un Çaykara ilçesinde bulunmakla birlikte merkezden Uzungöl'e gidiş yaklaşık 2 saati bulmaktadır.Trabzon
Ağustos 2013

Berk bu yanıtı beğendi:

Gayet düzgün bıraktığım kulaklık kablomu neden hiç dokunmadığım halde, birkaç gün sonra düğümler içinde bulurum?

Yukarıdaki yorumların baştan sona hepsi çok saçma inanmayın. O kablonun kıvrılma sebebini açıklıyorum şimdi...

Kablo cini.
Kablo cini diye bir cin var, normalde gözle göremiyorsunuz bunu (sanki diğer cinleri gördünüz de bir bu kaldı görmedik). Neyse, bu cin diğerlerine az çok benziyor, o da yeşil ve ters ayaklı. Kablonun içindeki latex adı verilen maddeyi tüketerek yaşıyorlar dişleri de metafizik elektron mikroskobuyla bakarsanız eğer; aynı köpek balığının dişleri gibi tırtık tırtık ve acayip keskin.

Bunlar gece 23:36'dan sonra acıkırlar ve özellikle elastikiyetleri fazla ve yumuşak olan kulaklık kablolarına dadanırlar mikron mikron kemirmeye başlarlar @serkan'ında dediği gibi bu minik hareketler kabloya bir ivme verir zamanla kablo kıvrım kıvrım olur.

Bu cinler pislik olsun diye kemirdikleri yerlerde oluşan boşlukları da dışkılarıyla doldururlar ve siz kabloyu dişlerinizi kullanarak açmaya çalışırken onlar bir köşe de size kıs kıs gülerek eğlenir, makara yaparlar.

İşte kulaklık kablosunun gerçek kıvrılma sebebi budur. Kablo cini..
Ağustos 2013

Berk bir yanıta alt yorum yaptı

Aslında sorunun cevabı olmayan, sadece düşüncelerimi belirttiğim bu uzun yazı, zamanında başka bir kullanıcının vermiş olduğu cevaba karşılık niteliğindedir.
Dünyanın milyarlarca yıl önce oluştuğu söyleniyor; insanlığın da milyonlarca yıl önce... İnsanoğlunun sürekli üreyen bir canlı türü olduğunu hepimiz biliyoruz. Sürekli üreyen insanlar, dünya üzerindeki sayılarını da doğal olarak arttırıyorlardı. Sonuç olarak toplumlar oluşmaya başladı. Bu toplumlar bir zaman sonra birbirlerinden koptular ve farklı yerlerde, farklı bölgelerde birbirlerinden ayrı yaşamaya başladılar. Yaşadıkları yerlere göre hepsinin ihtiyaçları (temel ihtiyaçlar dışında) farklılıklar gösterdi. Bu ihtiyaçlar sonucu kendi aralarında iletişime geçmek zorundaydılar.

Şu an Güney Amerika diye tabir ettiğimiz yerdeki yaşam standartı farklıydı, kutuplara daha yakın bölgelerde yaşam standartları başkaydı. Bu insanlar, yaşam standartları, ihtiyaçları gibi konular üzerinden kendi aralarında iletişimde olduklarını düşündüğümüzde, farklılık gösteren yaşam standartlarından dolayı iletişimde oldukları konular da farklılıklar gösteriyordu. Birbirlerinden çok uzakta ve haberleri olmadıklarından dolayı da her nesneye kendilerince hitap etme gereksiniminde bulundular. Yani insanlar konuşmaya başlamasından günümüze kadar ki süreçte, -farazi konuşmak gerekirse- bir topluluk elmaya "kiki" derken, başka bir topluluk "hoho" gibi şeyler dediler.

Yakın tarihte bile; bundan 100 yıl önce, yaşadığımız topraklar üzerinde konuşulan dil başka iken şimdi farklı bir dil konuşuyoruz. Ve biz burada milyonlarca yıldan bahsediyoruz ki; milyonlarca yıl içinde değişime geçen kelimeler, nesnelere verilen yeni kelimeler hesabına girdiğimizde aşırı derecede konular ortaya çıkacaktır.

Demek istediğim milyonlarca yıl içinde insanların sürekli bir şeyler öğrendikleri ve ürettikleridir ki hala bir şeyler öğrenip, üretiyoruz. O yüzden benim düşünceme göre ilk insanlar konuşamıyordu. Bu kabiliyetleri sonradan kazandılar; pek çok şeyi sonradan kazandıkları gibi. Düşünsenize... ilk insanlar konuşabilseydi, şu anda bu kadar farklı ırklar, yaşamlar, kültürler, insanlar; yani genel olarak bu kadar farklılık olur muydu? Bence olmazdı. Bu benim düşüncemdir.

Çok daha fazla şey yazabilir, örneklendirebilirdim ama bu kadarın yeterli olacağını düşünüyorum. Ben böyle düşünüyorum, siz daha farklı düşünebilirsiniz, başkası daha farklı düşünebilir. Zaten ilk insanlar konuşuyor olsaydı, aralarındaki iletişim bağı da çoğunlukla aynı olacaktı ve çoğumuz da aynı şeyleri düşünüyor, konuşuyor olmaz mıydık?
Ağustos 2013

Berk bu yanıtı beğendi:

Hareket olmadan ses oluşması mümkün müdür?

Bu işin pek ehili değilim ama şöyle bir mantık yürütelim. Öncelikle ses nedir ve nasıl oluşur sorusuna cevap verirsek bunun cevabını da buluruz. Ses en basit tanımla kulağımızın duyabileceği titreşimlerdir. Ses mekanik bir dalgadır ve yayılmak için maddesel bir ortama ihtiyaç duyar. Çünkü titreşen moleküller olmalıdır ki ses çıksın. Moleküllerin titreşmesi içinde itici bir güce yani harekete ihtiyaç vardır. Aynı şekilde sesin oluşumu da bir kaynağa bağlıdır ve ses kaynağı moleküller arası bir hareket yaratmadan sesi duymak mümkün değildir.
Ağustos 2012

Berk bu yanıtı beğendi:

Telif hakları zamanla ortadan kalkabilir mi?

Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nu madde 27'ye göre;

Koruma süresi, eser sahibi yaşadığı sürece ve ölümünden itibaren 70 yıldır.
Eser sahibi tüzel kişiyse, koruma süresi aleniyet tarihinden itibaren 70 yıldır. Sahibinin ölümünden sonra alenîleşen eserlerde koruma süresi ölüm tarihinden sonra 70 yıldır.

Ayrıca, eserler ülke için kültürel bir önem taşıyorsa hak sahiplerine münasip bir bedel ödenmesiyle koruma süresinin bitiminden önce kamuya maledilebilir.


Ağustos 2012

Berk bir yanıt verdi.

Spor bir ülke için niçin önemlidir?

Sporun ülkeler arasındaki önemi soğuk savaş dönemine dayanmaktadır.

Soğuk savaş, 1947'den 1991 yılına kadar batı ve doğu arasındaki uluslararası siyasi ve askeri gerginlik olarak tanımlanmaktadır. Soğuk savaş döneminde siyasi ve askeri güçlerin dışında milletler, birbirlerine karşı her alanda üstünlük kurmaya çalışmışlardır. (Ör: ABD ve günümüz Rusya'sının uzay bilimi üzerindeki çatışması vs)


2. Dünya Savaşı sırasında Olimpiyat Oyunları ve Futbol Dünya Kupası gibi büyük spor organizasyonları yapılamamıştır. 2. Dünya Savaşı sonrası cereyan eden Soğuk Savaş Dönemi ise spor organizasyonları gibi birçok alanda ülkelerin birbirlerine karşı üstünlük kurma isteğini doğurmuştur. Bu dönemde, özellikle atletizm alanında birçok sporcu ülke koruması altına alınmış ve oyunlar öncesi doping etkisi yaratan ilaçlarla müsabakalara gönderilmiştir.


Özellikle 1970'li ve 80'li yıllarda Doğu Almanya atletizmde birçok branşta diğer ülkelere üstünlük sağlamıştı. Birçok tartışmalı dünya rekorunun kırıldığı bu olimpiyatlarda bazı sporcuların ilaç kullandığına dair belgeler bile yayınlanmıştı. O dönemler Doğu Almanya adına yarışan Marita Koch'un kadınlar 400 metredeki 47.60'lık derecesi halen kırılamamıştır.
Ağustos 2012

Berk  yeni bir  gönderide  bulundu.

Ağustos 2012

Berk  yeni bir  gönderide  bulundu.

Ağustos 2012

Berk bir yanıt verdi.

İşler Güçler dizisini nasıl buluyorsunuz?

Kaliteli bir komedi olarak karşımıza çıksa da reyting bazında şuana kadar istediğini elde edemedi. Dizinin yönetmeni Selçuk Aydemir'in bir önceki komedi dizisi Üsküdar'a Giderken, reyting kurbanı olup 13. bölümde yayından kaldırılmıştı.

İki dizi arasındaki ortak nokta ise sosyal medyada çok rağbet görüp, reyting bazında tersinin olmasıdır. İzleyici kitlesinin genellikle genç ve interneti daha yüksek oranda kullanan izleyenler olması buna sebep olarak gösterilebilir.


Aynı söylenti Behzat Ç.'nin ilk bölümlerinde de yaşanmış, ancak izleyenleri diziye daha çok sahip çıkarak yayınlandığı kanalın en çok izlenen dizisi olmasını başarmıştı. Umarım diğer bir kaliteli iş olan Üsküdar'a Giderken'in başına gelenler İşler Güçler'in başına gelmez ve uzun, aynı zamanda tadında bir yayın dönemi geçirirler.


Düzenleme: STAR TV resmi facebook sayfasında şimdi okuduğum durum güncellemesine göre yeni sezonda da ekranlarda olacakmış.

Ağustos 2012

Berk bir yanıt verdi.

Futbol tarihinin en başarısız transferleri nelerdir?

Takımlar ve taraftarlarınca değişiklik gösterecek bu göreceli soruya İtalyanlar 2003 yılından bu yana ortak bir görüş kazandırmıştır.

İtalya'nın Rai Radio 2'de yayınlanan bir programın ilk olarak 2003 yılında başlattığı bu uygulama günümüzde de halen devam etmektedir. Artık daha yaygın bir oylama işleminden geçen anket sonucunda, her yıl beklentileri karşılayamayan oyunculara Bidone D'oro ödülü (radio.rai.it/radio2/bidone) ödülü verilir. Türkçe karşılığı ise "Yılın Bidonu"dur.

Galatasaray'ın bonservisi Juventus'ta olan oyuncusu Felipe Melo 2009'da, Beşiktaş'ın Inter'den transfer ettiği Ricardo Quaresma da 2007 de bu ödülü kazanmışlardır. Fenerbahçe'nin bu yıl tranfer ettiği Miloş Krasiç ise 2011'de 3. olmuştur. Ayrıca benzer bir uygulamanın Fransa ayağında da eski Fenerbahçeli oyuncu Diego Lugano 2011'de yılın bidonu seçilmiştir.
Ağustos 2012

Berk bir yanıt verdi.

Futbolcuların oruç tutması sizce ne kadar doğru?

İnanç, bir insanın en büyük özgürlüklerinden biridir. Doğal olarak başka bir kimsenin veya kimselerin insanların inançlarına karışması, karşı çıkması gibi durumlar uygun değildir.

Futbol, günümüzde iyice endüstrileşen yapılardan biri haline gelmiştir. Futbolcular ise bu endüstride profesyonel olarak yer edinen sporcular haline gelmiştir. İnanç ve futbolun birleştiği noktada ise tartışmalar başlamıştır.


Özellikle müslüman ülkelerde rastlanılan bu durum, artık sahalardaki dini inancı İslam olan birçok futbolcuyla birlikte gündem olmuştur. Avrupa'daki birçok ligde bunun örneklerini görmek mümkündür. Özellikle Türkiye'de de oruç tutan futbolcular, ramazan ayı itibariyle bir şekilde haber yapılır.


Eğer bir futbolcu, futbola profesyonellik olarak bakıyor ise kulüplerin ve ya teknik yetkilinin şartlarına da uyması gerekmektedir. Ancak en başta dediğimiz gibi dinin inanç karışılamaz bir özgürlüktür. Özellikle son yıllarda ramazanın yaz aylarına denk gelmesiyle birlikte, tutulan oruç saatinin uzaması ve bir sporcunun en çok karşılaştığı şey olan sıvı kaybının artışının futbolcuları zorladığı bir gerçektir.
Ağustos 2012

Berk bir yanıt verdi.

Viski'nin tarihi nedir? Nerede ortaya çıkmıştır?

Viski, arpa maltının mayalandırıp damıtılmasıyla elde edilen bir içki türüdür. Alkol yüzdesi oldukça yüksek, sert bir içkidir. Ana vatanı ise hala tartışmaların devam ettiği İrlanda ve İskoçya'dır. Her iki ülke de viskisiyle meşhurdur.

Günümüzde kullandığımız benzeri içecekler gibi viski de tıbbi gereksinim olarak icat edilmiştir. Viskinin kelime anlamı, eskiden Britanya bölgesinde konuşulan bir dilde "hayat suyu", "yaşam sıvısı" gibi anlamlar olduğu söylenmektedir.


Tam olarak ne zaman bulunduğu söylenemese de ilk yazılı kaynaklar 1400lü yılları göstermektedir. Ancak tarihçiler, viskinin icadının çok daha öncesinde gerçekleştiğini ve kaynakların olduğu zamanlarda yaygın olarak kullanıldığını söylemektedir.


Günümüzde ise İrlanda, İskoçya, ABD ve Kanada'da üretimi oldukça yaygındır.

Ağustos 2012

Berk bir yanıt verdi.

Telif hakları zamanla ortadan kalkabilir mi?

Kalkacağını sanmıyorum.

Giderek daha da özelleşen dünya düzeninde telif büyük bir payı oluşturuyor. Günümüzde devlete ait kurumlar bile şahıslar üzerine devredilebiliyor ise bir buluş veya herhangi bir şeyin kullanım, dağıtım vb gibi hakları şahıs ve ya kurumlar üzerinde kalmaya devam edecektir.

Ağustos 2012

Berk bir yanıt verdi.

Türkiye'de sinema filmi çekmeden önce bakanlıktan izin alınması gerekiyor mu?

Bu sadece Türkiye'ye has bir uygulama değil. Sanmıyorum ki dünyanın başka bir yerinde de eline kamerayı alan "motor" deyip bir sinema filmi çeksin...

Öncelikle yapılan iş profesyonel bir statüde. Bir sinema setinde çalışan onlarca, belki yüzlerce profesyonel işçi var. Proje başındaki isim "hop haydi çekelim" diyerek bu işi yapmıyor. Gerekli olan izinler, yetkili makamlardan alınmadan bir proje içerisine girmek zaten mantıken uygun değil.

Daha Fazla