Bilmek istediğin her şeye ulaş

Rehberlik Ve Psikolojik Danışmanlık Öğrencisi Ahmet Kalafat inploid.com'da 3 soru sordu, 59 soru yanıtladı ve 9 takipçisi var.

Kasım 2014

Ahmet Kalafat bu yanıtı beğendi:

Anadolu Lisesi son sınıf öğrencisiyim. Psikoloji veya PDR istiyorum. Her iki bölüm için önerileriniz nelerdir?

Bu biraz daha kişiye kalmış birşey ama ben sana bildiklerimden bazılarını yazayım sen kendin karar ver. Eğer psikoloji okursan hastanelerde çalışabilirsin ama pdr okursan çalışamazsın psikoloji okursan pedagojik formasyon alırsan pdr okuyanların olduğu gibi rehber öğretmen olabilirsin(tabi bu hala muallakta olan bir durum bunun bir garantisi yok yasa çıkmazsa boşuna ümitlenme) . Eğer üniversitede çalışırımnotları yüksek tutarım falan diyorsan psikolojiye gidip çap yapmak için pdr derslerini alırsın ya da psikoloji okuyup pdr üzerine yüksek lisans falan yaparsın vs. bir sürü seçenek var önünde. Yazı genel olarak psikoloji okumaya teşvik eder gibi oldu ama amacım öyle değil ben okuduğum bölümden memnunum. Pdr okurken aile danışmanlığı sertifikası alırsan özel sektörde danışma merkezlerinde iş bulma imkanın artar. Sırf zevk için okuyacaksan benim için iş sıkıntı değil diyorsan git felsefe oku. İdeallerini göz önünde bulundurarak çıkarlarını koruyan bir bölüm seç. : D
Eylül 2014

Ahmet KalafatRehberlik konu başlığını takip etmeye başladı.

Rehberlik

Formatting of continuation data will be changing soon. To continue using the current formatting, use the 'rawcontinue' parameter. To begin u...

Haziran 2014

Ahmet Kalafat bir yanıta alt yorum yaptı

Soruma kısa sürede vermiş olduğunuz cevap için çok teşekkür ediyorum. Bu platformun en güzel yanı siz kurucuların da paylaşımlarda aktif olmasıdır bana göre.Bu sayede daha samimi ve sıcak bir ortamda paylaşımlarda bulunmuş oluyoruz.
Inploid sürekli büyüyen bir platformdur. Büyüme şu ana kadar tamamen organik olarak ve halihazırdaki kullanıcılarımızın kendi destekleri ile gerçekleşiyor. Şu an için bizim hedeflediğimiz büyüklükte değil ancak daima büyüyen bir platform olması da hedeflerimiz arasında idi ve bunu gerçekleştiriyoruz. İçerik sektörü Türkiye gibi bir ülkedeki en zor sektörlerden ancak inploid bu konuda gerçekten çok iyi bir yere geldi ve kullanıcılarının byük desteği ile belki de bu sektörde bir ilki başardı. Hedeflerimiz sürekli yeniler eklenerek artıyor ancak kilometre taşlarını da bir bir geçiyoruz. Elbette ki sizlerin sayesinde, yakın gelecekte, çok daha bilinir ve daha fazla kullanıcının faydalandığı bir platform olarak yoluna devam edeceğine ben kendi adıma eminim.
  • Bounca Rate %24 - Gelen her 100 kişiden 66'sı sitede kalıyor ve faydalanmaya devam ediyor.
  • Katılım %37 - Her 100 üyeden 37'si aktif olarak kullanıyor. Yanıtlama dışında okuyan ve bilgilerden faydalanan kesim de oldukça fazla.
  • Sorularda Yanıtlanma Oranı %78 - Her 100 sorunun 78'i yanıt alıyor.
  • Son 1 yıldaki büyüme günlük ziyaretçi bakımından %340
Bunlar bizim açımızdan doğru yolda olduğumuza dair önemli veriler.
Haziran 2014

Ahmet Kalafat bu yanıtı beğendi:

Haziran 2014 itibariyle inploid hedeflediği yerde midir?

Inploid sürekli büyüyen bir platformdur. Büyüme şu ana kadar tamamen organik olarak ve halihazırdaki kullanıcılarımızın kendi destekleri ile gerçekleşiyor. Şu an için bizim hedeflediğimiz büyüklükte değil ancak daima büyüyen bir platform olması da hedeflerimiz arasında idi ve bunu gerçekleştiriyoruz. İçerik sektörü Türkiye gibi bir ülkedeki en zor sektörlerden ancak inploid bu konuda gerçekten çok iyi bir yere geldi ve kullanıcılarının byük desteği ile belki de bu sektörde bir ilki başardı. Hedeflerimiz sürekli yeniler eklenerek artıyor ancak kilometre taşlarını da bir bir geçiyoruz. Elbette ki sizlerin sayesinde, yakın gelecekte, çok daha bilinir ve daha fazla kullanıcının faydalandığı bir platform olarak yoluna devam edeceğine ben kendi adıma eminim.
  • Bounca Rate %24 - Gelen her 100 kişiden 66'sı sitede kalıyor ve faydalanmaya devam ediyor.
  • Katılım %37 - Her 100 üyeden 37'si aktif olarak kullanıyor. Yanıtlama dışında okuyan ve bilgilerden faydalanan kesim de oldukça fazla.
  • Sorularda Yanıtlanma Oranı %78 - Her 100 sorunun 78'i yanıt alıyor.
  • Son 1 yıldaki büyüme günlük ziyaretçi bakımından %340
Bunlar bizim açımızdan doğru yolda olduğumuza dair önemli veriler.
Haziran 2014

Ahmet Kalafat yeni bir  soru  sordu.

Haziran 2014

Ahmet Kalafat bir yanıt verdi.

Önerebileceğiniz güzel kısa filmler nelerdir?

Room 8... İzleyince anlarsınız...

Haziran 2014

Ahmet Kalafat  yeni bir  gönderide  bulundu.

Room 8 - Gerçektende beyni yakıyor




Film, bir Rus hapishanesinde geçiyor. 6 dakika süren bu kısa filmde, insanın kişisel özgürlüğü ve ruhunun mahkumiyeti gibi zıt kavramlar metaforlarla güçlendirilerek anlatılıyor.
Bir mahkum, bir hapishane, gizemli bir kırmızı kutu ve kısır döngü...
Mayıs 2014

Ahmet Kalafat bir yanıt verdi.

Mevlana'nın dostluk üzerine sözleri nelerdir?

  • Sevgide güneş gibi ol, dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol, hataları örtmede gece gibi ol, tevazuda toprak gibi ol, öfkede ölü gibi ol, her ne olursan ol, ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.
  • Sohbet vardır, keskin bir kılıca benzer; bostanı, ekini kış gibi kesip biçer.
  • Sohbet vardır, ilkbahar gibidir. Her tarafı yapar, sayısız meyveler verir.
  • İhtiyat ve tedbir ona derler ki, kötü zannı gideresin, kaçıp kötülüklerden kurtulasın.
  • Seni dostundan ayıran sözü dinleme. O sözde ziyan vardır, ziyan!
  • Kim benlikten kurtulursa bütün benlikler onun olur.Kendisine dost olmadığı için herkese dost kesilir.
  • Nakışsız bir ayna haline gelir, değer kazanır. Çünkü bütün nakışları aksettirir
  • İyilik, hoşluk zamanında hepsi dosttur, eştir. Fakat dert ve gam zamanı Allah'tan başka kim sana dost?
  • Dost nasıl dosttur Rey ve tedbir bakımından merdivene benzeyen, seni aklıyla her an irşat edip yücelten dost. Sevilecek biri olmadığın zamanlarda bile Seni Sevmeli... Sarılacak biri olmadığın zamanlarda bile Sana Sarılmalı... Dayanılmaz olduğun zamanlarda bile Sana Dayanmalı... Dost dediğin; fanatik olmalı; Bütün dünya seni üzdüğünde Sana moral vermeli. Güzel haberler aldığında seninle dans etmeli, Ve ağladığında, seninle ağlamalı... Ama hepsinden daha çok; Dost matematiksel olmali; Sevinci çarpmalı... Üzüntüyü bölmeli... Geçmişi çıkarmalı... Yarını toplamalıi...
  • Kalbinin derinliklerindeki ihtiyacı hesaplamalı... Ve her zaman bütün parçalardan daha büyük olmalı... İşi bitince seni bir tarafa atmamalı...
  • Vazifesini tam yerine getirmemiş olanın vicdan yarasına ne mazaretin devası ne ilacın şifası deva getirmiş...
  • Aşk altın değildir, saklanmaz. Aşıkın bütün sırları meydandadır...
  • ''Sen dost olursan, sayısız dost görürsün''
  • 'İnsanın gönlü, uyandırılacak, nurlar saçacak bir mumdur.
  • Dostun ayrılığından ötürü bir yırtık vardır, bu yırtığın dikilmesi gerektir.
  • Ey gönül yapmaktan ve gönül yakmaktan, gülmekten ve ağlamaktan haberi olmayan gafil!
  • Aşk, bir geliştir, aşk bir haldir, bellenip öğrenilecek bir şey değildir'...Mevlânâ
  • "Duydum ki kapıma gelmiş, tokmak olmadığı için kapıya vurmadan geri dönmüşsün. Bilmez misin, kalp kapısının tokmağa ihtiyacı yoktur; o ancak içeriden açılır... " Hz. Mevlana
  • Dost ise düşünme, ver ömrünü gitsin. Dost değilse, hiç bekletme yol ver gitsin.
  • Gülün dostu dikendir. Mevlana
  • Ey oğul, herkesin ölümü kendi rengindendir. Düşmana düşmandır, dosta dost! Mevlana
  • İki parmağını gözünün ucuna koy bir şey görebiliyor musun bu dünyadan sen göremiyorsun diye bu alem yok değildir insan gözden ibarettir aslında, geri kalan cesettir göz ise ancak gerçek dostu görendir insan gözdür, görüştür, gerisi ettir insanın gözü neyi görüyorsa değeri o kadardır Mevlana
  • Sohbet vardır, keskin bir kılıca benzer; bostanı, ekini kış gibi kesip biçer.
  • Sohbet vardır, ilkbahar gibidir. Her tarafı yapar, sayısız meyveler verir.
  • İhtiyat ve tedbir ona derler ki, "kötü zannı gideresin, kaçıp kötülüklerden kurtulasın." (3/22/265-267)
  • Seni dostundan ayıran sözü dinleme. O sözde ziyan vardır, ziyan! (3/33/419)
  • Kim benlikten kurtulursa bütün benlikler onun olur. Kendisine dost olmadığı için herkese dost kesilir.
  • Nakışsız bir ayna haline gelir, değer kazanır. Çünkü bütün nakışları aksettirir. (5/218/2665-2666)
  • İyilik, hoşluk zamanında hepsi dosttur, eştir. Fakat dert ve gam zamanı Allah'tan başka kim sana dost? (5/262/3206)
Mayıs 2014

Ahmet Kalafat  yeni bir  gönderide  bulundu.

Mayıs 2014

Ahmet Kalafat  yeni bir  gönderide  bulundu.

Mayıs 2014

Ahmet Kalafat bir yanıt verdi.

Ulric Neisser hakkında kısa ve öz bilgi verebilir misiniz?

Almanya’da Kiel bölgesinde dünyaya gelen Ulric Neisser 3 yaşında ailesi tarafından ABD’ye getirildi. Harvard’da fizik üzerine eğilim aldı. George Miller isimli genç bir profesörden çok etkilenerek fiziğin kendisine uygun olmadığına karar verdi ve psikolojiye yöneldi. İletişim psikolojisiyle ilgili bir ders aldı ve böylelikle bilgi teorisiyle tanışmış oldu. Neisser ayrıca Koffka’nın
Gestalt Psikolojisinin İlkeleri isimli kitabından etkilendiğini de belirtmişti.

Neisser 1950 yılında Harvard’dan mezun olduktan sonra yüksek lisans için gittiği Swartmore’da Gestalt psikologlarından Wolfrang Köhler’in gözetmenliğinde çalıştı. Doktora eğitimi için tekrar Harvard’a döndü ve 1956′da doktora eğitimini tamamladı.
Bilişsel yaklaşıma doğru giderek artan bir ilgi olmasına rağmen Neisser akademik kariyer için davranışçılıktan başka çıkar yol görmemişti. “Ne öğrenmek zorunda olduğun önemliydi. Öyle bir dönemdi ki, bir farenin üzerinde gösteremedikçe hiçbir psikolojik fenomen gerçek sayılmazdı” (Baars’dan alıntı, 1986, s. 275) .
Neisser davranışçılığı sadece tuhaf değil, aynı zamanda biraz da “saçma” buluyordu. İlk akademik işini Brandeis Üniversitesi’nde bulduğu için şanslıydı, çünkü burada psikoloji departmanının başkanı Abraham Maslow idi. 0 dönemde Maslow da davranışçı eğiliminden kopmuş, kendi hümanistik yaklaşımını geliştirmekteydi. Maslow Neisser’ı hümanistik psikolojiye yönlendirme veya hümanistik psikolojiyi psikolojinin üçüncü gücü yapma konusunda başarılı olamadı ancak Neisser’a bilişsel konulardaki ilgilerini devam ettirebilmesi için bir fırsat sağlamış oldu. (Neisser daha sonra hümanistik psikolojinin değil, ama bilişsel psikolojinin üçüncü güç olduğunu iddia etmişti.)
Neisser 1967 yılında, “alanı kuran ve adını veren”
Bilişsel Psikoloji isimli kitabını yayımladı (Goleman, 1983, s. 54) . Kişisel olduğunu öne sürdüğü bu kitap gerçekle kendisinin nasıl bir psikolog olduğunu ve nasıl bir psikolog olmak istediğini anlatıyordu. Kitap ayrıca yeni psikolojiyi de tanımlıyordu. Bilişsel Psikoloji oldukça popüler oldu ancak Neisser kendisinin bilişsel psikolojinin “babası” olarak gösterilmesinden çok rahatsız olmuştu. Yeni düşünce ekolü kurma isteği yoktu, fakat kitabı psikolojiyi davranışçılıktan uzaklaştırmaya ve bilişsel anlayışa yakınlaştırmaya çok yardım.etmişti.

Neisser bilişsel terimini “duyusal verilerin dönüştürüldüğü, indirgendiği, detaylandırıldığı, saklandığı, hatırlandığı ve kullanıldığı” süreçler açısından tanımlamıştı. “Biliş insanoğlunun yapabilmesi mümkün olan her şeyi kapsıyordu” (Neisser, 1967, s4) . Bu nedenle bilişsel psikoloji duyum, algı, hayal kurma, hafıza, problem çözme, düşünme ve diğer tüm zihinsel faaliyetlerle ilgileniyordu.
Alanın tanıtılmasını sağlayan kitabın yazılmasından dokuz yıl sonra, 1976′da, Neisser
Biliş ve
Gerçeklik
isimli kitabını yazdı. Neisser bu kitabında bilişsel düşüncenin daralmasından ve gerçek dünya ortamları yerine yapay laboratuar ortamlarından veri elde etmesinden duyduğu hoşnutsuzluktan söz etmişti. Artık yanlış bulduğu bir düşünceden uyanmış, bilişsel psikoloji hareketinin, insanların gerçek dünya problemleriyle nasıl uğraştıklarına ilişkin bir anlayışa ancak çok az katkıda bulunduğu sonucuna ulaşmıştı.

Ve bilişsel psikolojinin kurulmasındaki en önemli şahsiyetlerinden birisi olan Neisser bir eleştirmen olarak daha önce davranışçılığı eleştirdiği gibi bilişsel psikolojiyi eleştirir oldu. 17 yıl Cornell Üniversitesi’nde kalan Neisser halen Atlanta’da Emory Üniversitesi’ndedir.
Bilgisayar Metaforu
Saatler ve otomatalar 17. Yüzyıl mekanik dünya görüşünün (geniş anlamda insan zihninin) metaforlarıydı. Bu mekanikler kolayca elde edilebilir ve kolayca anlaşılabilir modellerdi. Günümüzde mekanik evren görüşü ve ondan türeyen davranışçı psikolojinin yerine, fizikteki yeni bakış açısı ve psikolojideki bilişsel hareket geçmiştir.
Saat artık 20. Yüzyıl insan düşüncesi görüşü için iyi bir örnek değildi. Yeni bir metafora ihtiyaç vardı ve bir 20. Yüzyıl makinesi olan bilgisayar bir model olarak hizmet etmeye başlamıştı. Psikologlar bilgisayarların işleyiş şekillerini giderek artan bir şekilde bilişsel fenomeni açıklamak için kullanmaktaydı. Bilgisayarların yapay bir zeka sergilediği varsayılmaktadır ve işleyişi çoğunlukla insan terimleriyle betimlenmektedir. Örneğin bilgisayarların depolama kapasitesine hafıza, program kodlarına dil denilmektedir ve yeni nesil bilgisayarların geliştiği söylenmektedir (Campbell, 1988, Roszak, 1986) .
Aslında sembollerle uğraşan bir dizi komuttan başka bir şey olmayan bilgisayar programlarının insan zihnine benzer şekilde işlem yaptığı söylenebilir. Hem zihin hem de bilgisayar çok miktarda bilgiyi (uyancı veya veriyi) alıp kavrarlar. Bu bilgiyi işlemden geçirirler, yönetirler, depolayıp gerektiğinde geri çağırırlar ve çeşitli şekillerde üzerinde faaliyette bulunurlar. Bu nedenle programlama bilişsel insan bilgisi süreci görüşü için bir örnek oluşturur. Zihinsel işlemlerin açıklanmasına hizmet eden bilgisayarların kendisi değil bu programdır (yani donanım değil, yazılımdır) .
Bilişsel psikologlar bilişsel süreçlerle ilişkili herhangi bir fizyolojik süreçle değil, fakat nasıl düşündüğümüzün temelini oluşturan sembol kullanım düzeni ile ilgilenmişlerdir. Amaçlan “insanların hafızalarında depoladıktan ve kendilerinin cümleler kurup anlamasını, belirli deneyimlerde bulunmasını, hafızasına hükmetmesini ve yeni problemleri çözmesini sağlayan program kütüphanesini” keşfetmekti (Howard, 1983, s. 11) .
İnsan zihnine ilişkin bu bilgi işleme görüşü bilişsel psikolojinin temelini oluşturur. Psikoloji tarihi 100 yıldan fazla bir süre içerisinde çalışma konusuna model olmak üzere saatlerden metaforlara ilerlemiştir. Fakat her ikisinin de makine olması önemli bir konudur. Bu durum psikolojinin evrim süreci içerisinde eski ve yeni psikoloji ekolleri arasındaki tarihsel sürekliliği gösterir.
KAYNAK:

SCHULTZ, Duane P. & SCHULTZ, Sydney Ellen (2002) A History Of Modern Psychology
Mayıs 2014

Ahmet KalafatKomedi konu başlığını takip etmeye başladı.

Komedi

Komedi veya güldürü'nün klasik (komedi tiyatrosu) ve popüler (güldürme amaçlı espri) olmak üzere izlediği yolları vardır. Tiyatroda bu yol,...

Mayıs 2014

Ahmet Kalafat  yeni bir  gönderide  bulundu.

Yalan Sanırım - Tolga ÇEVİK & Özer ATİK

Biraz hüzün biraz neşe... Güzelce dengelenip harmanlanmış bir eser ortaya çıkmış...

Mayıs 2014

Ahmet Kalafat bir yanıt verdi.

En etkileyici bulduğunuz yerli ve yabancı diziler nelerdir?

Televizyon DizisiPerson of İnterest kurgusuyla ve akıcılığıyla harika bir dizidir. 3. Sezonu yeni bitti ve izlediğim en iyi dizi. Bilim kurgu, suç, drama, gerilim tarzı dizidir.


Bir diğeri ise Arrow. Ama Person of İnterest kesinlikle daha iyi bence.
Mayıs 2014

Ahmet Kalafat bir yanıt verdi.

Bir insanın size yalan söylediğini hangi anda anlarsınız?

Beden diliyle bir kişinin yalan söylediğini anlayabilmek için, önce beden diliyle ilgili bazı bilgilere sahip olmak, sonra çok iyi bir gözlemci olmak gerekmektedir. Ancak şunu hemen belirtmek gerekir ki beden dilini ne kadar iyi bilirseniz bilin ya da ne kadar iyi bir gözlemci olursanız olun, bunların hiçbir kişiye sen kesinlikle yalan söylüyorsun demek için yeterli nedenler değildir. Ayrıca kişinin hareketlerine bakarak direk sen yalancısın demekte doğru olmaz. Bu konuda kişinin hareketleri bizlere sadece yalan söylediği konusunda ipuçları verebilmekte ancak kesin doğruyu vermemektedir.
Yalan insanda psişik( ruhsal ) bir gerginliğe sebep olur. Çünkü insan beyni mantık üzerine çalışmaktadır. Dolayısıyla söylenilen şey ile gerçekte var olan şey arasında uyumsuzluk olduğunda, beyin otomatik olarak uyumsuzluk sinyalleri göndermeye başlar ve söylenilen şey ile beyinden verilen sinyaller arasında farklılıklar oluşur. Bundan dolayı kişi ruhsal bir gerginlik içine girer. Ruhsal gerginlik( stres ) direk olarak kişinin bedenine yansır( duygu-beden ilişkisi) ve kişinin yalan söylediği konusunda karşı tarafa ipucu verir. Eğer iyi bir gözlemciyseniz karşı tarafın gerginlik içine girdiğini hemen anlayabilirsin.
Yalan
Beden hareketleri özellikle yalan söylenildiğinde artmaktadır. Çünkü yalan söylemeye bağlı olarak kan akışı ve kalp atışlarında artış olmakta ve kişi stres altına girmektedir. Stres altında bulunan bir kişide kan sindirim sistemi organlarından çekilerek( mide, bağırsak) savunma organları olan kollara ve bacaklara doğru pompalanmakta ve bu durumda yalan söyleyen kişinin hareketlerinde artış yaratmaktadır. Yalan söyleyen kişi daha fazla kıpırdanmakta veya oturduğu yerde sağa sola sallanmaya başlamaktadır. Vücut savunmaya geçip hareketlenmeye başladığı için kişi bulunduğu yerde daha fazla hareket edebilmek adına bahaneler üretmeye başlar.
Yalan söyleyen insanlar bulundukları yerde oturmamak için yalanın hemen akabinde(1-2 dakika içerisinde ) bahane üreterek( su içemem lazım, lavaboya gitmem lazım vb. ) kalkar ve yer değiştirirler. Yani yalan söyleyen kişinin bedeninde beklenmeyen aşırı bir hareketlilik olur ki bu hareketlilikte karşı tarafa yalan söylediği konusunda ipucu verir.
Normal şartlar altında el hareketleri kişinin konuşmasıyla uyum içerisindedir. Ancak yalan söyleyen kişinin el hareketleriyle konuşması arasında bir uyumsuzluk vardır. Yani kişinin bedeni söylediği şeyleri tasdik edecek şekilde değil, uyumsuz ve farklı bir dilde hareket eder. Ya da yalan söyleyen kişi elleriyle aynı hareketi tekrarlamaya başlar yani elleriyle sürekli aynı hareketi yapar durur. Ya da kişi ellerini tamamen yok etmeye çalışır yani eller aslında avuç içleri saklanılarak gösterilmemeye, gizlenilmeye çalışılır. Çünkü avuç içleri (güvenilirliğin, doğruluğun, doğru söylenildiğinin göstergesidir, yalan söylemeyen bir kişi rahatlıkla avuç içlerini karşı tarafa gösterir) ben doğruyu söylüyorum, bana güvenebilirsin derken beyin söylenilen şeyin yalan olduğunu bildiği için otomatik olarak kişiye avuç içlerini saklama komutu verir.

Burun yalanla özdeşleştirilmiş bir organdır, Pinokyo’nun yalan söylediğinde burnunun uzaması gibi. Sinir sisteminin en hassas uçları burunda olduğundan dolayı, beyinin verdiği uyumsuzluk sinyalleri, kendini ilk olarak burunda gösterir ve burun karıncalanmaya, kaşınmaya başlar. Ancak her burnunu kaşıyan kişi yalan söylüyordur demek de doğru olmaz. Çünkü gerçekten burnu kaşındığı içinde bir kişi burnunu kaşıyabilir. Bu iki sebepten dolayı burun kaşımak arasında küçük farklılıklar vardır. . Dokunuştaki sertlik veya yumuşaklık kaşıntıdan mı yoksa yalan mı söylediğinden dokunduğunun ipucunu verir. Bir kişi gerçekten burnu kaşındığı için burnunu kaşıyorsa, bu kaşıma hareketi kaşıntıyı gidermek adına daha kaba hareketlerle ve sert darbelerle yapılır. Oysaki yalan söyleyen bir kişinin burnunu kaşıması kaşıntıyı giderecek şekilde değil de nazik hareketlerle ve küçük, yumuşak darbelerle olmaktadır ki bu hareket de kişinin söylediği şeyin tamda söylediği gibi olmadığının belirtisidir. Kadınlar yalan söylediklerinde burunlarıyla daha çok oynamaktadır.
Yalan
Gözleri kaçırmak ve korkudan gözbebeklerinin küçülmesi de yine yalan söylenildiğinin bir ipucudur. Yalan söyleyen bir kişi karşısındaki kişiyle göz teması kurmaktan kaçınır. Kişi konuşurken ya sürekli başka şeylerle ilgilenmeye ya da başka taraflara bakmaya çalışır. Kafasını karşısındaki kişinin bulunduğu taraftan başka taraflara çevirir, ya da gözlerini sağa, sola, aşağı, yukarı oynatılır. Ancak; bu hareketin beden dilinde yalan söylemek olduğunu bilen birisi ise bu sefer yalan söylerken gözlerini karşısındakinin gözlerine diker. Yani doğal olanın dışında ki her davranış kişinin yalan söylediğine bir delalettir.
Ellerin ya da eldeki herhangi bir şeyin yüze yaklaştırılması da yine yalan söylenildiğinin bir belirtisidir. Eller yüze ne kadar çok yaklaştırılıyorsa yalan söyleme yüzdesi o kadar çok artmaktadır. Çünkü yalan söylemek utanılacak bir şeydir ve eller bu utanılacak şeyi gizlemek, utanma duygusunu ortadan kaldırmak için yüze doğru yaklaştırılarak yüz kapatılmaya, gizlenmeye çalışılır. Bu hareket bedenin otomatik olarak verdiği bir tepkidir.
Yalan
Kişinin hafifçe öksürmesi de yalan söylediğinin başka bir belirtisidir. Kişi boğazını temizlemek maksadıyla hafifçe öksürür çünkü bedeni söylenilen yalanı kabul etmemekte ve onu dışarı atmak istemektedir. Öksürmekte bedenin otomatik olarak verdiği bir tepkidir. Öksürmenin zaman kazanmak içinde uygulandığı görülmektedir. Karşı taraf yalan söylenildiğini fark etmiştir ve kişiyi sıkıştırmaya başlamıştır. Böyle durumlarda yalan söyleyen kişi hemen öksürmeye başlayarak zaman kazanmaya ve söylediği yalana kılıf bulmaya çalışır.
Kişinin küçük küçük ıslık çalma çabası içine girmesi de yalan söylediğinin bir belirtisi olmaktadır. Kişi yalan söylediği zaman sözü biter bitmez hemen akabinde ıslık çalmaya başlar, ıslık çalınırken de genellikle gözler yukarıya doğru bakıyordur. Yalan söylenildiği zaman erkeklerde gözler ve çevresi kaşınmaya başlar. Kadınlarda da göz ve çevresinde kaşınmalar olmaktadır ancak kadınlar gözlerine makyaj yaptıkları için göz yerine göze en yakın olan burunlarıyla oynarlar. Yakayla oynamak, boynun özellikle yan tarafını(arka tarafı yani ense değil) okşamak, çocuklarda parmak emmek, bir aksesuara uzanmak ve onu eline alarak bu aksesuarla uğraşmak da yalan söylenildiğinin belirtileri arasında yer almaktadır.
Ancak bu belirtilerin hiçbirisi kişinin kesinlikle yalan söylediğini kanıtlamaz, kanıtlamış olsaydı eğer bir kişiyi tutuklamak için sadece beden dili yeterli olurdu. Bedenin vermiş olduğu bu tepkiler sadece yalan söylenildiğinin ipuçlarıdır, ispatı değildir.
Kaynak : bilgiustam.com/beden-diliyle-bir-kisinin...

ayrıca bu linke de bakılabilir : e-psikiyatri.com/kisinin-yalan-soyledigi... .
Mayıs 2014

Ahmet Kalafat  yeni bir  gönderide  bulundu.

SOMA’LI KÖMÜR İŞÇİSİ ÇİZMESİ ÇAMURLU- Doğan CÜCELOĞLU

MURAT YALÇIN’IN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
Çamurlu olduğu için sedye kirlenmesin diye çizmelerini çıkartmak isteyen kömür işçisi Murat Yalçın’ı Türkiye çok sevdi. Onu çok sevdik.
10022
Neden?
Sanırım Pedagog Adem Güneş’in “Anadolu Pedagojisi1” dediği, akademik olarak pek iyi tanımlanmamış olsa da, görünce hemen bildiğimiz, gönüllerimizin aşina olduğu bir insan terbiyesini, Anadolu insanının edebini temsil ettiği için.
Kömür işçisi Murat Yalçın’ı ben de çok sevdim. Onun kısa konuşmasını okurken, kısa videosunu dinlerken, içimden geçen, ‘Allah seni yetiştirenlerden, annenden, babandan, sana emeği geçen herkesten razı olsun, ’ oldu. Murat’ın annesini babasını, gerçekten tanımak isterim. Kendini bu kadar kabul etmiş, sevecen, öfkesiz, korkusuz ve tüm doğallığıyla kendi olabilen bir insanımız o. Çok iyi bir eş, çok iyi bir baba olduğundan ve öyle olmaya devam edeceğinden eminim. Onun içinde annesini, babasını, dedesini, nenesini, büyüdüğü aile ortamını tanımayı istiyorum; çünkü onlardan hepimizin öğrenecekleri olduğunu hissediyorum. Ve o öğreneceklerimi tüm Türkiye’ye duyurmak, anlatmak istiyorum.
2009 yılında ‘
Bir Gün Evden Çıkınca’ başlıklı bir yazı yazmıştım. O yazının tümünü okumaktan sizi kurtarmak için bir bölümünü buraya almak istiyorum. (Yazının tümünü okumak isteyenler dogancuceloglu.net/yazilar/543-bir-gun-... adresinden bulup okuyabilirler.)

4 Mayıs 2009 / Akatlar'daki evimden çıktım. Beşiktaş Belediyesinin genç bir temizlik görevlisi pür dikkat kaldırımın dibinde birikmiş olan çöpleri süpürüyordu. Baştan savma yapmıyordu. Kendini vermişti; işini önemsiyor ve elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyordu.

Yirmilerin ortalarında, temiz yüzlü, köy kökenli biriydi. İçim ısındı;

- Kolay gelsin!

- Sağ olasın; Allah razı olsun.

İçim doldu; içim doldu dolu yürümeye başladım. Bu toplumun özel bir yanı şimdi şu anda canlanmıştı, yaşıyordu; ben onun emeğine saygı duymuş, o emeğe tanıklık yapmıştım.

O da, Allah'ın nezdinde sahip olduğu en anlamlı manevi gücü, daha doğrusu, yaşamında belki de sahip olduğu tek anlamlı gücü, benim hizmetime vermiş, dua etmişti: "Allah razı olsun! "

Kafam bir sürü sorularla dolu, karmakarışık bir kafa ama dopdolu bir yürekle yürüdüm.

Neler üşüştü kafama, bir bilseniz.

Bu adamın yetiştiği ortam basit bir köy ortamıydı; anası babası çok muhtemelen okuma yazma bilmezdi. Ama öyle bir evlat yetiştirmişlerdi ki, bu insanlar hatır değer biliyorlar, emek veriyorlar, helalinden para kazanıyor ve sağlıklı bir toplumun temeli olan saygılı insan ilişkisi kurabiliyorlardı.

"Cahil köylü" olan bu ana babaların ne denli önemli bir iş yaptıklarının daha önce farkına varabilmiş miydim?
Daha önce pek üstünde düşünmemiştim; ama şimdi farkına varıyordum. Farkına varmanın zenginliğini yaşıyordum. Zenginleşmiştim; kendimi gerçekten zenginleşmiş hissediyordum.

"Bu köylü anne ve babaların çocuk yetiştirmesini inceleyen sosyologlarımız, psikologlarımız oldu mu? " diye aklımdan geçti. Zihnen bir not aldım; bu konuyu araştıracaktım.

Üniversitelerimizde, bu insanı, bu çöpçüyü, onun temsil ettiği değerleri, toplumun önemli bir yapı taşı olarak gören akademisyenlerimiz var mı?

Bu köylü ailenin temel değerlerinin kaynağında Ahmet Yesevi'nin katkısını merak ettim; var mı?

Kafam aldı başını gidiyor. Düşündükçe düşünüyorum: Mevki sahibi, o nedenle sorumluluk yüklü insanlar, böyle birini çalışırken gördüklerinde, "Kolay gelsin! " diyorlar mı?

Bunu söylemenin, ‘Kolay Gelsin! ’ demenin, bir toplum için ne kadar önemli olduğunun annelerimiz babalarımız farkında mı?

Öğretmenlerimiz farkında mı?

İş adamlarımız, bürokratlarımız, siyasetçilerimiz farkında mı?

Çizmelerini çıkarmak isteyen kömür işçisi Murat Yalçın’ın, ezik biri olduğunu (sosyal medyada bu tür paylaşımlar gördüm) düşünmüyorum. İşinin hakkını verir, ailesinin rızkının değerini bilir, gerekirse bu vatan için aslanlar gibi dövüşür, annesinin, babasının, büyüklerinin elini öper ama gerekirse saygıyla düşüncelerini de söyler. O edepli bir insan. Ve ben bu edepli insanı sevgiyle, muhabbetle ve de saygıyla kucaklıyorum.
Kömür İşçisi Murat Yalçın sadeliği içinde bana, bu kültürün gönül zenginliğini ve edebini temsil ediyor. Umarım aile terbiyemizde, eğitimimizde, iş hayatımızda, kamu yönetiminde, bu sade zenginliğin ve edebin değerini gerçekten bilen bir toplum olma yönünde gelişiriz.
Bunun sorumluluğu, farkına varan her birimize düşüyor.
Doğan Cüceloğlu (18.05.2014)
1 Adem Güneş, Çocukluk Sırrı, Nesil yayınları, İstanbul, 2011

dogancuceloglu.net/yazilar/913-somali-ko... .
Mayıs 2014

Ahmet Kalafat bu yanıtı beğendi:

“Çalışkan öğrencilerin ön sıraya, çalışkan olmayanların ise arka sıraya oturtulması” anlayışı eğitim stratejilerinde ne kadar doğrudur?

Her öğrenci kendini en rahat hissettiği , derse en çok konsantre olduğu yerde oturmalidir. Dizilerdeki gibi arka sıradakiler tembeldir mantığı ne kadar doğru olabilir? Ben de eğitim hayatım boyunca hep sınıfın en arka sıralarında oturdum üniversitedeyim ve hala en arkalarda oturuyorum. Çünkü boyle daha rahat hissediyorum. Arka sırada olan birçok arkadasimin da ön siradakilerden daha az alttan dersi var belirtmek isterim :)
Mayıs 2014

Ahmet Kalafat bu yanıtı beğendi:

Halk türkülerinin bildiğiniz ilginç hikayeleri nelerdir?

Büyük üstâd Volkan Konak'ın bestelediği bir şarkı, türkü olan 'Cerrahpaşa' hikayesi. Çok duygu yüklü bir şarkıdır ve Konak hangi programda okursa, söylerse gözleri dolar, ağlamaya başlar. Bir babanın Cerrahpaşa Hastanesindeki ölümünü anlatır.

Daha Fazla

İlgilendiği KonularTümü

İnsan Davranışları

3602 Kişi   955 Soru

Müzik

2851 Kişi   472 Soru

Genel Kültür (Muhabbet)

3451 Kişi   280 Soru

Eğitim

4005 Kişi   629 Soru

Ticaret

592 Kişi   138 Soru

Türkü

25 Kişi   15 Soru

Geyik Muhabbeti

1394 Kişi   816 Soru

Muhabbet

2082 Kişi   2355 Soru

Psikolojik Bozukluklar

39 Kişi   23 Soru

Meslekler

283 Kişi   144 Soru

Meslek Seçimi

771 Kişi   93 Soru

Eğitim Bilimleri

12 Kişi   7 Soru

Üniversite

399 Kişi   196 Soru

Psikoloji

2691 Kişi   947 Soru

Kitaplar

2916 Kişi   267 Soru

Psikoterapi

127 Kişi   60 Soru

Psikoloji Araştırmaları

117 Kişi   46 Soru

Sınav

222 Kişi   65 Soru

Sinema

3102 Kişi   300 Soru

Filmler

3199 Kişi   191 Soru

Üniversiteler (Türkiye)

2235 Kişi   175 Soru

Düşünce Tekniği

464 Kişi   30 Soru

Dizi

93 Kişi   62 Soru

Öğretmenlik

443 Kişi   73 Soru

Şizofreni

35 Kişi   22 Soru

Psikiyatri

177 Kişi   111 Soru

Baş Ağrısı

30 Kişi   18 Soru

Çocuk Ve Genç Psikolojisi

502 Kişi   79 Soru

İnsan Psikolojisi

265 Kişi   60 Soru

Eğitim Yazılımı

11 Kişi   1 Soru