Bilmek istediğin her şeye ulaş

Tayyar Ceyhan, 

Yayıncı

Duygularımız ve psikolojimizde anlık algılar olarak tespit ettiğimiz benlik kaynaklı yansımaları Allah'ın İsimleri çerçevesinde algilarveteklik.com da yorumlamaya çalışmaktayım ...

Eylül 2016

Tayyar Ceyhan bu yanıtı beğendi:

Bir insan kendine bir konuda psikolojik olarak baskı uygulayabilir mi?

İnsanın kendine yaptığını bir başkasının yapabilmesi mümkün değildir.. .
Eylül 2016

Tayyar Ceyhan bu yanıtı beğendi:

Vicdan nedir?

Kişinin kendisi için değil, bir başka canlı için doğru davranışı sergileme nedenidir.
Temmuz 2016

Tayyar Ceyhan bu yanıtı beğendi:

Varlık, madde ve ruhtan mı oluşur?

Tersten bakalım ; yanlış bir soru ile ilerleyelim : Yokluk neyden oluşur ?

Yada bir adım daha ileri gidersek "yokluk , ne olursa yokluk olmaz" (bunoktada varlığı anlamaya başlarız diye düşünüyorum.)

Yokluğun yokluğu varlıktır ; dersek yanlış mı olur ?

Varlık her şeyden oluşur. Mana, maddeye taayyün ettiği anda yani belirginleştiğinde bilinç ortaya çıkar. Bilinçsiz olanın varlığı bilmesi mümkün müdür ? Sadece madde olarak var olmanın sözkonusu olduğu bir alemde , bilinç olmasaydı ne anlam olabilirdi ?

Örneğin bir masanın kendi varlığını bilmesi mümkün müdür?
-Ben masayım ve işlevlerim şunlar ; aslına bakarsanız ustam beni bir ağaçtan halk edene kadar ben yoktum.. Diyebilir mi ?

Bilinçli Varlık, bu örnekten bakıldığında "düşünceye yani manaya muhtaçtır" diyebilir miyiz?

O zaman şöyle bir soru sorulabilir mi ? Bilinç ve düşünceden mahrum oluşan maddenin yanında , düşünebilen ve bilinci olan bir varlığı meydana getirmek "Tanrı" olgusu olmadan açıklanabilir mi ?

Manayı , bilinci , farkındalığı ve düşünmeyi "sadece bir yıldız tozu olmakla" açıklayıp şin içinden çıkabilir miyiz?
Nisan 2016

Tayyar Ceyhan bir yanıt verdi.

Sanat nedir? Bir şeyin sanat olması için kriterler nelerdir?

Gördüğünü herkesle paylaşabilme yeteneği, onaylanma kaydı ile sanat olmalı.
Mart 2016

Tayyar CeyhanSemih Can Sevgili kişisini takip etmeye başladı

Semih Can Sevgili, Satınalma Uzmanı, @semihcansevgili

Gencecik, enerjik.

Mart 2016

Tayyar Ceyhan bir yanıt verdi.

İnsan ilişkilerinde beni "kaybeden" durumuna düşüren bir huyum var. Bu huydan nasıl vazgeçebilirim?

Anlatmaya çalıştığın duygusal durum içerisinde bir birinden çok farklı kavramları barındırıyor. Dünyanın senin etrafında döndüğünü zannetmek, kendini önemli bir kişilik olarak hissetmek istediğinde önemsizliğinin yüzüne vurulması, bir kişiyle tahrik sonucu husumet ortaya çıkması ve içinde itibar eğiliminin kaynaklık ettiği şan ve şöhret eğilimi etkisi altında kaldığın benlik kaynaklı rahatsızlıklar sanırım. Benim algilarveteklik.com isimli bir sitem var ve orada duygu, düşünce ve psikolojimizdeki nefs kaynaklı anlık algılarımızın Allahın 99 İsmi çerçevesinde yorumunu yapmaktaya çalışmaktayım buna duygularımızın yönetimi de diyebiliriz. Eğer ilgilenirsen sana Zülcelali vel İkram, El Reşid, El Habir ve El Hafıd isimlerini okumanı öneririm ve umarım faydasını görürsün. Tabii ki hepsini okuman beni son derece mutlu eder :)
Mart 2016

Tayyar Ceyhan bu yanıtı beğendi:

En çok neyi kaybetmekten korkarsınız?

Kendi kararlarımı alamıyorsam, bu Dünyaya başkaları daha rahat yaşasın diye geldiysem yemişim böyle hayatı :) Kendimi bilmeyi kaybedersem her şeyi zamanla kaybederim. 'Benlik' . . .
Şubat 2016

Tayyar Ceyhan bu yanıtı beğendi:

Dinlerin ortaya çıkış nedenleri ve amaçları nelerdir?

Bu soru bütün dinlerin insan ürünü olduğu kabulünden yola çıkılarak soruluyorsa ciddi bir eksiklik söz konusudur. (Nitekim Penelop bu bakış açısıyla soruyu cevaplamış.) Çünkü insanlığın büyük bir bölümü ilahi din diye tabir edilen tek tanrılı dinlere iman etmiştir, etmektedir. Bu bağlamda; İlahi din, varlığı kendinden olan, doğmamış, sonradan olmamış, son bulmayacak, bilgi ve gücünde sınır olmayan, eşi ve ortağı bulunmayan, tek bir yaratıcının insanlar arasından seçtiği bir aracı ile insanlığa kendini tanıtması ve onlara bir takım sorumluluklar yüklemesidir. Bilinen ismiyle Allah CC bir kudsi hadiste (Kudsi hadis peygamber diliyle söylenen ancak içeriği itibariyle Allah CC kelamı olan sözlere denir. Yani bir yönüyle ayettir.) "Ben gizli bir hazine idim. Bilinmeyi diledim ve kainatı yarattım" buyurur. Bediuzzaman bunu şu örnekleme ile anlatır. Her sanatkar iki sebeple eser ortaya koyar. 1. Kendi gözüyle eserini görmek ve taktir etmek. 2. Başkalarının gözüyle eserinin görülmesini ve taktir edilmesini istemek. Dolayısıyla ilahi dinler insanların bilgi ve birikiminin ürünü olmayıp, yine insanların amaçladığı bir sebeple ortaya çıkmaz. Yaratıcının iradesine bağlı olarak ve onun dilediği zaman, mekan ve içerik ile ortaya çıkar. Bütün ilahi dinlerin akla ve bilgiye dayanan referansları olduğu gibi, tamamen bilinmeyene inanmaya dayalı kabulleri de vardır. İman kavramı da bilinenden yola çıkarak bilinmeyenin kabullenilişini ifade eder.

İnsanların ürettiği dinlerin ise üretene bağlı olarak çok çeşitli sebepleri olabilir. Çıkar, saygınlık kazanma, yeni tabirle toplum mühendisliği veya toplum düzeninin sağlanmasına yönelik ahlaki çabalar vs. Her ne amaçla olursa olsun insandaki kendinden üstün bir varlığa inanma duygusunu kullanır ve daha çok, ilahi dinlerin bozulduğu ya da etkinliğini yitirdiği zaman ve mekanlarda ortaya çıkar.
Şubat 2016

Tayyar Ceyhan bir yanıt verdi.

Ne için varolduğunu bilmeyen bir insan nerden başlamalı varloluş sebebini bulmaya? Ne için yaratıldığını nasıl bulmalı ve ne yapmalı ki vicdanı rahat bir şekilde hayatı son bulsun?

İnsan ancak duygularını anlamaya başlarsa var ediliş nedenine cevap bulabilir. Örneğin içinde bulunduğumuz ortama giren ve bizim biçimsel alışkanlıklarımızın dışında görünümü olan biri hakkında içimizden bir hikaye yazmaya başladığımızda ( adam keçi sakallı ve at kuyruğu saçlı olsun ) " bu adam belli ki dini hassasiyetleri zayıf, büyük bir ihtimalle içki içer , ailesi ile ilişkileri özgür bir hayatı seçmesi nedeni ile bencillikler üzerine kurulmuştur" gibi söz konusu kişinin gerçeği ile ilişkisi olmayan akla hayale gelmez bir kurguyu zihnimizde tespit ettiğimizde, kimliği olan bir benliğimiz olduğunu fark etmeliyiz. Benliğimiz ile duygu düşünce ve psikolojimize yönlendirdiği algılar arasındaki illiyeti çözümlemeye başlamamız , tüm duygularımızda onun izleri olduğu bilincini yaratacaktır. Bu nokta onun insanlarla ilişkilerimizde kıyaslar sonucu ortaya çıkan her tür üstünlüğe talip olduğunu ve yeri geldiğinde de aşağılanmayı dahi kabul edebilen bir karaktere sahip olduğunu anladığımız yerdir. Yukarıdaki örnekte derinlemesine bir değerlemede ben daha Müslümanım demektedir anlaşılacağı gibi.
İşte tüm duygularımızda benliğimizin varlığını çözümlemeye başladığımızda insanı " peki bu üstünlüklük makamlarının bir sahibi olması gerekmez mi ? Ve bize aşağılanmayı reva görmeyen " bir yaratıcının varlığını sorgulamaya yönlendiren, ortak bilinç ortaya çıkar. Allah hakkında bilgi edinmeye başladığımızda ise ( örn: Onun İsimlerini), kıyaslar aşamasında benliğimizin yarattığı tüm tahammülsüzlüklerin gönül alemi birlikteliğinde bertaraf edebileceğimizi öğrenmekteyiz.
algilarveteklik.com
Şubat 2016

Tayyar Ceyhan bir yanıt verdi.

Medyada yer alan haberlerden sizi en çok üzen hangisi oldu?

Medyadan insana huzur veren haber almayı orta yaşları geçmiş olmama rağmen unuttum. Bu ülkeyi yöneten insanların, muhalefetin, Mecliste ve Adalette görülen suçluluklarına gönderme yapan yüzlerce davanın oluşu o topluma huzur verebilir mi ? Hiç kimseden ben böyle değilim diyen bir yanıt alamıyoruz. İftiralar, iddialar, açıkça suçlamalar havada uçuşurken bir insan nasıl üzülmez. Eğer bu görüntünün içinde zerre kadar gerçeklik payı varsa , bizim konuşacak zaten bir şeyimiz yoktur.
Ocak 2016

Tayyar Ceyhan bu yanıtı beğendi:

Sizi etkileyen bir kitaptan, etkilediğiniz bir bölümü paylaşır mısınız?

"İnsanlar birbirlerini ne kadar iyi anlıyorlardı.... Bir de ben bu halimle
kalkıp başka bir insanın kafasının içini tahlil etmek, onun düz veya karışık ruhunu görmek istiyordum.
Dünyanın en basit, en zavallı, hatta en ahmak adami bile, insani hayretten hayrete düşürecek ne müthiş ve karışık bir ruha maliktir! .. Niçin bunu anlamaktan bu kadar kaçıyor ve insan dedikleri mahluku anlaşılması ve hakkında hüküm verilmesi en kolay şeylerden biri zannediyoruz?
Niçin ilk defa gördüğümüz bir peynirin evsafı hakkinda söz söylemekten kaçındığımız halde ilk rast geldiğimiz insan hakkında son kararımızı verip gönül rahatıyla öteye geçiveriyoruz ? "
Sabahattin ALİ Kürt Mantolu Madonna
Ocak 2016

Tayyar Ceyhan bu yanıtı beğendi:

Milletimiz cehalletten nasıl kurtulacak?

Devrim + Devrim + Devrim .. .
Ocak 2016

Tayyar Ceyhan bu yanıtı beğendi:

Milletimiz cehalletten nasıl kurtulacak?

İnploid'de sorulmuş en iyi soru. En iyi olması şundan, siyasiler hep 'yolsuzlukla mücadele', 'yoksullukla mücadele', şununla bununla mücadele derler de; hiç 'cehaletle mücadele' demezler.

Eğitim genelde iyi, her ne kadar sistem değiştirip dursalar da müfredatımız iyidir. Eksik olan, sorgulayıcı, nasıl sorgulama yapacağını bilen bireyler yetiştirebilmekte. Kula kulluk edecek değil, ülkeye yurttaş olacak, dünya vatandaşı olabilecek nesiller yetiştirmek lazım.
Ocak 2016

Tayyar Ceyhan bir yanıt verdi.

İnsan neden kıskanır? Kıskanmak ya da kıskanılmak güzel bir şey midir?

Kıskançlık benliğin kıyas eğiliminin varlığının sebebidir. Yani benlik kaynaklı tüm duyguların anasıdır demek mümkündür kıskanma için. Çift yönlü bir alanda hayranlıktan şehvete kadar geniş bir duygusal yelpazenin içine serpiştirilmiş duygusal eğilimler yumağından oluşur. Kendi sahip oldukları ile başkalarındakini kıyaslama eğiliminde olan benliğin kendi kimliğini ortaya attığı ilk duygudur kıskançlık ve bunu gönül aleminde ben diyerek yapar. Yeni aldığınız pahalı arabayı güzel bir yaz gününde kendinize hayran bir şekilde kullanırken direksiyondaki kolunuzu diğer elinizle hafifçe sevdiğinizde ortaya çıkabildiği gibi , kıskançlığın bir diğer uzantısı olan kıyas alanınızdaki bir kişinin kötülüğüne hazırlanabilecek bir hased senaryosunun da içinde yer alabilir. Çevrenizdeki insanların arasında iken tüm gözlerin sizin üzerinizde olduğunu ve tüm dünyanın sizin etrafınızda döndüğünü, dudaklarınızın kenarındaki engellenemeyen gülümsemede görebilirsiniz ben diyen egonuzu, buda kıskanılma duygusunun bir uzantısıdır. Karşı cinsten birinin cildini hafifçe okşarken belli bir bölgeden ortaya çıkan iç gıcıklayıcı duygunun adı da şehvettir bildiğiniz gibi. Evet buda kendisinin sahip oldukları ile kıyaslama eğiliminin bir tezahürüdür. Eşinizle bir arkadaş ortamında onun yanına yaklaşan farklı cinsten bir ortak tanıdığınızla arasında bir ilişki olduğu algısı yaratıldıktan sonra hissedilen kıskançlık vehmi de kıyaslamanın bir çeşididir. Sözünü ettiğim duygusal algıların çözümlemesi Allahın El Reşid ismi ile yapılabilmektedir. Daha geniş bir bilgi edinmek isteyen arkadaşlarıma algilarveteklik.com bloğumdaki yazıları takip etmesini öneririm.
Ocak 2016

Tayyar Ceyhan bu yanıtı beğendi:

Sizi etkileyen bir kitaptan, etkilediğiniz bir bölümü paylaşır mısınız?



Cyrano de Bergeracın Ünlü istemem eksik olsun tiradı. seslendiren : Rüştü Asyalı
- Ne yapmak gerek peki?
Sağlam bir arka mı bulmalıyım?
Onu mu bellemeliyim?
Bir ağaç gövdesine dolanan sarmaşık gibi
Önünde eğilerek efendimiz sanmak mı?
Bilek gücü yerine dolanla tırmanmak mı?
İstemem!
Herkesin yaptığı şeyleri mi yapmalıyım Le Bret?
Sonradan görmelere övgüler mi yazmalıyım?
Bir bakanın yüzünü güldürmek için biraz şaklabanlık edip,
Taklalar mı atmalıyım?
İstemem! Eksik olsun!
Her sabah kahvaltıda kurbağa mı yemeli?
Sabah akşam dolaşıp pabuç mu eskitmeli?
Onun bunun önünde hep boyun mu eğmeli?
İstemem! Eksik olsun böyle bir şöhret!
Eksik olsun!
Ciğeri beş para etmezlere mi yetenekli demeli?
Eleştiriden mi çekinmeli?
Adım Mercuré dergisinde geçse diye mi sayıklamalı?
İstemem!
İstemem! Eksik olsun!
Korkmak, tükenmek, bitmek
Şiir yazacak yerde eşe dosta gitmek.
Dilekçeler yazarak içini ortaya dökmek?
İstemem! Eksik olsun!
İstemem! Eksik olsun!
Ama şarkı söylemek, düşlemek, gülmek, yürümek
Tek başına
Özgür olmak
Dünyaya kendi gözlerinle bakmak
Sesini çınlatmak, aklına esince şapkanı yan yatırmak
Bir hiç uğruna kılıcına ya da kalemine sarılmak
Ne ün peşinde olmak, para pul düşünmek,
İsteyince Aya bile gidebilmek.
Başarıyı alnının teriyle elde edebilmek.

Demek istediğim asalak bir sarmaşık olma sakın.
Varsın boyun olmasın bir söğütünki kadar.
Yaprakların bulutlara erişmezse bir zararın mı var?

- Dök içindeki öfkeyi dostum. Ama saklama benden seni sevmediğini.
- Sus
Ocak 2016

Tayyar Ceyhan bir yanıta alt yorum yaptı

Tabii biz pek çok şeyi ancak bu günkü bilgimizle değerlendirebiliyoruz. Ancak yine de felsefemizi güvendiğimiz ve doğruluklarını teyid edebildiğimiz kaynaklara dayandırmamız gerekir. Kur'anda insan kombinasyonunu anlatan sure Yusuf Suresidir. İnsanı oluşturan maddi ve metafizik unsurların bir birleri ile arasındaki ilişkiyi çok güzel bir kurgu ile anlatır. Tabii eğer kabul edersen bir ağabeyin olarak Haluk Nurbaki nin Yusuf Suresi Yorumu adlı kitabını öneririm bu konuda. Bir de benim insanın metafizik yönlerini anlatmaya çalıştığım algilarveteklik.com isimli bir bloğum var , burada da işine yarar şeyler bulabilirsin. Cevap verdiğin için teşekkürler :)
Gönül , diğer tüm metafizik yönlerimizin yansıdığı ve resmedildiği bir aynadır. Diğer metafizik yönler derken ruh ve benliği ifade etmeye çalışıyorum. Nefsani yansımaların gönül aynasında görüntülenmesi ile akıl devreye girer ve benliğin o an için çevresi ile hangi kıyaslamayı yaptığını, çünkü o her an duygu , düşünce ve psikolojimizde vardır, çözümlemeye çalışır. Varlık birliği denen tevhidi bilinci oluşturarak , yani o anki kıyası bertaraf edip , kıyas sonucu bir üstünlük beyan edilemeyeceğini içimizdeki bir anış ile ifade ederek , üstünlükleri onların tek sahibi olan yaratıcıya tevdii edip devamında davranış kararlarının alınmasını sağlar. Davranış kararlarımızdaki ikinci etkin unsur olan ruh ise ilahi ilhamları gönle fısıldayan yönümüzdür ve hakkaniyet çerçevesindeki tüm eğilimlerimizin kaynağıdır ve görevi yaratıcı katında insan davranışları konusunda kabul gören uygulamaları gönül aynasında sergilemektir. Yaşanan çok üzüntülü bir olayın ardından sabır edilmesi gerektiğini bize söyleyen odur. Ruh, ledün yani derinlikler alemini insana tanıtan yönümüzdür. Kur'anı kerimde benliğin yani nefsin tekamül , gelişim gösterebilen bir varlık olduğuna dair açık kayıtlar bulunmaktadır ve eğer bir nefs yaşamış olduğu tüm hayat ve tanıdığı varlık alemi ve onun yükleri , yükümlülükleri karşısında yaratıcısının çizmiş olduğu hayat seyrinden ötürü tatmin olmuş bir benlik haline evrilememişse diğer tarafta işi zor olacaktır. Yani diğer tarafta sorgulamaya muhatap olacak olan benliğimizdir. Bu sebeple üstünlüklerin sahibini nefsani algıların oluşumu sırasında onun İsimleri aracılığı ile anarken imanın bir bilinç üretir hale getirilmesi çok önemlidir. Ahiret hiç bir gözün görmediği ve kulağın duymadığı bir ortam ve orada bu dünyada yaşadıklarımızın her hangi bir şey ifade edeceğini zannetmiyorum. Gerçekten sevdikleriniz, uyguladığınız adalet, yaptığınız iyilik, söylemediğiniz yalan, yemediğiniz insan hakkı, içine gömülmediğiniz cehalet mutlaka yanınızda olacaktır.
Ocak 2016

Tayyar Ceyhan bir yanıta alt yorum yaptı

Beğenmeniz beni çok memnun etti , sağ olun , anlatmaya çalıştığım kurgu Yusuf Suresinin yorumlamasından alınmıştır. Eğer bu konuda daha derinlemesine bilgi edinmek isterseniz , Haluk Nurbaki nin Yusuf Suresi Yorumuna bakabilirsiniz , faydalı bir kaynaktır. Ahirette tam olarak neyi ne kadar hatırlayacağımızı cevaplamak beni aşıyor , bunu bir tefsir uzmanının yanıtlaması daha doğru olur. Sevdiklerimizle birlikte olacağımız açıktır ancak diğer tarafın tasarımı bu dünyada yaşananlar üzerine yapılacaktır demek biraz zorlama olabilir. İlginize çok teşekkür ederim :)
Gönül , diğer tüm metafizik yönlerimizin yansıdığı ve resmedildiği bir aynadır. Diğer metafizik yönler derken ruh ve benliği ifade etmeye çalışıyorum. Nefsani yansımaların gönül aynasında görüntülenmesi ile akıl devreye girer ve benliğin o an için çevresi ile hangi kıyaslamayı yaptığını, çünkü o her an duygu , düşünce ve psikolojimizde vardır, çözümlemeye çalışır. Varlık birliği denen tevhidi bilinci oluşturarak , yani o anki kıyası bertaraf edip , kıyas sonucu bir üstünlük beyan edilemeyeceğini içimizdeki bir anış ile ifade ederek , üstünlükleri onların tek sahibi olan yaratıcıya tevdii edip devamında davranış kararlarının alınmasını sağlar. Davranış kararlarımızdaki ikinci etkin unsur olan ruh ise ilahi ilhamları gönle fısıldayan yönümüzdür ve hakkaniyet çerçevesindeki tüm eğilimlerimizin kaynağıdır ve görevi yaratıcı katında insan davranışları konusunda kabul gören uygulamaları gönül aynasında sergilemektir. Yaşanan çok üzüntülü bir olayın ardından sabır edilmesi gerektiğini bize söyleyen odur. Ruh, ledün yani derinlikler alemini insana tanıtan yönümüzdür. Kur'anı kerimde benliğin yani nefsin tekamül , gelişim gösterebilen bir varlık olduğuna dair açık kayıtlar bulunmaktadır ve eğer bir nefs yaşamış olduğu tüm hayat ve tanıdığı varlık alemi ve onun yükleri , yükümlülükleri karşısında yaratıcısının çizmiş olduğu hayat seyrinden ötürü tatmin olmuş bir benlik haline evrilememişse diğer tarafta işi zor olacaktır. Yani diğer tarafta sorgulamaya muhatap olacak olan benliğimizdir. Bu sebeple üstünlüklerin sahibini nefsani algıların oluşumu sırasında onun İsimleri aracılığı ile anarken imanın bir bilinç üretir hale getirilmesi çok önemlidir. Ahiret hiç bir gözün görmediği ve kulağın duymadığı bir ortam ve orada bu dünyada yaşadıklarımızın her hangi bir şey ifade edeceğini zannetmiyorum. Gerçekten sevdikleriniz, uyguladığınız adalet, yaptığınız iyilik, söylemediğiniz yalan, yemediğiniz insan hakkı, içine gömülmediğiniz cehalet mutlaka yanınızda olacaktır.
Ocak 2016

Tayyar Ceyhan bir yanıt verdi.

Sizce ruh, bu dünyada edinilen bilgileri ve anıları öbür dünyaya taşır mı?

Gönül , diğer tüm metafizik yönlerimizin yansıdığı ve resmedildiği bir aynadır. Diğer metafizik yönler derken ruh ve benliği ifade etmeye çalışıyorum. Nefsani yansımaların gönül aynasında görüntülenmesi ile akıl devreye girer ve benliğin o an için çevresi ile hangi kıyaslamayı yaptığını, çünkü o her an duygu , düşünce ve psikolojimizde vardır, çözümlemeye çalışır. Varlık birliği denen tevhidi bilinci oluşturarak , yani o anki kıyası bertaraf edip , kıyas sonucu bir üstünlük beyan edilemeyeceğini içimizdeki bir anış ile ifade ederek , üstünlükleri onların tek sahibi olan yaratıcıya tevdii edip devamında davranış kararlarının alınmasını sağlar. Davranış kararlarımızdaki ikinci etkin unsur olan ruh ise ilahi ilhamları gönle fısıldayan yönümüzdür ve hakkaniyet çerçevesindeki tüm eğilimlerimizin kaynağıdır ve görevi yaratıcı katında insan davranışları konusunda kabul gören uygulamaları gönül aynasında sergilemektir. Yaşanan çok üzüntülü bir olayın ardından sabır edilmesi gerektiğini bize söyleyen odur. Ruh, ledün yani derinlikler alemini insana tanıtan yönümüzdür. Kur'anı kerimde benliğin yani nefsin tekamül , gelişim gösterebilen bir varlık olduğuna dair açık kayıtlar bulunmaktadır ve eğer bir nefs yaşamış olduğu tüm hayat ve tanıdığı varlık alemi ve onun yükleri , yükümlülükleri karşısında yaratıcısının çizmiş olduğu hayat seyrinden ötürü tatmin olmuş bir benlik haline evrilememişse diğer tarafta işi zor olacaktır. Yani diğer tarafta sorgulamaya muhatap olacak olan benliğimizdir. Bu sebeple üstünlüklerin sahibini nefsani algıların oluşumu sırasında onun İsimleri aracılığı ile anarken imanın bir bilinç üretir hale getirilmesi çok önemlidir. Ahiret hiç bir gözün görmediği ve kulağın duymadığı bir ortam ve orada bu dünyada yaşadıklarımızın her hangi bir şey ifade edeceğini zannetmiyorum. Gerçekten sevdikleriniz, uyguladığınız adalet, yaptığınız iyilik, söylemediğiniz yalan, yemediğiniz insan hakkı, içine gömülmediğiniz cehalet mutlaka yanınızda olacaktır.
Ocak 2016

Tayyar Ceyhan bu yanıtı beğendi:

Erkekler sizce ne ister?

  1. Erkeğin, karakter yapısını çözebilen ve duruma göre söylediği sözlerin, yaptığı davranışların dürüstlük ve samimiyet derecesini algılayabilen, bu bağlamda gerekmedikçe absürt, takıntılı, vehimli, havadan nem kapan tepkiler vermeyen bir bayan.
  2. Şüphelerini ve korkularını içine atıp geri dönülmez yollara sapmak yerine sükunetle ve makul ifadelerle eşiyle paylaşan, sorunlara ortak çözümler üretmeye çalışan bir bayan.
  3. kendi doğrularını, yada zanlarını değil erkeğin beklentilerini önceleyen bir bayan
  4. olaylar karşısında gerek negatif, gerekse pozitif anlamda sınırları zorlayan aşırı tepkiler vermeyen soğuk kanlı bir bayan.
  5. erkeğe yaklaşımında uçlarda (en sevecen, en fedakar, en şirin, en iltifatkar, en kıskanç) dolaşmayan makul bir bayan.
  6. Bu enleri erkeğinden de beklemeyen bir bayan
  7. Kendini hayatın merkezine koymayan, muhatabının da özeli, üzüntüleri, açmazları olabileceğini, bu nedenle yalnız kalmaya, sükunete, şartlar zorladığında istemeyerek te olsa bağımsız kararlar almaya ihtiyacı olduğunu anlayabilecek bir bayan
  8. Erkeğinin yalnızca gözlerinin içine bakmasını önemseyen değil, erkeğiyle aynı yöne bakabilmeyi beceren ve gerçek sevgi ve uyumun bu olduğunu bile bir bayan.
  9. Erkeğin, ailesinin geleceğine dair son derece iyi niyetli temennilerle ve sesli düşünerek yaptığı planları elde olmayan sebeplerle yapamaması halinde "söz vermiştin, söz vermiştin" diye başının etini yemeyen bir bayan.
  10. Çocuklarıyla ilişkilerinde kendine mükemmel anne , eşine üvey baba muamelesi yapmayan bir bayan.
  11. Erkeğin, eşini ve ailesini rahat ettirme veya koruma amaçlı aldıkları ortak kararlar için, şartların zorlamasıyla değişiklik talep etmesi halinde, talep makul ise direnmeyip çözümden yana tavır alan bir bayan
  12. Erkeğin ihtiyacı olduğu anlarda (maddi, ya da manevi) hoşuna gitmese de eşinin yanında olabilen bir bayan.
  13. Hayatı paylaşırken herkes üstüne düşen sorumluluğu yerine getiriyorsa, muhatabın yaptıklarını görev olarak görmeyecek, diğer yandan kendi yaptıklarını fedakarlık saymayacak ve her fırsatta "ben sana saçımı süpürge yaptım" edebiyatıyla ortaya çıkmayacak bir bayan.
  14. Geçmişte şöyle veya böyle yaşanmış ve kapanmış olumsuzlukları, her köşeye sıkıştığında ortaya dökmeyecek, kendini haklı çıkarma adına bunları üçüncü kişilerle paylaşmayacak, aile mahremiyetine, muhataplarının özeline sahip çıkacak bir bayan.
  15. Üçüncü kişilerde gördüklerini ve duyduklarını aile içi ilişkilerde referans olarak almayacak, karşılaştırma yapmayacak bir bayan.
  16. Üçüncü kişilerle ilişkilerinde ezik ve hayır diyemezken, eşinin hoşgörüsünün sınırlarını zorlayacak derecede aile içinde kaplan kesilmeyen bir bayan.
  17. Az konuşan, öz konuşan, önemli ve anlamlı konuşan, erkeğin asla ilgi alanına girmeyecek konularda saatler süren ve hatta tekrarlı anlatılarla uzayan muhabbetler yapmayan, dinlenilmediğini hissettiğinde triplere girmeyen bir bayan
  18. Yıllarca birlikte olduğu insanın hiçbir yanlışına şahit olmadığı halde, sürekli yanlış yapacakmış yaklaşımında olmayan bir bayan.
  19. Erkeğin, rahatsız olduğu konularda sözlü, imalı veya tavırlı onca uyarısına rağmen, sanki hiçbirşey olmamış gibi davranmaya devam etmeyen bir bayan.
  20. Kişilik sahibi, eğitimli ve ayakları üstünde durabilen, ancak bunu eşine karşı bir koz olarak kullanmayan mütevazi bir bayan.
  21. ASLINDA BU BEKLENTİLER SADECE ERKEĞİN DEĞİL KADININ DOĞASINA UYGUN ŞEKLİYLE KADINLARIN DA BEKLENTİSİDİR VE HAYAT PAYLAŞILDIKÇA GÜZELDİR.
Ocak 2016

Tayyar Ceyhan bir yanıt verdi.

Neden ve nasıl yaşlanırız ve ölürüz? Evrim sonucunda görmeyi, duymayı, tatmayı, koklamayı, düşünmeyi gerçekleştiren hücre neden ölümü ve yaşlanmayı engelleyemedi? Bunun bir Yaratıcı'yla ilgisi var mıdır?

Bu sorunun cevabı kendi içinde. Varlık değerlerini kendi var edebilecek düzeyde üstün bir bilimsel yönü olan organizma kendisini neden sınırlanmış bir hayat formuna mahkum eder ki. Örneğin bir ahtapotu düşünelim , yaşadığı ortama uyum sağlamak ve kendi varlığını sürdürebilmek için için biyoloji ve optik bilimlerinin ulaşamadığı ve ulaşması da yakın zamanda mümkün gözükmeyen 3 kalpli olma ve saatte 200 kere renk değiştirebilme özelliklerini üretebilirken kendisini neden suyun altında büyük balıklardan kaçan bir canlı olarak var etmiştir . İnsanın yaşadığımız dönemde dahi özelliklerine katamadığı derisine hükmedebilme yetisi , denizin altındaki balinaya yem olan bir varlıkta nasıl ortaya çıkıyor diye de insan düşünmeden edemiyor. Bu durum insanın oturduğu yerde kendi fiziki iç yapısına ne kadar hakim olduğu sorusunu da akla getirmiyor değil. Bizim kadar yaşayan varlıkların en üstündeki bir canlı dahi fiziki varlığından , yaşam içerisinde tuttuğu yere kadar dahli olmadan gerçekleşen sonsuz kombinasyonun bir sonucu olmayı eğer kendisine bağlarsa , takdir ve rastlantı ikileminde kendisini nereye yerleştirecektir merak ediyorum.
Daha Fazla