Bilmek istediğin her şeye ulaş

Yade Dorbek, 

Yüksek Mimar

Toplum düşmanı...

Nisan 2014

Yade Dorbek bir yanıta alt yorum yaptı

Hala içmedim, domuz gibi de sağlıklıyım :)

Merhaba,
Sigarayı daha önce de birçok kereler bırakmayı denedim ama olmadı gitti. Bir yandan da bir sürü deneyim kazandım bu konuda. Ben de tüm bu başarısızlıklarımı size anlatmak istedim ki benim yanlışlarım az olsun birinin işine yarasın, biri bir yerden bir ders çıkartsın.

İlk denemem:
İlk denemem şöyle olmuştu, liseden çok çok yakın bir arkadaşım olan Aslı (ki yıllar sonra bir oğlan sevdasına küstük, hala düşününce üzülürüm biraz) benimle çok sağlam bir motivasyon konuşması yaptı. Bu yöntem daha çok bayanlar üzerinde işe yarar:
"Saçların parlamıyor, tırnakların cılız, saçların, ellerin leş gibi kokuyor dünyanın parasını verip parfüm alıyorsun, 15 dakika sonra bir sigara içiyorsun parfüm marfüm kalmıyor, daha da korkuncu nefesin kötü kokuyor, dişlerin sapsarı, cildin donuk, renksiz, resmen çirkin oldun sigara yüzünden!"
Dediği andaaaaaa benim kafama bir balyoz indi resmen. Kadınlar çirkin olmak istemez, bu konu yüzlerine vurulsun hiç istemez. Ben de Aslı'nın gazına geldim böylece ikimiz de sigarayı bıraktık.
Artıları: Sigarayı kendim için bırakmıştım, kendi güzelliğim için.
Eksileri: Başkasının gazıyla hareket etmeyin, çabuk sönersiniz.
Sonuç:
Aslı sigaraya başladığı gibi ben de başladım, kaç ay dayanabildik ben de bilmiyorum, gaz iyidir ama tek başına yeterli değildir.

İkinci denemem:
Aslı ile küsmeme neden olan sevgilim sigarayı bırakmak istiyordu ve bana şöyle bir öneri getirdi:
"Benim sigarayı bırakacak iradem yok, önce sen bırak, sonra sen içmeyip ben içtiğim için sen sürekli rahatsız olacaksın, beni öpmek falan istemeyeceksin ben de böylece motive olucam ben de bırakıcam"
Ve inanılır gibi değil ben bu salak öneriyi kabul edip sigarayı bıraktım 11 ay temiz gezdim.
Artıları: Başkası için mücadele etmek çoğunlukla kendiniz için mücadele etmekten daha kolaydır. İnsan en kolay kendisini satar, nasıl olsa kendinize küsüp bırakıp gidemeyeceğiniz için midir nedir...
Eksileri: Başkasının gazıyla hareket etmeyin, çabuk sönersiniz. Aşk da bir gazdır, zamanla söner, gider, biter, puf!
Sonuç:
11 ay sonunda bir akşam sevgilime aşırı sinirlendim ve bunu bahane ederek tekrar sigaraya başladım. Zaten o da bırakamamıştı, hatta çaba bile sarf etmemişti (şimdi konumuz ben ve yanlış sevgili seçimlerim değil ama yani çok büyük öküzlük etmişti, aman neyse).

Üçüncü denemem:
Bütün hayatım boyunca siyah bir kedim olmasının ve adını "Salem" koymanın dünyanın en havalı ve muhteşem şeyi olduğunu düşünmüştüm (tamam lan gülmeyin, ben de gençtim). Sonuç olarak havalı ve muhteşem olsun diye eve ikinci bir kedi aldım, anneme yalvara yakara bu kara kediyi kabul ettirmeye çalışırken arada yanlışlıkla ağzımdan "kediyi alırsak sigarayı bırakırım sözü çıktı".
Yavru kedi sevimliliği uğruna 4 ay sigara içmemeyi başardım.
Artıları: Ödül sistemi motivasyon için ceza sisteminden daha başarılıdır.
Eksileri: Fakat aynı ceza gibi ödül sistemi de devamlılık ister. Yani bir tane ödül kazanıp bir ömür boyu motive olamazsınız, e her sene yeni kedi de alamazsınız.
Sonuç:
Annemin de Salem'i benim kadar çok sevdiğini ve ondan asla vaz geçemeyeceğini anladığım anda tekrar gizli gizli sigara içmeye başladım. Ve şunu da burada açıkça belirtmek isterim ki "gizli sigara içmek" diye bir şey yoktur, ne halt yediğiniz kabak gibi ortadadır, insanlar bilip de bilmezden gelirler sadece.

Dördüncü denemem:
Sigarayı bırakmayı deneyip deneyip sürekli çuvalladığım için motivasyonum yerlerde sürünüyordu ama bir yandan da gerçekten bırakmalıyım diye düşünüyordum (düşünmek yetmiyor istemek lazımmış). Sonra Iphone için bir uygulama buldum "Livestrong" (iphone uygulamaları gönderi alanında yakında bu progamı anlatacağım). Bu programın 2 güzelliği var özetle ne kadar sigara içtiğinizi sürekli gözlemliyorsunuz böylece farkındalığınız artıyor, ayrıca sigarayı azaltmak için uygulanabilir kolay bir program sunuyor ve size kısa vadede başarabileceğiniz bir sürü küçük hedefler verip sürekli motive olmanızı sağlıyor.
Artıları: Hiç strese girmeden 1 paketten günde 3 sigaraya kadar düştüm.
Eksileri: Azaltarak bırakmak çok yalan bir olay olduğu için sonu gelmedi. 3 sigaraya indikten sonra programı bıraktım, fosur fosur içmeye başladım.
Sonuç:
Günde 1 paket içerken, 8-10 sigara içer hale geldim ama açıkçası içtiğim sigara sayısı değişkendi, sıkıldığım günler rahatlıkla yine 1 pakete fırlayabiliyordu.

Beşinci denemem:

Bir süre bu sigara mevzusunu düşündüm, ne kadar kötü olduğunu… Çevremdeki herkes sigaranın ne kadar da bana yakışmadığını söyleyip duruyordu. Sigara reklamlarındaki o katranlar sanki benim içime dökülüyor gibi geliyordu, afakanlar bastı içimi.
Sonra yalnız gariptir, gaza gelmedim moralim bozuldu, hem de çok moralim bozuldu. Sigaranın iğrenç bir şey olduğunu biliyordum ama asla bırakamayacağımı düşünüyordum, kendime güvenim yerlerde sürünüyordu. Bayağı moralim bozuld, ağlayacak noktaya geldim. Ben resmen ezik bir bağımlıyım diye düşünmeye başladım, bir yandan eziğim diye ağlarken bir yandan ölene kadar sigara içeceğim hatta bu yüzden de erken öleceğim diye iki kat ağladım. Ağla ağla içim çıktı (tamam itiraf ediyorum başka şeylere de kafam bozuktu, biraz terkedilme kompleksim var...). Kendimi kurban gibi hissediyordum ve sigarayı bırakamayacağıma emindim. Sonda bir sabah kalktım, "sigara içmek istemiyorum" dedim ve hala içmedim...
Artıları: Kendi kendime karar verdim kendim için karar verdim, en sağlıklı motivasyon budur.
Eksileri: Yine çuvallayacağım diye çok korkuyorum, çünkü çuvallarsam kendime olan güvenim de çok fena yandan yer. Bu korku üzerimdeki stres yükünü arttırıyor, gerçi bu negatif stres mi pozitif stres mi tam karar veremedim.
Sonuç:
Daha sonuçlardan bahsetmek için çok erken, umuyorum yıllar sonra size buradan yazarım hala içmedim, domuz gibi de sağlıklıyım diye :D

Benim hatalarımdan ders alın, kurtulun sigaradan...

 

Ocak 2013

Yade Dorbek bir yanıt verdi.

Ocak 2013

Yade Dorbek yeni bir  soru  sordu.

Ekim 2012

Yade DorbekŞans Oyunları konu başlığını takip etmeye başladı.

Şans Oyunları

Formatting of continuation data will be changing soon. To continue using the current formatting, use the 'rawcontinue' parameter. To begin u...

Ekim 2012

Yade Dorbek bir yanıt verdi.

İstanbul yakınlarındaki iyi dalış okulları hangileridir?

Ben bröve eğitimleri için Amfibyum'a gidiyorum. Yeri Taksimde ve çok memnunum.

amfibyum.com
Ekim 2012

Yade Dorbek bir yanıt verdi.

Dalış için gerekli olan malzemeler nelerdir? Nereden alınabilir?

Bence tüp almanıza gerek yok pek. Tüp anca kendi başınıza, kafanıza göre dalış yapacağınız zaman lazım olur, ona gelene kadar da uzuuuuun bir yol var önüzde zaten.

Pıçak al ama mutlaka çok havalı hehehehe :D
Ekim 2012

Yade Dorbek bu yanıtı beğendi:

Proton pompası inhibitörü nedir?

Reflüsü olanların, içtikten sonra bir kuzuyu tek başlarına götürmelerini sağlayan muhteşem ilaç grubu.
Ekim 2012

Yade Dorbek bir yanıta alt yorum yaptı

Teşekkür ederim :)
Kesmek-Biçmek için:

Falçata -
Parana kıy en iyisinden al, 3 kuruşluk tasarrufun ucuzunun çektirdiği eziyete hiç değmez. Bıçağı değişebilenlerden al, yedek bıçak da al, tahmininden çok değiştireceksin o bıçağı. Kesmiyorsa debelenme, ucunu kır yenile, debelenirken kendini yaralama riskin artar her geçen saniye. Çok sakat bi alet elindeki, keserken önüne bak, televizyona bakma, millete laf yetiştirme. Ciddi bir iş bu, öyle ağzının kenarında sigara, bir elinde mastar bir elinde falçata çalışırsan bir gün alırsın o parmaklardan birinin (ki muhtemel işaret parmağı olur o) yarısını eline.

Kretuar - Neşter kılıklı bir zımbırtı, kimi sever kimi sevmez bunu. Ha çok da lazım bir olay değil aslında. İnce iş için, ıdık bıdık yerlerde kesim yapmak için gerek. Olay biraz da senin falçata kullanmadaki maharetine bakar belki hiç ihtiyacın olmaz, belki çok olur bilemem. Birinde görürsen ödünç al az dene rahat çalışabiliyor musun çalışamıyor musun.

Mastar - Çelik cetvel yani. Keserken biçerken lazım olur, ha olmazsa ne olur dersen bir şey de olmaz, plastik cetvellerini daha sık yenilemek zorunda kalırsın ama.

Makas - Bunu tuzak olarak yazdım. Sakın makas falan alma! Mimar makas kullanmaaaaaaz! Al o falçatayı eline tekrar.

Kesicem de neyi kesicem:

Fotoblok -
İçi köpük dışı karton pahalı bir malzeme, plakalar halinde satılır A0-A1 falan bulabilirsin büyük boyutta. Beyaz olur hep. Boşver bunu bence, çok paran varsa zaten sen yapma maketi başkasına yaptır parayla :).

Balsa - Yumuşacık ahşap bir malzemedir, 3-10 mm arası kalınlıklarda vardı diye kalmış aklımda. Falçata ile, kretuar ile rahatlıkla kesilir, japonla, silikonla sağlam şekilde yapışır. Rengi kayından az açıktır, boyanabilir, yüzeyi düzgündür boyamadan da kullanılabilir. Yaklaşık 15 cm genişliğinde uzun parçalar alabildiğin gibi, boy boy inceli kalınlı çıtalar da alabilirsin. Eğlencelidir ama pahalıdır.

Polistren Köpük - Bildiğin yalıtım köpüğü işte, renk renk var, 2 cmden 10 cm ye kadar bulursun, envayi kalınlıkta. Kesmesi kolay, yapıştırması zor çünkü yapıştırıcıların bazıları köpüğü eritir :). En temizi sıcak silikon ile yapıştır. Göz doldurur, yer doldurur, hem de ucuzdur.

Maket kartonu - Mukavva diyenler de vardır. Yaklaşık 3-4 mm gri bir karton bu, başka rengini görmedim ama belki 2 mm gibi biraz daha incesi de vardır. Kullanması zor bir malzeme, kesmesi zahmetlidir serttir, içi doludur, ağırdır. Ama temiz çalışırsan çok havalı maketler çıkar böyle temis, pırıl, gri, soğuk, net... (tam mimar işi). Bununla arazi yapan manyaklar vardı okulda, artık allah onlara nasıl bir sabır vermişse. Ucuz bir malzeme bu.

Oluklu Mukavva - Senin en yakın arkadaşın artık bu. 2 ince karton arasına yine kartonla yapılmış oluklardan meydana gelir. Ucuz, kesmesi kolay ve hafiftir, 3-5 mm arası bulunur. Koca koca plakalar olarak alabilirsin, rahatlıkla 10 tane yüklenip elinde eve taşıyabilirsin (çok rüzgarlı havalarda dikkat et tabi yelkenler :D). Rengi ishal olmuş çocuk kakası rengi ile bol sütlü kahve rengi arası pis bir renk ama gözün alışır zamanla, hatta seversin. Olmadı sprey boya ile boyarsın ya da üstüne renkli karton yapıştırırsın. Yalnız bununla anca çalışma maketi olur, bitirme maketini pek kaldırmaz, şık durmaz. Bir de son yıllarda bunun bir çeşidi daha çıktı, renkli karton üstüne bu olukları yapıyorlar düzgün düzgün ondülin gibi, diğer tarafına karton yapıştırmıyorlar yani oluklar açık kalıyor. Renk renk var, güzel dekoratif bir malzeme. kolay kesiliyor, tek tarafta karton olmadığı için rulo yaparak da taşınabiliyor. Ama her güzelin bir bedeli var hesabı ucuz değil tabi :)

Karton - Benim en sevdiğim bu malzemedir. İnceciktir ama stabildir, ucuzdur, köşedeki kırtasiyede bile bulunur, boy boy bulunur. Yazıcıya da girer. Ne yazıcısı be deme! Bak mesela cepheyi basıyorsun üstüne bunun, yazıcıdan çıkartıyorsun, pıt pıt pencere boşluklarını kes (ya da ver annene sevgiline birine kessin) sonra köşelerde kulakçık bırak kıvır yapıştır onları amann pek bir güzel pırıl maket olur. Yok be olmaz deme içinden, ben böyle böyle okul bitirdim ve hep beğendiler maketlerimi. Genelde hep beyaz vardır, zaten sen de beyaz al, cıvıl cıvıl yapma maketlerini, gerçekçi birşey değil, soğuk, uyuz, net, "konsept" bir olay bekliyorlar hocaların. Her yola gelir bu, maketin özü kartondur bak, sen dinle beni, karton candır.

Tokyo - Bunun kesin başka adı var ama ben bilmiyorum. Böyle çocukken giydiğimiz tokyoların malzemelerine benzeyen birşey, süngerimsi 5-10 mm arası, renk renk olur. Kesmesi kolay, stabil, yapıştırsan kendi kendine konsol bile durur yani. taşıması da kolay rulo yapar taşırsın yumuşak birşey. Kütle falan çalışmak için, böyle konsept sunumları için 5 dakkada soyutlama saçma sapan maketler yapmak için birebir. Bir şeye benzetemesen de önce al bunu bak, çok işe yarar bir malzeme. Kendin kesip şekil verebildiğin legolar gibi düşün bunu. Yapıştırsan olur, iğne batırsan olur, zımbalasan olur her yola gelir. Üstüne boya da sürebilirsin. Söz bak çok seveceksin zamanla.

Asetat - Sadece tepegöz sunumunda kullanılmıyo bu cicim. Maket yaparken de gerekiyo işe. Cam pencere felam gibi bi nane yaparken ya da bir yüzeyin parlak olmasını istediğinde kullanırsın. Yapıştırması pek bir zahmetlidir, çünkü malum şefaf olduğundan dolaaaayı yapışkanı görüküyor arkasından. Artık oraları kapatmanın bir çözümünü bul, mimarsın sen, işin zaten bu tip detayları çözmek. Ben zımbayla tuttururdum bunu bazen missssss! AA ayrıca renklisi ve opak olanları da var aklında olsun, opak mı diye bön bön bakma, fotokopiciden aldığın ciltlenmiş fotokopilerin arkasına plastik kalın bir arka kapak koyuyorlar ya onlar işte.

Renkli kağıt mağıt ıvır kıvır a girmiyorum artık onlar da genel kültür.

Kestiklerimi nereme napıcam:

Uhu ve türevi yapışkanlar - Tabiki de kesitklerini yapıştırmak için çocukluğumuzun el işi maceralarının vazgeçilmesi uhular, 404'ler, pritler olacak yine hayatında. Ama kağıttan başka şeyleri yapıştırmak için çok kullanışlı değiller. Derby falan alma sakın, çok banal, ığğy kokar o...

Tutkal - Ben hemen hemen hiç tutkal kullanmadım ama balsa ile çalışanların bazıları tutkal kullanıyordu, memnunlardı. Arazi maketlerinde yine katmanları tutkal ile yapıştırabilirsin çünkü ucuz bir malzeme sür sür kullan ooh! Eline koluna bulaşınca pis oluyor ama bu. Bir de normal yapıştırıcılar ile eriyen köpükleri bu tutkallar ile yapıştırabilirsin.

Japon yapıştırıcısı - Japon öyle güzel birşey ki alışkanlık yapar. Hep espirilere konudur, bir süre proje çizerken "bu profil burada nasıl duruyor peki evladım japonla mı yapıştıracağız" diyen hocalarına gıcık olduktan sonra okulu bitirip şantiyeye geldiğinde "ah bee bir japon yapıştırıcımız olaydı bee! hayat ne kolay olurdu" diyeceksin ama merak etme kimyasal ankraj diye birşey bulmuşlar o da bir nevi aynı hesap :). Çok temiz, pak ve güçlü bir yapıştırıcıdır, minicik damlat, maşallah nokta kaynak gibi tutar. Japon, ne kadar titiz çalışırsan çalış ellerine biraz bulaşır, hiç oyalanma hemen ellerini sil ve yıka, eğer elinde kurursa çıkmaz ve falçata ile kazımak zorunda kalırsın. Bu kazıma işlemi sonucunda ellerin pembe bebek eli gibi olur :) O pembik taze derine tekrar japon damlarsa da gözünden yaş gelir bak sonra uyarmadı deme. Bir tatlı anımı anlatayım; japonun kapağını ağzımın kenarına sıkıştırıp iki elimle çalışıyordum, işim bitince japonu kapağına takıyordum orada duruyordu. Aslına bakarsan pratik bir yöntem ama bir sefer yorgunluk ve uykusuzlukla kapağı ıskaladım japonu ağzıma soktum sonra ağzımın içini temizlemem 1 hafta sürdü, çektiğim eziyeti kelimeler ile anlatamam o yüzden bu konuda daha fazla yazmak istemiyorum :) Kıssadan hisse japon yapıtırıcısı çok güçlü bir yapıştırıcıdır şakası yoktur, kepçe kulaklara sürülmez.

Sıcak silikon - Sıcak silikon candır, kandır, dosttur, yarendir... Her derde devadır. Onsuz hayat zordur. Bir tabancası olur, tabancayı elektriğe takarsın, silikon ısınır erir ucundan akar. Orta yerde bırakırsan kullanmadan ucundan az biraz akar yere damlar o
yüzden olur olmadık yerde çiziminin üstüne falan bırakma sonra ziyanlık
olur, el çizimi falansa ağlarsın bak. Eğer oldu da damladı panikleme hiç elleme bırak donsun, donunca
çıkarması daha kolay olur. Sürmesi biraz marifet ister, eline değince yakar, (tabancanın ucu da eline değince yakar, çok yakar) ayrıca sürünce hızlı soğur, donar ama bir kere alışınca kullanmaya başka şeye ihtiyacın kalmaz. Ben bu silikonu sıcakken sündürüp gergi teli gibi falan bile yapardım maketlerde, düşün yani bende ki el melaikesini peeh! Sonra yıllar geldi geçti okul bitti, sıcak silikon tabancamı anneme hediye ettim, efendim çeşitli takılar bişiyler yapıyor, resim çerçevelerine boncuk yapıştırıyor :) O da torununa verecekmiş. Ah aahh, duygusallaştım bak... Böyle işte, beylik tabancası gibidir silikon tabancası jenerasyon jenerasyon gezer.

Sprey bir yapıştırıcı vardı - Bu çok havalı birşeydi yahu, böyle deodorant gibi sıkardın kartona mesela ve üstüne boylu boyunca renkli kağıt mağıt yapıştırırdın ama benim hiç olmadı. Pahalıydı bu kesin.

Zımba, iğne, raptiye - Bu üçlü çok iş görür bak, hatta çoğu zaman yapıştırıcılardan daha çok iş görürler. Özellikle çalışma maketi yaparken yapıştırmaktan daha hayırlıdır. İğnelerden hele boy boy al, onlarla daha neler yapılır ohoooo!
---------------------------------------------------------------------------------
Bunlar bu işin yapı taşları. Eksikler tabiki var, başka arkadaşlar ekleyeceklerdir eminim ki.

En önemlisi maketini hep böyle ham malzeme alarak yap, hazır hiç bir eleman alma, en basiti ağaç bile alma. Sen mimarsın (değilsin de olacaksın yani, bakalım...) senin işin zaten taş, tuğla, kum, su bir araya getirip yapı yapmak, ne kadar hazır şey kullanırsan hayal gücünü o kadar kısıtlarsın.

Maket özen ister, sabır ister, ilgi alaka ister. Maket sana eskiz ya da bilgisayar modeliyle yakalayamayacağın bir bakış açısı verir, tasarımınla aranda çok farklı bir bağ kurar. Maketi hiç yadsıma, hafife alma, ufak tefek görüpte karamürsel sepeti zannetme.
---------------------------------------------------------------------------------
Çok çok yakında "Pratik zeka ürünü, saçma sapan ama hayat kurtaran maket malzemeleri" bölümü ile yine karşınızda olacağım.
Eylül 2012

Yade Dorbek bir yanıta alt yorum yaptı

Her ikisi de kullaniliyor. Ben acikcasi fransizca creer (yaratmak) kokuyle iliskili oldugundan suphelendigin icin hep kretuar dedim. Ama ogrenmenin yasi yoktur varsa bir bilen gelsin duzeltsin hepimizi :))
Kesmek-Biçmek için:

Falçata -
Parana kıy en iyisinden al, 3 kuruşluk tasarrufun ucuzunun çektirdiği eziyete hiç değmez. Bıçağı değişebilenlerden al, yedek bıçak da al, tahmininden çok değiştireceksin o bıçağı. Kesmiyorsa debelenme, ucunu kır yenile, debelenirken kendini yaralama riskin artar her geçen saniye. Çok sakat bi alet elindeki, keserken önüne bak, televizyona bakma, millete laf yetiştirme. Ciddi bir iş bu, öyle ağzının kenarında sigara, bir elinde mastar bir elinde falçata çalışırsan bir gün alırsın o parmaklardan birinin (ki muhtemel işaret parmağı olur o) yarısını eline.

Kretuar - Neşter kılıklı bir zımbırtı, kimi sever kimi sevmez bunu. Ha çok da lazım bir olay değil aslında. İnce iş için, ıdık bıdık yerlerde kesim yapmak için gerek. Olay biraz da senin falçata kullanmadaki maharetine bakar belki hiç ihtiyacın olmaz, belki çok olur bilemem. Birinde görürsen ödünç al az dene rahat çalışabiliyor musun çalışamıyor musun.

Mastar - Çelik cetvel yani. Keserken biçerken lazım olur, ha olmazsa ne olur dersen bir şey de olmaz, plastik cetvellerini daha sık yenilemek zorunda kalırsın ama.

Makas - Bunu tuzak olarak yazdım. Sakın makas falan alma! Mimar makas kullanmaaaaaaz! Al o falçatayı eline tekrar.

Kesicem de neyi kesicem:

Fotoblok -
İçi köpük dışı karton pahalı bir malzeme, plakalar halinde satılır A0-A1 falan bulabilirsin büyük boyutta. Beyaz olur hep. Boşver bunu bence, çok paran varsa zaten sen yapma maketi başkasına yaptır parayla :).

Balsa - Yumuşacık ahşap bir malzemedir, 3-10 mm arası kalınlıklarda vardı diye kalmış aklımda. Falçata ile, kretuar ile rahatlıkla kesilir, japonla, silikonla sağlam şekilde yapışır. Rengi kayından az açıktır, boyanabilir, yüzeyi düzgündür boyamadan da kullanılabilir. Yaklaşık 15 cm genişliğinde uzun parçalar alabildiğin gibi, boy boy inceli kalınlı çıtalar da alabilirsin. Eğlencelidir ama pahalıdır.

Polistren Köpük - Bildiğin yalıtım köpüğü işte, renk renk var, 2 cmden 10 cm ye kadar bulursun, envayi kalınlıkta. Kesmesi kolay, yapıştırması zor çünkü yapıştırıcıların bazıları köpüğü eritir :). En temizi sıcak silikon ile yapıştır. Göz doldurur, yer doldurur, hem de ucuzdur.

Maket kartonu - Mukavva diyenler de vardır. Yaklaşık 3-4 mm gri bir karton bu, başka rengini görmedim ama belki 2 mm gibi biraz daha incesi de vardır. Kullanması zor bir malzeme, kesmesi zahmetlidir serttir, içi doludur, ağırdır. Ama temiz çalışırsan çok havalı maketler çıkar böyle temis, pırıl, gri, soğuk, net... (tam mimar işi). Bununla arazi yapan manyaklar vardı okulda, artık allah onlara nasıl bir sabır vermişse. Ucuz bir malzeme bu.

Oluklu Mukavva - Senin en yakın arkadaşın artık bu. 2 ince karton arasına yine kartonla yapılmış oluklardan meydana gelir. Ucuz, kesmesi kolay ve hafiftir, 3-5 mm arası bulunur. Koca koca plakalar olarak alabilirsin, rahatlıkla 10 tane yüklenip elinde eve taşıyabilirsin (çok rüzgarlı havalarda dikkat et tabi yelkenler :D). Rengi ishal olmuş çocuk kakası rengi ile bol sütlü kahve rengi arası pis bir renk ama gözün alışır zamanla, hatta seversin. Olmadı sprey boya ile boyarsın ya da üstüne renkli karton yapıştırırsın. Yalnız bununla anca çalışma maketi olur, bitirme maketini pek kaldırmaz, şık durmaz. Bir de son yıllarda bunun bir çeşidi daha çıktı, renkli karton üstüne bu olukları yapıyorlar düzgün düzgün ondülin gibi, diğer tarafına karton yapıştırmıyorlar yani oluklar açık kalıyor. Renk renk var, güzel dekoratif bir malzeme. kolay kesiliyor, tek tarafta karton olmadığı için rulo yaparak da taşınabiliyor. Ama her güzelin bir bedeli var hesabı ucuz değil tabi :)

Karton - Benim en sevdiğim bu malzemedir. İnceciktir ama stabildir, ucuzdur, köşedeki kırtasiyede bile bulunur, boy boy bulunur. Yazıcıya da girer. Ne yazıcısı be deme! Bak mesela cepheyi basıyorsun üstüne bunun, yazıcıdan çıkartıyorsun, pıt pıt pencere boşluklarını kes (ya da ver annene sevgiline birine kessin) sonra köşelerde kulakçık bırak kıvır yapıştır onları amann pek bir güzel pırıl maket olur. Yok be olmaz deme içinden, ben böyle böyle okul bitirdim ve hep beğendiler maketlerimi. Genelde hep beyaz vardır, zaten sen de beyaz al, cıvıl cıvıl yapma maketlerini, gerçekçi birşey değil, soğuk, uyuz, net, "konsept" bir olay bekliyorlar hocaların. Her yola gelir bu, maketin özü kartondur bak, sen dinle beni, karton candır.

Tokyo - Bunun kesin başka adı var ama ben bilmiyorum. Böyle çocukken giydiğimiz tokyoların malzemelerine benzeyen birşey, süngerimsi 5-10 mm arası, renk renk olur. Kesmesi kolay, stabil, yapıştırsan kendi kendine konsol bile durur yani. taşıması da kolay rulo yapar taşırsın yumuşak birşey. Kütle falan çalışmak için, böyle konsept sunumları için 5 dakkada soyutlama saçma sapan maketler yapmak için birebir. Bir şeye benzetemesen de önce al bunu bak, çok işe yarar bir malzeme. Kendin kesip şekil verebildiğin legolar gibi düşün bunu. Yapıştırsan olur, iğne batırsan olur, zımbalasan olur her yola gelir. Üstüne boya da sürebilirsin. Söz bak çok seveceksin zamanla.

Asetat - Sadece tepegöz sunumunda kullanılmıyo bu cicim. Maket yaparken de gerekiyo işe. Cam pencere felam gibi bi nane yaparken ya da bir yüzeyin parlak olmasını istediğinde kullanırsın. Yapıştırması pek bir zahmetlidir, çünkü malum şefaf olduğundan dolaaaayı yapışkanı görüküyor arkasından. Artık oraları kapatmanın bir çözümünü bul, mimarsın sen, işin zaten bu tip detayları çözmek. Ben zımbayla tuttururdum bunu bazen missssss! AA ayrıca renklisi ve opak olanları da var aklında olsun, opak mı diye bön bön bakma, fotokopiciden aldığın ciltlenmiş fotokopilerin arkasına plastik kalın bir arka kapak koyuyorlar ya onlar işte.

Renkli kağıt mağıt ıvır kıvır a girmiyorum artık onlar da genel kültür.

Kestiklerimi nereme napıcam:

Uhu ve türevi yapışkanlar - Tabiki de kesitklerini yapıştırmak için çocukluğumuzun el işi maceralarının vazgeçilmesi uhular, 404'ler, pritler olacak yine hayatında. Ama kağıttan başka şeyleri yapıştırmak için çok kullanışlı değiller. Derby falan alma sakın, çok banal, ığğy kokar o...

Tutkal - Ben hemen hemen hiç tutkal kullanmadım ama balsa ile çalışanların bazıları tutkal kullanıyordu, memnunlardı. Arazi maketlerinde yine katmanları tutkal ile yapıştırabilirsin çünkü ucuz bir malzeme sür sür kullan ooh! Eline koluna bulaşınca pis oluyor ama bu. Bir de normal yapıştırıcılar ile eriyen köpükleri bu tutkallar ile yapıştırabilirsin.

Japon yapıştırıcısı - Japon öyle güzel birşey ki alışkanlık yapar. Hep espirilere konudur, bir süre proje çizerken "bu profil burada nasıl duruyor peki evladım japonla mı yapıştıracağız" diyen hocalarına gıcık olduktan sonra okulu bitirip şantiyeye geldiğinde "ah bee bir japon yapıştırıcımız olaydı bee! hayat ne kolay olurdu" diyeceksin ama merak etme kimyasal ankraj diye birşey bulmuşlar o da bir nevi aynı hesap :). Çok temiz, pak ve güçlü bir yapıştırıcıdır, minicik damlat, maşallah nokta kaynak gibi tutar. Japon, ne kadar titiz çalışırsan çalış ellerine biraz bulaşır, hiç oyalanma hemen ellerini sil ve yıka, eğer elinde kurursa çıkmaz ve falçata ile kazımak zorunda kalırsın. Bu kazıma işlemi sonucunda ellerin pembe bebek eli gibi olur :) O pembik taze derine tekrar japon damlarsa da gözünden yaş gelir bak sonra uyarmadı deme. Bir tatlı anımı anlatayım; japonun kapağını ağzımın kenarına sıkıştırıp iki elimle çalışıyordum, işim bitince japonu kapağına takıyordum orada duruyordu. Aslına bakarsan pratik bir yöntem ama bir sefer yorgunluk ve uykusuzlukla kapağı ıskaladım japonu ağzıma soktum sonra ağzımın içini temizlemem 1 hafta sürdü, çektiğim eziyeti kelimeler ile anlatamam o yüzden bu konuda daha fazla yazmak istemiyorum :) Kıssadan hisse japon yapıtırıcısı çok güçlü bir yapıştırıcıdır şakası yoktur, kepçe kulaklara sürülmez.

Sıcak silikon - Sıcak silikon candır, kandır, dosttur, yarendir... Her derde devadır. Onsuz hayat zordur. Bir tabancası olur, tabancayı elektriğe takarsın, silikon ısınır erir ucundan akar. Orta yerde bırakırsan kullanmadan ucundan az biraz akar yere damlar o
yüzden olur olmadık yerde çiziminin üstüne falan bırakma sonra ziyanlık
olur, el çizimi falansa ağlarsın bak. Eğer oldu da damladı panikleme hiç elleme bırak donsun, donunca
çıkarması daha kolay olur. Sürmesi biraz marifet ister, eline değince yakar, (tabancanın ucu da eline değince yakar, çok yakar) ayrıca sürünce hızlı soğur, donar ama bir kere alışınca kullanmaya başka şeye ihtiyacın kalmaz. Ben bu silikonu sıcakken sündürüp gergi teli gibi falan bile yapardım maketlerde, düşün yani bende ki el melaikesini peeh! Sonra yıllar geldi geçti okul bitti, sıcak silikon tabancamı anneme hediye ettim, efendim çeşitli takılar bişiyler yapıyor, resim çerçevelerine boncuk yapıştırıyor :) O da torununa verecekmiş. Ah aahh, duygusallaştım bak... Böyle işte, beylik tabancası gibidir silikon tabancası jenerasyon jenerasyon gezer.

Sprey bir yapıştırıcı vardı - Bu çok havalı birşeydi yahu, böyle deodorant gibi sıkardın kartona mesela ve üstüne boylu boyunca renkli kağıt mağıt yapıştırırdın ama benim hiç olmadı. Pahalıydı bu kesin.

Zımba, iğne, raptiye - Bu üçlü çok iş görür bak, hatta çoğu zaman yapıştırıcılardan daha çok iş görürler. Özellikle çalışma maketi yaparken yapıştırmaktan daha hayırlıdır. İğnelerden hele boy boy al, onlarla daha neler yapılır ohoooo!
---------------------------------------------------------------------------------
Bunlar bu işin yapı taşları. Eksikler tabiki var, başka arkadaşlar ekleyeceklerdir eminim ki.

En önemlisi maketini hep böyle ham malzeme alarak yap, hazır hiç bir eleman alma, en basiti ağaç bile alma. Sen mimarsın (değilsin de olacaksın yani, bakalım...) senin işin zaten taş, tuğla, kum, su bir araya getirip yapı yapmak, ne kadar hazır şey kullanırsan hayal gücünü o kadar kısıtlarsın.

Maket özen ister, sabır ister, ilgi alaka ister. Maket sana eskiz ya da bilgisayar modeliyle yakalayamayacağın bir bakış açısı verir, tasarımınla aranda çok farklı bir bağ kurar. Maketi hiç yadsıma, hafife alma, ufak tefek görüpte karamürsel sepeti zannetme.
---------------------------------------------------------------------------------
Çok çok yakında "Pratik zeka ürünü, saçma sapan ama hayat kurtaran maket malzemeleri" bölümü ile yine karşınızda olacağım.
Eylül 2012

Yade Dorbek bir yanıt verdi.

Mimari Maket malzemeleri nelerdir?

Kesmek-Biçmek için:

Falçata -
Parana kıy en iyisinden al, 3 kuruşluk tasarrufun ucuzunun çektirdiği eziyete hiç değmez. Bıçağı değişebilenlerden al, yedek bıçak da al, tahmininden çok değiştireceksin o bıçağı. Kesmiyorsa debelenme, ucunu kır yenile, debelenirken kendini yaralama riskin artar her geçen saniye. Çok sakat bi alet elindeki, keserken önüne bak, televizyona bakma, millete laf yetiştirme. Ciddi bir iş bu, öyle ağzının kenarında sigara, bir elinde mastar bir elinde falçata çalışırsan bir gün alırsın o parmaklardan birinin (ki muhtemel işaret parmağı olur o) yarısını eline.

Kretuar - Neşter kılıklı bir zımbırtı, kimi sever kimi sevmez bunu. Ha çok da lazım bir olay değil aslında. İnce iş için, ıdık bıdık yerlerde kesim yapmak için gerek. Olay biraz da senin falçata kullanmadaki maharetine bakar belki hiç ihtiyacın olmaz, belki çok olur bilemem. Birinde görürsen ödünç al az dene rahat çalışabiliyor musun çalışamıyor musun.

Mastar - Çelik cetvel yani. Keserken biçerken lazım olur, ha olmazsa ne olur dersen bir şey de olmaz, plastik cetvellerini daha sık yenilemek zorunda kalırsın ama.

Makas - Bunu tuzak olarak yazdım. Sakın makas falan alma! Mimar makas kullanmaaaaaaz! Al o falçatayı eline tekrar.

Kesicem de neyi kesicem:

Fotoblok -
İçi köpük dışı karton pahalı bir malzeme, plakalar halinde satılır A0-A1 falan bulabilirsin büyük boyutta. Beyaz olur hep. Boşver bunu bence, çok paran varsa zaten sen yapma maketi başkasına yaptır parayla :).

Balsa - Yumuşacık ahşap bir malzemedir, 3-10 mm arası kalınlıklarda vardı diye kalmış aklımda. Falçata ile, kretuar ile rahatlıkla kesilir, japonla, silikonla sağlam şekilde yapışır. Rengi kayından az açıktır, boyanabilir, yüzeyi düzgündür boyamadan da kullanılabilir. Yaklaşık 15 cm genişliğinde uzun parçalar alabildiğin gibi, boy boy inceli kalınlı çıtalar da alabilirsin. Eğlencelidir ama pahalıdır.

Polistren Köpük - Bildiğin yalıtım köpüğü işte, renk renk var, 2 cmden 10 cm ye kadar bulursun, envayi kalınlıkta. Kesmesi kolay, yapıştırması zor çünkü yapıştırıcıların bazıları köpüğü eritir :). En temizi sıcak silikon ile yapıştır. Göz doldurur, yer doldurur, hem de ucuzdur.

Maket kartonu - Mukavva diyenler de vardır. Yaklaşık 3-4 mm gri bir karton bu, başka rengini görmedim ama belki 2 mm gibi biraz daha incesi de vardır. Kullanması zor bir malzeme, kesmesi zahmetlidir serttir, içi doludur, ağırdır. Ama temiz çalışırsan çok havalı maketler çıkar böyle temis, pırıl, gri, soğuk, net... (tam mimar işi). Bununla arazi yapan manyaklar vardı okulda, artık allah onlara nasıl bir sabır vermişse. Ucuz bir malzeme bu.

Oluklu Mukavva - Senin en yakın arkadaşın artık bu. 2 ince karton arasına yine kartonla yapılmış oluklardan meydana gelir. Ucuz, kesmesi kolay ve hafiftir, 3-5 mm arası bulunur. Koca koca plakalar olarak alabilirsin, rahatlıkla 10 tane yüklenip elinde eve taşıyabilirsin (çok rüzgarlı havalarda dikkat et tabi yelkenler :D). Rengi ishal olmuş çocuk kakası rengi ile bol sütlü kahve rengi arası pis bir renk ama gözün alışır zamanla, hatta seversin. Olmadı sprey boya ile boyarsın ya da üstüne renkli karton yapıştırırsın. Yalnız bununla anca çalışma maketi olur, bitirme maketini pek kaldırmaz, şık durmaz. Bir de son yıllarda bunun bir çeşidi daha çıktı, renkli karton üstüne bu olukları yapıyorlar düzgün düzgün ondülin gibi, diğer tarafına karton yapıştırmıyorlar yani oluklar açık kalıyor. Renk renk var, güzel dekoratif bir malzeme. kolay kesiliyor, tek tarafta karton olmadığı için rulo yaparak da taşınabiliyor. Ama her güzelin bir bedeli var hesabı ucuz değil tabi :)

Karton - Benim en sevdiğim bu malzemedir. İnceciktir ama stabildir, ucuzdur, köşedeki kırtasiyede bile bulunur, boy boy bulunur. Yazıcıya da girer. Ne yazıcısı be deme! Bak mesela cepheyi basıyorsun üstüne bunun, yazıcıdan çıkartıyorsun, pıt pıt pencere boşluklarını kes (ya da ver annene sevgiline birine kessin) sonra köşelerde kulakçık bırak kıvır yapıştır onları amann pek bir güzel pırıl maket olur. Yok be olmaz deme içinden, ben böyle böyle okul bitirdim ve hep beğendiler maketlerimi. Genelde hep beyaz vardır, zaten sen de beyaz al, cıvıl cıvıl yapma maketlerini, gerçekçi birşey değil, soğuk, uyuz, net, "konsept" bir olay bekliyorlar hocaların. Her yola gelir bu, maketin özü kartondur bak, sen dinle beni, karton candır.

Tokyo - Bunun kesin başka adı var ama ben bilmiyorum. Böyle çocukken giydiğimiz tokyoların malzemelerine benzeyen birşey, süngerimsi 5-10 mm arası, renk renk olur. Kesmesi kolay, stabil, yapıştırsan kendi kendine konsol bile durur yani. taşıması da kolay rulo yapar taşırsın yumuşak birşey. Kütle falan çalışmak için, böyle konsept sunumları için 5 dakkada soyutlama saçma sapan maketler yapmak için birebir. Bir şeye benzetemesen de önce al bunu bak, çok işe yarar bir malzeme. Kendin kesip şekil verebildiğin legolar gibi düşün bunu. Yapıştırsan olur, iğne batırsan olur, zımbalasan olur her yola gelir. Üstüne boya da sürebilirsin. Söz bak çok seveceksin zamanla.

Asetat - Sadece tepegöz sunumunda kullanılmıyo bu cicim. Maket yaparken de gerekiyo işe. Cam pencere felam gibi bi nane yaparken ya da bir yüzeyin parlak olmasını istediğinde kullanırsın. Yapıştırması pek bir zahmetlidir, çünkü malum şefaf olduğundan dolaaaayı yapışkanı görüküyor arkasından. Artık oraları kapatmanın bir çözümünü bul, mimarsın sen, işin zaten bu tip detayları çözmek. Ben zımbayla tuttururdum bunu bazen missssss! AA ayrıca renklisi ve opak olanları da var aklında olsun, opak mı diye bön bön bakma, fotokopiciden aldığın ciltlenmiş fotokopilerin arkasına plastik kalın bir arka kapak koyuyorlar ya onlar işte.

Renkli kağıt mağıt ıvır kıvır a girmiyorum artık onlar da genel kültür.

Kestiklerimi nereme napıcam:

Uhu ve türevi yapışkanlar - Tabiki de kesitklerini yapıştırmak için çocukluğumuzun el işi maceralarının vazgeçilmesi uhular, 404'ler, pritler olacak yine hayatında. Ama kağıttan başka şeyleri yapıştırmak için çok kullanışlı değiller. Derby falan alma sakın, çok banal, ığğy kokar o...

Tutkal - Ben hemen hemen hiç tutkal kullanmadım ama balsa ile çalışanların bazıları tutkal kullanıyordu, memnunlardı. Arazi maketlerinde yine katmanları tutkal ile yapıştırabilirsin çünkü ucuz bir malzeme sür sür kullan ooh! Eline koluna bulaşınca pis oluyor ama bu. Bir de normal yapıştırıcılar ile eriyen köpükleri bu tutkallar ile yapıştırabilirsin.

Japon yapıştırıcısı - Japon öyle güzel birşey ki alışkanlık yapar. Hep espirilere konudur, bir süre proje çizerken "bu profil burada nasıl duruyor peki evladım japonla mı yapıştıracağız" diyen hocalarına gıcık olduktan sonra okulu bitirip şantiyeye geldiğinde "ah bee bir japon yapıştırıcımız olaydı bee! hayat ne kolay olurdu" diyeceksin ama merak etme kimyasal ankraj diye birşey bulmuşlar o da bir nevi aynı hesap :). Çok temiz, pak ve güçlü bir yapıştırıcıdır, minicik damlat, maşallah nokta kaynak gibi tutar. Japon, ne kadar titiz çalışırsan çalış ellerine biraz bulaşır, hiç oyalanma hemen ellerini sil ve yıka, eğer elinde kurursa çıkmaz ve falçata ile kazımak zorunda kalırsın. Bu kazıma işlemi sonucunda ellerin pembe bebek eli gibi olur :) O pembik taze derine tekrar japon damlarsa da gözünden yaş gelir bak sonra uyarmadı deme. Bir tatlı anımı anlatayım; japonun kapağını ağzımın kenarına sıkıştırıp iki elimle çalışıyordum, işim bitince japonu kapağına takıyordum orada duruyordu. Aslına bakarsan pratik bir yöntem ama bir sefer yorgunluk ve uykusuzlukla kapağı ıskaladım japonu ağzıma soktum sonra ağzımın içini temizlemem 1 hafta sürdü, çektiğim eziyeti kelimeler ile anlatamam o yüzden bu konuda daha fazla yazmak istemiyorum :) Kıssadan hisse japon yapıtırıcısı çok güçlü bir yapıştırıcıdır şakası yoktur, kepçe kulaklara sürülmez.

Sıcak silikon - Sıcak silikon candır, kandır, dosttur, yarendir... Her derde devadır. Onsuz hayat zordur. Bir tabancası olur, tabancayı elektriğe takarsın, silikon ısınır erir ucundan akar. Orta yerde bırakırsan kullanmadan ucundan az biraz akar yere damlar o
yüzden olur olmadık yerde çiziminin üstüne falan bırakma sonra ziyanlık
olur, el çizimi falansa ağlarsın bak. Eğer oldu da damladı panikleme hiç elleme bırak donsun, donunca
çıkarması daha kolay olur. Sürmesi biraz marifet ister, eline değince yakar, (tabancanın ucu da eline değince yakar, çok yakar) ayrıca sürünce hızlı soğur, donar ama bir kere alışınca kullanmaya başka şeye ihtiyacın kalmaz. Ben bu silikonu sıcakken sündürüp gergi teli gibi falan bile yapardım maketlerde, düşün yani bende ki el melaikesini peeh! Sonra yıllar geldi geçti okul bitti, sıcak silikon tabancamı anneme hediye ettim, efendim çeşitli takılar bişiyler yapıyor, resim çerçevelerine boncuk yapıştırıyor :) O da torununa verecekmiş. Ah aahh, duygusallaştım bak... Böyle işte, beylik tabancası gibidir silikon tabancası jenerasyon jenerasyon gezer.

Sprey bir yapıştırıcı vardı - Bu çok havalı birşeydi yahu, böyle deodorant gibi sıkardın kartona mesela ve üstüne boylu boyunca renkli kağıt mağıt yapıştırırdın ama benim hiç olmadı. Pahalıydı bu kesin.

Zımba, iğne, raptiye - Bu üçlü çok iş görür bak, hatta çoğu zaman yapıştırıcılardan daha çok iş görürler. Özellikle çalışma maketi yaparken yapıştırmaktan daha hayırlıdır. İğnelerden hele boy boy al, onlarla daha neler yapılır ohoooo!
---------------------------------------------------------------------------------
Bunlar bu işin yapı taşları. Eksikler tabiki var, başka arkadaşlar ekleyeceklerdir eminim ki.

En önemlisi maketini hep böyle ham malzeme alarak yap, hazır hiç bir eleman alma, en basiti ağaç bile alma. Sen mimarsın (değilsin de olacaksın yani, bakalım...) senin işin zaten taş, tuğla, kum, su bir araya getirip yapı yapmak, ne kadar hazır şey kullanırsan hayal gücünü o kadar kısıtlarsın.

Maket özen ister, sabır ister, ilgi alaka ister. Maket sana eskiz ya da bilgisayar modeliyle yakalayamayacağın bir bakış açısı verir, tasarımınla aranda çok farklı bir bağ kurar. Maketi hiç yadsıma, hafife alma, ufak tefek görüpte karamürsel sepeti zannetme.
---------------------------------------------------------------------------------
Çok çok yakında "Pratik zeka ürünü, saçma sapan ama hayat kurtaran maket malzemeleri" bölümü ile yine karşınızda olacağım.
Eylül 2012

Yade DorbekHasan Ata kişisini takip etmeye başladı

Hasan Ata, Gemi İnşaatı Mühendisi, @hogopogo

Eylül 2012

Yade DorbekKarl Engelpert kişisini takip etmeye başladı

Karl Engelpert, Web Designer, @karlengelpert

er kann mich im arsche lecken

Eylül 2012

Yade Dorbek bir yanıta alt yorum yaptı

Yüzücem ben daha çok :) haahhaha işin şakası bu ama bakalım bir takım planlarım var, hayatım denizle alakalı olsun da ne olursa olsun :D
Mimarlığı seçmek isteyenlerin moralini bozacağız ama ben de mesleği bırakmaya hazırlanıyorum. Bu son projem, bittiği gibi sektör değistirmeyi planliyorum. Malesef Turkiye'de mimarlik yaparak para kazanmak da zor mutlu olmak da. Benim sahsen gozum parada degil ama cok mutsuzum yaaa dayanamiyorum artik. Ne kadar calisirsan calis yetmiyor, bitmiyor. Sirketlerde sistem yok, duzen yok, kafasi calisan yonetici yok. Koca holdingde calissan da ayni laz muteahit yaninda calissan da ayni.
Eylül 2012

Yade Dorbek bir yanıta alt yorum yaptı

Deniz :)
Mimarlığı seçmek isteyenlerin moralini bozacağız ama ben de mesleği bırakmaya hazırlanıyorum. Bu son projem, bittiği gibi sektör değistirmeyi planliyorum. Malesef Turkiye'de mimarlik yaparak para kazanmak da zor mutlu olmak da. Benim sahsen gozum parada degil ama cok mutsuzum yaaa dayanamiyorum artik. Ne kadar calisirsan calis yetmiyor, bitmiyor. Sirketlerde sistem yok, duzen yok, kafasi calisan yonetici yok. Koca holdingde calissan da ayni laz muteahit yaninda calissan da ayni.
Eylül 2012

Yade Dorbek bir yanıt verdi.

Mimarların iş hayatı ve yaşam koşulları nasıldır? Mimarlar hayatlarından memnunlar mı?

Mimarlığı seçmek isteyenlerin moralini bozacağız ama ben de mesleği bırakmaya hazırlanıyorum. Bu son projem, bittiği gibi sektör değistirmeyi planliyorum. Malesef Turkiye'de mimarlik yaparak para kazanmak da zor mutlu olmak da. Benim sahsen gozum parada degil ama cok mutsuzum yaaa dayanamiyorum artik. Ne kadar calisirsan calis yetmiyor, bitmiyor. Sirketlerde sistem yok, duzen yok, kafasi calisan yonetici yok. Koca holdingde calissan da ayni laz muteahit yaninda calissan da ayni.
Eylül 2012

Yade Dorbek bir yanıt verdi.

Kendi başına Autocad öğrenmek mümkün müdür? Ne şekilde yapılabilir?

Autocad'in kendi tutorial'ı bile gayet iyi bir kaynak oradan başlamanı tavsiye ederim. Onu çalışırken kendine çizecek bir şeyler bul, mesela hazır basılı bir teknik çizim al onu Autocad'e geç. Bu şekilde çalışmayı daha çok tavsiye ediyorum çünkü çizerken çok farklı soruların olacak. Mesela tutorial çalışırken curve nasıl çizeceğim, daire nasıl çizeceğim, elips nasıl çizeceğim diye soruların varken, çizim yaparken kapı nasıl çizilir, masanın etrafına sandalyeler nasıl eşit aralıklarla dizilir diye soracaksın :)) Çizmeye başla önce, sonra soruların olunca forumlarda ara. Sürekli oku oku sıkılırsın, hemen ise bulaştır kendini.
Eylül 2012

Yade Dorbek bir yanıt verdi.

Enerji tasarrufu sağlamak için gemilere takılması düşünülen geniş ebatlı uçurtmaları gördünüz mü?

SkySail diye bir firma bu tip uçurtma yelkenler yapıyormuş. 2008'de bir deneme seferi yapmışlar. Habere buradan ulaşabilirsiniz. Beni en çok şaşırtanı %35 yakıt tasarrufu öngörmüşler ki bence bu muazzam bir tasarruf. Seferin sonuçlarını bulamadım ama SkySail firması hala mevcut :)
Eylül 2012

Yade Dorbek bir yanıt verdi.

İyi bir eğitim alabilecegim ve sizin referans verebileceginiz yelken kursları hangileridir?

Ben istanbuldakiler için TAYK'ı da öneririm, ben eğitimleri oradan aldım son derece memnun kaldım.

tayk.org.tr/
Daha Fazla

İlgilendiği KonularTümü

Mimarlık

377 Kişi   133 Soru

İstiklal Caddesi

55 Kişi   7 Soru

Şoförlük

29 Kişi   12 Soru

Doğa

65 Kişi   70 Soru

Yenilenebilir Enerji

180 Kişi   17 Soru

Enerji

69 Kişi   36 Soru

Müzik

2849 Kişi   472 Soru

Sinema

3098 Kişi   300 Soru

İstanbul

555 Kişi   196 Soru

Felsefe

1847 Kişi   494 Soru

Türkiye

909 Kişi   373 Soru

İnternet

2501 Kişi   535 Soru

Evcil Hayvan

169 Kişi   102 Soru

Evlilik

351 Kişi   156 Soru

İnsan Sağlığı

504 Kişi   314 Soru

Psikoloji

2687 Kişi   947 Soru

Türkiye Politikaları

427 Kişi   128 Soru

Güncel

558 Kişi   137 Soru

Otomobil

237 Kişi   136 Soru

Sağlık

1065 Kişi   1183 Soru

Kişisel Gelişim

1855 Kişi   145 Soru

Spor (Türkiye)

418 Kişi   204 Soru

Sevgili

180 Kişi   79 Soru

Dünya

264 Kişi   177 Soru

Çocuk Yetiştirme

193 Kişi   40 Soru

Eğlence

227 Kişi   62 Soru

Aile Yaşamı

53 Kişi   30 Soru

Sosyal Ağlar

735 Kişi   175 Soru

Tv Dizileri

101 Kişi   36 Soru

Alkol

137 Kişi   73 Soru