Bilmek istediğin her şeye ulaş

Normal olma çabası olmayan, garip bir makine mühendisi, solist, sporcu ve arada bir öğretmen :))

Nisan 2016

Azat Toğluk bu yanıtı beğendi:

Makine Mühendisliği yüksek lisans yurtdışı eğitimi için önerileriniz nerelerdir?

Makine mühendisliği 2. Sınıf öğrencisiyim. İngilizce bilmek zorunluluk haline geldi ve bilme ayrıcalığı eskisi kadar kalmadı. Fakat çelik denilince akla Almanya geliyor. Dünya çelik ihtiyacını Almanya karşılayabilecek durumda ve karşılıyor bu açıdan bakınca Almanca bilmek sizin için iyi bir ayrıcalık olacaktır. İngilizceyi iyi hatta ileri derece bilmek ise her zaman büyük bir avantajınız olacaktır. Şirketler ilk olarak bölüm yada meslek merakına daha sonra donanıma bakıyor. Bunları 2. Sınıf okuyan bir öğrenci mi diyor diyebilirsiniz önemli olan kaçıncı sınıf olduğunuz değil bölüme olan merak, ilgi, alakadır.
Nisan 2016

Azat Toğluk bu yanıtı beğendi:

Bir makina mühendisi hangi firmalarda çalışabilir?

Doğru soru: bir makine mühendisi hangi firmalarda çalışamayabilir? olacaktı ki beyin fırtınası yapalım..
Nisan 2016

Azat Toğluk bu yanıtı beğendi:

Dil sınırlaması olmadığını varsayarsak eğer, Avrupa'da yüksek lisans için uygun fiyatlı nereleri uygundur?

Belarus, Polonya, Çek Cumhuriyeti... bütün doğu avrupa ülkeleri ama içlerinde en iyileri çek ve polonya gibi biraz daha doğunun batısında kalan yerler olur...
Nisan 2016

Azat Toğluk bu yanıtı beğendi:

Mühendislerin işletme yüksek lisansına yönelmelerinin avantaj ve dezavantajları nelerdir?

Şu anda aynısını yapan bir inşaat mühendisi olarak çalışma pozisyonu şantiye, proje çizimi değilde daha çok yönetim birimlerinde hedefleniyorsa (satın alma, proje yönetimi, yatırım, ihale) çok yararlı gördüğüm bir yüksek lisanstır. Mühendislik eğitiminde alınan teknik eğitimin yanına stratejik yönetim, sektör analizi, proje yönetimi, finansal analiz vb. Bilgiler eklenerek bal-kaymak gibi olur.
Mart 2016

Azat Toğluk bir yanıt verdi.

Dünyayı değiştirmek gibi hayalleriniz var mı?

Dünyayı değiştirebilmek için önce insan düşüncelerini değiştirmek gerek. İnsan düşüncelerini değiştirmek için ise inanç gerek. Bütün bunlardan önce ise İnsanın daha doğru olanı keşfetmesi gerek. Ayırt edemediğimiz önemli şey hayatta birden fazla doğrunun olduğudur. Mühim olan ise daha doğru olanı bulabilmek, bilebilmektir. Eğer doğruyu bulursan ve üzerine giyersen doğru biri olarak yavaş yavaş kitleleri yönetebilirsin. Bu da Dünyayı değiştirmenin ilk adımıdır. Ama bugün maalesef bende doğruluğunu bildiğim bir şey için çabaladığımda, daha iyi olanın çabasını sürdüğüm kişiler biz böyle iyiyiz deyip, kendileri için bile mücadele etmiyorlarsa daha yolun başında heves kırılıyor. O yüzden Dünyayı değilde kendimi daha iyiye doğru değiştirmeyi daha fazla hayal ederim. . .
Mart 2016

Azat Toğluk bu yanıtı beğendi:

Dünyayı değiştirmek gibi hayalleriniz var mı?

Hayır, çünkü biliyorum ki, dünyayı değiştirmek istersem, bu amaç uğruna insanlara zulüm ederim, gücümü illa ki kötüye kullanırım. Bu yüzden böyle bir hayalim yok; ama dünyada iz bırakan bir insan olmak isterdim.
Mart 2016

Azat Toğluk bir yanıt verdi.

En çok neyi kaybetmekten korkarsınız?

Kendi kararlarımı alamıyorsam, bu Dünyaya başkaları daha rahat yaşasın diye geldiysem yemişim böyle hayatı :) Kendimi bilmeyi kaybedersem her şeyi zamanla kaybederim. 'Benlik' . . .
Mart 2016

Azat Toğluk bir yanıt verdi.

Üniversite okumak mı yoksa memur olmak mı daha iyi?

Üniversite okumaya bir iş gözüyle bakmak ya da zaman harcı gibi görmek açıkçası büyük bir yanlış bakış açısıdır. Üniversite okuyarak da memur olunabilir! Üniversite, mesleğiniz yanında size hayatta tek başınıza karşılaşabileceğiniz çok güzel bir staj olacaktır. Ne yaparsanız yapın, benden tavsiye olarak en az 4 yıllık bir üniversite deneyimi yaşayın. İnanın bana üniversite sonrasında hayatınızdaki bakış açılarındaki değişim ve ufuk genişlemesinden sonra yapabileceklerinizin sınırının sadece siz olduğunu fark edeceksiniz. Bundan sonrası ise tamamen size bağlı, çalıştığınız kadar yükselirsiniz. Ayrıca üniversitede okuduğunuz bölüm ile ilgili ileride çalışmak zorunda olmadığınızı, bölümünüzün yanında size farklı kapıları da açtığının farkına varacaksınızdır. Zamanla çevrenizdeki insanların size bakışı hatta hitabı bile değişecektir. Hadi o zaman bir şeyleri değiştirmek için önce kendimizi gelişim ile değiştirelim. . .
Mart 2016

Azat Toğluk bir yanıt verdi.

İnsan ilişkilerinde beni "kaybeden" durumuna düşüren bir huyum var. Bu huydan nasıl vazgeçebilirim?

Eğer yıldızlar arasında yer bulmak istiyorsan; ilk atman gereken adım yıldızları yıldız yapan özelliğinden ötürü tebrik etmek ve taktik almak içinmiş gibi bunları nasıl başardığını sorgulamak olacaktır. Eğer buradan konuya girebilirsen, sonrası için yıldız dediğimiz kişiler muhakkak siz neler yapıyorsunuz, ne işle meşgulsünüz gibi sorularla sohbeti sürdürmek isteyecektir. Tam bu noktada en önemli özelliklerinizi, başarılarınızı ve takdir toplamak adına nerelerden bu noktalara geldiğinizi anlatıp, gizliden ben de boş değilim mesajı vermeniz gerek. Beğeniyi kazandıktan sonra tekrar mütevaziliği korumak adına sizin kadar olamasak da yavaş yavaş ilerlemeye çalışıyoruz gibi tümceler kullanmanız gerekli. Bu duruma karşılık olsun diye yıldız kişi de olur mu canım sizde çok iyisiniz gibi sözler söylemeye girişip hemen ardından nasihat bağlamında söylemlerine devam edecektir. Bu nasihatlar sizin için mücevher değerindedir. Çünkü bir daha ki başka bir yıldız ya da aynı yıldız kişi olsun kullanabileceğiniz malzeme olacaktır. Bu çarkı böylelikle her kişiden farklı şeyler (malzemeler) kaparak gelişimizi sürdürebilirsiniz. Bu gelişimin daha verimli geçmesi için çeşitlilik önem arz eder, yani sürekli iletişimi farklı kişiler ile sürdürebilmeye özen göstermelisiniz. Bu adımları zamanla uygularsanız, karşınızdaki kişi için dönen çark sizin için dönmeye başlayacaktır ve artık siz de başka kişilerin yıldızı olmaya başlayacaksınız. (Bu arada iyi bir iletişim için kitap okumak ve diksiyon eğitimi çok etkilidir). İyi çalışmalar. . .
Eylül 2015

Azat Toğluk bir yanıt verdi.

Makine Mühendisliği 4. sınıfa geçtim ve alan seçimi yapmam gerekiyor. Hangi alanı seçmemi önerirsiniz?

Ben de 4. Sınıfa yeni geçmiş ve de piyasada gözlem yapabilmiş biri olarak sana geleceği en çok vaat eden alanın tartışmasız enerji üzerine olduğunu söyleyebilirim. Enerji kıtlığı, Ülkemizde yoğun olarak sıkıntı yaşadığımız bir sorundur. Enerji kıtlığını yaşayan tek Ülke biz değiliz, genel anlamda bugün aklına gelen en prestijli Ülkeler bile enerji konusunda büyük sıkıntılar yaşamaktalar ve bu sıkıntı teknolojinin gelişmesi ile de paralellik göstermektedir. Bu anlamda da şu an için Ülkemizde en çok gelişmişlik ve sektörel zenginliği bakımından termik santraller göstermektedir. Fakat yenilenebilir enerji olarakta Dünyada şu an inanılmaz Ar-Ge çalışmaları vardır. Ülkemizin yenilenebilir enerji üzerine biraz geri planda olduğunu itiraf etmek gerek ama bu Ülkemizin bu alanda gelişmeyeceği anlamına gelmemekle birlikte bir Dünya politikası halini aldığı için er ya da geç muazzam dönüşler sağlanacak gibi görünmektedir. Bununla birlikte Devlet teşvikli 2 birim daha bulunmaktadır. Bunlardan ilki Hidroelektrik santralleri olmakla birlikte, bir diğeri ise Biyoenerjidir. Devlet bu iki sektörde üretilen elektriğin tümünü kesintisiz olarak alma garantisi verir. Son olarakta Ülkemizde henüz yapımı süren Nükleere Enerji santralleride, Doğaya saygılı olan Hidroelektrik ve Biyoenerji gibi Devlet tarafından kesintisiz alım garantilidir. Anlayacağın üzere enerji piyasasında büyük rekabetler yavaş yavaş kendini göstermekte ve şu an projesi olan yapımına başlanmış ya da başlanacak olan santrallerin de varlığından haberdar olmanda fayda vardır. Enerji sektörünün bir diğer alternatifi olarak gördüğüm sektör ise otomotiv sektörüdür. Her ne kadar Otomotiv mühendisliği alanı gibi görünse de aslında makine mühendisliği olmaksızın bir sektör neredeyse düşünülemez haldedir ki Otomotiv mühendisliği bana göre makine mühendisliğinin çocuğu gibidir :) Bu sektöre neden el atman gerektiğine gelirsek; Aslında çok açık, yukarıda da bahis ettiğim enerji alanındaki yeniliklerin otomotiv sektörüne girmesiyle bu sektörde şu an Ülkemizde de üstünde çalışılmakta ve kendine geniş bir yer bulmaktadır. Son olarak, aslında iki mühendislik var der isek bunlardan biri Makine Mühendisliği diğeride Elektrik-Elektronik Mühendisliğidir. Hiçbir sektör bunlardan bağımsız düşünülemez. Bu anlamda bu iki sektörü kapsayan ve şuan en çok revaçta olan alan Enerji Sektörüdür. Dilerim katkı sağlayan bir yazı olmuştur. Şimdiden seçtiğin alan için hayırlı, uğurlu olsun. Meslektaş ;)
(Not: Unutmadan söyleyeyim, kendini mutlu hissedeceğin bir alanda çalışman ömrünün geri kalanında sana daha keyif getirecektir. Hayatta en önemli iki tercihten biri 'iş' diğeri de 'eş' tir!)
Mayıs 2015

Azat Toğluk bir yanıt verdi.

Olur olmaz takıntılardan fobilerden nasıl kurtulunur?

Kısa ve öz: Başka takıntılar bulmak! :))
Mayıs 2015

Azat Toğluk bir yanıt verdi.

Bugün doğan birisi ölene kadar ölümsüzlük bulunur mu?

:) Doğduktan bir saniye sonra ölmeyeceğinin garantisini verebilirsen, ölümsüzlüğü bulmuşsun demektir!
Mayıs 2015

Azat Toğluk bir yanıt verdi.

Üniversiteler bilim yuvası mıdır yoksa yüksek liseler midir?

Bu sorunun konuşulacağı en güzel pozisyonun bugün TBMM olması gerekirdi. Sebebi ise Türkiye'nin eğitim düzeyinin çok çok gerilerde olmasıdır. Üniversiteler sadece bilim adına kurulmuş kurumlar değildir. Fakat bugün Türkiye'nin özellikle de bilim adına büyük gelişmeler kaydedip, bunu kaydedebilmesi için de üniversitelerdeki bilim adına kurulmuş olan bölümlerdeki ders müfredat ve işleyiş tarzının daha uygun bir düzene oturtulmasını sağlaması gerekir. Üniversitelerin en büyük amacının; nitelikli ve bilinçli bireyler yetiştirebilmek olmalıdır. Bu kavramın oluşabilmesi içinde; sadece üniversitelerde okuyan bireylerin değil, toplum olarak her kesimin kültürel bir doğru değişime ihtiyacı olduğu gerçeği ortaya çıkar. Bugünkü Türkiye için ise üniversiteler yüksek lise midir yakıştırması bile aslında ne kadar eksik olduğumuzun bir sonucudur. Eğer ülkemizi daha güzel yerlerde görmek istiyorsak, her şeyden önce kendimizi değiştirmek ile işe başlamamız gerek!
Mayıs 2015

Azat Toğluk bu yanıtı beğendi:

Üniversiteler bilim yuvası mıdır yoksa yüksek liseler midir?

Ülkemizde Üniversitelerimize girişte test sınav sisteminde gösterilen başarı dikkate alınmaktadır. Sen 5 şıktan hangisi doğruyu bilen çocuğa, vay efendim hadi geldin üniversiteye sen bir bilim yap bize diyemezsiniz. Çünkü bilim, yaratıcılık, özverili çalışma, sebepleri kavrayıp sonuçları ifade edebilmektir. Şimdi hangi üniversitede gerçek bilim üretiliyor? Ben diğer bölümleri bilemeyeceğim ama eğitim fakültelerinde olan şey aynen budur: Üniversiteye gel, evvelde öğrencilere anlatılmış konulara gıdım ek konulmamış ders notlarını oku (oku diyorum çünkü derse girmek nerde!) Sonra zaman gelsin o kağıtlardan çıkan soruları vizede cevapla, finalde cevapla geç. He geçemedin mi daha kolaylarını bütte cevapla geç. 3 yılı böyle geçir sonra 4. yıl 4 sene evvel ÖSS denen maratonu tekrarla Kpss çalış ve nasıl testle geldiysen okula gene testle terk et.
Mayıs 2015

Azat Toğluk bir yanıt verdi.

40 yaşındayım ve 18 yaşında sevgilim var. Çevre tarafından eleştiriliyorum, aslında bana çok normal geliyor. Sizce anormal bir durum mu?

Anormal olup olmaması yaşadığınız ortam ile bire bir ilintilidir. Bu durumu, Türkiye şartlarında düşündüğümüz vakit, yaklaşık % 90 oranında anormal olduğu bir sonuç ile karşılaşılabilir. Örnek olarak; erkeğin erkekle evlenmesinin bile resmi ve hor görülmeyen bir çevre açısından oldukça normal bir durum olarak karşılanır. Sonuç olarak ise ilişki yaşanabilir, buna kimse kolay kolay engel olamaz. Fakat tek ve en büyük engelin sizlerin düşünce yapısındaki farklılıkların zamanla ortaya çıkmasıdır. Bu da böyle bir ilişkinin çokta verimli olmadığının bir göstergesi olur!
Mayıs 2015

Azat Toğluk bir yanıt verdi.

Hangi duygumuz yok olsaydı, hayatımızda nasıl bir değişime sebep olurdu?

"Sevgi" Sevme ve sevilme ihtiyacını karşılayamayan insan, amaçsız bir yaşam döngüsü içerisine girip büyük bir boşluğun içinde bulur kendini. Bizi hayata bağlayan en güzel ve belkide en önemli duygudur SEVGİ :)
Mayıs 2015

Azat Toğluk bu yanıtı beğendi:

Mikrometrenin mi, yoksa komparatör saatinin mi ölçme hassassiyeti daha yüksektir?

Her ikisi de yaklaşık aynı hassasiyeti verir .. Ama birisiyle iç çapı birisiyle dış çapı ölçebilirsin ..
Komparatörü kullanmak daha bir ustalık, el hassasiyeti ister ..
Bana sorarsan kumpas derim .. İster iç çap ister dış çap ölç farketmez . .
Daha Fazla

İlgilendiği KonularTümü

Zeka

816 Kişi   91 Soru

Beslenme

98 Kişi   128 Soru

Besin Takviyesi

4 Kişi   6 Soru

Malzeme Bilimi

32 Kişi   9 Soru

Malzeme Analizi

27 Kişi   8 Soru

İmalat Mühendisliği

7 Kişi   3 Soru

Yapı Malzemeleri

51 Kişi   3 Soru

Makina (Makine) Mühendisliği

191 Kişi   41 Soru

Gemi Makineleri

15 Kişi   2 Soru

İnşaat Makineleri

31 Kişi   0 Soru

Makine Tasarımı

26 Kişi   3 Soru

Makina Ve Kalite

13 Kişi   2 Soru

Yazılım

2910 Kişi   548 Soru

Buluşma

865 Kişi   10 Soru

3D Studio Max

504 Kişi   12 Soru

Web Siteleri

3038 Kişi   264 Soru

Müzik

2849 Kişi   472 Soru

İnternet

2501 Kişi   535 Soru

Bilgisayar

2526 Kişi   437 Soru

Sinema

3098 Kişi   300 Soru

Kişisel Gelişim

1855 Kişi   145 Soru

Muhabbet

2082 Kişi   2355 Soru

İnsan Davranışları

3596 Kişi   955 Soru

İş Hayatı

2325 Kişi   325 Soru

Bilgisayar Programları

1789 Kişi   179 Soru

Yazılım Geliştirme

1186 Kişi   185 Soru

Fotoğrafçılık

1867 Kişi   166 Soru

Girişimcilik

3471 Kişi   358 Soru

İngilizce

737 Kişi   102 Soru