Bilmek istediğin her şeye ulaş

%100 inandığım sürece her şeyi yapabilirim.....Bilgiye aç koç kadını....

Ocak 10 - 13:48

Cemile bu yanıtı beğendi:

Beyinden veri çekme işlemi nasıl yapılabilir? Bu alanda bilimsel çalışmalar ne durumda?

Beyinden veri çekme işleminde, ne düşündüğünü kelime kelime dökebilecek bir sistem henüz geliştirilmedi fakat, Korktuğunu, heyecanlandığını ya da yalan söylediğini vb durumları anlayabiliyorlar. Buda şu şekilde gerçekleşiyor. Beynin her bölümünün farklı bir işlevi var ve buradaki hareketliliği ölçerek ne hissettiğin gözlemlenebiliyor. Beyin haritasını çıkarmak için yıllardır çalışılıyor ve halen tamamlanmış değil. Blue Brain Project 2023 'de tamamlanmayı hedefliyor. İşte o zaman işler birazcık daha karmaşık bir hal alacak diye düşünüyorum. Beyin haritası tamamlanmış ve simule edilebilir konumda olacak. İşte o zaman yeni bir çağa giriyor olacağız :)
Ocak 10 - 13:47

Cemile bir yanıta alt yorum yaptı

Haklısınız ..Her zaman olduğu gibi eksiklikleri başka yollarla tamamlamak gerekecek.
Her gün maket yapan son sınıf bir mimarlık öğrencisi ile yaşayan bir inşaat mühendisi olarak bu söylediğinize kısmen katılıyorum. İnşaat mühendisliği dört temel konu üzerinde döner(çekme, basınç, eğilme, burulma).Bu kadar. Yani bir yapı elemanına baktığınız zaman elemanın bu dört parametreden hangisi yada hangilerine karşılık geleceğini bilip işlem ve modellemeyi ona göre yapmalısınız. Bu deneyle kavranabilir mı? Derseniz sadece bir fikriniz olur. O yüzden kendiniz bunu tümleşik yapılarda yerinde görmelisiniz.
Bir deney size mikro ölçekte bilgi verecektir ama makro ölçek için ancak temel atacaktır. Üniversite öğrencisi olarak deneylerden daha faydalı bir şey yapmak istiyorsanız bir büroda, beton firmasında, yapı denetimde ücretli, ücretsiz bir işe kesinikle girmelisiniz. O zaman öncelik vermeniz gerekenleri çok daha iyi kavrayabilirsiniz.
Ocak 01 - 01:20

Cemile bu yanıtı beğendi:

Asosyal bir kişiyim. En büyük isteklerimden biri girişimci olabilmek; kimsenin görmediğini görüp, cesaretle risk alıp sonunda başardım diyebilmek ama bu kişilik yapısı ile sanıyorum ki bu bir hayal. Asosyal olup da girişimci olunabilir mi?

Network ihtiyacini nasıl karsikayacaksin? Girişimcilik bence bir meslek değil ruh hali. Dolayısı ile eylem olarak gerceklestirdiklerinde tatmin olmak için kullandığın bir araç... Eksik olduğun her ne ise bunu ekibin ile ( çalışan ortak) ile tamamlayabilirsin
Aralık 29 - 13:37

Cemile bir yanıt verdi.

Neden birçok insan başarılı olmayı istediği halde başarılı olamıyor?

Çünkü yapabileceğimize güvenimiz yok.Farkında değiliz belki ama hep kafamızda bir film dönüyor hemde ülkecek "bizden adam olmaz" !!! !
Aralık 29 - 13:30

Cemile bir yanıta alt yorum yaptı

Mesele de bu zaten bizim üniversitede yapılmadı ve ben çeliğin betonun çekme ve basınç altındaki davranışını ezberde biliyorum ama tam oturmadığının da farkındayım.Ben de yapını statiğini yapacak kişi olarak malzemeye tam olarak hakim olmam gerektiğini düşünüyorum.
Öncelikle mimarlık ve inşaat mühendisliği; yolları bir noktada kesişse de aslında birbirinden çok farklı disiplinler. Mimarlık; form, kütle ve dolayısıyla ''mekan'' boşluk tasarlama işi olduğundan dolayı sürekli maket yapılır, üç boyutlu çizim programlarında yine maket gibi modellenir. Ayrıca yapılan form da ''yerle'' çok derinden bir bağı olduğundan dolayı arazi maketleri de süreçte mutlaka yapılır.
Maketle formu, boşluğu ve kütleyi tasarlarken daha hakim olabiliyorsun. Bu sayede yaptığın şeyin bizzat içine girebiliyor, oranları vs. daha iyi görebiliyorsun. Bu bağlamda mimarlık plastik sanatlar kategorisindedir yani aslında işin bir heykel yönü de var ve mimarlığın görsel yönü çok daha ağırdır. İnşaat mühendisliğinde ise daha çok sayısal veriler ön plandadır işte statik mukavemet vb. gibi. Aslında mimarın maket yapmasıyla, mühendisin statik mukavemet problemleri çözmesi benzerdir. Her ikisi de bir uygulama deneyidir.
İnşaat mühendisliğindeki çekme basınç gibi uygulamalar ise bildiğim kadarıyla üniversitelerde yapılıyor. Hatta bazı üniversitelerde küçük betonarme ,çelik yapılar yapılıp üzerinde deneyler de yapılıyor. Ne yazık ki her yer aynı imkanlara sahip değil. Böyle uygulamaların, deneylerin yapılmaması bir eksiklik midir? Sanırım evet.
Aralık 29 - 13:27

Cemile bir yanıta alt yorum yaptı

Benim söylemek istediğim bazı üniversitelerde bu tür deneyler yapılıyor ve benim aslında inşaat ile ilgili hiç bilgisi olmayan birisi için konuların bu tür deneylerle desteklenmesi gerektiği görüşündeyim...Yoksa bazı şeyler çok askıda kalıyor. Bu da sağlam öğrenmeye engel diye düşünüyorum
Her gün maket yapan son sınıf bir mimarlık öğrencisi ile yaşayan bir inşaat mühendisi olarak bu söylediğinize kısmen katılıyorum. İnşaat mühendisliği dört temel konu üzerinde döner(çekme, basınç, eğilme, burulma).Bu kadar. Yani bir yapı elemanına baktığınız zaman elemanın bu dört parametreden hangisi yada hangilerine karşılık geleceğini bilip işlem ve modellemeyi ona göre yapmalısınız. Bu deneyle kavranabilir mı? Derseniz sadece bir fikriniz olur. O yüzden kendiniz bunu tümleşik yapılarda yerinde görmelisiniz.
Bir deney size mikro ölçekte bilgi verecektir ama makro ölçek için ancak temel atacaktır. Üniversite öğrencisi olarak deneylerden daha faydalı bir şey yapmak istiyorsanız bir büroda, beton firmasında, yapı denetimde ücretli, ücretsiz bir işe kesinikle girmelisiniz. O zaman öncelik vermeniz gerekenleri çok daha iyi kavrayabilirsiniz.
Aralık 29 - 13:23

Cemile bu yanıtı beğendi:

Mimarlık öğrencileri neden bu kadar çok maket yapıyor. Neden uygulama, deneyler mimarlık öğrencilerinde bu kadar ön plandayken İnşaat Mühendisi öğrencisi olarak biz neden bir çekme basınç deneyi bile yapmıyoruz? Bu bizim için bir eksiklik değil mi?

Her gün maket yapan son sınıf bir mimarlık öğrencisi ile yaşayan bir inşaat mühendisi olarak bu söylediğinize kısmen katılıyorum. İnşaat mühendisliği dört temel konu üzerinde döner(çekme, basınç, eğilme, burulma).Bu kadar. Yani bir yapı elemanına baktığınız zaman elemanın bu dört parametreden hangisi yada hangilerine karşılık geleceğini bilip işlem ve modellemeyi ona göre yapmalısınız. Bu deneyle kavranabilir mı? Derseniz sadece bir fikriniz olur. O yüzden kendiniz bunu tümleşik yapılarda yerinde görmelisiniz.
Bir deney size mikro ölçekte bilgi verecektir ama makro ölçek için ancak temel atacaktır. Üniversite öğrencisi olarak deneylerden daha faydalı bir şey yapmak istiyorsanız bir büroda, beton firmasında, yapı denetimde ücretli, ücretsiz bir işe kesinikle girmelisiniz. O zaman öncelik vermeniz gerekenleri çok daha iyi kavrayabilirsiniz.
Aralık 29 - 13:23

Cemile bu yanıtı beğendi:

Mimarlık öğrencileri neden bu kadar çok maket yapıyor. Neden uygulama, deneyler mimarlık öğrencilerinde bu kadar ön plandayken İnşaat Mühendisi öğrencisi olarak biz neden bir çekme basınç deneyi bile yapmıyoruz? Bu bizim için bir eksiklik değil mi?

Öncelikle mimarlık ve inşaat mühendisliği; yolları bir noktada kesişse de aslında birbirinden çok farklı disiplinler. Mimarlık; form, kütle ve dolayısıyla ''mekan'' boşluk tasarlama işi olduğundan dolayı sürekli maket yapılır, üç boyutlu çizim programlarında yine maket gibi modellenir. Ayrıca yapılan form da ''yerle'' çok derinden bir bağı olduğundan dolayı arazi maketleri de süreçte mutlaka yapılır.
Maketle formu, boşluğu ve kütleyi tasarlarken daha hakim olabiliyorsun. Bu sayede yaptığın şeyin bizzat içine girebiliyor, oranları vs. daha iyi görebiliyorsun. Bu bağlamda mimarlık plastik sanatlar kategorisindedir yani aslında işin bir heykel yönü de var ve mimarlığın görsel yönü çok daha ağırdır. İnşaat mühendisliğinde ise daha çok sayısal veriler ön plandadır işte statik mukavemet vb. gibi. Aslında mimarın maket yapmasıyla, mühendisin statik mukavemet problemleri çözmesi benzerdir. Her ikisi de bir uygulama deneyidir.
İnşaat mühendisliğindeki çekme basınç gibi uygulamalar ise bildiğim kadarıyla üniversitelerde yapılıyor. Hatta bazı üniversitelerde küçük betonarme ,çelik yapılar yapılıp üzerinde deneyler de yapılıyor. Ne yazık ki her yer aynı imkanlara sahip değil. Böyle uygulamaların, deneylerin yapılmaması bir eksiklik midir? Sanırım evet.
Aralık 2016

Cemile bu yanıtı beğendi:

İngilizce'yi speaking-reading-writing anlamında üst seviyelere çıkarma konusunda tavsiyeleriniz nelerdir?

İnsanlar, ingilizceyi öğrenememekten muzdarip kursların işe yaramadığını söyleyp duruyorlar. Fazla kolay olmasına rağmen. Bundan sıkılıp, almanca çalışan bir kişi onu rahatça öğrenebildiğini söylemişti. Öğrenim yöntemleri çok yanlış.
Bu bilerek böyle işletiliyor çünkü dilin sahipleri için büyük gelir kaynağı. Bir dolu para elde ediyorlar. Pazar haline dönüşmüş durumda.
Zaman harcadıkça öğreniliyor, nasıl öğrenilmesi gerektiği dahil. Ancak düşünerek ve okuyarak öğrenilir. Diğer bölümler bu nokta olmadan ilerlemez.
Gramer, Kelime dışında pek bir özelliği yok. Pek bir dil bilgisi de gerekmiyor ancak insanların kafasını daha ilk zamanlardan bu şeylerle allak bullak ediyor sonuçta ilkokul lise üniversiteye kadar gelen çocuk cümle kurmayı bile bilmiyor. Hintlerde bu durum yok. Sömürgeye maruz kaldıkları için onlara gerçekten öğretmek istemişler. Anadilleri gibi konuşuyorlar.
Bir yabancıyla konuşmak için hemen ağzından ingilizce kelimelerin çıkmasını bekliyor. Ama o şekilde olmaz. Önce Türkçe olarak ne söyleyeceğini belirlemeli ve beyninde bunu çevirmelisin.
Buna nazaran yarım yamalak anlayıp cümleyi tamamlamaya çalışanların yapması gereken de bu. Artık her eğitim orta yaşlılar için bile olsa enbaştan fazla rahatsız edici bir şekilde oluyor.
Arapça gibi ingilizce bizim yapımıza göre terstir. Önce eylem, söylenir. Cümleyi tersten kurmak gerekiyor yani. Bunun dışında uygun bağlaç benzeri yapıları eklemektir. Şimdi fiil, isim, kip gibi şeyler kullanmaktan özellikle çekildim böyle bir öğretim yanlış olur çünkü.
En azından çocuklara yapılmasın ya da en başında bunlar anlatılsın konu anlatılırken zamir filan diyince kimse bir şey anlamıyor.
1-Siteler bir yere götürmüyor
2-Videolar iyi çözüm
3-YGS,LYS benzeri kitaplardan uzak durulmalı
4-Dizi izleme kulak dolgunluğu sağlar. Diğer yönlerden çok çok az işe yarar. İngilizce altyazı ile bir nebze daha fazla etki verir. Ya da japonca animeye ingilizce altyazı. Kaçışın yok beyin anlamak için okumak zorunda tabi. Ama ingilizce altyazı ile yabancı dizi izlemek kalıplar hakkında yardımcı olabilri.
5-Makale, yazı okumak birinci dereceden etkin öğrenimdir.
6-Kursa gidilmemeli veya eğitim içeriğinden fazla emin olunmalı.
7- ...
Son olarak sıraıs kişiden kişiye göre değişir.
Etkinlikle
1-İngilizce yazılar yazmaya çalışabilirsiniz.
2-Haber çevirisi gibi şeyler yapabilirsiniz. ve karışık cümle olması önemli değil. Anlaşılması yeterli.
Çekinceler ertelemeye veya yapmamaya sebebiyet verebilir yapılmazsa gelişilemez, yapıldığında basitte olsa daha sonra daha rahat geliştirilebilri.

Daha yazsam makaleye doğru gider ama burada bitireyim. Aksanmış telaffuzmuş bence öğrenim aşamasını bunlarla kaybetme bile. Öğrendikten sonra bak. Elin yabancısı Türkçe için Türk gibi konuşayım beni Türk sansınlar demez. Bir japonda bunun için çabalamaz. İletişim sağlanıyorsa geirsi küçük bir pasta süsü.
Ama her şey neredeyse gramerde bitiyor. ve İnterest ilginç demek değildir. Öğretimde böyle tek tip kalıplar yerleştirildiği için öncelerdi ilgisiz, ilgi çekici, bununla ilgili (alakalı) gibi bir çok duruma gelebileceğinden habersizdim. Sadece ilginç olarak algılıyordum. Öğrenme bir sepetse ingilizce öğretimi delik değişk bir sepettir.
Aralık 2016

Cemile bir yanıt verdi.

Burs verebileceğim üniversite öğrencilerini nasıl bulabilirim?

Bulunduğunuz şehrin üniversitesine gidip bir kaç hoca ile konuşun onlar size seve seve bir kaç öğrenci bulacaktır.
Aralık 2016

Cemile bu yanıtı beğendi:

Üniversiteler bilim yuvası mıdır yoksa yüksek liseler midir?

Üniversiteler beş para etmez şehir hapishaneleridir. İnsan büyüdükçe zaptedemiyorsun bu yüzden 30-40 yaşlarındakiler için okul yok. Dİnlemeyeceklerdir. Köpek yetiştirdiğini sanan müfredat ve EĞİTİM denen şeyin en olduğunu gücünü neler yapabileceğini bilemeyen toplum ideraciler ve para merkezli gerizekalı öğretmenler olduğu sürece. Üni seviyesi ilkokulu pek geçmez. Toplumsal bir gerçek olmasına karşı bizim için büyük anlamlar ifade ettiğinden dolayı tepkisiz kalmak elde değil.
Üniye gidip gelmeyle bir yere varılamaz zaten.
Bu arada değil üniversite ilkokulda ki çocuklar bile başıboş dediğimde bana güvenin.

: kusmaefekti: YGS, LYS adlarını duymaktan iğreniyorum artık. Yeni “üç harf” ekleseler yine iğreneceğim. Bu dar basma kalıp eğitimde bir şey öğrenilmez. Ne fiziğin ne kimyanın ne de biyolojinin bir zevki kalmıyor. Kalıplaştırdıkları, ilgi ve merak uyandırmak yerine karanlığa boğdukları bu kitaplar yerine insanlar DİZİ, MODELLİK... gibi saçma salak şeylerin peşinde ilerliyor .Arkadaş ortamları denen bir grupları var bunların. Bu şekilde öğrenci seçilmez. Robot ve ezberci motomot insanlar ortaya çıkar. EĞİTİM ise asla böyle bir sonuç çıkarmaz. Başta ANALİTK ZEKA , ERDEM gibi konular okullarda öğrenilemez. Davranış bilimi, Bütçe, Zaman yönetimi, İstatistik işleme hepsi büyüyünce, büyüdükten sonra da yarım yamalak. Bence kendi müfredatımızı ingilizlerden söküp alalım. Kökleri var.
İlkokul lise öğrencilerinin ağzından küfür kolay kolay düşmez. Aileleri bile farkında değildir. Birbirleriene karşı statü gözetirler. Zorbalık bu yerlerde çok fazla.
İnsanlar çocuklarını eğitime gönderdikelrni sanması saçma. Ezbere dayalı roboto eğitimi EĞİTİM değidlir.
Müfredat acilen değişmelidir. Kitaplar “Bir şey nasıl öğretilmez” konusunu işliyor. Bu yüzden dekanı , profu, rektörü aynı kafada olup ülkesini kültür ve tarihinden bir haber dışa bağımlı olmak isteyenlerden olunca oradaki medeniyeti buraya taşımaya çalışıyor ve haliyle burası yerini kendisini oralı olarak görüyor. ..
Aralık 2016

CemileEvren Bilimci kişisini takip etmeye başladı

Evren Bilimci, Web Developer, @evrenbilimci

Python bebeğim

Aralık 2016

Cemile bu yanıtı beğendi:

Yapmak istediğiniz meslek üzerinde kendinizi geliştiriyor musunuz?

Benim mesleğim kendini geliştirmeden yürümeyen bir meslek. Yeni projeler için yeni kodlar okumak hatta eskisini de bir daha okumak gözden kaçan noktaları tamamlamak gerekiyor. Kodların yanı sıra yeni problemler her zaman yeni çözümlere ihtiyaç duyuyor ki bu da "başkaları nasıl yapmış? "ı araştırma ve o çözümleri geliştirerek projeye adapte etmekten geçiyor. Yapmak istediğim meslek denemez artık tabii bunca zamandan sonra ama yaptığım meslekte tabii ki kendimi geliştirerek ilerliyorum.
Aralık 2016

Cemile bu yanıtı beğendi:

Özgüven nasıl kazanılır?

Eksiğini artını bilip, kendini kabul etmekle ve sevmekle kazanılır.
Kasım 2016

Cemile bu yanıtı beğendi:

Özgüven kazanmak için ne yapmalı, nasıl kitaplar okumalıyız? Önerileriniz nelerdir?

Özgüven kazanmak için öncelikle "özümüzde" yani kendimizde neler olup bittiğini anlamamız gerekir. Yani neye ihtiyacımız var, onu ne yollarla elde etmeye çalışıyoruz, kendimizi nasıl ve ne için durduruyoruz gibi soruların cevabı, okumaktan ziyade en sağlıklı şekilde deneyimlenerek öğrenilir. Bu anlamda psikoterapi daha etkili olacaktır. Özgüven ile ilgili kitaplar genellikle kısa süreli motivasyon sağlayıcı etkiye sahip olacaktır.
Daha Fazla

İlgilendiği KonularTümü

Kişisel Gelişim

1888 Kişi   149 Soru

.NET

1319 Kişi   87 Soru

Web Siteleri

3071 Kişi   264 Soru

Eğitim

4040 Kişi   630 Soru

Öğrencilik

2193 Kişi   122 Soru

Kitaplar

2940 Kişi   267 Soru

Psikoloji

2716 Kişi   954 Soru

Filmler

3223 Kişi   191 Soru

İnşaat Mühendisliği

221 Kişi   97 Soru

Bilgisayar

2536 Kişi   439 Soru

Yabancı Dil

947 Kişi   100 Soru

İş Hayatı

2347 Kişi   325 Soru

Girişimcilik

3491 Kişi   359 Soru

Üniversiteler (Türkiye)

2251 Kişi   175 Soru

Siyaset (Türkiye)

1427 Kişi   471 Soru

İnşaat

325 Kişi   108 Soru

Bilgisayar Programları

1794 Kişi   179 Soru

İngilizce

746 Kişi   105 Soru

Felsefe

1861 Kişi   498 Soru

Muhasebe

257 Kişi   58 Soru

Teknoloji

1865 Kişi   577 Soru

Edebiyat

932 Kişi   203 Soru

Mal

653 Kişi   367 Soru

Zeka

822 Kişi   91 Soru

Öğrenme Teknikleri

672 Kişi   27 Soru

Kitap İncelemeleri

173 Kişi   13 Soru

Türkiye Sorunları

1116 Kişi   239 Soru

Mühendislik Meslek Odaları

852 Kişi   48 Soru

Dizüstü

187 Kişi   28 Soru

Autocad

290 Kişi   17 Soru