Bilmek istediğin her şeye ulaş

İnşaat Mühendisliği Öğrencisi Caner Acu inploid.com'da 294 soru sordu, 598 soru yanıtladı ve 90 takipçisi var.

Mart 2016

Caner Acu bu yanıtı beğendi:

inploid'de değişmesini veya gelişmesini düşündüğünüz şeyler nelerdir?

Burda yazılanların dışında arka planın bu denli parlak beyaz olması gözleri yoruyor, kendi arka plan temamızı yapabilmemiz gerçekten inploide daha iyi noktalara taşıyabilir.
Mart 2016

Caner Acu bu yanıtı beğendi:

Üniversite okumak mı yoksa memur olmak mı daha iyi?

Öncelikle Üniversite öğretimi ve memurluk arasındaki bağlantıya bakmak gerekir. Memurluk, hem çalışma hem para kazanma ve geleceği garanti altına almak açısından önemliyken üniversite ise bilgi, kültür, yaşam tarzı gibi özellikleriyle önemlidir bana göre.

Artık memurken üniversite öğretimi almak da mümkün olduğuna göre seçimi buna göre yapmak gerekir bence. Keskin bir dönüşle üniversite ya da memurluk tercih edilmesi yerine belki de ikisine birden başlamak daha iyidir diyorum.

Şahsım olarak tercih yapma durumunda olsaydım tartışmasız "Üniversite" derdim.
Mart 2016

Caner Acu bu yanıtı beğendi:

Bir tıp öğrencisinin veya doktorun izlemesini tavsiye ettiğiniz filmler veya diziler hangileridir?

Concussion (bilim vs. kapital) , Patch Adams (idealist doktor) genetik ilgini çekerse belgesel dalında Josef Mengele tavsiyemdir.
Mart 2016

Caner Acu bu yanıtı beğendi:

Kokoreç seven kız itici midir?

Elbette herkesin damak zevki ve beğenileri farklıdır ama ölmeden denenmesi gereken bir nimettir kendileri, zira hayatta hepimizin zaman zaman -affola- b.k yemişliği vardır.. Aşk olsun, meşk olsun, okulu bırakmak, sebepsizce işten ayrılmak, atı-arabayı emanet etmek gibi...
Soruya gelecek olursak bir şeyi seven insan niçin itici olsun? Hiçbir şeyi sevmeyen/sevemeyen insan iticiliği varken. .
Kasım 2015

Caner Acu bu yanıtı beğendi:

En çok merak ettiğiniz şey nedir?

Savaşlarda gerçekten neler yaşandığını bilmek isterdim. Biz kitaplara yazılanları biliyoruz. Bir de yazılmayanlar vardır muhakkak, işte o kısmı merak ediyorum.
Kasım 2015

Caner Acu  bu yazıyı beğendi:

Kör Bir Mimar Mimarlık Yapabilir mi?

986

Eskiz kağıtları, yığınla çeşit çeşit kalemler, onların arasında yerini özelleştiren rapidolar, t-cetvelleri, gönyeler, “Autocad”, “Archicad”, vb. bilgisayarda çizim programları, “3ds Max” gibi modelleme programları, “Photoshop” gibi sunuş paftalarını “şık” hale getirme programları hepsi aslında mimarın kafasında oluşanları görselleştirmek ve o görselleri “satacak” hale getirmek için üretilen araçlar yığını. İster bilgisayar öncesi rapidolu günler olsun, isterse bilgisayar sonrası “plotter”lı hayatlar olsun, mimarlık her zaman görsellikle beslenen ve görsellik üreten bir alan olarak kendini kurgulamıştır. Gelişen teknolojiyle bu görsellik meselesinin iyice abartıldığı bu zamanlarda, artık projelerin bilgisayardaki modellerinin "render"ları, projelerin aslından bile daha gerçek, daha fiyakalı durabiliyor, San Franciscolu mimar Chris Downey’in hikayesi mimarlığın görsellikle kurduğu ilişkiler üzerine yeniden düşünülmesini sağlıyor

Chris Downey 2008 yılında beynindeki tümörün alındığı ameliyatta görme yetisini yitiriyor ve içi dışı görsellikle dolu olan mesleğine görmez halde geri dönüyor. Burada çoğu kimsenin ondan bekleyeceği üzere mimarlığı bırakmıyor ve kör bir mimar nasıl olur sorusunun üzerine gidiyor. Projelerin Braille alfabesi ile ifadelendirildiği başka türlü bir görselliğin konuştuğu bir nokta belirliyor kendisine, bu sırada en sevdiği araç proje planlarını kabartılı hale getiren böylelikle de onları parmaklarıyla okumasını sağlayan baskı makinesi oluyor. Bu kabartılı çizimler üzerinde “Wicci Stix” denilen balmumlarıyla eskiz çalışıyor. Böylelikle kendisine başkalarınınkine benzemeyen yeni bir görüş açısı yaratıyor.
Downey şu anda mimarlık firmalarına mimar-danışmanlık yaparak özellikle de körler için mimarlık nasıl olur sorusunun üzerine gidiyor. Görme engeli ona birçok mimarın göremediği bir yer kazandırıyor. Onun hikayesi üzerinden kör bir mimar mimarlık yapabilir mi sorusu mimarlığın görme yetisini sorgular hale geliyor.
Biz mimarlar görme eylemiyle var olan yaratıklarız, fakat burada önemli bir nokta var, görme yeteneği bu koca denklemden çıkarıldığında, geriye bir mimarı iyi bir mimar yapan şey olarak ne kalır? ” diye soruyor Downey. Cicili bicili "render"ların, kendini görsellik üzerinden pazarlayan içi boş projelerin arasında Downey’in sorduğu bu soru mimarlığın görsellikle hesaplaşmasını tetikleyecek bir soru olarak akılları kurcalıyor.
Cidden, geriye ne kalıyor?
Derleyen: Pelin Çetken
Kaynaklar:
archpaper.com
arch4blind.com
Nisan 2015

Caner Acu bu yanıtı beğendi:

Türkiye için Başkanlık mı Yoksa Parlementer Sistem mi ?

Şu anlık parlementer sistem iyi gibi duruyor çünkü başkanlık sistemi Türkiye'ye şu şartlarda uygun olmayabilir kişisel güce dönüşme ihtimali yüksek görünüyor.
Aralık 2014

Caner Acu  bu yazıyı beğendi:

Kış Uykusu Yerli Film 2014| 720p izle | HD Film İzle

Kış uykusu 8,9 imdb puanı ile harika bir Dram filmi usta oyuncu kadrosu
Ekim 2014

Caner Acu bu yanıtı beğendi:

Türkiye altyapı, inşaat sektörü ve ulaşım olanakları açısından ne kadar gelişmiş durumdadır?

En gelişmiş illerimizde bile seller görüyoruz. İSKİ de staj yaptım, altyapı konusunda hiç gelişmiş değiliz. İnşaat ata sporu bizde, herkes mütahhit maşallah. İş hacmi olarak dünyada 2. Sıradayız ancak mimari, mühendislik ve kalite olarak bence yine orta sınıfız. Hala büyük projelerde bir Japon eli değsin istiyoruz. Ulaşıma gelince, 2 yıl önce yapılan asfaltlar bozuluyor, dünya çapında proje yapıyoruz bkz: marmaray millet kullanmaya korkuyor, saat 18.00-21.00 arası ibb sitesinden trafik durumuna bakın bir... Vs
Ekim 2014

Caner Acu bu yanıtı beğendi:

Candy Crush oyunu oynarken bölüm kilitlerini açmak için para ödediniz mi? Neden?

Ben oyunu sürekli işe gidip gelirken metroda oynuyordum yani kimsenin oynamadığı saatlerde. Gece oynayanların kilit açmak için yardım alabildiklerini biliyorum ama gecelerimi de hiç o oyuna vermedim. Dolayısıyla para da ödedim, nereden baksanız bir 10 lira kadar ödemişimdir. Pişman da değilim, sunulan bir eğlence hizmetine üç beş kuruş ödemekte bir beis görmüyorum. Sonuçta o oyunları da onlardan para kazanmak isteyen yazılımcılar programlıyor. Bedava çalışmak isteyen yazılımcılar olduğunu sanmıyorum. Ortada verilmiş bir emek var, çoğu insan bunu bedavaya alıyor zaten, birkaçımız da ufak bir şeyler ödeyebilir. Hiçbiriniz para ödememiş ve bununla övünüyor; aklıma bir soru geliyor. Tüm oyunları korsan mı kullanıyorsunuz? Oyunun korsanı kitabın, müziğin, filmin korsanından daha mı etik sizce?
Ekim 2014

Caner Acu bu yanıtı beğendi:

Candy Crush oyunu oynarken bölüm kilitlerini açmak için para ödediniz mi? Neden?

Para ödemedim fakat hile kullandım. hiletr.net/2012/05/candy-crush-saga-hile... bu linkten siz de deneyebilirsiniz.
Ekim 2014

Caner Acu bu yanıtı beğendi:

Türkiye altyapı, inşaat sektörü ve ulaşım olanakları açısından ne kadar gelişmiş durumdadır?

Üç farklı soruyu tek bir soruda paketlemişsiniz.

Altyapı olarak gelişmiş ülkelerle ülkemizi kıyaslayabilecek durumdayım. Altyapı kavramı göreceli bir kavram olmakla beraber. Bir ülke, bir kent için gereken yol, su, elektrik, gaz, kanalizasyon, peyzaj, çevre ve ulaşımı içerir ki yine her madde ayrı bir muammadır.
İlk olarak iktidarın diline pelesenk olan yollardan başlayalım. Yol yapımının en meşakkatli ve pahalı kısmı asfalt dökülmeden önce yapılması gereken yol atyapısı çalışmalarıdır. Daha yolun tanjantları çizilirken çevredeki dolgu malzemesi kaynakları, akarsular, tepe ve vadiler araştırılır ve yol bu bilgiler ışığında optimize edilerek çizilir. Hafriyat bildiğimiz üzere çok pahalı bir uğraştır. Yol için ise resmen en iyinin en iyisi malzeme kullanılmalıdır. Burada kullanılan malzemenin şekli, boyutu, kimyasal yapısı da işin içine girer. Tamamının doğru olması gerekir ki ne malzeme kaysın ve çöksün ne de suyla erisin ve çöksün. Buraya kadar hep doğru seçimler yapıldıktan sonra yolun direnaj çalışmaları başlar, yolun altına yer yer drenaj boruları, menfezler yapılmalıdır. 100 yıllık taşkın değerleriyle ki burada da hidroloji mühendisliği için içine girer bu menfez ve borular yerleştirilir. Ondan sonra yol yapım çalışmalarına başlanabilir ki o da çok zaman alan meşakkatli bir iştir. Altyapı malzemesi 10cn gibi katmanlar halinde düzleştirilmiş zemine serilir, greyderle üstünden geçilerek düzleştirilir ve ardından sıkıştıma makineleriyle sıkıştırılır. Bir sonraki 10cm malzeme gelir, aynı işlem baştan ta ki gereken yüksekliğe ulaşılana kadar. Sonra taşıyıcı asfalt katmanı %2 yanal eğimle serilir ki yolun kenarına koyacağımız drenaj kanallarıyla yolun üstündeki su hemen tahliye edilebilsin. Bilindiği üzere asfaltın en büyük düşmanı sudur. Üstüne aşınma katmanı serilir ve yol hazırdır. Bu şekilde ve doğru hesaplarla yapılan bir yol altyapı olarak sonsuza kadar üstyapı olarak da 20 sene yaşar, her beş senede bir bakım yapılması şartıyla.
Gelelim yurdum yollarına; yukarıda saydığım doğru yapılması gereken yığınla adımdan bir tanesi bile doğru yapılmadığından çok değil bir sene içinde çökerler, çatlarlar ve tamir edilmez bir hal alırlar. Bu durum sadece şehirler arası yollarımızda değil şehir içi yollarımızda da oluşur. Bu ülkeye yol yapımı açısından yüksek bir not veremeyeceğimiz aşikardır. Her yağmurda yeni yapılan Üsküdar meydanı denizle birleşirken, başkentimizde altgeçitlerde insanlar mahsur kalırken, yol patisinin yaptığı duble yollarda insan boyunda çökmeler oluşurken ülkemizin yol notu sıfıra yakınsar.

Su konusuna gelince öncelikle her sene yağan yağmurlarımız her nedense barajlarımıza ulaşmaz. Ülkeyi sel götürür bir tek barajlar boş kalır. Türkiye'nin su altyapısı tüm şehirlerimizde berbattır, ODTÜ hocalarından bildiğim kadarıyla sisteme basılan içme suyumuzun tam yarısı sızıntılarla kaybolur. Zaten şehirlerimizin içme suyunun yarısı belki de daha fazlası günümüzde her yüz metrede bir olan AVM-Rezidans, cami şantiyelerinde harcanıyor. Ankara'ya uygun arıtma tesisi olmadan zehirli atıklarla dolu Kızılırmak suyu verilmekte insanlar hasta edilmektedir. İstanbul'da ise minicik bir akarsu olan Melen Çayından medet umularak milyonlarca liralık su ulaşım tünelleri yapılmaktadır. Aslında tesisatlar yenilense suyun abartmıyorum tamamı kurtarılabilir ve suyumuz gerçekten yeter. Ufak ufak kazılarla, bölge bölge yapılabilecek bu işlem seçimlerde kullanılamayacağı ve uzun süreli olduğu için yetkililerce önemsenmemekte ve yapılmamaktadır.

Elektrik konusunda da geri kalmış bir sisteme sahibiz. Günydoğu Anadolu'dan gelen elektrik olmasa tümümüz karanlıkta kalırız. Bu konuda aslında DSİ'nin HES çalışmaları vardır ama bu durum da halkımız tarafından hoş karşılanmamaktadır. Tabii burada yapılan bol hatalı mühendislik uygulamalarının da payı vardır. HES'lerimiz taşkın suyunu tutacak boyutlarda yani küçük ama daha sık yapılabilir, dolayısıyla ırmaklar, nehirler, çaylar kurutulmadan da bu iş yapılabilir. Avrupalılar da nehirlerine birkaç kilometrede bir ufak bir HES kurmuşlardır ama yöre ekolojisini fazlaca bozmadan. Orada da bir çok küçük kentin kendi HES'i vardır ve elektriklerini oralardan alırlar. Suyla oynamak dünyanın her yerinde çok riskli bir iştir. Hiçbir su mühendisliği projesi %100 doğru olamaz ama bizdekiler %50 bile doğru olamıyor. Ülkemizin doğru projelendirilmiş küçük HES'lere ihtiyacı vardır. Zaten GAP gibi büyük tesisler stratejik olarak da çok tehlikelidirler. Ülkenin elektriğini kesmek sağlam bir bombaya bakar. Güneş zengini ülkemizde aslında en verimli enerji kaynağı güneş enerjisi santralleri olacaktır. Hindistan yapıyor, ABD yapıyor hatta güneşsiz Almanlar bile yapıyor, fakir ülke olarak Meksika bile yapıyor, biz de yapabiliriz. Güneş enerjisi santrallerinin ne doğaya, ne çevreye hiçbir zararı, tehlikesi yoktur.

Gaz konusunda diyecek bir şey yok, tamamen dışarıya bağımlıyız. Tek çözüm gaz yerine elektrik kullanmak ve o elektriği de güneş enerjisi santralleriyle üretmek olur. Belki inanmazsınız ama o tür santraller en az 50'lerin teknolojisi nükleer santraller kadar enerji üretebiliyor. Bkz. (inploid.com/t/nukleer-santraller-ulkemi... )
Kanalizasyon konusu da zaten ülkemizin büyük dertlerindendir. Tüm yurtta tesisatlar eskidir ve eski modadır. Hala eski beton künkler kullanılmaktadır ve bol bol sızıntı olmaktadır. Sızıntı eğer su tesisatlarımız düzgün olsaydı çok problem olmazdı ama onlarda da oluşan kesintilerden dolayı bolca alçak basınç oluşmakta ve kanalizasyon suyu bol bol su tesisatlarımıza karışmaktadır. Bunun yanı sıra, kanlizasyon suyunun büyük bir kısmı da yüzey suyudur ki hidrolojik olarak temiz su sayılır, direkt akarsu ya da denizlere akıtılabilir. Arıtma tesislerimiz de yeterli değildir, hala 21. Yüzyılda tüm kanalizasyonunu denizlere ya da akarsulara akıtan şehirlerimiz vardır ki bizim Kurbağalıdere de o akarsulardan biridir. Modern sistemlerde su sızdırmaz PVC borular kullanılır. Yüzey suyuyla, ev kanalizasyonları birbirinden ayrılır, endüstri tesislerinin zaten kendi arıtma tesisleri olur, onlardan sadece içinde balık yüzebilen sular çıkar ki Avrupa'da bir çok fabrika çevreye kanıtlamak için atık sularının arıtıldıktan sonraki kısmında bir havuz yapar içinde balık beslerler.

Çevre konusuna gelince onda da kanalizasyona da bağlı olarak düşük not almaktayız. Kanalizasyon arıtma tesislerimiz yetersiz ya da yer yer hiç yok. Çöplerimizi ayrıştırıp geri dönüşümü sağlamıyoruz. Çöp diye attığımız maddelerin %90 gibi bir çoğunluğu geri dönüştürülebilecek hammaddelerdir. Hem ham madde, hem su hem enerji tasarrufu sağlayabiliriz. Tüm ambalajlar geri dönüştürülebilir. Kağıt, çeşitli plastikler ayrı ayrı, teneke, aluminyum, cam ve mutfak artıklarının çoğu, tüm meyve, sebze artıkları. Bunlar çöplerimizin en az %90'ını oluşturur ve çevre bilinci olan ülkelerde bunların hepsi ayrı ayrı toplanır, işlenir, geri dönüştürülür, tekrar tekrar kullanılır. Milli gelirimizin büyük bir kısmını çöpe atıyoruz. Bunun yanı sıra geri dönüştürülemeyecek atıklar da zehirli gazların çıkmasını engelleme amaçlı yüksek sıcaklıklı yakma tesislerinde yakılır. Biz ise tüm bu geri dönüştürülebilir maddeleri karma bir bulamaç halinde suyunu da yeraltı sularına geçiren saçma oyuklara gömüp saklıyoruz. Söyleyeyim size bunda da sınıfta kaldık.

Peyzaj yani şehrin yeşil alanları da özellikle son hükumet zamanında tamamen tehdit altına girmiş çoğu yerde zaten yok edilmiştir. Gezi parkı için verilen mücadeleyi unutmuş olamazsınız. Taksim'deki son yeşil alana da göz dikmişti zamanın başbaşı. Ben Mecidiyeköy'de oturuyorum. Buradaki afet toplanma alanına park yapılması gerekirken Trup Tower yapıldı. Park civarın rantını arttırır yapılan bina ise hem izinleri verenlerin hem de bina sahibinin cebini doldurur. Kaldı ki afet anında kaçılabilecek, toplanılabilecek, gerektiğinde çadır kurup uyunacak yer kalmamıştır. Aynı zihniyet tüm şehirlerimizde sürdürülmektedir. Evimin yanında geçenlerde popüler olan katil torunlar şantiyesi var. Ali Sami Yen stadyumu yıkıldığında o arazi park yapılmalıydı. Mecidiyeköy tamamen gri bir yer ve buranın nefes alacak bir parkı olabilirdi. Kaldı ki madem afet toplanma alnımız Trump'a peşkeş çekildi bu alan da bize kalmalıydı ama hayır, "kupon araziler benimdir" demişti başbaş, tabii ki onun, dikildi kocaman bir TOKİ tabelası ki kontrol de edilemesin, yapılıyor dev birkaç AVM ve Rezidans kompleksi o araziye. Bu konuda da sınıfta kaldık.


Gelelim ulaşıma Özal zamanından bu yana en verimli ulaşım sistemlerinden biri (deniz ulaşımından sonra ikinci) olan demiryolları yerine hızlıca yapılıp oy toplanan karayollarına ağırlık verilmiştir. Şimdilerde Avrupa'nın banliyö trenleri hızında giden trenler vatandaşa hızlı tren olarak yutturulmaya başlanmıştır. Almanya 1984 ilk MAGLEV trenini yapmıştır hızı 420km/saat, yeni teknoloji ise Çin ve Japonya'da 580km/saat'in üstünde kızlara çıkmaktadır. Fransızların TGV trenleri 515km/saat yapmaktadır hatta en eski hızlı trenlerden olan Almanların ICE trenleri bile bizimkilerden hızlı olupr 250km/saat yapmaktadır. Her işleri olduğu gibi bu işleri de yalan. Sadece tren olarak bakmamalı. Yeni iktidar döneminde bir çok ilimize hava alanı yapılmıştır, bu aslında bir yandan olumlu bir gelişmedir, diğer yönden bakılınca en verimsiz ulaşım şekli desteklenerek milli gelire darbe vurulmaktadır. Hava alanı yerine bizde de MAGLEV yapılabilirdi, hem neredeyse uçak kadar hızlı hem de şu anda gerçekten en verimli ulaşım medyumu. İstanbul ülkemizin ekonomisinin %70'inin döndüğü şehir. Burada büyük bir ulaşım problemi mevcut ve bunu da yine rant peşindeki projelerle sözde çözmeye çalışıyor görünüyor ne yazık ki yöneticilerimiz. Şehrin trafiğini kilitleyen iki nokta var birinci ve ikinci köprü, şimdi rantvari bir projeyle üçüncü bir kilit oluşturulmaya çalışılıyor. 3. Köprü de bu şehrin trafiğini çözemez en azından istatistik öyle söylüyor. Köprü yerine elimizde olan kocaman bir boğazımız var. Dünyanın en efektif ulaşım metotlarından biri olan deniz yolu neden kullanılmaz. Karşılıklı ve boğaz boyunca her semtten vapur ya da motor seferleri, arabalı vapurlar konularak köprünün yapacağının yüzlerce kat fazlası sağlanabilecekken kuzey ormanlarımızı da yok edip oralarda rant peşinde koşuyorlar. Neyse zaten deli gibi uzattım, ulaşımdan feci şekilde sınıfta kalıyoruz.

İnşaat balonu hala şişmekte patlayana kadar henüz bir problem yok, Amerikalı uzmanlar da bu balonun henüz patlama aşamasına gelmediğini söylüyorlar. Depreme kadar inşaat sektörü iyi durumda diyebiliriz.
Ekim 2014

Caner Acu bu yanıtı beğendi:

Genelde insanlar tarafından yanlış bilinen atasözleri ve deyimler hangileridir?

  1. "Güzele bakmak sevaptır. " değil,
    "Güzel bakmak sevaptır.

  2. "Saatler olsun. " değil,
    "Sıhhatler (Yani; "Sağlık, esenlik, doğruluk") olsun. "

  3. "Elinin körü. " değil,
    "Ölünün kûru (Yani "Ölünün mezarı) . "

  4. "Sıfırı tüketmek" değil,
    "Zafiri (Yani "Galibiyeti") tüketmek"

  5. "Su uyur düşman uyumaz" değil,
    " (Yani "Asker") uyur düşman uyumaz. "

  6. "Kısa kes Aydın havası olsun" değil,
    "Kısa kes Aydın abası (Yani "Aydındaki efelerin giydiği kısa pantolon") olsun.

  7. "Eni konu" değil,
    "Önü sonu"

    -> Burdan sonraki maddeleri daha önce Caner Acu (@cnr4) 'da yazmış, ben ek olarak açıklamalarını da ekleyeyim dedim; ->

  8. "Aptala malum olurmuş" değil,
    "Abdala (Yani "Gezgin dervişe") malum olurrmuş"

  9. "Azimle sıçan duvarı deler" değil,
    "Azimli sıçan (Yani "Azimli Fare") duvarı deler"

  10. "Göz var nizam var" değil,
    "Göz var izan (Yani "Anlayış, edep") var"

  11. "Su küçüğün yol büyüğün" değil,
    "Sus (Yani "Susmak") küçüğün konuşmak büyüğün,
Ekim 2014

Caner Acu bu yanıtı beğendi:

Kimya konusunda anlatımlı tavsiye edebileceğiniz yayınlar hangileridir?

Üniversite sınavına giriş için kitap soruyorsanız Palme yi öneririm.
Ağustos 2014

Caner Acu bu yanıtı beğendi:

Dropbox nedir? Nasıl kullanılır?

Dropbox, son yılların ünlü "Bulut" terimini başarı ile sırtında taşıyan bir online dosya paylaşım uygulamasıdır. Kendi uygulamaları ile bağladığınız her ortamda paylaştığınız, yarattığınız herhangi bir dosyanın uzaktaki (buluttaki) size özel alana yüklenmesi ve oradan da tüm bağlı bilgisayar, cep telefonu, vs. ye bu dosyanızın senkronize edilmesini sağlayan ve bu sayede üzerinde çalıştığınız herhangi bir dosya, resim, vs.'ye kullandığınız her mecradan ulaşmanızı sağlayan bir araçtır. Her ne kadar bu bulut dosya paylaşım araçlarından en tanınmışı Dropbox olsa da, oyuna sonradan dahil olan yeni oyuncular da yok değildir. Bunların önemlileri:


Görüldüğü üzere büyük firmalar bu konudaki geleceği görüp işin ucundan tutmuş durumdalar. Dropbox ilk kullanımda 2 GB ile başlayan bir alanla karşılıyor ve siz kullandıkça veya birilerini davet ettikçe 18GB'a kadar giden bir yer açıyor size. En azından ücretsiz versiyonu öyle. Para vermek isterseniz de fiyatlar şu şekilde:

Bulut Bilişim

Şimdi gelelim nasıl kullanıldığına. Öncelikle Dropbox'taki alana ve dolayısı ile buradaki dosyalarınıza aşağıdaki araçlarla erişmeniz mümkündür:
  1. Herhangi bir internet tarayıcı ile dünyanın her yerinden (tüm internet tarayıcılar ile dropbox.com üzerinden).
  2. Akıllı telefonunuzdaki uygulaması ile cep telefonunuzdan (iPhone, Android, Blakcberry ve Kindle Fire uygulamaları üzerinden).
  3. Bilgisayarınızdaki uygulaması ile kişisel bilgisayarınızdan (Mac, Linux veya Windows PC uygulamaları üzerinden).
Bu seçeneklerden size uygun olanını seçerek ana sayfasından istediğiniz cihaza uygulamaları indirebilir ve bir hesap açtıktan sonra da kullanmaya başlayabilirsiniz.
Bunlardan herhangi birini indirdikten sonra dropbox.com/register adresine giderek bir hesap yaratın. Bu hesabı indirdiğini tüm uygulamalara girin ve hepsinin artık senkronize bir şekilde çalışmasını sağlayın. Şimdi herhangi bir cihazdan dropbox'un kendi klasörüne (genel olarak C:\DropBox\ klasörüdür) bir dosya sürüklerseniz aynı dosyanın tüm cihazlarınızda göründüğüne tanık olursunuz. İşte size senkronize çalışan güzel bir bulut uygulaması :)

NOT: Bu varsayılan klasör yerine siz de başka bir klasör ismi belirleyebilirsiniz kurulum esnasında.
Haziran 2014

Caner Acu bu yanıtı beğendi:

Yurtdışından verilen siparişlerde kargo gümrüğe takıldığı zaman nasıl bir yol izlememiz gerekiyor?

Şayet posta gümrüğe takıldı ise Cevizlibağ'daki (şimdi İstoç yakınına taşındığını duydum ama emin değilim) Posta Gümrük Müdürlüğü'ne gidip %10 ile 20 arasında değişen bir oranda vergi ödeyerek elden teslim almanız gerekir. Burada ürünün faturasındaki meblağ baz alınarak bir hesap yapılır. Giderken her ihtimale karşı ürünü aldığınız sitenin ürün sayfasının ve faturanızın çıktısını almanızı tavsiye ederim.

Şayet DHL tarzı bir kargo firması ile gelen bir ürün gümrüğe takıldı ise işiniz oldukça zor. Bu takdirde ürünün gümrükten çekmeniz gerekir ve bu resmi işlemi aracı firmalar ile yapmak zorunda kalırsınız. 100-150 Euro gibi rakamlardan bahsediyorum. Buna ek olarak konşimento ve antrepo masrafları da 150 TL üzerinde tutar. Yani 200 TL'lik bir ürün için neredeyse 3 katını harcamak zorunda kalırsınız. Ürünü almaz iseniz ilerleyen zamanda -aylar sonra- ürününüzü TASİŞ'te (tasis.gov.tr/yeni/index.htm) bulup ihale usulü ile alma şansınız da belki olabilir ama çok çok düşük ihtimal :)...
Haziran 2014

Caner Acu bu yanıtı beğendi:

Yurtdışından verilen siparişlerde kargo gümrüğe takıldığı zaman nasıl bir yol izlememiz gerekiyor?

Kargonuz gümrüğe takıldıysa eğer ya nakliye dahil bedeli 75 Euro üzerinde kalmıştır ya da ticari eşya kapsamındadır. Eğer 75 Euro-1500 Euro arasındaysa bedel tek sorun bu ise Avrupa'dan geldiyse %18 Avrupa dışı geldiyse %20 vergi ödeyerek alabilirsiniz. Serkan bey'in dediği gibi ULUSAL POSTA ile geldiysa kimliğinizi alın eşyanın geldiği posta gümrüğüne gidin onlar size işlemlerde yardımcı olacaktır verginizi ödeyerek eşyanızı alırsınız. ULUSAL POSTA harici bir kargo firmasıysa Ordino, gümrükçülük, vb. masraflarla önünüze 300-500 arası bir rakam sürerler eşya sizin için çok önemliyse parayı verin onlar sizin için her işlemi yapıp eşyayı alırlar ama değmez diyorsanız gümrüğe terk edin sonra Tasiş'den takip edip alabilirseniz alırsınız.

Ticari eşya kapsamında veya yasaklı veya 1500 Euro'yu aşmış ise, yasaklı haricindeki sebeplerin çözümü ithalat yapmaktır ki bu da şirket olmak ve bir sürü belge gerektirir boşverin uğraşmayın derim.

Daha aydınlatıcı olması açısından bu konudaki yazımın bağlantısını da vermek isterim; etradeteacher.com/b2c-c2c-pazaryerleri/... .
Haziran 2014

Caner Acu bu yanıtı beğendi:

İnek sütü ve keçi sütü arasındaki farklar nelerdir?

İkiside %14 civarında kuru madde içerir. Çok bir farkları yoktur aslında.
Keçi sütünde Laktoz oranı daha fazladır inek sütüne göre( yaklaşık %10 kadar) Laktoz biliyoruz ki sütün içerisindeki en önemli karbonhidrattır. İkisindede bulunan Laktozun kimyasal yapısı aynıdır.

Süt

Keçi sütü inek sütüne göre ısıya karşı daha az dayanıklıdır. Çünkü ikisinin kompozisyonları farklı olduğundan fiziksel özellikleri de farklılaşıyor.

Keçi sütü daha beyaz bir renge sahiptir. Çünkü içerisinde karoten bulundurmuyor.

Süt
Daha Fazla

İlgilendiği KonularTümü

Dünya Tarihi

491 Kişi   116 Soru

Öğrencilik

2171 Kişi   122 Soru

Güncel

558 Kişi   137 Soru

İstanbul

555 Kişi   196 Soru

Aşk

1173 Kişi   292 Soru

İlişki

190 Kişi   85 Soru

Kadın Erkek İlişkileri

2086 Kişi   586 Soru

İngilizce

737 Kişi   102 Soru

Sınav Sistemi

169 Kişi   31 Soru

İnternet Teknolojileri

1209 Kişi   170 Soru

Yaratıcılık

213 Kişi   24 Soru

Pazarlama

693 Kişi   129 Soru

Reklam Sloganları

59 Kişi   17 Soru

Genel Kültür (Muhabbet)

3443 Kişi   280 Soru

Reklamlar

209 Kişi   64 Soru

Evcil Hayvan

169 Kişi   102 Soru

Varoluş Hakkında

2774 Kişi   1061 Soru

Sosyal Medya

1364 Kişi   212 Soru

İnternet Sitesi

977 Kişi   171 Soru

inploid

1153 Kişi   709 Soru

Beyin Fırtınası

157 Kişi   19 Soru

Basketbol

176 Kişi   46 Soru

Euroleague

3 Kişi   5 Soru

Siyaset (Türkiye)

1423 Kişi   470 Soru

Bilim

784 Kişi   279 Soru

Gelecek

39 Kişi   37 Soru

Sağlık

1065 Kişi   1183 Soru

Dünya Barışı

7 Kişi   5 Soru

Silahlanma

6 Kişi   3 Soru

Kitap Önerileri

647 Kişi   78 Soru