Bilmek istediğin her şeye ulaş

Compos Sui, 

İşçi

İşçi Compos Sui inploid.com'da 1 soru sordu, 5 soru yanıtladı ve 4 takipçisi var.

Kasım 2015

Compos Sui bu yanıtı beğendi:

Her programcının izlemesi gereken filmler nelerdir?

Mr robot
silicon valey
Halt and catch fire dizilerini izlemeni tavsiye ederim
Kasım 2015

Compos SuiTeknoloji konu başlığını takip etmeye başladı.

Teknoloji

Teknoloji (Yunanca τέχνη (sanat) ve λογία (bilmek)), sözcüklerinin birleşiminden oluşmuştur. İnsanoğlunun gereklerine uygun yardımcı alet ve...

Kasım 2015

Compos SuiBeyin konu başlığını takip etmeye başladı.

Beyin

Hayvan anatomisinde beyin, veya ensefalon (yunanca), merkezi sinir sisteminin yönetim merkezidir. Birçok hayvanda beyin, kafanın içinde, bir...

Kasım 2015

Compos Suiİnsan Psikolojisi konu başlığını takip etmeye başladı.

İnsan Psikolojisi

Formatting of continuation data will be changing soon. To continue using the current formatting, use the 'rawcontinue' parameter. To begin u...

Mayıs 2015

Compos Sui  bu yazıyı beğendi:

Türkiye'de Bir Girişimci

Girişimcilik maceramızda başımdan geçenleri özet olarak buraya aktarmak istedim. Eminim bu yolda ilerleyen birilerine bir nebze de olsa ışık tutacaktır. Elimden geldiğince özet bilgi vermek ve tecrübe aktarmak amacım, ancak gereğinden uzun olacağını hissetsem de zaman ayırıp okumanızı isterim. Özellikle Türkiye'de kendi girişimlerini hayata geçirmek isteyen gençler içindir bu uyarım...

Girişimcilik; yapısı, içinde barındırdığı heyecanları ve dinamikleri itibarı ile evrensel bir şey olmasına rağmen ülkeden ülkeye değişen şartlar ile her yerde farklı bir yapılanma gerektiriyor. Şunu söylemeliyim ki bu yazıyı bundan 8 sene önce yazıyor olsa idim çok daha farklı olabilirdi, ama şimdi yazabiliyorum ve okuyan insanlara 8 yıl değil belki ama birkaç yıl kazandırmak isterim.


Bazılarınızın bildiği gibi kardeşim Hakan ve ben bu siteye gönül veren kişilerden sadece ikisiyiz. inploid öncesinde yaptığımız birçok proje var. Bu projelerin birçoğu kendi geçimimizi sağlayabilmek adına hayata geçirdiğimiz projeler bazısı ise gerçekten bizi bu yolda inanılmaz motive eden ve hep içimizde olan 'insanların hayatında bir şeyleri değiştirebiliriz' düşüncesi temelinde gerçekleşen şeyler. TRINK - Bozuk Para Makinesi (trink.com.tr) projesi ile başladı herşey. Sonrasında da hiç durmadan bir projeden diğerine uçup durduk. Şimdiye kadar yarıda bıraktığımız veya tamamlamadığımız hiçbir proje olmadı, ama paraya dönüştüremediğimiz çok proje oldu :).

Yaptığımız, yaşadığımız her şey karşısında aldığımız yegane ödül tecrübe oldu ve sanırım satın alınması imkansız olan bir şey bu. İnanmayacaksınız ama parayı hiçbir zaman hedefe koymadık. Koymuş olsa idik, hayatımızın 8 yıl gibi önemli bir dönemini sürünerek geçirmezdik. (Mesleklerimiz ve iş tecrübemiz itibarı ile piyasada çok rahat bir yaşama kavuşabilecek insanlar olmamıza rağmen). Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de bir girişimciye; iyi bir iş fikri, iyi bir planlama yanında şans da gerekiyor.

Sizlere bu yazıda neler yapmanız gerektiğinden bahsetmek istemiyorum. Zira, hepiniz aşağı yukarı ne yapmanız gerektiğini (yapmıyor/yapamıyor olsanız da) biliyorsunuz. Ama neler yapmamanız gerektiğini bilemiyorsunuz. En azından biz öyle idik. 'Biz' diyorum, çünkü bu macerada en başından beri kardeşim @hakank ile birlikte yürüdüm ve bunu da memnuniyetle dile getirmek isterim.

Yazının odağını dağıtmamak adına çok ayrıntıya girmeden; geçen bu 8 yılda neleri tecrübe hanemize yazdığımızı kısa başlıklar halinde yazmaya başlıyorum:
  • En az onlar kadar iyi yapıyorsanız: Yaptığınız işleri asla küçümsemeyin, bunu yaptığınızı farkederseniz, kafanızı kaldırıp dışarda neler oluyor ve insanlar neler yapıyor bir bakmalısınız. O zaman kendinize ve yaptığınız işe gereken değeri verebilirsiniz belki. En az onlar kadar iyi yapıyorsanız, en az onlar kadar da değer vermelisiniz. Bu noktada kendinize 2 kişiden oluşan ve diğer birçok girişimci gibi sürünmesi gereken varlıklar olarak bakmamanızı öneririm.
  • Taş baş yarar: Devlet desteğini projenizin bir yerlerinde kullanmanız gerekiyorsa ve bundan kaçamıyorsanız, desteği veren kurumun size sunduğu dökümanları iyice okumalısınız. Hatta bununla da kalmayıp bu desteği daha önce alan (mümkünse en son destek dönemine yakın bir zamanda alan) firmalara mutlaka ulaşmalısınız. Türkiye'de yönetmelikler, tüzükler,...vs. değişme hızını görseniz şaşarsınız. Hele de süreç içerisinde yaşanan değişiklikler sizi hiç ummadığınız anda yaralayabilir (Tübitak, Kosgeb ve TTGV tecrübesi yaşamış biri olarak söylüyorum). Umsanız da taş, baş yarar.
  • Hayal kurmakla, hayalde yaşamak çok farklıdır: Bir işiniz varsa ve kendi girişiminizi hayata geçirmek için fırsat kolluyorsanız, işinizi bırakmadan önce çok ama çok iyi bir planlama ve hesaplama yapmalısınız.
  • 'Paranız bitene kadar girişimcisiniz' : Kardeşim Hakan'ın lafıdır ve çok severim. Parasız kaldı iseniz, karar verme mekanizmanız bozulur. O yüzden hayatınızın daha önce hiçbir döneminde GERÇEKTEN parasız kalmadı iseniz bunun nasıl bir şey olduğunu tahmin etmeniz GERÇEKTEN zor olabilir ve tüm bakış açınız sarsılabilir. Biz genelde paramızın olmadığı durumlarda bulunmuş olmamıza rağmen bizi bile etkiledi :). Elbette ki bunu yaşayacaksınız diye bir durum yok ama işin başında herşeyin yolunda gitmeyeceği durumları da aklınızda bulundurmalısınız.
  • Plan ve: Ben yıllarca 'fizibilite ve iyi bir iş planı yapmalısınız' lafını duydum ama gereken önemi o zamanlarda vermemişim. Şimdi şunu kesinlikle söyleyebilirim ki en önemli basamaklardan birisi bu ve kesinlikle atlamamalısınız. Hangi alanda, hangi işi yapıyorsanız ilk işiniz onunla ilgili araştırmalar yapmak olmalı. İş fikrini hayata geçiren firmalar varsa başarılı olmuşlar mı? Olmamışlarsa neden? Nerelerde faaliyetteler? Nasıl bir yöntem izlemişler? gibi. Sizin elinizde olmayan imkanlar başkalarının elinde varsa ve bu imkanlarla çok iyi bir iş çıkarmışlarsa ve buna rağmen başarılı olamamışlarsa, durup bir düşünün derim.
  • Ekip herşeydir: Birileri ile en baştan yola çıktıysanız; 'ekip olmak'; yalnız yola çıktı iseniz 'ekip kurmak' oldukça zor. Belki de sizi en çok zorlayacak olan bu durum (malesef ki) bir çok girişimci tarafından basamak haline gelemiyor ve bir duvar olarak kalıyor. İyi bir ekip değilseniz işiniz normalden birkaç kat daha zor.
  • Bunu gerçekten istiyor muyum: Hayat çok kısa ve zaten hızlı geçiyor. Girişimcinin yaşamının hızını ise anlatamam (anlatılmaz yaşanır). Gerçekten bu kadar kısa bir hayatta, yapacak onca şey varken, bunu gerçekten istiyor musunuz? Bu soruyu aslında en başta sormalısınız kendinize ve olabildiğince dürüst olmalısınız. Sadece işe istediğiniz saatte gitmek için ya da genç yaşta parayı vurup Mercedes'e binebilmek için ya da sizi gören herkesin 'a işte o çocuk bak' demesini istediğiniz için ya da ailenize birşeyler ıspatlamak için girişimci olunmaz, giriş olur sadece. Giriş'im ben diyebilirsiniz sadece, ve çıkışa bakarsınız (bizim motivasyonumuz ilginç bir şekilde hiç bitmek tükenmeyen bir şekilde üretmek'ti örneğin, ve hayatımızın hiçbir döneminde olmadığımız kadar parasız, bir o kadar da çalışkandık bu 8 yılda).
  • Girişimci olsaydı o ne yapardı: Hayatınızın merkezine hangi projeyi koymuş olursanız olun, kararlarınızı alırken asla karar mekanizmanızı dışsallaştırmayın. 'Böyle bir durumda iyi biri girişimci olsa idi ne yapardı?' demek yerine o girişimci siz olmalısınız. Başınıza ne gelirse gelsin, kim ne derse desin, ödevinizi iyi yaparsanız o kararı en iyi veren siz olursunuz.
  • Tecrübeli insanlar: Yaptığınız işi sizden daha iyi yapan ya da daha önce yapmış tecrübeli kişiler ile konuşun. Sadece konuşmakla kalmayıp onların söylediklerini gerçekten ne düşündüklerini anlamaya çalışarak uygulamalısınız. Hem de söyledikleri herşeyi onların bakış açısı ile anlamaya çalışarak. Gördüğüm birçok girişimci için bu tarz konuşmalar sadece onları anlık olarak gaza getiren diyaloglar olarak kalıyor, oysa ki bu tarz tecrübe aktarımlarındaki asıl güç onların sizin projenize olan uygulama yansımaları olmalıdır.
  • Öğrenilmiş çaresizlik: Bu konu o kadar önemli ki, kendini farkettirmeden normal hayatlarındaki birçok insana bile musallat olan -hele ki Türkiye'de- bu psikolojik durum bence Türkiye'de girişimcilerin başındaki en önemli belalardan birisi. 'Öğrenilmiş Çaresizlik nedir?' diyenler için bir ön bilgiyi burada bulabilirsiniz (ö. ç. deneyi, orta alt kısımda). Çıktığınız yolda, başınıza kötü ne gelirse gelsin, o şey hiç gerçekleşmemiş gibi düşünebilme yetisini kazanabildiğiniz gün, hızlı karar verme ve hızlı çözüm üretme yetisini de kazanmaya başlamışsınız demektir. Geriye sadece, özgürce, kendi tecrübelerinizi edinmek kalıyor.
  • Abi bunu herkes kullanacak, bak göreceksin: Birçok girişimci kendi girişimini hayata geçirme sürecinde yaşayacaklarını değil, bu gerçekleştikten sonra olacakları düşünerek işe başlıyor. Yolculuk sırasında başına gelecekleri hesaplamadan/hesaplayamadan. Yani bir ürün üretecekse, ürünün raflardaki halini, internet işi ise, herkesin bunu kullandığını, vb. Bu davranış tarzı, günlük hayatımızda, buluşmak üzere olduğumuz bir arkadaşımıza 'yarım saat sonra ordayım' dememizle aynı şey aslında; biz o anda sadece buluştuğumuz ve onunla karşılaşacağımız o anı hayal ederek konuşuyoruz onunla. Oysa onun yanına giderken belki dehşet bir trafikte kalıyor olacağız, ya da bindiğimiz dolmuş, otobüs, arabamız aniden arıza yapacak. Bunların bazılarını öngöremezsiniz ama öngörebildiklerinize uygun refleksler geliştirmelisiniz. Bunu yapmak için ise önce yolculuğu hayal edebiliyor olmalısınız. Yapacağınız işin güzel hayallerini kurmak sizin kararlarınızı işin başından sonuçlandırmamalı, size alınacak yeni kararlar yaratmalıdır.
  • Bu işe para bulmamız lazım: Projenizde gerçekten paraya ihtiyacınız olduğu an hayallerinizin en yoğun olduğu, ya da ona en yakın olduğunuz an değil, projenizi kesinlikle ve başka hiçbir şekilde ilerletemediğiniz andır (ama bu durum dahi projeden projeye değişiklik gösterir).
Ben ve kardeşim @hakank bugüne kadar birçok şeyi deneyimledik. Burada yazabildiklerim bunların sadece bir kısmı ve benim önemli gördüklerim, daha birçoğunu ve farklılarını da sizler yaşayacaksınız ve umuyorum ki başkalarının da faydalanabilmesi için ve size kulak vermelerini umarak; paylaşacaksınız. Türkiye'de çok ciddi bir davranışsal kültür eksikliği var ve bizlerin yapacak çok işi var.
Haziran 2014

Compos Sui bu yanıtı beğendi:

Vicdan nedir?

İçindeki mahkeme
Mayıs 2014

Compos Sui bir yanıt verdi.

Emeklilikte yapılabilecek önerileriniz nelerdir?

Bir aylık maaşınızla birkaç ülke gezin. ;)
Nisan 2014

Compos Sui bu yanıtı beğendi:

Sigara nasıl bırakılır?

Daha bir kaç gün önce derste sigara bağımlılığını işlerken hocamız 5 yıldır sigara içmediğini söylemişti ve bağımlılık bitmez eğer bir tek sigara bile içersem bırakma ortadan kalkar. Tekrar başlama olasılığı hep vardır demişti.
Bu linkteki kitapçığa göz atmakta fayda var: dumansizhayat.org/sigara-kitapcik.pdf
Nisan 2014

Compos Sui  bu yazıyı beğendi:

Bir Garip Orhan Veli 100 Yaşında

Orhan Veli komik bir insandır. Yeri geldiğinde bunu şiirlerine yansıtmaması da olanaksızdır.

Hafızası çok güçlüdür Orhan Veli'nin. Arkadaşlarının mektep numaralarını, telefon numaralarını, yolculuk - taşınma - eğlence gibi irili ufaklı olayların tarihleri unutmadığı şeyler arasındadır. Okuldayken yerbilimi kitabının birçok bölümünü ezbere bilirdi. Keyifli anlarında yanındakileri şaşırtıp güldürmek için iki yüz - üç yüz kadar baharat adını, elli - altmış kadar balık adını sayardı.

En çok sevdiği yemeğin balık olmasının yanı sıra, balıklar O'nun özel ilgi alanıydı. Şu konuşma bir yaz günü Sabahattin Eyuboğlu'nun motorunda Sait Faik'le Orhan Veli'nin arasında geçer:

O. Veli - Balıkların yüreği var mıdır?

S. Faik - Olmaz olur mu be?

O. Veli - Yoktur işte.

S. Faik - Yüreksiz yaşanır mı?

O. Veli - Bizim bildiğimiz manada değil onların kalbi.

Sait Faik, biraz önce tuttukları balıklardan, motorun döşemesine bulaşan kanı göstererek sorar:

S. Faik - Bu kan nereden çıkar öyleyse?

O. Veli - Sen lakırdıdan anlamazsın.

Birkaç gün sonra Hachette Kitabevi'nde bir ansiklopedinin balıklar hakkındaki bölümünü inceleyen Sait Faik şaşırır. Daha ilk satırda balıkların kan dolaşım sisteminin insanlardaki gibi olmadığını, yalnızca atardamarların ya da toplardamarların girip çıktığı iki hücreli bir kalpleri olduğunu öğrenir.

1 Aralık 1951 tarihli Yeditepe dergisindeki yazısına şöyle devam eder Sait Faik:

"O, boğazın akıntılarını, balıkların yüreğini, ağların boyasını, yellerin koyu balıkçı ağızıyla isimlerini, neleri bilmiyor yahu? ... "

Ve tüm bu bilgisini ukalalık için değil, çevresindekileri eğlendirmek için kullanırdı Orhan Veli...

Yine bir gün Pera Palas'ın arka tarafındaki Haliç'e bakan kanepelerde Sait Faik'le birlikte otururlarken, bir çingene kız yanlarına yaklaşır ve "Çakır, falına bakayım mı? " diye sorar. Sait Faik istemediğini söyleyince "Ya senin mektepli" der Orhan Veli'ye. Cebinde on kuruş bulunmayan Orhan Veli, Sait Faik'e "tosla on kuruş" dedikten sonra çingene kıza döner: "Ama sen bakmayacaksın fala, ben senin falına bakacağım. " Ve öyle bir fal bakar çingene kızına ki, kızın ağzı bir karış açık kalır.

Şiirini tanımasına rağmen, kendisini tanımayan, eleştirmen Nurullah Ataç'a sorulduğunda; Ataç bıyık altından gülümseyerek: "Hakkını inkar etmeyelim, iyi şairdir" der. Bunu duyan Orhan Veli, şu yanıtı verir: "Hakkını inkar etmeyelim, şiirden anlayan adamdır. "

Aradan zaman geçer, tanışırlar ve konuşmaları hep bu şekilde eğlenceli olur. İşte bu Orhan - Ataç maçlarından birini şöyle anlatır Bedri Rahmi Eyuboğlu:

"Nurullah Ataç mütemadiyen Orhan'a takılıyor, bir gün şöyle diyor: 'İlahi Orhan Veli'... Senin şiirlerin için yazdığım makaleleri bir çokları ciddiye almışlar. Bunları sırf alay etmek için yazdığımı anlamamışlar... '

Orhan Veli kıs kıs gülerek, bir Nasrettin Hoca edasıyla: 'İşin tuhafı şu ki, ben de şiirlerimi tamamıyla şaka diye yazıp neşretmiştim. Bazıları ciddiye aldılar!'

Rivayete nazaran o gün bu gün Nurullah Ataç - Orhan Veli dostluğu iflah olmazmış. "

Kendisiyle bu kadar dalga geçen şairi, şiir okurken görenler de gülümsemeden edemezdi.

Yeditepe Dergisi, 1947

-Sadık
1114
Nisan 2014

Compos SuiThomas Anderson kişisini takip etmeye başladı

Thomas Anderson, Bilişim Uzmanı, @thomas

Nisan 2014

Compos Sui bu yanıtı beğendi:

Türk kızı nasıl olmalıdır?

:)
Türkiye
Nisan 2014

Compos Sui bir yanıt verdi.

Mart 2014

Compos Sui bir yanıt verdi.

Hayatın acı gerçekleri nelerdir?

Yalnız geldik, yalnız gideceğiz.
Mart 2014

Compos SuiAkif Dağ kişisini takip etmeye başladı

Akif Dağ, Endüstriyel Tasarımcı, @akifdg

Mart 2014

Compos Sui bir yanıt verdi.

Pazarlama ile ilgili tavsiye edeceğiniz okuduğunuz kitaplar nelerdir?

Olayı sadece pazarlama olarak ele almak istemezseniz Brendon Burchard'ın "Mesajınız Var! " isimli kitabını tavsiye edebilirim.
Mart 2014

Compos Sui bir yanıt verdi.

Mart 2014

Compos SuiProgram Modülleri konu başlığını takip etmeye başladı.

Mart 2014

Compos SuiGörsel Tasarım konu başlığını takip etmeye başladı.

Görsel Tasarım

Formatting of continuation data will be changing soon. To continue using the current formatting, use the 'rawcontinue' parameter. To begin u...

Mart 2014

Compos SuiDSLR konu başlığını takip etmeye başladı.

Daha Fazla

İlgilendiği KonularTümü

Yazılım

2916 Kişi   548 Soru

Web Siteleri

3046 Kişi   264 Soru

İnternet

2504 Kişi   535 Soru

Web

443 Kişi   168 Soru

Web Tasarımcısı

511 Kişi   48 Soru

Yazılım Geliştirme

1187 Kişi   185 Soru

Açık Kaynak (Open Source)

103 Kişi   22 Soru

Muhabbet

2082 Kişi   2355 Soru

İngilizce

740 Kişi   102 Soru

Tasavvuf

44 Kişi   12 Soru

Filmler

3198 Kişi   191 Soru

Genel Kültür (Muhabbet)

3450 Kişi   280 Soru

Felsefe

1849 Kişi   496 Soru

Kitaplar

2915 Kişi   267 Soru

Sosyoloji

551 Kişi   149 Soru

Varoluş Hakkında

2775 Kişi   1061 Soru

Edebiyat

928 Kişi   204 Soru

CSS

220 Kişi   37 Soru

Sosyal Ağlar

735 Kişi   175 Soru

Sosyal Yaşam

523 Kişi   67 Soru

İnternetten Para Kazanmak

598 Kişi   61 Soru

Web Sitesi Önerileri

312 Kişi   73 Soru

Html

285 Kişi   47 Soru

Web Yazılımı

573 Kişi   233 Soru

Müzik

2851 Kişi   472 Soru

Eğitim

4005 Kişi   629 Soru

Sinema

3101 Kişi   300 Soru

İnsan Davranışları

3601 Kişi   955 Soru

Web Tasarım

1184 Kişi   213 Soru

Futbol

858 Kişi   196 Soru