Bilmek istediğin her şeye ulaş

Dr. Özge Mergen, 

Psikolog

ozgemergen.com'>ozgemergen.com

Ocak 2016

Dr. Özge Mergen bir yanıt verdi.

İnsanları içlerine kapanık olmaya iten sebepler nelerdir?

İnsanlar dış dünyadan zarar göreceklerine inandıklarında kendilerini korumak için içlerine kapanırlar.. Temasta oldukları kişilere güvendikleri ölçüde de kendilerini açarlar. .
Ocak 2016

Dr. Özge Mergen bir yanıt verdi.

Lise 2.sınıf öğrencisiyim, ileride klinik psikolog olmak istiyorum. Tavsiyeleriniz nelerdir?

Psikologlar dernegince akreditasyonu yapilmis okulları secmenizi oneririm. Bununla birlikte kendini tanımak bu isi yapabilmek için onemlidir.. Sanat, spor, edebiyat gibi ilginizi ceken alanlarda kendiniz için bir şey yapin ve yuksek lisansa basladiginizda psikoterapi almaya da baslayin. .
Ocak 2016

Dr. Özge Mergen bir yanıt verdi.

Cinsel ilişkinin pedofil bir ilişki sayılmaması için kız en az kaç yaşında olmalıdır?

19 yaşının bitimine kadar her genç ergen sayılır.. Bununla birlikte cinsellik fiziksel olgunluktan çok duygusal hazırlık gerektirir. Kişinin yetişkin olması ve cinsellik için duygusal olarak hazır olması önemlidir. .
Şubat 2014

Dr. Özge Mergen bu yanıtı beğendi:

Evli birinin sosyal medyadan biriyle tanışıp kahve içmesi sizce normal mi?

Bu sorunun arkasında subliminal mesaj seziyorum. Sosyal medyadan tanışıp bırakın kahve içmeyi, kafa çekmeye gittiğim son üç kişi hemcinsimdi. Bunu okuyunca kendilerini de bilecekler zaten C: Dolayısıyla evli birinin nerede olursa olsun tanıştığı biriyle kahve içmeye gitmesi ne kadar normalse sosyal medyadan tanışıp kahve içmesi de o kadar normaldir. Bu soru aslında aklıma "Evlenmek normal midir? " sorusunu getiriyor. Hani artık sadakat yemini falan değil direkt bir sadakat sözleşmesi yapmak normal midir? Sözleşme yapmayı gerektirecek kadar büyük bir güvensizlik mevcutsa neden insan o kişiyle beraber olur?
Şubat 2014

Dr. Özge Mergen bir yanıt verdi.

'Arayış' nedir?

Arayış kişinin karşılanmayan bir ihtiyacı olmasıdır. Kişi neye ihtiyacı olduğunun fakındaysa arayışı, bunu karşılamanın yollarıyla ilgili olabilir. Bazen de bir şeyin eksik olduğunu yani bir ihtiyacın karşılanmadığını biliriz ama adını koyamayız. İhtiyacın adını koymadan yani neyin karşılanmadığının farkında olmadan başlanan arayış neyi aradığını fark edene dek denemelerle devam edebilir...
Şubat 2014

Dr. Özge Mergen bu yanıtı beğendi:

Ben hamile kaldığımdan beri eşim hep hasta, bunun nedeni psikolojik olabilir mi?

Bu kadar kısa bilgi ile bu konuda bir fikir beyan etmek doğru olmaz. Yapılması gereken ilk şey elbette doktora gidip hastalığının fizyolojik sebeplerinin ne olduğuna bakmaktır.
Stres ve kaygı gibi psikolojik durumlar kişinin bağışıklık sistemi üzerinde olumsuz etkiler yapabilir, ancak anlattığınız durum tamamen tesadüf de olabilir.
Şubat 2014

Dr. Özge Mergen bir yanıt verdi.

Şubat 2014

Dr. Özge Mergen bir yanıt verdi.

Birini çok seviyor ve unutamıyorsanız ama o başkasıyla hayatına devam ediyorsa, her aldığınız nefeste onu düşünüyor ve bir umutla bekliyorsanız bu nasıl bir psikolojik rahatsızlıktır?

Bu bir psikolojik rahatsizlik degildir. Bir sey bizim ihtiyacimizi karsilamaz oldugunda bunu kabul eder ve geri cekiliriz. Sorudaki gibi bir durumda psikolojik olarak saglikli olan istedigimizi almadigimiz yerde durmaya devam etmemektir. Romantik olarak uygun olan ise kisinin kendisine kalmis : )
Geri cekilme, ihtiyaci karsilamak uzere tekrar harekete gecebilmenin on kosuludur. Ne olup da geri cekilmedigimizi, bize iyi gelmeyen yerlerde kalmaya devam ettigimizi anlamak bu surecte iyi gelebilir.
Şubat 2014

Dr. Özge Mergen bir yanıt verdi.

Neden kendimiz dururken başkalarını anlamak isteriz ki?

Kendimizi anlamak neyi neden yaptigimizi, bunu yapmayi nasil ogrendigimizi, yaparken neler yasadigimizi fark etmek gibi duygusal surecleri gerektirir. Bu duygular cogu zaman uzuntu, utanc, kizginlik gibi bas etmesi zor duygulardir. Kimse kendini kotu hissetmek istemez. Bu nedenle kendimizde anlamak istediklerimizi sanki onlarin ozellikleriymis gibi baskasina yansitiriz. Boylece hem olani gormek kolaylasir hem de duygunun yuku olmaz. Baskalarinda anladiklarimiz bu yuzden aslinda hazir oldugumuzda kendimizde anlayacaklarimizdir.
Şubat 2014

Dr. Özge Mergen bu yanıtı beğendi:

Neden kendimiz dururken başkalarını anlamak isteriz ki?

Çünkü başkalarında kendimizi buluruz... Belki de başkalarında olan bizim yönlerimizdir (bizim bile farkında olmadığımız) bizi onlara çeken.
Şubat 2014

Dr. Özge Mergen bu yanıtı beğendi:

Neden kendimiz dururken başkalarını anlamak isteriz ki?

Başkalarını anlamak kendimizi anlamaya yardımcı olur... Kendini tanımlamak içinde başkaları ile farkını yada aynılığını görmek gerekir sanırım
Aralık 2013

Dr. Özge Mergen bir yanıt verdi.

Dissosiyatif kimlik bozukluğu neden kaynaklanır? Kesin olarak iyileşmesi mümkün müdür?

DSM kriterleri arasinda Diyasesif kisilik bozuklugu tanimli degildir. .
Aralık 2013

Dr. Özge Mergen  bu yazıyı beğendi:

Kişilik Bozuklukları Üzerine Bir Derleme -1-

İnsan ruhu ve psikolojisi yıllar boyu sayısız kişi tarafından incelenmiş ve büyük saygı duyduğum Freud amca tarafından da oldukça güzel tanımlamalarla -hele ki teknolojinin yetersiz kaldığı bu alanda ve o tarihlerde bile- bir harita haline getirilmesi başarılmıştır. Freud sonrası dönemde bir çok kuram ortaya atılmış olmasına rağmen, insanlık tarihi ilerledikçe eldeki vaka ve dataların çoğalması sayesinde daha temeli sağlam kuramlar varoldu. Bu yeni kuramlardan bazılarını okuma fırsatı buldum. Kişisel (amatör) meraklarımdan birisi de; insan psikolojisi ve psikanaliz. Bu yüzden bu alanda okuyabildiğim kadar kitap okumaya ve araştırma yapmaya çalışıyorum. Kişilik Bozuklukları ile ilgili olarak okuduğum son kitaplarda 1926 doğumlu James F. Masterson'ın bu konudaki çalışmalarını açıklayabilmek için yaptığı bazı tanımlamalar ilgimi çekti. Bu tanımlamalar çocukluk dönemini ve insanların hayatlarının sonraki dönemlerinde de bu küçüklük yıllarındaki edinimler ile kurdukları ilişkileri ve bu ilikişlerdeki problemleri gözler önüne sermeye çalışıyor. Yine Freud döneminde olduğu gibi eldeki yegane veriler, hayatlarında problem yaşayan insanlar ve anlattıkları. Masterson da kendi yaşamı boyunca edindiği tecrübeleri kitaplarında bazı haritalar çıkararak ve bu haritalar eşliğinde tedavi ettiği danışanlarının ona verdikleri bilgiler ile yazıya geçirmiş. Bu yazımda; ilgimi çeken ve insanlar tarafından bilinmesinin faydalı olacağını düşündüğüm bu modeli, özellikle önemli kişilik bozukluklarından sayılan Borderline (Sınırda Kişilik) ve Narsisizm üzerine nasıl açıkladığını anlatmak istiyorum. Uzmanlık alanım psikoloji ve psikiyatri değil ve bu konuda yazdıklarımın sadece okuduklarımdan çıkarımlarımın bir özeti olduğunu ve bu hassas konularda uzmanların daha bilgilendirici olacağını burada yeniden belirtmem gerek. Neden bu konuda bir yazı yazdığımı merak edenlere de, kişisel merakım ve araştırma özelliğim yanıtını vermiş olayım. Bu girizgahtan sonra yazıma fiilen başlıyorum.

İnsan bilinci anne karnında başlayan macerasına algısı tam açık olarak yıllarca devam eder ve beynin en önemli görevi, geri döndürülemeyen zaman kavramını desteklercesine bedenin/kişinin büyürken yola devam etmesini sağlamaktır. Yaşanan olaylar ne olursa olsun beyin temelden başlayarak binayı yıldan yıla yeni katlar çıkarak inşaa eder. Betonun sağlamlığını düşünmez ama bir şekilde bu inşaatın devam etmesi gereklidir. O yüzden yanlış giden bir şey varsa kişinin bunu tam anlamlandırmasına olanak vermeden derme çatma desteklerle (savunma mekanizmaları) de olsa işi yürütür. Amacı sadece bilinci ilerletmek ve yaşama devam etmektir. Bu yüzdendir ki, kişiliğin oluştuğu ve inşaatın temelinin atılığı çocukluk yılları çok önemlidir. Özellikle ilk 5-6 yıllık dönem bizlerin tüm hayatında kuracağı ilişkilerde sececeği yöntem ve yönelimleri belirleyen yıllardır. Bu yıllarda, süreler net olarak sabit olmamakla birlikte çocuk farklı dönemler geçirir ve bu dönemleri sağlıklı bir şekilde atlatırsa kişiliği ve kendiliği oluşacak olan çocuk; hayatının ilerleyen yıllarında da bu kendilik ve kişilik bilinci ile sağlıklı bir yaşam sürebilir (elbette ki mental sağlıktan bahsediyorum). Bu dönemleri ise şu şekilde özetleyebiliriz:
  1. Ortak Yaşam Evresi (Sembiyotik)
  2. Ayrılma-Bireyleşme Evresi (18-36. Ay arası)
  3. Ego Gelişimi
  4. Nesne Sürekliliği
Bu evrelerden ikincisi ise kendi içinde daha önemli 4 ayrı alt evreye ayrılmaktadır. Bu evre ve alt evreleri o kadar önemlidir ki, kişinin geleceğinde kuracağı tüm ilişkileri etkileyecektir. Bu alt evreler:
  1. Farklılaşma (Ayrılma-Bireyleşme evresinin 3. ve 8. ayları)
  2. Uygulama (Ayrılma-Bireyleşme evresinin 8. ve 15. ayları)
  3. Yeniden Yakınlaşma (Ayrılma-Bireyleşme evresinin 15. ve 22. ayları)
  4. Nesne Sürekliliğine Giriş
Peki bu önemli dönemi sağlıklı olarak atlatamayan bireye ne olur? Bir çok şey olabilir ve yaşamında sayısız problem, mutsuzluk yaşayacağı tepkiler/savunmalar geliştirir ama en önemli sorunlardan ikisi Borderline ve Narsisizm kişilik bozukluklarıdır. Mükemmel anne ve mükemmel çocuk olmadığından birçoğumuz aslında bu dönemden kaynaklı problemler yaşarız ancak bu problemlerin dereceleri vardır. En uç noktada ise Narsisizm ve Borderline bozuklukları gelişmektedir. Bunlar elbettte ki uzmanlık gerektiren konular ancak ben okuduklarımdan aklımda kalan çarpıcı bazı bilgileri aktarmak ve belki de bazılarınızda farkındalık yaratabilmek adına buraya not düşmek istedim.

Çocuk bu evrelerden Ayrılma-Bireyleşme alt evresinde emekleme ve yürümeye başlamanın da destekleyici etkisi ile yeni deneyimler yaşamaya istekli bir halde ara ara anneden uzaklaşarak ama annenin hep orada olduğunu da bilmek isteyerek bazı denemelerde bulunur. Emekleyen çocuğun biraz ilerleyip anneye bakması ya da düştüğünde veya canı yandığında benzer şekilde anneye dönmesi de bundandır (buradaki çok basit örnekler sadece olayı somutlaştırmak için verilmiştir, olay bunların çok daha ötesindedir). Bu küçük denemeler anne tarafından gerekli desteği görmez/göremez ise ve hele bir de üzerine annenin; çocuğun bireyleşme ve ayrılma çabalarına karşılık kendini geri çekerek, tehdit ederek, sözlü veya bedensel taciz ve şiddet ile yanıt verirse çocuk bu en önemli evreyi tamamlamaktan vazgeçecek ve hayatının bundan sonraki evresinde asla kendilik ve bireyleşmesini tamamlayamayacaktır. Kendiliğe veya bireyleşmeye dair attığı her adımda ise terk depresyonunu tadacak, bu depresyondan kaçmak için de savunmalarını dışavuracaktır. James amcamızın Kendilik Üçlüsü dediği şey tam da burada ortaya çıkar. Yani bu problemlerle boğuşan bireyler, kendiliklerini her aktive etmek istediklerinde, altta yatan Terk Depresyonu ortaya çıkacak ve bununla başedemeyen kişi savunma mekanizmaları ile kendiliğinden hızla uzaklaşarak bu döngüyü başa saracaktır.

Sınırdaki Kişilik Bozukluğu (Borderline)

Önemli not: Resimde en alttaki ok da sola bakıyor olmalıydı, yanlış çizmişim, özür dilerim.

Yine bu önemli oluşum evrelerinde çocuk, parça birimden tüm birime doğru bir nesne geçişi gösterir (kendisini parçadan tümlüğe doğru tanımlama). Ancak bu evredeki aksaklık, çocuğun nesne birimi olarak kendini parçalara ayırmasına ve tamamlanmamasına neden olur. Aynı dönemde, paralel olarak, egonun da iyi ve kötü olarak birleşip gelişmek yerine bölünmüş olarak kalması yüzünden de çocuğun egosu ve kendi parça birimleri arasında sağlıksız bir denge ve destek oluşur. Artık çocuk kendisini ikiye bölmüştür. Bir tarafı kendiliğini oluşturmak ve bireyleşmek isterken, bunu engelleyen anneye uymak için diğer tarafı; kendini engelleyen, söz dinleyen, pasif, boyun eğici, gerilemeyi destekleyen bir hal alır. Bu özet tanımı biraz daha açmam gerekirse, ego; Haz İlkesi ve Gerçeklik İlkesi ile ikiye bölünmüş halde kalırken, çocuğun bilinci de 2 adet Bölünmüş Nesne İlişkileri Birimi'nin etkisinde kalır. Bu 2 nesne birimi de farklı duygulardan beslenirler ve yönetilirler ancak birbirinin neredeyse aynı yapıdadırlar. Bunlardan GNİP (WORU) - Geri Çekilen Nesne İlişkileri Parça Birimi ve ÖNİP (RORU) - Ödüllendirici Nesne İlişkileri Parça Birimi olarak; parça kendilik temsili, parça nesne temsili ve bu ikisi arasındaki duygulanım aktarmaları ile ayakta kalırlar ve aşağıdaki özellikleri gösterirler.

Sınırdaki Kişilik Bozukluğu (Borderline)
Özellikle ÖNİP ile Patolojik Haz Egosu arasında bir ilişki vardır ve Patolojik Haz Egosu sürekli ÖNİP'i destekleyerek kişiyi bağımlı, pasif, boyun eğici kendilik içerisinde kalmaya zorlar. Sonuç olarak kişi ne zaman kendiliğini ortaya çıkarmak istese;
  • Kötü
  • Terk Edilmiş
hisseder. Bu duygunun karşısında da tahtıravellinin diğer tarafındaki
  • Gerçekliği İnkar Et
  • Kendine Zarar Ver (Savunma)
  • Bedel Öde ve İyi Hisset
duyguları ile gider-gelir. Çocuğun içindeki 2 fantezi imge bu durumu gerçeklemektedir. Kendilik iddiası olmayan, bundan dolayı sevilip ödüllendirilen çaresiz çocuk ve annenin geri çekilmesine yol açan, yetersiz, şeytani, kötü imge. Çocuk hem üzülen, hem cezalandıran olmuştur. Hayatı boyunca da tüm yakın ilişkilerinde bu iki uç arasında gidip gelecektir.

Yazı serimin ilkini burada tamamlıyorum. Ancak yazının daha anlaşılır hale gelmesi için yukarıdaki bazı terimleri daha anlaşılır halde aşağıya not düşüyorum.
  • Nesne, Nesne Sürekliliği, tam tanımını becemesem de, çocuğun kişilik, bireyleşme ve dünyayı ve kendini nesne olarak görebilme kapasitesi anlamında kullanılıyor diyebilirim.
  • Nesne İlişkileri Birimi derken, aslında çocuğun nesneleştirmek istediği konulardan bahsediyorum. Yani İç bilinçteki elemanlar, intrapsişik (içruhsal) aktivitelerdeki temsiller gibi nesneleştirilmek istenen şeyler için kullanılmakta.
  • Simbiyotik Evre, çocuğun annesi ile ortak bir bütün olarak yaşadığını sandığı, kendisini annenin bir parçası sandığı evreyi temsilen kullanılmakta.
  • ÖNİP (Ödüllendirici Nesne İlişkileri Parça Birimi): İçsel ödüllendirici tutumları temsil eden nesnelere ithafen kullanılıyor ancak burada Parça Birim denmesinin nedeni tüm nesne birimlerinin bir parçası olmasından (birbirine benzer ama farklı tepkiler veren 2 parça birim var ve kendi içinde de nesne ilişkilerini yönetiyorlar). ÖNİP'te ödüllendiren nesne ilişkileri söz konusu ama burada da durum elbette ki patolojik (hastalıklı).
  • GNİP (Geri Çekilen Nesne İlişkileri Parça Birimi): İçsel olarak çocuğu geri çeken tutumları temsil eden nesnelere ithafen kullanılıyor ancak burada Parça Birim denmesinin nedeni tüm nesne birimlerinin bir parçası olmasından (birbirine benzer ama farklı tepkiler veren 2 parça birim var ve kendi içinde de nesne ilişkilerini yönetiyorlar). GNİP'te çocuğun geri çekilmesini sağlayan nesne ilişkileri söz konusu ama burada da durum elbette ki patolojik (hastalıklı).
Aralık 2013

Dr. Özge Mergen bir yanıt verdi.

Gündüz uyumak faydalı mıdır?

Geceleri uyku sorunu cektiginiz durumlarda gunduz uyumak gece uykusunu daha da zorlastirir... Boyle durumlarda gunduz uykusundan kacinilmasi uyku hijyeninin saglanmasina yaradimci olur. .
Aralık 2013

Dr. Özge Mergen bir yanıt verdi.

İnsanın düşüncelerini ve kararlarını etkileyen en önemli faktörler nelerdir?

Bebekliklerinden beri tecrübe ya da gözlemle edindikleri hayata ve kendilerine dair bilgiler... Duyguları...
İhtiyaçları...
Çevreleri...
Aralık 2013

Dr. Özge Mergen bir yanıt verdi.

Kafa karışıklılığından nasıl kurtulunur?

Kafayi karistiran uclar netlestirilerek kurtulunur... Bilgi edinilerek kurtulunur...
Bazen de yeterince karisinca cevaplar bulunur... Karisikligi tolere edebilenler bekleyebilir. .
Aralık 2013

Dr. Özge Mergen bir yanıt verdi.

Antidepresanlar psikolojik tedavide gerçekten işe yarar mıdır?

Depresyon, isteksizliğin, üzüntünün, günlük hayatta işlev kaybının olduğu, algının bozulduğu, odağın negatif yaşantılara kaydığı ve mutsuzlugun kalıcı ve her alanda olduğuna dair aşırı genellemelerin görüldüğü bir durum olarak tanımlanabilir. Depresyon derinleştikçe kişinin terapiye kanalize edecek enerjisi de kalmaz. Belirtilerin bu düzeyde yaşandığı depresyonlarda ilaç tedavisi kişinin duygusunu, algısını ve buna bağlı olarak da enerjisini düzenleyeceğinden terapiye uyumu artırır. Antidepresanların ve psikoterapinin etkinliğini anlamaya yönelik arastırmalar 6 aylık antidepresan tedavisinin, 6 aylık psikoterapinin ve 6 ay uygulanan kombinasyon tedavisinin aynı etkiyi yaptığını, fakat pskioterapinin ve kombinasyon tedavisinin uygulandığı hastalarda depresyonun tekrarlanma oranının oldukça düştüğünü göstermekte... Yani antidepresanlar belirtileri ortadan kaldırmakta fakat kişiyi depresyona yatkın kılan düşünce ve davranışlardaki değişimi sağlamamaktadır. Bunun için psikoterapi gereklidir.
Bunlarla birlikte belirtilmelidir ki biyolojik kökenli depresyonlarda ilaç olmazsa olmazdır. İlaç kullanma ve bırakma kararı verilirken güveneceğiniz bir psikiyatristle muhakkak iletişim halinde olmak önemlidir.
Kasım 2013

Dr. Özge Mergen bir yanıt verdi.

Halüsinasyon görmeye neden olan durumlar neden olabilir?

Uzun sure uykusuz kalma, halusinojen madde kullanma, uzun süreli madde kullanımı, yoksunluk, hormonal dengesizlikler, norolojik yatkınlıklar, kafa travması, uzun süreli uyaran eksikliği gibi durumlarda da halusinasyonlar görülebilir... Psikotik bozukluklar, duygu durum bozuklukları, bağımlılıklar ve kişilik bozukluklarında görülme ihtimali olan bir belirtidir... Tek başına bir belirti olarak halusinasyon dikkate alınmalıdır fakat anlamlı olmayabilir... Bir belirtiler kümesi içinde anlam kazanır...
Kasım 2013

Dr. Özge Mergen bir yanıt verdi.

Doğru/Yanlış algı kaybolması neden kaynaklanır? Boş verme hissi bu nedenle mi doğar?

Boş verme hissi boş vermek diğerlerine göre daha iyi bir seçenek olduğunda ortaya çıkar...

Bazen o şey gerçekten boştur, boşveririz...
Genel bir özellik olarak hiç bir şeyi boşvermiyorsak buna doyunca diğer uca savrulup her şeyi boşveririz...
Depresyondaysak yapacak halimiz olmadığından boşveririz...
Boşvermemek riskler taşıyorsa, kendimizi korur ve boşveririz...
Dönem dönem bir şeyler o kadar üst üste gelir ki çaresizlikle boşveririz...

Doğru yanlış herkese göre farklıdır ve ihtiyaca göre belirlenir... Burada esas olan boşvermeye doğru ya da yanlış diye bakmaksızın, bu durumun hangi ihtiyaçla belirdiğini anlamaya çalışmak...
Siz neyi hangi ihtiyaçla boşverirsiniz?
Daha Fazla

İlgilendiği KonularTümü

Psikoloji

2690 Kişi   947 Soru

Hayal Gücü

877 Kişi   42 Soru

Müzik

2851 Kişi   472 Soru

Aşk

1173 Kişi   292 Soru

Evlilik

352 Kişi   156 Soru

Felsefe

1849 Kişi   496 Soru

Çizgi Roman

18 Kişi   6 Soru

Yaşam

1164 Kişi   390 Soru

Sosyal Medya

1364 Kişi   212 Soru

Sağlık

1066 Kişi   1184 Soru

Teknoloji

1853 Kişi   577 Soru

Ütopya

79 Kişi   11 Soru

İnsan Davranışları

3601 Kişi   955 Soru

Üniversiteler (Türkiye)

2235 Kişi   175 Soru

Siyaset (Dünya)

281 Kişi   118 Soru

Hugh Jackman

1 Kişi   0 Soru

Muhabbet

2082 Kişi   2355 Soru

Baş Ağrısı

30 Kişi   18 Soru

Başarı

113 Kişi   36 Soru

Mimarlık

378 Kişi   133 Soru

Yemek Kültürü

803 Kişi   86 Soru

Parfüm

100 Kişi   43 Soru

Fotoğraf

329 Kişi   90 Soru

Opeth

3 Kişi   1 Soru

Erkekler

189 Kişi   206 Soru

Stres

208 Kişi   24 Soru

İPhone

142 Kişi   69 Soru

Ölüm

523 Kişi   124 Soru

Yaşanmış Olaylar

6 Kişi   0 Soru

Nejat İşler

14 Kişi   1 Soru