Bilmek istediğin her şeye ulaş

Mobil Yazılım Uzmanı Emre Berk inploid.com'da 0 soru sordu, 2 soru yanıtladı ve 9 takipçisi var.

Mart 2015

Emre Berk bu yanıtı beğendi:

Android market ve apple store için uygulama üretmeye başlamak istiyorum. Nereden başlamalıyım? Neleri - kimleri takip edip hangi kitaplara ya da eğitim videolarına bakmalıyım?

Bizce en iyi öğrenme şekli gerçek bir hedef doğrultusunda faydalı bir ürün/servis çıkarmak. Tam olarak şunu öneriyoruz en fazla 1-1.5 ay sonra markete bir uygulama koymayı hedefleyin. Seçeceğiniz uygulama çok fonksiyonu olan karışık birşey olmamalı, yepyeni bir problemi çözen ya da daha önce yapılmamış birşey olmasına da gerek yok ama en azından bir ya da birkaç kişinin bu uygulamayı kullanacağından emin olun ki "senin yapacağın uygulamayı bekliyorum hala çıkmadı mı? " diye sizi sürekli motife edecek insanlar olsun.

Mesela tamamen annenize özel bir uygulama yapın içinde de en sık yaptığı işlemler olsun (aile fertlerini hızlıca arayabileceği kısa yollar, size "neredesin" diye mesaj atan bir tuş, günün yemek tarifi ya da burç yorumunu getirmesi vb.) Bir sürü örnek bulabilirsiniz.

Hangi kaynaklardan öğrendiğiniz ya da hangi platform'da yazdığınız neredeyse önemsiz. Android için de iOS için de inploid'de bir sürü soru ve cevap var.
Mart 2015

Emre Berk bu yanıtı beğendi:

Yazılımcılar bilgilerini üniversitede mi öğrenir, yoksa farklı yerlerde elde ettikleri tecrübelerle mi?

Soruyu sadece yazılım alanında değilde çok daha kapsamlı bir şekilde ele alan bir kitap tavsiyesinde bulunmak istiyorum.
idefix.com/kitap/halkin-bilim-tarihi-cl...

Şu an halk arasında koca karı ilacı olarak geçen ilaçların aslında modern tıbbın doğuşu olduğu ve o zamanlardaki koca-karıların(cadı) diplomalı doktorlar tarafından kiliselere de bağışlar yaparak yaktırıldığı söylenmektedir. Tecrübe birikimleri önemlidir. Dümeni tutan adam kadar kürek çeken de önemlidir. Bizim ülkemizde diploman yoksa, yolu bilsen bile dümene geçmene izin vermezler, onun için kürek çekmeye devam ederken bir yandan da yolu tarif etmen gerekebilir. Üniversite çok şey demektir ama asla her şey demek değildir ve bu her alan için geçerlidir.
Şubat 2015

Emre BerkAplikalab kişisini takip etmeye başladı

Aplikalab, Mobil Yazılım Uzmanı, @aplikalab

İşimiz Gücümüz Mobil. Sadece mobil uygulamalar geliştiriyoruz. Ve yaptığımız işi çok seviyoruz.

Ekim 2014

Emre Berk  bu yazıyı beğendi:

Ekim 2014

Emre Berk bu yanıtı beğendi:

Candy Crush oyunu oynarken bölüm kilitlerini açmak için para ödediniz mi? Neden?

Ben oyunu sürekli işe gidip gelirken metroda oynuyordum yani kimsenin oynamadığı saatlerde. Gece oynayanların kilit açmak için yardım alabildiklerini biliyorum ama gecelerimi de hiç o oyuna vermedim. Dolayısıyla para da ödedim, nereden baksanız bir 10 lira kadar ödemişimdir. Pişman da değilim, sunulan bir eğlence hizmetine üç beş kuruş ödemekte bir beis görmüyorum. Sonuçta o oyunları da onlardan para kazanmak isteyen yazılımcılar programlıyor. Bedava çalışmak isteyen yazılımcılar olduğunu sanmıyorum. Ortada verilmiş bir emek var, çoğu insan bunu bedavaya alıyor zaten, birkaçımız da ufak bir şeyler ödeyebilir. Hiçbiriniz para ödememiş ve bununla övünüyor; aklıma bir soru geliyor. Tüm oyunları korsan mı kullanıyorsunuz? Oyunun korsanı kitabın, müziğin, filmin korsanından daha mı etik sizce?
Ekim 2014

Emre Berk bir yanıt verdi.

Eylül 2014

Emre Berk bu yanıtı beğendi:

Türkiye'de türban takmanın zorunlu hale gelmesini ister misiniz?

Hiçbir şeyin zorunlu olmasını istemem.
Eylül 2014

Emre Berk bu yanıtı beğendi:

Kendinizi sever misiniz?

Genel olarak evet
Eylül 2014

Emre Berk bu yanıtı beğendi:

Balık burcu erkekleri hakkında ne düşünüyorsunuz, en çekilmez özellikleri nelerdir?

Ben balık burcuyum :) Kendimde çekilmez olarak gördüğüm şeyleri söylecek olursam; Çok konuşurum. Kısa bir muhabbetten bile bayağı uzun bir konuşma çıkarabilirim. HattaEmre Berk (@emreberk) "abi yine başladın TED konuşmasına" der :)) Duygusalımdır bunda kötü birşey yok fakat çok hızlı ve çok farklı duygusal değişimler yaşarım. Herhangi bir konu üzerinde istikrarlı bir şekilde duramam. O yüzden birçok konuyla ilgilenirim. Herşeyden çabuk sıkılırım. Normalden fazla keyfime düşkünümdür.
Eylül 2014

Emre BerkHakan Damar kişisini takip etmeye başladı

Hakan Damar, Researcher, @Qzey

Quantum Computing

Eylül 2014

Emre Berk bu yanıtı beğendi:

Gelecekte yapay zeka insan zekasından daha kuvvetli olacak deniliyor? Burada tasarlanan, tasarlayandan nasıl daha kuvvetli (zeki) olabilir ki?

Öncelikle, MIT'nin 6.034 - Artificial Intelligence dersine katılmanızı öneriyorum. Öncesinde kendimde Nöral-Network programming üzerine çalışmıştım. Öncelikli hedefim, yapay zeka değildi ama doktora tezim için Quantum computer'lar üzerinde bir Neural Network oluşturabilmek için ar-ge yapıyorum.

Bu yazıya başlarken, saatin gecenin 2.30'zu olmasını da göz önüne alarak, kısa tutmaya çalışacağım ;)

Aslında bu soruya cevap olarak, çok basit bir denklem kurup, içinden çıkabilirim ama bilmiyorum biraz daha detay vermek istiyorum. Çok komplike bir konu olduğundan, herkesin anlayacağı şekilde sadeleştirmek zor oluyor.
Öncelikle; basit yapılar üzerinden ilerleyelim. Gelecek kısmını, şimdilik boş verelim ve günümüzden bahsedelim.

Hesap makinelerini ele alalım. Basit seviyedeki bu makineler 10 basamaklı sayıları, 1 saniyeden kısa sürede üzerinde 4 işlem yapabilmekteler.

Bu makineyi yapan kim?
- insan

İnsan bu makinenin yaptığının yarısını, 10 katı sürede yapabiliyor mu?
- Hayır (5 basamaklı 2 farklı sayıyı 10 saniyede çarpmaya çalışın)

Demek ki insan aslında bu basit makineden daha hızlı bir zekaya sahip değil. Sahipte olmak zorunda değil.
Buradan çıkartacağımız sonuç; Hız ile Gelişmişlik seviyesinin aynı şey olmadığıdır.

Nasıl yani?

Yani, insanlar bu basit hesap makinelerine her işlemin sonucunu tek, tek tanımlamıyor ve tanımlaması da çok uzun ve verimsiz bir yöntem olur. İnsanlar bu makinelere nasıl işlem yapacağını öğretiyor. Biraz daha teknik şekilde anlatacak olursak; Burada 2 tane sayı var ve bunların binary şekli X ve Y diyelim. Siz makineye, sana + işareti gönderildiğinde bu X ve Y verilerini sana öğrettiğim kurala göre birleştir ve Z olarak ekranda gösteri tanımlıyor.

Peki bu yapay zeka mı?
- Hayır

Yapay zeka; öğrenebilme yetisini, öğrenmektir ve bir makineye öğrenmeyi, öğrettikten sonra bu makineyi digital network'(internet)'e dahil ederseniz SkyNet ile tanışmış olursunuz büyük ihtimalle ;)

SkyNet; Terminator filminde dünyayı yok etmek isteyen yapay zekanın adı.
Gerçekten çok akıllıymış : D Makineyi çalıştıralı daha 5dk olmadan hemen insan oğlunun ne mal olduğunu anlıyor ve yok etmesi gerektiğine karar veriyor ;)
Ayrıca; İngilizlerin askeri uydusunun adı da SkyNET. (Umarım sniper ile vurulmam : D )

Neyse, konumuza dönecek olursak, sorunun kısa cevabı: Evet, yapay zeka insan zekasından kuvvetli olacaktır. Zaten olmaması anormal bir durum. O zaman yapay geri zeka üretmiş oluruz : D Fakat, uzun bir süre insan kontrolünde kalacak gibi gözüküyor.

İleri de insanlar, farklı var oluş şekillerini bulduğunda ve hazmettiğinde bu şekilde var olmak, yok olmaktan daha iyi olduğunu anlayacaklardır.

Biraz da kendi hedeflerimden bahsedeyim. İnsan ırkının kaderinin, Quantum Computer'da olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle bundan sonraki bütün zamanı, elimden geldiğince bu konu üzerine planlamış durumdayım ve kısa bir süre sonra doktora çalışmalarım için Amerika'ya komple yerleşeceğim. Büyük ihtimalle bundan sonra orada yaşayacağım.
Normal işlem kapasitemiz ve algı yöntemlerimiz ile dünya doğal kaynak felaketini yaşamadan, farklı gezegenlerde klonolişememiz bu teknolojiye bağlı olduğuna inanıyorum.
İnternette hikaye kısmının farklı versiyonlarını yazan 150 tane site bulabilirsiniz fakat özetle şuan bildiğiniz veya hayal ettiğiniz computing sistemleri, Quantum computer yanında, hesap makinesi kadar ilkel ve yavaş kalmaktadır. QC üzerine neural network oluşturmayı başarabilirsem, diğer bilim insanlarının desteği ile belki, demin şaka amaçlı diyordum ama en azından yapay bir geri zeka üretebiliriz : D IQ seviyesi 70'in altında olabilir ama hiç yoktan iyidir. Dünyada bir çok zeki insan var mutlaka IQ seviyesini hep birlikte 1500'e çıkartabiliriz. Bu zeka seviyesi, 1 milyon Qubit'lik bir Quantum Computer ile birleşirse bizim hayal edemediğimiz teknolojiler, yöntemler geliştirebilir ve bizim elimizdeki bilgiyi(tüm dünyanın bilgisini) 1 kaç saniyede işleyebilir. Öğrendikleri ile bize yeni yaşam seçenekleri sunabilir ve derin uzay araştırmaları yapabilir.

Şuan kulağınıza nasıl geldiğini tahmin edebiliyorum ama işin çılgınca olan kısmı da bu ya :) Belki önümüzdeki 20 yıllık çalışmalarım sonucu istediğim sonucu elde edemeyebilirim ama ondan sonraki insanlara deneyim edinmiş bir çok hata bırakabilirim. Bu hatalardan deneyim kazanarak, doğru çözümü bulabilirler. ;)

Bilim de bazen negatif sonuçlarda, pozitif'tir aslında. Bir şeyin olmayacağını kanıtlamak ile olacağını kanıtlamak arasında pek bir fark yoktur.

Şimdi sessizce gidip mutfak robotumun fişini çekip, güvenle uyumak istiyorum. : D

Herkese iyi geceler ;)
Eylül 2014

Emre Berk  bu yazıyı beğendi:

Linux, Windows ve Mac arasındaki fark?

348
windows düz araba.
mac konforlu araba.
Ama uzay mekiği varken diğerleri tirt : D
Mayıs 2014

Emre BerkEkim Nazım Kaya kişisini takip etmeye başladı

Ekim Nazım Kaya, İnternet Girişimcisi, @ekimnazimkaya

Kaldıraç Etkisi kitabının yazarı (bit.ly/kaldirac-etkisi)

Girişimcilik blogu: startupdoktoru.com (yeni)

Kişisel blog:
ekimkaya.com
twitter.com/ekimnazimkaya
linkedin.com/in/ekimkaya

Nisan 2014

Emre Berk bu yanıtı beğendi:

Python yazılım dili neden Türkiye'de çok popüler değil?

Mehmet Köse'nin paylaştığı grafiğe Türkiye için bakacak olursak şöyle bir grafik oluşuyor:

Google Trends - Web Search interest: ruby, python, php, c#, c++ - Turkey, Jan 2008 - Jan 2014 google.com.tr/trends/explore? Hl=en-US& q...

Phyton
Bu grafiğe göre esas kapışma C# ile PHP arasında yaşanmış ve C# son dönemde bir adım öne geçmiş görünüyor. Ayrıca hem Ruby hem de Phyton için büyük bir trend değişimi görünmüyor.

Nedenini pek bilemiyorum ancak muhtemelen bizim ülkemizde "insanların değişime açık olmaması" bunda etkili olabilir diye düşünüyorum.

Bunun dışında bir diğer etken ise; yazılım sektörünün aynen diğer bir çok sektörde olduğu gibi belli sınırlar içinde ve kontrollü olarak büyümesi neden olabilir. Yani demek istediğim, yenilikleri deneyimleyebilmeniz için bir ar-ge kültürünüzün olması veya en azından yeniliklere erişebilecek ortam ve zamanın oluşturulabiliyor olması yani desteklenmesi gerekir.

Google ve günümüzde bir çok büyük şirketin uyguladığı (bilimsel bir model) modele göre çalışanlar zorunlu olarak haftalık zamanlarının %10'unda normalde yaptıkları işin dışında bir başka proje geliştiriyorlar veya yeni keşiflere çıkıyorlar. Haliyle bu hem verimliliği arttırıyor hem de şirket içi gelişime katkıda bulunuyor. Gmail ve onun gibi bir çok servis Google'ın bu politikası ile ortaya çıkan projeler.

Yani demem o ki, Türkiye'de yazılım şirketleri yoğunlukla para kazanmaya odaklılar, çünkü belirsizlikler ülkesiyiz. Belirsizliğin olduğu yerde insan otomatik olarak güvende hissedebileceği en kolay seçeneğe yönelir. Yani bu demek oluyor ki bizim ülkemizde riske girmek veya yeniliklere açılmak son seçenektir. Bunun yanlış olduğunu yıllardır hemen her alanda görmemize rağmen yine de böyle devam ediyoruz. Böylece bizden yeni şeyler pek çıkmıyor.

Konuyu biraz dağıttım sanırım ama bence meseleye bir de bu açıdan bakmak lazım :)
Nisan 2014

Emre BerkDuygu Avcı kişisini takip etmeye başladı

Duygu Avcı, İletisim Uzmanı, @punkoala

olur öyle şeyler

Ocak 2014

Emre Berk bir yanıt verdi.

iOS yazılım geliştirmeye nasıl başlanır?

Turkcell Geleceğini Yazanlar programına bakabilirsin.
Ocak 2014

Emre Berk bu yanıtı beğendi:

C# de attribute'lar ne işe yarar ve yazılıma ne gibi imkanlar sağlar?

GitHub'da yaptığım bir örnek var inceleyebilirsiniz.

lepptin.github.io/LibAttr/

Oluşturduğum nesnenin özelliklerine attributelar uyguladım ve çalışma zamanında bu nesnenin özelliklerine uygulanmış custom attributelar otomatik bulunup sırayla çalıştırılıyorlar. Bu işlemi IsValidProperties static nesnesinin Check metodu gerçekleştiriyor. Dışarıdan aldığı nesne tipinin içinde uygulanmış custom attributeları buluyor. Bu bilgiye de metadata'dan erişiyor.

Bu attributelarda dilediğim işlemleri yapabilirim. Örneğin çalışma zamanında nesnenin string değeri kullanılmamışsa uyarı verebilirim. Nesnenin string değerine atanacak değerleri filtreleyebilirim. Bununla ilgili örnekler yazdım kodda.
Aralık 2013

Emre Berk bir yanıta alt yorum yaptı

İnsanın yaşayış biçimini değiştirirken gösterdiği çaba, yörüngesini değiştiren atomun harcadığı enerjiye benzetilebilir. Belki de hayatı düzene sokmak, yuvarlanıp gidiyoruz demek kendi yörüngende dönmektir. Sorulması gereken soru şu: Enerji harcayarak ulaştığınız yeni yörüngenizde, enerji aktarımı yapmadan tutunabilir misiniz? Hayır.
Üniversite yıllarımda oldukça kafam karışıktı ve çoğunlukla Hayatın Anlamı'nı düşünüp dururdum. Açıkçası buna o kadar fazla zaman ayırmışım ki, bu enerjiyi başka bir şeylere (örneğin hayatın kendisine) ayırsam çok daha iyi olabilirmiş sanıyorum : ). Ama geçmiş geçmiştir ve şu an buradayım ve bu yazıyı yazıyorum. Hayatın anlamını düşünürken düştüğüm bir hata da, düşünce tarzım idi. "Öyle bir şey olmalı ki tek başına tüm yaşamı ve yaşamdaki her şeyi açıklayabilsin". İtiraf etmeliyim Pi filmini izledikten sonra doğru yolda olduğumu bile düşünmüştüm : ). Konuyu dağıtmadan bu yazının asıl amacı olan Matematiksel Yaşam Modeli'ne döneyim. Yüksek lisans döneminde Kaos Teorisi, fraktal yapılar vb. konulara olan ilgim beni bu konularda çok daha fazla araştırma yapmaya itmişti. Bu dönemde öğrendiğim şeylerden birisi de bir şey mikroda ne ise makroda da öyle olmaya meyilli olması idi. Örneğin fraktal olarak ağaç yapraklarını incelerseniz, yaprakların mikro ölçekte de aynı şekilde bir yaprak görünümünde olduğunu görürsünüz. Bu örnekler çoğaltılabilir. İşte bu noktada bilinen (o zaman öyle idi, şimdi string - string theory-, vs. de konuşuluyor) en küçük madde olan atomun yapısını biraz daha derinlemesine araştırmaya başladım. Hepinizin bildiği üzere Bohr Atom Modeli ile tanımıyoruz atomun yapısını. Çekirdekte proton ve nötronlar, çekirdek etrafında sürekli hareket halinde farklı enerji seviyelerindeki elektronlar. Elektronların herhangi bir seviyeden başka bir seviyeye geçmesi için enerji verilmelidir ancak bu enerji sürekli olmaz ise elektron daha kararlı olduğu seviyeye dönmeye çalışacaktır.



Yaşam

Yaşam

Bohr Atom Modeli mikro ölçekte gerçekleşen olayları bu şekilde tanımlar ve bu zamana kadar da aksinin gözlemlendiği bir ölçümleme benim bildiğim kadarı ile henüz yapılamadı. Bu incelemeden sonra aklımda şu soru belirdi ve kafamı kurcalamaya başladı: "Mikroda bu gerçekleşiyorsa, makro ölçekte de hayatlarımızda bu model temelinde bir model gerçekleşiyor olabilir miydi? ".

İşte aklımnda belirmeye başlayan yaşam modeli bu dönemlerde canlanmaya başlamıştır. O günlerde de duvara astığım büyük bir kağıda bu modeli her gün bir şeyler ekleyerek çizmeye başladım. Asistan iken odama gelen öğrenci arkadaşların o resmi anlayıp anlamadığını ya da merak edip etmediğini (hatta farkedip etmediklerini) hep düşünmüşümdür. Her neyse, ortaya çıkan sonuç, benim uzunca bir dönem hayatta gerçekleşen bazı şeyleri açıklayabilmeme, kendimce anlamlandırarak, bazen kabullenmeme bazense mantıklandırabilmeme oşanak sağlayan aşağıdaki kurallara sahip model olmuştur. Bunu sizlerle paylaşarak, hayata ve olaylara belki farklı bir bakış açısı ile bakabilmenizi sağlayabilirim, ya da yarım saatlik eğlenceli bir yazı olarak da bakabilirsiniz : ) : p.

Modeli resmetmeden önce, bazı kurallardan bahsetmeliyim. Modelin matematik yapısı gereği bazı kural ve kabulleri var. Limit değerler, minimum değerler, vs. gibi. Bunları ara ara numaralandırarak not düşeceğim ve en sonda da toplu bir özet olarak yineleyeceğim. Bu maddeleri çizime bakarken yeniden incelemenizi öneririm. Model ile birlikte anlam kazanıyor çünkü.

  1. Her insan belirli bir enerji değeri ile doğar ve bu enerji hayatının sonuna kadar değişmez.
  2. Yumurta ve sperm döllendiğinde enerji seviyemiz belirli bir değerde negatiftir. Doğum anındaki noktamız ise belirli bir enerjimiz olmasına rağmen sıfır noktası olarak adlandırılır. Her şeyin başladığı yerdir bu Sıfır Noktası.
  3. Bir enerji kırılma noktası vardır ve her kişi de farklı bir değerdedir. Bu enerji noktası öncesinde doğum, sonrasında ise ölüm kendine çeker. Şekilde daha da iyi anlayacaksınız. Buna Çekim Kırılımı denir.
  4. Temel enerji seviyesi sabittir ama her yeni deneyimle bu enerjiyi böleriz. Ama her deneyim, yani enerji seviyesi ile ne kadar çok ilgilenirsek o konuda o kadar uzmanlaşırken o kadar da fazla diğer enerji halkalarımızdan çalarız. Örneğin; hep heykel yapıyorsak, insanlarla görüşmeyi azaltabiliriz, daha iyi heykel yaparız ve o enerji halkamız büyür ama daha az insanla ilgileniriz o halkamız küçülür. Pozitif deneyimlemede bu iyidir ama örneğin alkol için çok zaman ayırırsak, yalnız içmeye başlar, sevgilimizden, eşimizden, arkadaşımızdan çaldığımız o enerji ile sürekli içeriz. Çok iyi alkolik oluruz ama enerji dengemizi kaybederiz.
  5. Doyum Noktası: Her deneyim için harcayabileceğimiz maksimum enerji vardır. Yani kemanı çok iyi çalabiliriz ama sonrasında ne kadar enerji harcarsak harcayalım artık o seviyede iyiyizdir. Gidebileceğimiz yere gitmişizdir ve artık en iyisiyizdir. Ancak bazı şeyler de vardır ki sürekli seviyesi artabilir ve harcadığımız zaman ve enerji hep ona yönelebilir. Örneğin alkol. Hep alkol alırsanız, hep daha fazla alkol alabilir hale gelirsiniz. Hep daha fazla almak isterseniz hep daha fazla enerji harcarsınız ve hep başka enerjilerden çalarsınız. İşte bu tarz, tüm dengelerinizi bozan her deneyim için, ruhunuzun bir doyum noktası vardır. O noktayı geçerseniz, atom modelindeki elektronu üst enerji halkasına aktarma işlemi gibi, burada da o deneyime enerji vererek üst enerji halkasına yaklaştırmaya başlarsınız ve bu doyum noktasının geçilmesi o konudaki tehlikeyi işaret eder. Artık daha fazlasını yapmamalısın uyarısıdır bu. Yaparsanız dengeniz şaşar : ). Herşey altüst olur.

Modelin kabaca çizimi aşağıdaki şekilde.

Yaşam

Şeklin orjinali için: docs.google.com/file/d/0B9VNI_wWM5z3MXh...

Birkaç ekleme daha yapacağım. Şimdilik aklımda kalanlar bu kadar : ).
Aralık 2013

Emre Berk  bu yazıyı beğendi:

Hayatın Anlamı'na Matematiksel Bir Bakış Denemesi

Üniversite yıllarımda oldukça kafam karışıktı ve çoğunlukla Hayatın Anlamı'nı düşünüp dururdum. Açıkçası buna o kadar fazla zaman ayırmışım ki, bu enerjiyi başka bir şeylere (örneğin hayatın kendisine) ayırsam çok daha iyi olabilirmiş sanıyorum : ). Ama geçmiş geçmiştir ve şu an buradayım ve bu yazıyı yazıyorum. Hayatın anlamını düşünürken düştüğüm bir hata da, düşünce tarzım idi. "Öyle bir şey olmalı ki tek başına tüm yaşamı ve yaşamdaki her şeyi açıklayabilsin". İtiraf etmeliyim Pi filmini izledikten sonra doğru yolda olduğumu bile düşünmüştüm : ). Konuyu dağıtmadan bu yazının asıl amacı olan Matematiksel Yaşam Modeli'ne döneyim. Yüksek lisans döneminde Kaos Teorisi, fraktal yapılar vb. konulara olan ilgim beni bu konularda çok daha fazla araştırma yapmaya itmişti. Bu dönemde öğrendiğim şeylerden birisi de bir şey mikroda ne ise makroda da öyle olmaya meyilli olması idi. Örneğin fraktal olarak ağaç yapraklarını incelerseniz, yaprakların mikro ölçekte de aynı şekilde bir yaprak görünümünde olduğunu görürsünüz. Bu örnekler çoğaltılabilir. İşte bu noktada bilinen (o zaman öyle idi, şimdi string - string theory-, vs. de konuşuluyor) en küçük madde olan atomun yapısını biraz daha derinlemesine araştırmaya başladım. Hepinizin bildiği üzere Bohr Atom Modeli ile tanımıyoruz atomun yapısını. Çekirdekte proton ve nötronlar, çekirdek etrafında sürekli hareket halinde farklı enerji seviyelerindeki elektronlar. Elektronların herhangi bir seviyeden başka bir seviyeye geçmesi için enerji verilmelidir ancak bu enerji sürekli olmaz ise elektron daha kararlı olduğu seviyeye dönmeye çalışacaktır.



Yaşam

Yaşam

Bohr Atom Modeli mikro ölçekte gerçekleşen olayları bu şekilde tanımlar ve bu zamana kadar da aksinin gözlemlendiği bir ölçümleme benim bildiğim kadarı ile henüz yapılamadı. Bu incelemeden sonra aklımda şu soru belirdi ve kafamı kurcalamaya başladı: "Mikroda bu gerçekleşiyorsa, makro ölçekte de hayatlarımızda bu model temelinde bir model gerçekleşiyor olabilir miydi? ".

İşte aklımnda belirmeye başlayan yaşam modeli bu dönemlerde canlanmaya başlamıştır. O günlerde de duvara astığım büyük bir kağıda bu modeli her gün bir şeyler ekleyerek çizmeye başladım. Asistan iken odama gelen öğrenci arkadaşların o resmi anlayıp anlamadığını ya da merak edip etmediğini (hatta farkedip etmediklerini) hep düşünmüşümdür. Her neyse, ortaya çıkan sonuç, benim uzunca bir dönem hayatta gerçekleşen bazı şeyleri açıklayabilmeme, kendimce anlamlandırarak, bazen kabullenmeme bazense mantıklandırabilmeme oşanak sağlayan aşağıdaki kurallara sahip model olmuştur. Bunu sizlerle paylaşarak, hayata ve olaylara belki farklı bir bakış açısı ile bakabilmenizi sağlayabilirim, ya da yarım saatlik eğlenceli bir yazı olarak da bakabilirsiniz : ) : p.

Modeli resmetmeden önce, bazı kurallardan bahsetmeliyim. Modelin matematik yapısı gereği bazı kural ve kabulleri var. Limit değerler, minimum değerler, vs. gibi. Bunları ara ara numaralandırarak not düşeceğim ve en sonda da toplu bir özet olarak yineleyeceğim. Bu maddeleri çizime bakarken yeniden incelemenizi öneririm. Model ile birlikte anlam kazanıyor çünkü.

  1. Her insan belirli bir enerji değeri ile doğar ve bu enerji hayatının sonuna kadar değişmez.
  2. Yumurta ve sperm döllendiğinde enerji seviyemiz belirli bir değerde negatiftir. Doğum anındaki noktamız ise belirli bir enerjimiz olmasına rağmen sıfır noktası olarak adlandırılır. Her şeyin başladığı yerdir bu Sıfır Noktası.
  3. Bir enerji kırılma noktası vardır ve her kişi de farklı bir değerdedir. Bu enerji noktası öncesinde doğum, sonrasında ise ölüm kendine çeker. Şekilde daha da iyi anlayacaksınız. Buna Çekim Kırılımı denir.
  4. Temel enerji seviyesi sabittir ama her yeni deneyimle bu enerjiyi böleriz. Ama her deneyim, yani enerji seviyesi ile ne kadar çok ilgilenirsek o konuda o kadar uzmanlaşırken o kadar da fazla diğer enerji halkalarımızdan çalarız. Örneğin; hep heykel yapıyorsak, insanlarla görüşmeyi azaltabiliriz, daha iyi heykel yaparız ve o enerji halkamız büyür ama daha az insanla ilgileniriz o halkamız küçülür. Pozitif deneyimlemede bu iyidir ama örneğin alkol için çok zaman ayırırsak, yalnız içmeye başlar, sevgilimizden, eşimizden, arkadaşımızdan çaldığımız o enerji ile sürekli içeriz. Çok iyi alkolik oluruz ama enerji dengemizi kaybederiz.
  5. Doyum Noktası: Her deneyim için harcayabileceğimiz maksimum enerji vardır. Yani kemanı çok iyi çalabiliriz ama sonrasında ne kadar enerji harcarsak harcayalım artık o seviyede iyiyizdir. Gidebileceğimiz yere gitmişizdir ve artık en iyisiyizdir. Ancak bazı şeyler de vardır ki sürekli seviyesi artabilir ve harcadığımız zaman ve enerji hep ona yönelebilir. Örneğin alkol. Hep alkol alırsanız, hep daha fazla alkol alabilir hale gelirsiniz. Hep daha fazla almak isterseniz hep daha fazla enerji harcarsınız ve hep başka enerjilerden çalarsınız. İşte bu tarz, tüm dengelerinizi bozan her deneyim için, ruhunuzun bir doyum noktası vardır. O noktayı geçerseniz, atom modelindeki elektronu üst enerji halkasına aktarma işlemi gibi, burada da o deneyime enerji vererek üst enerji halkasına yaklaştırmaya başlarsınız ve bu doyum noktasının geçilmesi o konudaki tehlikeyi işaret eder. Artık daha fazlasını yapmamalısın uyarısıdır bu. Yaparsanız dengeniz şaşar : ). Herşey altüst olur.

Modelin kabaca çizimi aşağıdaki şekilde.

Yaşam

Şeklin orjinali için: docs.google.com/file/d/0B9VNI_wWM5z3MXh...

Birkaç ekleme daha yapacağım. Şimdilik aklımda kalanlar bu kadar : ).
Daha Fazla

İlgilendiği KonularTümü

.NET

1301 Kişi   87 Soru

Bilgisayar

2528 Kişi   437 Soru

Mühendislik Meslek Odaları

847 Kişi   48 Soru

Bilgisayar Programları

1790 Kişi   179 Soru

Yazılım

2915 Kişi   548 Soru

Web Siteleri

3044 Kişi   264 Soru

İnternet

2503 Kişi   535 Soru

Web Tasarım

1184 Kişi   213 Soru

Programlama

770 Kişi   228 Soru

Yazılım Geliştirme

1187 Kişi   185 Soru

Girişimcilik

3474 Kişi   358 Soru

Proje Yönetimi

688 Kişi   36 Soru

Sosyal Medya

1364 Kişi   212 Soru

İnternet Teknolojileri

1211 Kişi   170 Soru