Bilmek istediğin her şeye ulaş

Ergün Tuna, 

Yönetici

Yönetici Ergün Tuna inploid.com'da 1 soru sordu, 97 soru yanıtladı ve 5 takipçisi var.

Ocak 2015

Ergün TunaŞaman kişisini takip etmeye başladı

Şaman, İnşaat Mühendisi, @chamacon

En musica verdades.

Aralık 2014

Ergün Tuna bir yanıt verdi.

İyi bir öğretmen nasıl olmalıdır?

Disiplinli. Ayrıca, hatır için öğrenciye not vermeyi, vatana ihanet sayan ilkelerinden taviz vermeyen birisi olmalıdır.
Aralık 2014

Ergün Tuna bir yanıt verdi.

Üniversiteler bilim yuvası mıdır yoksa yüksek liseler midir?

Günümüzde, üniversiteler, Yüksek Meslek Fakülteleridir. Meslek Sanat okullarının kapatılması ile birlikte, ikame kuralı gereği ihdas edilmişlerdir.
Aralık 2014

Ergün Tuna bir yanıta alt yorum yaptı

Yazında Türk sözcüğü geçtiği için, zorunluluktan cevap vermek değil soru sormak istedim. Osmanlı mı Türk yoksa Türk'mü Osmanlıydı.?. Osmanlı babadan oğula hanedanlık idi. diğerleri ise, reaya. Osmanlıca dilinin alfabesi farsça idi. arap alfabesi ile artı eksi harf farkı vardı. Anadoludaki Türk'ler Türkçe konuşurlardı. Türkler, Osmanlı hanedanlığı ile sürekli kavgalı olmuşlardır. sana öğretilene değil, öğrenebildiğine ve aklına göre yorumla herşeyi. Bak mimarlık öğrencisinin, Osmanlı mimarisinin camilerini bir incele, Bizans mirası olduğunu göreceksin. birde Selçuklu, iran ve arap cami mimarisini araştır derim. Osmanlı bizansın devamıdır.
"Yıllarca tarihinden kopuk kalmış, her nasıl oluyorsa doğan her çocuğun Kendi öz geçmişi olan Osmanlıya düşman olduğu Türkiye'de , belki geçmişi ile bazı ortak şeyler bulur da, geçmişini sevmesini sağlarız" diye düşünülmüş olabilir.

Hatta daha ileriye gideceğim; bu dersin gereksiz olduğunu söylemek, kimse kusura bakmasın, alçaklıktır, vicdansızlıktır. Bu yoruma cevap yazmadan önce elinizi vicdanınıza koyup, objektif bakmayın, dünya üzerindeki herkesin tarihini nasıl gördüğüne bakıp, daha sonra Türklerin nasıl gördüğüne bakıp öyle cevap verin. Ha belki bakamazsınız tarihimize, çünkü bizim tarihimiz değil. Ne dilimiz aynı, ne giyinişimiz ne de başka bir şeyimiz. Belki de o yüzden sevemedik. Bırakın dilini bari görünce bazı şeyler aşina olsun gözümüze, bırakın bazı harfler de tanıdık gelsin. Yazık...
Aralık 2014

Ergün Tuna bir yanıt verdi.

Dindar ile dinci arasındaki fark nedir?

Dindarlık, dinciliğin ilk evresidir. Ayrılmaz ikili.
Kasım 2014

Ergün Tuna bir yanıt verdi.

Türkiye, Amerikan emperyalizmi karşısında başını eğmekle doğru mu yapıyor?

Türkiye, ABD emperyalizmi karşısında yada altında değildir. Amerikan vesayeti altındadır. Başını eğmekten ziyade, yol kazalarında, rotaya sokulmaktadır. Hakan bey, ekonomik argümanlar ile yeterli açıklamayı yapmakla birlikte, düşük kur, yüksek faiz ile üretim tabanlı ekonomiden, tüketim kontrollü yapı ve rantçı devlet ekonomisi üzerine kurgulu politika güdülmektedir. Hal böyle olunca, öğrenimin, bilim adamı yetiştirmenin anlamı ve gereği kalmamaktadır... Eğitim işlerinin, 1950' lerde Abd komisyonlarına terk edilmesi, o günden günümüze hazırlanan eğitim altyapısının, yansımalarını görmek mümkündür. 12 Eylül ihtilali, insanların birbirlerini boğazlamalarının engellenmesi değil, 24 ocak kararlarının uygulanabilirliğinin imkan dışı kalması kaygıları üzerine yapıldığı aşikardır. Ekonomik anlamda, liberalleşme döneminin başlangıcıdır. 12 eylül.... Devletin küçültülmesi, rant sahalarının açılması, kitlerin tasfiyesi, popülist büyüme illizyonu.... Yani Amerikan rüyası... Üretmeden tüketmek, tabiat yasalarına aykırı durumdur. Türkiye kendi kendine yeten tarım ülkesi konumundan, ''ot'' ithal eder pozisyona düşürülmüştür... Bilim ve aklı eğitim felsefesi yapmayan devletler, açık saldırı alanıdırlar....Son teskere, yabancı asker talebi, tüm gerçekleri gözler önüne sermektedir...PKK ile barış süreci... Vs... Vs... Güçlüler savaşır, güçsüzler anlaşırlar...Anlaşma güçlünün şartları ve talepleri doğrultusunda gerçekleşir... Kısaca T.C devleti fiziki sınırları dahilinde yaşayan bireyler, kiracıdırlar....An itibariyle. . . .
Kasım 2014

Ergün Tuna bir yanıta alt yorum yaptı

Bir büyük keser mi...???...
Bir büyüğe başvururum. :)
Kasım 2014

Ergün Tuna bu yanıtı beğendi:

Kafanız çok dolu iken beyninizi resetlemek için ne yaparsınız?

Bir büyüğe başvururum. :)
Kasım 2014

Ergün Tuna bir yanıta alt yorum yaptı

İyi kötü..çıkarlara göre kişiden kişiye değişir...Eğer herhangi bir kişinin, bir başka kişiden çıkarı varsa ve o çıkar, sona erdiyse....çıkarı zedelenen için..o kişi kötüdür....aksi tersi anlamda..
İnsanlar var olduğumuz alem bizi öyle ya da böyle ırk, cinsiyet, din, dil vs şeylerle zengin ve fakir diye ayırdı ya da durun bunları aslında ayrımı yapan bizler değil miyiz? Evet doğru insanlar iyi ve kötü diye ayrılır ya iyidir ya da kötüdür bunu khan ın annesi dedi kim mi MY NAME İS KHAN ın annesi...
İnsanlar Müslüman, Hristiyan veya Yahudi bizim bizim dinimiz insanları ayırmaz veya kim olursa olsun Ateist olsun bizde ayrım yoktur ben herhangi bir dini hoca veya ilahiyatçı değilim sadece anlamam gereken inandığım dinimi anladım neyi mi anladım sayın kardeşlerim ben dinimizin hoşgörü dini olduğunu anladım bizler insanlara Mevlana nın dediği gibi hoşgörü ile yaklaşırız hangi ayrım olduğuyla değil zamanında bizleri birbirimize düşürmeye çalışanlar ve şimdi de birbirimize düşürmeye çalışanlar vardır ama bir kez daha söylüyorum dinimiz kötülük dini değildir ayrım dini hiç değildir. Ben burada hoşgörüyü anlamamız gerektiğini söylüyorum öfke ile hareket edildiği zaman Ali ler , Sam ler ölüyor asıl kötüleri içimizden ayırdığımız zaman bizler birlik beraberliği sağladığımız zaman işte o zaman istediğimiz huzura hoşgörüye en önemlisi sevgiye kavuşacağız benim içimde de bir ayrımlar vardı ama içimde o yatan duyguları içimdeki insan olduğumuzu can taşıdığımızı sevgi olduğunu MY NAME İS KHAN FİLMİ anlattı anlatan film de sanki khan veya başka birileri oynamıyordu aslında olmamız gerekeni bizleri anlatıyordu sevgiyle nelerin gerçekleştiğini anlatıyordu ben bir Müslümanım erkeğim aklım başımda beyazım karnım tok ben bunlara göre değil bunları bir kenara bıraktım benim dinim aslında olmamız gerekeni NE OLURSA OL GEL demeyi öğretti kardeşlerim ırk din dil veya vs ben insanı insan olduğu için seviyorum eğer bundan önce sevmediysem de bundan sonra seviyorum...
Kasım 2014

Ergün Tuna bir yanıt verdi.

İdam işlenilen suçları azaltmak için işe yarar mı yoksa o da başka tür bir canilik mi? Fikriniz nedir?

İdam ve ona atfedilen, idamı meşru kılan sebeplerin, toplumdan topluma farklılıklar gösterdiği bilinir... Örnek ; vatana ihanet yasası gibi... vs... vs... Ancak, idam kararının uygulanması her ne sebep ile olursa olsun, bireylerin birbirlerini öldürmeleri (haklı yada haksız) durumunda, hukuk denilen kararların ardına sığınılmaksızın, bir cana kıyanın canı sorgusuz sualsiz, can ile yerine getirilmelidir... Yani idam edilmelidir... Şekli önemsiz... Bunu bilinç altında, not eden bireyler, haklı yada haksız bir canı almaktan imtina edeceklerdir... İdam yasasına itiraz edecek olanlar... Hukuk alanında çıkar elde edenler olacağı aşikardır... İdam bir başka canilik değildir... İdama sessiz kalmak, bir caninin, bir faniyi caniyane biçimde, canice katletmesi, bir başka caniliğin örneğidir. . .
Kasım 2014

Ergün Tuna bir yanıta alt yorum yaptı

İş'lerin para ile gördürülmesidir..
GELENEKSEL KAPİTALİZM:
İki ineğiniz var. Birini satıp bir boğa alıyorsunuz. Sürünüz
büyüyor, ekonomi büyüyor. Sürüyü satıp parasıyla emekliye ayrılıyorsunuz.


AMERİKAN KAPİTALİZMİ:
İki ineğiniz var. Üç tanesini kendi şirketinize satıyorsunuz,
satın alma için kayın biraderinizin bankasından aldığınız teminat mektubunu
kullanıyorsunuz, ardından bir borç/
özsermaye
kıyası yapıyor ve dört ineğinizi geri almaya çalışırken beş inek için bir vergi
indirimi alarak ineklerinizi geri alıyorsunuz. İneklerin sütü doğruca Cayman
Adalarındaki, 7 ineğin kullanım haklarını sizin şirketinize satacak olan ve
yine sizin firmanızın yönetim kurulundan oluşan gizli bir yönetim kurulu sahibi
bir firmaya gidiyor. Yıllık şirket raporunuz sizin artı bir opsiyonlu olarak 8
ineğiniz olduğunu söylüyor. 9 ineğinizden birini yeni bir ABD başkanı satın
almak için sattığınızda 9 ineğiniz kalıyor. Sonunda boğanızı halka arz
ediyorsunuz.


AVUSTRALYA KAPİTALİZMİ:
İki ineğiniz var, birini satıyor diğerini de 4 ineklik süt vermesi
için zorluyorsunuz. Hayvan kuruyup öldüğünde çok şaşırıyorsunuz.



FRANSIZ KAPİTALİZMİ:
İki ineğiniz var ama üç olsun istediğiniz için grev yapıyorsunuz.

JAPON KAPİTALİZMİ:
İki ineğiniz var. Onları boyut olarak 1/10 ve süt üretimi olarak
20 kat olacak şekilde tekrardan tasarlıyorsunuz. Akıllı inek çizgi filmi
yapıyor kahramana da
inekmon ismini veriyor, filmi
bütün dünyada satıyorsunuz.


KANADA KAPİTALİZMİ:
İki ineğiniz var. Onların Kanada geyiği olduklarını düşünmeye
başlıyorsunuz, aslında öyleler de. Biri Fransızca, diğeri İngilizce konuşuyor.
Biri yeni Kanada’yı yaratmak için savaş verirken diğeri muhalefet yapıyor.
İkisi de çok güzel buz hokeyi oynuyor.


ALMAN KAPİTALİZMİ:
İki ineğiniz var. Onları teknik olarak 100 yıl yaşayacak, sadece
ayda bir kere beslenecek ve kendi kendilerini sağabilecek şekilde yeniden
tasarlıyorsunuz.


İNGİLİZ KAPİTALİZMİ:
İki ineğiniz var. İkisi de deli.

İTALYAN KAPİTALİZMİ:
İki ineğiniz var ama nerede olduklarını bilmiyorsunuz. Öğlen
yemeğine gidiyorsunuz.


RUS KAPİTALİZMİ:
İki ineğiniz var. Bir de sayıyorsunuz ki onları, meğer 5 ineğiniz
varmış. Sonra bir daha sayıyorsunuz, bu sefer de 42 ineğiniz olduğunu
görüyorsunuz. Buna inanamayıp tekrar saydığınızda aslında 12 ineğiniz olduğunun
farkına varıyorsunuz. Sonunda saymaktan sıkılıyor ve yenir şişe votka
açıyorsunuz.


İSVİÇRE KAPİTALİZMİ:
5000 ineğiniz var ama hiçbiri size ait değil. Sadece onları
depoladığınız için sahiplerinden deli gibi para alıyorsunuz.



ÇİN KAPİTALİZMİ:
İki ineğiniz var. 300 kişi onları sağıyor. Ülkenizdeki işsizliğin
sıfır büyükbaş hayvan üretiminin ise çok yüksek olduğunu iddia ediyor ve
ineklerin gerçek sayısını yazan gazetecileri mahkemesiz hapse atıyorsunuz.


YENİ ZELLANDA KAPİTALİZMİ:
İki ineğiniz var. Sol taraftaki çok sevimli bir şey…

MADEM O KADAR CAHİLSİNİZ VE BU GÜZEL YAZIYI BEĞENMİYORSUNUZ SİZE ŞİMDİ DE
TÜRK KAPİTALİZMİNİ ANLATAYIM:
İki ineğiniz var. İkisine de Allah'ın adını vererek deyyub el koyuyor. Sizden almış olduğu kırk ineğini siyah Beluga Havyarıyla doyurabilmek için örtülü ödenekten yetecek kadar milyon alıyor. Yine de ineklerine yetecek parası olmadığını her seçim meydanında avaz avaz bağırarak beyan ediyor, yine mağdur, yine mağdur. İnekleri elinden alındığı için geçim kaynağı yok olan siz oy makinelerine de günlük yarımşar bardak süt veriyor. Sonuçta en kötü seçmen ölü seçmendir. Siz de seçim zamanı meleye meleye gidip yine deyyubu seçiyorsunuz. Çünkü sizden gasp ettiği paranın ufak bir kısmıyla size ralli parkuru gibi engebeli, telmaşa yollar, Avrupa'nın banliyö trenlerinin hızında gidebilen sözde hızlı tren hatları yapıyor.

Siz yok musunuz, siz sonsuz biat eden fanatik deyyubcular. En üzüldüğüm nokta şu ki sonunda deyyub ve çetesi yargı önüne çıkacak ama siz toplumun genetik çöpü, en kaypak tabaka, cahil ve kuş beyinleriyle ülkenin IQ ortalamasını 80'lere çeken vatan hainleri, yargılanmayacaksınız. Yine de toplumsal statü olarak deyyub öncesi döneme düşmenizi özlemle bekliyorum... O yargılandığınızda sizler de layık olduğunuz kümeslerinize geri döneceksiniz...
Kasım 2014

Ergün Tuna bir yanıt verdi.

Sizce insanoğlunun en büyük yanlışı ne idi/nedir?

İnsanların 1 nolu yanlışı ; birbirlerini boğazlamayı keşfetmesidir... Diğerleri hava-cıva kalır... Uzun uzadıya... Sebep sonuç ilişkileri ile yazmak mümkündür... Bu tarz, sadece para-fosyonel kalemşörlerin mesleki taktiğidir... Hiç bir mesele, insanın adı ve soyadının uzunluğundan fazla değildir... Örnek ; ''öldürmek'' iki kişinin isimlerinden daha kısa ve basittir... Herkese saygılar. . .
Kasım 2014

Ergün Tuna bir yanıta alt yorum yaptı

Fakirlerin ; menfaatineymiş gibi görünen İslam'ın bazı kuralları, gerçekte zenginlerin, ego tatmini ve güç gösterisidir...Yoksulluk, bu türden kurallar ile ortadan kaldırılamaz...İslam ve uygulanmak istenen şeriat sistemi, zekatı, infakı ve köle azat etmeyi zenginlere mahsus kabul etmiştir...Yoksul ne zekat verebilir, nede köle azat edebilir...Sınıfsal eşitsizliğin, derinleştiği toplumlarda, zekat vermek, kurban kesmek, sadaka dağıtmak, fitre vermek, yardım kampanyaları tertiplemek, eşitsizliği ve adaletsizliği kutsadığı gibi, fakirliğin devamlılığını sağlamaktan başka bir şeye yaramaz....
O veya bu degil din işinde iyi para var ve bunun devam etmesi icin dindarlara bağnazlara ihtiyaç var. O yüzden yalan söylerler , çarpıtırlar, olmuş gibi gösterirler vesaire vesaire

Bi düsünsenize kuran, incil, tevrat, ne bileyim konfüçyüsün notları falan hep fakir insanlara yardım edilmesini ögütler
Ama soyle bi baktıgımızda dunyada fakirlik hic bir zaman azalmamıştır.Neden?
Cünkü fakir insanlara dua etmek daha kolay ve 'etkili' kiliseye cuma namazına gel ve dua et ha bagış yapmayı sakın unutma! Ama fakirlere degil camiye kiliseye nede olsa az önce dua ettin zaten bu onlara yeter... .
Kasım 2014

Ergün Tuna  bu yazıyı beğendi:

Kapitalizm Nedir?

GELENEKSEL KAPİTALİZM:
İki ineğiniz var. Birini satıp bir boğa alıyorsunuz. Sürünüz
büyüyor, ekonomi büyüyor. Sürüyü satıp parasıyla emekliye ayrılıyorsunuz.


AMERİKAN KAPİTALİZMİ:
İki ineğiniz var. Üç tanesini kendi şirketinize satıyorsunuz,
satın alma için kayın biraderinizin bankasından aldığınız teminat mektubunu
kullanıyorsunuz, ardından bir borç/
özsermaye
kıyası yapıyor ve dört ineğinizi geri almaya çalışırken beş inek için bir vergi
indirimi alarak ineklerinizi geri alıyorsunuz. İneklerin sütü doğruca Cayman
Adalarındaki, 7 ineğin kullanım haklarını sizin şirketinize satacak olan ve
yine sizin firmanızın yönetim kurulundan oluşan gizli bir yönetim kurulu sahibi
bir firmaya gidiyor. Yıllık şirket raporunuz sizin artı bir opsiyonlu olarak 8
ineğiniz olduğunu söylüyor. 9 ineğinizden birini yeni bir ABD başkanı satın
almak için sattığınızda 9 ineğiniz kalıyor. Sonunda boğanızı halka arz
ediyorsunuz.


AVUSTRALYA KAPİTALİZMİ:
İki ineğiniz var, birini satıyor diğerini de 4 ineklik süt vermesi
için zorluyorsunuz. Hayvan kuruyup öldüğünde çok şaşırıyorsunuz.



FRANSIZ KAPİTALİZMİ:
İki ineğiniz var ama üç olsun istediğiniz için grev yapıyorsunuz.

JAPON KAPİTALİZMİ:
İki ineğiniz var. Onları boyut olarak 1/10 ve süt üretimi olarak
20 kat olacak şekilde tekrardan tasarlıyorsunuz. Akıllı inek çizgi filmi
yapıyor kahramana da
inekmon ismini veriyor, filmi
bütün dünyada satıyorsunuz.


KANADA KAPİTALİZMİ:
İki ineğiniz var. Onların Kanada geyiği olduklarını düşünmeye
başlıyorsunuz, aslında öyleler de. Biri Fransızca, diğeri İngilizce konuşuyor.
Biri yeni Kanada’yı yaratmak için savaş verirken diğeri muhalefet yapıyor.
İkisi de çok güzel buz hokeyi oynuyor.


ALMAN KAPİTALİZMİ:
İki ineğiniz var. Onları teknik olarak 100 yıl yaşayacak, sadece
ayda bir kere beslenecek ve kendi kendilerini sağabilecek şekilde yeniden
tasarlıyorsunuz.


İNGİLİZ KAPİTALİZMİ:
İki ineğiniz var. İkisi de deli.

İTALYAN KAPİTALİZMİ:
İki ineğiniz var ama nerede olduklarını bilmiyorsunuz. Öğlen
yemeğine gidiyorsunuz.


RUS KAPİTALİZMİ:
İki ineğiniz var. Bir de sayıyorsunuz ki onları, meğer 5 ineğiniz
varmış. Sonra bir daha sayıyorsunuz, bu sefer de 42 ineğiniz olduğunu
görüyorsunuz. Buna inanamayıp tekrar saydığınızda aslında 12 ineğiniz olduğunun
farkına varıyorsunuz. Sonunda saymaktan sıkılıyor ve yenir şişe votka
açıyorsunuz.


İSVİÇRE KAPİTALİZMİ:
5000 ineğiniz var ama hiçbiri size ait değil. Sadece onları
depoladığınız için sahiplerinden deli gibi para alıyorsunuz.



ÇİN KAPİTALİZMİ:
İki ineğiniz var. 300 kişi onları sağıyor. Ülkenizdeki işsizliğin
sıfır büyükbaş hayvan üretiminin ise çok yüksek olduğunu iddia ediyor ve
ineklerin gerçek sayısını yazan gazetecileri mahkemesiz hapse atıyorsunuz.


YENİ ZELLANDA KAPİTALİZMİ:
İki ineğiniz var. Sol taraftaki çok sevimli bir şey…

MADEM O KADAR CAHİLSİNİZ VE BU GÜZEL YAZIYI BEĞENMİYORSUNUZ SİZE ŞİMDİ DE
TÜRK KAPİTALİZMİNİ ANLATAYIM:
İki ineğiniz var. İkisine de Allah'ın adını vererek deyyub el koyuyor. Sizden almış olduğu kırk ineğini siyah Beluga Havyarıyla doyurabilmek için örtülü ödenekten yetecek kadar milyon alıyor. Yine de ineklerine yetecek parası olmadığını her seçim meydanında avaz avaz bağırarak beyan ediyor, yine mağdur, yine mağdur. İnekleri elinden alındığı için geçim kaynağı yok olan siz oy makinelerine de günlük yarımşar bardak süt veriyor. Sonuçta en kötü seçmen ölü seçmendir. Siz de seçim zamanı meleye meleye gidip yine deyyubu seçiyorsunuz. Çünkü sizden gasp ettiği paranın ufak bir kısmıyla size ralli parkuru gibi engebeli, telmaşa yollar, Avrupa'nın banliyö trenlerinin hızında gidebilen sözde hızlı tren hatları yapıyor.

Siz yok musunuz, siz sonsuz biat eden fanatik deyyubcular. En üzüldüğüm nokta şu ki sonunda deyyub ve çetesi yargı önüne çıkacak ama siz toplumun genetik çöpü, en kaypak tabaka, cahil ve kuş beyinleriyle ülkenin IQ ortalamasını 80'lere çeken vatan hainleri, yargılanmayacaksınız. Yine de toplumsal statü olarak deyyub öncesi döneme düşmenizi özlemle bekliyorum... O yargılandığınızda sizler de layık olduğunuz kümeslerinize geri döneceksiniz...
Kasım 2014

Ergün Tuna bir yanıta alt yorum yaptı

Tanrı varlığını, yarattıkları üzerinde hissettirmediğine göre, onun yarattıkları da, tanrıyı tutup inanmayanlara ispat etmek konumunda değillerdir...Bilim...deney ve gözleme dayandığına göre...bilim tanrı var mıdır yok mudur...???... ikileminde yoktur diyemez...Çünkü denenmemiştir...yokluğu...tanrının...
Aslında en başından beri anlatmak istediğimi, anlatmak istediklerini bu diyalogdan anlayabilirsiniz. Anlayarak okumanız dileğiyle..

A: Masanın üzerinde küçük bir peri var.

B: Ama ben bir şey görmüyorum.

A: Elbette, çünkü bu görünmez bir peri.

B: Ama dokunamıyorum da.

A: Ebette, bu peri görünmez, dokunulmaz ve hakkında hiçbir somut veri edinilemez bir peri.

B: Peki o zaman var olduğunu nereden biliyorsun?

A: Çünkü bu perinin varlığının kanıtları var.

B: Nedir bu kanitlar?

A: Mesela yağmurun yağması bu perinin varlığının kanıtıdır. Bu peri yagmur perisi. Ne zaman yağmur yağsa bu perinin varolduğunu anlıyorum.

B: Peki yağmurun sebebinin bu peri olduğunu nereden biliyorsun?

A: Çünkü başka bir şey olamaz. Sen söyle o zaman yağmurun neden yağdığını?

B: Yağmurun neden yağdığını bilmiyorum. Ama yağmurun sebebinin elindeki peri olduğuna inanmam için başka deliller gerekli.

(Dikkat ediniz, artik bu noktada, B dahi perinin var olup olmadığını veya niteliklerini sorgulamaktan çıkıp, varlığının delillerini tartışmaya başlamıştır).

A: Bu perinin varlığını kanıtlamaya aslında gerek bile yok. Herkes beyninin derinliklerinde bu perinin varlığına inanır. Sadece kişinin gönül gözünü açması gerekir. Bu peri kendi kendinin kanıtıdır. Ayrıca kendi varlığına dair inancı hepimizin beynine koymuştur. Hem sonra, başka turlu yağmurun nasıl yağdığını açıklamanın yolu olmadığından, bu perinin varlığına inanmak zorundasın.

B: Peki bu perinin nitelikleri neler? Neye benzer? Nasıl bir şeydir?

(Dikkat edildiği gibi perinin nitelikleri, varlığının kanıtlarının tartışılmaya başlanmasından sonra gündeme gelmiştir).

A: Bu peri 15 cm boyunda, kanatlı, zayıf, ince bir varlıktır. Akillidir, konuşkandır ve neşelidir. Devamlı kanat çırpar. Ne zaman yağmurun yağmasını isterse bunu diler ve yağmur yağar.

B: Bilmiyorum, bana yine de inanması biraz zor geliyor.

A: Ama inanmazsan, bu peri kızar ve evini sel bastırır. İnanırsan ve dediklerini yaparsan ise bahçendeki bitkileri yeşertir, evine bolluk getirir.

(Dikkat ediniz, burada da insan motivasyonunun temel ilkeleri olan ödül ve ceza prensipleri kullanılmaktadır).

B: Ben yine de inanmıyorum.

A: İnanmıyorsan, olmadığını kanıtla o zaman?

B: ???

Dikkat ediniz, sonunda diyalog dönmüş ve B den perinin olmadığını kanıtlaması istenmeye başlanmıştır. Hele de bu diyalogun nesiller boyu sürdüğünü düşünün. A ve yandaşlarının bu perinin otoritesini kullanarak topluluklarına düzen getirdiğini, kurallar koyup bunların islemesini sağladıklarını ve bu yolla bir yasama ve yürütme otoritesi kurmayı başardıklarını düşünün.

İşe yarayan ve düzen sağlanmasına yardımcı olan bir toplumsal görüngü, toplumda zaman içinde kabul görür. Daha az sorgulanır. Hele de insanlara bunun anlayamayacakları bir şey olduğunu ve bu konuya ancak belli başlı bazı akilli ve bilge kişilerin vakıf olduğunu söyleyin, insanlar zaten meşgul olan günlük hayatlarından bu meseleyi çıkarır, bu konuda güvendikleri kişilerin fikirlerini ve öğütlerini dinlemeye başlarlar.

Sonunda konuyla ilgili kafa yoran kişilerden de birbiriyle uyusan ve uyuşmayan görüşler çıkmaya baslar. Zamanla periden bütün somut özelliklerini (boyunu, kanatlarını, büyüklüğünü, vb) de çıkarır, daha zor sorgulanabilsin ve daha zor anlaşılabilsin diye tamamen soyut nitelikler atfederler. (Rengi, sekli, büyüklüğü yoktur, yeri yurdu yoktur, öncesi sonrası yoktur, vb gibi). Çünkü insan yalnızca anlayamadığı şeye inanır. Anladığı her şeyi sorgular insan. (bu diyalog alıntıdır.)  twitlonger.com%2fshow%2fg6e303
Kasım 2014

Ergün Tuna bir yanıta alt yorum yaptı

Kazanç-kayıp anlamında Tanrı inancınız varsa...olmaz olsun...cehennemin tamamı bana ait....cennet için....triplere girmenize gerek kalmadı....dağılabilirsiniz...
Eğer tanrı yoksa ona inananların kaybedecek çok birşeyi yok, peki ya varsa, o zaman inanmayanlar neler neler kaybedecek ona bakmak lazım...
Kasım 2014

Ergün Tuna bir yanıta alt yorum yaptı

Bilim ; gözlem ve deneye dayanır...Tanrıyı labaratuvara getirip, ispatlamayacağına göre...inkar da edemez...Yani...siz anladınız onu...
Carl Sagan şöyle söyler,
"Kanıtın yokluğu yokluğun kanıtı değildir" ve "Olağanüstü iddialar, olağanüstü kanıt gerektirir.".
Ayrıca, tanrı fikrinin varlığını öne süren kişiler aynı şekilde onun varlığını ispatlama gayretini de göstermek zorundadırlar.
Ne demiş düşünür: Müddei, ispatla mükelleftir.
Kasım 2014

Ergün Tuna bir yanıta alt yorum yaptı

Sayın Solselodo ; Mısır firavunu Akhenatonun kendisi bizzat, Mısır'ın geleneksel tanrılarını reddederek, RA Tanrısına tapmaya başlamış, ardılları Akhenatonun politikasını terk etmişlerdir...Yani kitleleri kontrol altında tutmanın işe en yararlı olan siyasetini devam ettirmişleridir...Akhenaton Güneş tanrısı politikası, ardından gelen firavunlarca, kitleler nezdinde tutmayınca, eski politikaya devam edilmiştir...Musa...tek tanrılı değil.....tanrı+yaratıcı düşüncesinin yolunu açmıştır...Yahudilik öncesi insanlar tek tanrıyı tanımalarına rağmen, Musa....Yahudileri kontrol altında tutmak için....onların, tanrının yaratıkları olduğunu inandırma yolunu seçmiştir...Yani, yahudiler'in Buzağı'ya, taptıklarını gördükten sonra, plan değişikliğine gitmiştir...Akıllıca iş çıkarmıştır...Altınları, altından bir öküze yatırmaları yerine, sunaklar kurarak (sinagog) o sunaklara yardım yapmaları kurnazlığını da ilk icat eden....kavimdir.....Musa ve ona inananların icraatları...
Aslında en başından beri anlatmak istediğimi, anlatmak istediklerini bu diyalogdan anlayabilirsiniz. Anlayarak okumanız dileğiyle..

A: Masanın üzerinde küçük bir peri var.

B: Ama ben bir şey görmüyorum.

A: Elbette, çünkü bu görünmez bir peri.

B: Ama dokunamıyorum da.

A: Ebette, bu peri görünmez, dokunulmaz ve hakkında hiçbir somut veri edinilemez bir peri.

B: Peki o zaman var olduğunu nereden biliyorsun?

A: Çünkü bu perinin varlığının kanıtları var.

B: Nedir bu kanitlar?

A: Mesela yağmurun yağması bu perinin varlığının kanıtıdır. Bu peri yagmur perisi. Ne zaman yağmur yağsa bu perinin varolduğunu anlıyorum.

B: Peki yağmurun sebebinin bu peri olduğunu nereden biliyorsun?

A: Çünkü başka bir şey olamaz. Sen söyle o zaman yağmurun neden yağdığını?

B: Yağmurun neden yağdığını bilmiyorum. Ama yağmurun sebebinin elindeki peri olduğuna inanmam için başka deliller gerekli.

(Dikkat ediniz, artik bu noktada, B dahi perinin var olup olmadığını veya niteliklerini sorgulamaktan çıkıp, varlığının delillerini tartışmaya başlamıştır).

A: Bu perinin varlığını kanıtlamaya aslında gerek bile yok. Herkes beyninin derinliklerinde bu perinin varlığına inanır. Sadece kişinin gönül gözünü açması gerekir. Bu peri kendi kendinin kanıtıdır. Ayrıca kendi varlığına dair inancı hepimizin beynine koymuştur. Hem sonra, başka turlu yağmurun nasıl yağdığını açıklamanın yolu olmadığından, bu perinin varlığına inanmak zorundasın.

B: Peki bu perinin nitelikleri neler? Neye benzer? Nasıl bir şeydir?

(Dikkat edildiği gibi perinin nitelikleri, varlığının kanıtlarının tartışılmaya başlanmasından sonra gündeme gelmiştir).

A: Bu peri 15 cm boyunda, kanatlı, zayıf, ince bir varlıktır. Akillidir, konuşkandır ve neşelidir. Devamlı kanat çırpar. Ne zaman yağmurun yağmasını isterse bunu diler ve yağmur yağar.

B: Bilmiyorum, bana yine de inanması biraz zor geliyor.

A: Ama inanmazsan, bu peri kızar ve evini sel bastırır. İnanırsan ve dediklerini yaparsan ise bahçendeki bitkileri yeşertir, evine bolluk getirir.

(Dikkat ediniz, burada da insan motivasyonunun temel ilkeleri olan ödül ve ceza prensipleri kullanılmaktadır).

B: Ben yine de inanmıyorum.

A: İnanmıyorsan, olmadığını kanıtla o zaman?

B: ???

Dikkat ediniz, sonunda diyalog dönmüş ve B den perinin olmadığını kanıtlaması istenmeye başlanmıştır. Hele de bu diyalogun nesiller boyu sürdüğünü düşünün. A ve yandaşlarının bu perinin otoritesini kullanarak topluluklarına düzen getirdiğini, kurallar koyup bunların islemesini sağladıklarını ve bu yolla bir yasama ve yürütme otoritesi kurmayı başardıklarını düşünün.

İşe yarayan ve düzen sağlanmasına yardımcı olan bir toplumsal görüngü, toplumda zaman içinde kabul görür. Daha az sorgulanır. Hele de insanlara bunun anlayamayacakları bir şey olduğunu ve bu konuya ancak belli başlı bazı akilli ve bilge kişilerin vakıf olduğunu söyleyin, insanlar zaten meşgul olan günlük hayatlarından bu meseleyi çıkarır, bu konuda güvendikleri kişilerin fikirlerini ve öğütlerini dinlemeye başlarlar.

Sonunda konuyla ilgili kafa yoran kişilerden de birbiriyle uyusan ve uyuşmayan görüşler çıkmaya baslar. Zamanla periden bütün somut özelliklerini (boyunu, kanatlarını, büyüklüğünü, vb) de çıkarır, daha zor sorgulanabilsin ve daha zor anlaşılabilsin diye tamamen soyut nitelikler atfederler. (Rengi, sekli, büyüklüğü yoktur, yeri yurdu yoktur, öncesi sonrası yoktur, vb gibi). Çünkü insan yalnızca anlayamadığı şeye inanır. Anladığı her şeyi sorgular insan. (bu diyalog alıntıdır.)  twitlonger.com%2fshow%2fg6e303
Kasım 2014

Ergün Tuna bir yanıt verdi.

Tanrı var mıdır? Neden?

İnsan ; doğar, yaşar, ölür... Her insan öldüğünde, insanda yaşatılan tanrıda ölür. . .
Daha Fazla