Bilmek istediğin her şeye ulaş

Eren Çetin, 

İktisat Öğrencisi

İktisat Öğrencisi Eren Çetin inploid.com'da 2 soru sordu, 10 soru yanıtladı ve 3 takipçisi var.

Ekim 2015

Eren Çetin bu yanıtı beğendi:

Matematikte neden artı (+) ile eksi (-)'nin çarpımı eksi (-) veya neden eksi (-) ile eksi (-)'nin çarpımı artı (+)'dır?

Haftanın beş günü işe otobüs ile gidip geldiğinizi varsayalım. Her sefer bir milyonluk bir biletle yapılıyor. On milyon tutarında on tane bilet aldınız. Hergün gidiş geliş kullandıkça iki tanesi eksiliyor. Bunun eşitlikteki yeri (-2) dir. Siz bu işi beş gün süresince yani 5 kez yaparsanız (-2)x(+5)= -10 olur.

Diyelim ki bayram tatilinin iki günü o haftanın Perşembe ve Cuma günlerine geldi ve tatil. Bu kez yapmanız gerekeni yapmıyorsunuz. İki günlük 4 bileti kullanmıyorsunuz. Bu hareket, yapmanız gerekene göre negatif yani ters yönde bir harekettir. Hergün bilet almak yerine iki gün süresince hiç bilet kullanmıyorsunuz. İki kere negatif hareketi '-2' bilet üzerinde yapınca o hafta elinizde (-2)x(-2) =(+4) bilet kalıyor.
Ekim 2015

Eren Çetin bir yanıt verdi.

İnsan neden kıskanır? Kıskanmak ya da kıskanılmak güzel bir şey midir?

Kıskançlık aslına bakarsanız güzel bir duygudur. İnsana önemsendiğini özel olduğunu hissettiren bir duygudur.İnsan bünyesi gereği çok sevdiği paylaşmayı göze alamadığı şeyleri kıskanır. Bu aile fertleri de olabilir, yakın arkadaşlarımızda olabilir , sevgilimiz de. İlla ki ' seviyorsa kıskanır ya da kıskanmıyorsa sevmiyordur ' gibi algılar yanlıştır. Kıskançlıkta tek önemli nokta bence iletişimdir. İnsan kıskandığı kişiye karşı psikolojik olarak hemen kötü düşünmeye başlar çok sevip saysa da. Ve böyle durumlarda en çokta kendine zarar verir. Kendiylen çatışır ve kendi kendine bir sürü saçma sapan gerçekçi olmayıp yalnzca hayal ürünü olan sorunsal inşaa eder br bir kıskançlıkla başlayan olay insanları çıkmaza sokabilir. O yüzden böyle bir duygu seline kapıldığı zaman insan karşı tarafa düşüncelerini açması lazımdır.
Ekim 2015

Eren Çetin bu yanıtı beğendi:

İnsan neden kıskanır? Kıskanmak ya da kıskanılmak güzel bir şey midir?

Hepimiz, kaybetme ihtimalimiz olduğunu düşündüğümüzde kıskanabiliriz, bu çok doğal bir duygudur ancak bu duygu ilişkilerimizi bozmaya başladığında ve bu duyguyla baş edememeye başladığımızda bir sorun haline gelir.

Partnerimizi kıskandığımızda kendimize soracağımız;

  • "Şu an ne olmasını istiyorum?"
  • "Neyden endişe ediyorum?"
  • "Ne için korkuyorum?",
  • "Hangi ihtiyacımın karşılanmadığını düşünüyorum?"

sorularına verdiğimiz cevaplar, kıskançlık duygumuzu daha iyi anlamamızı sağlayacaktır. Böylece kıskançlığın doğurabileceği öfke ve saldırganlık yerine, duygu ve ihtiyacımızı dile getirebilecek, karşı tarafın da bizi daha iyi anlamasına olanak vermiş olacağız.

İlişkilerde en sık yapılan hatalardan biri de, kıskançlık ile sevginin doğru orantılı olduğunu düşünmektir. "Seven insan kıskanır" ya da "Kıskanmadığına göre sevmiyor/sahiplenmiyor" inanışları ilişkilerin bozulmasına neden olur. Bir de 'Kıskanıyorsa kendine/bana güvenmiyor demektir' yanlış inanışı vardır ki bu da ilişkiyi olumsuz etkiler.
Kasım 2014

Eren Çetin bu yanıtı beğendi:

Hayatımızı seçimlerimiz mi, rastlantılar mı, yoksa kader mi belirler?

Ben önceden belirli bir kader olduğuna inanmıyorum. Yaptığımız seçimlere göre rastlantılarla karşılaşabiliriz. Kaderimizi de yaptığımız seçimlere göre belirleriz.

Bu konuda Prof. Stephan Hawking'in sevdiğim bir sözü var. Türkçe karşılığı; "Dikkat ettim de, her şeyin kaderde yazılmış olduğunu ve kaderi değiştirmek için hiçbir şey yapılamayacağını iddia edenler bile, yolda karşıdan karşıya geçmeden önce sağa-sola bakıyorlar."
Kasım 2014

Eren Çetin bir yanıta alt yorum yaptı

Ya da tam tersi :)
Bazı durumlarda kazansan bile kaybetmiş olabileceğini öğrendim.
Kasım 2014

Eren Çetin bu yanıtı beğendi:

Kendi çabanla öğrendiğin en güzel şey ne oldu?

Bazı durumlarda kazansan bile kaybetmiş olabileceğini öğrendim.
Kasım 2014

Eren Çetin bir yanıt verdi.

Yeni çıkacak olan çipli kartların asıl maliyeti ne kadar?

Bir ara kartın maliyeti 5 TL dendi fakat daha sonra gerçeği yasıtmadığ ortaya çıktı. Sadece kartın boş hâli 3 Euro. Yani yaklaşık 9 TL. Çipi takılmış boş kartın maliyeti 4.2 Euro. Yani 12 TL. Kişi bilgilerinin yüklenmesi, zarf ve kargo masrafları da eklendiğinde; 10 yıl geçerli olan akıllı kimlik kartının toplam maliyeti 6,5 Euro'ya ulaşıyor. Yani yaklaşık 18,5 TL civarında. (Üstelik bu rakamın 4 TL'si, PTT'nin kargo ücreti.)
Ağustos 2014

Eren Çetin bu yanıtı beğendi:

Pornografiden ve mastürbasyondan kurtulmak için ne yapabilirim?

Bu ikisinden kurtulamazsın ayrıca kurtulmana da gerek yok. Her şeyi yeter seviyede yaptığın zaman problem olmaz. Mastürbasyonu azaltmak için spor yap. Haydar Dümen haftada 3 kere mastürbasyon sağlıklıdır diyordu. Spor yapamayacaksan dışarı çıkıp insanların arasına karış. Tamamiyle bırakmaya çalışırsan ruhuna zarar verirsin, sürekli yaparsanda enerjini boşa harcarsın. Onun yerine spor yapmak, sanatla uğraşmak, mesleğinle ilgilenmek yararına olacaktır. Freud hayat enerjimizi libido olarak tanımlıyordu. Bir insan libidosunu sadece cinsellik yönünde harcıyor ortaya damacanaya tecavüz eden adam çıkıyor, diğeri sanata harcıyor ortaya Picasso gibi bir dev çıkıyor.
Ağustos 2014

Eren Çetin bu yanıtı beğendi:

Marjinal fayda ve marjinal maliyet ikilisini en basit tanımla ve bir örnekle açıklayabilir misiniz?

En anlaşılır halini bulmak için önce marjinal kelimesini kavramalıyız. Daha doğrusu MARJ ifadesini net anlamalıyız.

Marj sınır demektir ekonomide de. Yani eldeki herhangi bir ekonomik verinin ulaşabileceği son sayısal değer.

şimdi buradan hareketle Marjinal Fayda ,

Elde edilen faydanın sınır noktasıdır. Yani çok susuz olduğunuzu varsayın önünüze konan 1 bardak su için ölecek kadar susuz kaldığınızı düşünün. Ve suyu içmeye başlayın ilk yudumda ki tatmin duygusu (fayda) ne kadar yoğundur değilmi. İşte o andaki fayda en yüksek değerindedir. Suyu içtikçe susuzluğunuz gider ve bardağın sonuna doğru artık bırakın o bir bardak su için ölmeyi, doyum noktasından sonra kalan suyu yere bile dökebilirsiniz artık. İşte doyum noktasındaki fayda miktarıda marj noktasıdır. Yani artık maksimum faydayı elde etmişinizdir. O sınırdan sonra artık o suyu içmek size hiç bir fayda sağlamayacaktır. Ahanda o nokta MARJİNAL FAYDA denir.

Gelelim Marjinal maliyete. Örnekteki bir bardak suyun her yudumu için EK yapacağınız maliyettir. Yani üretimdeki her bir birim artış için katlanılması gereken ek maliyettir. Buradaki EK kelimesi önemli çünkü üretilecek toplam ürün sayısı için (marj) maliyet zaten hesaplanmıştır. Mühim olan bir birim daha arttığında maliyet ne oluyor artıyormu azalıyormu?

Su örneğinden yola çıkarsak ilk yudum için ölmeyi göze almıştık değil mi? Ama son yuduma kadar o fayda için katlanacağımız bedel gittikçe düştü çünkü doyum noktasında artık marjinal fayda sıfırlandı. Hatta son yudumu alamadan suyu döktük yani o üretim maliyetide sıfırlandı.

Ahanda bu da Marjinal maliyettir.

hem marjinal fayda hem marjinal maliyet üretilen mamül veya faydanın nev'i ne göre artan yada azalan yönde olabilir.
Ağustos 2014

Eren Çetin yeni bir  soru  sordu.

Ağustos 2014

Eren Çetin bu yanıtı beğendi:

Bir şeyin değerli olduğuna kim karar verir?

O şeyin azlığı karar verir.

Ağustos 2014

Eren Çetin bir yanıt verdi.

Görünüşünüze bakarak sizi yanlış değerlendirdikleri oluyor mu?

İlla ki bir önyargı oluşuyor insan da . Tanıdıklarım arasında ayakkabısından tutunda saç modeline kadar farklı farklı analiz edip kendini önyargıya kaptıranlar bile var. Sadece bi ayakkabıdan bile bir insan nasıl bir ön yargıya kapılabilir ki sorusu geliyor akla ama evet öyle . Gerçekten öyle insanlar bile varken dış görünüşe aldanıp da yanlış değerlendiren çok olabilir. Ama gel gör ki hiç bir zaman iş ile dış bir olmuyor. İnsanın iyice tanımadan etmeden tam yargıya varmamak gerekir.
Ağustos 2014

Eren ÇetinYüksek İktisatçı konu başlığını takip etmeye başladı.

Yüksek İktisatçı

Formatting of continuation data will be changing soon. To continue using the current formatting, use the 'rawcontinue' parameter. To begin u...

Ağustos 2014

Eren Çetin bu yanıtı beğendi:

IBAN konusunda neler biliyorsunuz?

IBAN=UBHN yani uluslararası banka hesap numarası. Yani müşteri numarasına gerek yok artık ve öyle bir numara ki bu, ha ülke içi ha ülke dışı farketmez bu hesap numarası standart oluyor. Daha az maliyetli... Her hesabının bir UBHN'si var!
Ağustos 2014

Eren Çetin bu yanıtı beğendi:

Asgari ücret uygulması neden vardır? Devlet bu ücretle neyi düzenler veya devlete yararı nedir? Yüksek olursa kime zararı var alçak olması kime yarar?

Finansal Analiz'de 'Taban Fiyat' ve 'Tavan Fiyat' uygulaması denen uygulamalar vardır (Konunun uzmanları nereden geldiklerini daha iyi açıklayacaklardır). 

Taban ve tavan fiyat, piyasadaki arz/talep eğrisinin optimum noktada kesişebilmesi  için uygulanan yöntemlerdir. Piyasaya sunulan (arz edilen) ürüne gelen talep, ürünün fiyatının değişmesinde önemli etkendir. 

Devlet, bu koşullarda, "Asgari Ücret" uygulaması yaparak aslında bir 'Taban Fiyat' uygulaması yapmaktadır. Ve bu uygulama ile çalışan bir kişinin alabileceği 'minimum' bedeli belirleyerek, piyasadaki nominal fiyat çizgisinin aşağıya inmesini engellemeye çalışır. 

Tabi ki, taban fiyat uygulaması, duruma göre, zararlı da olabilir. Eğer taban fiyat çok yüksekse, piyasaya sunulan ürüne gelen talep azalır. Eğer çok düşük olursa, ürün daha ucuza satılmaya başlanacağı için rekabet artar ve kar düşer. 

Benzer şekilde, asgari ücret çok yüksek olursa, piyasa dengesi bozulur ve işe alımlar azalır, işsizlik artar. Asgari ücret çok düşük olursa, işe alımlar artabilir ama piyasadaki fiyat dengesi bozulabilir. 

Umarım bu bilgiler faydalı olur. 

NOT: Bazı yanlış terim yada tanımlar var ise konunun uzmanı arkadaşlar beni düzeltsin lütfen.
Ağustos 2014

Eren ÇetinSerkan Aydın kişisini takip etmeye başladı

Serkan Aydın, Ekonomi Bölümü Öğrencisi, @serkanaydin

Ağustos 2014

Eren Çetin bu yanıtı beğendi:

Türkiye ekonomisi son yıllarda neden bu kadar hızlı bir çıkış içerisinde?

Uçaktan paraşütsüz atlamış bir askere daha havadayken "şuan yaşıyor musun?" diye sorsak evet yaşıyorum diyecektir. Ancak paraşütü olmadığı için kısa süre sonra kaçınılmaz olarak yere çakılacaktır. Türkiye ekonomisi de aynen uçaktan paraşütsüz atlamış o asker gibidir. Çünkü parasını kendi basmayıp, bankalardan borçlanarak yatırımlar yapmaktadır. Bir taraftan yatırımlar yapılırken, yatırımların yapıldığı para borçtur ve borç sürekli artmaktadır. Türkiye ekonomisinin büyüdüğünü söyleyen kesimler gelişmelere bakarken sadece yapılan beton yığınlarını görürken artan borcu görmemektedirler. Ekonominin iyiye gittiğini söyleyen bu kişiler ister sıradan halk olsun, ister ekonomi bilgisi yüksek ekonomistler olsun Türkiye'de ve dünyada paranın nasıl üretildiğini bilmeden konuşmaktadırlar. Ekonomik analiz yaparken paranın nasıl üretildiğini bilmek o kadar hayatidir ki, bunu bilmeden yapılan ekonomik analizler sadece boş laf, aldatma ve göz boyamadır.

Peki Türkiye'de para nasıl üretilmektedir ve hükümetler paraya nasıl ulaşmaktadırlar? Şimdi hepimiz cebimizden herhangi bir kağıt para çıkartıp sol üst köşesinde yazan yazıyı önce bir okuyalım. Orada TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI yazmaktadır. Dikkat edin TÜRKİYE CUMHURİYET(İ) değil, TÜRKİYE CUMHURİYET yazmaktadır. Fark ettiyseniz CUMHURİYET kelimesinin sonunda (İ) harfi bulunmamaktadır. Çünkü Türkiye cumhuriyeti ifadesi resmi bir ifadedir ve bu ifadenin geçtiği her yer devlete aittir veya devlete aidiyeti ifade eder. Peki paranın üzerinde neden TÜRKİYE CUMHURİYETİ değil de CUMHURİYET yazmaktadır? Cevabı çok basit... Çünkü Merkez Bankası devlete ait değil, özel bankaların ve özel şahısların ortağı olduğu özel bir şirkettir. Tabelasının sonuna dikkat ederseniz orada A.Ş. yazmaktadır. Yani Anonim şirket, ortaklardan oluşan ve ortaklarının adı bilinmeyen demektir.

Devletin ya da ülkenin parasını basma yetkisi meclisten çıkartılan kanunla Merkez bankası denen bu özel şirkete verilmiştir. Bu şirket tefecilik yapmaktadır ve bunu resmi bir kılıfla sürdürmektedir. Devlete para lazım olduğunda devlet gidip merkez bankasından faizle borçlanır. Merkez bankası faiz oranını belirler ve hükumete devlet tahvili basmasını söyler. Kafanız karışmasın, devlet tahvili; siz bankadan kredi çekerken size imzalatılan kredi sözleşmesinin aynısıdır. Tek fark o sözleşme bir çok sayfadan oluşur, devlet tahvili ise tek sayfa bir kağıttır. Devlet merkez bankasından para borçlanmak için devlet tahvili basar yani borçlanma sözleşmesi... Bu tahviller mealen şu manaya gelmektedir; " bu kağıdı benden kim satın alırsa o kişiye kağıdın üzerinde yazan faiz oranı kadar faiz ödemeyi taahhüt ediyorum. Yani bu kağıtları satın alan ya da bu kağıtları satın almak suretiyle devlete borç veren kişi ya da kişilere devlet faiz ödemeyi taahhüt ediyor. Devlet, devlet tahvili denen bu borçlanma kağıtların ya da senetlerini piyasaya sürer. Merkez bankası da bu borçlanma senetlerine karşılık para basıp piyasaya sürer. Para gücü bankalarda olduğu için devlet tahvili denen bu kağıtları bankalar satın alır ve merkez bankasından örneğin % 5 faiz ile aldıkları yeni banknotları devlete %10 ile satarlar. Yani bankalar merkez bankasından borç aldıkları parayla bu devlet tahvillerini satın alıp bir bakıma faizle devlete borç vermiş olur ve ileride de geri ödeme günü geldiğinde borcunu faiziyle geri alacaktır. İşte devlet de bu kağıtların parasıyla memurunun, emeklinin.... vs maaşını öder belediyelere falan ödenek gönderir. İşte Türkiye'de yapılan yatırımların hangi parayla nasıl yapıldığını böylece öğrenmiş olduk, borçla yapılmaktadır. Devletin bu para bulma yöntemi yüzünden borç sürekli artmaktadır ve bugün öyle bir noktaya gelinmiştir ki, piyasadaki basılmış toplam banknot miktarı şu an itibariyle 65 milyar TL olmasına rağmen bu paranın sadece faizi 904 milyar TL'dir. başka bir değişle toplam basılmış kağıt para miktarı borcun tırnağı kadar bile etmemektedir. Gördüğünüz gibi Türkiye'nin büyüdüğünü söyleyenler aslında borcun büyüdüğünü söylemek yerine paranın arttığını söyleyip sanal bir pembe tablo oluşturmaktalar. Oysa devlet parayı kendi basıp bankalardan borçlanmasa bu kadar faiz ödemek durumunda kalmayacak ve basılan para piyasadaki mal ve hizmet miktarına göre basılacaktır. Bu yöntem ise ülkenin borçlanmaya girmeden parasal olarak büyüdüğünü gösterecektir. Borçlanmadan kurtulmanın tek çözümü parayı devletin kendisinin basmasıdır.
Ağustos 2014

Eren Çetin bu yanıtı beğendi:

Türkiye ekonomisi son yıllarda neden bu kadar hızlı bir çıkış içerisinde?

Dünyanın en pahalı

  • eti
  • benzini
  • interneti
  • sigarası
  • telefon ücreti
  • arabası
  • motosikleti
  • doğalgazı
  • elektriği

Daha say say bitmez vergi üzerinden vergi alınan tek ülkeyizdir herhalde.

Misal istanbulda oturanlar her benzin alıdklarına litre başına 1,5 kuruş kültür vergisi ödüyorlar neden mi? Hani 2010 dünya kültür başkenti istanbuldu ya. İşte o etkinliklikleri finanse etmek için toplandı. Hangi yıldayız 2011, ama hala bu vergi alınıyor :)) İnanmazsanız bu akşam benzin alırken sorun benzincide kültür vergisi hala alınıyor mu diye.


Dünyanın en çok soyulan milleti olarak. ekonominin gelişmiş gibi gözükmesi çok normal değilmi?

Dış borç stoğu 500 milyar $'a dayandı hangi ekonomik politikadan bahsediyorsunuz anlamıyorum.

Ağustos 2014

Eren ÇetinPara konu başlığını takip etmeye başladı.

Para

Para, mal ve hizmetlerin değişim aracı.Ekonomide madenî para ve banknotların yanısıra, vadesiz mevduatlar ve kredi kartları da parayı meydan...

Ağustos 2014

Eren ÇetinÜlke Ekonomisi konu başlığını takip etmeye başladı.

Ülke Ekonomisi

Formatting of continuation data will be changing soon. To continue using the current formatting, use the 'rawcontinue' parameter. To begin u...

Daha Fazla

İlgilendiği KonularTümü

Eğitim

4006 Kişi   629 Soru

İnsan Davranışları

3603 Kişi   955 Soru

Genel Kültür (Muhabbet)

3452 Kişi   280 Soru

Kitaplar

2917 Kişi   267 Soru

Yabancı Dil

942 Kişi   100 Soru

Muhabbet

2083 Kişi   2355 Soru

Girişimcilik

3476 Kişi   358 Soru

İngilizce

741 Kişi   102 Soru

Para Kazanmak

783 Kişi   37 Soru

Üniversiteler (Türkiye)

2235 Kişi   175 Soru

Varoluş Hakkında

2776 Kişi   1061 Soru

Mekan Önerileri (İstanbul)

798 Kişi   69 Soru

Edebiyat

928 Kişi   204 Soru

Hukuk

650 Kişi   367 Soru

Psikoloji

2692 Kişi   947 Soru

Öğrenme Teknikleri

667 Kişi   27 Soru

Kadın Erkek İlişkileri

2090 Kişi   586 Soru

Türkiye Sorunları

1111 Kişi   239 Soru

Öğrencilik

2175 Kişi   122 Soru

Dünya Ekonomisi

394 Kişi   80 Soru

İktisat

87 Kişi   50 Soru

Öğrenci Kulüpleri

271 Kişi   4 Soru

Mikro Ekonomi

37 Kişi   4 Soru

Ülke Ekonomisi

606 Kişi   102 Soru

Para

422 Kişi   121 Soru

Yüksek İktisatçı

22 Kişi   6 Soru