Bilmek istediğin her şeye ulaş

Rehberlik Ve Psikolojik Danışmanlık Öğrencisi Fatmanur Şahin inploid.com'da 1 soru sordu, 58 soru yanıtladı ve 17 takipçisi var.

Haziran 2014

Fatmanur Şahin bu yanıtı beğendi:

En çok etkilendiğiniz film sahneleri nelerdir? Mümkünse video kesiti şeklinde paylaşır mısınız?

Benjamin Button'ın Tuhaf Hikayesi - Kader
Mayıs 2014

Fatmanur Şahin bu yanıtı beğendi:

Son günlerde artan çocuk ölümlerine ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İSLAM 'Çocuklara çığlık atmasını öğretin.' açıklamasında bulundu. Çığlık atma durumu çocuk psikolojisi açısından nasıl değerlendirilmelidir?

Çocuk psikolojisi ile ilgili en ufak bir eğitimi, bilgisi olmayan birinin sırf o koltukta olduğu için kendini konuşmak zorunda hissetmesi sonucu saçmaladığı cümleler olarak düşünüyorum.( Bunun daha vahim örneklerini Fatma Şahin de de yaşamıştık. ) Benim merak ettiğim, bu konumdaki insanların pedagojik danışmanları yok mu acaba yoksa herşeyde olduğu gibi danışmayı bile beklemeden alelacele mi yapıyorlar konuşmalarını ? Çığlık içten gelen otomatik bir tepkidir, önceden planlanmaz. Savunma durumuna geçildiğinde kimisi çığlık atar, kimisi ağlar, kimisi tekme atar korunmak için. Bu tamamen bir kişilik özelliğidir ve doğası bozulmamalı, öğretilmemelidir. Burada öğretilmesi gereken hangi durumlarda kendisini savunmak, korumak zorunda olduğudur. Çünkü çoğu olayın başlangıcında çocuklar karşısındaki kişide bir tehlike sezmiyorlardır. Çığlık yerine çocuğa özel alanı, kendi bedeni, mahremiyeti öğretilmelidir. Böylece maksadını aşan hareketleri normal hareketlerden ayırt edebilir.
Mayıs 2014

Fatmanur Şahin bu yanıtı beğendi:

Küçük yaşta (yaşı hatırlamıyorum) cinsel istismara uğradığımı düşünüyorum. Kafamda sadece olayı tam anlamıyla ispatlayacak bir sahne yok ama hatırladığım tek şey kalçamla erkek organın ten teması ve hiçbir acı ıslaklık vs hissetmemem. Acaba tam anlamıyla hatırlayamıyor muyum yoksa başıma taciz olayı gelseydi kesinlikle net bir şekilde hatırlar mıydım?

Cinsel taciz, cinsel ilişki ve/veya cinsellikle ilgili çeşitli imalarda bulunmak, çeşitli şekillerde cinsel amaçlı fiziksel temas sağlamak, cinsel amaçla bedenin çeşitli bölgelerine ve/veya cinsel bölgelere dokunmak ve cinsel ilişkiye girmeye teşebbüs etmek gibi farklı biçimlerde görülür. Ergenlerde ve özellikle de çocuklarda cinsellik ile ilgili zihinsel ve fiziksel/hormonal alt yapı henüz oluşmamış olduğu için bir erişkin tarafından yapılan her türlü cinsel yaklaşım bir ruhsal ve bedensel ihlaldir ve mutlaka şiddetli bir psikolojik travma yaratır. Bu etki hemen ortaya çıkabileceği gibi ilerleyen günlerde ya da yıllarda da kendini gösterebilir. Çocuk kendisine yapılanı başlangıçta bir oyunun parçası gibi algılamış olsa dahi yaşı ilerledikçe maruz kaldığı durumun psikolojik ve fiziksel bir sınır ihlali olduğunu hisseder ve farkına varır. Bu farkına varma hali sonradan oluşan bir travma yaratır. Diğer bir deyişle, yaşanmış anormal bir olay kişiyi sonradan travmatize etmiş olur. Birde şöyle bir durumda söz konusu olabilir insanlar küçük yaşta bazen kendi becerilerinin kat ve kat üstünde olan güçlü bir hayal gücüne sahiptir onun için eğer siz cinsel istismara uğradığınızı düşünmüyorsanız o zaman küçük yaşlarda, sizin şimdi tasvir ettiğiniz sahneyi , görmüş olabilirsiniz ve kendinizi cinsel istismara uğrayan kişinin yerine koyarak empatik duygulardan yola çıkmış olabilirsiniz buda sizin bilinç altınızda yıllar sonra siz yaşamışsınız gibi hissettire bilir? Tabi ki bunların hepsi birer ihtimal ama size tavsiyem bu gibi durumların tedavisi şöyle olur : Cinsel tacize maruz kalan kişilerin yaşadıkları travmatik etki ve bunun sonucunda gelişen psikolojik sorunlar psikolojik travma modeline dayalı psikoterapi yöntemleri ile ortadan kaldırılabilmektedir. Cinsel taciz mağdurlarının, yaşadıkları psikolojik problemlerden kurtulabilmeleri için mutlaka profesyonel yardım almaları gerekir. Yaşanan cinsel taciz ile ilgili travma çalışması yapılmalıdır. Tacize maruz kalan kişilerle çalışma konusunda uzman ve deneyim sahibi olmak bu kişilerin sorunlarını anlama, müdahale etme ve çözme anlamında elzemdir. Bu vasıflara sahip bir uzman yönetiminde yapılacak psikoterapi çalışması ile travmatik etki ve sonucunda oluşan psikolojik problemler kademe kademe azaltılır ve ortadan kaldırılır. EMDR yöntemi, yapılacak psikoterapinin içinde uygun bir şekilde kullanıldığında oldukça hızlı ve etkin sonuçlara ulaşılmaktadır. Tacize uğrama yaşı, yaşanan travmatik etkinin seviyesi, cinsel tacize maruz kalma sayısı, tacizin kimin tarafından yapıldığı ve taciz sonucunda oluşan psikolojik problemlerin ne kadar süredir devam ediyor olduğu gibi kriterler psikoterapi çalışmasının ne kadar süreceğini belirler... Umarım yardımcı olabilecek kişilerle karşılaşırsınız...
Mayıs 2014

Fatmanur Şahin bir yanıt verdi.

Çok gezen mi çok bilir yoksa çok okuyan mı? Sizce neden?

Aslında kişiye göre değişebileceğini söylesek yanlış olmaz herhalde... Çünkü kişide görsel hafıza iyiyse gezerek öğrenir çoğunlukla... ama kişi okuduklarını içselleştirip uzun dönemli hafızasına kaydedbiliyorsa okumak onun için iyidir... ama öz olarak ikisi birarada olursa süper olur ...
Mayıs 2014

Fatmanur Şahin bu yanıtı beğendi:

Çok gezen mi çok bilir yoksa çok okuyan mı? Sizce neden?

Simdi "bilmek" deyince isin teori kismi da giriyor devreye. Okuyan ve gezen arasinda pek fark kalmiyor. Bence bu soru "bilmek mi onemli yasamak mi? " seklinde sorulmali.
Mayıs 2014

Fatmanur Şahin bu yanıtı beğendi:

Çok gezen mi çok bilir yoksa çok okuyan mı? Sizce neden?

İkisi birlikte olursa, tadına doyum olmaz, İtalya yazımı okumanızı tavsiye ederim. :))
Mayıs 2014

Fatmanur Şahin bu yanıtı beğendi:

Çok gezen mi çok bilir yoksa çok okuyan mı? Sizce neden?

Bana göre ve edindiğim tecrübelere göre çok gezen bilir. Bir şeyi görsel olarak algıladığınızda o sizin bilinç altınıza yerleşiyor ve unutmuyorsunuz. Okuduğumuz zaman sadece orasını hayal ederiz. Gezip gördüğümüzde ise daha fazla şey akılda kalıcı olur. Ancak günümüzde zaman kısıtlı ve maddi imkanlar çok iyi olmadıkça gezemiyorsunuz. Bu yüzden en olmadı kitap okuyun kitap. Okumak iyidir :)
Mayıs 2014

Fatmanur Şahin bu yanıtı beğendi:

DEHB olan bir çocuğun sürekli hareket durumunu ortadan kaldırmak için hangi klasik koşullanma tekniği uygulanır?

Bu konuda bir koşullanma tekniği uygulamamız gerektiğini düşünmüyorum.
İnsanı kendi kişisel ve özgün özellikleriyle değerlendirmek gerekir. DEHB'ye şu tekniği uygulayalım gibi bir bakış açısı çok etik gelmiyor bana.
Genel bir açıklama yapmak gerekirse de, her DEHB'li çocuğun aşırı hareketliliği olmayabilir. Dikkat eksikliği önde tip ve hareketlilik önde tip ya da karma tip DEHB'den hangisi olduğu uzman bir psikolog ve bir çocuk psikiyatristi eşliğinde ayrıştırılmalı. Bu çocukların genelde hareketli iken öğrendikleri de göz önüne alınarak, hareketliliklerini ya da enerjilerini uygun yöne kanalize ederek, hareket ederken öğrenmeleri desteklenmeli. Bu nedenle hareketliliklerini kısıtlamaya çalışmak, onların dikkat ve öğrenme becerilerinin önüne geçecektir.
Mayıs 2014

Fatmanur Şahin bu yanıtı beğendi:

Kendinizi zeki buluyor musunuz? Buluyorsanız hangi özelliğinizden dolayı?

Kendimi zeki bulurum genel kültür üm çok fazla ıq testinden 107 çıktı einstein ın bir sözü var! 'Her insan dahidir fakat bir balık i ağaca tirmanma yetkisine göre
yargilatsanizz bütün ömrü nu aptal olarak geçirir
Mayıs 2014

Fatmanur Şahin bu yanıtı beğendi:

İçimizdeki Da Vinci'yi çıkartmak için nereden başlamalıyız?

Da Vinci göndermesi onun hangi özelliğine işaret ediyor pek anlaşılmasa da ben en bilindik tarafı olan resim olarak algıladım. Bu şekilde bakınca herkesin içinde bir Leonardo vardır diye düşünüyorum. Çöp adam çizebiliyorsan olay tamamdır. Çünkü Da Vinci'yi büyük kılan bizim bugünkü entellektüel algılarımız, adam 1519'da ölmüş yıl 2013 yani 2500 yılının insanları bugün çizeceğimiz çöp adamla bize de Da Vinci muamelesi yapıyor olabilir. E hadi çöp adam çizelim : )
Mayıs 2014

Fatmanur Şahin bu yanıtı beğendi:

İçimizdeki Da Vinci'yi çıkartmak için nereden başlamalıyız?

Öncelikle şunu diyeyim, içimizde bir Da Vinci varsa bile, bugün onu açığa çıkartmamız imkansızdır. Leonardo "bilim ve sanatın" birbirinden ayrı düşünülmediği bir dönemde yaşamıştı. Bizim gibi yaşamını devam ettirebilmek için günün sekiz saatini satmak zorunda değildi. Onun zamanında sanatçılar (burada "sanatçı" kelimesini sanatçı+bilim adamı anlamında kullanıyorum) , kral, kraliçe, vali vb. Gibi nüfuzlu ve zengin kişilerin himayeleri altına girerek çalışıyorlardı ve bunun için de yaşamlarını çalışmak için 8 saat ile kısıtlandırmıyorlardı, bütün hayatları hem yaşam hem de çalışma alanıydı. Dolayısıyla yaratıda bulunmak için daha özgür sayılırlardı. Ayrıca bildiğim kadarıyla Leonardo'nun farklı bir uyku düzeni vardı, 2 saatte bir 20 dakika uyur ve böylece tüm gün 6 saat uyumuş olurdu. Çalışmak, yazmak, okumak için kendisine 18 saat kalırdı. Ayrıca bu tür bir uyku sistemi zihni de açık tutarmış. Leonardo'nun zihnini canlı tutmak için yaptığı bir başka şey de tersten yazmak, ve tabiki bu yazdıklaını okumak -tersten okumak ve yazmak da beyin geliştirici bir antrenmandır. Bir diğer unsur da kendi alfabesini veya yazım işaretlerini oluşturmuş olmasıdır. Bu konuda yazılmış bir sürü kitap var, ben özellikle Da Vinci Gibi Düşünmek'i tavsiye ederim.
Elbette merak da önemli bir etken onun gibi olmak için, ama ilkokullarda yeşil yaptığımız nehirleri ısrarla maviye, veya kırmızı yaptığımız dağları yeşile boyamamız gerektiğini söyleyen eğitim sistemimiz olduğu sürece merakımız veya yaratıcılığımız da uzun süre canlı kalmaz. Zira bizdeki eğitim sistemi tamamen kişiyi/çocuklarımızı aptallaştıran, yaratıcılıklarını öldüren bir eğitim sistemidir.
Diğer taraftan ufak bir hesap yapalım, bir günde;
8 saat çalışıyoruz
8 saat (en iyi ihtimalle) uyuyoruz
2 saat (şehire göre 3 saat de olabilir bu) yol gidiyoruz
2 saat yemek yemeye ayırıyoruz
2 saat (gene en iyi ihtimalle) internet başında geçiriyoruz
2 saat de dışarda vakit geçirirsek,
içimizden çıksa çıksa bir sosyopat çıkar...
Velev ki 4 saatimizi boşalttık ve bunları kendimize ayırdık, resim, müzik vs. Türü bir kursa gitmek istiyoruz. Tabi ki bedava değil, maaşın yarısını bırakıyoruz her ay oraya ondan sonra. Sonra para yetmiyor, onun hesabı kitabıyla uğraşırken iyice ruh hastası oluyoruz...
Ha, hiç mi olmaz, hiç mi bir Da Vinci çıkmaz içimizden derseniz; çıkar elbette, ama bütün bunlardan vaz geçebilirsek... Ama geçemeyiz, çünkü en başta kapitalizm bize her şeyi satıyor... Ve bizim onları alabilmek için çalışmamız gerekiyor... .
Mayıs 2014

Fatmanur Şahin bu yanıtı beğendi:

İçimizdeki Da Vinci'yi çıkartmak için nereden başlamalıyız?

Sağlam bir eğitim almakla başlayabilirsin. Şu ayrıntıyı eklemek isterim, kendi adıma konuşayım, oyun oynarken zamanın nasıl geçtiğini anlamam. Oyun oynarken aldığım zevki araştırma yapmada, sorgulamada ve ders çalışmada da alırsam alanımın en iyisi olurum. Sorduğun soruyla ilişkilendirelim; meraktan aldığın zevk çok önemli. Klişe gibi olacak, tutku derecesinde meraklı olmalısın bunu birinci şart olarak algıla. Leonardo'yu öne çıkaran etmenlerden birisi de adamımızın her şeye merak ve ilgi duyması. Yani; çok yönlülüğü, sanatla da bilimle de uğraşmıştır. Önemli detaylardan birisi de çok iyi araştırmacı olmalısın. İçindeki bu ateşi hep canlı tutmalısın.
Mayıs 2014

Fatmanur Şahin bir yanıt verdi.

Kendinizi zeki buluyor musunuz? Buluyorsanız hangi özelliğinizden dolayı?

Bir kere zeka çok geniş bir alan... bana göre zeki insan potansiyelinin farkında olup kendi yetenek ve becerilerini kullanabilen kişidir ben de kendimi tamamen olmasa da tanıdığımı düşünüyorum ve potansiyelimi kullanmaya çalışıyorum bir çok konuda zeki olduğumu düşünüyorum... .
Mayıs 2014

Fatmanur Şahin bu yanıtı beğendi:

Kızların futbolu menfaat için sevdiklerini düşünüyorum. Bu konuda sizin görüşleriniz neler?

Bazı kız arkadaşlarım var kendi menfaatlerinin çıkarlarının üstünde tutuyorlar takımlarını kimin en fazla ne kadar menfaati olabilir ki. Bence bir şeye bağlılık isteği falanda olabilir ama menfaat değildir
Mayıs 2014

Fatmanur Şahin bu yanıtı beğendi:

Günümüzde insanların en büyük sorunu nedir?

Saygısızlık... Bunu rahatça söyleyebilirim. Karşımızdaki kişi veya hayvan kim olursa olsun. Yaşı ırkı dini düşüncesi fikirleri görünüşü... Ne olursa olsun saygı göstermek zorundayız. Fakat malasef yapmıyoruz bunu. Yapamıyoruz demiyorum yapmıyoruz... .
Mayıs 2014

Fatmanur Şahin bu yanıtı beğendi:

Sizce en güzel meslek hangisidir?

En güzel deniz:
Henüz gidilmemiş olanıdır.
En güzel çocuk:
Henüz büyümedi.
En güzel günlerimiz:
Henüz yaşamadıklarımız.
Ve sana söylemek istediğim en güzel söz:
Henüz söylememiş olduğum sözdür...
En güzel meslek, henüz başlamadığım meslektir :)
Mayıs 2014

Fatmanur Şahin bu yanıtı beğendi:

En çok neyi kaybetmekten korkarsınız?

Esaret yaşamaktansa ölmeyi tercih ederim, o sebepten "özgürlüğümü", ve aynı şekilde vicdanımı kaybetmektense ölümü yeğlerim, yani bir de "vicdanımı".
Mayıs 2014

Fatmanur Şahin bu yanıtı beğendi:

Günümüzde insanların en büyük sorunu nedir?

İletişim
Mayıs 2014

Fatmanur Şahin bu yanıtı beğendi:

Hayatı yaşanılabilir kılan şey nedir?

Umut ... !
Mayıs 2014

Fatmanur Şahin bu yanıtı beğendi:

En çok neyi kaybetmekten korkarsınız?

Inancimi, onurumu, $erefimi
Daha Fazla