Bilmek istediğin her şeye ulaş

Serpil Güven, 

Lise Öğrencisi

Lise Öğrencisi Serpil Güven inploid.com'da 2 soru sordu, 40 soru yanıtladı ve 19 takipçisi var.

Mart 2014

Serpil Güven bir yanıt verdi.

Mart 2014

Serpil Güven bu yanıtı beğendi:

Hayatın acı gerçekleri nelerdir?

Sistemin bir parçası olmak
Mart 2014

Serpil Güven bu yanıtı beğendi:

Kendinizi nasıl şımartırsınız?

Bol müzik, bol çikolata :)
Mart 2014

Serpil Güven bu yanıtı beğendi:

Hayatın acı gerçekleri nelerdir?

Kaçırdığınız, yaşayamadığınız hayatların olduğunu fark etmektir.
Mart 2014

Serpil Güven bu yanıtı beğendi:

Refah sahibi bir toplum olmak için ne tür gelenek ve göreneklerden taviz vermemiz gerekir?

Gelenek ve göreneklerimiz bizim değerlerimizdir. Onlardan taviz vermek, karakterimizden taviz vermek demektir. Emin ol hiç kimse refah sahibi olacağım diye karakterinden taviz vermez, vermemiştir.:)
Mart 2014

Serpil Güven bu yanıtı beğendi:

Refah sahibi bir toplum olmak için ne tür gelenek ve göreneklerden taviz vermemiz gerekir?

Benim düşünceme göre refah sahibi bir toplum olmak için körü körüne geleneklere bağlı kalmamak gerekir.
Mart 2014

Serpil Güven bu yanıtı beğendi:

Hayatın acı gerçekleri nelerdir?

Ölüm ve ayrılık
Mart 2014

Serpil Güven bu yanıtı beğendi:

İnsan karar verirken ve eyleme geçerken özgür müdür yoksa tüm karar ve eylemleri soyaçekim, çevre, kader vb. dış güçlerce mi belirlenir?

İnsan karar verirken ve eyleme geçerken özgürdür fakat bunun farkında olmayan insanlar herhangi bir karara veya eyleme geçerken kendinden çok başkalarını dinlemeyi tercih ederler. Kendilerinden çok başkalarının onlar hakkında karar almasını isterler.

İnsanlardaki en fena şey, alışkanlık halinde olan bir kararsızlıktır.
William James

Kader ise insanın aldığı kararların bir sonucudur. Aslında kaderi belirleyen kararlarımız, eylemlerimiz ve tercihlerimizdir. :)
Mart 2014

Serpil Güven bu yanıtı beğendi:

Çoklu Kişilik Bozukluğu'nun nedenleri neler olabilir? Terapi süreci nasıldır?

Çoklu kişilik bozukluğu ağır bir ruhsal sorundur. Çocukluk çağında ciddi fiziksel ve ruhsal travmalara maruz kalan kişilerde görülür. Cinsel tacizler de önemlidir. Özellikle tutarsız davranan ebeveynlerin çocukluk çağı davranışları etkilidir.

Çoklu kişilik bozukluğu tedavisi olan bir durumdur.
Bu rahatsızlığın ilaçla tedavisi mümkün değildir. Tedavisi, dinamik psikoterapi isimli psikoterapi tekniği ile yapılmaktadır. Tedaviye uyumları genellikle değişkendir. Tedavi süresi kişiye göre değişkendir ve genellikle uzun sürer. Terapistler için genellikle zorlayıcı danışanlardır. Bazı ağır olgular tedaviye gelmeyi kabul etmeyebilir.
Mart 2014

Serpil Güven bu yanıtı beğendi:

Kekeme rahatsızlığı olanlar şarkı söylerken kekelemezler ama standart konuşmada sürekli kekeleyerek konuşurlar. Normal konuşurlarken de kekelememek için neden ritimli ya da şarkı söyler gibi konuşmazlar da standart konuşup kekelerler?

Çünkü şarkılar daha önceden öğrenilmiş sözler içerir. Normal konuşma esnasında ise spontane olarak, kelimeler o anda seçilmeye çalışılarak konuşulduğu içinse kekeme ortaya çıkar.
Mart 2014

Serpil Güven bu yanıtı beğendi:

Günümüzde insanların en büyük sorunu nedir?

Aslında o kadar çok ki ama sorunların hepsi zincirleme yani birbirlerine bir sekilde baglılar tabi temelde ne var onu kestirmek zor ... bana göre en büyük sorunlardan birisi düşünmemek, sorgulamamak , erinmek, aslında hersey bundan sonra baslıyor belki düşünsek arastırsak diğer sorunlar ortaya çıkmayacak ... Bir de çok fazla tüketim, sabırsızlık, herseeyin daha fazlasını istiyoruz hep bir açlık söz konusu... .
Mart 2014

Serpil Güven bu yanıtı beğendi:

Rock ve metal müziklerinden hangisi daha çok seviyorsunuz?

Rock müziği daha çok seviyorum. Şarkı sözleri daha duygusal geliyor öncelikle. Ve en önemlisi müzik içindeki basların tonları çok etkiliyor beni. Bas gitar çalan birisiyim. Buna rağmen elektro gitarın tiz sesine tahammülüm çok az. Rock müzikte de daha çok bas gitar kullanıldığı için tercih nedenim Rock.
Mart 2014

Serpil Güven bu yanıtı beğendi:

Günün stresini ve yorgunluğunu üzerinizden ne şekilde atarsınız?

Gürültü arttıkça bedeniniz daha fazla acı çekiyor. Günlük hayatın karmaşasından sıyrılıp sakinliği yakalamak istiyoruz mutlaka ama nasıl? Beynimizi rahatlacak pratik rahatlama şekilleri, düşünleri yada her neyse yine bizim elimizde gibi geliyor bana aşağıdaki örneklerle hayata geçirirsek rahatlayabileceğimizi düşünüyorum. Çağımızın hastalığı kabul edilen stresle nasıl başa çıkarız.
Buyrun stresi azaltmanın yada rahatlamanın örnekleri :
. -Fazla kahve ve çay içmeyin.

- Çevrenizdeki gürültü düzeyini azaltın.

- Güne mutlaka kahvaltıyla başlayın.

- Eve iş taşımayın.

- Çok gerekli olmadıkça haberleri izlemeyin. Özellikle yatmadan önce haber izlemekten, tartışma programları seyretmekten vazgeçin.

- Yardım istemekten, sorunlarınızı konuşmaktan, çözemediğiniz konularda soru sormaktan çekinmeyin.

- Daha çok fıkra anlatın, dinleyin, gülün, eğlenin. Mizah muhteşem bir stres gidericidir.

- Daha esnek olmaya çalışın.

- Dua edin ve kendinize güvenin.

- Eğer fırsat buluyorsanız yürüyün.

- Dinlendirici müzikler dinleyin.

- Olumsuz kişilerden, stresi bulaştıran insanlardan uzak durun.

- Kendinize ve çevrenize iltifat etmeyi ihmal etmeyin.

- İmkánınız ve zamanınız varsa tatile çıkın, birkaç gün dinlenin.

- Uykunuzdan taviz vermeyin.
Pencereleri kapatın
Odanızın havalanmasını istiyorsanız klima ya da daha az bütçeli ve sessiz çalışan vantilatörlerden fayddalanabilirsiniz. Böylece dışarıdan gelen seslerin kaç-saldır dürtüsüyle uykunuzu bölmesine maruz kalmayacaksınız.
Kulak tıkayıcı kullanın
Kulak tıkayıcısı ile uyumak gürültü seviyesini yüzde 20 oranında azaltıyor. Eczanelerde uygun fiyata bulabileceğiniz tıkayıcılar, uyurken rahatsız da etmiyor.
Meditasyon yapın
Fırsat bulduğunuz anlarda sessizliğin keyfini sürün. Arabada radyoyu kapatıp, camı biraz aralamak ve rüzgarın sesine eşlik etmek ruhunuza iyi gelecek.
Hafta sonu evde televizyon izlemek yerine parkta yürüyüş yapabilirsiniz. Böylece kuş sesleri ile stresten ruhunuzu arındırmış olacaksınız.
Mart 2014

Serpil Güven  bu yazıyı beğendi:

Kişilik Bozuklukları Üzerine Bir Derleme -3- (Narsisizm)

Bu yazıda kişilik bozukluklarının bazıları ile ortak belirtilere sahip ancak ayırt edilebilirliği daha fazla olan Narsistik Kişilik Bozukluğu'ndan bahsedeceğim. Freud'un temel tanımlamalarının üzerine bir çok kuram ortaya atılmış olmasına rağmen artık neredeyse herkesin hemfikir olduğu şekilde, tüm kişilik bozuklukları gibi bu da, çocukluk yıllarındaki yanlış ebeveyn ve çevre tutumlarından kaynaklanmaktadır (genetik faktörler ile ilgili çalışmalar da mevcuttur). Önce literatürdeki bazı çalışmalara bir göz atalım.

2401

Karen Horney'e göre narsistik kişiler; diğer insanlarla olan duygusal bağlantıları çok zayıf ve sevme kapasitesini yitirmiş olmanın boşluğunu yaşayan kişilerdir. Nemiah (1961) narsistik kişilik bozukluğu olan kişilerin beğenilmek için doymak bilmez bir arzu duyduklarını belirtmiş, ayrıca gerçekçi olmayan büyük hedefleri olduğuna, başarısızlığa ve kendilerinde bulunan herhangi bir kusura tahammül edemediklerine dikkat çekmiştir. Moore ise narsisizme "psikolojik ilginin benlik üzerine yoğunlaşması" olarak yaklaşmıştır. Önemli kimselerden olan Kernberg ve Kohut ise narsisizm için; burada oluşan kusurlar; düşük öz saygı, depresyon, ihmal edilmiş derin değersizlik ve reddedilme hissi yaratan, savunmacı ve telafi edici yapılar tarafından klinik olarak ortaya çıkarılmış bir yanıt ve güven verme açlığı olarak nitelemiştir.

Kohut, kişinin sağlıklı bir benlik geliştirebilmesi için kronik sorunlar olmadan geçirmesi gereken 2 aşamadan bahseder. İlk aşamayı "aynamala" olarak adlandırır. Bu süreç çocuğun 2-2,5 yaşlarına kadar ilerleyen sürede yaşanır. Bu dönemde çocuk anne ya da anne yerini alan kişi ile kendisini birbirinden ayırt edememektedir. Hayatta kalabilmek için ihtiyaç duyduğugüçlü ve koruyucu ebeveyn, çocuk için asıl kendilik nesnesidir. İhtiyaçları karşılandıkça çocuk kendi kendini tatmin ettiğini düşünmektedir. "İdealleştirme" denen diğer aşama; çocuğun bağımlılığının farkına varması ve acizlik, savunmasızlık hislerine neden olan "ayrılığı" deneyimlemesi ile başlamaktadır. Bu noktada, acizlik ve savunmasızlık hislerini hafifletmek için, idealize ve gıpta edeceği güçlü bir kendilik nesnesine (genelde bu baba olur) ihtiyaç duyar. Kohut'a göre bu 2 aşamada da sorunlar olması normaldir. Herhangi bir aşamanın gelişimnde ebeveyn kusurları oluşursa da, diğer aşamada bu kusurları telafi edecek durumların gerçekleşmesi kaydıyla normal gelişimin sürebileceği görüşündedir. Ancak her iki aşamada da kronik ebeveyn kusurları var ise çocukta narsistik patoloji gelişebilmektedir.

Kernberg, narsisizmi, çocuğun 3 yaşına gelene kadar yaşadığı, ebeveynlerini kaybetme ya da onlar tarafından terk edilme endişesini gidermek için, çocukluk döneminde geliştirdiği bir savunma mekanizması olarak görmüş ve bu bozuk ilişkinin, şişirilmiş benlik aracılığıyla yetişkinliğe taşındığını ileri sürmüştür. Şişirilmiş benlik imajı, iç benliği terkedilmişlik hisini tekrar yaşamaktan korumaktadır, ancak aynı zamanda tüm yakın ilişkileri de engellemektedir.

Ebeveynleriyle olan psikolojik ayrılmanın uygun şeklini yaşayamayan çocuk, çaresizlik ve öfke hislerine teslim olup ebeveynlerini "kötü" olarak kabullenmektense, "iyi" olduklarını algılama ihtiyacı içindedir (bu mekanizma "bölünme" olarak tanımlanır).

Kimi çalışmalar narsisizmin ruh sağlığına fayda sağladığını ve birey için olumlu sonuçlar yaratabileceğini gösteren bulgulara ulaşmıştır (Campbell& Foster 2007, s. 115).

2401

Normal narsisizm, kişinin günlük uğraşlarından keyif almasını, başarılarıyla gurur duymasını, çevresinin beklentileriyle etkin olarak başa çıkabileceğini hissetmesini ve eksikliklerinden dolayı utanç ve öfke duygularını deneyimlemesini sağlamaktaır (Rozenbaltt, 2002, s. 53). Bunlar ışığında narissizmi, normal ve patolojik olmak üzere ana olarak 2 şekilde ele alabiliriz. Anlaşıldığı üzere normal narsisizm birey için pozitif güdüleyiciler yaratabilen ve benliğe etkisinin pozitif olduğu bir yapı iken, patolojik durum bunun tam tersidir. Patolojik narsisizmde temelde derin bir değersizlik duygusu var olmasına rağmen farklı narsisizm çeşitlerindeki birey davranışlarında bazen belirgin farklılıklar vardır. Patolojik narsisim kişinin psikolojik varlığını tehdit eden güçlerden korunmak için düzenlenmiş bir kişilik organizasyonu gibi işler (Rozenbatt, 2002, s. 53). Bir çok araştırmadan narsistik kişilik özellikleri geliştirmeye neden olarak farklı görüşler öne sürülse de birleştikleri ortak nokta, erken çocukluk deneyimleridir. Bu dönemde yaşanan kötü deneyimler ise; kişilerin benlik bütünlüklerini korumak için ihtiyaç duydukları normal narsisizm yerine, patolojik narsisizm geliştirmesine neden olmaktadır. Genel görüş, çocukluk çağında yaşanan korku, başarısızlık, bağımlılık gereksinmelerinin, ebeveyn yokluğu veya hataları sonucu ihmal, eleştiri ya da alayla karşılık görmesinin, patolojik narsisizmin gelişmesine yol açabileceğini ileri sürmektedir (Güleç& Köroğlu, 1998, s. 742).

Bu noktadan itibaren Narsisizm (patolojik) türlerine göre kişilik özelliklerini aşağıya ekleyerek devam etmek istiyorum.

Kibirli Narsistlerin Özellikler
  • Şişirilmiş kırılgan bir özsaygı
  • Görkemlilik
  • Yenilgi ve eleştiri karşısında şiddetli tepkiler
  • Şiddetli haset, utanç ve öfke hisleri
  • Algılanan aşağılanmalar karşsısında aşırı tepkiler
  • Mizaç değişiklikleri (depresyon, alınganlık, coşku)
  • Özsaygıyı artırmaya ve korumaya yarayan kişilerarası ilişkiler
  • Kibirli ve kendini beğenmiş tutumlar
  • Hak iddia eden, kontrolcü ve saldırgan davranışlar
  • Empati yapamama ve başkalarına bağlılıkta eksiklik

Çekingen (Tedirgin) Narsistlerin Özellikleri (Türk toplumunda daha çok görülen türdür kanımca)
  • Yeteneklerin gelişmini engelleyen çekingenlik
  • Arzu ve görkemlilik ile ilgili utanç
  • Özel ve mükemmellikle ilgili ödünleyici fanteziler
  • Eleştiriye karşı toleranssız ve aşağılanmaya karşı aşırı duyarlı olma
  • Aşırı tedbirlilik
  • Kolay kırılan duygular
  • Kendisiyle çok aşırı ilgili olma
  • Güçlü utanç duyguları ve başarısızlıktan duyulan korku
  • Düşük etki
  • Hak iddia etme algısına sahip olmama, alçakgönüllü, gösterişsiz ve iddiasızlık
  • Kişilerarası ve mesleki ilişkilerde çekingenlik
  • Bozulmuş empati yeteneği
  • Güçlü kıskançlık duyguları
Psikopatolojik Narsistlerin Özellikleri
  • Şişirilmiş benlik imajını korumak ve artırmak için ahlaksız ve şiddet içeren davranışlar sergilemeye gönüllü olma
  • Rakipleri karşısında başarmak ve sonuçta galip çıkmak için saldırganlık, sadizm ve intikam içeren şekilde sınırsız zaman ve enerji ayırmaya gönüllü olma
  • Ayrıcalıklı olmaya yönelik hak iddia etme algısı
  • Kişilerarası ilişkileri sömürme
  • Engellendiğinde ortaya çıkan dyarlılık ve öfkeli tepkiler
  • Hissedilen şiddetli haset duyguları nedeni ile başkalrını düşman haline getirme
Tüm bunların ötesinde narsisizm farklı çalışmalarda farklı kriterler ile de sınıflandırılmıştır.

Sonuç olarak narsisizm yapıcı veya yıkıcı olabilmektedir. Normal narsisizm birey için faydalı olduğu gibi, insan ruhu için de normlarını koruduğu derecde bir işlevsellik yaratarak sahip olunması gereken bir özellik iken; patolojik narsisizm kişinin empati yeteneğine ket vuran; kişinin, sevme olgusunu beceremeyen, etrafındakileri farkında olmadan birer eşya olarak görmesine yol açan hastalıklı bir durumda olmasına yol açmaktadır. Narsisizmin nasıl ortaya çıktığı ve tedavi süreçleri ile ilgili bir çok konuyu da bir sonraki yazımda sizlerle paylaşıyor olacağım. Merak edenler için; yukarıdaki makale ve tanımlamalarda yararlandığım kaynaklar da aşağıdadır.
  • Salim Atay - Çalışan Narsist
  • James F. Masterson - Kişlik Bozuklukları
  • James F. Masterson - Kendilik Bozukluklarının Tedavisi
  • James F. Masterson - Narsistik ve Borderline Kişilik Bozuklukları
  • Psikanaliz üzerine bazı çalışmalar/makaleler
Daha Fazla

İlgilendiği KonularTümü

Öğrencilik

2175 Kişi   122 Soru

Eğitim

4005 Kişi   629 Soru

Öğrenci Olayları

754 Kişi   17 Soru

Muhabbet

2082 Kişi   2355 Soru

Felsefe

1849 Kişi   496 Soru

Lise

170 Kişi   34 Soru

Eğitim Sistemi

403 Kişi   29 Soru

İlginç Sorular

9 Kişi   7 Soru

Hukuk Fakültesi

36 Kişi   4 Soru

Lise Öğrencisi

50 Kişi   13 Soru

Zaman

167 Kişi   68 Soru

Gelecek

39 Kişi   37 Soru

Geçmiş

11 Kişi   15 Soru

Yaşam

1164 Kişi   390 Soru

Müzik

2851 Kişi   472 Soru

İnsan Davranışları

3601 Kişi   955 Soru

Psikoloji

2690 Kişi   947 Soru

Fotoğrafçılık

1868 Kişi   166 Soru

Varoluş Hakkında

2775 Kişi   1061 Soru

Sinema

3101 Kişi   300 Soru

Kitaplar

2915 Kişi   267 Soru

Kadın Erkek İlişkileri

2088 Kişi   586 Soru

Filmler

3198 Kişi   191 Soru

Dinler

1053 Kişi   327 Soru

Düşünce Tekniği

463 Kişi   30 Soru