Bilmek istediğin her şeye ulaş

Güneş Banu Kocatepe, 

Öğrenci İşleri Müdürü

Söyleyeceklerim var ... Bloguma beklerim.
gbkocatepeblogspot.com

Aralık 2014

Güneş Banu Kocatepe bir yanıt verdi.

Kendinize söz verip de yapamadıklarınızdan en çok üzüldüğün hangisi oldu?

Süreklli diyete başlayıp, kendime söz verip, sözümü tutamamam. :(
Aralık 2014

Güneş Banu Kocatepe  yeni bir  gönderide  bulundu.

MAKYAJ SIRLARI

MAKYAJIN SIRLARI



Makyaj yapmayan bir kadın olarak, Makyaj sırları diye bir başlık yapacağımı hiç düşünmezdim.


1521
Demek ki büyük konuşmayacaksın, gerçi konuştuklarım tamamen gülmece üzerine.


Makyaj cilalı taş devrinden bu yana var, Hatta Havva’dan beri. Havva bile eminim, elma kabuğunu dudaklarına sürtmek sureti ile dudaklarını kıpkırmızı parlatmıştır.


İşin içinde kadın varsa, makyaj, süs olmazsa olmaz.


1521
Afrikalı hatunlara baksanıza, o boyunlarına taktıklarına, meme uçlarına taktıklarına, yüzlerindeki boyaya, yaratıcılıkta sınır tanımıyorlar.


Bende ise durum tam tersi, artık özgüven mi dersin, üşengeçlik mi, titizlik mi, yorum size kalmış.


Makyajı sevmeyen, ‘’standart kadın’’ dışında bir kadınım işte.


Resepsiyon, davet varsa mutlaka yapsamda, o işi en sona bırakıp, söylene söylene işi tamamlayan hatunum. Manikür-pedikür, kremlerin, parfümlerin, şampuanların, sabunların envai çeşidi sürekli tas tamamda, makyaj ıııııııı olmuyor işte.


Üstelikte makyaj yapmayı seven bir kadının , ilk kız çocuğuyum. Küçüklüğümde gözündeki farı silip, kendime sürmüşlüğüm, rujlarla dudaklarımı Arap dudağı yapmışlığım, topuklularla dolanıp kafa göz yarmışlığım var.


Neyse sadede gelelim, iş etiği , iş kuralları, iş yerinde davranış başlıklı bir yazı okurken, birde yalnış yolda olduğumu gördüm. Yazıda iş kadınlarının mutlaka makyaj yapması gerektiği vurgulanmış, tahmin edersiniz ki, yazı bir akademisyene ait değil, kokoş bir kadına ait, neyseee...


Yazıdan alınacak bazı mesajlar alındı, ve dedimki madem böyle bir beklenti var, temiz mis kokmanızın dışında, topuklu ayakkabı giymeniz, ve makyaj yapmanızın gerekliği ile ilgili, hafta sonu operasyona başladım. Önce Dünyanın parasını verip aldığım marka olan ama tarihi muhtemelen geçmiş ne kadar ürün varsa, hepsini attım.


Sonra tabii ki, alış - verişi seven J her kadın gibi makyaj malzemesi alışverişine çıktım.


Gerilerde kalmışım malumunuz, artık yok yok bildiğiniz üzere , o ipek kirpiklerin takıldığı, haftada bir bakımlarının yapıldığı günümüzde piyasanın benim bıraktığım yerde kalacak hali yoktu herhalde.


1521
Güzellik uzmanının desteği ile tüm gerekenleri yeniden aldım. Fondöten, pata- krem (adı bile saçma), pudra, allık, eyeliner (bunu çekmeyi beceren tüm kadınların politikaya atılmasını öneriyorum), rimel, allık, ruj, far vs. Tam hesabı ödemeye geldiğimde uzman,


-Hanımefendi kaş farı almadınız dedi.
-Efendim anlayamadım kaş farı mı dedim. Honkkk
Uzman hanımın gözleri faltaşı gibi açıldı,
-Tabii kaş farı hanımefendi, kaş farı olmadan olmaz.


Kalıcı kaş makyajından iyidir diye düşündüm ve uzmanın denemek istemesine izin verdim.


Bu arada tüm ürünler yüzümde zaten palyaçodan farkım yok, birde kaş farı sürelim ne olur yani, ve sürdükk , aman yarabbimmm.


Sonuç Mustafa Keser. Başka tanım yok.


Alışmışım, incecik kaşlara, her ne kadar fettan bir ifade verse de, kaşım ince ben ne yapayım, hatun (buradaki hatun kişi, güzellik uzmanı oluyor) onları bir boyadı, Allahhhhhh
Al mendili çık sahneye.


1521
Aloooo ne koyuyum.


Artık ne koyarsan koy, aynadaki halime saatlerce güldüm ya, gerisi hikaye.


Okuduğum yazıya mı güleyim, kadına biçilmiş role mi, hatunlara mı, kokoşlara mı, neye güleyim bilemedim.


1521
Sonuç , ben aynı ben, alışmayan organda aksesuar durmuyor,


önemli bir davet varsa, makyaj yaparız, yoksa üzgünüm.


Harcadığım paralarda motivasyon olsun ne yapalım.


Sağlıklı, kendinizi güzel hissedeceğiniz günlere.


Sevgiyle


G.Banu KOCATEPE
Aralık 2014
Aralık 2014

Güneş Banu Kocatepe  yeni bir  gönderide  bulundu.

AYRANIM EKŞİ AAA DOSTLAR

Geçen akşam babacığımla telefonda konuşurken, kendimi fazlaca meth etmiş olacağım ki, eski bir atasözü ile usulünce silkeledi.


-E eee kızım , kimse ‘’ayranım ekşi’’ demez, sende haklısın dedi.


11300
Bildiğim ama kullanmadığım bu sözü bir kez daha hatırlattı, vuruldum.


Zira bu bakış açısıyle baktığımda , kimsenin ayranı ekşi olmadığından, herkese bir parçada olsa hak vermek gerekiyor.


Kendi tutumunu davranışını, objektif gösteremeyen, göremeyen ne çok insan var değil mi?


İletişim kurduğumuz çoğu arkadaşımız böyle değil mi?


Herkes kendi penceresinden gördüğü ‘’manzaranın’’ avukatı olmuş.


Dur birde senin oradan bakayım diyen pek az.


Aslında; ‘’ekşi ayranı’’ sevende var,


Neden o zaman doğal olamıyoruz, hep savunma, hep eleştireye kapalılık.


Yüzleşmek, yadsımak , kabullenmek bu kadar zor mu, sublime etsek, kendi açığımızı çıkarıp, karşı tarafa baştan teslim olsak nasıl olur?


Babamın ikazından sonra, ayranım ekşi ise ; ayranım ekşi demeye karar verdim,


Son durum budur.


Bu vesile ile son derece faydalı, her derde deva, milli içeceğimize selam olsun.


Sevgiyle


G.Banu KOCATEPE
Kasım 2014-11-28
Aralık 2014

Güneş Banu Kocatepe  yeni bir  gönderide  bulundu.

BİGUDİ TAKAN KADIN



1 Aralık 2014 Pazartesi
BİGUDİ TAKAN KADIN :))



Hafta sonu burnumun ucunu dahi çıkarmadan sürekli hasta yatarak geçirince, pazartesiye gerçekten enerjik kalkıyorsun.


Geçen perşembeden beri sırtım tutulmuş durumda, ama ne tutulma, tüm sırt.


Ciyak ciyak, ilaçlar, merhemler geldim gene de işe.


Bu yüzden Cumartesi ve Pazar günü, bol bol dinlendim, çoğunun yaptığı gibi kuluçkada geçirdim hafta sonunu.


Dün akşam diğer pazarlar gibi, hiç sendrom yaşamadan, güzel pazartesiye hazırlanıyım dedim.


Pazar akşamına doğru sırtım çok şükür geçti ya, fakat bu arada olmuş saat sekiz, kuaför falan kapanmış malumunuz. Olsun bende enerji var nasılsa, iyileşmişim.


Kalkıp güzel bir banyo sefasının ardından, çıkardım bigudilerimi. ‘’Bigudi takan kadın nedir bilmezsin’’ , bu şarkıyı biliyorsan , benim yaşlarımdasın sayın okur, Bilgen Bengü sağolsun.
izlesene.com/video/fusun-onal-bigudi/5158331


Ne yapalım kuaförü kaçırdıysak, sararım saçlarımı giderim güzel güzel işimin başına.


Gece tabii, unutmuşum bigudili olmayı, dönmek bir işkence. Sürekli uyandırıyor seni, hatırlatıyor kendini. Sağa döneceksin, sağ taraf batıyor, sola döneceksin sol, neyse sonuçta güzel olacağız diye, tahammül sınırımızı zorlasada pes etmedik. Döne dolaşa , oflaya, poflaya sabahı sabah ettik.


Uyku mahmurluğu almış enerjimizi, nede olsa uyuyamadık.


Alarmla kalktım, hala içim içime sığmıyor, işime gideceğim diye, görende işte herşey yolunda sanır, hiç öyle değil, ama evde oturmaktan, pineklemekten iyidir.


El , yüz rutin işler tamam, kıyafetler giyildi tamam , sıra bigudileri açıp, saçları dalgalandırıp, yuhufffff yüzü renklendirmekte. Çok heyecanlı...


Tek tek açtım o dolma sarar gibi sardığım sünger bigudilerimi.


Aman yarabbim o da ne, Engizisyon Mahkemesinden fırlamış gibiyim. Tam bir ortaçağ kadını.
ENGİZİSYON MAHKEMESİ



Kıvırcık olsun diye o kadar yukarılara kadar sararsan, işte böyle olur. Yok anacığım açılmıyorlarda.


Bildiğin Karaman kuzusu, yarısı kıvırcık, yarısı tiftik, otur ağla, servise kalmış on dakika,
ya ortaçağ mahkemelerindeki gibi, hiç bir şey yokmuşçasına çıkıp böyle gideceğim, ya ıslatıp sırsıklam edeceğim, ıslatsam kurutmaya vakit yok, şaka gibi, kamera şakası.


Hem ağlarım, hem gülerim.


Keşke bir resim koyabilseydim, vallahi abartmıyorum, billahi abartmıyorum.


Sonuç diğer sabahlar gibi, küçük tokalarla terbiye edip , yanlara saklamak.


Göyya makyaj yapacaktım, bir de buna makyaj yaparsam, Rus mamalara döneceğim. Sür kremini, zıbar git kızım.


Alışmadık malum organda, bazı süslü şeyler durmuyor.


Buda sana ders olsun.


İyi haftalar olsun, sağlıkle, sıhatle, işle, güçle,


Sevgiyle...


G.Banu KOCATEPE
Aralık 2015
Eylül 2014

Güneş Banu Kocatepe bir yanıt verdi.

Bu yıl üniversiteye hazırlanıyorum. İstediğim bölümler sayısal alanında fakat sayısalım pek iyi değil. Tavsiye olarak ne önerirsiniz?

Kararını billurlaştırman seni başarıya götürür, sayısalını geliştirmeye bakki, mutlu olacağın bölümde oku, derim.
Eylül 2014

Güneş Banu Kocatepe bir yanıt verdi.

Üniversiteye hangi alandan hazırlandığımız önemli mi (MF-TM-TS)? Puana göre istediğimiz alandan tercih yapabiliyor muyuz?

Yeni yapılan düzenlemelerle başarılı olduğun her alanda uygun kontenjan dahilinde kayıt olabilirsin.
Eylül 2014

Güneş Banu Kocatepe  yeni bir  gönderide  bulundu.

UÇ UÇ BÖCEĞİ

gbkocatepe.blogspot.com.tr/2014/09/uc-u...

UÇ UÇ BÖCEĞİM, ANNEN SANA TERLİK PABUÇ ALACAK

Kendi kanatlarınla uçmaya çalışmak ilk başlarda zor olsa da ne güzeldir.

Özgürlüğe yol almak, yapabilirliğe kanat çırpmak.

Tabii hazır isen.

Yok sadece arka taraflarda bir cenahın kalktı ise, yarı yolda kalırsın, aşağıya doğru iniş başlar. Rüzgar gerekir, el atmak gerekebilir. Lodos, poyroz, keşişleme... Aman...
6029

Denemelisin, haklısın, denemeden bilemezsin, ama o çevrende akıl verenlerin gazı yetmez, gerçekten olgunlaştığına, ehil olduğuna kendin inanamalısın. Ondan sonra denemelisin.

O zaman , işte o zaman kanat çırpmaların ses getirir, yön verir. Vay arkadaş dedirtir.

Aksi halde iki yaşındaki bebeklerin inat dönemindeki duruma düşersin. Hani elini tutmak istersen tutturmaz, önden gider, kendince seni iplemez ya, ben ben ben durumu hasıl olur bünyesine, sonra oturur kıçının üstüne ve melül melül bakar, kurtar onu diye. O günleri hatırla.

Tecrübeye, deneyime saygı duymayı, düşmeden öğrenirsen, diğer denemende daha başarılı olursun.

Kendi yetkinliğine kendin karar verdiğin şu günlerde, dön bir bak bakalım oldun mu? Ehil misin?

Oldum diyorsan, yolun açık olsun.

Yukarda havalar güzel olsun.

Bol ışıklı, güneşli olsun.

Sevgiyle...

G.Banu Kocatepe
EYLÜL 30 :)
Eylül 2014

Güneş Banu Kocatepe  yeni bir  gönderide  bulundu.

ŞOFÖR NEBAHAT

Sabah kuruldum arabama, bir hava bir süs bir püs sorma gitsin. Açtım güzel bir kanal daha doğrusu açmaya çalıştım, yaklaşık beş dakika kanalı tunning yapmaya çalıştım. Neyse hiç bir şey keyfimi bozamaz. Tunning lütfen yani...

Beş sene arabasız kalmış biri olarak, şükretmek lazım. Nazar boncuğumda takılı, varı da biliriz, yoku da edalarıyle, jeep satmış olmanın dayanılmaz ağırlığıyla, düştüm yollara.

Aman keyifler gıcır, benzini de dün almışım, stres yapmaya gerek yok.

Kemerler bağlansın, yolculuk başlasın efendim dedim.

Yok öyle anlatıklarımdan uzuuuuun yola gidiyorum sanmayın, Tuzlaya, Kartaldan-Tuzlaya afedersiniz.Toplasan yirmi dakika.

Şöför Nebahat yok karşınızda. O sadece beyaz perde de olur tamam mı?

Nebahat gibi Eşarp yok ama, gözlükler bin beşyüz.

Sabah esinliğiyle gidelim, açıyım penceremi, saçları savura savura gideyim düşüncesindeyken ben, o da ne, !!! Arabanın camı açılmıyor.

Tamam sinirlenmeyeceğim çekeceğim kenara, mutlaka bir klik nokta vardır. Marka arabaya biniyorum kardeşim, boru değil. İkinci el ama olsunnnn. Vın vınnnnnn

Erkek muhabbetine döndürmeyeceğim, ironi yapıyorum, biraz gülelim işte.

Kesin çocuk kilididir dedim ama, yok kardeşim açılmıyor, tam on dakika cebelleştikten sonra pes ettim. Klimayla yola devam. Ama arada vazgeçmeden elimde camda, sağolsun Tuzlaya 500 mt kala açıldı. Allah razı olsun. Ya hiç açılmasaydı.

503

Aman bunlara mı moralim bozulacak kardeşim, derken; elim siliceklere değdi, göyya otomatikti bu amcam, yağmurun tanesi değerken cama bunlar bir başlıyor foştura foştura, aman ne mucize. Ben artık neresine bastıysam işin tuhafı durmuyoda vicdansız. Çek kenara Banu, işi hallet.Arkamdakilerde daaaaaaaaaaat lamasa olmaz, hayret bişi. Bir durun pe kardeşim, yağmursuz günde sileceklemi gidiyim.

Kanal tamam, pencere açıldı açılacak, silecekler durdu.Vira Bismillah.

Bu arda 89 dan beri ehliyetim, acemi muamelesi yapılmasın okurken, çok rica edeceğim.

Ohhh ne gidebildim ne kalabildim çalıyor, keyifler gıcır her şeye rağmen, yanda bir artiz var, kesik atıyor sağolsun, hayır şimdi basıcamda olmayacak yanii. Altındaki araca bakmadan tövbe tövbe (burada hava atıyorum farkındaysanız).

Böyle havalı gide dursun şöförünüz o ne be, arabadan yemin ederim, dar dar darrrrrrrrrrr minübüs sesi çıkıyor. Mercedesten ( afedersiniz reklam oldu) yemin ederim. Bırak kaç.

Hafif fren kesiyorum daha çok, gaza basıyorum sakinliyor. Herkes ama herkes bana bakıyor. Suratımın ifadesi hakkında fikrim yok, ziyadesiyle şoktayım. Hava compressor yalan oldu.

Başladım konuşmaya, hadi canım, hadi güzelim, rezil etme beni, sen şöylesin sen böylesin yok anam şımardı karı, dar darrrrr darrr, birde sallanma, sarsılma rezalet.

İkinci el olsan da senin adın var, hadi kız, yapma şu sesi, bak herkes bize bakıyor.

Valla inip kaçıcam şimdi derken, kız sakinlemeden, sarsıla sarsıla Tuzla’ya geldik.

Artık dönüşü bilemem ama onun arabası var şarkısına şu anda uyuz olmaktayım.

Nazar bocuğunuda hak etmiyo bu terbiyesizzz.

Yolunuz açık olsun sevgiyle... .

G.Banu KOCATEPE
Eylül 2014
Eylül 2014

Güneş Banu Kocatepe  yeni bir  gönderide  bulundu.

GEZELİM GÖRELİM (YUNANİSTAN-MAKEDONYA)

29 Ağustos 2014 Cuma

Gezelim Görelim serimize devam ediyoruz canlar, sırada Yunanistan ve Makedonya var.

Yunanistana kalbim çarparak gittim ne yazık ki hüsranla döndüm. Kalp çarpıntımın sebebi Selaniğe uğrayacak olmamız ve Yüce Atamın doğduğu evi görecek olmamdı.

Selanik gerçekten çok hoş ve ikinci büyük şehirlerinden biri malumunuz. Kafeleri, mekanları bakımlı ve cıvıl cıvıl. İnsanları bizim kopyamız gibi ‘’tip’’ olarak.

Tip belki benziyor da , huy suy benzemiyor kusura bakmasınlar, Türk olduğunuzu anladıkları anda şekilleri şemalleri değişiyor ne yazık ki, unutamamışlar denize döküldüklerini.

Selanikte bulunan Beyaz kalede nam-ı diğer Kanlı Kalede, kalenin üzerine Osmanlı/Türklerin yazdıkları bir notu Unesco nun korumasında olmasına rağmen alçı ile kapatmışlar.

Orada sahilde minik bir kafede mola sefası ertesi, Atatürkün evine gidince ayrı bir şok yaşadım. Tüm eşyaları !!! bakım nedeni ile gönderilmişti ve odalar bomboştu. Sadece Atamızın resimleri ve mutfakta bir masa ile bir kaç kapkacak vardı.

GEZELİM

Umarım bir an önce Kültür ve Turizm Bakanlığı bu işe el atar ve eşyalar bakımdan gelir.

Bahçesinde babacığı Ali Rıza Efendinin diktiği nar ağacı, endamı ile süzüm süzüm süzülüyordu. Kasım ayında giden ziyaretçilere bu narlardan ikram ediyorlarmış. Nasip olmadı, mevsiminden dolayı,

GEZELİM

ama düşünsenize Atanızın meyvasını yediği ağaçtan sizde yiyorsunuz, tabii hala o yoldan gidiyorsanız.

GEZELİM

Çok ağladık, çok duygulandık, temennilerle, Türk olmanın gururu ile çıktık oradan.

Selanik sonrası Kavalaya geçtik, bildiğiniz bizim İzmir Kordonboyu gibiydi. İzmir’i taklit etmiş. Birebir aynı diyebilirim.

Yemekler mekanlar çok hoştu. Damak tadı zaten bizimkine uygun, yıllarca iç içe yaşamış olmanın verdiği eşitlik ve benzerlik olsa gerek. Kalamar dolma, ve kum midyeleri taktire şayandı.

Ama bizde de Kavaklara/Sarıyere/Boğaza git, alasını yersin. Boşuna öyle ballandıra ballandıra anlatamayacağım.

Kavalaya gidipte kavala kurabiyesi yemeden olmaz dedik, ve meşhur olan kurabiye fabrikalarına gittik, çok taze ve leziz olmasına rağmen Türk olduğumuz için gösterdikleri tavırdan (alınganlık göstermedik gerçekten öyleydi) hiç hoşlanmadım. Edirne Kurabiyemizin üstüne yok diye düşündüm. Gözünü seviyim memleketimin.

Fiyatlar fahiş unutmadan.

Ha bu arada Yunanistana girerken kara yolculuğu yaptığımızdan, ilaçlı sudan geçirildiğimizi de belirtmek isterim.

İki gün sonra Makedonya'ya yollandık. Üsküp ilk durağımızdı. Bayıldımmm.

İnsanları, mekanları,

GEZELİM

tarihi dokusu, 2014 Üsküp projesi yeni hali, dondurması, mısırı, teleferiği, doğası, incileri, balığı, elmaları, kırmızı armudu ve fiyatları harikaydı.

Kızlar desen boylu poslu, kıyafetler modern, insanlar güzel. Daha ne olsun.

GEZELİM

Köfte de son noktalar. Fasulye hem de kuru fasulyeleri nefisti. Boşnaklarınolduğu taraftaki tatlılar müthişti. Gezelim görelim yerine yemek bloguma yazabilirmişim buraları J))

Türkçeyi yüzde seksen kesim konuşuyordu.

Sonuç olarak kanaatim (Makedonya'dan bir gelinim olması için dua ederek), Yunanistan ertesi Makedonyanın/Üsküpün çok iyi geldiği idi.

Her şeye rağmen olumlu tarafından bakıp, iyi ki gördüm diyorum.

Türk topraklarında yaşamaktan gurur duyarak.

Atatürk’ün evini, doğduğu evi hep birlikte takip etmek dileğiyle.

Sevgiyle...

G.Banu KOCATEPE
Ağustos 2014
Ağustos 2014

Güneş Banu Kocatepe  yeni bir  gönderide  bulundu.

MOSKOF CARİYE :)

Moskof cariye Hürrem’in memeleketindeyim.

Sürpriz bir seyahat oldu, yarım saatte hazırlanan bir Türk kızı olarak, Rus kızlarını göreceğim diye bizim Türk erkeklerinden daha heyecanlıyım.

Şimdi bizi görünce sirk geldi sanmasın bu aşifteler J))

Ama fossss çıktılar. Hahayayayayyyy

Türk kızları üzülmesin.

4670

Bence bunlar evet güzeller ama; bizim erkekler Abaza. Kusura bakmayın.

Türkiye'de bin kat güzelleri var. Vardır yani, evet evet var VARRRRR.

Ne demiş Temel üstadımız önemli olan içgüzelliğidur. Kıskançlık yapmayalım, hakkını verelim.

Ama bu noktada hak hukuk derken sığ sularda gezinmeyelim, adamların tarihini, binalarını, sanatsal değerlerini hiçe saymayalım.

Yazı dizimin ikincisinde bunlardan bahsediyor olacağım.

Daha gider gitmez erkekçe yapılan muhabbetler sadece bu noktada. Bize oradan bir sarı getir diyenden tutta, of ne yawrum Moskova mı diyene kadar. Bunu dile getirmeyenlerde, terbiyelilerde yok değil, onlarında sedece gözüne bakın, ışıl ışıl yanıyor mübarek.

Şöyle bir fırtına hortum falan çıksa da şunları yerle yeksan etse demek istiyorum. Rus kızlarını canım, bizim edepsizleri değil.

Yazıktır, ayıptır, günahtır.

Görende hatunların hepsi sizi bekliyor sanacak.

Aslında size haklısınız, aklımız fikrimiz uçkurda ne yazık ki, Sadece Moskof Cariye Hürremi değil, Agafyayı da okursanız çok eski yıllardan beri durum böyle.

Türk sularına girer girmez hatunlar, bizim yiğitleri bir görmüşler ki, sormayın gitsin.

O bizim kazmalarda (senin yanında geğireni diyorum, alooo ) kibarlık, diz boyu. Eeeee menfaat naparsın.


Bizim adamların ağzı beş karış açık, beklemede. Hatunlar ne yapsın, arz talep meselesi. Ne kağaa ekmek o kağaa köfte misali.

Yalnız şunu da unutmayın, o ballı börekleri, kekleri Türk kızı yapar, hoyyooot oranı buranı açma, önüne bakma kodumu oturturum kızım dediğinde Türk kızı dinler.

Ayrıca Türk kızlarının gülen sıcacık gülümsemesi vardır böyle buz gibi değil.

Ha elleri ve ayakları da çok güzeldir.

Türk kızına hadi gidiyoruz dersen on dakikada hazır olur, her şey tastamam bir de bu özelliği var.


Bir de böyle leş gibi kokmazlar, haberiniz ola.

Ayrıca artık Türk kızlarının da saçları sarı, (Kibariye'nin kulakları çınlasın) çakma makma, idare edin yahuuu.

Bir hatırlatalım dedik.

Ben şimdi gidiyorum aralarında salınmaya, hoş kalın.

Moskova'dan sevgiler

Ey Türk Gençliği, ……

Not: Bu feminist bir yazıdır, hemen döşenmesin erkekler çok rica edeceğim. Maksat gülümsemek…

Şaka şakaaaa

G.Banu KOCATEPE

5 Ağustos
Ağustos 2014

Güneş Banu Kocatepe  yeni bir  gönderide  bulundu.

ARBAT SOKAĞI

Moskova Arbat Sokağındayım, hani şu, tarihe yön veren, sanatçılar barındıran meşhur sokak. Ölmeden önce görmemiz gereken yerlerden biri.


Nam_ı diğer, Kendini Taksim zanneden sokak.

İki rivayete göre almış adını, birincisi Slavca Tepe anlamına gelen , diğeri arka mahalle anlamına gelen Arapların isimlendirdiği ARBAT , hangisini beğenirseniz.
Yüzyıllara tanıklık eden sokakın tarihçesi 1493 lere dayanıyormuş, anlata anlata bitirilemeyen sokağın benim penceremden hikayesi;

Sokağa araba girmesi yasak, sokağın başına geldiğiniz andan itibaren turist akını ile
karşılaşıyorsunuz ama Taksim kadar yoğun bir turist trafiği yok. Daha dingin, daha sakin burayı tercih edenler.


Tarihi binalarla çevrili olmasına rağmen öyle aval aval bakılacak bir durumu yok gibi.

14515


Sokağın ortasında çiçeklerle bezenmiş minik dükkan buketleri karşılıyor sizi. Restoranlar
dizili, amma önünde avaz avaz bağıran çığırtkanlar yok, Taksimde cağğğnım Taksimde, beni ve turistleri en rahatsız eden olay . Gel vatandaş, gellll Sanki bağırmazlarsa insanlar tercih etmeyeceklermiş gibi.


Dondurma şovumuzu kastetmiyorum, o şov bir harika, bizi uluslararasılaştırdı, reklamımızı yaptı çoğu yerde ne de olsa.

Restoran demişken, meşhur Türk döneri görmeniz mümkün. Gözünü seviyim memleketimizin. Her yerde namımız yürümüş.

Bol bol hediyelik eşya satan dükkan dizili, hepsinin önünde kendi reklamını yapan bir şahıs, bağırmıyor sadece boynuna ilanını asmış, oku ve anla diye bekliyor.

14515


Matruşka satan dükkanlar çoğunlukta, onlar için önemli bir değer. En küçüğü üç parçadan oluşuyor ve 200 ruble. Yani bizim Taksimimizdeki fiyatların çok misli.

14515

Sanatçı sokağı diyorlar ya, gerçekten öyle. Her köşede boya ve paletini açmış bir değer, emeğini sergiliyor. Kimisi Kremlin sarayını ve tarihi değerleri, kimisi, kedi köpek sevdasını, kimi ekmek tahtası oyuyor, resmediyor, kimide kara kalem çalışıyor. Fiyatlar haklı olarak fahiş. El emeği göz nuru neticesinde.

Tüm sanatçıların hali hazırda bulundurduğu şemsiyeleri var, malum yağmur burada haber vererek geliyor, en az günde bir kez. Önce hey geliyorum diyor, ses çıkarıyor, rengini kapıyor, karartıyor veeee boşaltıyor, o arada Kentli tüm insanlar alışmış önlemlerini alıyorlar. Sanatçılarda dahil.

Ne şiş yanıyor, ne kebap, ıslanan sadece bilmeyen ahmak.

Arbatta, gezen tüm hatunlar edalı, sokak gibi…

Arbat sokağında, tiyatroya da rastlamak mümkün. Onlar için tiyatro olmazsa olmaz.

Bunun dışında, Dansçılar ve müzisyenler var her köşede, kendilerince müzik /dans yapıyorlar. Ben iki kız kardeşin önünde buldum kendimi, ikisi de bir örnek giyinmişlerdi, yumuşacık seslerini dinleyip, mola verip, bu görmeden ölmememiz gereken yerde dolaşmaya devam ettim.

Çayskovskiler, Mayokoskiler, Puşkinler dolaşırda ben dolaşmazmıyım.

Sonuç olarak, tarihi ve kültürel dokusu ile nam salmış kenttin sokaklarında yaklaşık dört saat geçirdim.

Yedim, içtim, alış veriş yaptım, üstelikte yağmura yakalanmadan, oldukça keyifliydi.

Döner dönmez ilk işim Taksime İstiklal’e uğrayıp, oralara farklı bir gözle bakmak, zira kendisini taklit etmeye çalışanlar var.

Haberi olsun.

Tüm değerlerimizin kıymetini bilerek,

Sevgiyle

G.Banu KOCATEPE

Ağustos 7
Ağustos 2014

Güneş Banu Kocatepe  yeni bir  gönderide  bulundu.

MOSKOVA

Gezelim Görelim serimize devam ediyoruz canlar, çok tesadüfi gittiğim Moskovayı birde benim gözümden, penceremden anlatıklarımla okuyun.

Son derece hazırlıksız bir günde tesadüfen izinli olduğum bir dönemde , eşimin işleri nedeni ile bir seyahati gerçekleşti, bir saat içinde hazırlandığımız bir kararla paldır küldür gittim Moskova'ya.

Uçağın kalış saatine iki saat vardı ve Yeşilköyden kalkacaktı, düşünün ben iki kişi için yarım sdaatte valiz hazırlayıp düştüm yollara.

Ne de olsa gezeceğiz göreceğiz.

Biz kadın milletine hadi hoppa demen yeterli, yarım saatte harikalar yaratırız, en hazırlıksızımız bile o cık kadar valize üç çift pabucunuda sıkıştırır ve kapıda hazır ve de nazır gezmeye hazır kıvama gelir.

Giderken uçak seyahati boyunca aklımda bin bir türlü hikayeler filmler geçti, ne de olsa herkesin Moskovaya dair yalan yalnış yada doğru fakat kendince anlattığı bir sürü pencere var.

Mesela şu karşı cinsin anlattığı hikayeler , öyle bir anlatırlar ki, sanırsın havaalanından itibaren bu sülün hanımların hepsi bunları bekliyor. Gördük efenim...

Boy, pos, endamın dibi olan bu hatunların saçları güneş sarısı, yumuşacık, doğuştan fönlü mübarek. Hepsinde son derece özgüvenli kıyafetler, eeee kavun tatlı hatun ne yapsın, kısacık şortlar bu kadar mı güzel durur. Uzun, upuzun giyende çok ama düğme ve dekolte ile göstermelerini istedikleri her yer ortada. Hal böyle oluncada bizimkilerin algısı malum, hatunlar bize bakıyor ile doğru orantı kurup yazık bayağı bir inanıyorlar. İlla bakanı ilgileni vardır yok değil, kadın erkek ilişkisi malum. Arz talep her yer aynı. Moskova'da, İstanbul'da, Bingöl'de. Düşündüğün, düşünülen, hayal ettiğin, gerçekleştirdiğin, bilebildiğin...

İnsana dair her konuda olduğu gibi...

Sokaklar temiz, bakımlı, özenli, insanlar daha kontrollü. Çerini çöpünü lökedenek sallamıyor meydana.

GEZELİM

Yurt dışında herkes okuyor azizim diyenlere inat, bir tane okuyanına rastlamadım ne yazık ki, ne metroda, ne cafelerde. Bizi küçümsemek için uydurulan başka bir hikaye bu da.

Yemekler et ve hamur işi ağırlıklı, börekleri, güzel, bunun dışında iyi peynirden
anlamıyorlar. Kahvaltıda domuz jambon, meyve, ve hamur işi yiyorlar. Mantara ve
lahanaya bayılıyorlar. Herşeyin içinde mantar, lahana utanmasalar tatlıya da koyacaklar. Bira malum çok seviyorlar. Votka bilindik. Fast food zinciri kaynıyor her yer. Gözünü seviyim memeleketimin. Yaşasın Türk Mutfağı.


Alış-Veriş; mağazalar standart, merkezlerde her yerde her dükkana ulaşmak mümkün, Dünyanın en pahalı şehri olduğu gerçeği doğru. Türkiyede artık herşey bulunduğundan vay be ne mağazaymış diyeceğim hiç bir mağazayı göremedim. Değişik gelen tek şey, alış veriş merkezlerinde ki manikürüstler oldu. Hepsi renkli bir masaya dizilmişler, kadın erkek manikür yapıyorlar, üstelikte bizdeki gibi değil, sadace törpü ve fiyatta bizim paramız ile 75tl. Hadi ordan...

Tekne turlarına bayıldım, hayret iyi bir şey söylüyorsun diyenlere, gerçekten hoşuma gitti. Çünkü teknelere binme sırasındaki özen ve dikkat taktire şayandı. Engellilerden tutta, köpekli kişilerin bile rahat binip inebileceği bir aparatla korkusuzca teknelere binip, tarihi yapılarını seyreyleyebiliyorsun. İnsana ve yaptıkları işe saygıları var. Bizde bırak tekneye inip binerken gösterdiğin eforu, yamuk yumuk iskeleler, feribottan düşen araçlar, Dünya basınına rezil olmuşluğumuz var. İçim acıdı.

GEZELİM

Metroları toplu taşıtlarını malum herkes biliyor ve taktir ediyor. 1935 yılında inşaa etmişler, içleri son derece bakımlı, yerin dibinin dibine bile özen göstermişler, avizeler, ışıklar, yardım
butonları yıklıyor. Örnek alınası. Helal olsun.


Meşhur bir Arbat sokakları varmış, aman efendim ölmeden gidilecek yermişte, şöyleymişte böyleymişte. Taksim bin basar o kadar.

Tabelalarda krill alfabesi, bin kez daha şükrettim Atatürk’e ve latin alfabesine, ters üçgenler, ters v ler, kuyruklu b ler, hepsi çılgın. Burada kendimi taktir etmeden geçemeyeceğim, iki günde söktüm alfabeyi, gezeceğim ya can havliye J), burger king ve mc donalds dan yola çıkarak. Alt tarafı 23 harf, okumama, yönümü bulmama yardımcı oldu. Teşekkürler Atam.

GEZELİM

Krill alfabesini bulan zatı muhteremin birde büstünü dikmişler, Allaha havale ediyorum.
Büst demişken, heykelde, sanatta, tiyatroda, balede söylenecek tek bir söz yok. Helal olsun. Yürüyün be koçum kim tutar sizi.

Bizde ise malum, tiyatrolar kapanıyor, baleler az, mekan yok, bir sinema tutkusudur gidiyor, sorma...

Park ve bahçelere gelince, hep sulu sepken, her parklarından su fışkırıyor.Bakımlı, temiz, gençler sağlıklı, enerjik, eğlenenler, dans edenler, ülkemde de en yakın zamanda olmasını dileyerek;

GEZELİM

Benim gözümden Moskova efendim.


Çok okuyan mı, çok gezen mi diyenlere, ikiside şart diyerek,


Sevgiyle...

G.Banu KOCATEPE

Ağustos 2014

Not: Bu arada Ergenus Moskova’ ya gitme kararı aldığımızda evde olmadığından(yüzüne hasretiz oğlummmmm, Firadımmm ) bu güzel kızları kaçırmanın verdiği kıskançlıkla bir hafta boyunca her türlü kaprisi yaptı. Anneciğim biz acilen gidiyoruz diye attığım sms mesajıma;

- insanlar acilen bakkala çakkala gider, sizin gibi Moskovaya değillllll diyerek küsme faaliyeti gerçekleştirdi. Telefonlarımız yanıtsız kaldı, Lokumu (kedimizi) merak edip sorduğumuz da, sadece

- yaşıyor diye cevap yazdı.

Anlayacağınız burnumuzdan getirdi.
Haziran 2014

Güneş Banu Kocatepe  yeni bir  gönderide  bulundu.

ÇORAP SORUNSALI

12269

Tam bir kaos değil midir? Nereye gider? Ne olur? Ne yer? Ne içer?

Akıl fikir almıyor.

Sabah tam da böyle bir sorunsalın içine düştüm.

Kırk küsür yılı devirmiş ömrü baharımın yaklaşık yarısını ev hanımlığı da işgal ediyor. Ve ben deniz ne hikmetse şu çorap işini bir türlü yoluna koyamadım.

Kaybediyorum, bulamıyorum, eşleyemiyorum, eşledikleriminde ya rengi tutmuyor, ya kumaşı.

Bunları yazarken kendimi ‘’çorap teki’’ gibi yapayalnız ve çaresiz hissediyorum.

Bşaka dertler tasalar rafa kalkmış iken, sabah çorap bulamayan sayın eşimin esprilerine, espri görünümlü göndermelerine haklı olarak maruz kalıyorum.

Nasıl bir şey uydursam da geçerli olsa diye düşünürken uyduracak hiç bir şey bulamadım ve dedim ki,

- Aman derdimiz çorap olsun.

Demez olaydım, bence son derece masum olan cevap, oldu politik cevap,

-aynı şu an ki hükümet gibisin

demez mi sayın eşim.

Aslında aklımda çok yaratıcı çözümler var, fakat söylersem henüz afyonu patlamayan insanların sinirini patlatmayayım diye kendime saklıyorum. Mesela mı?
  • Bence çoraplar bir örnek olmamalı, ne o öyle ikiz kardeş gibi, biri siyah biri beyaz olmadıkça, bir lacivert biri siyah olabilir, dayanışma içerisinde olmalılar. Bu çözüm düşünülmeli.
  • Biri siyah biri beyazda olmalı, ilk maddeme inat. Irkçı değiliz ki, kardeş kardeş geçinsinler. Sanki ayak parmaklarımız birebir aynımı, sol daha küçük. Bilimsel izahati var değil mi? Kalp tarafındaki organlar bir miktar minik.
  • Biri kısa biri uzun da olabilir. Boy değil, işlev önemli ne de olsa. Uzmanlar öyle demiyor mu?
  • Biri Anya da, diğeri Konya da misali, farklı kumaşta olur, her farka saygımız var, bir koton ile, bir ipek neden kanka olmasın.
  • Aslında bu kinayeli tavırlara , arkadaşım bastır parayı bulalım bir Asuş da demem lazım ama, bu seferde Beyaz Rus yardımcı bulur korkusu, teklifimi yutmama neden oluyor. Sanki Türk sularında böyle tombik yardımcılar yok ta hemen tehdit...
  • Doğura doğura erkek evlat doğurdum, keşke çorap sorunsalı için birde kızım olaydı, sorunsal yaşayanlara çözüm önerimdir. Flört edeceği oğlanlarla dışarı çıkmak için kıvranıyor mu, önce çorap teklerini bulsun alla alla...
Yazarken bile çıkamadım içinden. Aklıma yeni yeni fikirler geliyor çok zekice... Ucuz çoraplardan alıp, kullan at yapsam, adam boşar mı beni acaba, ekonomi yüzünden. Ekonomi bozulur ama, Ağzımızın tadı bozulmaz değil mi?

Ya da iş bölümünü değiştirsek, çorap sorunsalı akıl torbası eşime havale edilse, o da otursa, standart sapma mı yapar, ortalama mı alır, artık excell tablo, mu yapar bilemem, ama çözümü bulsa.

Bence çorap sorunsalı, erkek işi, bu iç çorap çözünseli olsun, evet karar verdim, iş değişikliğine gidiyorum.

Duyurulur...

Artık kimin sorunu ise o düşünsün, madem hükümet gibiyim, bende Suriye sorununa pardon yemek sorunsalına kanalize oluyum. Esaslarım, önceliklerim değişsin.

Sevgiyle

G.Banu KOCATEPE - Haziran 2014
Haziran 2014

Güneş Banu Kocatepe bir yanıt verdi.

Eğitim hayatınızda karşılaştığınız sorunlar, problemler nelerdir?

Meraksız öğrenci ve okumayan eğitimci.Kendimizi geliştirmek zorundayız.
Haziran 2014

Güneş Banu Kocatepe  yeni bir  gönderide  bulundu.

X*RAY GÖZLER

Akşam uykum kaçtı saat dört gibi TV'de başladım sörfe. Magazin programlarından birinde Ömür Gedik, Ferhat Göçer ile ayrılıklarını barışmalarını anlatıyordu, öyle bir yerde açmışım ki televizyonu zap yapamadım.

Ömür hanım erkeklerin yanlarında bayan olduğu halde, başka bayanlara kitlenerek bakmalarından ve bundan duyduğu rahatsızlığı anlatıyordu.

Uzun zamandır kafama takılan bir konu olduğundan takıldım kaldım. Fıstık gibi bir hatun olan Ömür, üstelikte dekoltenin dibine vuran bir hatun bile bundan örseleniyorsa, diğer hemcinsler ne yapsın.

Gerçekten çevrede gözleri fel fecir okuyan, x-ray cihazı gibi dolaşan adamlar çok, bir de bunu partnerlerinin yanında yapan, yapabilende cabası. Cesaretelri taktire şayan...

Ayıp, günah gibi mefhumlar, ya da karşıdakini de (bakıp filmini çektikleri) incitebilecekleri duygusu kitaplarında yok olsa gerek. Hepsi kadını sadece cinsel kimliği ile görmek istiyor.

2070

Oysa siz başka bir derttesiniz, bir şeyler ifade etmeye çalışırken, adam yolculukta, dekolte bölgenizden başlıyor gözleri gezinmeye, artık hayalinde ne varsa.

Dik dik baksanızda anlamamazlığa, işi doğalarının gereği olguyla yaptıkları inancında. Tabii bazısı bunu yapan. Hepsine böyle bir ithamda bulunmuyoruz.

Çelişkili bir konu aslında, şimdi konuya sebep olan hatun, zaten dekolteyi kullanan, bana böyle bakın diyen bir kadın, o zaman hedef değişikliği neden bu kadar kızdırmış anlayamadım, yooook hepsi bana baksın demek istiyorsa o zor.

Bunlar, bu cinsler aynı anda dört beş hatunu x-ray gibi tarar, kitabını yazar. Tekeline alamazsın. Bacağınıda açsan, kafanı da kazısan, o bakmak istiyorsa bakar.

Benim önerim, hemcinslerim için; açıyorsan şikayet etmeyeceksin, bu ülke henüz o moda hazır değil, erkeklere tavsiyem ise, ya gözlük takın, ya da pişkinliğe vurmayın. Adam gibi bakın.

İletişimde göz nerede olması gerekiyorsa orada olsun.

Ayıptır, günahtır, terbiyesizliktir.

Hele yanınızda partneriniz varken yapıyorsanız, siz başkalarını x-ray gibi tararken sizinkini de başka yerden tarıyorlardır unutmayın.

Gözünüze gönlünüze sağlık.

Sevgiyle

G.Banu KOCATEPE
Haziran 2014

Güneş Banu Kocatepe  yeni bir  gönderide  bulundu.

İLAÇ NİYETİNE

Sabah bir arkadaşımla muhabbet ederken üstelikte Pazartesi sendromuna rağmen, bana ilaç gibi geliyorsun Banu, şu anda çok iyiyim teşekkürler dedi , giderken.

Ne güzel böyle güzel iltifatlar duymak, herkese ilaç gibi gelmek, ağrıları dindirmek, sızıyı azaltmak. Kısa süreliğine de olsa, onunla olduğunu, onu anladığını hissettirebilmek.

Bende istiyorum kendim gibi ilaç gibi arkadaşlardan,

Aç ya da tok karnına, farketmez.

İlaç gibi gelsin, leb demeden leblebiyi anlasın, derdime derman olsun değil, gülerken gülsün, benle sevinsin, bazen konuşmadan beni anlayabilsin.

İlaç gibi gelsin...

Ne yazık ki sayıca az, maşallah çoğunluk ilaç niyetine değil, daha çok hasta eder adamı. Allahtan bir iki ilaç niyetine arkadaşım var, yoksa hayatı zehrederler adama.

Akım derken köküm diyen mi istersin, fazlaca alıngan mı istersin, şımarık, egosu tavan yapmış mı istersin, maddiyatla beslenen mi istersen eser dozda da olsa var.

Aman onlardan uzak olalım da, bir iki kişiyede ilaç olalım.

Hasta olmayalım.

İlaç niyetine dostlara...

Selam ve sevgiyle, iyi haftalar olsun.

G.Banu KOCATEPE
Haziran 2014

Güneş Banu Kocatepe  yeni bir  gönderide  bulundu.

SİDİK YARIŞI (AFFINIZA SIĞINARAK)

SİDİK YARIŞI; Afedersiniz diyerek başlayalım söze, sidik yarışından bahsedeceğim zira. Çok tasvip etmesem de kullanılan bir tabir. O halde bende özür dileyerek, yazıyı sidik yarıştıranlara ithaf ediyorum.

Bu tabir gereksiz laf lakırdı içinde olanlar için kullanılsa da, ne yazık ki yarışma ruhu olan çoğu kişide bu ruh hali bünyelerine musallat olmuş.

Sen istediğin kadar yarışma, normal davran , onlar kendilerini bir yarış içinde hissedip ona göre kulvar belirleme derdindeyse çokta yapacak bir şey yok. Yazık bırakalımda uzağa şey ettirsinler o zaman. Belki bir arşın yol giderler.

İçinde kıskançlık duygusunu barındırdığını düşündüğüm bu yarışta, hasetlik o kadar dopinglidir ki muhteremlerde , göz kararır, hırs alevlenir ve kendi belirlediği hedefe kitlenir. Amaç bayrağı almaksa zavallı o çapula ulaşacağım diye türlü numaralar çeker. Kan ter içinde, soluklanır, atağa geçer. Bayrağı alırsa ne ala, ama alamazsa seyreyle gümbürtüyü.

İroni yaratmadan , lafı uzatmadan, eğitim ve kültürün yetersiz kaldığı bu bünyeler uzağa işeyeceğim derken per perişan olur aslında. Hele birde yarışta safta, işte doğruyu yapamıyorsa.

2333

Bu günlerde öyle bir olayın içinde bulduğumdan kendimi, kaleme dökmek farz oldu.

Son derece beraber hareket etmek istediğim bazı arkadaşlar yüzünden, iyi niyet elçiliğimi, yumuşak kalbimi rafa kaldırdım.

Milletin yarış ruhu yüzünden, bir baktım kendimi anlatmak zorunda kalmışım. Sırf onlar yönetime daha yakın diye kendi pencerelerinden anlattıkları için.

Yönetimde sağolsun kankisi olunca muhteremlerin önyargı, algı durumları su yüzüne çıkıp,
sadece muhteremin ev manzarasından penceresinden bakınca olaya, durum vahim bir almış. Tesadüfen çıktığım toplantıda tüm bunları hissedip gerçekleri anlatınca, daha uzağa işemeye meyl etmiş arkadaşlar biraz bozum olsada, bana da yazmak için fırsat çıkmış oldu. Yazı yazacak adama bahane çok ne de olsa.


Diyeceğim şu ki, paylaşamadığınız olaylara dönün bir bakın. Hepimiz aynı kuruma hizmet etmek için buradayız, babamızın yeri değil. Yarışacaksanız, işler doğru gitsin diye yarışın, sen ne kadar uzağa ben o kadar uzağa işiyim olmasın. El birliğiyle mutlu mutlu çalışalım.

Gerçek Yarış, centilmence olur ve içinde gurur ve başarı bulundurur. Eğitim ve kültür meselesidir gerçi bu. Eğer bu türden iseniz, Bu türlerin her yarışı kaliteli olur. Ama birde bu nosyonlar yoksa bünyede, işte böyle çarşafa dolanırsınız.

İyi niyetli, hırssız ama azimli, uzağa ne kadar işeyeceğim diye değil, ne kadar uzağı görebileceğim denen günler olsun.

Affınıza sığınarak, sevgiyle...

G.Banu KOCATEPE
Haziran 2014

Güneş Banu Kocatepe  yeni bir  gönderide  bulundu.

PAMBIK NAM-I DİĞER LOKUM

Pambık Nam-ı diğer Lokum;

1215

yazılarımı takip edenler bilir, Lokum benim güzel kızım, kedim.

Beş yıldır bizimle.

Persian cinsinde hanım hanımcık bir kedi. Soranlara terbiyeli, güzel, uslu, misafir sevmeyen, tüyleri gibi yumuşacık diye anlattığım dostumuz.

Mırıl mırıl bir sesi var. Tek kötü huyu acıkırsa ısırması, sadece ve sadece beni ısırması.

Akıllı, uzmanlar on sekiz aylık çocuk zekasına sahiptir bazı kediler diyor ya, benim kızım onlardan. Kafa, el, kol hareketimizle bile ne dediğimizi anlıyor.

Neyse gelelim mevzuya, Şaziya ablamız var bir adet, Asuman ablamızdan sonra gelen, beş aydır bizle, kendisi Sivaslı. Çok şeker tam bir Anadolu kadını, cabbar, dinamik, çalışkan, İstanbul’a geleli epey zaman olmuş ama dili hala şiveli.

Şazişimiz, kafasına göre evin şeklini şemalini değiştiren bir hatun.Bazen eve gelince koltukaların ya da Tv ünitesinin yeri değişmiş olabiliyor.TV ünitesinin üstüne dantel koyan hatunlardan kendisi.

Bu karekterde olan Şazişimiz, Lokumun adını uygun bulmadı kendisini pambık diye seviyor. Pamuk gibi bir şey gibilerinden herhalde.


Pambık aşağı pambık yukarı...

Geçen akşam akıllı bıdığımıza sesleniyorum Lokum lokum lokum, yok anacığım kedi o onsekiz aylık çocuk zekasına sahip kedi gelmiyor kuru mamasını şıngırtatıyoruz, kap kacak sesi çıkarıyoruz, yook, duymuyor, anlamıyor.

Ergenusum farketti,
-Anne pambık diyelim belki gelir.
Dedi.


Ve biz pambık dediğimizde, jet hızıyla gelmez mi bizim beş yıllık Lokum kedisi.
Bizim persian kedi olmuş Sivas kedisi.

Lokumu artık silmiş kafasından, Şazişin uygun bulduğu ismi kendisi de uygun bulmuş. Pambık daha güzel demiş.

Eeee kırk yıllık Şaziyeye ben Şaziş dersem, o da benim beş yıllık Lokumuma Pambık der. Empati huyum gene devrede...

Yeniden eğitime alsam ne fayda, olan oldu, pamuk olsaydı daha iyiydi de, pambık işte.

Nam-ı diğer Lokum, artık Pambık.

İlginenlere üzülerek sunarım.

Pambık gibi günlere.

Sevgiyle...

G.Banu Kocatepe
Haziran 2014-06-11
Haziran 2014

Güneş Banu Kocatepe  yeni bir  gönderide  bulundu.

KIZ SEN İSTANBULUN NERESİNDENSİN?

Yıllardır İstanbul da oturan, nerelisiniz diye soranlara, yedi göbek İstanbullu olduğumu anlatmaya çalışan ben deniz, ilk kez Kız Kulesine gittim desem.

Pes dersiniz değil mi?

Bende kendime aynı sözleri sarfediyorum. Pes diyorum, ayıp diyorum.

Neyse efendim Pazar sabahı brunchımızı Kız Kulesinde yaptık. Tarihi dokusu ile, ortamı ile gerçekten turistlerin bol bol ziyaret ettiği kadar var. Geç olsa da... Dünyanın gezilecek yerleri arasına boşuna girmemiş.

5074

Milattan Önceyle başlayan çeşidi bol efsane seçeneği var. Hangisine gönlünüz yakın ise onu kullanın misali. Battal Gazinin ‘’Atı alan Üsküdarı’’ geçti lafının çıkmasına sebep olan, kralın kızını kurtarmasından tut, yılan sokacak korkusuyle kızını kapatan başka krallı efsaneye kadar. Hangisine bakarsan bak, kulede yoğun aşk var.Ben Battal Gazilisini sevdim. Belki de özü sözü Türk diyedir kimbilir.

Restorasyonu sırasında çok vukuatı var, Kız kulesinin.

Yanmış, yıkılmış, kiminde Fransız hükümeti devreye girmiş, yaptırmış, kimin de anlı şanlı Osmanlı.

Sonuç olarak güzel kule 2000 yılında gerçek değerine kavuşmuş ve işletilmeye başlamış. İyiki de başlamış.

Gitmek isteyenlere; Üsküdardan ya da Kabataştan özel tekneler sizi alıp, kuleye götürüyor. Milyonlarca romantik, Evlilik tekliflerine şahit olmuş kule beş kattan oluşuyor.

İlk iki katı, biri asma kat olmak üzere, Restourant olarak konuşlanmış. Arada turistik eşyaların satışının yapıldığı bir hediyelik dükkan var.Anahtarlık, kitap ayracı, çakmak vs. kız kulesi figürlü, üstelikte uygun fiyatlı.

Üst katlarda efsanelerin hikayelerinin anlatıldığı yerler var. Osmanlı macunu yapan bir yaşlı amcam var ki, mutlaka tanımalısınız. Güler yüzlü, özellikle çocukları çok seviyor ve geleneksel macunu anlatıyor. Şeker diyabet hastası değilseniz, mutlaka tadın.

En üst katta cafe var. Nefis kahve kokusu eşliğinde terasa çıktığınızda ise, güzel İSTANBUL.

Kız sen İstanbulun neresinden sin? Diyenlere, güzel İstanbulu gezip tadını doya doya çıkaramıyorsan, İstanbulluyum demeyelim diyerek,

Sevgiyle...

G.Banu KOCATEPE
Haziran 2014
Daha Fazla