Bilmek istediğin her şeye ulaş

Web Application Development, ASP.NET, C#, SQL Server, Web Design and some passion..

Ekim 2016

Hakan Köse  bu yazıyı beğendi:

BALKANLAR'DA YOLCULUK

Gezimanya.com'daki linki :gezimanya.com/Yazilar/balkanlarda-yolcu...

Öncelikle bu yazıda daha çok spot bilgiler şeklinde deneyimlerimi paylaşmaya çalışacağımı belirteyim. Şuraya gidin, burada yemek yiyin, orada eğlenin tarzı tavsiyelerde pek fazla bulunmayacağım. Tarihsel detaylarla ilgili çok güzel blog yazıları çeşitli sitelerde bulunmakta google'dan
isteyen bulabilir.

Benim bu tatile çıkmadan önce en çok merak ettiğim ama bloglarda pek göremediğim yol
durumları, sınır geçişleri, trafik detayları, polis çevirmeleri, benzin fiyatları, radar ve konaklamalar
ile ilgili işinize yarayacağını düşündüğüm detaylara değineceğim.

25eylül - 2ekim arası araba kiralayarak 8 günlük kısa denebilecek 4 ülkeden oluşan (kosova-makedonya-arnavutluk-karadağ) balkanlar gezime başlarken telefonuma birkaç işime yarayacak program yüklemiştim;
  • Sygic : bu 4 ülkenin haritalarını önceden indirdim ve çevrimdışı kullanma sayesinde yol sıkıntısı hiç çekmedim (olmazsa olmaz uygulamamız).
  • Sygic travel: eski adı tripomatic olan sonrasında sygic tarafından satın alınan bu uygulama gidilen ülkede size gezilecek yer, restoran vs gibi oldukça işe yarar önerilerde bulunuyor
  • Tripadvisor: hem otel hem aktivite(plaj, bar, restoran, cafe) önerisi açısından çok faydalı
  • Foursquare: günlük aktivitelerimi planlarken bu uygulamadan öneri ve yorumları da dikkate aldım (özellikle yemek işimi buradan hallettim)
  • Lexar: ios kullanıcısı olarak 16gb telefon hafızamın bana yetmeyeceği aşikardı ve bu sorunu Lexar 16gb iphone usb cihazı alarak çözdüm. Bunun uygulamasını da yükledikten sonra hafızam dolduğu anda saniyeler içerisinde cihaza aktarım sağlayıp dökümantasyonuma devam ettim.
  • Booking:konaklamamı şehirlere gittiğim gün ya da akşamı yaptım, önceden rezerve etmedim (olmazsa olmaz uygulamamız).

Dipnot: Ben zaman kısıtlı olduğu için alamadım ama bulabilirseniz Lonely Planet'ın Western Balkans kitabını seyahat öncesi edinmeye çalışın çok fayda sağlarsınız.

Kosova Rentalcargroup.com'dan (şiddetle tavsiye edilir) öncesinde rezerve etmiş olduğum ekonomi sınıfı
Fiat Punto aracımı Kosova - Priştine havaalanından aldıktan sonra sygic navigasyonu kullanarak yola başladım. { Bu arada priştine havaalanında free wifi mevcut bilginize, adı VALA FREE ;)} Araç ülke geçişlerine uygun özellikte olsun buna kesinlikle dikkat edin ve ona göre ayırtın. Arabanın ruhsatını kontrol edip muayenesinin tam olduğunu görmeyi unutmayın.

6323

İlgilenen çocuğun(Imre) sadece Karadağa geçişte 15 euro vereceksin uyarısını da yaptığını belirttikten sonra Priştineyi birkaç saatte gezdim. Yol boyunca çeşitli benzincilerde göz ucuyla fiyat değerlendirmesi yaptıktan sonra Petrol Company'de karar kıldım. Eğer Kosovadan geçiyorsanız bu benzincide depoyu fulleyin ;) {Balkanlarda benzin bize göre yaklaşık %30 daha ucuz} Makendoya sınır kapısı Vendkalimi kufitar Hani i Elezit'a doğru gelmek üzereydim (yer yer daha hızlı olmak üzere ama özellikle sınıra yakın bölgelerde 50-70 km/h arası seyir halinde virajlar ile dolu asfalt bir yol), sınır kapısına yakın bir mevkide ilk tecrübemi yaşadım. Yol biranda tek şerite düştü, sağda bir kulübe ve görevli memur bana acayip el kol hareketleri yapıyordu, tabi ingilizce anlaşmak imkansızdı. Sonunda bana "bekle" demek istediğini anladım ve aracı sağa çektim ki 45 sn sonra karşıdan birçok araç gelmeye başladı. Meğerse yol o an karşı tarafa aitmiş ben ne bileyim kardeşim : ), telsiz konuşmaları sonrası bana “gidebilirsin” işaretini vermesiyle ara geçişi kat ettim ve gördüm ki bu sefer ters yöndekiler az önce bizim beklediğimiz gibi beklemekteler. Böyle bir şeyle karşılaşır mısınız siz bilmem ama ben gene de uyarıyım. Yol çalışması değildi onu söyleyeyim.

Nihayet sınır kapısındayım ciddi bir kuyruk var, 2 gişe çalışıyordu. Fakat elemanlar çok uyanık sağdan soldan gelip önden araya girmeye çalışıyorlar siz siz olun aman vermeyin. Bunu gördükten sonra öndeki
araçla aramdaki mesafeyi 5 cm tutarak beklemeye devam ediyorum! (Türkiye'de böyle çakallıklar yapamazsın adamı oyarlar, bunlar 2 korna çalıyor sonra pısıyor)

Makedonya
Tampon bölgeyi takiben Makedonya giriş tarafında da biraz bekledikten sonra toplamda 2 saatte geçişi bitiriyorum, şükür! Kanımca bu kadar beklememin sebebi günlerden pazar oluşu malum ertesi gün işbaşı ve bu geçişlere de yansımış (diğer hiçbir sınırda böyle beklemedim). Bu arada Makedon gişelerinde esmer ülkücü bıyıklı bir görevli görürseniz direkt konuşun kendisi ya Türk ya da deli Türkçe konuşuyor ;)

Rota: Üsküp – Tetovo – Gostivar – Mavrovo – Ohrid
Üsküpte İskender meydanı, Vardar nehrini gezdikten sonra Tetova’ya geçtik. Burası kuruyemişi ile meşhur sanırım ki sık rastladık dükkanlara (Kosova’da da görmüştük Tetovo kuruyemişçilerini). Gostivar ise uğramadan geçilecek köy gibi bir yer vakit kaybetmedik. Beni bu gezide en çok gıcık eden şey Makedonya otoyolu idi. Rotanın ilk 50 km sinde 4 kere gişe parası vermek ciddi rahatsız etti beni. Otomobil ücreti 40 dinar ya da 1 euro. 1 euro = 60 dinar, yani Euro verirseniz benim gibi 20 dinar zarardasınız her gişede. Mevzu para değil ama bu durum irrite edici. Neyse 4 kez gişe ücreti ödedikten sonra yola devam ediyorum tabi yol biraz daha özensiz bir hal alıyor sonrasında (hiç para almamalarından durumu çakabiliyorum). Ama yol kötü değil merak etmeyin. Biz Mavrovo’ya her ne kadar uğramasakta siz kesinlikle girin çok güzel bir yer (gitmeden önce çok araştırmıştım). İlk konaklamam Ohrid. En az 2 gün geçirilmeli. Doğal güzellikleriyle, incisiyle meşhur bir yer. Google'da faydalı blog yazılarından muhakkak okuyup birkaç gününüzü bu güzel şehre ayırın. Türk çarşısında istanbul çaycısı var sahibi Cengiz abi çok kibar ve iyi birisi ona uğrayın ve sıcak muhabbetin tadına güzel türk kahvesiyle varın derim. Karşısında ohrid köftecisi var ki yemeden geçmeyin, meydanda havuzun orda "meydan" isimli restoranda türk şarkıları eşliğinde damak tadınıza uygun yemeklerin tadını çıkarın. Ben girdiğimde Barış Manço çalıyordu ilginç duygular yaşadım. Türkçe biliyor herkes merak etmeyin rahat anlaşırsınız. Börek (burek diyorlar) severlere güzel haber Türk çarşısında Adana Kebap diye küçük bir dönerci var sabahları müthiş börek çıkartıyor, biz en çok peynirliyi sevdik tekrar tekrar istedik. Çaylarımızın ise başka yerlerdeki çay ocaklarından bisiklet üstünde getirilmesi ise ilginç idi : ). Fiyatlar ise gerçekten uygun buna inanın. Haftanın her günü pazar kuruluyormuş ama en büyük olanı pazartesi günü imiş. Pazardan ohrid gölünün sularıyla yetişen ve çok lezzetli olan kurufasulyeyi de alarak (10TL/kg) gezimize meşhur inci dükkanlarına göz atıp devam ediyoruz. Kaliteli ve TR’ye göre fiyatları uygun incilerimizi de aldıktan sonra sahilde yürüyüş ve manzaraya kendimizibırakıyoruz.

Altımızda araç olduğu için gölün etrafını neredeyse tamamen gezdik, tavsiyem buna vakit ayırmaya çalışın çok güzel yerler ile karşılaşacaksınız. Özellikle Arnavutluk güney sınır kapısındaki Sveti Naum’a giderken yol üstünde Gulf of Bones müzesi var, buradaki manzaraya karşı birçok resim çekileceğinizi garanti ediyorum müzeye girmeseniz de. Ve tabiki Sveti Naum! Hakikaten görülesi bir yer. Siz araştırın ben detaya girmeden birkaç foto ile size özet gösterip Arnavutluğa geçiyorum.

Arnavutluk
Makedon çıkışı gişeleri sonrası Arnavutluk giriş gişelerinden de oldukça sempatik bir şekilde onayımızı alarak turumuza devam ediyoruz (Arnavutluk gişeleri en güler yüzlü, türkçe “güle güle, teşekkür, hoşgeldiniz” şeklinde sizle iletişim kurmaya çalışan memurlardan oluşuyordu) Ve geldik bizi en zorlayan yola!Pogradec – Elbasan – Tiran yolunun ilk yarısındaki virajlar ve dağ yolları sebebiyle 30-40 km/h hızla tek şerit halde oldukça uzun ve sıkıcı bir sürüş yaşadık. Ne yoldu ama! Bu arada Arnavutluk en güzel otobanlara sahip ülke bence bu 4 ülke arasında o ayrı, ben sadece bu hattan bahsediyorum yanlış anlaşılma olmasın sakın. Elbasandan sonrası Berat olsun Tiran olsun yollar çok iyi basın gidin. Basın derken laf icabı, ilk cezamı Arnavutlukta yedim ben, adım başı çeviri var. En fazla çevirme ve polis kontrol noktalarının olduğu ülkedir turumuzdaki çok samimiyim. Tabelada 80 mi yazıyor öyle git 110 basma yani, ne yazıyorsa o affetmiyorlar.

Dipnot: Size alışmakta zorluk çekeceğinize garanti vereceğim iki şey;

1) Yayalar yaya geçidine sanki yol tapulu malıymış gibi atlıyorlar ve tüm balkanlarda buna saygı had safhada olduğu için muhakkak araçlar duruyor. Bizde nasıl hatırlayın J Sırf bundan ötürü kaç kişiye heyecanlı anlar
yaşattık biz bu turda : D

2) Tabelada yazan hız değeri ile gitmenin verdiği memnuniyetsizlik ve sabırsızlık duygusu (Türk her yerde türk : D)

Tiran’a geldik nihayet. Fakirlik diz boyu, komünizm şehri mahvetmiş hala etkileri apaçık ortada. Neyse işin sosyokültürel tarafını geçiyorum ve heyecanlı yerine geliyorum. Müthiş bir park sorunu var. Biz bulamadık park edecek bir yer ve sizce ne yaptık : D Evet, tabii ki geniş bir kaldırımın köşesine park ettik. Bir yandan cafede bir şeyler yudumlarken bir yandan arabaya bakıyorum ve bingo aynasızlar iş başındalar! Yandaki araba ve bizim araca ceza kesiyorlar. Anlaşmak mı? İnglizce mi : D Adam yazdı yazdı baktım anlaşamıyoruz Google translate sağolsun yarın ödemem gerektiğini öğreniyorum herhangi bir bankaya! CEZA: 1000 lek (33 TL falan). Elbette ertesi gün ödemedim, ödemediğiniz her gün katlanıyormuş bunu 5 gün sonra öğrendik : D (Arabayı kiraladığım firmaya ödedim 15 euro şeklinde katkı payı dahil, onlar kendileri ödeyecekler. En basit yol bu maalesef zaman kaybetmemek adına) Neyse özetle Berat’ı gezmeden, Tiranda Dajti dağına teleferikle çıkmadan, adriyatik kıyılarında deniz ürünlerini yemeden Arnavutluktan dönmeyin. Karides, kalamar , balık bolca tüketin proteine doyun fiyatlar çok uygun çekinmeyin.

Dipnot: Berat kalesi görülmesi gerekli bir yer ve Kalaja Hotel konaklama için tavsiye ediyorum taş evlerde oldukça temiz odalarda çok rahat uyku çekeceksiniz. Kahvaltı dahil hizmet veriyorlar ve gerçekten yeterli (Süt ve meyve bile getiriyorlar daha ne olsun). Türk kahvesini de güzel yapıyorlar.

Bence balkanlarda Türk kahvesi bizden daha güzel yapılıyor. Bir de siz deneyin bakalım fikriniz ne olacak. Yalnız Türk kahvesi var mı emin olun, yoksa onların içtikleri kahveden içersiniz ki cidden ağır bir kahve resimde görüldüğü gibi fincanın yarısına kadar koyuyorlar.

6323

Tiran – Durres – İşkodra hattı çok temiz yollar akıp gidiyorsun valla (polislere dikkat). Dedim ya ulaşımda en çok Arnavutluk memnun etti bizi. İşkodra üzerinden Karadağ’a geçelim derken bir bakalım diyerek girdiğimiz yerden oldukça sevimli bir kente vardığımızı farkettik:İşkodra! Skadar gölü kıyısında bir yerleşim ve çok şirin bir mevki. Meydanda Ebu Bekir Cami var ve ona çıkan İdromeno caddesinde dünya mutfaklarından restoranlar oldukça kaliteli. Yolunuz düşerse San Francisco restoran ya da Villa Bekteshi restoran önerilir ;) Ve Muriqan - Sukobin sınır kapısı geldi çattı. Bir farklılık yaşıyoruz ve tek gişeden hem Arnavutluk çıkışı hem Karadağ girişimizi alıp yola devam ediyoruz.

KARADAĞ
Turun sevmediğim 2. Yolu da burada;Sukobin – Ulcinj – Bar – Budva – Kotor Hattı Sukobin – Ulcinj yolu çok virajlı sarp dağlar arasında dar yollardan oluşuyor. Hele bizim gibi gece geçiyorsanız bariz tırsacaksınız zifiri karanlıkta. Hani birisi yolu kapatsa en ufak şansınız yok kaçmak için öyle diyim. Gündüz vakti geçmeye çalışmanız önerilir. Ulcinj sonrası rahat, gene virajlar var ama yerleşimde var daha emniyette hissediyorsunuz kendinizi. Hele ki Bar’a vardıysanız gerisi tamamdır yollar gayet iyi Kotor’a kadar. Zaten Arnavutluktan Karadağ’a geçince her şey değişiyor, başta para Euro! Evler, arabalar, giyim kuşam, imkanlar vs. Neyse geyiği bırakıp aksiyona geliyorum gene : D Bar’a doğru gidiyoruz önümüzde kıl bir eleman çok yavaş sürüyor arabayı bizde Arnavutluktan çıktık nasıl olsa diye sabırsızlıkla geçmeye çalışıyoruz (The Turk : D) yol bir anda bize çift şerit oldu ve tam solladık rahatlığını yaşarken çat! Aynasızlar az ilerdeymiş ve bizi sağ çekti. Pasaport ruhsat vs derken sollama cezası yiyoruz (aslında yol çift şerit ve sollanmaz çizgisi de yoktu) bize gösteriyor 80 ila 320 euro arası cezası varmış. Bizde çok anladıydık gösterdiği kağıttan zaten! . Ama ben size minimumdan yani 80’den ceza yazıcam ödemediğiniz her gün bu katlanır diyor 320’ye kadar (insaflı çıktı bari). E nereye ödeyeceğiz derken adam bizim ehliyete el koyuyor ve diyor ki cezayı yarın ödeyin bankaya, sonrasında dekont ile polis departmanına gelin ehliyeti alın. Bu süre içinde bizim arabayı kullanabilmemiz için de bir evrak doldurdu ve çevirme olursa bu kağıdı gösterirsiniz dedi. Moraller dip! Nasıl uğraşacağız bunca saçma şeyle diye düşünürken “nereye gideceksiniz buradan almanya? İtalya? Vs” diye sordu, Türkiye dedik adam bir durdu (demek ki pasaporta yalandan bakmış namussuz) Türkiye mi dedi, ee evet! Bir daha durakladı ve elimizden kağıdı aldı yırttı (o kadar uğraşmıştı doldurmakla halbuki) ehliyeti geri verdi hadi gidin ceza yok dedi. İçimizden sevinç çığlıkları atıyoruz ama dışardan vakur bir duruş ile teşekkür edip polisin elini sıkıyoruz ve topukluyoruz, Ciao!! : D

Dipnot: Arabayı kiraladığım firmadaki aracı çocuk Imre’ye bu olayı anlattığımda güzel ama biraz da riskli bir bilgi paylaştı size söyleyeyim benden çıksın. Bu tarz şeyler polislerin para koparmak için başvurduğu yollar olduğunu özellikle bu durumda utanmamamı(resmen don’t be shame dedi adam) ve anlaşma yoluna gitmemi uygun bir dille ifade ederek genelde 5 euro rüşvet ile tüm cezalardan kurtulabileceğimizi söyledi. Fakat bunu “kesinlikle Kosovo’da deneme” diye de uyardı. Arnavutluk, Makedonya ve Karadağ’da sistem geçerliymiş. Bir sonraki gidişimde başıma gelirse sanırım deneyeceğim.

Bar, Sveti Stefan, Budva ve Kotor tabiki gezilmesi gereken yerler Karadağda. Stari grad(eski şehir) denilen surların içindeki eski yerleşim yerleri oldukça sevimli/lüks restoran ve kafeler ile doldurulmuş. Google’dan gene bu yerlerle ilgili işe yarar gezi yazılarına ulaşabilirsiniz. Kotorda kaleye çıkıp resim çekilmeyi unutmayın ;)

Dönüş yoluna gelecek olursam farklı olarak Arnavutluk Kosova arasında bu sefer Laç – Kukes otoyolunu kullandım. Yol kaymak gibi bizim tabirimizle, geniş ve akıp gidiyorsun hiç korkmayın.

6323

Yalnız ilk 30 km’de yaklaşık 5 hız kontrol vardı aklınızda olsun. Sonrasında kukese kadar hiç görmedim. Benzini ise Emmanuel Petrol’den aldım. Oldukça uygun fiyatı var. Genelde Arnavutlukta benzin fiyatları litre başına 150-175 lek arasındadır. Yanından bile geçmeyin diyeceğim Kastrati Petrol var, kazığın böylesi görülmemiştir (Genel bir tavsiye olarak benzini direkt gidip almadan önce birkaç firmanın fiyatlarına bakın öyle bir değerlendirme yaparak alın derim) . Artık Kosova dibimizdeydi,Morine – Vermice sınır kapısından 8 dk gibi bir sürede sorunsuz geçtik ( Karadağa ne girerken ne çıkarken para ödedik buradan Imre’ye sevgilerimi yolluyorum J ).
Yolumuzun üstünde beni bu turun en çok şaşırtan şehrine geldik. Buraya arnavutluktayken her yerde gördüğümüz köfte reklamları sayesinde meşhur olduğunu tahmin ederek uğramak istemiştik ve “iyi ki de gitmişiz” dedirten lokasyonlardan olmuştu bizim için.

Prizren Prizren Prizren !

Yani Priştinadaki fakirlik, geri kalmışlık, döküklük yerini Kosova’dan beklenmeyecek kadar Avrupayi bir yere bırakmış. Eskişehirdeki porsuk çayının benzeri olan Bistriça nehri etrafında birçok restoran ve kafelerden oluşan tüm kosovanın oraya aktığı bir kent. Çoğu kişi Türkçe biliyor hiç yabancılık çekmiyorsunuz. Şadırvan meydanındaki cafeleri, sinan paşa camisi ve bu caminin yukarısındaki genç çılgınlığı yaşanan bar ve cafeleri ile resmen piyasa yeri amiyane tabirle. Kızların çoğu sarışın renkli gözlü, aşırı süslü makyajlı ve modern görünümlü. Böyle bir durumu inanın beklemiyorduk, bir yandan meşhur Kosova köftelerini yerken bir yandan da bunlar “turist mi ? ” acaba diyerek kafayı yemek üzereydik ki garson açıklamayı yaptı :Kosovalılar : D Hafta sonu böyle bir durum oluyormuş ama gidecekseniz bu detaya dikkat edin derim, belli ki kosovanın gençlerinin toplanma ve avlanma merkezi Prizren.

Son olarak Prizren üstünden Priştina havaalanı yolunda kullanılan otoyolun da çok başarılı olduğunu söylüyor ve gidecek olanların işine yarar bir yazı olmasını umut ederek hayırlı yolculuklar diliyorum…

Not: Bu turda sadece Makedonya otoyollarında para ödedik, diğer tüm otoyollar ücretsiz idi.

Kalın sağlıcakla…
Eylül 2016

Hakan Köse bu yanıtı beğendi:

Fotoğrafçılıkla uğraşan arkadaşlar hangi sitelerde üyeliğiniz var? Portföyünüzü paylaşır mısınız?

flickr.com/photos/koseserkan/ ve facebook'ta bulunuyor genelde deneme fotoğraflarım. Bunun dışında 500px vb. sitelerde de hesaplarım var ama en çok Flickr kullanmaya çalışıyorum ki ona dahi yeni yeni başladım.
Eylül 2016

Hakan Köse bu yanıtı beğendi:

Fotoğrafçılıkla uğraşan arkadaşlar hangi sitelerde üyeliğiniz var? Portföyünüzü paylaşır mısınız?

Başka alanlara giren başka çalışmalarım da olduğu için fotoğraf çalışmalarımın bulunduğu albümleri ayrı ayrı paylaşmak zorunda kaldım. İşte bendekiler de böyle.
Eylül 2016

Hakan Köse bu yanıtı beğendi:

Shutter (enstantane) ne işe yarar?

Enstantane, fotoğrafın pozlandırma süresini temsil eder (Fransızca anlık anlamındaki "instantané" kelimesinden gelir). Makinenizin içinde sensörün (filmin) üstünde normalde kapalı duran obtüratör denen bir perde düzeneği vardır.

Fotoğraf Çekimi

Bu düzenek açılıp kapanarak objektiften içeri gelen ışığı film veya sensör üzerine belirli bir süre düşürür. Düşen ışık da fotoğraf çekim işleminin pozlama süresine uygun olarak bu perde sayesinde belirli bir süre uygulanır ve obtüratör kapanarak tekrar ışığı keser. İşte Shutter/Enstantane hzı bu sürenin uzunluğunu belirler. Yani, obtüratörün açılması ile kapanması arasında geçen zamandır. Makinenizde bu ayar 1 saniyenin altındaki değerler için 1/X değerleri ile gösterilir. Buradaki X 1000 ise obtüratör saniyenin 1/1000 kadarlık zamanında açılır ve kapanır. Bu değerlere ek olarak bir de B ile temsil edilen bir değer vardır ki bu da Bulp kelimesinin kısalatmasıdır. Bu değerde makine obtüratörü/perdeyi siz elinizi deklanşörde tuttuğunuz sürece açık bırakır. Makine üzerinde kullanılan değerler genelde 1 saniye altındaki değerlerdir ancak 1 saniyenin üzerinde pozlamalar için, 2, 4, 8, 15, 30 saniye gibi hızlar da mevcuttur.

Fotoğraf Çekimi

Bir rüzgar gülü ve farklı enstantane değerleri. İlk fotoğrafta perde çok hızlı açılıp kapandığı için anlık olarak dönen rüzgar gülü yakalanabilmiş. Perdenin daha uzun süre açık kaldığı durumlar ise sağa doğru eklenen fotoğraflarda görülmekte. Yani daha uzun süre pozlanmış haller (fotoğraf kaynağı: Wikipedia.org).
Eylül 2016

Hakan Köse bu yanıtı beğendi:

Shutter (enstantane) ne işe yarar?

Shutter, enstantane, obtüratör, örtücü... Hepsi farklı dillerde ve zamanlarda kullanıma göre aynı anlama gelir. Duyarkatın (sensör ya da film) ışığa maruz kalma yani pozlanma süresini belirler. Şöyle düşünün: bir havuzu dolduran çeşmenin açık kalma süresi enstantane (shutter), çeşmenin ağız genişliği ise diyaframdır. Çeşme ne kadar açık kalırsa o kadar çok su dolar. Enstantane rakamı düştükçe, 1/x olarak düşündüğümüzde hızı yavaşlar ve pozlamamız artar. Fakat çok düşük enstantane değerleri hem makinenin hem de çekilen objenin hareketsiz olmasını zorunlu kılar. Çünkü yavaş bir perde, hareketi de algılayacağı için fotoğraf bulanık çıkacaktır. Makine ve ortamdaki bazı nesneler sabitse, sadece hareketli olanlar filmi çizecektir. (Yollarda farların uzun bir çizgi halinde göründüğü fotoğraflar gibi) Enstantanenin fazla hızlı olduğu durumlarda da bir helikopterin pallerinin sabit görünmesi ya da sıçrayan su taneciklerinin havada asılı durması gibi sonuçlar verebilir. Tercihimiz neyse ona göre seçim yaparız.
Eylül 2016

Hakan Köse bu yanıtı beğendi:

Fotoğrafçılığı bir ustadan mı öğrenmek daha iyidir yoksa kendin öğrenip kendi tarzını yaratmak mı?

Her şeyden önce elimizdeki makinenin sınırlarını ve yeteneklerini bilmek önemli. Işığa hükmetme, istediklerimizi sonuca yansıtabilme becerisi kazandıktan sonra ise, bol bol iyi ve ödüllü fotoğrafların olduğu katalogları incelemek, sanatsal filmler izlemek göz terbiyesi için çok önemlidir. Çocukluktan beri gün batımı, çiçek-böcek fotoğraflarının güzel olduğunu duyarak yetişen herkes, eline makineyi alır almaz gün batımı fotoğrafı çekmeye başlar. Halbuki bu ancak takvim fotoğrafçılığı olur. Bir daha aynı karede bir araya gelemeyecek nesnelerin oluşturduğu estetik bir anı yakalamak çok daha değerlidir. İşte o anı koklayabilmek ancak iyi fotoğraflara bol bol bakarak gelişebilen bir özelliktir. Üçgen oluşturan nesneler, altın oran, perspektif... Gibi matematiksel ve geometrik yerleştirmeler, zamanla düşünmeden adeta içgüdüsel olarak yerini bulacaktır.
Temmuz 2016

Hakan KöseBob Marley kişisini takip etmeye başladı

Bob Marley, Yüksek Lisans Öğrencisi, @bobmarley

Savaşa , şiddete , işkenceye karşı durmak; tek kelimeyle hoşgörüsüzlüğün önüne dikilmek ve son olarak, boş ve aptalca olan ne var ki ağız dolusu gülmektir.

Nisan 2016

Hakan Köse bu yanıtı beğendi:

Şırdan isimli yiyecek tam olarak hayvanın neresidir?

Kuzunun bağırsağının belli bir bölümü .
Şubat 2016

Hakan Köse bu yanıtı beğendi:

Süt ve süt ürünleri fabrikası kurabilmek için nelere ihtiyaç duyulur? Yeni mezun bir insan için ne kadar doğru bir girişim olur?

Araştırmasını yaptığım bir sektördür kendisi.
Bundan 4-5 sene önce bu fikri güzel bulurdum fakat artık değil.
Devletin teşvik vermesiyle birlikte büyük sermaye grupları özellikle Konya ve çevresinde bu işe giriştiler.
Zaten devlet yanlısı ilişkilerden ötürü de öğrencilere bedava süt kampanyaları başlatılıp yandaş zengin edilmişti.
Sonra araştırırsanız son iki yıldır çiğ süte zam yapılmadığını fakat besi maliyetlerinin oldukça arttığını fark edeceksiniz.
Açıkçası atıl çöplerden organik gübre işine girmenizi tavsiye ederim.
Başta Türkiye olmak üzere özellikle 5 yıl içerisinde Çin'in tarımcılığa başlayacağını da hesap ederek inanılmaz piyasası değerlenecek bir sektör olacak.
Bu kapsamda Besi çiftliği kurabilir, organik gübre tesisinin temel gider olan hayvan dışkısına da burada kullanabilirsiniz.
Bunlar dışında kesinlikle zarar etmeyip kazandıracak bir diğer girişim ise GES yani Güneş Enerji Sistemleri.
Ocak 2016

Hakan Köse bu yanıtı beğendi:

Milletimiz cehalletten nasıl kurtulacak?

Bence; öncelikle eğitim sistemimizde köklü bir değişiklik yapmamız gerekecek. ODTÜ gibi üniversitelerin sayısını arttırarak özel üniversiteler kurmamız gerek. Bu bilim merkezlerinde sadece en başarılı öğrencileri kabul edildiği ve tamamen ücretsiz (devlet tarafından finanse edilen) olması gerekmektedir. Öğrenci sayısının öyle büyük olmasına gerek yok. Her bölüm alanında en iyi 150 kişiyi alsa yeter. Bu merkezlerde bilim dışı hiç bir bilgi, ideoloji ve görüşe izin verilmemeli. Yani 1 tane üniversitenin etrafına 6 tane camii yapmaktan vazgeçmemiz gerek!

Sonrasında bu kişiler devlet kademelerinde ve ülke için kritik ASELSAN, TSK veya Anayasa mahkemesi gibi noktalarda değerlendirilmeli. Toplumun genelini eğitmeye çalışmak kısa vadede mantıklı olmaz ve rasyonel bir sonuç vermez. Bu nedenle stratejik eğitim planlaması yapmamız gerek. Mesela; bilgisayar programlamaya ilgisi olan ama bilgisayar, yazılım mühendisliğini kazanamamış kişileri ön lisans programlarına yönlendirdikten sonra özel sertifikasyon kursları ile hemen sektörün içine alarak Amerika'daki gibi iş yerinde öğrenme programları oluşturulması gerek.

Toplumun çekirdek aile yapısı güçlendirilerek anne ve babalara düzenli eğitim verilmesi gerek. Çünkü sizin de bildiğiniz gibi cahil bireyler cahil çocuklar yetiştirmede çok başarılılar.

Din ile devlet işlerini sadece siyasi aşamada değil toplumsal aşamada da ayırmak gerek. Yani; senin dini inancın gereği oruç tutman gerekiyorsa başkasının aç dolaşması gerekmemekte. Ben oruç tutacaksam herkes de aç kalacak diyorsan orada çatışma çıkar ve çıkıyor da. Dinlerinizi kendinize saklamayı öğrenmelisiniz. Bunun için de diyanet işleri yeniden yapılandırılarak özerk bir kurum haline getirilmeli. Her gelen iktidar bir ayar çekememeli.

Toplumdaki milli bilinç artırılarak, alt seviye toplumsal uyumun kişisel tercihler üzerinden değil milli ortak değerler üzerinden güçlendirilmesi gerek. Din, milli bir değer değildir.

Ötekileştirilmiş kesimler (Aleviler, Kürtler v.b. Gibi) ile uyum politikalarını yönetecek bir mecliste bir kurul oluşturulması gerekmektedir. Homojen toplumlar tek bir noktadan gelişemezler. Türkiye'de sadece Türkler gelişsin diğerlerinin ne hali varsa görsün ile ilerlersen Emperyalizm nasıl doğdu? Sorunun cevabına ulaşmış olursun. Toplumda ezici kitleyi kendi elin ile oluşturmuş olursun.

Güvenlik birimlerine düzenli psikolojik destek ve rehabilitasyon desteği sağlanması gerek. Devlet memurları ve özel sektör çalışanları arasında maaş uçurumunun daratılması gerek. Bu demek değildir ki master yapmış biri ile lise mezunu biri aynı şartlarda çalışsın ama lise mezunu kişi de yaşamını sürdürebilecek şartlarda İNSAN gibi yaşasın. Devletin özellikle doğu bölgelerinde bunu çok göz ardı ettiğini düşünüyorum. Bir yardım yapıyorsan bunu insan onurunu kırmadan yapman gerek. Kameralar eşliğinde insanları yalvaltarak sadaka kültürünü kutsayan bir provokasyon haline çevirmemek gerek.

Yurtdışından teknoloji transferi yaparak öncelikli alanlarda yatırım yapılmalı. Örneğin; nükleer santral kurmak istiyorsan şimdiden öğrencilerini yurtdışına göndererek nükleer fizik vs alanlarında yüksek eğitim gördürmen gerek. Bu süreçte yurtdışından teknoloji transferi ile kendi teknik üniversitelerinde de aynı bölümleri açmalısın. Bir sonraki nesil yurtdışında değil, kendi ülkesindeki üniversiteden mezun olmalı.

Bunlar ve daha bir çok nokta var ama temel olarak eğitim, bilim, teknoloji, ekonomi ve en çok da insan temelli radikal değişiklikler gerek.

Türk milletinin kendini hızlı geliştirmesi mümkün ama acaba o kadar zamanımız olacak mı? Beni daha çok düşündüren soru bu. Hatalı politikalar ve yanlış kararlar ile hergün daha da çıkmaza giriyoruz. Yunanistan gibi iflas edersek, destekleyecek bir Avrupa Birliği de olmayacak. Bu süreçte de yine siyasi istikrarsızlıklar yaşayacağız ve bu olaylar ülke olarak gelişimimizi yavaşlatabilir veya 10 sene geriye götürebilir. Suriye kocaman siyasi bir bataklık ve ileride biz 45-50 yaşına geldiğimizde şuan Türkiye'de bulunan Suriyeli çocuklar o zamanın yetişkinleri olacaklar. Bizim ülkemiz parçalanırken siz neden seyrettiniz ve/veya diğer ülkelerle siyasi ego savaşlarınız yüzünden neden 5.000.000 insanın ölümüne göz yumdunuz dediğinde cevap verebileceğimizi sanmıyorum. Bu yanlışlara devam edilirse, bu utanç sonsuza kadar milletin üzerinde kalacak. Nasıl şuan ingiliz gençleri tarihlerinden utanıyorsa, bizde bu noktaya getirilebiliriz. Bildiğiniz gibi İngiltere tarihteki en şeytani devlet. Dünyada bilindik 150 milyondan fazla insanın katledilmesinin sorumlusu. Nasıl ki şuan bunları düşünüp onların yerinde olmak istemezdik diyorsak ileride bizim içinde başka ülkeler böyle düşünebilir. Üstelik bizim direkt bir suçumuz olmadığı halde dolaylı yoldan sorumlu tutulabiliriz. Çünkü; bir suçu işlemek için bir eyleme gerek yoktur, eylemsizlik de bir suçtur. Örneğin, siz bir bebeğin kaldırımdan caddeye doğru emeklediğini görürseniz ve müdahele etmezseniz, polis gelip sizi tutuklar, hakim de hapse atar. İtiraz da edemezsiniz çünkü dünyadaki modern ülkelerin %99.9'ında bu suçtur. Peki ne yaptınız bu suçu işlemek için? Hiçbir şey. Sadece olanları seyrettiniz. Üstelik 15/20 sene hapiste yatarak tarihinizden de kaçamazsınız. Biraz siyasete girdik ama bu da cehaletin sonuçlarını göstermek için bir açıklama olsun. Çünkü; cehaletin bedeli en ağır suçun bedelinden daha ağırdır. Nesilden nesile ödenir yine de bitmez.

Tavsiyem; cahil olsun akıllı olsun, Türk olsun Kürt olsun, Alevi olsun, Şii olsun bunlara bakmadan bir birinizi sadece insani değerlerinden dolayı sevmeye çalışın. İnsanları değil de, düşünceleri tartışmayı öğrenin. Bu gemi batarsa karşınızdakiler şu Kürtmüş veya bu Sunniymiş diye ayırt etmeyecekler. Bomba düştü mü herkes ölür.

Aliya İzzetbegoviç'in bir sözü ile bitirmek istiyorum, kalın sağlıcakla;

"Ve her şey bittiğinde, hatırlayacağımız şey;
düşmanlarımızın sözleri değil,
dostlarımızın sessizliği olacaktır. . . " - Aliya İzzetbegoviç
Aralık 2015

Hakan Köse bu yanıtı beğendi:

Mutluluk kişinin elinde midir?

Çikolata yemeden önce önünde, çikolata yerken elinde, çikolatayı bitirdikten sonra midesindedir.

inploider'a not: çikolata burada metafordur. Lütfen yanıtı okurken kendi mutluluk ihtiyaçlarınıza göre çikolata kelimesini değiştiriniz.
Kasım 2015

Hakan Köse bir yanıta alt yorum yaptı

Linkin düzeltilmiş hali şu şekilde olacak: railstutorial.org/book
Bir de ek olarak şöyle bir kaynak da varmış: wiht.link/rubydevresources
Ruby On Rails çalışmaya başladım. İnternet üzerinde bulduğum bir e-book'u takip ederek twitter benzeri bir web app yapma ile uğraşıyorum.

Şuan vakit bulamadığımdan dolayı askıya aldım bir süre.

Ama devamını getireceğim en kısa zamanda :)

Kasım 2015

Hakan Köse bir yanıt verdi.

Asp.NET (aspx) projesi içerisinde belli dosyaları modules klasörü altında topladığımda master page'de tanımlamış olduğum css ve js dosya yolları hatalalı oluyor. Birçok dosyada kullanılmakta olan master page path'lerini nasıl dinamik hale getirebilirim?

Sorun şu ki, bir dosyanın path'ini farklı şekillerde tanımlayabilirsiniz ("relative path" veya "absolute path"). Örneğin bir imajın kaynağını şu şekillerde ifade edebilirsiniz:

<img src="/images/img1.jpg"/>
veya
<img src="images/img1.jpg"/>
ya da
<asp:Image runat="server" ImageURL="~/images/img1.jpg"/>


İlk örnekte verilen path, uygulamanın ana dizini altında "images" klasörünü işaret eder.
2. Örnekte ise, sayfanın buluduğu klasör ile aynı klasörde bulunan images klasörünü işaret eder.
Son örnekte ise, ASPNET uygulamanın bulunduğu ana dizin altında bulunan images klasörünü işaret eder.

Ayrıca bir de, ihtiyaç duyulması halinde, uygulamanın sunucudaki tam yerini işaret etmesi açısından şunu kullanabilirsiniz:

Server.MapPath("~/Panel/Default.aspx");

CSS ve Javascript dosyalarınızı sayfaya eklerken path'inde "/" ile başlarsanız ana dizini işaret etmiş olursunuz. Umarım bu bilgiler faydalı olur.
Ekim 2015

Hakan KöseMehmet Fırat Kaya kişisini takip etmeye başladı

Mehmet Fırat Kaya, Turizmci, @mfrtky

some wounds, time never heals..

Ekim 2015

Hakan Köse  bu yazıyı beğendi:

Mardin'e Gel Mardin'e..!

Yolu Mardin'e düşecek olanlara rehber niteliğinde olsun...

Öncelikle ulaşım... Hava yolunu kullanarak ulaştığınızı var sayarsak, maalesef havaalanının içinden şehir merkezine toplu taşıma hizmeti bulunmamaktadır. Ya taksiye 50-60 TL vereceksiniz yada iki adım Kızıltepe - Mardin yoluna yürüyecek ve 2 - 3 lira vererek oradan geçen minibüsleri kullanacaksınız. Otobüs yada kendi aracınız ile geliyorsanız kendinizi zaten şehir merkezinde bulursunuz.

967

Mardin'i ikiye ayırarak başlayalım bu eşsiz kenti tanıtmaya.. Yeni yerleşim yeri (Yenişehir) ve Eski Mardin (Yukarı Mardin, Old Town, Şehir Merkezi, Centrum). Zaten sizi en çok ilgilendiren kısım eski yerleşim yeri olan tarafı...Konaklama için sayısız alternatif var. Öncelikle yeni yerleşim yerinde olan 3 - 4 - 5 yıldızlı otelleri tavsiye etmediğimi belirteyim. Her yerde konakladığınız tarzdaki otellerde kalmaktansa gezdiğiniz, havasını soluduğunuz sokaklardaki konaklarda kalmanız gezinizi çok daha anlamlı kılacaktır. Eski Mardin diye tabir edilen alan 3 Km uzunluğunda tek bir caddeden oluşmakta ve görmeniz gereken bütün tarihi - turistik noktalar yürüme mesafesinde bulunmaktadır. Tabi butik oteller - konaklar da öyle... Hangi oteli tercih edelim diye sorarsanız İzala Butik Hotel, Dara Konağı, Reyhan-i Kasrı Konağı, Tuğhan Otel aklıma ilk gelen ve kaldığınıza pişman olmayacağınız konaklama alternatifleridir. Hatta bu 4'ünden başka oteli tercih etmemeniz faydanıza olur.

967

Gecesi gerdanlığı gündüzü mezarlığı andıran, Mardin Kalesi eteğine kurulu her karışı buram buram tarih kokan, taşların dile geldiği, ezan ve çan seslerinin birbirine karıştığı, her adımda ilginizi çekecek yeni şeyler görebileceğiniz bu eşsiz kentte sıra gezmekte... Size tam günlük klasik Mardin turu programı öneriyorum ki bu aynı zamanda tur operatörlerine program niteliğindedir... Kahvaltınızı yapıktan sonra tura başladığınızı varsayalım ve öncelikle araçla gidilmesi gereken yerlerden başlayalım. Şehrin 30 - 35 km uzağında olan ve mezepotamyanın Efes'i olarak tabir edilen Dara Köyü... Dara antik kenti su sarnıçları, tiyatrosu, su değirmeni, barajı, mahsarası , köprüsü, kilisesi, çarşısı, deposu, tophanesi ve 40 metre derinliğindeki yeraltı yerleşimi ile gezinize güzel bir başlangıç olacaktır. Bölgeyi gezerken yöre halkının çocukları sizlere eşlik etmek isteyecek ve ellerine tutuşturduğunuz parayı utanarak, sıkılarak alıp kokartlı rehberlerin anlatımlarından ezberlemiş oldukları bilgileri sizlerle paylaşacaktır. Dolayısıyla antik kenti gezerken profesyonel bir rehber ihtiyacınız olmayacaktır.

967

Dara gezinizi tamamladıktan sonra Mardin'e geri dönüş yolu üzerinde bulunan Deyrulzafaran Manastırı'na geçebiliriz. Burada giriş biletinizi aldıktan sonra manastırın cafesinde zafran çayını ve süryani çöreğini deneyerek sizleri içeriye almalarını bekleyebilirsiniz.

967

Manastırın rehberleri eşliğinde grup halinde gezinizi tamamladıktan sonra Kasımiye Medresesi'ne geçebilirsiniz. Burayı tarif etmek biraz zor bu yüzden navigasyon kullanmanızı tavsiye ederim. 700 yıllık tarihi ve mükemmel mimarisiyle her yeri ilim irfan kokan medreseyi gezdikten sonra öğle yemeği arası verip ''Eski Mardin'' gezinize yürüyerek devam edebilirsiniz. Yemekler ile alakalı daha sonra ayrıca tavsiyelerde bulunacağım. Daha önce de belirttiğim gibi tek bir caddeden oluşan şehir merkezinde Cumhuriyet Meydanı'ndaki otoparka aracınızı park ederek gezinize yürüyerek devam edebilirsiniz.

967

Aracınızı park ettiğiniz yerin hemen yanı başında olan Mardin Müzesi ve Kırklar Kilisesi ile gezmeye başlayabilirsiniz. Daha sonra yürüyüş güzergahınızda ama ara sokaklarda sırasıyla Tarihi Çarşı ve Pasajlar, Ulu Cami, Zinciriye Medresesi, Sabancı Sanat Müzesi, Hatuniye Medresesi'ni gezebilirsiniz. Ara sokaklarda kaybolma olasılığınız çok zayıf, indiğiniz yada çıktığınız ara sokaklardan ters yönde hareket ederseniz yine o ''tek cadde''ye çıkmış olacaksınız. Ara sokaklara mutlaka girmenizi tavsiye ederim ki gezerken aşağıdaki görüntülere canlı tanıklık edin...

Belediyenin Kadrolu Temizlik İşleri Çalışanları
967

Ara Sokakları Birbirine Bağlayan Tüneller (Abbaralar) 967

Meşhur Taş İşlemeciliği Örnekleri
967

Mardin ''Taklacı'' Güvencinleri967

Şimdi biraz da yiyip içelim.. Mardin'de ne yenir sorusu için ayrı bir yazı yazmak gerekebilir. Sayısız mahalli yemek çeşitleri ve meşhur kebapları diye özetleyerek denemeniz gerekenleri kısaca yazayım:Haşlanmış İçli Köfte (İkbebet), Kızarmış İçli Köfte (Irok), Kaburga Dolması (Kaburgaye), Erik Yahnisi (Alluciye), Etli Ekmek (Iğbesil Lahme), Mumbar (Kibe), Kapalı Lahmacun (Sembusek)gibi gibi... Mahalli yemekler yapan herhangi bir restauranta gidip Mardin Tabağı derseniz saydıklarımın hemen hemen hepsinden azar azar kocaman bir tabak yemek sipariş etmiş olursunuz.

967

Restaurant konusunda ise önerilerimin en başında ve en şiddetlisi Cercis Murat Konağı..Eşsiz bir atmosferde gerçek geleneksel tatlar ve özel süryani şaraplarını deneyebilirsiniz. ''Eski Mardin''de bulunan bu restaurant İstanbul'a da şube açmış olup Mardin'de akşam yemeği denince ilk tercih edilmesi gereken mekandır. Özellikle kaburga dolması ve meze tepsini almalı ve taslarda süryani şarabı içmenin tadına varmalısınız.967

Öneri listemin ikinci sırasında ise Bağdadi Resturant bulunmaktadır. Yine tarihi bir konakta hizmet veren bu restaurant Milliyet gazetesinin Türkiye'deki en iyi ilk 10 mekanı listesine girmeyi başarmış ve uzun bir süre listede kalmıştır. Aynı zamanda restaurantın alt katında bulunan Club7/24 ile yemekten sonra tarihi bir barda eğlencenin doruklarına ulaşabilirsiniz.
967

Öğle yemeği için ise Meşhur Kebapçı Rıdo tercih edilebilir. Hem yeni yerleşim yerinde hem eki Mardin'de bulunan bu restaurant geleneksel Mardin kebabı konusunda yıllardır iddiasını korumaktadır. Salaş ama tarihi mekanı benim için tercih edilen şubesidir.

967

Bir de eşinize dostunuza alabileceğiniz hediyelerle ilgili bilgi vereyim... Bu listenin en başında Telkari Gümüş işçiliği gelmektedir. Geziniz sırasında adım başı rastlayacağınız gümüşçülerden zevkinize ve ihtiyacınıza göre temin edebilirsiniz.

967

967

967

Yiyecek - içecek olarak hediye edilebilecek ürünler ise süryani şarabı, badem şekeri, cevizli sucuk, dibek kahvesi şeklindedir.

Süryani Şarabı
967

Badem Şekeri ve Dibek Kahvesi967

Cevizli Sucuk
967

Umarım olası bir Mardin gezinize yararlı olabilecek bir yazı olmuştur. Unutmadan, buralara kadar gelmişken Midyat, Hasankeyf, Şanlıurfa, Diyarbakır gibi bölgenin önemli turistik desinasyonlarını da mutlaka görmeye çalışın. Bol keyifli, bol anılı güzel geziler dilerim.
Temmuz 2015

Hakan KöseEmin Bilmez kişisini takip etmeye başladı

Emin Bilmez, Felsefe, @eminbilmez

Tek kişilik..

Temmuz 2015

Hakan Köse bu yanıtı beğendi:

Elinizi sıvı azota sokarsanız ne olur?

3 cevapta bir efsane yıkıldı walla, hani filmlerde kahraman kötü adamı sıvı azotla hacamat ederdi ya yalanmış walla ahanda videosu. Ve yukarıdaki 3 cevap efsaneyi sıvıazota atıp buz etti.

.
Temmuz 2015

Hakan Köse bu yanıtı beğendi:

Elinizi sıvı azota sokarsanız ne olur?

Sıvı azot -196 derecededir. Elimiz ise 36.5 derece, sıvı azotun kaynaması için çok yüksek bir sıcaklık. Aynen sıcak bir sobaya su döküldüğünde suyun baloncuk haline gelip kaynamaması gibi elimzdede sıvı azot benzer etki gösterir. Leidenfrost noktası oluşur. Bunu da açıklayacak olursak ısı transferinin sadece radrasyon yoluyla gerçekleşmesi, ısı transferinin minimuma inmesidir. Sonuç olarak elimizin sıvı azot sıcaklığına gelmesi onlarca dakika alabilir diyebiliriz. Elimizi koruyan şey ise elimiz ve sıvı azot arasındaki müthiş sıcaklık farkından doğan buharlaşmanın oluşturduğu hava boşluğudur.
Temmuz 2015

Hakan Köse bu yanıtı beğendi:

Elinizi sıvı azota sokarsanız ne olur?

Normalde sıvı azotun içine herhangi bir cismi atarsak bir kaç saniyede donar. Kristal cam gibi olur ve bir çekiç darbesi ıle kırılır. Ama elimizi sıvı azota batırırsak hiç bir şey olmaz.( Leidenfrost etkisi nedeniyle) Bu etki sıcak teflon tavaya düşen su damalsının buharlaşmak yerine yuvarlanmasına neden olur. Eğer yüzey yeterince sıcaksa (sıvının kaynama noktasından çok daha fazla) su damlalarıhemen buharlaşmak yerine yuvarlanmaya başlar. Çünkü su damlasının buharlaşan kısmı ince bir tabaka oluşturarak sıvı ve sıcak yüzey arasında bir yalıtım tabakası oluşturur. Bu nedenle ısı transferi yavaşlar ve su buharlaşmaz. Azotla elimiz arasında da aynı şey olur. Aynı etki nedeniyle sıvı kurşun içine elimizi de batırsak bir şey olmaz.
Daha Fazla

İlgilendiği KonularTümü

.NET

1297 Kişi   87 Soru

İnternet

2501 Kişi   535 Soru

Yazılım Geliştirme

1186 Kişi   185 Soru

Microsoft Windows

177 Kişi   88 Soru

inploiders

347 Kişi   165 Soru

inploid

1153 Kişi   709 Soru

Yazılım

2910 Kişi   548 Soru

Javascript

223 Kişi   51 Soru

CSS

220 Kişi   37 Soru

ASP.NET

264 Kişi   140 Soru

İcatlar

326 Kişi   42 Soru

Yazılım Güvenliği

525 Kişi   17 Soru

Programlama

769 Kişi   228 Soru

Sosyal Medya

1364 Kişi   212 Soru

Microsoft Visual Studio

121 Kişi   37 Soru

Web Tasarım

1182 Kişi   213 Soru

Konsept Tasarımı

103 Kişi   2 Soru

Ejderler

12 Kişi   6 Soru

Nevzat Aydın

34 Kişi   5 Soru

Fireworks

40 Kişi   2 Soru

En İyi Filmler (2010)

17 Kişi   1 Soru

Sosyal Ağlar

735 Kişi   175 Soru

Sosyal Girişim

299 Kişi   19 Soru

Mekan Önerileri (İstanbul)

796 Kişi   69 Soru

Filmler

3192 Kişi   191 Soru

Yasal Özgür Platform

12 Kişi   2 Soru

inploid Yardım

88 Kişi   88 Soru

Kutlama

11 Kişi   14 Soru

Gerilbildirim Ve Öneriler

54 Kişi   19 Soru

inploid Hataları

19 Kişi   12 Soru