Bilmek istediğin her şeye ulaş

Hakan Özerdem, 

Makina Mühendisi

Bekar baba, az arıza, bir kaç konuda uzman, binlercesinde çömez, bir adam. Kadıköy memleketi ve ikameti. ozerdem.com

Ağustos 2016

Hakan Özerdem bir yanıt verdi.

Saatlerce başından kalkamayacağım bilgisayar oyunu tavsiye eder misiniz?

Tavsiye etmem.
Yapacak onca iş varken hele hiç tavsiye etmem.
Ama bir tatil süresi boyunca kafamı arındırayım diyorsan ve Open World seviyorsan Fallout 3/New Vegas/4 iyi gider.
Ağustos 2016

Hakan Özerdem bir yanıt verdi.

İnternet sanal tehlike mi? Yoksa sanal fayda mı? Yol açtığı boyutlar nereye kadardır?

Bir araç, sen ne amaçla kullanıyorsan, o kadar faydalı veya zararlı olabilir.
Aynı araba ile yolda kaza yapmış kişileri hastaneye yetiştiriyorsan araç iyi, o araba ile 3 kişiyi eziyorsan araç kötü olmaz, Araç, sadece araçtır. Kullanan iyi veya kötüdür.
Benzer şekilde internette her tür pisliğin döndüğü DeepWeb üzerinde inanılmaz akademik kaynaklar bulabileceğin kitap siteleri de var, çocuk pornografisi de.
Sonuçta sen ne amaçla kullanıyorsan O'dur.
İnternet değil tehlike, insanın ta kendisi.
Ağustos 2016

Hakan Özerdem bir yanıt verdi.

Sosyal medya ile iletişim ürünleri konusunda ülkemizin lider oluşunun sebepleri nelerdir? Bu liderlik yakın gelecek için hangi fırsatları ortaya çıkaracak?

Lider olmaktan kasıt üreticilik ise ülkemizin lider olduğu filan yok.
Kullanıcı sayısının fazlalığından bahsediyorsak da, bu sadece tüketici olduğumuzu ve tüm iletişim ağımızın da bu sosyal mecralar üzerinden geçtiğini gösterir.
Katma değer etkisi olmayacağı malum, tüketim toplumu olmak ve güvenlik konularından girersek de pek hoş görünmez bu durum.
Ağustos 2016

Hakan Özerdem bir yanıt verdi.

İnternet üzerinden ek gelir elde ettiğiniz işleriniz var mı? Varsa bunlar neler ve kazancınızdan mutlu musunuz?

Kendi ürettiğim 3D modellerin satışını yapan iki farklı internet sitem var. PayPal Türkiye'den çekilince biraz satışlar düştü tabii, ancak gayet de makul bir meblağ kazandırıyor.
Ağustos 2016

Hakan Özerdem bir yanıt verdi.

inploid'de yanıt vermeden önce yararlı olup olmayacağınızdan kaygılanıyor musunuz? Herkes her şeye cevap vermeli midir?

Sanırım Voltaire söylemişti şu sözü.
"Bu adam çok cahil olmalı, ne sorulsa yanıtlıyor. "
Haziran 2016

Hakan Özerdem bir yanıt verdi.

SGK'dan "ifadeye davet" neden yapılır?

Sosyal Güvenlik Kurumu’nun denetim ve kontrolle görevli memurları olan müfettişler ve denetmenler tarafından yapılan incelemeler sırasında, bilgi verilmek üzere çağrılan işveren, işyeri sahibi, sigortalılar ile tasfiye ve iflas idaresinin memurları olan gerçek kişilerin ifadeye gelmemeleri halinde, bu fiil için 5510 sayılı Kanun’da idari yaptırım uygulanmasını gerektiren herhangi bir hüküm bulunmadığı, dolayısıyla ilgili kişilere idari para cezası uygulanmamasının hukuka ve kanun koyucunun amacına uygun olacağı düşüncesi hakim olsa dahi (bu dahi epey önemli) bir devlet kurumu tarafından herhangi bir konuda davetiyeye uyulmaması size hukuki yaptırımlar yapma hakkını verebilmekte. Burada seçim size kalmış. Eğer sizin durumunuz "paravan şirketten kendini sigortalı göstermek" durumu ile ilgiliyse mutlaka giderdim. İleride çok canım sıkılacağına bir gün sıkılsın yeğdir.

Şu bağlantıya bakmanızı tavsiye ederim.
haberturk.com/ekonomi/is-yasam/haber/911...
Mayıs 2016

Hakan Özerdem bir yanıt verdi.

Ağustos 2015

Hakan Özerdem bir yanıta alt yorum yaptı

İlginiz için teşekkürler. Size Cengiz Bektaş isminden tüm eserleri (yayınladığı makaleler de dahil) tavsiye edebilirim.
Sürdürülebilir mimarlık, her ne kadar insana ve doğaya uyumlu kelimeleri ile tabir edilse de, insan faktörünün doğa ile uyumsuzluğu nedeniyle sadece doğa uyumlu demek daha doğru olabilir. Sürdürülebili mimari çalışmaların temel hedefi kaynak tüketimini minimum seviyeye indirmektir. Yani enerji tüketiminin mümkün olan en fazla oranını doğadan almak üzere yapılan mimari tasarımlardır.
Peki, sürdürülebilir mimari gerekli midir? Gerekli ise neden gereklidir? Diye soran arkadaşlar hala varsa, şunu eklemekte fayda var. Karbondioksit salınımı, Hükümetlerarası Uzmanlar Grubu’nun hesaplarına göre yıllık ortalama 10 milyar ton. Bu hızda gidildiği takdirde 2099 yılında sıcaklık ortalamalarının 45 dereceleri (Santigrad) bulma ihtimali var. İnanmayan biraz Google ile araştırma yapsın, o bile yeterli olacaktır. Hadi hala üşenen varsa ben size genel üretim faaliyetleri ve neden oldukları doğal yıkımların ufak bir listesini vereyim.
Küresel ısınma veya iklim değişikliği – Fosil yakıtların atmosfere yaydıkları sera gazlarına ek olarak tarımsal ve endüstriyel faaliyetler. Etkileri: Isı farklılıkları, sıklıkla karşılaşılan fırtınalar, çölleşme, tropik hastalıklar, okyanus akıntılarının değişmesi, deniz seviyesinin yükselmesi
Stratosferdeki ozon deliği – Stratosferde Kloroflorokarbon (CFC) gazlarının salımının sebep olduğu ozon tabakasında incelme, açılma. Etkileri: Artan ultraviyole (UV) radyasyonunun sıklaşan kanser vakalarına neden olması, bitkilerin üretkenliğinin azalması, deniz yosunlarının ve yüksek irtifadaki biyolojik hayatın olumsuz etkilenmesi
Asit yağmurları – Genelde fosil yakıt kullanımından kaynaklanan sülfürik ve diğer madde yayılımlarının asidik çökelmelere neden olması. Etkileri: Topraktaki metallerin çözülmesi ve dolayısıyla deniz canlıları ve bitkilerin zehirlenmesi
Su ötrofikasyonu – “Aşırı besleyici”lerin suya karışmasıyla artan yosunlaşmanın sudaki oksijen oranının düşmesine neden olması.
Etkileri: Balık ve diğer su canlılarının ölümü
Fiziksel müdahalelerle doğal hayatta değişim – Tarım, ormancılık, açılan yollar ve şehirlerin büyümesi ile habitat’ın fiziksel değişime zorlanması, yıkımı. Etkileri: Biyo-çeşitliliğin yok oluşunun birincil sebebi
Ekolojik zehirlilik – Bitkilerin, hayvanların ve diğer canlıların zehire maruz kalmaları. Etkileri: Çok çeşitli etkileri var.
Dumanlı sis ve hava kirliliği – Nitrojen oksit salımları ve Uçucu Organik Bileşikler (VOC) yer seviyesinde ozon üretirler. Diğer hava kirleticiler ise toz parçacıkları ve sülfür dioksit içerirler.
Etkileri: Artan sıklıkla karşılaşılan astım ve diğer sağlık sorunları
Sağlık bozucu maddeler – Kansere sebep vermeyen cilt tahriş edici büyüme engelleyici endokrin bozucular
Kanserojenler – Kansere neden olan maddelerdir. Genetik mutasyona sebep veren DNA’yı değişime zorlayan mutagenler. Teratogenler ise büyümekte olan embriyolarda kusur yaratır
Fosil yakıtlar – Petrol, gaz ve kömür’ün şu andaki tüketim oranlarıyla yakıtı malzemeye, enerjiye ve CO2 salımlarına çevirme hızı doğanın yakıt rezervlerini yenilemesi imkânından milyonlarca kere daha hızlıdır.
Temiz Su – Temiz yüzey sularının ve yeraltı sularının tüketimi telafisi olmayan sorunlar yaratmaktadır. Temiz, içilebilir suya erişim hızla ilerleyen uluslararası bir problemdir.
Mineraller -Maden cevherleri metallere ve alaşımlara çevriliyor ve bunlar da genellikle oksitlenerek dağınık atıklar olarak geri dönüşüme kazandırılamıyorlar.
Üst toprak – Birçok yerde tarım, ormancılık ve yapı sanayisi nedeniyle toprak doğanın kendini yenileyemeyeceği bir hızla aşındırılıyor.

Bu bilgiler “Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Yayınları” dergisinden alınmıştır.
Ülkemizde inşaat sektörünün çevreci mimari uygulamaktan kaçınmalarının temel sebepleri şu şekilde sıralanabilir.
  • Çevreye uyumlu ürün geliştirmenin faydalarını henüz görememiş olmaları
  • Kısa vadeli ekonomik geri dönüşe dayalı iş modellerine mahkûm olmaları
  • Çevre ile ilgili konuları yan iş olarak görmeleri
  • Bilgiye erişim kanallarının zayıf olması
  • Yeterli deneyime sahip olmamaları
  • İş yükü fazlalığı, rutin işlerinin yoğunluğu

Firmaların neden sürdürülebilir mimari seçmeleri gerektiğine gelecek olursak;
  • Yalnız bugünün değil, geleceğin de yönetmeliklerini yerine getirebilmek
  • Sektörde yeni sesi duyulmaya başlayan ve ileride neredeyse her müşterinin isteyeceği özellikleri şimdiden sunabilmek

  • Kurumsal vizyon ile firmanın itibarını geliştirmek
  • Diğer firmalarla rekabette önde olmak
  • İnşa edilen yapının kalitesini ve dayanıklılığını arttırmak
  • Üretim sürecini geliştirmek
  • Maliyetleri düşürmek
  • Firmanın AR-GE yatırımlarını arttırması ile yeni iş olanaklarını yakalama ve yeni pazarlara açılma gücünü arttırmak

Öncelikle sürdürülebilir mimari için ekolojik dengeyi sarsmayacak, geri dönüşümlü ve doğaya en fazla uyumlu malzemelerin kullanımı hedeflenir. Doğal taşlardan, ahşap kullanımına (tabii orman katliamı yapmadan), kil, saz gibi pek günümüzde tercih edilmeyen materyallere kadar giden bir liste içinde malzeme çeşitliliğimiz olacaktır. Her ne kadar bu ütopik görünse de (ki ülkemizdeki imar düzenlemelerinden, inşaat sektörünün tutumuna kadar ulaşan nedenlerle) bazı noktalarda hala bu tür yaklaşımları kullanmanız mümkün olabilmektedir.
Ülkemizde mimari projelerde enerji kullanımı ve enerji tasarrufu konularında uygulamaları pratiğe dökmek daha mümkün görünmektedir. Özellikle elektrik masrafından tasarruf, doğayı en umursamayan kişileri bile bir anda “çevre gönüllüsü” hale getirebilmektedir. Değişik pencere uygulamaları, binanın rüzgar aldığı kısımlarındaki havalandırma uygulamaları, baca ve sulama uygulamaları olsun, bir çok alanda enerji tasarrufu yapacağınız detaylar mevcut. İlgilenenler Cengiz Bektaş’ın kitaplarına bir göz gezdirsin, ne demek istediğimi anlayacaklardır. Hal’i hazırda günısı olarak adlandırılan su ısıtma sistemlerinden, çift cam gibi yalıtım malzemelerine elimizde “bir nebze” tasarruf araçlarımız var, fakat sürdürülebilir olmadıkları kullanılan yan malzemelerinden aşikar.
Sonuçta, günümüzde geç kalmış olsak da, inşaat sektöründen sürdürülebilir mimarlık uygulamalarını hala hayata geçirebiliriz. Bahsettiğim “akıllı ev” diye görüntülü sistem sunan binalar değil, gerçekten doğanın çevresinde kendisine sunduğu özelliklerden faydalanan, gerçek “akıllı evler” benim bahsettiğim.
Kalın sağlıcakla…
Yazının orjinal metni ozerdem.com/makaleler/surdurulebilir-mim. . . adresinde yayınlanmaktadır.
Temmuz 2015

Hakan Özerdem  yeni bir  gönderide  bulundu.

Sürdürülebilir Mimarlık Nedir? Ne Değildir?

Sürdürülebilir mimarlık, her ne kadar insana ve doğaya uyumlu kelimeleri ile tabir edilse de, insan faktörünün doğa ile uyumsuzluğu nedeniyle sadece doğa uyumlu demek daha doğru olabilir. Sürdürülebili mimari çalışmaların temel hedefi kaynak tüketimini minimum seviyeye indirmektir. Yani enerji tüketiminin mümkün olan en fazla oranını doğadan almak üzere yapılan mimari tasarımlardır.
Peki, sürdürülebilir mimari gerekli midir? Gerekli ise neden gereklidir? Diye soran arkadaşlar hala varsa, şunu eklemekte fayda var. Karbondioksit salınımı, Hükümetlerarası Uzmanlar Grubu’nun hesaplarına göre yıllık ortalama 10 milyar ton. Bu hızda gidildiği takdirde 2099 yılında sıcaklık ortalamalarının 45 dereceleri (Santigrad) bulma ihtimali var. İnanmayan biraz Google ile araştırma yapsın, o bile yeterli olacaktır. Hadi hala üşenen varsa ben size genel üretim faaliyetleri ve neden oldukları doğal yıkımların ufak bir listesini vereyim.
Küresel ısınma veya iklim değişikliği – Fosil yakıtların atmosfere yaydıkları sera gazlarına ek olarak tarımsal ve endüstriyel faaliyetler. Etkileri: Isı farklılıkları, sıklıkla karşılaşılan fırtınalar, çölleşme, tropik hastalıklar, okyanus akıntılarının değişmesi, deniz seviyesinin yükselmesi
Stratosferdeki ozon deliği – Stratosferde Kloroflorokarbon (CFC) gazlarının salımının sebep olduğu ozon tabakasında incelme, açılma. Etkileri: Artan ultraviyole (UV) radyasyonunun sıklaşan kanser vakalarına neden olması, bitkilerin üretkenliğinin azalması, deniz yosunlarının ve yüksek irtifadaki biyolojik hayatın olumsuz etkilenmesi
Asit yağmurları – Genelde fosil yakıt kullanımından kaynaklanan sülfürik ve diğer madde yayılımlarının asidik çökelmelere neden olması. Etkileri: Topraktaki metallerin çözülmesi ve dolayısıyla deniz canlıları ve bitkilerin zehirlenmesi
Su ötrofikasyonu – “Aşırı besleyici”lerin suya karışmasıyla artan yosunlaşmanın sudaki oksijen oranının düşmesine neden olması.
Etkileri: Balık ve diğer su canlılarının ölümü
Fiziksel müdahalelerle doğal hayatta değişim – Tarım, ormancılık, açılan yollar ve şehirlerin büyümesi ile habitat’ın fiziksel değişime zorlanması, yıkımı. Etkileri: Biyo-çeşitliliğin yok oluşunun birincil sebebi
Ekolojik zehirlilik – Bitkilerin, hayvanların ve diğer canlıların zehire maruz kalmaları. Etkileri: Çok çeşitli etkileri var.
Dumanlı sis ve hava kirliliği – Nitrojen oksit salımları ve Uçucu Organik Bileşikler (VOC) yer seviyesinde ozon üretirler. Diğer hava kirleticiler ise toz parçacıkları ve sülfür dioksit içerirler.
Etkileri: Artan sıklıkla karşılaşılan astım ve diğer sağlık sorunları
Sağlık bozucu maddeler – Kansere sebep vermeyen cilt tahriş edici büyüme engelleyici endokrin bozucular
Kanserojenler – Kansere neden olan maddelerdir. Genetik mutasyona sebep veren DNA’yı değişime zorlayan mutagenler. Teratogenler ise büyümekte olan embriyolarda kusur yaratır
Fosil yakıtlar – Petrol, gaz ve kömür’ün şu andaki tüketim oranlarıyla yakıtı malzemeye, enerjiye ve CO2 salımlarına çevirme hızı doğanın yakıt rezervlerini yenilemesi imkânından milyonlarca kere daha hızlıdır.
Temiz Su – Temiz yüzey sularının ve yeraltı sularının tüketimi telafisi olmayan sorunlar yaratmaktadır. Temiz, içilebilir suya erişim hızla ilerleyen uluslararası bir problemdir.
Mineraller -Maden cevherleri metallere ve alaşımlara çevriliyor ve bunlar da genellikle oksitlenerek dağınık atıklar olarak geri dönüşüme kazandırılamıyorlar.
Üst toprak – Birçok yerde tarım, ormancılık ve yapı sanayisi nedeniyle toprak doğanın kendini yenileyemeyeceği bir hızla aşındırılıyor.

Bu bilgiler “Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Yayınları” dergisinden alınmıştır.
Ülkemizde inşaat sektörünün çevreci mimari uygulamaktan kaçınmalarının temel sebepleri şu şekilde sıralanabilir.
  • Çevreye uyumlu ürün geliştirmenin faydalarını henüz görememiş olmaları
  • Kısa vadeli ekonomik geri dönüşe dayalı iş modellerine mahkûm olmaları
  • Çevre ile ilgili konuları yan iş olarak görmeleri
  • Bilgiye erişim kanallarının zayıf olması
  • Yeterli deneyime sahip olmamaları
  • İş yükü fazlalığı, rutin işlerinin yoğunluğu

Firmaların neden sürdürülebilir mimari seçmeleri gerektiğine gelecek olursak;
  • Yalnız bugünün değil, geleceğin de yönetmeliklerini yerine getirebilmek
  • Sektörde yeni sesi duyulmaya başlayan ve ileride neredeyse her müşterinin isteyeceği özellikleri şimdiden sunabilmek

  • Kurumsal vizyon ile firmanın itibarını geliştirmek
  • Diğer firmalarla rekabette önde olmak
  • İnşa edilen yapının kalitesini ve dayanıklılığını arttırmak
  • Üretim sürecini geliştirmek
  • Maliyetleri düşürmek
  • Firmanın AR-GE yatırımlarını arttırması ile yeni iş olanaklarını yakalama ve yeni pazarlara açılma gücünü arttırmak

Öncelikle sürdürülebilir mimari için ekolojik dengeyi sarsmayacak, geri dönüşümlü ve doğaya en fazla uyumlu malzemelerin kullanımı hedeflenir. Doğal taşlardan, ahşap kullanımına (tabii orman katliamı yapmadan), kil, saz gibi pek günümüzde tercih edilmeyen materyallere kadar giden bir liste içinde malzeme çeşitliliğimiz olacaktır. Her ne kadar bu ütopik görünse de (ki ülkemizdeki imar düzenlemelerinden, inşaat sektörünün tutumuna kadar ulaşan nedenlerle) bazı noktalarda hala bu tür yaklaşımları kullanmanız mümkün olabilmektedir.
Ülkemizde mimari projelerde enerji kullanımı ve enerji tasarrufu konularında uygulamaları pratiğe dökmek daha mümkün görünmektedir. Özellikle elektrik masrafından tasarruf, doğayı en umursamayan kişileri bile bir anda “çevre gönüllüsü” hale getirebilmektedir. Değişik pencere uygulamaları, binanın rüzgar aldığı kısımlarındaki havalandırma uygulamaları, baca ve sulama uygulamaları olsun, bir çok alanda enerji tasarrufu yapacağınız detaylar mevcut. İlgilenenler Cengiz Bektaş’ın kitaplarına bir göz gezdirsin, ne demek istediğimi anlayacaklardır. Hal’i hazırda günısı olarak adlandırılan su ısıtma sistemlerinden, çift cam gibi yalıtım malzemelerine elimizde “bir nebze” tasarruf araçlarımız var, fakat sürdürülebilir olmadıkları kullanılan yan malzemelerinden aşikar.
Sonuçta, günümüzde geç kalmış olsak da, inşaat sektöründen sürdürülebilir mimarlık uygulamalarını hala hayata geçirebiliriz. Bahsettiğim “akıllı ev” diye görüntülü sistem sunan binalar değil, gerçekten doğanın çevresinde kendisine sunduğu özelliklerden faydalanan, gerçek “akıllı evler” benim bahsettiğim.
Kalın sağlıcakla…
Yazının orjinal metni ozerdem.com/makaleler/surdurulebilir-mim. . . adresinde yayınlanmaktadır.
Nisan 2015

Hakan Özerdem bir yanıt verdi.

Nisan 2015

Hakan Özerdem bir yanıt verdi.

Porno kavramı çocuğa nasıl anlatılabilir ya da anlatılmalı mı?

Porno dediğimiz olgu, cinselliğin karikatürize edilmiş bir versiyonu gibi.
Cinselliği tam anlamamış ilkokul çocuğuna porno öğretmek en azından benim asla aklıma bile gelmeyecek bir durum.
Nisan 2015

Hakan Özerdem bir yanıt verdi.

Eğer kadın egemen bir toplumda olsaydık kadınlar erkeklere şiddet (fiziksel, duygusal, psikolojik) uygular mıydı?

Egemenliği cahil bir kitleye verirsen yöneleceği araç her daim şiddet olur. Yani erkek gibi kadın da şiddete meyilli olabilir, bunda şaşılacak bir şey yok.
Aslına bakarsanız şu anda aile mahkemeleri koridorunda fiziksel olmasa da, birbirlerine farklı yönlerden şiddet uygulayan bir çok erkek ve kadın var. Sonuçta şiddet insanın bir defosu, sadece erkeğe veya kadına ait görerek de çözülemeyecek.
Mart 2015

Hakan Özerdem bir yanıt verdi.

İnterneti kullanan herkesin girdiği zaman kendi konusunu açıp birşeyler paylaşabileceği (tabi yönetici onayını aldıktan sonra) site kurmak istiyorum. Wordpress bu iş için uygun mudur?

Wordpress kullanım kolaylığı ve açık kaynak koduna rahatlıkla müdahil olabileceğin bir altyapı ile güzel bir seçenek gibi görünebilir, ancak...
Yoğun kullanıcı akışı yaşandığında, anlık kullanıcı sayısının yükseldiği zamanlarda sunucuyu ziyadesiyle zorlamaya başlar. Yani ilk başta uygun bir seçim gibi görünse de, geliştikçe ihtiyaç duyacağı sunucu maliyeti başını ağrıtacaktır.
Benim genellikle tercihim doğru bir akış diyagramı içinde planlı ve programlı bir altyapının oluşturulması şeklinde oluyor. Evet, daha maliyetli ve zahmetli, ancak sonradan çıkacak problemlerin önlemlerini önceden alabiliyorsun.
Şubat 2015

Hakan Özerdem  yeni bir  gönderide  bulundu.

Yüzleşebiliyorsan, bunlarla da yüzleş...

Alev...
Boğularak öldürüldü. Hakim, çantasında bulunan doğum kontrol hapını ve vücudunda piercing olmasını tahrik unsuru saydı. Öldüren kocasına cezada indirim yapıldı.
Arzu...
Eşi izlediği porno filmdeki oyuncuya benzetti, öldürüverdi. Üstüne cezasında ağır tahrik indirimi aldı.

Medine...
Dedesi ve babası diri diri toprağa gömdü. Gerekçeleri; erkeklerle çok gezmesiydi. Gömülürken bilinci açıktı.
Melek...
Hamileydi, dayak yiyordu. Bebeğini sokak köşesinde doğuruverdi. Ardından evin tuvaletine zincirlediler. Bulduklarında kurtlanmış vücudu 30 kilo geliyordu.
Bu saydıklarım senaryo değil, gerçek olaylar. Şimdi biraz devam edelim...
Hani tecavüze idam cezası gelsin diyorsunuz ya; size bu cezayı uygulayan ülkeleri söyleyeyim.
İran, Sudan, Afganistan...
Şimdi bir daha düşünün, oralar çağ mı atlamış?
İnsan haklarının esamesinin okunmadığı bir sistemde şiddet her daim prim yapar. Bunu da sadece eğitim çözer. Anlık çözümleri olmaz bu tür sorunların.
Gel bir de kadının sistemde yerine bakalım;
Türkiye'de müsteşar kadın sayısı 1. Oran demiyorum, %1 değil. Bildiğin 1. (Yazıyla BİR)
Kadın Vali sayısı 1. Bu da oran değil, yazıyla BİR.
Kadın İl Milli Eğitim Müdürü sayısı 2.
Kadın İlçe Eğitim Müdürü sayısı 5.
Üst düzey memuriyette kadının yer bulabildiği oran %9.27.
8 milyon kadın çalışıyor. Kayıt dışı çalışan kadın sayısı ise 4 milyon. 1/3 oranı tarım sektöründe. %80'lik kısmı ücretsiz aile işçisi olarak değerlendiriliyor.
Okuma yazma oranında bir detaya dikkat çekmek gerek. Okuma yazma bilmeyen her 5 kişiden 4 kişisi kadın.
"Cadıyı yakın" diye anıran ortaçağ köylüsü gibi idam mastürbasyonun hiç bir işe yaramayacak.
Çocuğuna "kız gibi ağlama" diyeni, gelininin bekaretini sorgulayan aileyi, "tecavüz kaçınılmazsa zevk alacan" sözüne güleni, ve bu tür ayrımcı davranışları yapan herkesi karşına alıp, durdurabiliyor musun? Bir tanesini durduranınız bile azdır. Hatta aranızda bu verdiğim üç örneği canlı canlı yaşayıp, rahatsız bile olmayanlar var eminim.
Hadi yüzleşebiliyorsan, bunlarla yüzleş.
Şubat 2015

Hakan Özerdem bir yanıt verdi.

İş fobisinden nasıl kurtulunur? Yeni işe başlama ve devam ettirme ile ilgili sorun yaşayan biri ne yapmalı? Özgüvenini nasıl kazanmalı?

İş fobisi bence bilgisine güvenmeyen ve sosyal ortamlarda rahatsız hisseden kişilerin yaşadığı bir durum. Sonuçta iş denilen şey para karşılığı emeğini satmak. Düz, yalın ve sade haliyle bakmak lazım duruma, duygusallığın olmadığı bir ortamda, iş arkadaşı kelimesiyle tabir edilen çıkar ilişkisi bireyleriyle gerginliğe mahal vermeden, gerektiği zaman konuşup, gerektiği kadar susarak gayet rahat edebilir insan.

Ama "X bana neden yalan söyledi ki? " sözündeki X sizin departmandaki kişi ise, bu soru bile manasızlaşır. İş başvurularındaki "takım ruhu" gazına kanmışsın demektir, zira takımda her daim bir "snitch" bulunur. Duyguları bir kenara bırakıp, gün sonunda teslim edilecek iş yığınına odaklanmak her daim yeğdir.
Ocak 2015

Hakan Özerdem  yeni bir  gönderide  bulundu.

Ocak 2015

Hakan Özerdem bir yanıta alt yorum yaptı

Önce yaptılar, sonra benim bu sözü söylerken sözün sonunda parantez içinde ünlem işareti koyarak söylediğimi belirtmem üzerine ince mesajı aldılar. Bak burada da o ünlem işaretini eklemeyi unutmuşum :)
Yıllar önce kabul edildiğim bir iş görüşmesinde bu soruya;
"Maaşım geç yatırıldığı zamanlarda motivasyonumun düşmesi dışında bir zayıflığım yok" demiştim.
Daha Fazla

İlgilendiği KonularTümü

Medya

258 Kişi   47 Soru

Sosyal Medya

1364 Kişi   212 Soru

Foursquare

30 Kişi   15 Soru

Dijital Medya

98 Kişi   18 Soru

Facebook Ads

43 Kişi   2 Soru

Demokrasi

72 Kişi   65 Soru

İnsan Hakları

121 Kişi   37 Soru

Sosyal Yaşam

522 Kişi   67 Soru

Sosyal Girişim

299 Kişi   19 Soru

Müzik

2849 Kişi   472 Soru

Metal Müzik

69 Kişi   23 Soru

Sinema

3098 Kişi   300 Soru

Siyaset (Türkiye)

1423 Kişi   470 Soru

Cinsellik

382 Kişi   115 Soru

Türkiye Tarihi

401 Kişi   87 Soru

Autodesk

101 Kişi   3 Soru

Autocad

286 Kişi   17 Soru

3D Studio Max

504 Kişi   12 Soru

Web Siteleri

3038 Kişi   264 Soru

İnternet

2501 Kişi   535 Soru

Bilgisayar

2526 Kişi   437 Soru

İş Hayatı

2325 Kişi   325 Soru

Kitaplar

2910 Kişi   266 Soru

Filmler

3193 Kişi   192 Soru

Dinler

1052 Kişi   327 Soru

İslam (İslamiyet)

535 Kişi   261 Soru

Osmanlıca

8 Kişi   3 Soru