Bilmek istediğin her şeye ulaş

Harun Tangöze, 

Laboratuvar Teknikeri

Laboratuvar Teknikeri Harun Tangöze inploid.com'da 0 soru sordu, 12 soru yanıtladı ve 4 takipçisi var.

Ekim 2015

Harun Tangöze bir yanıt verdi.

Yaşam başladıktan sonra hücre(ler) veya canlılar neden ve nasıl dişi ve erkeğe ayrıldı?

Öncelikle şunu söyleyeyim konu üzerine adam akıllı okumuşluğum yok. Fakat mantık yürütmeye çalışacağım. Önemli olan şey çoğalması değil hayatta kalabilmesi. Ve daha hızlı çoğalan varlığını daha rahat devam ettirir diye bir genelleme doğru değil. Önemli olan iki kuşak arasındaki farktır. Daha güçlü bireyler oluşturmaktır önemli olan. Crossing over ve akraba evliliklerindeki sıkıntılı yenibireylerden yola çıkarak söylüyorum. Önemli olan daha sağlıklı bir birey dünyaya getirmek. Bu yüzden eşleşme, şansı arttırır. Tüm bunlara rağmen hermafrodit olan canlılar da var biliyorsun. Eğer dediğin şey bu kadar önemli olsaydı bu canlılar medeniyet olarak bizden daha önde olurlardı. Çoğalmanın evrimi konusunda yine pek bilgim olmamasına rağmen işin ucunun taa mayoz ve mitoz a dayandığını düşünüyorum.
Ekim 2015

Harun TangözeInsan  kişisini takip etmeye başladı

Insan , Psikolog, @insanevladi

Düşün, dinle, oku, çalış, sev, say ,güven...

Ekim 2015

Harun Tangöze bir yanıta alt yorum yaptı

Estağfirullah bir kuple okuyoruz sonra eksiliyoruz.
Bence her şey inançtır, görürken gözüne inanırsın, duyarken kulağına inanırsın, hissederken tenine inanırsın, düşünürken beynine inanırsın, kendi varlığına inanırsın('düşünüyorum, o halde varım' düşüncesini tam bir ispat olarak görmüyorum, bence varlığımız da bir inanç), bir Yaratıcı'nın varlığına/yokluğuna inanırsın. Yani bence her şey inançtır, bilgi imkansızdır.
Ekim 2015

Harun Tangöze bir yanıta alt yorum yaptı

Zamanında yanlışlıkla "-" lemişim. Halbüki katılıyorum çoğuna
Bence her şey inançtır, görürken gözüne inanırsın, duyarken kulağına inanırsın, hissederken tenine inanırsın, düşünürken beynine inanırsın, kendi varlığına inanırsın('düşünüyorum, o halde varım' düşüncesini tam bir ispat olarak görmüyorum, bence varlığımız da bir inanç), bir Yaratıcı'nın varlığına/yokluğuna inanırsın. Yani bence her şey inançtır, bilgi imkansızdır.
Ekim 2015

Harun Tangöze bir yanıta alt yorum yaptı

son derece fuzuli, vasat, konuyla alakasız yorumun için teşekkür ederim.
Bir simülatörün içinde olup olmadığını bilemezsin. Olmadığına inanıyorsun. Bunu bilmiyorsun
Ekim 2015

Harun Tangöze bir yanıt verdi.

Bir şey kesin olarak bilinebilir mi? Yoksa her şey sadece inanç mıdır?

Bir simülatörün içinde olup olmadığını bilemezsin. Olmadığına inanıyorsun. Bunu bilmiyorsun
Ekim 2015

Harun Tangöze bu yanıtı beğendi:

Bir şey kesin olarak bilinebilir mi? Yoksa her şey sadece inanç mıdır?

Bence her şey inançtır, görürken gözüne inanırsın, duyarken kulağına inanırsın, hissederken tenine inanırsın, düşünürken beynine inanırsın, kendi varlığına inanırsın('düşünüyorum, o halde varım' düşüncesini tam bir ispat olarak görmüyorum, bence varlığımız da bir inanç), bir Yaratıcı'nın varlığına/yokluğuna inanırsın. Yani bence her şey inançtır, bilgi imkansızdır.
Eylül 2015

Harun Tangöze bir yanıta alt yorum yaptı

dopamin uyuşturucu bağımlılarında da fazladır
Feromon dopamin nöradrenalin
Eylül 2015

Harun Tangöze bir yanıt verdi.

Evrendeki kanunlar nasıl oluştu? Yoksa bu kanunlar hayat ve bilinç ortaya çıkarmak için mi oluşturuldu?

Evrendeki kanunların nasıl oluştuğunu ya da big bangdan önce de var olup olmadıklarını bilim malesef bilemiyor. Sadece var olanı tanımlama çabası var. Bunun için de kendi tanımladığımız sayıları kullanıyoruz. Ve enteresan bir şekilde deneyler tutarlılıkla sonuçlanıyor ve basamakların tümünü çıkamasa da bir kaç adım daha çıkıp bize yeni ufuklar gösteriyor. Buna rağmen tanımladığımız kanunlara da doğru diyemiyoruz. Onlar sadece bilimi bir tık daha öteye götürmeye yarayan araçlar. Onlar gidecek yenileri gelecek bilemiyoruz... Ayrıca kanunlar hayatın oluşması için güzel bir ortam hazırlamıyor. Evrende bildiğimiz tek bilinç var o da biliyorsun dünyada.
Kanunların kendine kendine oluşmak için fazla mükemmel olduğunu düşünüp onu koyan daha mükemmel birine ihtiyaç duymayı da doğru bulmuyorum. Küçük algımızla küçük şeyleri görüyor bilmeye çalışıyoruz. Algılarımıza güvenmeye çalışıyoruz. Belki de başka bir evrendeki bir grup bilinçli yaratığın laboratuvar deneyiyiz. Bilemiyoruz. . .
Eylül 2015

Harun Tangöze bir yanıta alt yorum yaptı

sevgili şaman;
"Kuantum yasası diye bir yasa da yok"
"Evrende bu yasaların işlemediği ve henüz araştırılmamış bölgeler de mevcut"
Bu dediklerin ilgimi çekti. Düşüncelerini merak ediyorum.
Soruyla ilgili de bir cevap da vereyim.
Bu yasalar hiçbir şekilde bir ortam hazırlamıyorlar. Kuantum yasası diye bir yasa da yok, keşke olsa kuantum bilgisayarları hemen mümkün olurdu. Olan şey evren, bu sıraladığınız fiziksel yasaların tümü onun çeşitli davranışlarını açıklıyor yani davranışlar başından beri vardı, yasaları insanlar sonradan keşfetti ya da oluşturdu. Evrende bu yasaların işlemediği ve henüz araştırılmamış bölgeler de mevcut, yani yasalar esas değil, esas olan evren. Eğer yasalar yaşam ve bilinç ortaya çıkartmak için oluşmuş olsaydı gözlemleyebildiğimiz bölgede sadece bizim gezegenimizde değil bir çok gezegende yaşam olurdu. Soru her yönüyle kendi içinde çelişiyor, varsayımsal önermelere dayandırılmış.Erhan Kılıç (@erhankilic) çok haklı; bu tür bilimselmiş gibi görünen ya da bilimden anlamayanlar için bilimselmiş gibi hissedilen ama bilimsellikten tamamen uzak soruları felsefecilere sormalısınız.
Ağustos 2015

Harun Tangöze bir yanıta alt yorum yaptı

bırakalım feromonlar özgürce hareket etsinler.
not:pis kokmuyorum.
Hiç kendinizi bir koku olarak hayal ettiniz mi? Büyülü, davetkar... Aslında düşünürseniz bu zor değil. Bu yazımızda vücudunuzun adeta bir parfüm gibi kokmasını nasıl yapabileceğinizi göstereceğiz. Söylediğimiz adımları harfiyen uyguladığınızda vücudunuzun harika kokusuyla birlikte çevrenizi kendinize çekeceksiniz.
  1. Öncelikle vücut şampuanı kullanırken kendinizi hemen durulamayın. 5 dakika kadar vücut jelinin vücudunuzda kalmasına izin verin. Böylece vücudunuzun güzel kokuyu emmesiyle işe başlayacaksınız.Cilt
  2. Duştan sonra saç kurutmadan önce vücudunuza ve saçlarınıza parfümünüzü veya bakım ürünlerinizi uygulayın. Uyguladıktan sonra kurutma makinesi ile bunları teninize kazıyın. Sıcaklık gerçekten kokunun ortaya çıkmasını sağlar!CiltCilt
  3. Yanınızda sürekli bir vücut spreyi taşıyın ve ara sıra kullanın. Özellikle terleme tehlikesi ile karşı karşıya kaldığınızda.Cilt
  4. Okula veya işe gitmeden önce sabahları duş almak, uykudan uyanarak duşa girmek vücudunuzu tazeler. Bunun için kalktığınızda ilk işiniz gece vücudunuzun yataktaki sıcaklıktan ötürü salgıladığı teri ve yağı üstünüzden atmak, mis gibi kokmak olsun.Cilt
  5. Vücut spreyinizi kullanmadan önce dolabında saklamak yerine çıkarken giyeceğiniz elbise üzerine koyun. Çünkü şişenin içinden çıkan kokunun bulacağı ilk adres yanındaki tekstil malzemesidir.Cilt
  6. Dişlerinizi günde en az iki kere fırçalayın ve yemeklerden sonra gargara uygulayın. Eğer bunu yapmazsanız diğer tüm yaptıklarınızı çöpe atmış olursunuz. Kötü nefes çok kolay hissedilen bir kokudur. Ayrıca sigara içmemeniz gerektiğini de anlayabiliyorsunuz.CiltCilt
  7. Giysilerinizi temiz tutun ve giyinin. Terli bir giysiyi kuruduktan sonra bile giymeyin.Cilt
  8. Giysilerinizin içine "biraz" kabartma tozu serpiştirebilirsiniz. Yoğun terleme durumlarında bu size yardımcı olur.Cilt
Öneriler
  • Duşta saç veya vücut için meyveli şampuan kullanabilirsiniz.
  • Tüy temizliğine dikkat etmeniz kötü kokuların azalmasında yardımcıdır.
  • Duş jeli alırken seçici olmalısınız. Onlarca kokulu duş jellerinden teninize uygun olanı seçin ve hep bunu kullanın.
  • Ayak kokusu probleminiz varsa bir ayak spreyi temin edebilirsiniz.
  • Sarımsak, soğan, çemen gibi gıdaları almayın çünkü terinizde bu koku ortaya çıkar :)
Ağustos 2015

Harun Tangöze bu yanıtı beğendi:

Anneme eşcinsel olduğumu söyledim. Benim hasta olduğumu düşünüyor. Ona eşcinselliğin bir hastalık olmadığını nasıl anlatabilirim. Tavsiye edebileceğiniz belgeseller, kitaplar var mı?

Aslında özgürlük ile alakalı bakış açınızı değiştirirseniz sorun çözülür. Sen bunu kabul ettirmek zorunda değilsin, elbette onlar da bunu kabul etmek zorunda değil. Bazı tercihler, yaşantımızda büyük değişimlere yol açar ve bu değişimlere göğüs germenizi öneririm.
Yeni bir yol çizin kendinize, önceliğiniz tercihlerinize olan saygınız olsun. Yoksa kendinize olan saygınızı da kaybedersiniz.
Yine de alışmalarını ve seni olduğun gibi kabul etmelerini içtenlikle istiyorum.
Ağustos 2015

Harun Tangöze bir yanıt verdi.

Ağustos 2015

Harun Tangöze bir yanıta alt yorum yaptı

"İnsanlar için iletişim en az yaşamak kadar önemlidir. " yazının gerisini okumadım dostum.
6097




İnsanlar için iletişim en az yaşamak kadar önemlidir. İnsanlar birbirleriyle iletişim kurmak zorundadırlar aksi takdirde yaşam içinden çıkılamaz bir hal alır. İletişimin önemi için insanlardan pay biçildi.
Diğer bütün türler de yaşamlarını ve soylarını devam ettirebilmeleri için iletişime muhtaçtırlar. Özellikle sessiz alem olarak nitelendirilen bitkilerin dünyasında bu şaşırtıcı bir biçimde karmaşıktır.
Her türün kendisi arasında diğer türlere karmaşık gelen bir dili vardır.
Hayvanlarda bu dil karmaşık sesler, koklaşmalar, dans hareketleri, kimyasal izler ve daha sayamayacağımız birçok unsurdan oluşmakta. Bitkilerde ise kendi dillerini oluşturan unsurlar oldukça şaşırtıcıdır ki bunlar arasında ışık, ses, rüzgar ve tespit edemediğimiz farklı unsurlar yer alıyor ancak ustalaştıkları en önemli dil kimyasal dildir ve kimyayı iletişime muhteşem uygularlar.
Bitkiler kendi aralarında iletişime geçtikleri kadar kendilerine saldıran canlılarla da iletişime geçebilirler. Örneğin bir tırtıl bir domates bitkisini yemeye başladığı zaman yapraklar zehirli ve uçucu bileşikler salgılarlar. Bu bileşikler saldırganı kaçırttığı gibi komşu bitkileri de kendi savunmalarını hazır duruma getirmeleri için uyarır.
Bazen de bitkiler iki bitki arasındaki iletişim için bir şebeke ağı vazifesi görürler. Buna binayen Redbud Üniversitesi’nden Josef Stuefer’in son araştırmaları bitkilerin birbirlerini uyarmaları içi kendi kablosuz iletişim sistemlerini kullandıklarını ortaya koyuyor.Sarmaşık, çilek, yonca, kamış, gibi birçok bitki doğal olarak şebekeler oluşturuyor ve bireysel bitkiler birbirleriyle belli bir zaman aralığında bağlantılı kalıyor. Bu bağlantılar bitkilerin içsel kanallar aracılığıyla birbirleriyle bilgi paylaşmasını sağlıyor.Son zamanlarda Stuefer ve çalışma arkadaşları eğer düşmanlar yakınlarda iseler bitkilerin birbirlerini şebeke hatları aracılığla uyardığını ilk kez gösterdiler. Eğer bitkilerden birine tırtıl saldırırsa şebekenin diğer üyeleri içsel sinyaller aracılığıyla uyarılır. Bunu kızılağaçların yaptığı bilimsel olarak tespit edilmiş durumdadır.Uyarıldıklarında el sürülmemiş sağlam bitkiler yaklaşan tırtıllar için daha az çekici olmak için kimyasal ve mekanik dirençlerini güçlendirirler ve acıtonel adlı acı bir esans salgı salarlar ve rüzgar yardımıyla diğer çevredeki ağaçlara iletirler. Daha da ilginci türdeşlerini kayırmada uzmanlar. Yapraklarından ya da köklerinden gönderdikleri kimyasallar sayesinde türdeşleriyle konuşabiliyorlar ya da kendilerine saldıran böceklerin avcılarını yaydıkları kimyasallarla çekip kendilerini kurtarabiliyorlar.Ancak bu da değil, sosyal olarak oldukça gelişmiş durumdalar. Florance üniversitesi profesörü Stefano Mancuso ‘’Toplumsal davranış biçimleri var. Kendi türdeşlerini diğerlerinden ayırıp yakınlıklarıyla orantılı olarak aç gözlülükle rekabet edebiliyorlar. Bu bağlamda gruplaştıklarını söyleyebiliriz ‘’ diyor.
Bir o kadar ilginç bir davranışta kavak ve kızılağaçtan geliyor. Bir çekirge istilası ya da bir tırtıl istilası olduğunda bir insan müdahalesi olmasa dahi bunun aniden durduğunu ve milyonlarca tırtılın öldüğünü görebiliyoruz. Tıpkı düzenli olarak her 10 yılda bir aşırı çoğalan ve kavak ve kızılağaç sürgünlerinin %90 ını yiyen Alaska beyaz tavşanları gibi. Bu aşırı tacizin sonunda kavak ve kızılağaçlar tavşanlar açlıktan ölseler dahi onlara dokunamayacakları bir salgı üretirler. Bu olayın açıklamasını ise bir muhabirle bir uzmanın röportajından anlıyoruz.Uzman şöyle diyor: ‘’ 80 li yılların başında bir kavağın, akağacın veya çınarın yapraklarının bir kısmını tahrip ettiğimiz zaman ağacın geri kalanı otoburların yiyemeyeceği kadar yoğunlukta maddeler üreterek karşı saldırıya geçerler. Özellikle de tanen maddesi. Kısaca eğer çok yenirse ağaç kendini sindirilemez hale getiriyor.
Bu denli ince ve hesaplı oluşturulmuş ve dışarıdan savunmasız görülen iletişim harikalarının çarpık kentleşme uğruna yok edilmesi insanlığın umursamazlık ve cahillik suçudur.İnsanlığın doğru bilinçlendirilmemesi ve bilinçlendirilmek istemeyen insanlar yüzünden şimdilik herhangi bir zararı görülmeyen bilinçsizliklerin yüzyıllar sonrasında dünya için tehdit savurduğunun bilincine varılması gerekir.
Doğanın daha doğal olması dileğiyle. .
Temmuz 2015

Harun Tangöze bir yanıta alt yorum yaptı

Eskiden iyiydi fakat bir ara siteyi değiştirdiler. Paralı hale getirip üyelikleri sildiler. Sonra baktım pek de üye kalmamış.
Kitabı boş ver derim, buraya bir bak, bence en verimli dil eğitimi yöntemi:  livemocha.com
Temmuz 2015

Harun Tangöze bir yanıt verdi.

Tütsü kullanıyor musunuz?

Yağmur Ormanı , Vanilya ve Meditasyon kokuları güzeldir. Tabi isimleri ingilizce olacak.
Temmuz 2015

Harun Tangöze bir yanıta alt yorum yaptı

Cevap tatmin etti teşekkür ederim sn birkan.
Cemil ipekçi'nin çok güzel bir sözü var. Bir röportajdan hatırladığım... "Allah beni erkek vücuduyla yaratmış ama kadın ruhu vermiş. " diyordu. Fakat dostum eğitim seviyesi çok düşük bir memleketteyiz... İşin gerçekten zor... Solak çocukların dahi sağ elle zoraki yemek yedirilmeye çalışıldığı bu memlekette kime neyi nasıl anlatacaksın. Anneni en iyi sen tanıyorsun o zaten zamanla alışacak bence onu kafaya takma, ben de ateist olduğumu söylediğimde ilk tepkisi "tövbe de yavrum" olmuştu : -)
Temmuz 2015

Harun TangözeMurat Keskin kişisini takip etmeye başladı

Murat Keskin, Araştırmacı, @siyahiak

Kendi iç dünyamız da ki kalıpları kırmadıkça, dış dünyada ki kalıpları kıramayız. Kendimizi çözmek, kainatı çözmek olacaktı.

Temmuz 2015

Harun Tangöze bir yanıta alt yorum yaptı

Sn. Ergün güzel noktaya değinmiş.
Öncelikte neden çekindiğini anlamak gerekir.. İnsanların onu görmesinden mi, görüp de alay etmesinden beğenmemesinden mi, başarılı olmaktan mı.. Herkes için farklı bir açıklaması olabilir.. Önce bulup, sonra da akılcı bir şekilde sorgulamak gerekir.. Donanim da kazandırdık mı, sonrası tadından yenmez..
Daha Fazla