Bilmek istediğin her şeye ulaş

İthalat İhracat Uzmanı Snoopyyy inploid.com'da 2 soru sordu, 12 soru yanıtladı ve 3 takipçisi var.

Nisan 2015

Snoopyyy bu yanıtı beğendi:

Ölümün ne olduğunu gerçekten biliyor muyuz yoksa sadece bildiğimizi mi sanıyoruz?

Çok klasik olucak ama yaşamadan bildiğimiz hiç bir duygu yok. İnsanı insan yapan da bu.. Kısa süre önce bilmediğimiz durumlarla, deneyimlerle karşılaşıyoruz ve buna bakış açımız gelişiyor. Ve ben bu konuda herkesin, kendimde dahil narsist olduğunu düşünüyorum. Eğer zarar gören kendin ya yakının değilse hiç bir şey hissetmiyorsun.. Bide ölümleri sık gören şahit olan bir durumun icindeysen hayat sıradanlaşıyor ve ağlayan üzülen yakınların o zaman diliminde yaşaması gerektiği şeyler olduğunu düşünüp etki mekanizmasını kaybediyorsun... Ölümü bilmek diye bir şey yok olsaydı hayat olmazdı.
Mart 2015

Snoopyyy bir yanıt verdi.

Hiçbir şey düşünmemek mümkün mü?

Üniverstede bi derste hocamız ancak öldüğümüzde düşünceleri son bulacağını söylemişti. Üniversitedeyken artık hiç bir sey düşünmek istemouorum derdim şimdiise pozitif düşüncelerin kafamda olmasını istiyor ve seçiyorum. Sabah işe geldiğimde herşey uüstüme geliyormuş gibi hissettim artık sıkıldım bu hayattan dedim ve elime kalem kagit alip bi odaya gectim. Hissettiklerimi isteklerimi beni engelleyen seyleri yazdim ve rahatladım. Son olarak bir de bi karar aldım 21gün hayatımın olmasını istedigim gibi yasamayi olmayi istedigim gibi yasamayi (calismayi, konusmayi vs) Bir sey 21gün yapılırsa (pozitif dusunmek, ofkelendiginde sakin olabilmeyi basarmak, cözüme odaklanmak, erken , zinde kalkmak, düzenli spor yapmak vs) o sey artık senin alışkanlığın olur. Bu çalışmayla bir çok hayatımda olmasını istediğim alışkanlığa kavuştum, şimdi sıra yeni alışkanlıklarda. Unutmayalım degismeyen tek sey degisimdir ve herkes zorluklar yasayarak birseyleri öğrenmeye geliyor dünyaya.
Mart 2015

Snoopyyy bu yanıtı beğendi:

Hiçbir şey düşünmemek mümkün mü?

Hiçbirşey düşünmediğini düşünüyor olacağın için mümkün değildir. Gerçek anlamda hiçbirşey düşünmemek ancak bilincini yitirdiğinde olur sanırım, bunun pozitif düşünceyle alakası yok
Mart 2015

Snoopyyy bu yanıtı beğendi:

Yolda gördüğüm kişilerle göz teması kuramıyorum, başkasını gördüğümde hep gökyüzüne ya da yüksek binalara bakmaya çalışıyorum. Sebebi özgüven eksikliği mi? Bu durumda ne yapmalıyım?

Kendim için düşündüğümde yürürken yolda gördüğüm tanımadığım kişilerle neden göz teması kurayım ki . Konuştuğunuz kişilerle göz teması kurmakta zorlanıyorsanız ki bence bu da şart değil belki rahatsızlık duyulabilir. . Göz teması kurmak bir zorunlulukmuş gibi sunulduğu için aslında bir parça herkezde sosyal fobi varmış gibi anlaşılıyor. Göz teması kurmak istemiyorsunuzdur belki de. bu bir eksiklik değil seçimdir belki. Herkez göz teması kurmalı, kurmaz ise özgüven eksikliği vardır kesin gibi algı bana yanlış geliyor. Hem yolda yürürken tanımadımız insanların gözünün içine bakmak kimi zaman tehditkar veya davetkar olarak algılanmanıza da sebep olabilir.
Mart 2015

Snoopyyy bu yanıtı beğendi:

İyi bir öğretmen nasıl olmalıdır?

Bence öğrencilerine sınıfdaki en rahat ortamı hazılamaları gerekiyor
Mucize filminden bir kesit
Eğitim
Mart 2015

Snoopyyy bu yanıtı beğendi:

İnsan'ın en büyük çelişkisi sizce nedir?

Yaz gelince sıcağa, kış gelince soğuğa küfretmesi.
Mart 2015

Snoopyyy bu yanıtı beğendi:

En iyi öğrenme tekniği sizce nedir?

" Don't be afraid to ask questions. " derdi bir öğretmenim.
"Soru sormaktan korkmayın. "
Mart 2015

Snoopyyy  bu yazıyı beğendi:

Oun adı Umut olmalı ya da Işık...

Dersimin biri bitti ve söylenerek hızlı adımlarla kantine gidiyorum. Gün içinde yaşadıklarımdan, oda arkadaşımla ettiğim kavgadan sızlana sızlana...Beyaz bastonuyla yolunu bulmaya çalışan bir kız da o anda aşağıya inmeye çalışıyor. Koluna girip kantine kadar eşlik etmeyi teklif ediyoruz. Teşekkür edip tüm heyecanıyla merhaba ben Eda(?) tarih 1.sınıfta okuyorum sizin adınız ne diyor? Adımı söylüyorum nereli oldğumu soruyor aynı heyecanla. Çanakkaleli'yim dediğimde aa evet orayı biliyorum harika bir yer diyor ve hemen ekliyor okulunu ve bölümünü ne kadar çok sevdiğini.Merdivenlerden iniyoruz tam kantine gelmek üzereyken bir basamak daha çıkmamız gerekiyor.Ben de o anda basamak olduğunu hatırlatmayı unutuyorum.Aniden adım atınca beyaz baston karnına çarpıyor çaktırmamaya çalışarak ahh diyor.Belliki canı yanıyor. O an benim de içimde bir şey eriyor.Kendime kızıyorum nasıl söylemedim diye. Kantine geldiğimizde yine aynı neşesi ve kararlılığıyla almak istediklerini rica ediyor.Banaysa bu olaydan bir avuç utanma kalıyor.İnsanlığımdan utanma... Şimdi soruyorum gerçek engelli hangimiz o mu ben mi? Aramızdaki fark ne? Ben sağlıklı gözlerimle dünyanın bana sunduğu hiçbir güzelliği görmüyorum o ise göremeyen bir çift gözle tüm güzellikleri yaşıyor.Kendime dönüp bir kez daha bir kez daha baktım. Yine utandım.Dedimya onun adı Eda değil Işık ya da Umut olmalıydı. Kalbime dokunan o aah sesin her zaman bize umut olsun yüreğiyle bakan kız. . .
Mart 2015

Snoopyyy  bu yazıyı beğendi:

Yapilan sunumun ardindan samimiyetle sordugum bir soru icin direkt tepki almam bence pek de normal degildi.Hele ki anlayisin zirvede olmasi gereken psikoloji bolumunun sinifinda!

Oylesine bir hirsla dolmusuz ki birbirimizi yanlis anlamak icin adeta yarisiyoruz.Biz toplum olarak hangi ara bu hale geldik? Yanlislarimizi aciga cikarmaktan bu kadar mutlu olmamiz normal degil. . .
Mart 2015

Snoopyyy bu yanıtı beğendi:

Sahip olduklarınızdan utandığınız oluyor mu hiç? Sizce utanmamız gerekmez mi?

Sahip olma konusundaki zorunluluğu kafandan atarak başlayabilirsin mesela düşünmeye. Elindeki şeye sahip olman seni başkalarının yanında utandıracaksa eğer onu savunmak için nedenin (bahane değil mesela, genelde herkes bahane sahibidir) de olmalı.
Herkesin giymek için bir kıyafete ihtiyacı vardır. Ancak kimse seni 750 liralık pantolon veya 1500 liralık ceket giymeye zorlamaz.
Soruna şimdi cevap vereyim.
Evet! Sahip olduğum, ihtiyacımın ötesinde ne varsa utanmam gerekir, siz ve diğerlerinin de öyle tabi ki.Demek istediğim kesinlikle fakir yaşayın, zengin olmayın, fazlasına sahip olmayın demek değildir, art niyetli düşünmeyiniz.
Sorunun duyarlı olmak kısmı için de bir öneri...
Eğer bir gün sahip olduğun herhangi bir şeyden utanırsan çok kısa bir süre de olsa nedeni düşün.
Mart 2015

Snoopyyy bir yanıt verdi.

Sahip olduklarınızdan utandığınız oluyor mu hiç? Sizce utanmamız gerekmez mi?

Sahip olduklarımdan utanmıyorum. Sahip olduklarımın farkında olmamamdan ve sahip plduğum tüm güzelliklerin değerini bilmediğimi faark ettiğimde bu durumdan utanıyorum. İnsan sahip olduklarından utanmamalı, sahip olduklarını fark etmeli, şükretmeli.
Mart 2015

Snoopyyy  bu yazıyı beğendi:

Mart 2015

Snoopyyy bu yanıtı beğendi:

Aileden ayrı başka bir şehirde yaşamanın zorlukları veya güzellikleri nelerdir?

İnsanın gerçek "kendi"sini bulabilmesi için gereklidir diye düşünüyorum. Bir insan ailesinden uzaklaşınca kendi istek ve tercihlerine göre yaşamaya başlıyor. Normalde karşılaşamayacağın kadar çok insanla dolayısıyla da farklı görüşler, düşünceler, yaşamlar, müzikler, kitaplar, oyunlar ile karşılaşıyorsun. Birilerinin kızı ya da oğlu gibi değil, kendini nasıl görmek istiyorsan öyle davranıyorsun. İnsanları daha derin tanıyorsun.Gerçek dostlar ediniyorsun. Paranın hesabını yapmayı, kendi sorumluluğunu almayı öğreniyorsun. Ailenin önemini ve değerini anlıyorsun.

Olumsuz yanlarına gelirsek, bu zamana kadar düzgün bir kişilik oluşturamamış insanlar aileden uzaklaşınca bocalıyor, kötü arkadaş ve alışkanlıklar edinebiliyor. Dengesini tamamen bozup hayatını altüst edenler bile gördüm maalesef.

Yaptığım açıklamalar daha çok kısa süreli ayrılıklar için. Aileden ayrı yaşamak okul- iş gibi sebepler ile bir süreliğine gerekli ve faydalıdır ama şahsen ben ömrümü ailemden uzak bir şehir ya da ülkede geçirmek istemem. Hayat çok kısa, bu ömrün iyi- kötü çoğu anlarını sevdiklerimle geçirmek tercihimdir.
Mart 2015

Snoopyyy  bu yazıyı beğendi:

Gökyüzünden Bulutları Eksiltmek

378
Hayatını fotoğrafçı ve illüstratör olarak devam ettiren Fransız sanatçı Thomas Lamadieu gökyüzünden eksiltiği bulutların yerine, hayali karakterleri ekleyerek şehrin mimarisini yeniden yorumluyor. Fish-Eye lenslerle çektiği fotoğraflarını kendince eğlenceli çizimlerle bütünleştiriyor ve bunu ”Sky-Art” olarak isimlendiriyor. Şehirlere yeniden hayat veren bu çalışmaları için çeşitli ülkelerden fotoğraflar topluyor.
378
378
378
378
378
378
378
378
378
378
378
378
378
378
378
378
378
378
378
378
378
378
378

Kaynak:tlamadieu.wix.com/roots-art
Mart 2015

Snoopyyy  bu yazıyı beğendi:

SEN YOKKEN

Sen Yokken, Seninle İlgili Cümleler Yazılmıyor..
Olmuyor, İçimden Gelmiyor..
Kaleme Uzanırken, Silgiye Çarpıyor Gözüm..
Yazılanlar Unutuluyor Sevdam, Silinenler Unutulmuyor..
İşte Bu Yüzden Yazamıyorum Seni..
Sen Ki Bana Bildiklerimi, Karanlık Geçmişimi Unutturan Kadın..
Biliyorsun Mutluluk Zaman Alıyor..
Ve Zaman Sevdiklerimizi..
Nefes Olsan Alır Vermem Seni..
Ben Seni Yazmadan Gel..
Mart 2015

Snoopyyy  yeni bir  gönderide  bulundu.

Beklenti

Bu hafta sonu doğumgünüm. Bu yaşıma kadar ailem hep süpriz yaptı, çok fena beklentiye girmiş durumdayım. Hayal kırıklığına uğramamak için ne yapıyım en iyi arkadaşımı bile arayamıyorum. Doğumgünümü hatırlatmamak için dogumgunu haftamda sevdiklerimi aramam ki hatirladiklarinda mutlu oliyim diye durumum cok vahim eger beklentim olmazsa fena hayalkirikligi yasiycam. Yasamamayi umut ediyorum ama beklentiye girmeden de edemiyorum. Sevdiklerinizin ve sizi sevenlerin en önemli günlerinizde ve özellikle sizin icin en önemli gun olan dogumgununzde (KALBEN) yaninizda olmasi dilegimle :)
Mart 2015

Snoopyyy bu yanıtı beğendi:

İlişkide heyecanı kalmayan biri nasıl canlandırılır?

İnsan hayatında her şey monotonluğun tehditi altında diye düşünüyorum. Sıradanlaşma, aynılaşma ve tekrarlanma gibi durumlar her konuda olduğu gibi ilişkide de ilgiyi heyecanı köreltebiliyor. Kendimden 2 örnek vereyim;

NewYork'daki ilk günüm aklıma geldi. Metrodan indim yürüyen merdivenlerden Times meydanına çıkıyorum gündüz vakti, içimde acayip bir heyecan sanki kız arkadaşımla buluşacakmışım gibi :) neyse artık meydandayım her yer ışıl ışıl devasa binalar vs tüylerim diken diken güneşe rağmen o ışıltıyı unutamam binalardaki. Hayran hayran bakıyorum etrafa. 1. Gün, 2. Gün, 3,4,5 derken olay tamamiyle aynılaştı ve benim için etkisini yitirmeye havasını kaybetmeye başladı. O saatten sonra NY benim için alışılagelmiş ışıltıların şehriydi. Artık heyecanı katacak başka şeyler lazımdı şehre dair.
Diğer örnek ise kız arkadaşımla olan monotonluk; cafeye git sohbet muhabbet, sinemaya git film izle, boğaza git çay kahve iç, haftasonu kahvaltıya git vs. ee bunlar bisüre sonra sadece mekanın değiştiği ama içeriğin aynılaştığı durumlar değil mi? Öyle olunca ilişkiye heyecan katacak başka şeyler gerekiyor. Ara sıra ufak hediyeler, belki bir kinder suprise çikolata :) , ruhunu okşayacak gönlüne hitap edecek samimi sevgi cümleleri, en sevdiği sanatçının konserine bilet, belki statta bir futbol maçı heyecanı, sahilde kısa yürüyüşler, habersiz iş çıkışı yemeğe götürmeler şeklinde uzatılabilir heyecanı canlandırabilecek detaylar... Yani bence heyecan dediğin şey süreklilik arz eden durumlarda aranmaz, ara sıra olan, tahmin edilemeyen, ön görülemeyen sürprizler/zamanlamalar ile pişirilen bir duygudur ilişkideki heyecan. . .
Mart 2015

Snoopyyy  bu yazıyı beğendi:

Kahverengi

Masamdaki kadın bana yerin metrelerce dibinde hayatın nasıl işlediğini anlatıyordu . Oysa bilmiyordu hayatın kendisiyle karşı karşıya oturduğunu . Kadehini hayata kaldırdığını bilmiyordu . Kimliğini deşifre etmemek için kurbanının gözbebeklerine bütün güven dolu duygularla bakan bir katilin dinginliğiyle onu süzüyordum . ' Hayat ! ' diyordu . ' Hayat … '
' Hayat senin ayaklarının altında sanıyorsun onu tanımadan önce ama bir bakıyorsun ki üzerinde koca bir gökyüzü var . Kuşlar uçuyor , bulutlar yer değiştiriyor . Ayın seninle yürüdüğünü sandığın çocukluk masumiyetini anımsatıyor rengarenk uçurtmalar . Öylesine uzak , öylesine imkansız yattığın birçok adamdan sonra . Hayat yukarda aslında . Bizse yerin en dibindeyiz . Bu ne demek biliyor musun ? Biz hayatı yakalayalım derken hayat bizi yakaladı yakamızdan , paçamızdan , acımadı dediğimiz her parçamızdan . Şimdi onunla aramızdaki tek akrabalık bağı sigara … Ben acımı tüttürüyorum , o bana bulutlar çiziyor dumanımdan . Bulutlar yer değiştiriyor . Bazen yok oluyor bulutlar ve yalnız kalıyorum . Hayat bile sözünde durmuyor bazen . Babamdan nefret etmiyorum bu yüzden hatta onun iyi bir adam olduğunu bile düşünüyorum pempe kıyafetler giydirmediği için çirkef yüzlü hayata . İlk karşılaşmadaki iki sevgili gibi değil de elli yıldır aynı yatağı paylaşmış iki ihtiyar gibi tanıdım ben onu . Bana sorsalar karşılığında yataktan yatağa dolaştığım yirmilik bir paketti bulutları görmek için hayat ve bulutlar yer değiştiriyordu bazen . Sen hiç yastığına şimşeklerin düştüğünü hissettin mi ?
Mart 2015

Snoopyyy bir yanıta alt yorum yaptı

Kaleminize sağlık çok güzel anlatmışsınız hayatı.
Masamdaki kadın bana yerin metrelerce dibinde hayatın nasıl işlediğini anlatıyordu . Oysa bilmiyordu hayatın kendisiyle karşı karşıya oturduğunu . Kadehini hayata kaldırdığını bilmiyordu . Kimliğini deşifre etmemek için kurbanının gözbebeklerine bütün güven dolu duygularla bakan bir katilin dinginliğiyle onu süzüyordum . ' Hayat ! ' diyordu . ' Hayat … '
' Hayat senin ayaklarının altında sanıyorsun onu tanımadan önce ama bir bakıyorsun ki üzerinde koca bir gökyüzü var . Kuşlar uçuyor , bulutlar yer değiştiriyor . Ayın seninle yürüdüğünü sandığın çocukluk masumiyetini anımsatıyor rengarenk uçurtmalar . Öylesine uzak , öylesine imkansız yattığın birçok adamdan sonra . Hayat yukarda aslında . Bizse yerin en dibindeyiz . Bu ne demek biliyor musun ? Biz hayatı yakalayalım derken hayat bizi yakaladı yakamızdan , paçamızdan , acımadı dediğimiz her parçamızdan . Şimdi onunla aramızdaki tek akrabalık bağı sigara … Ben acımı tüttürüyorum , o bana bulutlar çiziyor dumanımdan . Bulutlar yer değiştiriyor . Bazen yok oluyor bulutlar ve yalnız kalıyorum . Hayat bile sözünde durmuyor bazen . Babamdan nefret etmiyorum bu yüzden hatta onun iyi bir adam olduğunu bile düşünüyorum pempe kıyafetler giydirmediği için çirkef yüzlü hayata . İlk karşılaşmadaki iki sevgili gibi değil de elli yıldır aynı yatağı paylaşmış iki ihtiyar gibi tanıdım ben onu . Bana sorsalar karşılığında yataktan yatağa dolaştığım yirmilik bir paketti bulutları görmek için hayat ve bulutlar yer değiştiriyordu bazen . Sen hiç yastığına şimşeklerin düştüğünü hissettin mi ?
Daha Fazla