Bilmek istediğin her şeye ulaş
Eylül 2014

Mehmet Hilmi Tutumlu bir yanıt verdi.

İnsanlar neden gerekli olduğunda düşünür de sürekli düşünmez?

Sebep - sonuç ilkelerinin aracılığıyla var olan bir evrende sebepsiz bir şeyin ortaya çıkmamasının neyi garip?

İnsanlar kendilerinin varlıklarını hissetmek için sürekli düşünmek zorundayken insanın düşünmediğini iddia etmek de yanlış olmuş sanki. Düşünüyorken varsan düşünmüyorken yoksun. Zaman gibi evrenin parçaları da aslında insan kendisini bilmediği zaman yok olan süreçler. Bu açıdan insan varsa süreç var, insan yoksa düşünmek yok. Aslında süreç diye bir şey de yok bence ama konuyu uzatmayalım :)
Temmuz 2014

Mehmet Hilmi Tutumlu bu yanıtı beğendi:

Rüyada lucid olmak için pratik bir yöntem bilen var mı?

Bu daha önce üzerinde bilimsel olarak araştırma yaptığım bir konudur ve bilim dünyası bu konu ile pek ilgilenmemektedir. Parapsikoloji alanına girmektedir ve şuan için sürekliliği bir teori'den ibarettir.

Bu konuda, önceden kendilerinden izin alınarak ve açıklanarak bazı kişiler üzerinde bir kaç test yapmıştık.

Tespit ettiğim bulgular şu şekilde idi;
  • Denek rüyada olduğunu anladığı anda bilinç açılıyor ve doğal olarak uyanıyordu.
  • Uzun süreli testler sonucu bilinç geriye itilerek rüya süresi bir kaç saniye uzatılabildi.
  • Bilincini yönetebilen deneklerde, test dışında normalden fazla uyku/rüya görme isteği arttı.
  • Deneklerin beyni gerçeklik ile rüya arasındaki dengeyi kaybetmeye başladı.
  • Gerçek hayatı modellemeye çalışan deneklerin, rüyada yaşadığı duygusal tepkimelerin etkisi, gerçek hayatta beyne zarar verme riski oluşabileceği tespit edildi.

Son 2 maddeden sonra zaten testleri bitirdik. Bu araştırmadan da anlıyabileceğiniz gibi gerçek ile rüya arasındaki ayrımı beyniniz kaybettiği anda, rüyadaki acı, heyecan ve şok etkilerinide sinir sisteminize simule ederek gerçek hayatta size fiziksel zararlar verebilir.


Bu tür bir çalışma normal insan denekleri üzerinde uygulanması çok tehlikeli. Ancak konuda uzman kişiler tarafından test edilebilir. Çünkü ancak bilgisi olan kişiler bu gerçek/rüya ayrımı arasında profesyonel düşünerek kendilerinin zarar görmesini engelleyebilir.


Dikkatli olmanızı ve mümkünse bu konudan uzak durmanızı tavsiye ederim.

Ocak 2014

Mehmet Hilmi Tutumlu bir yanıta alt yorum yaptı

hocam bu koşullarda anlatmanızda, anlamamda zor gerçekten. değer verip bilgilerinizi paylaştığınız için teşekkür ederim.
Hayır yoktur. Şöyle ki;
  1. Pozitif Bilimsel açıdan bakıldığında yapılan gözlemler somut olarak evrim sürecinin devam ettiğini göstermektedir. Sürecin sonuna varıldığına dair herhangi bir pozitif bulgu saptanmamıştır.
  2. Felsefi açıdan bakıldığında da herhangi bir türün nihai aşamaya geldiğini söylemek ilk önermenin reddi anlamına gelir ki bu da evrimin bir süreç olmaktan çok bir hedefe doğru eylem olduğunu ileri sürmek olur. Bu da bizi Felsefeden Teolojik bir paradigmaya yöneltir. O zaman da Felsefeyi inkar etmiş oluruz.
  3. Teolojik açıdan bakıldığında da zaten evrim süreci akıllı yaratıcının deneme yanılmalarla doğru sonuca varmaya çalışması demektir ki bu söylem de akıllı yaratıcı kavramının reddi olur :))
Ocak 2014

Mehmet Hilmi Tutumlu bu yanıtı beğendi:

SGK, göz ve diş ödeneklerini kaldırmayı düşünüyormuş. Sizce nasıl olur? O kadar prim ödüyoruz ve gözlük bile alamayacak mıyız?

Aslında bence bu durum bir süredir yavaş yavaş uygulanmakta olan ve sağlık hizmetlerinin ücretli hale getirilmesi projesinin bir parçası bence. Bir çok insan belki farkında değil ve tam tersine çok iyi düzenlemeler yapıldığını düşünüyor ancak durum bunun tersine bence.

Bir süre önce yapılan düzenlemeler ile eskiden hiç bir ücret ödemeden gerçekleştirdiğiniz sağlık hizmetlerini artık küçük görünen bir para ödeyerek gerçekleştirebiliyorsunuz. Bu ücret muayene ücreti adı altında alınıyor aslında ama ücreti eczaneler aracılığı ile tahsil eden devlet bu parayı sizden hastane çıkışı doktorun yazdığı ilaçları almaya gittiğinizde alıyor.

Geçtiğimiz yıl, sigortası olmayan biri, devlet hastanelerinde muayene olmaya gittiğinde toplam 13,5 TL ücret ödüyordu. Bu yıl ise bu miktar yanlış anımsamıyorsam 20,5 TL oldu. Sigortası olan biri ise duruma göre (rakamdan tam emin değilim ama) 8 TL gibi bir ek ücret ödüyordu. Benzer biçimde SGK anlaşmalı özel hastanelerde de fark ücretleri arttı.

Yani uzun lafın kısası, devlet yaptığı düzenlemeler ile SGK'daki açığı kapatmak ve bu ağır yükten kurtulmak istiyor. Malum, ekonomi çok harika giderken böyle bir ihtiyaç nasıl doğuyor sizce? Yakın zamanda gündeme gelen yeni kıdem tazminatı sistemi de benzer sebeplerle tasarlanmıştır.

Buna göre, belirli bir süre içinde zaten küçük bir miktar gibi görünse de, ücret ödüyor olduğunuz hizmetlere bir süre sonra biraz daha fazla para ödemeye ve sonunda neredeyse tümüyle özel hastane haline geliyor olacak belki de. Peki bunun yanında verilen hizmet nasıl diye soracak olursanız; bence hizmette değişen hiç bir şey olmadı. Tek farklı olan şey, randevu sisteminin düzenlenmesi ve merkezi sisteme geçilmesi idi. Ancak, bu bile vatandaşın aldığı hizmetin kalitesini yükseltmek için değil çıkarlar böyle icap ettiği için gerçekleştirildi. Sistemi daha karlı hale getirmek, çeşitli kaçakları önlemek, bir kişinin sağlık hizmetinden ne zaman ve ne kadar aldığını takip etmek için bu sistem gerekiyordu.

Ben en son hastaneye gittiğimde sıra bekleyen insanlar arasında münakaşalar devam ederken, doktor kapıya çıktı, sordular "aynı saate randevu verilmiş, hangimiz gireceğiz şimdi? " diye. Doktor aynen şunları söyledi: "Devlet bu yıl aynı saate 2 hasta randevusu vermeye başladı, merkezi sistemden bunu böyle ayarladılar, benim yapabileceğim bir şey yok... ". Yani devlet diyor ki, ey doktor; senin daha fazla çalışman için kabul etmesen de sana 2 katı hasta yüklüyorum. Ve diyor ki ey vatandaş; sen ne yaparsan yap beklemeye mecbursun. Bunun adına da sağlık sistemi diyorlar, bu bence sistemsizlik üzerine kurulmuş bir sistemdir.

NOT: Soruyu soran arkadaşa teşekkür ediyorum ve bir düzeltme yapmak istiyorum. Soruda "o kadar prim ödüyoruz, gözlük bile alamayacak mıyız?" diyor. Bu kadar parayı SGK'ya hizmet almak (gözlük..vs) için ödediğimiz yanılgısına düşmeyelim, bu paralar nereye gidiyor bilmiyoruz. Zaten Türkiye'de alınan devlet vergilerinin hemen hepsinin "adı altında" alınan vergiler olduğunu unutmayalım. Çok kısa ve net bir örnek, daha dün gibi aklımda: "özel iletişim vergisi", depremden etkilenen vatandaşlar için kullanılmak üzere ve geçici bir vergi olarak ve sadece 2-3 kalemden oluşan hizmetlerden alınmıştır (cep telefonu, internet...vs). Kısa sürede bir çok alana yayıldı ve yıllar geçti alınıyor. Depremden zarar gören vatandaşlar için ise ne yapıldı?
Ocak 2014

Mehmet Hilmi Tutumlu  bu yazıyı beğendi:

Ocak 2014

Mehmet Hilmi Tutumlu bir yanıta alt yorum yaptı

hoam verdiğiniz örnek kademe kademe ilerleyip kendisini inkar eden duruma uygun değil. sizin bahsettiğiniz, gittiği yönün doğru olduğuna inanan insanın diğer yolların yanlış olduğunu düşünmesi kadar olağan bir duruma örnek teşkil eder. dahası insan beynide aradığımız örnek değil. insanın fikirlerinin değişmesi yada beynin bu evreni anlamakta sıkıntı çekeceğine inanması sadece alınan bir karardır, bir fikirdir. bu beyinin varlığını inkar etmek değil aksine varlığını kabul etmek zorunluluğu getişirir çünkü karar vermek için ona ihtiyacımız olduğunu biliyoruz.

kitap tavsiyeniz için teşekkür ederim fakat henüz duruma uygun örnek vermediğinizi hatırlatmak isterim;)
Hayır yoktur. Şöyle ki;
  1. Pozitif Bilimsel açıdan bakıldığında yapılan gözlemler somut olarak evrim sürecinin devam ettiğini göstermektedir. Sürecin sonuna varıldığına dair herhangi bir pozitif bulgu saptanmamıştır.
  2. Felsefi açıdan bakıldığında da herhangi bir türün nihai aşamaya geldiğini söylemek ilk önermenin reddi anlamına gelir ki bu da evrimin bir süreç olmaktan çok bir hedefe doğru eylem olduğunu ileri sürmek olur. Bu da bizi Felsefeden Teolojik bir paradigmaya yöneltir. O zaman da Felsefeyi inkar etmiş oluruz.
  3. Teolojik açıdan bakıldığında da zaten evrim süreci akıllı yaratıcının deneme yanılmalarla doğru sonuca varmaya çalışması demektir ki bu söylem de akıllı yaratıcı kavramının reddi olur :))
Aralık 2013

Mehmet Hilmi Tutumlu bir yanıta alt yorum yaptı

hocam,
''hedef olgu'' tamamlandığı vakit ''hedef olguyu'' inkar edeni gördüğümüz zaman pek tabi ''tamamlanıp kendisini inkar eden'' sıfatını kabul edebileceğimiz gibi burada bir mantık hatası olduğunuda kabul edebiliriz.

sizden sadece bir örnek istiyorum kademe kademe ilerleyip sona vardığı zaman alt kademelerinin tamamını inkar edebilecek bir örnek. evrimle ilgili olmasına gerek yok sadece mantığını anlayabilmek için soruyorum.
Hayır yoktur. Şöyle ki;
  1. Pozitif Bilimsel açıdan bakıldığında yapılan gözlemler somut olarak evrim sürecinin devam ettiğini göstermektedir. Sürecin sonuna varıldığına dair herhangi bir pozitif bulgu saptanmamıştır.
  2. Felsefi açıdan bakıldığında da herhangi bir türün nihai aşamaya geldiğini söylemek ilk önermenin reddi anlamına gelir ki bu da evrimin bir süreç olmaktan çok bir hedefe doğru eylem olduğunu ileri sürmek olur. Bu da bizi Felsefeden Teolojik bir paradigmaya yöneltir. O zaman da Felsefeyi inkar etmiş oluruz.
  3. Teolojik açıdan bakıldığında da zaten evrim süreci akıllı yaratıcının deneme yanılmalarla doğru sonuca varmaya çalışması demektir ki bu söylem de akıllı yaratıcı kavramının reddi olur :))
Aralık 2013

Mehmet Hilmi Tutumlu bir yanıta alt yorum yaptı

söylemek istediğim, tanrı olgusu size uygun olan dini araştırırken diğer özelliklerine bakmanın gereksiz olduğu. bence insanın asıl meselesi tanrının varlığını yada yokluğunu kabul etmesidir. önce tanrının konumlandırılmasında problem olup, olmadığına bakmalı daha sonra dinin içeriğini tartışmaya açmalı ve eğer sonrasında o dine tabii olunursa artık dinin içeriğini tartışmanın mantıksız olduğunu söylemek istiyorum. tanrıdan gönderildiği iddia edilen söz, fikir, ahlak anlayışı vesaire (ne derseniz) nasıl tartışmaya açılabilir inanan için?
Yanılmışım tanrı varmış -ANTONY FLEW-Güzel kitap tavsiye ederim. kendisi hayatını ateist olarak yaşamış ve 80 yaşına kadarda bu fikrin en öndeki savunucularından biridir.

Önce tanrının varlığı inancı üzerinden olmalı ateistin düşünceleri, dinlerin içerikleri yada dinlere mensup olanların hataları, iyilikleri gibi konular daha sonra gelmeli.
müslüman olan bir insanınsa tanrı inancını tekrar irdelemek gibi bir derdinin olması mantıksız olur çünkü müslümansa Allah'a inanıyor demektir. bu tabi ki her hangi bir dini inanç için geçerlidir. dine mensup olmadan o dinin tanrı inancına bakmak, mensup olduktan sonrada içeriğini tartışmak daha mantıklı gibi.
Eylül 2013

Mehmet Hilmi TutumluFarklılık konu başlığını takip etmeye başladı.

Farklılık

Felsefi olarak farklılık, doğal, toplumsal ve bilince dayanan her olay ve olguyu bütün ötekilerden ayıran özelliktir.

Eylül 2013

Mehmet Hilmi TutumluSoru konu başlığını takip etmeye başladı.

Soru

Soru, cevap biçiminde bilgi talep eden dilbilimsel bir ifadedir. Çeşitli türde sorular biçimlendirilebilir. Örneğin, bir soru aynı zamanda b...

Ağustos 2013

Mehmet Hilmi Tutumlu bir yanıta alt yorum yaptı

evrimi sadece başlangıç ve bitiş noktasında tanımlı fonksiyon olarak kabul etmek sonsuzluk addedilen evrimi baştan inkar etmek olmuyormu öğretmenim? evrimin süreç olduğunun zaten bilincindeyim fakat tüm süreçlerin kademelerle ilerleyeceğini sanıyorum sizde kabul edersiniz ki zaten aksi durumda süreç yoksa varlıkta yoktur. kısaca sormak istediğim; bu kademelerden herhangi birisine neden şahit olmadığımızdır?
Hayır yoktur. Şöyle ki;
  1. Pozitif Bilimsel açıdan bakıldığında yapılan gözlemler somut olarak evrim sürecinin devam ettiğini göstermektedir. Sürecin sonuna varıldığına dair herhangi bir pozitif bulgu saptanmamıştır.
  2. Felsefi açıdan bakıldığında da herhangi bir türün nihai aşamaya geldiğini söylemek ilk önermenin reddi anlamına gelir ki bu da evrimin bir süreç olmaktan çok bir hedefe doğru eylem olduğunu ileri sürmek olur. Bu da bizi Felsefeden Teolojik bir paradigmaya yöneltir. O zaman da Felsefeyi inkar etmiş oluruz.
  3. Teolojik açıdan bakıldığında da zaten evrim süreci akıllı yaratıcının deneme yanılmalarla doğru sonuca varmaya çalışması demektir ki bu söylem de akıllı yaratıcı kavramının reddi olur :))
Mayıs 2013

Mehmet Hilmi Tutumlu bu yanıtı beğendi:

Melankolik şarkı tavsiyeleriniz nelerdir?

Melihat Gülses-Bir ihtimal daha var o da ölmek mi dersin

Selma Hünel-Böyle bir kara sevda

Melihat Gürses-Kapın her çalındıkça

Fırat Tanış-Yani

ah bir de bu şarkı insanı oturup bir düşündürüyor:
Mayıs 2013

Mehmet Hilmi Tutumlu Hidrojen Enerjisi konu başlığını takip etmeye başladı.

Mayıs 2013

Mehmet Hilmi Tutumlu Psikomotor Gelişim konu başlığını takip etmeye başladı.

Mayıs 2013

Mehmet Hilmi Tutumluİstanbul konu başlığını takip etmeye başladı.

İstanbul

İstanbul, Türkiye'nin en kalabalık ve ekonomik açıdan en önemli şehri. Dünyanın 34. büyük ekonomiye sahip şehri.

Mayıs 2013

Mehmet Hilmi Tutumluİşçi Sınıfı konu başlığını takip etmeye başladı.

İşçi Sınıfı

İşçi sınıfı, sosyolojide ve gündelik konuşma dilinde kullanılan terim. Marksist terminolojide proletarya kavramıyla karşılık bulur. İşçi sın...

Mayıs 2013

Mehmet Hilmi Tutumlu  yeni bir  gönderide  bulundu.

asılı kalmak

bir tür karmaşa hakim düşlerimde, bir tür geri sayım aceleciliği yada nasıl söylesem bir tür asılı kalma durumu.
kafamda bir türlü kurtulamadığım düşünce serisi en ruhsuzundan. sanki kaçtığım savaşların sığınağıyım fakat barışa da inancım yok.
sanki henüz adı koyulmamış bir dilin sözlüğü gibiyim. kelimeler hazır beklerken, cümleler sıraya girmişken bile kendi adını koymaktan aciz bir dil!
Nisan 2013

Mehmet Hilmi Tutumlu bir yanıt verdi.

Kuzey Kore ile Güney Kore arasındaki son bulmayan gerginliğin sebebi nedir?

Senin gözün benim gözümden az çekik meselesi :) bu bile bizdeki aynı harflerin farklı dizilişinden ortaya çıktığı iddia edilen soyluluktan daha mantıklı bi sebep!
Nisan 2013

Mehmet Hilmi Tutumlu bir yanıt verdi.

Feminist ve Feminizm nedir? Feminizmin erkek versiyonu var mıdır?

Erkek egemen bir dünyada gerek varmıdır erkek versiyonuna?
Nisan 2013

Mehmet Hilmi Tutumlu bir yanıt verdi.

Daha Fazla

İlgilendiği KonularTümü

Facebook

795 Kişi   185 Soru

Futbol

858 Kişi   196 Soru

Girişimcilik

3471 Kişi   358 Soru

Geyik Muhabbeti

1394 Kişi   816 Soru

Dinler

1052 Kişi   327 Soru

Üniversiteler (Türkiye)

2231 Kişi   175 Soru

Felsefe

1847 Kişi   494 Soru

Varoluş Hakkında

2774 Kişi   1061 Soru

Filmler

3193 Kişi   192 Soru

Eğitim

3996 Kişi   629 Soru

Gerçek Hayat

798 Kişi   99 Soru

Bilgisayar Programları

1789 Kişi   179 Soru

Kitaplar

2911 Kişi   267 Soru

Psikoloji

2687 Kişi   947 Soru

Albert Camus

3 Kişi   3 Soru

Banka Kredileri

15 Kişi   13 Soru

Fransız Edebiyatı

10 Kişi   4 Soru

Davranış Modelleri

182 Kişi   17 Soru

Ontoloji (Varlık Bilimi)

25 Kişi   18 Soru

Olasılık

8 Kişi   5 Soru

Dil

143 Kişi   67 Soru

Dindarlık

80 Kişi   50 Soru

Dil Bilimi

175 Kişi   59 Soru

Din Felsefesi

261 Kişi   77 Soru

Deizm (Tanrıcılık)

26 Kişi   6 Soru

Dokuz Eylül Üniversitesi

64 Kişi   3 Soru

Doğa Sporları

41 Kişi   17 Soru

İç Mimarlık

256 Kişi   61 Soru

İcatlar

326 Kişi   42 Soru

Mimari Tasarım

486 Kişi   89 Soru