Bilmek istediğin her şeye ulaş

Hakan, 

Öğrenci

Öğrenci Hakan inploid.com'da 5 soru sordu, 20 soru yanıtladı ve 16 takipçisi var.

Şubat 2015

Hakan bir yanıta alt yorum yaptı

Dünya'daki gibi derken kast ettiğim bizim evrenimizdi bir mantıksızlık yok yani.
Sorun mantıksız. Öncelikle paralel evrenler ispatlanmış bir şey değil. Ondan da önce varsa bile paralel evrenlerde zaman aynı mı değil mi bilinmiyor.
Paralell evrenlerde farklı bir ben ve senaryo yaşanması varsayılması şu yüzdendir.
Aslında paralel evrenler ispatlanırsa ve varsa, sayıları o kadar muazzam olacaktır ki sonsuz sayıda diyebiliriz. İşte bu yüzden elbet farklı bir senaryoya sahip ben olan evrenler olacaktır diye düşünülür. Yoksa hepsi farklı bir bene ve senaryoya sahip olacaktır denmez. Hatta çoğunluğunun bizim evrenimize benzemeyeceği düşünülür.
Bu yanlış anlaşılmanın sebebi belgesellerin yarım yamalak, özet vari anlatmasıdır.
Şubat 2015

Hakan yeni bir  soru  sordu.

Şubat 2015

Hakan bu yanıtı beğendi:

Ne yaptın ve hayatın değişti?

T cetveli aldım ve olaylara bakış açım değişti.
Şubat 2015

Hakan bir yanıt verdi.

Sizce idam tekrardan yürürlüğe girmeli mi?

Dostlar, bu konuda uzunca bir yorum yazacağım. Herkesin uzun yazı sevmediğini biliyorum bu yüzden sizinle bu düşüncelerimin özeti olan kısa bir yazı paylaşacağım, ilginizi çekerse yorumun devamını okumak sizin için keyifli olacaktır. Özeti aşağıda bulabilirsiniz:

Muhabbet

Kesinlikle hayır. Size kendi görüşümü açıklayayım. Bence cinayet, tecavüz ve hırsızlık gibi olayların çözümünün iki aşaması vardır. Birincisi nedene inmek, ikincisi adaleti sağlamak. Önce neden idama karşı olduğumu söyleyeyim:
Neden: (Fakir) bir insan başka birinde olan şeyin (paranın) eksikliğini hissetmektedir.
Olay: Bu insan biir başkasının mücevherlerini çalar.
Yararsız çözüm 1: Hırsız, ağır şekilde cezalandırılır.
Hırsız bir dahaki sefere daha dikkatli olacaktır.
Yararsız çözüm 2: Ülkede şeriat varsa hırsızın eli kesilir.
Başka hırsızlar, çalarken temkinli olacaktır.
Yararsız çözüm 3: Hırsız idam edilir.
Başka hırsızlar, çalarken daha dikkatli olacaktır.

Peki bu üç çözümden herhangi biri hırsızlığın nedenine inebilmiş midir? Hayır.Kişileri öldürebilirsiniz ama fikirleri asla! O yüzden nedene inmeliyiz. Bir insan neden çalar? Kendinde o şeyin eksikliğini hissettiğinden. O şeyi elde etmenin daha uygun bir yolu olsa neden çalsın. Demek ki "eksikliği gidermek" güzel bir çözüm olacaktır.

Bu aşamada bir ülkede fakirlik çoksa, devlet adaleti sağlayamıyorsa orada hırsızlığın çok olması normaldir. Peki kadın ve erkeğin bile eşit olamazken bütün insanlara eşitliği sağlamak mümkün müdür? Malesef değildir ama adaletsizlik en fakir ile en zengin arasındaki uçurum büyüdükçe artacaktır. Bu ikisi bir lastik misali ne kadar birbirinden uzaklaşırsa ortam o kadar gergin olacaktır. Aksine bir durumda, fakir ile zengin insan arasındaki farkı azaltmak mümkündür; siz lastiği gevşetirsiniz, biraz daha gevşetirsiniz ama bir yerden sonra lastik elinizden kayıp gider. Bir noktadan daha gevşek olamaz.

Elbette müthiş fikirler bulup icatlar çıkaran, insanların eksikliğini hissettiği şeyleri üretmeye koyulan çalışkan insan ile yalnız kendini düşünen, üretime değil tüketime odaklanan bir insanın eşit olması mümkün değildir, olmasın da!

Bu yüzden bence FAKİR - ZENGİN arasındaki uçurumu minimuma indirmektir. Bunu da başta devlet sağlamalıdır.Eğer devlet fakir ve yardıma muhtaç olan insanları yeterince desteklerse fakir çocuğu bakkaldan şeker çalıp hırsızlığı öğrenmek yerine okuldan dönerken kardeşine bir çikolata almayı öğrenebilir.

İkinci aşama: Adaleti sağlamak. Bana soracaksınız, "İyi diyorsun güzel diyorsun da nedene inme çözümünü(eğitim ve ekonomiden başlayarak fakir zengin ayrımını azaltmak) gerçekleştirene kadar işlenen suçlara ne olacak? " Çok güzel bir soru.
Bu aşamada önce suçlu ile "suçu neden işlediği" üzerine uzunca konuşmalı. Gerekirse hapis cezası verilmeli ama ceza verildikten sonra o insanı kazanmaya çalışmalı. Benim görüşüme göre insanlar doğuştan kötü doğmazlar, sonradan meydana gelen olaylar o insanı iyi veya kötü yapar. Siz hiç yeni doğan bir bebeğin gözlerinde masumiyet yerine nefreti gördünüz mü? Göremezsiniz çünkü insanlar doğuştan iyi de değildir kötü de. Bu yüzden en ağır suçu işleyenler dahil herkes cezaya çarptırıldıktan sonra (anlayacağınız üzere bu ceza el kol kesmek veya idam değildir) hatasından geri dönmesini sağlamaya çalışılmalıdır.

Benim fikirlerim genel olarak böyle, katıldığınız veya katılmadığınız noktaları belirtebilirsiniz ben buralardayım :)

Okuduğunuz için teşekkür ederim.
Şubat 2015

Hakan bu yanıtı beğendi:

Hangi tip insanlar sizi rahatsız ediyor? Neden?

Kesin hükümlü konuşanlar. Hayat siyah ve beyaz değildir, grisi de var hatta başka renkleri de :)
Aklı fikri reklam olan...
Sahip olduğu her neyse onunla her şeyi/herkesi elde edebileceğini sanan.
Özellikle sosyal bilimlerde çokça gördüğümüz fuzuli lakırdırları yapan tipler : D
Ocak 2015

Hakan bu yanıtı beğendi:

En çok neye tahammül edemezsiniz?

IRKÇILIĞA VE DOĞAYA ZARAR VERENLERE. .
Ocak 2015

Hakan bir yanıt verdi.

Derslerimize sıkılmadan nasıl çalışabiliriz?

Önce iradeni kullanarak çalışma alışkanlığı oluşturursun. Çalışma alışkanlığı oluştuktan sonra kendini zorlamadan ders çalışmaya başlayabilirsin. Aynı bir arabanın çalışması gibi, arabayı çalıştırana kadar kontak anahtarını çevirirsin bir iki üç kez (irade), bir kere başladı mı araba sürekli çalışmaya devam eder. Arabanın benzini de motivasyondur. Bunu da o dersin neden önemli olduğunu düşünerek sağlayabilirsiniz. Genel çalışma prensibi budur.
Tabi diğer yandan insan bir araba değildir, motivasyon da sürekli değildir, arada inişler çıkışlar, istese de zorlasa da çalışamamalar elbette olur, hepimiz insanız sonuçta :)
Ocak 2015

Hakan bu yanıtı beğendi:

Penguen'de çizdiği karikatürde cami sütununda okunan 'Allah yok, din yalan' yazısı nedeniyle karikatürist Ömer Bahadır Baruter 'Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama' suçundan 1 yıla kadar hapis istemiyle yargılanacak. Böyle bir söylem aşağılama kapsamına girer mi?

Bu ülkede nasıl da 'Allah var' denilip üzerine her 2-3 saatte bir varlığıyla ilgili bazı söylemler oluyorsa ve buna kimse bir şey demeyerek saygı duyuyorsa; aynı şekilde 'Allah yoktur' da denilebilir... Nasıl Kuran kitabına itibar etmeyene 'kafir' ya da başka kelimeler kullanılabiliyorsa, bu da söylenebilir.
Ocak 2015

Hakan bir yanıt verdi.

Sözüm meclisten dışarı ama o öğrenci evleri neden o kadar dağınık ve pislik içinde, ki günün büyük bir çoğunluğunu evinde geçirirken?

Belki yurda/eve geçmeden önce evinde odasını hep anne babası topladığı için, yurda/eve geçince de toplama ihtiyacı hissetmiyorlar, kendimden biliyorum. Normalde dağınık biri değilimdir ama yeterince dağılmadan toplama ihtiyacı da hissetmem.
Ocak 2015

Hakan bu yanıtı beğendi:

Su şeffaf olmasına rağmen kar neden beyazdır?

Suyun donmuş hali buzdur ve renksizdir. Su buharının donmuş halinede kar
diyoruz.BU her kar tanesi ise çok sayıda buz kristallerinden
oluşmaktadır. Kristallerinde bir çok yüzeyi bulunuyor.İşte karın beyaz
renkli olmasının sebebi de ışığın bu yüzeyden yansımasıdır.

Kar

İşin özü aslında ışığın gözün retinasına ulaşmasıyla oluşan bir algılamadır.
Bu algılamalar ışığın maddeler üzerine çarpması ve birazının yansıması
birazınında soğurulması nedeniyle çeşitlilik gösterir ki bu renk veya
renk tonu olarak adlandırılır.

Bir kar kristalinin üzerine güneş ışığı düştüğünde, güneş ışığı kar
kristalleri tarafından bir kaç kez saçılır. Işığın hiçbir kısmı
diğerlerine nazaran daha çok yutulmaz ve saçılmaz. Yani ışıktaki tüm
renkler eşit olarak yansıdığından karın rengi beyaz olarak görünür.


Kar

Tüm dalga boyları aynı anda gözümüze ulaşırsa bunu beyaz , hiç ışık ulaşmazsa bunu siyah olarak algılarız.
Ocak 2015

Hakan bir yanıta alt yorum yaptı

Bir şeyler öğretmek istiyorsun ama üslubun çok yanlış. Her satır başında karşındaki insanı küçük göreceksen bir zahmet bilgi paylaşımında bulunma. Hiç yoktan ortamın seviyesini düşürmüşsün.
Soru gerçekten çok yanlış. Soru fizik-astrofizik-astronomi gibi alanların altında incelenen karadelikleri içerdiği için dünya üzerindeki her hangi bir insana "karadelik sizce gerçek mi" diye sorulmaz. Çünkü sorulunca aşağıdaki gibi ya ezbere 3-5 cümle kurulur ya da boşu boşuna yaşanmış hayatların yansıması olan cümleler kurulur.

Konuyu cinlerin varlığına bağlayanların gezegenimizdeki öz kaynakları şuursuzca tükettiği kanaatindeyim.

Şimdi biraz astrofizik konuşalım. Burası bilgi platformu olduğuna göre "bence" diyerek hakkında konuşulacak en son konulardan biri karadelikler. Öte yandan hiç te o kadar ulvi ve esrarengiz anlamlar yükleyeceğiniz bir konu da değil. Evet hepimiz "I want to believe" kıvamındayız. Balkonda kahve içerken hepimiz uzaylılar o anda mahalleyi bassın istiyoruz fakat bu alt tarafı bir astrofizik konusu.

Kaldı ki gerekli şartları sağlarsanız her cismi karadelik haline getirebilirsiniz. Çünkü astrofizikte karadelik çekimsel içe çökmenin son aşaması-sonucu olarak tanımlanır. Çok basit bir tanım ile Örneğin Güneş’in yarıçapını yaklaşık üç kilometre olacak şekilde sıkıştırabilsek bir kara delik olur. Dünyayı birkaç santimetre küplük bir hacim içine sıkıştırısak al sana başka karadelik. Peki bu çılgın fikir size nasıl bir matematiksel ilişkiyi hisetiriyor?
Dur bakayım ortada kütle var birde yarıçap dedik...
Senin benim gibi sıradan vatandaşlar bunu hissedene kadar yapan yapmış. Schwarzschild yarıçapı denen bir bağıntı yani r=2gm/c² kimi hangi yarıçapa sıkıştırısam karadelik olurun yanıtını vermiş. O yüzden sen şimdi ara ver face'te takıl beynini çok zorlama canım. Unutmadan bu ifadedeki g: evrensel kütleçekim sabiti, m: cismin kütlesi, c: ışık hızı.

Şimdi daha da basit konuşalım. Yıldızları biliyorsunuz. Yıldızların evrim süreçleri vardır ve bu süreçlerin sonu kütlelerine bağlıdır. Aşağıdaki sınıflandırmada Myıldız söz konusu yıldızın kütlesini temsil edecek. Mgüneş ise Güneş'in kütlesini. Anlaştık mı?

Myıldız < 0,8 Mgüneş ise evriminin sonunda kahverengi veya Kara cüce olur

0,8 Mgüneş < Myıldız < 1,44 Mgüneş ise evriminin sonunda beyaz cüce olur

~1,35 Mgüneş < Myıldız < ~2,1 Mgüneşnötron yıldızı olur

Myıldız > ~3 Mgüneş ise evriminin sonunda karadelik olur.

Biraz yukarıda kalın kalın yazdığım basit bir tanım vardı. Yüzeyinden ışığın bile kaçamadığı yüksek yerçekimine sahip nesneler. Işık ve kaçmak nedir diye depresyona girmemen için yine gözünde büyütmeyeceğin bir bağıntı vereyim. Ama önce bir örnek: Bir roket yaptın ve onu dünyadan uzaya fırlatmak istiyorsun. Yani olacak iş değil de velev ki yapacaksın. Bu roketin bir kütlesi var ve yerden kalkıp uzaya gidebilmesi için yani yer çekimine karşı koyup basıp gitmesi için bir hızı olmalı.

½ m v^2 = G M m / R

(Dostum Hakan Köse (@hakank) inploidde formül yazmak mı zor yoksa ben mi beceremiyorum)

Neyse malum burada iki tarafta m leri götür ıvır zıvır iş yap

vkaçış = √2 GM/R

kalır. Yani kaçış hızı kütlenin karekökü ile artar, yarıçapın karekökü ile azalır. Mesela sen dünyanın kütle çekiminden kurtulup çıkıp gitmek istersen 11.2 km/s ile süreklli gitmen lazım. Veya Ay için bu değer 2.4 km/s veya Güneş için 617.5 km/s

Demek ki karadelikten ışığın bile kaçamayışının altında ne yatıyor? Karadeliğin kaçış hızı ışık hızında.

Dertsiz başına dert almak istersen işin gücün yokmuş gibi popüler bilim kitapları içinde özel görelelik genel görelelik yok stephan hanwking falan oku. Oku elbet ama allah aşkına daha karadeliğin tanımını anlamadan zaman yolculuğu yapma hevesi içine girme.

Şimdi sıkıldım burada bitiriyorum.
Aralık 2014

Hakan bu yanıtı beğendi:

En çok neye tahammül edemezsiniz?

Benim adıma plan yapanlara,
Davetsiz gelen misafire, ısrarcı insanlara,
Kasım 2014

Hakan yeni bir  soru  sordu.

Kasım 2014

Hakan bir yanıta alt yorum yaptı

Genel olarak sana katılmakla beraber bu düşüncelerin hiçbir faydası olmayacağını düşünüyorum. Çünkü biz buradayız, yaşıyor ve nefes alıyoruz. Elbette burada olmayabilirdik, insan haricindeki hayvanlar Dünya'da uzun süre hüküm sürerdi sonra bir gün belki bir göktaşı ile veya Güneş'in enerjisinin tükenmesi ile yaşam sona ererdi. Belki bu süreç boyunca bizim kadar zeki hiçbir canlı evrilememiş, uzaya çıkamamış olacaktı ve bu Dünya'da doğmuş bütün canlılardan geriye hiçbir şey kalmaması demek.

Ama biz varız. Evet, hiçbirimiz bir idareci tarafından kontrol edilmediğimiz için istediğimiz gibi yaşıyor, çoğalıyor, doğayı harap ediyoruz. Evet, Dünya'nın kapasitesi bizim için yeterli değil. Bu yüzden uzaya açılmaya çalışıyoruz. Belki gittiğimiz yeri de bu hale getireceğiz ama bu biziz aslında. Bu; biyoloji... Dinozorlar da çok uzun süreçler boyunca baskın tür olmamışlar mıydı? Biz belki biraz daha zekiyiz ama baskın tür olmak ve hayatta kalmak için her şeyi yapacağız. İşin kötü yanını görmekle beraber iyi yanlarına da bakın. İnsanlar evrilmeseydi hiç kimse bu dünyadaki varlığını sorgulamayacak, kitaplar yazıp tiyatrolar kurmayacak, evrenin başlangıcından, sonsuz uzaya, özel göreliliğe, atom altı parçacıklara giden doğada hiç kimse "Neden?" sorusunu sormayacaktı. Evet, (malesef) harap ediyoruz ama hakkını da veriyoruz.
Dünyanın sana ihtiyacı olduğu fikrine de nereden kapıldın?
Daha Fazla