Bilmek istediğin her şeye ulaş

Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğrencisi Kübra Aykaç inploid.com'da 5 soru sordu, 24 soru yanıtladı ve 18 takipçisi var.

Eylül 2015

Kübra AykaçBazarov kişisini takip etmeye başladı

Bazarov, İşçi, @kaisersoze

You need chaos in your soul to give birth to a dancing star

Eylül 2015

Kübra Aykaç bir yanıt verdi.

Evde tek başıma matemaği temelden öğrenmeye çalışıyorum. Sizce nasıl verimli çalışabilirim ?

Sözlük yazarlarını ve birkaç blog takip etmeni öneririm ilk olarak. Planlı olun, ertelemeyin. Bence başarının kaynağı bu^^
Eylül 2015

Kübra Aykaç bir yanıt verdi.

İnsanlara karşı güvenim yok. Bu bazı durumlarda kaygılanmama, kuruntu yapmama neden oluyor. Sizce bu durumun düzelme imkânı var mıdır?

İnsanlara karşı güveninizin olmaması hayatınıza girenlerden dolayıdır fikrimce. A kişisi zamanında sizin güveninizi kırdıysa B kişisinin A kişisine benzememesine dikkat edin. Farklı insanlar size iyi gelir belki de.
Eylül 2015

Kübra Aykaç bu yanıtı beğendi:

Bulunduğum şehirde kpss için dershane imkanları kısıtlı. Mesela ders verecek bazı öğretmenlerin yeterli bilgileri bulunmamakta, buna rağmen dershaneye gitmek faydalı olur mu?

Dershaneye gitmenin aslında bir faydası yoktur bence zaman kaybı olarak düşünülebilir ancak şu var ki dershane sana bir sistem kazandırır erken kalkmam gerekiyor, matematik dersi var kaçırmamalıyım, dersleri takip etmeliyim bu gibi kendine dediğin şeylerle aslında bir sisteme yavaştan oturuyorsun zaten KPSS de başarılı olmak bir sistemli çalışmayla başarılabilir günde sadece 3-4saat etkili çalışmanın faydasını yeterince göreceğini düşünmekteyim
Eylül 2015

Kübra Aykaç bir yanıt verdi.

Ağustos 2015

Kübra Aykaç bir yanıt verdi.

İstanbul'da (tercihen Anadolu yakasında) ders çalışılabilecek mekanlar nereler olabilir?

Anadolu yakasına ait bir bilgim yok inanın. Ama yolunuz avrupa yakasına düşerse Beyazıt/Gülhane de bulunan Ahmet Hamdi Tanpınar Edebiyat Müze Kütüphanesine uğrayın derim. Hem gezebileceğiniz hem de rahatlıkla çalışabileceğiniz bir yer. Ben beğenmiştim ^^
Ağustos 2015

Kübra Aykaç bir yanıt verdi.

10. sınıfa geçtim ve matematik temelim yok sizce 10.sınıfta matematiği iyi yapmak için ne gibi yollar izlemeliyim?

Karekök yayınları ve Antremanlarla matematik serisini dene. Bana fayda etmişti. İkisi de çok sıkıcıdır yalnız. Haberin olsun : ı
Ağustos 2015

Kübra Aykaç bu yanıtı beğendi:

En ufak bir meseleye fazlaca sinirlendiğim anlar oluyor. Elim ayağım boşalıyor, kendimi parçalıyorum ses çıkarmamak için. Buna engel olmak için ne yapmalıyım?

Bir insanın ufak meselelerde sinirlenmesinin bence 2 temel sebebi vardır. Bir tanesi her şeyde olduğu gibi genetik diğeri ise bence uyku yetersizliği.Bence uykuna gereken önemi vererek bu sıkıntını çözebilirsin.
Ağustos 2015

Kübra Aykaç bu yanıtı beğendi:

En ufak bir meseleye fazlaca sinirlendiğim anlar oluyor. Elim ayağım boşalıyor, kendimi parçalıyorum ses çıkarmamak için. Buna engel olmak için ne yapmalıyım?

Amatör okumalarımın ve kişisel gözlemlerimin sonucunda oluşan fikirlerimdir aşağıda yazdıklarım.

Kızılan şeyler genelde insanın kendisi ile ilgili olan şeyler oluyor. Direkt kendisi de olmayabilir ama "çocukluğundan beri beyninin öğrendiği modele uygun olanı uygulamaktır" her zaman yürürlükte olan. Ani sinirlenme ya da etrafındaki herkese, her şeye çok çabuk sinirlenme vb. davranışlar kişinin ruhunun/kişiliğinin/kimliğinin tamamen kendine ait olmadığının en basit göstergelerindendir. Kendi kimliğini ancak ve ancak etrafındaki olaylardaki karakterler/kişiler üzerinden var etmeyi öğrenmiştir ve hayatı da bunun üzerine kuruludur ama farkında değildir. Bu noktada birçok teknik var bu tarz sıkıntıları çözmek için ancak hepsinin ilk aşaması farkındalık gerektiriyor. Benim tavsiyelerim şunlardır:
  • Kızdığınız şey tam olarak ne? Görünenin altında yatan neden ne, yani aslında neye kızıyorsunuz? Bunu üzerinde düşünerek bulabilirsiniz ve zamanla bulabilmek daha otomatik bir hal alacaktır.
  • Kızdığınız kişi aslında gerçekte kendisi mi yoksa birisine mi çağrışım yapıyor? (Kendinize ya da geçmişinizden çözülmemiş problemlerinizi aksettiren bir kişiye mi çağrışım yapıyor? Bu, genelde çok zor olan kısım çünkü beynin en iyi yaptığı şey yansıtmadır. Bu sayede rüyalarımız da genelde anlamsız görünür ve beyin kendini çok güzel saklar. Yine bu nedenden ötürü de en karmaşık organımızdır).
  • Kızdığınız anda aslında sadece o kişinin duygusunu ve bakışını mı referans alıyorsunuz? Buna verdiğiniz OBJEKTİF yanıt sizi sonuca yaklaştıracaktır. Yanıtınız EVET ise, kendinize "bu benim değil onun bakışı" ya da aynı anlama gelen ama aslında çok farklı olan "o ben değil, benim geçmişimden birisi de değil" gibi cümlelerle (biraz E.F. T. oluyor sanırım bu) biraz farkındalığınızı artırmalısınız.
  • Zamanla bu yaklaşım otomatikleşecektir ve aslında daha önceden sizi kızdıran şeylerin aslında hiç de önemli olmadığını anlayacaksınızdır (umarım öyle olur :)).
Tamamen sorunuz özelinde bir yanıt olmasına gayret ettim. Elbette ki daha ciddi durumlarda bir profesyonelden destek almak gerekir diye düşünüyorum.
Ağustos 2015

Kübra AykaçAbdullah Gürel kişisini takip etmeye başladı

Abdullah Gürel, Webmaster, @karahandem

Anlamak İsteyen Anlamsız Biri

Ağustos 2015

Kübra Aykaç  bu yazıyı beğendi:

HAYAT ÜZERİNE

193

Aşağıdaki metin Raymar Turado’nun pek çok sitede yayınlanan ve yaklaşık 6 milyon kişi tarafından okunan yazısının çevirisidir.
İçindeki bazı kısımlar kibirlice olsa da, yazının genel felsefesi ve verdiği mesajlar açısından okunmalı ve hayatının devamını düşlediğinde yanına alacağın bir rehber olmalıdır :

Evet beni duydun, senden bahsediyorum. Gözlerine bakıyorum ve diyorum ki hiç şansın yok. Sana söylüyorum, eğer şu anda bu makaleyi okuyorsan, bu listeye bakıp kendinden parçalar buluyorsan biraz endişelenmelisin.
Aslında, epey endişelenmelisin. Herşeyi bir kenara bırakıp hayattaki varoluşunu sorgulayacak kadar. Bir ayna bulmalı, kendi yüzüne bakmalı, elini kaldırmalı ve kendine bir tokat atmalısın.
Tamam mı? Şimdi son paragrafı kendine gelene kadar tekrarla ve okumaya devam et. Gerçek hayat becerilerinden söz ediyorum!
Sözettiğim beceriler sıkı çalış, hafif parti yap, sınıf birincisi olarak mezun ol becerileri değil. Hele hele, kaytar, dersleri as, alkole düş, parti yap ama yine de mezun ol ve iyi işe gir becerilerinden hiç sözetmiyorum.
Sözünü ettiğim şey; kapıdan çık, bazı hamleler yap, birşeyler becer türü becerilerdir. İşinden ayrıl, ailenin evinden taşın, “…. Böyle dünyayı” deyip, sonra bunu gerçekten yaptığın türden yetenekler.
Gerçek dünyada kazandığın beceriler, ailen tarafından sana sunulan sabun köpüğü korumasının ya da içinde yetiştiğin tüm eğitim sistemini kapsayan ideolojik doktrinlerin dışında şeylerdir. Bu beceriler, onlara sahip olmak isteyen herkesin bedelini ödemesini gerektirir. Bu yüzden nesilleri çok hızlı tükeniyor.
Bir ders kitabında ya da sınıfta öğretilen becerilerden sözetmiyorum. Sadece yaparak öğrenebileceğin, uçurumdan atladıktan sonra uçmasını öğrenmen gereken şeylerden bahsediyorum.
Gerçekten kendinizi bulduğunuzda geliştirebileceğin becerilerden bahsediyorum. Kendini gerçekten riske attığın ve yüreğinizi başarısızlık ihtimaline açtığın türden şeyler. VBir tek harika şeyi yapmak için, herşeyi riske etmeye hazır olduğunda geliştirebileceğin beceriler.
Şimdiye kadar sahip olduğunu düşündüğün beceriler.
Temel olarak söylemek istediğim şey şu: aşağıdakiler sende olmadığı için, muhtemelen pek bir şansın yok, çünkü :
1. Yeterince başarısız olmadın.
Çünkü vasatlığın içinde mutlusun ve aslında denememeyi seçtin. Çünkü yeni bir şeyi öğrenmek hakkında konuşmak (mesela bir yabancı dili) aslında onu öğrenmekten daha kolay.
Çünkü herşeyin fazlasıyla karmaşık ve kompleks olduğunu ve bir sonraki şeyi “yarın bir oturuşta bitireceğini” veya “Pazartesi diyete başlayacağını” düşünüyorsun.
Çünkü işinden nefret ediyorsun ama yenisini de aramıyorsun çünkü reddedilmekten kaçınmak daha kolay.
Çünkü sen orada oturmuş denemekte bile başarısız olurken, ben burada başarısız denemeler yapıyorum, kendimi zorluyorum, yeni şeyler öğreniyor ve mümkün olabildiğince başarısız olmaya çalışıyorum.
Çünkü biliyorum ki deneyip başarısız olduğum müddetçe öğreneceğim, öğrendikçe de rotamı düzeltip yola devam edeceğim. Çeliğin su alması gibi, ateşlerden geçtim ve şekil alana kadar dayak yedim. Ağır çelikten mamul, kenarları bıçak gibi keskin bir kılıç, eğer sen de aynı sertlikte değilsen seni ikiye böler. Sen bunu unuttun.
2. Başkalarının senin hakkında düşündüğü şeyleri umursuyorsun.
Çünkü çevrene uyum sağlaman lazım.
Çünkü farklı olmanın, ancak diğer insanların farklı oldukları şekilde olursa “cool” olduğunu düşünüyorsun.
Çünkü dünya seni olduğun gibi göreceği için kendini olduğun gibi kabul etmekten korkuyorsun. Sen başka insanları yargıladığın için, sana onlar da seni yargılıyorlarmış gibi geliyor.
Çünkü sahip olduğun şeylere, yaptığın işlerden daha çok önem veriyorsun.
Çünkü sen kendine yeni giysiler, yeni oyuncaklar, yeni arabalar alırken ben kendime yatırım yapıyor olacağım. Sen dünyaya uyum sağlamaya çalışırken, ben dünyayla birlikte varolmanın yollarını arıyor olacağım.
Çünkü ben bütün güvensizliklerimi görmezden gelip kendi özgün halimi dünyaya gösterebileceğim, başkalarının fikirlerine, “elalem ne der”lere bağışıklık kazanacak ve bir fikirler keşmekeşinde ayakta kalacağım, içim sen çoğunluk ile evlenirken, benim istisnai olanı keşfetmekte olduğumu bilerek rahat edecek.
3. Kendini olduğundan daha zeki sanıyorsun.
Çünkü şimdiye kadar herkesin yaptığını yaptın, okuduklarını okudun, çalıştıklarını çalıştın.
Çünkü onların testlerini geçmek için öğrenmen gerekenleri öğrendin ve bunun seni akıllı yapacağını sandın.
Çünkü öğrenmenin sadece okullarda olduğunu sanıyorsun.
Çünkü sen okul için çalışırken ben hayatı öğrenmeye çalışıyordum. Çünkü sen sınıfta öğrenme peşinde koşarken ben dışarı çıktım ve yaparak öğrendim.
Çünkü hayata dair, senin herhangi bir üniversiteden alacağın bir kağıdın kapsayacağından daha fazla şey biliyorum. Çünkü zeka ne öğrendiğin değil, nasıl yaşadığındır.
Çünkü benim bir üniversite diplomam olmayabilir ama seni benim hakkında konuşamayacağım derinlikte konu bulmaya zorlayabilirim.
Çünkü senin testlerini zorunlu olsaydım ben de geçerdim, ama sen hayatın bana fırlattığı testlere senin bir saniye dayanman mümkün değil. Çan eğrisi veya yüzdelerle geçilen testler değil onlar, tek bir başarı ölçütü var : hayatta kalmak!
4. Okumuyorsun.
Çünkü okuman gereken şeyleri okumuyorsun, ya da daha kötüsü, hiçbirşey okumuyorsun.
Çünkü tarihin sıkıcı ve felsefenin aptalca olduğunu düşünüyorsun. Çünkü oturup MTV veya E! İzlemeyi, yeni bir şeyler keşfetmeye ve etrafındaki dünyayı daha iyi anlamak için bir başkasının zihnine girmeye tercih ediyorsun.
Çünkü dünyadaki tüm gücün, bizden önce yaşamış olanların kelimelerinden geldiğini kabul etmiyorsun, bilmek veya yapmak istediğin herşeyin etrafındaki kelimeler evreninde biryerlerde, şimdiye kadar görülmemiş bir bolluk içinde sana sunulmuş olduğunu da…
Çünkü okuman gerektiğini düşündüğün halde bu makaleyi bile okumuyorsun.
Çünkü okuyan insanlar bunları zaten biliyorlar.
Çünkü bir atı suya götürebilirsin, ama oradan su içmesini sağlayamazsın.
5. Merak etmiyorsun.
Çünkü haberlerini, devletin kontrol ettiği kopyala-yapıştır ajanslardan alıyorsun.
Çünkü şu basit soruyu sormaya isteksizsin : “Ya hepsi yalansa? .. ” Üstelik gerçekten öyle olabileceğini kabul etmeye ve ana (ve bizde aynı zamanda yandaş-ç. N.) akım medyanın bütün yöntemlerinin, kesin emirleri uygulayarak bir tek şeye yöneldiğini kabul etmeye yanaşmıyorsun : senin dikkatini dağıtmaya.
Çünkü beni herşeyi-bilen-ukala olarak nitelendirmek senin için kolay ama kendini hiçbirşeyi-bilmeyen olarak nitelendirmek zor.
Çünkü ben konudan bağımsız olarak bilgi susuzluğu çekiyorum.
Çünkü sen Candy Crush veya Megalopolis oynarken ben bağ teorisi veya quantum mekaniği okuyorum.
Çünkü sen vaktini Tosh. O ile geçirirken ben nasıl video kurgusu yapılır öğreniyor, web siteleri ve mobil uygulamalar yazıyorum.
Çünkü seninle teketek münazaraya girsek çökersin. Ben de kendi savımı her noktadan savunurum, sadece senin ona karşı geliştirebileceğin argümanları anlamak için.
Çünkü kendimi bir münazaranın iki tarafını da anlamaya öyle adarım ki senin tarafında olsam yine kazanırdım.
6. Yeterince soru sormuyorsun.
Çünkü otoriteyi sorgulamıyorsun. Ondan hoşlanıyorsun.
Çünkü kendini de sorgulamıyorsun.
Çünkü doğru biçimde konumlandırılmış sorgulamanın, saygıdeğer fikir ayrılıklarının, inandığın şeyleri sana tersini söyleyen birilerine karşı savunmanın bir hayat içindeki gücünü anlamaktan uzaksın. Gerçekliği sorgulayabilme yetisinden uzak, kendi kendine dayatılmış bir hayatta kalma stratejisi ile, Matrix filmindeki gibi bir monotonluk yaşıyorsun.
Çünkü ben biliyorum ki, seni mahvetmenin en kolay yolu seni konuşturmak.
Çünkü ben insan davranışları üzerine çalışırken sen kendinden başka herkesi yok sayıyorsun.
Çünkü kontrol, kendi cahiliyetini tedavi edilemez bir çenesi düşüklük ile etrafa yayarak değil, sorularının bağlamını doğru şekilde yapılandırarak gelir.
7. Gerçeklere dayanamazsın.
Çünkü bilmediğin şeyleri bilmediğini itiraf etmeyi reddediyorsun.
Çünkü internette bulduğun hiçbir yazı, senin yaşamda kaybettiğin tüm zamanı yerine koyamaz.
Çünkü şimdi sana, yarın herşeyin daha güzel olacağını söyleyecek olsam yarına kadar bekler sonra da bununla ilgili hiçbirşey yapmamayı seçersin.
Çünkü sen olmadığımı zannettiğinde bile, ben etrafımda olup bitenin farkındayım.
Çünkü sen benim seni farketmediğimi düşündüğünde, ben aslında seni görmemiş olduğumu sanıyorsun.
Çünkü etrafta başın göklerde dolaşırken, etrafındaki dünyanın farkında bile değilsin. Aslında burnunun dibinde duran gerçeklik sana o kadar yakın ki, sarhoş cehaletin içinde sadece dilini dışarı bir defa çıkaracak olsan, gerçek dünyanın ne kadar lezzetli olduğunu anlarsın.

Çünkü bu seni anında bir gerçek dünya bağımlısı yapar, kendini doğruluğun çekiciğinden kurtaramazsın. Nihayet, kendi anlama yoksunluğunu anladığında, o zaman göreceksin; gerçekten inanılmaz bir şey yapmaktan seni alıkoyan tek şey,aslında bizzat sensin.
Ağustos 2015

Kübra Aykaç bir yanıt verdi.

En çok neye tahammül edemezsiniz?

Monoton bir hayata tahammülüm yok.. .
Ağustos 2015

Kübra Aykaç bir yanıta alt yorum yaptı

Eşyaya ve başkasına değil ancak kendimi çok sıktığım anlar oluyor. Kalbimden mi bilinmez ancak nefes problemi yaşıyorum. Sinirden oturup ağlıyorum. Sakinleşmem zaman alıyor bu yüzden. Yalnız kaldığım anlar bana sizin kadar iyi gelmiyor sanırım.
Saman alevi gibi bir sinirim olsa da genelde -bkz. : Çabuk parlayan, çabuk sönen- sinir krizi geçirip sağımı solumu fark edemeyecek hale gelmişliğim, bazen birilerinin üzerine yürümüşlüğüm de oldu. Şaman abinin dediği gibi çoğu benim ergen yıllarımda oldu -ki uzak da değilim hani o yıllardan- şimdi birileri tarafından cidden asabım bozulmadıkça o derece sinirlenmiyorum diyebilirim. Aşırı sinirlendiğim zamanlarda da çabucak sinirimi kontrol altına almaya çalışıyorum eğer bu konuda yardımcı olacak biri yoksa çevremde zira gözüm dönerse söyleyeceğim veya yapacağım şeylerin sonuçlarının iyi olmayacağını biliyorum. O yüzden biri veya bir şey beni sinirlendirdiğinde mümkün olduğunca oradan uzak durmak, özellikle biri sinirlendirdiyse ondan uzak durmaya çalışıyorum. Bir süre sessiz sessiz ve yalnız kalmak benim durumumda çok yardımcı oluyor. Gerçi ben de bunu cidden sinir kontrol problemi olan arkadaşımdan öğrendim diyebilirim. Eşyalara, başkalarına, kendinize zarar verecek kadar sinirleniyorsanız ve sık sık oluyorsa bu bence kesinlikle yardım isteyen bir durum. (Bence.)
Ağustos 2015

Kübra Aykaç bu yanıtı beğendi:

En ufak bir meseleye fazlaca sinirlendiğim anlar oluyor. Elim ayağım boşalıyor, kendimi parçalıyorum ses çıkarmamak için. Buna engel olmak için ne yapmalıyım?

Hakkınızı aramak için bir miktar öfkelenmeniz normal ve sağlıklıdır. Bu ülkede başka türlü de olamıyor maalesef. Bir de ergen atarı diye bir şey tüm dünyada var, öncelikle birkaç yıl bekleyin. Kendinizi haksız duruma düşürecek kadar öfkelenmiyorsanız problem yok.
Ağustos 2015

Kübra Aykaç bu yanıtı beğendi:

En ufak bir meseleye fazlaca sinirlendiğim anlar oluyor. Elim ayağım boşalıyor, kendimi parçalıyorum ses çıkarmamak için. Buna engel olmak için ne yapmalıyım?

Saman alevi gibi bir sinirim olsa da genelde -bkz. : Çabuk parlayan, çabuk sönen- sinir krizi geçirip sağımı solumu fark edemeyecek hale gelmişliğim, bazen birilerinin üzerine yürümüşlüğüm de oldu. Şaman abinin dediği gibi çoğu benim ergen yıllarımda oldu -ki uzak da değilim hani o yıllardan- şimdi birileri tarafından cidden asabım bozulmadıkça o derece sinirlenmiyorum diyebilirim. Aşırı sinirlendiğim zamanlarda da çabucak sinirimi kontrol altına almaya çalışıyorum eğer bu konuda yardımcı olacak biri yoksa çevremde zira gözüm dönerse söyleyeceğim veya yapacağım şeylerin sonuçlarının iyi olmayacağını biliyorum. O yüzden biri veya bir şey beni sinirlendirdiğinde mümkün olduğunca oradan uzak durmak, özellikle biri sinirlendirdiyse ondan uzak durmaya çalışıyorum. Bir süre sessiz sessiz ve yalnız kalmak benim durumumda çok yardımcı oluyor. Gerçi ben de bunu cidden sinir kontrol problemi olan arkadaşımdan öğrendim diyebilirim. Eşyalara, başkalarına, kendinize zarar verecek kadar sinirleniyorsanız ve sık sık oluyorsa bu bence kesinlikle yardım isteyen bir durum. (Bence.)
Ağustos 2015

Kübra Aykaç bu yanıtı beğendi:

En ufak bir meseleye fazlaca sinirlendiğim anlar oluyor. Elim ayağım boşalıyor, kendimi parçalıyorum ses çıkarmamak için. Buna engel olmak için ne yapmalıyım?

Hmm aslında belki hastalık olabilir.Doktora danış derim mesela benım babam seker hastası bılmıyorum o yuzden mı ama bazen cok cabuk sinirleniyor ya da gereksiz yere telaş yapıyor.. .
Temmuz 2015

Kübra Aykaç bu yanıtı beğendi:

Sevgi duyduğunuz bir insandan, sevgi beklemek bencillik mi?

Bencillik burada doğru kelime olmamış bana göre. Psikolojiye göre sevilmek saygı görmek benimsenmek 2.cil ihtiyaçlardır. Yani bunlar ihtiyaç. Sevgi duyduğunuz birinden sevgi beklemek istektir arzudur beklentidir. Bu doğaldır. Ancak beklentiler çoğu kez kişiyi hayal kırıklığına uğratabilir. Beklenti peşine düşüp hiç sevgi görmeyeceği bir insanla uzun süre geçirip çok daha fazla duygusal hasar alabilir. Bu yüzden sıfır beklenti maksimum tat.
Temmuz 2015

Kübra AykaçSerdar kişisini takip etmeye başladı

Serdar, Öğrenci, @serdarakar1994

Türkiye güzel ülkede çevresi kötü...

Temmuz 2015

Kübra AykaçDr. Özge Mergen kişisini takip etmeye başladı

Dr. Özge Mergen, Psikolog, @drozgemergen

ozgemergen.com

Daha Fazla