Bilmek istediğin her şeye ulaş

MÜZİKFOTOĞRAFSEYAHATTEKNOLOJİHUKUKEĞİTİM hakkında soru sor, yanıt ver, yazı yaz...

Gonca Köse
Bugün 19:24

Film Önerileri 4 \ Gone Girl

78

Baş rol oyuncuları Ben Affleck ve Rosamund Pike... Yönetmen: David Fincher

Film; Pİke ile Drama Dalında En iyi Kadın Oyuncu ve Fincher ile En İyi Yönetmen dalları da dahil olmak üzere dört Altın Küre Adaylığı kazanmış.
Bu film Kayıp Kız kitabının bir uyarlamasıdır. Kitabını okumadım ama filme ciddi anlamda bayıldım... 2014 yapımı bir film eğer film arayışınız varsa güzel bir gerilim filmi bir kaç gün oyunculuk etkisinde kaldım diyebilirim. Özellikle Rosamund Pike'in canlandırdığı Amy karakteri çok etkileyiciydi.
Filmin ana konusu evlilik yıl dönümünde gizemli bir şekilde ortadan kaybolması ve beraberinde gelişen olaylar olarak açıklanmış. Konu aslında basit evlilik sorunlarından ibaret. Maddiyat, aldatılma, güvensizlik vb. temalar işlenmiş. Ama ilginç olan bir kadının bunların karşısında yapabileceği şeyleri işleyiş şekli...

2014 Eylül ayında gösterime girmiş ve filmi izledikten sonra söylediğim tek şey bu zamana kadar nasıl kaçırmışım bunu yaa!! Oldu. Film arayışı içinde olan ya da boş vakti olanlar ilk izleyeceğiniz film Gone Girl olsun..:)

78

Kadınlar için yaşanılan özel anların ne kadar önemli olduğunu gösteren bir kare.. Ne demek istediğimi izledinizde anlayacaksınız iyi seyirler.

78
Çiğdem Çelik
Bugün 18:05

Bebeklerin ipad ile oynamasının zararları olabilir mi? İpad için önerebileceğiniz 1 yaş uygulamaları veya oyunları var mı?

Ipad 'in bebeklere fiziksel bir zararı varmı bilmem . Radyasyon , vb ...zararlarî olmasî muhtemeldir . Onun dışında bebek ve çocukların gelişimi için fiziksel olarak ince motor gelişimini destekleyen aktiviteler gerekir. Yani parmak ve el kaslarını geliştirici etkinlikler , el -göz koordinasyonunu geliştirici oyuncaklar . Bu bağlamda Ipad belki kavrama ve taşıma becerisine hitap edebilir. Buna karşılık söküp takma gerektiren iri parçalı ve renk düzeni içeren oyuncaklar daha makbul olur. Zihinsel gelişim için ise öncelikli olarak konusma merkezine hitap eden sesli oyuncaklar olabilir veya Ipad'inize bu tarz bir takım programlar yüklersiniz. Çünkü konuşma merkezi iki yaşına kadar mutlaka uyarilip gelismelidir. Daha sonra yapılacaklar ne yazîk ki bu dönem kadar etkili olamıyor. Bir de şu noktayı iyi araştırmak lazım . Bebekler yakını iyi görürler ama uzakları gözleri kavrayamaz.Gerekli göz sıçramalarînı kazanmak için küçük bir ekrandan daha fazlasına ihtiyaç olmalı diye düşünüyorum . Yeni bir şeyler öğrendiğimde alt yorum olarak yazarım. Çünkü bebek -çocuk velişimini önemsiyorum. Bir öğretmen olarak sizin bize yolladığınız malzemeyi ( daha iyi bir benzetme bulamadım affedin) işliyoruz ve kaliteli sonuçlar alabiliyoruz.
Aslı Sak
Bugün 16:33

Bu Tarz Benim programındaki sunucuların (malum 2 tane aynı yarışmadan var) kızların kavgasını daha da alevlendirmesi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halk bayılıyor kavga gürültüye. İnsan insana laf soksun zevk alıyor. İnsanlıktan çıktık. O programlar bile insanı insana düşman etmeye programlı. Ve hepsi bilerek yapılan şeyler. İzleyenlere üzülüyorum.
Aslı Sak
Bugün 16:30

Yeni bir sosyal paylaşım sitesini nasıl insan hayatına sokabiliriz? Yani insanların giriş yapmayı kendilerine alışkanlık haline getirmesini nasıl sağlayabiliriz?

İnsanlara bi baksana. Hayatlarını sergilemekten hoslaniyorLar. Onlara snapchat gibi örneğin hem eğlenceleri hem de kendilerini gosterecekleri bişey vermek farz oldu. Ama özel de olsun istiyorlar biyandan. O neden le silinebilir snapchat tuttu. Sosyal paylaşımda kararlıyım diyorsan bu taraflarından bak derim.
Aslı Sak
Bugün 16:26

Reklamların insanlar üzerindeki psikolojik etkisini ölçümlemek için hangi parametrelere bakmalıyım?

Cinsiyet kimliğinin tüketicinin satın alma davranislari üzerindeki etkisini araştırmalisin. Bununla ilgili bi makale okumuştum. Bulamazsan sana gönderebilirim. Kadın erkek olarak deil kadinsilik yada erkeksilik olarak ayrılır aslında. Çünkü bu durum satın aldığın ürüne etki ediyor feminenlik ve maskülenlik dediğimiz ayrım yani. Cinsiyet farklılıklarinda ise sosyo ekonomik statu kültürel seviye gelir seviyesi yaş grubu gibi birçok ayrım var. Bunlara ses grubu gbi isimler verilmiş hedef kitle analizi yapılıyor yani. Bu konu bayagi uzun ve derin aslında :) daha da geniş detay istersen yaz bana yardmci olmaya çalışayım. Sevgiler.
Cuma Çopur
Bugün 15:33

Tekstilde gauge ne anlama gelir? Satın almayı düşündüğüm trikonun özelliklerinde gauge=14 GG yazıyordu. Diğer bir trikoda bu değer 21 GG. Şimdi hangisi daha iyi ya da kaliteli?

Genelde piyasada özellikle de yuvarlak örme de gauge yerine fein(fayn) kullanılıyor-bir inçteki iğne sayısını belirtiyor ve direkt kaliteyi etkiliyen bir parametre degil, daha çok kullanılan ipligin kalınlığı veya istenilen döküme göre farkli faynlar kullanılıyor-gauge de numara arttıkca örgünün sıklığı da artıyor.(Kalın numara iplikler genelde dusuk gauge makinalarda oruluyor).
Mehmet Olkun
Bugün 14:11

Mozaik Pasta Nasıl Yapılır?

Mozaik pasta için gerekli malzemeler
  • 2 paket bebe bisküvisi
  • 1 paket margarin
  • 2 çorba kaşığı kakao
  • 1 yumurta
  • 1 paket bitter çikolata (isteğe bağlı)

Mozaik pastanın yapılışı
Mozaik pasta 10 dakikada kolayca yapabileceğiniz bir pastadır. Çocuklarınıza yada misafirlerinize çay ile birlikte ikram edebilirsiniz.
  • Bisküvileri geniş bir kabın içerisine ikiye bölerek parça parça yapın

634
  • Margarin oda sıcaklığında yumuşayıp beklesin, yumuşayan margarini bisküviye katın
  • Daha sonra kakaosunu dökün
  • Yumurtayı çiğ olarak kırın ve hepsini önce ezmeden harmanlayın

634
634
  • Yavaş yavaş margarini bisküvilere yedirerek yoğurun

634
  • Uzunca bir servis tabağına yaş pasta gibi uzunlamasına avuç içinle şekil verin
  • Üstüne ister bitter çikolatayı bir cezvede eritip süsleyin, ister Hindistan cevizi ile süsleyin tamamen zevkinize kalmış.

634
  • Servis yapmadan önce bir gün buz dolabında bekletmenizi öneririm
  • Mozaik pastamız hazır, afiyet olsun…

Kaynak : superanne.org/kolay-mozaik-pasta-tarifi
Ilker A.
Bugün 14:11

Yazılımcıların ömrü (kod aramakla, hata aramakla, çözüm aramakla) hep aramakla mı geçer? Yoksa ben mi beceremiyorum bu işi. Ne dersiniz?

Evet, hep öğrenmeye yeniliğe açık olacaksın. İyi yönden bak alzheimer riskin baya düşüyor :)
Yiğit Bekir Kaya
Bugün 14:03

Lider olmak için neler yapmak gerekir?

Size bu konuda Acar Baltaş'ın "Türk Kütüründe Yönetmek" kitabını tavsiye ediyorum. Türkiye'de lider olmayı planlıyorsanız bu kitabı okumak şart. Zira liderliği psikolojik olarak ele alıyor ki bu yöneticilerin en çok sahip olması gereken bilgi.
Satın alma linki:dr.com.tr/kitap/turk-kulturunde-yonetmek.. .
Yiğit Bekir Kaya
Bugün 13:59

Okulumda kütüphane takip sistemi kurmak istiyorum. bu konuda Excel vb. yazılımlarla neler yapılabilir?

Okulunuzdaki öğrenci ve kitap sayısı kaç civarında? Eğer öğrenci başvuru sayısı yılda 3-4 binden az ise ve kitap sayısı da 10 binden az ise Excel işinizi görebilir. Bunun dışında daha profesyonel bir yardım almanızı talep ederim. Beni takip ederseniz bu konuda görüşebiliriz.
Rasih Uğur Uyanık
Bugün 11:32

İç mekanda bacasız çalışan bir şömine gördüm. Dumanı filtre edip tekrar iç mekana veriyor. Nasıl yapıldığı ve ne tip filtrelerin kullanıldığını biliyor musunuz?

Bacasız şömine olarak benim bildğim bioetanol yakıtlı şömineler. Üretici firmalarının açıklamalarına kabaca göz atacak olursak ortamın hava kalitesini bozmayacak düzeyde (duman ve is yaratmadan) karbondioksit ve su buharı çıkışı olan bu yakıt, bacaya gerek duymuyor.
Filtre konusunda ise bazı şüphelerim var. Ateşin üzerinde yer alacağını var sayarsak, dumanı çekebilmek için ciddi bir fana ihtiyaç duyacak. Mutfakta kullandığımız aspiratörleri bile düşünsek rahatsız edici bir ses kirliliği yaratacağını varsayıyorum. Gene mutfaktaki aspiratörleri baz alarak yorum yapmaya devam edersem, yemek kokusunu bile yeterince çekmeyen ve dolayısıyla filtreleyemeyen bir aspiratör, odun ateşinden çıkan duman için ne derece etkili olur emin olamadım.
Hakan Köse
Bugün 10:30

İphone 4S 16 GB kullanıcısıyım telefonumda ne yaptıysam çözemediğim pasif wifi problemi mevcut. İnternet'e yazılan her efsaneyi denedim bazılarında başarı yakaladım ama 2 dakikalık bir başarı. Bu problemi nasıl çözebilirim?

Eğer iOS 8.0 versiyonuna güncelleme yaptıysanız, bu sorunun çözümü maalesef bulunmuyor. Nedeni ise şu şekilde;

iPhone 4S üzerinde bulunan Wifi donanımı, iOS 8.0 güncellemesini yaptıktan sonra maalesef donanımın normal çalışmasını engelleyecek oranda aşırı ısınıyor. İOS 8.0 yazılımının wifi özelliklerini kullanırken bu donanımı kaynaklarını zorlayarak kullanmaya çalışması nedeni ile böyle bir sorun oluşuyor. Bunu Apple yetkili servisinden ve internetten edindiğim bilgilere dayanarak söylüyorum. Cihazın soğuk iken çalışması ve bir süre sonra wifi sorununun oluşmasının nedeni bu donanım ısı limiti sorunu.

Sonuç itibari ile, ya donanım değişecek ya da işletim sistemi.

İşletim sistemini 8.0 versiyonundan 7.0 versiyonuna dönüştürmeniz ise maalesef artık mümkün değil. Geçtiğimiz yıl bu mümkündü ancak Apple iTunes üzerinden bunu artık engellemiş durumda ve 8.0 güncellemesini yaptıktan sonra geriye dönemiyorsunuz.

Yapabileceğiniz kalan tek seçenek, donanımı değiştirme seçeneği. Maalesef bunun nasıl mümkün olacağı konusunu yetkili servis ile görüşmeniz gerekir. Benim bildiğim kadarı ile, donanımı bir başka donanım ile değiştirmeleri zaten mümkün olamayacağından dolayı, bu sorunla yaşamaya mecbursunuz.

Son seçeneğiniz, Apple'a para ödemek ve daha üst model yeni bir telefon almak. Geçmiş olsun diyelim :)
Ayhan Şimşek
Bugün 06:14

Bir insana olan nefretimi ne geçirir?

İçinde geçmişine dayanan bir sevgide beslliyorsa bu nefret; bir başına uzun bir geziye, trakinge çıkmanı tavsiye ederim. Bir başka deyişle kendini güçlü hissettirecek zorlayacak bir başarı hikayesi yazman iyi gelebilir.
İlginç gelirse bu fikir Likya Yolunun Fethiyeden - Pataraya kadar olan kısmını tamamlamanı öneririm.
likyayolu.org
Fazlı Özdemir
Bugün 01:26

Bir tartışmaya girdiğimde herkes bağrışmaya başlıyor. Ne susuyorlar ne de tam anlamıyla beni dinliyorlar. Konuşma fırsatı bile vermiyorlar. Bu konuda ne yapabilirim?

Yukarıda yazılanlara göre sorun sende. Öyle güzel anlatmışsın ki okuduğumda
=> Sen yokken her şey normal, sen tartışmaya girdiğinde birden sorun peyda oluyor ve seni susturmaya çalışıyor.
Fazlı Özdemir
Bugün 00:55

Psikoloji alanında yeni araştırmalar yapılmalı mı, öyleyse eğer hangi konular ele alınmalıdır?

Psikolojik danışmanlık konusunda çok büyük bir yeniliğe gidilerek bütün kurumlar incelenmeye alınmalı. Serbest piyasadan devlet kurumlarına, eğitim alanındaki bütün kurum ve kuruluşlar, güvenlik birimlerinden mahkemelere kadar her kurum ve kuruluş kontrol altında tutulmalı. Bu, şu anda olduğu gibi isteğe bağlı veya birilerinin gerek gördüğü zaman değil de belirli aralıklarla psikoloji birimlerinin belirlediği düzene göre yapılmalıdır.
Artık ne kadar büyük bir yapılanmanın gerekli olduğunu da siz hesaplayın.
Cem Turan
Bugün 00:07

YAŞAR KEMAL'E YAŞAR KEMALCE BİR VEDA

İnsan deyince zihnimde ilk beliren obje bir sürahi oluyor. İnsana dolmak yakışıyor; bilgice ve erdemce. Böyle olması da önemle isteniyor, insanı var Kılan tarafından.
Ezici bir çoğunluk sürahiden bardaktan bihaber iken, kendinden beklentilere duyarsız kalır iken kimileri haznelerini dolduruyor, dolmakla kalmıyor taşıyor, taşmakla kalmıyor dibindeki bardakları dolduruyor hatta başkaca sürahiler üretiyor.

Yazmak, sürahiliğin taşkınlaştığı, birikmişliğin zirve yapmışlığının ulvi mertebesidir ve öyle herkesin harcı da değildir. Bakmayın siz bugünün "Kopyala-Yapıştır" fason yazanlarına. Yazmak, hele hele edebi yazmak; ufuksuzluktan sadece sıradan fonksiyonelliğe odaklananlar için dümdüz bir örtü parçası yeter görülürken, bir rafa örtüp köşesini aşağıya sarkıtmak için; inci ve yakut bezemeli emsalsiz bir oya, nakış, dantel ortaya koyma sanatıdır, böylesi yazmak. Rafa örtü olur yine ama ruha da zarafet yüklü bir gıda olur. Düşünceye zarafet öğretisi ne de güzeldir ve bir o kadar da "kısa kes" deyip işi parantezlerle anlaşmaya varacak kadar sulandıran, zamane anlayışına tezat. Öyle ya; pek kimsenin tahammülü yoktur, hatta güçlü düşünceyi düzgün kelam ile dosdoğru söylemeye "edebiyat yapmak" der, aşağılar kimilerimiz, değil mi?

Beynimizin zorlanmasından haz etmeyiz. Özellikle sağ beyin lobumuzun açlığını, öldürürcesine görmezden gelip köreltirken, test delisi ve dost olarak görmesi gerekirken akranları aklına geldiğinde tüyleri diken diken olup, ezilmesi gereken rakipler gözüyle bakan, mekanik düşünüp mekanik "projelendiren" ama düşünsel zarafet banyosundan geçmediklerinden hissedemeyen, farklılıkların olmamasının ne tür bir kabus olacağından habersiz, herkesi ve herşeyi düşünmeden tek kalıp isteyen bir nesli türetip gururla reklam edenler; muhtemelen bu cümlenin sonuna erişmek ve baştan sonuna kadar aktarmaya çalıştığı anlamı sentezlemek istemeyecekler.

İşte; düşünen adamlar, bunların dışındakilerinin beyinsel, erdemsel açlıklarını gidermek umuduyla yazarlar. Bakmayın siz onların, "sanat sanat içindir, kimse okumasa da yazarım" diyenlerine. Bal gibi de okunmak isterler; sürahilerinden taşanın başka sürahilere doluş sesini duymak isterler. Sahnenin alkışlarını hiçbir şeye değişmeyen yorumcuların, hayatının buluşu yolunda bir ömrü akıtan gerçek bilim insanlarının taşıdıkları ile aynı güdüdür bu; insanidir, ulvidir, çok saygındır ve takdire değerdir.

İnsan bir çiçek gibi şüphesiz; kah bir nehir kıyısında sulak çehreli kah bir çöl kumsalında kavruk benizli doğar ve yetişir. Hangi canlının doğduğu ortamı seçme şansı oluyorki? Dolayısıyla her çiçek coğrafyasına, aldığı suya, ışığa, toprağın ona sunduklarına göre renkleniyor, kokulanıyor, şekilleniyor. Hatta bunlar yüzyıllar içinde sürüp giden devir daimle kalıcı özelliklere dönüşüyor, genetik yapıya işleniyor ve öyle ha deyince söküp atılıp başka şeyle ikame edilemiyor.

Oysa yazarlık ve düşünce üreticisi olmak çiçek oluşa denk düşer: Hangi görünüm, tür, aromaya sahip olduğu önemli değil; çiçek olarak, farklılıklar sunarak hayata kattığı güzelliktir asıl olan. Ne hazindir ki; sürahisinin dibinde üç beş damla suyu dahi biriktirmek gibi bir dert edinmeyenler saplandıkları ideolojik bataklıklar ve fanatizm yüzünden kendi ezberinin dışında konuşanı bir çırpıda afaroz etmeye ne de gönüllü davranır.

Yazmak zordur, beynin tüm hücreleriyle seferberliğidir, düşüncenin doğumudur ki; verdiği sıkıntı gerçek doğumu aratmaz kimi zaman. İki satır sanatı kalem kılarak yazma tecrübesi edinmeden, o sancılarla belki ikiyüzbin satırı devirenlerin kıymetini anlamak olası bile değildir. Yazarlığın gerçeği, olsa olsa böyle tarif olunur.

Herkes kendi yazarlarını, kendi camialarını tutadursun ve gerisini yerden yere vursun, ben bu çiçeklere hayranım. Beni düşündürüp yaşadığımı hissettiren çiçek yazarlar, velev ki benim içinde doğmadığım toprakların, hayatın beni getirmediği görüşlerin, fotosentez ettiğim havanın, suyun, güneşin farklı türlüsü ile beslenmiş olsunlar, bunları savunsunlar; ne çıkar.

Düşünen beyin gibi, beynin ürettiği her fikir de kutsaldır, kadimdir, muteber ve saygındır. Bunu içine sindiremeyen toplumlar için demokrasi sadece minareye kılıf uydurularak oynanan bir oyundan ibarettir.

Ucuz yollu, boş ve dolu sürahilerin ardından, belki de dünyadan elini çekeni badem gözlü yapmak konusundaki abartılı eğilimimizden ötürü, bonkörce kullanageldiğimiz bir ifadeyi sıkça sarfeder, "Bir yıldız kaydı, yeri doldurulmaz" deriz. Oysa ben bu durumlarda biraz daha temkinli davranır, "çekilen bir diş gibi" geride kalan boşluğu değerlendiririm: Gerçekten yeri doldurulamaz bir gedik oluştu mu diye.

Yaşar Kemal'i kaybettik bugün ve tereddütsüz söyleyebilirim ki gerçekten bir yıldız kaydı ve kendi kulvarında ciddi bir gediktir bu. Çünkü örnekleri giderek seyrekleşen gerçek edebiyatçılar silsilesinin günümüze ulaşan çok önemli bir halkasıydı; rengi, kokusu ne olursa olsun, bir çiçekti ve her çiçek gibi dünyaya güzellik katma telaşıdır, yaşamının özeti.

Sanatı, düşünceyi öz ölçüleri yerine holiganlıkla değerlendirmek, cehaletin emaresidir. Bir kalemin gücü, bin devletin gücünü geride bırakabilir. Hiç kimse düşüncesini samimi olarak savunan kadar masum ve etkili değildir. Beyazın siyahtan daha çok betimleyeni yoktur.

Güçlü, erdemli ve dolu sürahili, ahlaklı, sahibinin sesi olmayan güçlü kalemlere tüm dünyanın büyük ihtiyacı var ve şüphesiz bizim de.

Bu yazıyı yazmama sebep, Yaşar Kemal'e Allah'tan rahmet diliyorum. Bir yıldız, işte şimdi gerçekten kaydı, tıpkı gelmiş geçmiş diğerleri gibi.

Saygıyla. . .

Cem TURAN
Cem Turan
Bugün 00:04

GÜNLÜK SÜTLER VE İNSANIN HIRSI

Malumunuz; çok uzun süredir mahrum kaldığımız günlük sütler, kamu yetkililerinin çağrısı ve teşviki ile bir zamandan beri yine market raflarında yerini aldılar. Ben gibi şehirlerde gözünü açanlar, geçmişte günlük sütün bakkal ve bugüne göre bakkal sayılabilecek ölçekteki marketlerine her sabah düzenli olarak, kasalarla bırakıldığını hatırlayacaklardır. İnsanın içinde bir yerlerde gizlediği limitsiz kazanç hırsı ve bunun için her şeyi mübah kılan göz dönmüşlüğünün henüz ayyuka çıkmadığı, o mesut günleri özlemle anan bir kişi İstanbullu olarak günlük süt kavramından da anladığım sadece buydu: Günübirlik gelen süt! Sütün bakkalımıza gelmesini beklediğim sabahları, daha dün gibi hatırlıyorum. Artık maalesef üretilmediği için rahatça söyleyebileceğim bir günlük süt markası da Gülüm Süt idi, örneğin.

Günlük süt döndü dönmesine ama ilk zamanlar hevesle almaya başladığım "günlük" sütlerin üzerinde yazan miyad; son kullanma tarihine kadar olan ömrüne baktığımda
üç dört günlük süreler dikkatimi çekti. "Olsun" deyip "günlük" niyetine alıverdik.

Depozitolu şişelerle uğraşmak yerine çoğu plastik veya plastik karışımlı kaplara konan "günlük" sütlerin geri dönüşünden bu yana geçen kısa süre sonrasında gelinen aşamasına yönelik geçen günlerdeki bir tespitim, tam bir sükut-u hayale uğrattı beni.

Gözünü sevdiğim, yurdumun sanayicisi daha fazla "günlük" oyununa mutedil çizgisinde devam edemeyerek, sanıyorum yine kadrolu gıda mühendislerinin ve kimyagerlerinin cadı kazanlarından çıkan kimyevi iksirlerle üzerinde halen "günlük" yazan sütlerinin kullanım sürelerine 10 günü aşırtmayı başarmışlardı. Siz de alıcı gözle, ilk market deneyiminizde kontrollerinizi yapın, bakalım hak verecek misiniz.

Daha uzun raf ömrü heyecan verici, kazanç için her yola girmekte engel görmeyen tacirler için. Toplum sağlığı, bebe çocuğa merhamet, hak getire. Eğer endişelerimde haklıysam, korkarım çok daha tehlikeli bir boyutun eşiğine gelinmiş olacak sütte. Kutu sütler hiç olmazsa bir miktar frigofrik ambalajların da etkisiyle korunurken ya da öyle olmasını saf saf umarken, saf plastik, cam, karton gibi ambalaj çeşitleri içinde süre uzatımını başarmak, oldukça maharetli kimya hokkabazlıkları istiyor olmalı. Kanser ve diğer hastalıkların hortlamış olması, kimin umurunda?

1012

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı​ ve Sağlık Bakanlığı​ yine henüz sükut etmedeler , gözlerinden para hırsı fışkıran, yavaş yavaş öldüren "gıdaşör" zümresi karşısında. Bunu yapmamalılar oysa. Ne zaman ki, tedavi giderleri SGK bütçesini zorlar, o zaman mı acaba aba altından sopanın ucunu gösterirler, tıpkı sigara örneğinde son yıllarda yapılanlar gibi.

Doğal beslenebilme, bir insanlık hakkıdır. Tıpki diğer kişisel haklar gibi; kamu yönetimleri için bu hakkı kullanabilecekleri bir çevre sunmak ve korumak, anayasal ve hayati bir görevdir. Bu görev hükümetler için bir opsiyonel şık değil, zorunluktur.
...
Bu konuların hakkından Yavuz Dizdar​ Hoca gelir ama ben yine de dikkat çekmek istiyorum. En temel gıda olan süt yerine beyaza boyanmış ucube sıvılar içirilmemeli bu toplumun miniklerine, büyüklerine. Gıda şifa olmalıdır, zehir değil. Gıda üreticisi Lokman gibi olmalıdır, katil gibi değil.

Cem Turan
Ayhan Şimşek
Dün 22:31

İlkokuldan üniversiteye kadar, aldığınız bütün dersler arasında anlamadığınız ve hiç sevmediğiniz ders hangisidir?

Matematikte güzeldi severdim ama çengel bulmaca çözecek kadarı yeterdi. Yani neydi o sinüsler kosinüsler falanlı filanlı birde din dersi.. Ezberle duasını, ayağa kalk oku, oku sözlü tam puan.
Thecrazyhands
Dün 21:50

Kienböck Hastalığı nedir?

Kienböck hastalığı (Lunatomalazi) lunat kemiğin avasküler nekrozu (kanlanma bozulması) ile seyreden, el bilek ekleminde ilerleyici ağrı ve fonksiyon kaybına neden olan bir tablodur.

Lunatum avasküler nekrozu 20-40 yaş arası erkeklerde sıktır. Kliniğe genellikle el bilek ağrısı, şişlik, hareket açıklığında azalma ve günlük aktiviteleri gerçekleştirmede güçlük yakınması ile başvururlar. Genellikle tek taraflıdır ve travma öyküsü yoktur.

1911

Kienböck hastalığının tedavisinde konservatif (cerrahi dışı) tedaviden el bilek artrodezine uzanan çok sayıda tedavi yöntemi tanımlanmıştır. Erken dönemde konservatif tedaviler (immobilizasyon, buz, splint uygulama, merhem) semptomları giderebilmektedir. Kronik süreçte genelde cerrahi tedavi gereksinimi meydana gelir. Cerrahi tedaviler arasında:
  1. Kemik ameliyatları
  2. Revaskülarizasyon
  3. El bileğini dondurma vs. gibi yöntemler sıralanabilir.
Yücel Murat
Dün 20:54

Masonluk Dünya Kardeşliği midir?

Masonluk hakkında çok şey söyleniyor, yazılıyor, çiziliyor. Masonları dinlersen ülkü mabedi, dünya kardeşliği, kamil insan olma gibi amaçlarının olduğunu anlıyorsun. Ama biraz araştırırsan işin ucu siyonizme hatta şeytana tapmaya kadar gidiyor.
Fatih Altaylının Teke Tek programına katılan 33. Dereceden mason olan ve bir dönem üstad-ı azamlık yapan Remzi SANVER'i dinlediğinizde masonluğun iyi bir şey olduğunu düşünmeye başlarsınız. Bunun dışında şimdiye kadar okuduğum masonlukla ilgili kitapların hiçbirinde olumlu bir şeye rastlamadım. Gerçekte masonların amacı nedir? Masonluk hakikaten dünya kardeşliğini sağlamaya mı çalışıyor?
Serhat Ergüven
Pzt - 20:02

Bir madde donarken neden sıcaklığı sabit kalır?

Maddenin donmak için dışarıya vermesi gereken ısıya ise donma ısısı denir. Madde donarken geçen sürede sıcaklık yine sabit kalır. Madde erimek için aldığı ısı ne kadarsa, donmak için aynı ısıyı geri vermek zorundadır: Bu yüzden erime ısısı donma ısısına eşittir.
Daha fazla göster

INPLOID NEDİR?


DAHA FAZLA BİLGİ
şifremi hatırlat
Sosyal hesaplar ile  Giriş Yapın