Bilmek istediğin her şeye ulaş

MÜZİKFOTOĞRAFSEYAHATTEKNOLOJİHUKUKEĞİTİM hakkında soru sor, yanıt ver, yazı yaz...

Ensar Yazici
Bugün 07:45

Fizik, Geometri veya herhangi bir derste çok yönlü düşünemiyorum. Bir arkadaşım var çoğu soruları düşünerek yapıyor. Özellikle YGS de daha çok düşünmeye, mantığa dayalı. Bu düşünmeyi nasıl geliştirebilirim acaba?

Kuralları ve ezberi devre dışı bırakarak başlayabilirsin. Örneğin; bir fizik sorusunun geometri ile çözülebileceği ihtimali vardır. Soruyu çözmeyi düşünürken sınırlama. Soru eğer bir şekilden oluşuyorsa tersten bak, yandan bak mesela. Öğretmenlerin öğrettikleri gibi çözmek zorunda değiliz. Kendi yöntemimizi geliştirebiliriz, Bu da bir miktar tecrübeyle yani bolca ve çeşitli sorular çözmekle mümkün olabilir. Sayısal sorular, çözebilenler için bulmaca kadar kolay gelir. Bunu da hesaba katarak gerçekten sayısal yönün mü yoksa sözel yönün mü ağır basıyor tekrar gözden geçirmen gerekebilir. Çünkü bir kısmı gerçekten doğuştan gelen bir yetenektir. Ama, kendi tecrübelerimden yola çıkarak derim ki; insanın isteyip de başaramayacağı bir şey yoktur. 60 gibi bir yaştan sonra futbol oynamak müstesna... :)
Ece Naz Sonat
Bugün 03:17

Bir insanın seni gerçekten sevdiğini anlama yolları nelerdir ?

Ben bu sorunun cevabını çok yeni anladım. Aslında tam da bunu sorguluyordum bugün aklımda bu sorunun sorulması ilginç oldu. Çoğu zaman birini sevdiğinizi sanarsınız. Ama ben anladım ki birini gerçekten sevdiğinizde hiç bir amacınız olmuyor, ona sahip olmak istemiyorsunuz. Onu sevdiğinizde siz olmuyorsunuz bile, o oluyor. Beklentisiz oluyorsunuz. Onun sizi sevmesi önemli olmuyor. Sadece seviyorsunuz ve bu yeterli kalıyor. Çok ilginç... Farkettim ki sahip olmakla ilgili her şey egoyla bağlantılı. Egonuzdan kurtulunca gerçekten seversiniz ve işte o zaman sahip olmak değil sevmek istersiniz, içip içip sevmek istersiniz. . .
Ece Naz Sonat
Bugün 02:49

Erkekte olmaması gereken özellikler nelerdir?

Cevaplar çok güzel ama belirleyemezsiniz bunları. Bir erkekte sevmediğiniz davranış diğer bir erkekte bir yerlerinize dokunur, daha zayıf olursunuz ona karşı.
Ece Naz Sonat
Bugün 02:08

Yabancı biriyle evlenmek riskli midir? İlla kendi kültürümüzden biriyle mi evlenmeliyiz? Neden?

Herhangi biriyle evlenmek kadar riskilidir bence. Yabancılar birbirlerine daha çok anlayışlı oluyor ama yabancı bir erkek arkadaşım bana aynı milletten olsak 1 gün anlaşamayacağımızı söylemişti. O an aydınlanıp elini sıkmıştım. :) Risk hep var... Bundan korkmayın.
Birkan Aydin
Bugün 00:05

PHP biliyorum, nasıl para kazanabilirim?

Kendini yeterince geliştirdiğini düşünüyorsan, senin işi bulmana gerek yok, iş seni elbet bulacaktır. Php biliyorum. Nasıl para kazanabilirim. Php biliyorsun, gevrek satıp para kazanabilirsin. Php biliyorsun, kasiyerlik yapıp para kazanabilirsin. Php biliyorsun, muhasebecilik yapıp para kazanabilirsin. Açıkçası php bilip bilmemen, para kazanmana engel değil... Fakat php biliyorum, bu bildiklerimle nasıl güzel işler çıkarabilirim, hangi alanlara yönlenmeliyim tarzında sorular sormayı denersen, buradaki arkadaşların sana daha faydalı olabileceklerini düşünüyorum. Güzel işler mi yapmak istiyorsun, para kazanmak mı istiyorsun... Sen güzel bir iş yap, para zaten seni bulacaktır. Nasıl diyorlardı... Paralar fikirleri harekete geçiremez, fakat fikirler parayı hareketlendirir ;)
Cem Turan
Dün 23:16

Çalışkan bir insanla tembel bir insan arasındaki fark hangi faktörlerden kaynaklanıyor olabilir? Bu durumu değiştirmek için ne yapılabilir?

Davranış genetiğinde "damgalanmak" diye bir ifade var: Belki sizin de benzer bir tecrübeniz vardır. Kaz yavruları yumurtadan çıktıklarında anneleri gizlenir ve onun yerine belirli bir süre sizi görürlerse, muhtemelen sizi ebeveyn olarak kabul edecek ve peşinizden ayrılmayacaklardır. İşte bu durumun adıdır, damgalanmak. Özellikle gelişim çağlarında bireyin etrafında yer alan olgular, davranışlar üzerinde yoğun olarak etkilidir. Bunlar süreklilik arz ederse, "bir şeyi 40 kere söylersen olur" durumu oluşur ve kişi o hali iç aleminde normalleştirir ve benimser.

Pekçok kötü alışkanlığın üremesinde ve içselleştirilmesinde de bu gerçek yatar. Baştan anormal gibi görünen ne varsa, süreklilikle uygulanırsa zamanla normal olur. Kültürel değerlerin başkalarıyla ikame edilmesi, erozyonu da buna yakın bir etkiyle açıklanabilir.

Özetle; armut dibine düşer ve üzüm üzüme baka baka kararır. Dikkat etmenizi diliyorum; üzüm üzüme bakarak açılmıyor, kararıyor. Yani genellikle kötü olan etki, çevresel koşulların için sinmek yoluyla yayılmada daha başarılı oluyor. Yasaklar, yapılmaması gerekenler daha bir iştah ile karşılananlar oluyor, uygun şartlar altında.

Tembellik ya da çalışkanlık da bundan farklı şekillenen bir mizaç ürünü değil: Yetişmekte olan bir birey etrafında silikon vadileri, projeler, , novasyonun her türlüsünü görürse Steve Jobs olur, Bill Gates olur. Onaltıncı ve onyedinci yüzyıllarda Avrupa'da olduğu gibi bilim kiliselerin ta içine girdiyse elbette bu ibadethanelerin rahiplerinden, cemaatlerinden Galileo'lar, Mendel'ler çıkar.

Ama çocuk gözünü, insanların ömürlerini kahvehane köşelerinde ömür çürütürken, loto bayileri önünde kupon doldururken, pembe dizilerin bin türlüsünün karşısında uyuşurken, bir spor olarak değil bir fanatizm objesi olarak futbolla yatıp kalkarken, üretmeden kısa yoldan köşe dönenlerin, sözüm ona "sanatçı" diye değersiz ve topluma hiçbir değer katmayan şahsiyetlerin geçit töreni yaptığı bir ortamda açıyorsa elbette onlardan biri olması kuvvetle kaçınılmaz olur, Edison olup bir lamba uğruna, iki çubuk arasında denediği farklı türden binlerce teli üşenmeden değiştirecek kadar sabır ehli olacak değil ya.

Tembellerin ülkesinde işler genellikle rant üretimine dayalı sürer. Üretim, sanayi, kalkınma yerine usulsüz yollardan elde edilen ve zerre kadar elın teri içermeyen paralarla yeni rant öbeklerinin peşinde koşulur. Ranttan beslenen, nabız vuruşu bile değişmeyecek kadar kendini eforlu bir işe katmamış olanların sahip oldukları yaşam standartları genellikle kafasını patlatan bilim yolcularından, sanat ve zanaat ehlinden çok daha fazladır, böyle toplumlarda. Şüphesiz bu durumu da çok sık görünce, normal kabul etmeye başlar beynimiz, oysa alabildiğine anormal bir durumdur.

Ya siz? Ne kadar çalışkan olduğunuzu kaç kez söylesem, inanıp motive olur ve kendinize çalışkan muamelesi yapar, bir atom karıncaya dönüşürsünüz? Hayal değil, pekala olur, yeterki isteyin ve ortamınızı değiştirin.
Birkan Aydin
Dün 23:15

Albasması ya da karabasan nasıl gerçekleşir?

Rüyanızda korkabilir, heycanlanabilir hatta çok daha farklı şeyler yaşayabilirsiniz. Bu duygular gerçektir ve vücudunuz bu duygulara tepki verir fakat rüyanızda koştuğunuzda, atlayıp zıpladığınızda, bunlar vucudunuzda gerçekleşmez. Çünkü beyniniz uyku halindeyken, vucudunuza giden sinirlerin büyük bir kısmını bloke eder. Uyandığınızda halen hareket edemiyorsanız, korkmanızı gerektirecek bir şey yoktur zira kısa bir süre içerisinde beyninizin o kısmıda uyanacaktır. Diğer arkadaşlarında dediği gibi, uyurken beyniniz vucudunuzu kısmi olarak felç eder.
Semih Cengiz
Dün 21:57

Bonsai nasıl yetiştirilir?

Hayırdır inşallah kısa yoldan zengin olma planları mı var :)
Mustafa Kemal Taştekin
Dün 20:40

Sevgililer gününün sizin için anlamı nedir?

Ben bu tarz günlere o güne has etkinlikler çerçevesinde yaklaşırım. Hani kandilde kandil simidi çıkar ya böyle günlerde de insanı eğlendirebilecek aktiviteler olabiliyor. Yurtdışına da gidilebilir. Bir nevi fırsat işte eğlenmeye.
Mustafa Kemal Taştekin
Dün 20:36

Bekareti önemser misiniz?

Fantezi olarak evet, hayat arkadaşlığı içinse hayır.
Şaman Bayyurt
Dün 20:11

En iyi çağan ırmak filmi hangisidir?

Benim en beğendiğim masalsı anlatımı ve muhteşem fotografik sahneleriyle "Ulak"
Sinema

imdb.com/title/tt0981352/
Mustafa Kemal Taştekin
Dün 19:33

Organ bağışının ülkemizde yetersiz olmasının nedeni ne olabilir?

Neden bağış? Parasıyla olsa herkes verir. Ben plastize edilmiş ortadan ikiye kesilip hazırlanmış gerçek insan gördüm üniversitelerde. Avrupa'dan siparişle kaç ayda geliyordu ve yarım milyon TL idi fiyatı. Adam kendini bilime adamış.
Şaman Bayyurt
Dün 19:10

Sağlıklı sosyal bir yaşam sürmek için gereken para miktarı ne kadardır?

Şehirden şehire ve sosyalizasyondan sosyalizasyona değişir. Mesela İstanbul için bu para tahminen 4000 TL'den başlar ama sosyalizasyonunuzu Reina, 360 gibi mekanlarda yaşamayı tercih ederseniz 100 000 TL'lere kadar çıkar.
Şaman Bayyurt
Dün 19:04

Ayakkabılarda numaralandırma neye göre belirlenmiştir?

Şöyle bir tablo buldum. Ben de bir kez ayakkabı yaptırdım ve numaranın nasıl belirlendiğini görünce şaşırmıştım. Aynen aşağıda yazdığı gibi belirleniyor.


AYAK NUMARASI BELİRLEME.
1- Ayak Ölçünüzü Almak

-Ayağınızı sıkıca zemine yapıştırdığınız kağıdın üzerine basın.
-Kalemi zemine dik bir şekilde, ayağınızın dışına dayayarak, ayağınızın şeklini kağıda çizin.
2- Ayak Uzunluğunu Ölçmek
-Cetvel ya da mezura ile ayak şeklininin en sonundan en uzun ayak parmağınızın hizasına kadar kadar olan kısmı ölçün.
-Cetveli ya da mesurayı eğik ya da yan tutmayın.
-Gördüğünüz ölçüyü not alın.
3- Doğru Ayak Ölçüsünü Bulmak İçin Son Adım:
-Diğer ayağınız için de aynı adımları tekrarlayın. Eğer bir ayağınız diğerinden daha büyükse Büyük olanı dikkate alın.
-Ve aşağıdaki tablodan ayağınızın uzunluğuna karşılık gelen numara sizin ayak numaranızdır.
Ayakkabı

Bazarov
Dün 18:59

Yüksek IQ'lu öğrencilere nasıl yaklaşılmalıdır?

Aslında böyle sorulara cevap vermek istemiyorum zira bu gibi uzmanlık gerektiren konularda bizim oturduğumuz yerden ahkam kesmemiz pek doğru gelmiyor bana. Ama yine de sınırlı bilgim dahilinde bir yorum getireceğim belki fikir alış verişi sırasında bir şeyler öğreniriz.

İlk olarak, bu öğrencilerin 'normal' olarak öğrenmediğini biliyorsak mutlaka kendilerine özel bir programları olmalı diye düşünüyorum. Benzer zeka düzeylerinde, benzer algılayış şekli olan öğrenciler bir arada olduğunda ve müfredat da onlara uygun bir biçimde hazırlandığında hiç şüphesiz eğitimin kalitesi artacaktır.

Öte yandan, bu öğrencilerin her zaman ayrı okullarda ya da sınıflarda eğitim görmelerini sağlamak mümkün olmuyor. Sınıfa girdiğimizde böyle bir öğrenciyle karşılaştığımızda kısa vade için dahi olsa bazı çözüm yolları geliştirmek gerekebilir. Bence burada yine temel strateji bu öğrenciyi de göz önünde bulundurarak programı hazırlamaktır. Zaten farklı zeka ve algı şekillerine hitap edecek şekilde program hazırlamak sınıfta 'özel' öğrenci olmasa dahi faydalıdır. İşte biz bu farklı beyinlere hitap etme noktasında yüksek IQ'lu öğrenciyi de göz önünde bulundurmalıyız. Onu zorlayacak ya da onun ilgisini çekebilecek şekilde özel görevler, ödevler programlar hazırlanabilir.

Hemen akıla 'özel olursa yine ayrıştırmış mı oluruz' sorusu gelebilir. Elbette bu durum göz önünde bulundurulmalıdır ancak öğretmenin bu durumu idare edebileceğini düşünüyorum. Üstelik bu yüksek zekalı öğrenci olmasa dahi 30 farklı öğrenciye aynı ödevi vermek de bana pek adil, mantıklı görünmüyor.

İstanbul'da staj yaptığım bir özel okulda öğretmenlerin 3 farklı kitapçık hazırladıklarını görmüştüm. Çocuklara çalışma kağıtları dağıtılırken, sessizce ve sakince farklı öğrencilere farklı kağıtlar veriliyordu. Çocuklarda bu durumu pek fark etmiş gibi değildi. Tabii ki öğrencilerin fark etmeme ihtimaline güvenerek böyle hareket edilmemiştir ancak velilerle, öğrencilerle uygun bir iletişimle gerçekleştirilmesi bana makul göründü.

Özetle söylemek istediğim şey, özel öğrencilere özel muamele gösterilmelidir. Ancak bunun için de öğretmenlerin yine özel eğitimler alması, bu konuda araştırmalar yapması gerekir diye düşünüyorum. Böyle platformlardan alınacak cevaplarla çocuklara zararımızın dokunması bile söz konusu olabilir.
Şaman Bayyurt
Dün 18:45

Autocad kullanan var mı?

Gerektiğinde kullanıyorum ama sık gerekmiyor. 2B yavaş bir program olduğu için tercih etmiyorum. Mimari tasarım için Allplan'ı tavsiye ederim.
Daha fazla göster

INPLOID NEDİR?


DAHA FAZLA BİLGİ
şifremi hatırlat
Sosyal hesaplar ile  Giriş Yapın