Bilmek istediğin her şeye ulaş

MÜZİKFOTOĞRAFSEYAHATTEKNOLOJİHUKUKEĞİTİM hakkında soru sor, yanıt ver, yazı yaz...

Fazlı Özdemir
Sal - 22:35

Dünyanın en iyi helikopteri Türk ATAK mıdır Amerikan APACHE midir?

Gereksiz bir kıyaslama olmuş.
Bu tür araçlar belli bir amaç ve buna ek görevleri de tamamlamak için üretilirler. İşlevlerinin bir çoğunun aynı olması sınıflarının da aynı olduğu anlamına gelmez ama yine de birkaç konuya değineyim.
Atak helikopterin asıl amacı keşif ve taarruzdur ancak Apachi helikopterinde keşif amacı güdülmemiş ve tam bir taarruz canavarı olarak tasarlanmış ve yalama uçuşunda da onun ötesine geçebilecek başka bir taarruz helikopteri olduğunu sanmıyorum. Çünkü alçak uçuş, dönemin teknolojisi olan radar dalgalarından kaçabilmek için tasarlanmıştır. En güzel uygulamalı örneği de "Mathias Rust" amcadır :) Radar çalışma prensibinden mi esinlendi yoksa Apachi helikopter duyurulduktan sonra öğrenerek mi denemek istedi bilinmez ama alçak uçuşun gerçekten de radardan kaçmak için o dönemde tek yol olduğunu kanıtlarcasına Rusya'da kızıl meydana efsane bir iniş gerçekleştirmiştir.
Diğer tarafta Ülkemiz için de dünya için de güncel gereksinimlere göre donatılmış bir keşif canavarı ve taarruz ehli bir makina!
Alçak uçuşta da başarılı olabilen, tabiri caizse dağlara taşlara tırmanıp havada taklalar atan genç bir arkadaş.
Hava araçları yıllandıkça güzelleşen cansızlardandır. Apachi 1984'ten bu yana ilk üretildiği gibi kalacak değil tabi ki; binlerce modifikasyon ve güncelleme geçirmiş, yıllardır da dünya genelinde çok stabil bir profili olan abimiz.
Bu kadar artısı olan bir ağır abi takla atamaz, hızlı dönemez vay efendim yükseklerde baygınlıklar geçirir diye Atak ile kıyaslanmamalı bana göre.
Amaçları doğrultusunda incelemek en doğrusu olur.
Diğer yandan da yetenek hiçbir zaman yabana atılmamalı. Çünkü;
lZamanında Skorsky de ağır abiydi. Verdiler Türk'ün eline, az ilerde takla atarken bütün dünya "Noooo waaaayyyy" Nîdâlarıyla izledi, uçuş sonrasında da göz yaşlarına hakim olamadılar. Bu arada O Türk abimiz de abay pilot olan Vecihi İyidün'dür, saygılar.
Demem o ki, kim güzel kullanıyor ise o daha iyidir. Bence Skorsky daha iyiydi. Çünkü; "Yok abi hayatta olmaz, o kadar hesap yaptım lan! " diyen bir ecnebiye "Hadi len" diyen, dedirten pilot sayesinde ^_^
Şaka bi yana, Milli olanı destekleyelim, Atak bizim canımız.
Tamam hadi itiraf ediyim yukardaki olaylarını çoğunu yarım yamalak hatırladıklarımdan yazdım, hafızam da mükemmel kötü ve bütün isimlere google'dan baktım.
Elif Yurtseven
Sal - 21:23

Uluslararası ticaret okuyorum. İngilizce'nin yanına bir dil daha eklemek istiyorum. Bölümde 100 kişi varsa 70'i Rusça'yı seçiyor ticari olaylar bakımından. Ben ise Arapça, Korece, İspanyolca ve Rusça arasında geziniyorum. Ticari fayda, öğrenim kolaylığı ve diğer sebepler bakımından yorumlarınız nelerdir?

Rusça ve Arapça üzerinde yoğunlaş bugün ülkemizde ve yurt dışına baktığımızda üretim yapanların altında Rusların Arapların ve Çinlilerin imzası var ama Çin için seri üretim yapan bir firmadaysan fayda var lakin Araplar şuan ülkemizde iş bile kurmuş durumdalar Arap ülkelerin piyasası arttı mal alışverişleri ortaklık gibi durumlar bugün baktığımızda Rusya görünmeyen geri de kalan bir güç bir çok üretimini kendi sağlayan ülkeler ihracatı olan ülkelerden biridir bu tarz makalelerden dil konusunda yardım alabilirsin en yüksek ihracata sahip ülkeler gibi.
Serdar
Sal - 01:11

Dünyayı kurtarmak için ne yapıyorsunuz?

Neyden kurtarmak için ?
Cem Deyupoğulları
Paz - 21:52

Soner Yalçının çığlığı!!!

KİMSE VARMI ORADA ?
OKUYUN VE OKUTUN LÜTFEN... !!!

Günde 17 saat su verilmeyen, 24 saat aydınlanma lambalarının açık olduğu ve her anımın 2 kamerayla izlendiği cezaevindeki koğuşumda bazen kendimi bu sözü söylerken yakalıyorum: 'Kimse var mı orada ?'

Yaklaşık 2 yıldır İstanbul'daki Silivri Cezaevi'nde tutukluyum. Daha
mahkeme ne kadar sürecek bilmiyorum.
Fakat ben şimdiden, unutuluşa mahkum edildim. Suçum büyük çünkü; düşünmek, gezmek, gazetecilik yapmak.

Adım, Soner Yalçın. 47 yaşındayım ve 25 yıldır gazetecilik yapıyorum.
Türkiye'nin önde gelen bazı gazete ve TV merkezlerinde yöneticilik yaptım. Son olarak Türkiye'nin önde gelen gazetesi Hürriyet'in yazarıydım. 12 kitap yazdım. Bunların hemen hepsi, 100-200 bin satarak beni ülkemin bestseller yazarı yaptı. Ayrıca odatv.com adlı haber sitesinin sahibiyim.

25 yıllık gazetecilik yaşamımda, Türkiye'deki faili meçhul cinayetleri,
devlet içindeki illegal örgütleri, çeteleri, mafyayı ve dinci cemaatleri
kaleme aldım. Tarih çalışmaları yaptım.
Yazdıklarım nedeniyle ölüm tehditleri aldım; aylarca saklanmak zorunda
kaldım ama yine de korka korka hakikatleri yazdım.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Türkiye Millet Meclisi Faili Meçhul
Cinayetleri Araştırma Komisyonu, devlet mafya ilişkilerini araştıran
mahkemelerde tanıklık yaptım.
Gazetecilik kuruluşları dışında hiçbir derneğe, vakfa, siyasal partiye ve örgüte üye değilim.
Ülkemde sadece mesleki kimliğimle tanınırım, siyasal kimliğimle değil.
Ve buna rağmen, 5 yıldır süren yargılama sonucu hala ortaya çıkarılamamış 'Ergenekon' adı verilen gizli bir örgütün üyesi olduğum iddiasıyla hapisteyim. Peki delil olarak ne gösteriyorlar?

Sahibi olduğum odatv.com bilgisayarında devlet güvenliğini ilgilendiren
Word dosyalarının bulunması! Bunlar bize ait değil, virüsle bilgisayarımıza gönderildi. Bunu Türkiye'ninüç seçkin üniversitesi ile bir ABD bilişim ve siber suçlar şirketinden aldığımız bilirkişi raporlarıyla ispat ettik. (Bu virüsü, polis içindekidinci bir cemaat mensuplarının yaptığından şüphe ediyoruz.)134 sayfalık iddianame aslında neyin yargılama konusu olduğunu ispat ediyor: İddianamede, 361 'haber', 280 'kitap-yazı', 53 'köşeyazısı', 26 'röportaj' ve 5 'makale' sözcüğü geçmektedir!

İddianamede, silah yok, bomba yok, cinayet yok, eylem yok. Mahkemede
hakimler bana sadece, 'o haberi neden yaptınız' veya 'o röportajı niye
yayımladınız' sorusunu yöneltti!
İşte suçum bu: Soru sormak, gerçeği aramak, hakikati yazmak. Yani,
mesleğimi yapmak...
Türkiye'deki meslektaşlarım şeytani bir entrikayla hapse atıldığımı biliyor. Fakat büyük çoğunluğu, cezaevine gönderilmemek, işsiz kalmamak için korkup gerçeği yazamıyorlar.
Bu sebeple ben de size bu mektubu yazıyorum.
Benim ülkemde düşünce hala kötülüğün simgesi olarak görülüyor. Düşünsel değerlere tutkuyla bağlı zihinlere sadece düşmanlık ediliyor; sahte delillerle hapse atılıyor.

Bu mektubu size yazdım; çünkü siz benim 'suç' ortağımsınız. Nasıl mı:
Aydınlanmayı, özgür düşünceyi, akılcılığı sizden öğrendik biz Erasmus,
Descartes, Montesquieu, Voltaire, Rousseau, David Home, Kant, Marks, Weber, Sartre, Camus değil misiniz siz?
Siz düşünce için canını veren Bruno değil misiniz? Siz Dreyfus'un yanında duran Emile Zola değil misiniz? 'Siz yanlış yaşam doğru yaşanmaz' diyen Adorno değil misiniz ?

Sevgili dostlar, evet siz benim 'suç' ortağımsınız! Sizi harekete geçirmeye çağırıyorum. Yalnız olmadığımı gösterin.
Sessizliğe mahkum edilişime son verin. Sesim olun, kalemim olun.
Yıkın yalanlarla örtülü şu zindanın dört duvarını.
Yoksa...
Bu yine; toprağa, çiçeğe, ağaca ve en dayanılmazı 12 yaşındaki oğlumun kokusuna hasret; insani niteliklerimi kaybetmem için yoğun tecrit uygulanan cezaevindeki koğuşumda kendimle konuşmaya devam edeceğim:

'Kimse var mı orada? . .
Yakup Yiğit
Paz - 15:25

Google Play Store'dan oyun almak için Paypal hesabı nasıl bağlanır? Eğer kart geçersizse ve hesabın kendisinde para varsa kullanılabilir mi?

PayPal Türkiye'de TEB ile anlaşmasını sonlandırdı. Nakit Kartlara para yüklemek 1 Mayıs'tan beri mümkün değil. Temmuz sonunda ise tamamen kullanım dışı kalacaklar. Google'da bundan dolayı desteği çekmiş olabilir.
Abdullah Gürel
Cmt - 23:57

Neden ağlarız?

Kaynağada bakarsınız : D kaynak: pavlovspartner.com/insanlar-neden-aglar-neden-aglariz/
Neden Ağlarız? İnsanlar Neden Ağlar?
Hepimiz doğar doğmaz ağladık. Bazen meme istediğimiz zamanlarda gelmedi, yine ağladık. Annemiz-babamız bizden biraz uzaklaşsa, geri dönmeyecekler sanıp ağladık. Çocukken defalarca düştük ağladık. İstediğimiz başarıyı elde edemeyince, birisi canımızı yaktığında, kalbimiz kırıldığında, bize veya sevdiğimiz birine bir şey olacak diye korktuğumuzda, sevdiğimiz canlıları kaybettiğimizde ağladık ve ağlıyoruz. Bazen haykıra haykıra, bazen de usul usul. Peki ağlamalarımız arasında fark var mı? Ağlamanın altında yatan dinamikler neler?Neden ağlarız?
Psikoloji ve nörobilim profesörü Robert R. Povine ‘
Curious Behavior: Yawning, Hiccupping, and Beyond’ adlı kitabında, bu sorulara cevap arıyor. Provine’e göre ağlamak gerektiği kadar önemsenmeyen ve hatta kötü bir davranış olarak tanımlanabilen fakat iç dünyada yaşananlar hakkında derin bilgiler veren bir davranış. Provine ağlamanın altında yatan nedenlerin yaşa göre değiştiğini belirtiyor:

“Yetişkin olunca ağlamalar seyrekleşir ve daha sakin bir hal alır; hıçkıra hıçkıra ve iç çekerek ağlamak yerine çoğunlukla sadece gözyaşı dökersiniz. Ve yetişkinlikte ağlamalara neden olan travma fiziksel olmaktan çok duygusaldır. Buna karşın, niyetli veya niyetsiz, fiziksel veya duygusal nedenli, yetişkin veya çocuk olarak ağlamanın anlamı aynıdır: “Yardıma ihtiyacım var”. Paradoksal şekilde, yardım çağrısı olan yetişkin ağlamaları daha sessiz ve mahremdir; genellikle evde ve özel birinin varlığında gerçekleşir. Kendini durdurma sisteminin gelişmesi yetişkinlere nerede ve ne zaman ağlayacağına karar verme şansı sunar. ”

İnsan DavranışlarıProvine’e göre ağlamak ve gülmek birbirini tamamlayan davranışlar. Bu yüzden Provine, bizi -ağlamanın fizyolojisini daha iyi anlamak için- ağlamayı ve gülmeyi beraber düşünmeye davet ediyor:

“Araştırmacılar tipik bir ağlama veya gülmenin olup olmadığını tartışabilirler, ancak ben ağlama ve gülme sesleri arasındaki keskin farkı bilmenin, bu davranışları analiz etmeye yetecek bilgiyi sağladığını düşünüyorum. Ağlamak uzun süreli, sesli ve saniyede bir sıklıkla nefes alışverişine neden olan bir davranıştır. Bir bebeğin ‘ıngaaa’sını düşünelim. Ağlayışlar saniyede bir sıklıkla tekrarlanır, bu süre bir nefes alma-verme döngüsünün süresidir. Buna karşın, gülmek uzun süreli olmayan, genellikle sesin dışarı verildiği (‘hahaha’ gibi) bir davranıştır, her hecenin (‘ha’) söylenmesi saniyenin on beşte biri kadar sürer ve saniyenin beşte biri sürede bir tekrarlar. ”

Ardından ağlama ile gülmenin ilginç bir ortak özelliği olan irade dışı yoğun şekilde kullanılmasını (perseverasyon) açıklıyor:

“İki davranış için de bir kapatma düğmesi yoktur. Hem bebekler hem yetişkinler için ağlamamaya çalışmak başlayan ağlamayı durdurmaktan daha kolaydır. Çoğu zaman ağlamak daha fazla ağlamaya neden olur. Aynı şekilde gülmek de daha fazla gülmeye neden olur. Örneğin, komedi kulüplerinde ana gösteriden önce izleyicileri alıştırmak için başka komedi gösterileri sunarlar, bir süre sonra o kadar da komik olmamasına rağmen kontrolsüzce güldüğünüzü fark edersiniz. İşin özü, istemli kontrol sadece ağlamayı veya gülmeyi başlatmada ve bitirmede görülür diyebiliriz. ”
İnsan DavranışlarıProvine son olarak, duygusal gözyaşlarının işlevini sorgular. Eğer hıçkırarak ağlamak yardım çağrısına evrilmişse, sessizce dökülen gözyaşlarının evrim geçirmesinin nedeni nedir? Kimilerine göre, sessizce dökülen gözyaşları bedenin antiseptiği olan ve gözü temizleyen lizozim maddesi içerir. Provine bu durumu farklı bir nedene dayandırıyor:

“Yapılan birçok araştırma sonucu göz yaşındaki Sinir Gelişim Faktörü (SGF) nün iyileştirici fonksiyonu olduğunu göstermektedir. Gözyaşında, korneada ve gözyaşı bezlerinde toplanan SGF kornea yaralanmasından sonra artar, bunun nedeni SGF’nin iyileşme sürecinde önemli rol oynamasıdır. SGF kuru gözdeki gözyaşı üretimini arttırarak, korneal ülserin iyileşme sürecini de kolaylaştırdığı öne sürülmektedir. Şu anda kanıtlanmamış bir bilgi olmasına rağmen, ben gözyaşını tetikleyen SGF’nin hem sinyal veren hem de düzenleyen bir antidepresif etkisi yarattığını düşünüyorum.

Duygusal olmayan iyileştirici gözyaşlarının gözlerdeki bir travmayı, fiziksel agresyon yaratan düşmanların durdurulmasını veya kabile üyelerinin korunması gerektiğini gösteren bir sinyal olduğu söylenirmiş. Bu ilkel sinyal, ritüelleştirme aracılığıyla hem fiziksel hem de duygusal bir acının işareti olmaya evrilmiştir. Bu evrimsel senaryoda, duygusal gözyaşlarının görsel ve -hatta- kimyasal işaretleri göz merceğinin çalışma ve iyileştirme sürecinde ortaya çıkan gözyaşı salgılarının ikincil sonucu olduğu söylenebilir. ”

Uzm. Klinik Psikolog Cansu Torun
Ozge Fıdan
Cmt - 23:53

Yol tutması nasıl önlenir?

Göbek deliğine yara bandı yapıştırma. Kanıtlanmamış bir etkisi mevcut.
Abdullah Gürel
Cmt - 23:52

En iyi bilim kurgu filmleri hangileridir?

İnception
marslı
intersteller
antman
kar küreyici
yenilmezler serisi
selfless
mad-max
uyumsuz serisi
ironman serisi
thor serisi
chappie
6 süper kahraman
sihirbazlar çetesi
açlık oyunları serisi
predestinitian
evrim
oblivian
transformers
x-men
matrix
yüzüklerin efendisi
harry potter
godzilla
robocop
riddick
colony
elysium
star wars
labirent alev deneyleri
jurassic world
kigsman
kaptan america
star wars
wold war z
zamana karşı
çelik yumruklar
alacakaranlık
siirbazın çırağı
sihirbaz
v for vandetta
limitless
karayip korsanları
batman serisi
Ozge Fıdan
Cmt - 23:50

En çok gidip görmek istediginiz ülke hangisidir?

Eskiden ilk yurt dışı gezim Küba olacak derdim. Şimdi nere olsa giderim hali mevcut ;) Ama yine de Lizbon üzerinden Küba favorim.
Ozge Fıdan
Cmt - 23:48

En son ne zaman şiir okudunuz?

Bi iki saat önce. Çözdügüm bir soruda çıktı ;)
Ozge Fıdan
Cmt - 23:41

Toplu taşıma araçlarında cep telefonu ile konuşulması veya konuşulmaması hakkında ne düşünüyorsunuz?

Kisa acil görüşmeler elbette makul olanı ve görüşülür ölçülü bir ses tonuyla. Ama tüm yolu da telefon görüşmesi yaparak tatlı bir hale getireceğim diye tüm otobüsü derdine ortak etmek çok kaba.
Abdullah Gürel
Cmt - 23:40

İnsanoğlu neden dünyayı yok etmek için bu kadar hırslı?

Dünyayı yöneten denilen bir kısıma göre dünya nüfusu çok fazla ve savaşlar ve katliamlar ile insan nüfusunu yok etmeye çalışıyorlar.ideale indirmek istemeleri olabilir kısaca.
Ozge Fıdan
Cmt - 23:37

Dünyada en çok neyi değiştirmek isterdiniz? Neden?

Kendimi. Çünkü ben ve bu dünya çok uyumsuz. Onu değiştirmeye gücüm yok yukardan aşağıya bırakılan kar topu gibi büyüyor cirkinlikler. Bari ben azcık nefes alabileyim değişip. : /
Ozge Fıdan
Cmt - 14:10

Arkadaşların birbirleriyle olan ilişkilerinde en önemli şey nedir?

Guvendir. .. Eğer bu yoksa diğer hiçbişeyin manası yok.
Ozge Fıdan
Mayıs 19 - 01:54

Takıntıdan nasıl kurtulunur? Bu bir delilik belirtisi midir?

Delilik kesinlikle değildir çünkü kişi bunun normal bir davranış olmadığının farkında zaten. Şu olabilir belki, kişi kendini yoğun stres ve sıkıntı altında hisedebilir ve kaygılarını gösterme biçimi olarak bunu sergiler. Belkide bu etrafındaki insanlara bi yardım cagrisidir.
Ozge Fıdan
Mayıs 19 - 01:50

Takıntılarınız nelerdir?

Tirnak etleri ve kutukulleri yolmak. Onlar kan aksa bile koparilmali. .. : /
Ozge Fıdan
Mayıs 19 - 01:38

Her gün mutlaka girdiğiniz beş web sitesi nedir?

1. Mailler için. Hotmail &Gmail
2. Youtube
3.Diken.com.Tr
4. T. 24
5.faldiyari.com
Melek Özaslan
Mayıs 19 - 00:56

Kendinize söz verip de yapamadıklarınızdan en çok üzüldüğün hangisi oldu?

Ansiklopedi serisini bitirmek.
Hic baslayamadim. : P
(Diger yanitlar icin oldukca ozel kacti..)
Melek Özaslan
Mayıs 18 - 15:49

Elektrik akımı hangi yönden hangi yöne akar?

(+) > (-) Elektrik akımı,
(-) > (+) Elektronlar.
Melek Özaslan
Mayıs 18 - 15:44

Güzelleşmek için ne yapılabilir?

Mutlu etmek,
Mutlu olmak.
Melek Özaslan
Mayıs 17 - 19:38

En iyi özür dileme şekli nedir?

Gozbebekleri, icten bakislar.. ☺
Melek Özaslan
Mayıs 17 - 19:32

Parfümler nasıl kullanılmalıdır?

Teninize temas ettirmenizi onermem.. Kiyafetlerinize, fularlariniza hatta sapkalariniza bile sikabilirsiniz. 😊
Turgay Aksoy
Mayıs 17 - 12:47

Obradovic' in Liderlik Sırları

Fenerbahçe basketbol takımı koçu olan Zeljko Obradovic, kazandığı 8 Euroleague şampiyonluğu, 2 Saporta kupası, milli takımlarda 1 Dünya şampiyonluğu ve 1 de Avrupa şampiyonluğu ile Avrupa' nın en kariyerli koçu.
1847

Bu başarıları farklı takımlarda ve farklı oyuncularla kazanması onun başarısında liderliğinin ne kadar önemli olduğunu ortaya koyuyor. İşte Obradovic' in pek çok yöneticiye de rehberlik edecek liderlik sırları:

1) Adaletli Davranma:Oyuncularının kim olduklarıyla değil yaptıklarıyla ilgileniyor. Oyuncularına karşı ön yargılı değil. Bir oyuncusunu oynatma ya da oynatmama kararı alırken oyuncusunun kariyerine, milliyetine vb şeylere bakmayıp sadece çalışmasına ve performansına bakıyor. Bu da oyuncuların hak ederlerse formayı alabileceklerini bilmesini sağlıyor ve performanslarını arttırıyor.

2) Sorun Çözme:Oyuncular arasında bir sorun olduğunda onları bir araya getirip sorunu konuşarak çözüyor. Sorunu görmezden gelmiyor ve sorunun taraflarını bir araya getirerek iletişim kurmalarını sağlıyor. Böylece sorunun kökten çözülmesini sağlıyor.

3) Başarıyı Paylaşma:Obradovic elde ettiği tüm başarıları oyuncularına borçlu olduğunu söylüyor. Sahaya çıktığında taraftar kendi lehine tezahürat yaptığında bile oyuncularını göstererek onlar lehine tezahürat yapılmasını istiyor.

4) Astlarıyla Görüş Alışverişi Yapma:Asistanlarının sürekli görüşlerine başvuruyor. Son noktada kararı kendisi veriyor ancak mutlaka yardımcılarının fikirlerini alıyor. Her şeyi ben bilirim demiyor. Yardımcılarının kendisiyle hem fikir olmalarını değil, kendi fikirlerini söylemelerini istiyor. Onların gelişimine de katkı sağlıyor. 13 yıl yardımcılığını yapan Dimitris Itoudis bu yıl Euroleague şampiyonluğunu kazandı.

5) Adanmışlık:Obradovic basketbolu çok seviyor ve bunu her fırsatta dile getiriyor. Çok çalışıyor. Genelde sabah 09:00 da salona gelip akşam 23:00 a kadar çalışıyor. Oyuncular idman yapıp gidiyor, yardımcıları işini bitirince gidiyor ama o kalıp videolar izliyor ve takım analizleri yapıyor.
6) Takım Oyunu:Başarının ekip işi olduğuna inanıyor. Her oyuncunun sistemin bir parçası olmasını ve tüm enerjisini takım için harcamasını istiyor. Kendisini öne çıkartmak isteyen oyuncuların bireysel çabalarına izin vermiyor.
7) Sürekli Kendini Geliştirme:Sürekli gelişime ve her gün yeni bir şey öğrenilebileceğine inanıyor. Oyuncularına da takım çalışması haricinde, bireysel çalışarak kendilerini geliştirmeleri için telkinde bulunuyor.
Melek Özaslan
Mayıs 16 - 23:16

Sivilcenin nedenleri nelerdir? Nasıl tedavi edilir?

Telefonla konusurken bile kulaklik yerine, yanaginiza telefonun temas etmesinin bile etkisi var.
Daha hassas ciltlere sahibiz.
Roaccutane veya zoretanin kullanmayin.
Lazer.. Digerlerine oranla kalici cozumler sunacaktir.
Ayrica enzim degerlerinize (hdl, ldl) baktirmanizi oneririm. :)
Sabir ile sifa sizinle ve sevdiklerinizle olsun.
Daha fazla göster

INPLOID NEDİR?


DAHA FAZLA BİLGİ
şifremi hatırlat
Sosyal hesaplar ile  Giriş Yapın