Bilmek istediğin her şeye ulaş

Aktiviteler & Haberler


Ecem Kargın

Ecem Kargın, "Yemek Tarifleri" konusunda bir yanıt verdi.7 dakika önce

Yemek yapmayı sevenlere; yemek yaparken olmazsa olmaz püf noktalarınız var mı?

Acı, baharat, salça, birazcık da el lezzeti... .

Doğan Ataman

Doğan Ataman, "Ekonomi" konusunda bir yanıt verdi.21 dakika önce

Döviz ne zaman düşer, ne zaman yükselir? Hangisi daha az riskli dolar/euro mu yoksa altın mı?

"Ekonomi iyiyse döviz düşer, kötüyse çıkar. Döviz ve altın kendi kulvarında iyi takip edilmeli" gibi kaçamak bir cevap vereyim.

Ayhan Şimşek

Ayhan Şimşek bir yanıt verdi.Bugün 21:11

Aranızda ikinci öğretim okuyanlar var mı? Artıları eksileri nelerdir?

Benim bildiğim ikinci öğretimler gündüzleri bir şekilde müsait olmayan genelde aktif çalışanlar için oluşturulmuş bir öğrenim yöntemi.
Fakat geçenlerde bu şekilde okuyan bir arkadaşım, derslerin 15:00 - 16:00 gibi başladığını söylediğinde, fena şaşırmıştım!

İbrahim Aydın

İbrahim Aydın bir yanıt verdi.Bugün 21:06

Checkbox'lar içerisinden maksimum 2 tanesini seçmek için nasıl sınırlama getirilir?

JQuery kullanarak bir örnek hazırladım.
Test etmek için: jsfiddle.net/lablswy5/1

<html>
<head>
<meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8">
<script src="https://code.jquery.com/jquery-1.11.1.min.js"></script>
</head>
<body>
<div id="checkList">
<label><input type="checkbox" name="chk" id="chk_0" />Test 0001</label>
<label><input type="checkbox" name="chk" id="chk_1" />Test 0002</label>
<label><input type="checkbox" name="chk" id="chk_2" />Test 0003</label>
<label><input type="checkbox" name="chk" id="chk_3" />Test 0004</label>
<label><input type="checkbox" name="chk" id="chk_4" />Test 0005</label>
<label><input type="checkbox" name="chk" id="chk_5" />Test 0006</label>
<label><input type="checkbox" name="chk" id="chk_6" />Test 0007</label>
</div>
<script>
function checkBoxChanged(){
// İki veya daha fazla checkbox sçilmiş mi?
var twoOrMoreSelected = $("#checkList input[type='checkbox']").filter(":checked").length >= 2;
if (twoOrMoreSelected) {
// Eğer seçilmiş ise, seçilmiş olanlar dışındakileri disable yap.
$("#checkList input[type='checkbox']").not(":checked").attr("disabled", "disabled");
}else{
// Eğer seçilmemiş ise, tüm checkbox ları enable yap.
$("#checkList input[type='checkbox']").removeAttr("disabled");
}
}
$(document).ready(function(){
// CheckBox'lara change eventi atanıyor.
$("#checkList input[type='checkbox']").bind("change", checkBoxChanged);
});
</script>
</body>
</html>

Ecem Kargın

Ecem Kargın bir yanıt verdi.Bugün 20:51

En alternatif meslek nedir?

Ben de hukuk olduğunu düşünüyorum. İdealist yapısından dolayı belki de...

Adem Ünal

Adem Ünal , "Genel Kültür (Muhabbet)" konusunda bir yanıt verdi.Bugün 20:19

Türkiye'de artık şu değişsin dediğiniz şey nedir?

Kesinlikle Eğitim Sistemi değiştirilmeli.
Ülkemizde meslek seçimi genel olarak 'ne denk gelirse bahtıma' veya 'puanıma en yakın olan bölüm' prensibiyle ilerlemekte... Mesela çok iyi mühendis olabilecek bir insan neden tıp okuyor? Veya tam tersi... Tam olarak kişisel yetenekleri bölümüne uygun olmayan arkadaşa soruyorsun 'Neden?' diye. O da; 'aslında ben... ' diye başlıyor genelde. Üzülüyorsun.

İbrahim Aydın

İbrahim Aydın, "Mühendislik" konusunda bir yanıt verdi.Bugün 20:14

Yazılım mühendisliği okumak istiyorum, web'le işe başlamış ve işini tamamen severek yapan ayrıca yazılıma çok meraklı biri olarak bu fakültede veya okul bittikten sonra, meslekten (korkmak) uzaklaşmak gibi endişelerim var. Tecrübesi olanlardan bölüm ile ilgili fikir alabilir miyim?

Biraz uzun bir yazı oldu ama insan dertlerini anlatmaya başlayınca nerede duracağını pek bilemiyor demek ki =)

Öncelikle, böyle ciddi bir kararı verme aşamasında, kimsenin üzerinde etkim olsun veya yanlış yönlendirmeye sebep olmak istemem. Ancak bu meslekte ve üniversite eğitimi aşamasında karşılaşma ihtimali yüksek bazı olumsuzlukların olduğu ise bir gerçek. Bu olumsuzluklar konusunda bilgi vermemek, uyarmamak da haksızlık olur diye düşünüyorum. -Ki kişinin önceden hazırlıklı olabilmesi ve bu sıkıntıları yaşamaması, yine kişinin kendi tercihleri ve çabaları ile sağlayabileceği bir durum. Yani bahsedeceğim olumsuzluklar herkes üzerinde aynı etkiyi yaratmaz. Kimisi baş edemez, kimisi ise çok rahat kaldırabilir.

  • Soruda bahsedildiği gibi; bilgisayarları, yazılım geliştirme konularını sevmek, ilgi duymak, en azından ucundan bir iki satır web sayfası veya ufak bir uygulama geliştirmiş olmak gereklidir. Hatta kesinlikle şarttır! ... Evet... Ancak yeterli değildir, hem de hiç yeterli değildir. Bu ilgi veya deneyim ancak programlama veya veri tasarımına ilişkin derslerde başarılı olmayı "belki" sağlar. Ancak 4 yıl boyunca okuyacağın derslerin büyük bölümü, ileri seviye matematik, fizik gibi genel mühendisliğe ilişkin teknik dersler ve yazılımla çok ilgisi olmayan, bilgisayar ağları ve elektronik içerikli donanım dersleri olacak. Herkes için aynı değildir belki bu durum, ama benim için, programlama dışındaki bu dersler oldukça zor ve yıpratıcı geçti. Daha ilk iki senede hevesimi kırdılar diyebilirim.
  • Bu bölümü hangi üniversitede okuyacağının önemi var mı? Hem var, hem yok... İyi üniversite/kötü üniversite değerlendirmesine iki farklı konuda bakmak gerekir. Birincisi; mezuniyet sonrası iş bulmaya etkisi... Yüksek seviyede bir üniversitede okumak, mezuniyet sonrasında iyi firmalarda işe girme olasılığını ciddi derecede arttırır. Bu okullardan mezun olabildiysen, mesleği hakkıyla öğrenip öğrenmemiş olman çok dert değildir. Daha 3'üncü sınıfı okurken iş teklifleri sana gelmeye başlar zaten. İşçi haklarını sömürmekle uğraşmayan, düzgün disiplinli çalışan firmalarda, iyi bir ücretle ilk işine başlayabilirsin. Düşük seviyede bir üniversiteden mezun olduğunda ise; eğer tanıdıklar vasıtasıyla iyi bir firmaya girememişsen, birkaç ay, hatta belki bir yıllık bir süre iş bulmakta güçlük yaşayabilirsin. Çalışmaya başlayacağın kötü veya orta seviye firmalarda, 3 kuruş maaş alıp bir de üzerine tamirci çırağı muamelesi görme ihtimalin ise kaçınılmazdır. İlk işlerin, uzun süreli olmayıp sadece deneyim kazanma amaçlı olacaktır. Yıl ve yıl deneyim kazandıkça, "iyi üniversitede okumadım ama ben bu işi biliyorum" dediğinde, artık iş verenler sana inanmaya başlayacaktır. Diğer ikinci konu ise; üniversitenin mesleği öğrenmene ne kadar yardımcı olabileceği mevzusudur. İşte bu mevzuda iş, üniversiteden çok sana düşmektedir. Eğer esas amacın, mezun olduğunda haşin bir coder olmaksa, "çatır çatır yazmak, fütursuzca kodlamak istiyorum, hatta kendi işimi kendim kurarım, alemin kralı olurum" diyorsan, nerede okuduğunun çok fazla bir önemi yok. Düşük seviye bir üniversitenin bu konuda sana direkt katkısı en fazla %5 ise, iyi seviye bir üniversitenin katkısı da en fazla %20'dir diyebiliriz. Geriye kalan %80-95'lik kısım, ancak kendi azmin ile elde edebileceğin bir şey... Yazılım geliştirmeyi öğrenmenin tek ve yegane yolu kişisel çabalardan geçer. Boş zamanlarında sağda solda gezinmek, eğlenmek, oyun oynamak, film/dizi izlemek gibi aktiviteler yerine, iyi veya kötü, mantıklı veya mantıksız fark etmez, aklına gelen projeleri geliştirmekle, 7/24 kod yazmakla uğraşmak gerekir. Okuldan arta kalan zamanı iyi değerlendirebilirsen, mezun olduğunda kendine ait, pazarlayabileceğin veya işletebilceğin bir yazılım ürünü çıkartmış olabilirsin.
  • Meslek eğitimi için üniversiteye büyük hayallerle gidip, küçük başarılarla mezun olma riski vardır. Bu bölüme girmeye karar vermekte çoğu insanın çıkış noktası, işin erbabı olup, dünya çapında ünlü firmalarda iş bulabilme hayalleridir. Oyuncular için Blizzard, sistemciler için Microsoft, Web'ciler için Facebook benzeri şirketlerde işe girebilme hayalleri klişedir. Ya da hacker olacağım, ünlü olacağım hayali vardır bir de... Bunların hepsi %98 ihtimalle hüsran ile sonuçlanacak hayallerdir. Eğer yeterince çaba sarf edememişsen, okuldan en son "Hesap Makinesi" programı yazabilecek bilgi ile mezun olursun...
  • Belli bir firma altında, başka insanlar için çalışmak, kurumsal uygulamalar geliştirmek bambaşka bir dünyadır. Evde hobi amaçlı veya ek iş amaçlı olarak kişisel uygulamalar geliştirmeye hiç ama hiç benzemez... Her şeyden önce, yaptığın güzel işlerin farkında olmayan veya farkında olsa da gerekli övgüyü/saygıyı göstermeyen, buna karşılık kırk yılda bir gözden kaçırdığın en küçük bir hatada ise direkt sana beceriksiz muamelesi çeken bir patron/müdür başında olacaktır. Buna ek olarak, yazılımın gerçekten nasıl olması gerektiğinden, nasıl daha kullanışlı olabilceğinden habersiz müşteri/kullanıcı sınıfı olacaktır. Bu sınıf, gerekli gereksiz, sürekli seni boş işlerle meşgul edecek, "şuranın fontu farklı olsun, bu buton yukarda değil aşağıda olsun" benzeri isteklerle, asıl yapmayı istediğin işleri yapmaktan seni alıkoyacaklardır.
  • Mesleğin sosyal hayata ve kişisel gelişime olumsuz etkileri var. Gerek üniversite eğitimi sırasında, gerekse mesleğe girildiği zaman, sürekli bilgisayar başında olmak, insanlarla olan ilişkileri zayıflatıyor. Yıllar içinde dış dünya git gide daha yabancı bir hal alıyor. Konuşabilme kabiliyetinde ve hafıza becerisinde ciddi gerileme gözlemlenebiliyor. Burada "hafıza" ile "zeka"yı birbirine karıştırmayalım. Kodlama yapmak, sürekli matematik sorusu çözmek gibidir. Problem çözme becerinizi, yani zekanızı arttırabilir. Ancak herşey değişkenlerdem, parametrelerden ve işlemlerden oluştuğu için ve okuyarak, anlayarak beyinde saklanması gereken yazılı bir bilgi olmadığı için hafızayı köreltir. Nerede okumuştum hatırlamıyorum; bu meslek için, 10 yıldan daha fazla aktif kod geliştirme görevi önerilmiyor. Belli bir süre sonra mesleği bırakmayı veya kod geliştirme dışında, daha çok yönetim amaçlı pozisyonlara geçmeyi öneriyorlar. Meslek, öyle sanıldığı gibi masa başında oturup kolay yoldan para kazanılan bir meslek değil. Kafa yorgunluğu, sinir ve stresi bol bir meslek...
  • Sağlığa olumsuz etkisi var. Boyun düzleşmesi, mesleğin kaçınılmaz sağlık sorunudur. Boyun ve omuzlar sürekli taş gibidir... Ayrıca sürekli oturmak, hareketsizlik ve düzensiz beslenme sonucunda göbek ve kıç bölgesinde kontrolsüz gelişim de aynı şekilde... Obeziteye kadar yolu var. Göz sağlığı da cabası... Üniversite öncesi sadece tek gözüm 0.75 derece miyop iken, üniversitede 3 yılda 3.5 derece astigmat vurgunu yedim. Bir 4-5 sene sonrasında da 4.5 dereceye kadar çıktı.
Daha saymakla bitmez aslında ama uzun lafın kısası şöyle:
Eminim ki bu mesleği seçip, mesleğini severek yapan ve hayatından memnun bir çok insan vardır. Anlattığım problemlerin üstesinden bir şekilde gelmişlerdir, belli bir düzeni rayına oturtmuşlardır ve mutlulardır. Ancak ben mesleğimde mutlu değilim, yıllardır da olamadım. Ben de bilgisayarlara ve yazılıma çok büyük heyecanla, büyük heveslerle, büyük hayallerle başladım. Ama hayattan umduklarımı yerine getiremedim. Çünkü bu meslekle birlikte kolay değildi, belki de imkansızdı... Mesleğimde başarısız birisi olduğumu söylemiyorum. Mütevaziliği biraz kenara alarak, iyi seviyede ve aranan bir yazılım geliştirici olduğumu çekinmeden söyleyebilirim. Ama geçmişe geri dönme fırsatım olsa tekrar bu mesleği asla seçmezdim. Ve en az mesleğini sevenler kadar, benim gibi mesleğinden nefret eden yazılım geliştiriciler olduğundan da eminim.

Ayrıca şu başlıkta anlatılanlar da işinize yarayabilir:
inploid.com/t/turkiyede-ki-yazilim-sekto...
---

Ayhan Şimşek

Ayhan Şimşek bir yanıt verdi.Bugün 20:10

Kendinizi iğrenç hissettiğinizde ne yaparsınız?

Kaynar denebilecek kadar sıcak bir duş altında kaybolmak gibisi yoktur:)

Adem Ünal

Adem Ünal , "Yaşam" konusunda bir yanıt verdi.Bugün 19:48

Refah sahibi bir toplum olmak için ne tür gelenek ve göreneklerden taviz vermemiz gerekir?

Geleneklerimiz, örfümüz, adetlerimiz bizi biz yapan unsurlardır ki bizi refah sahibi bir millet yapmaktan elbetteki alıkoymazlar. Aksine güçlü adımlar atmamıza vesiledirler. Ancak gelenek ve göreneklerimiz ile alakalı bazı kavrayışlarımızı bilginin temeline oturtarak algılamamız gerekir. Bunu söylemeden edemeyeceğim. Biz müslümanlar ne kadar dinimize sarılır, mesajlarını gerçekten dolu bir şekilde anlarsak o kadar hızlı bilim yapar, teknolojiyi geliştirir, kültürüne değer katar, her alanda gelişir, geliştiririz vesselam.

İbrahim Aydın

İbrahim Aydın, "Ekran Kartı" konusunda bir yanıt verdi.Bugün 19:47

Ekran kartı almadan önce, bize verdiği GB değerinden çok CPU değerinin daha önemli olduğunu biliyoruz ancak bu 'soldan ikinci rakam 6 dan az olmamalı' konusuna aklım takıldı. AMD 780 serisi GTX 850 serisinden daha imı iyidir?

  • RAM Tipi (DDR3, DDR4, DDR5)
  • RAM Boyutu (512MB, 1GB, 2GB)
  • Bit değeri (64Bit, 128bit, 256Bit, 512bit)
  • GPU Çekirdek Frekansı (700Mhz, 900Mhz, 1150Mhz)
Bu dört özelliğin dördü de performans kıyaslaması yaparken önem verilmesi gereken özelliklerdir. Bir tanesinin vasat seviyede olması, ürünün de vasat seviyede olması anlamına gelir. Bunlar dışında ekstra dikkat edilmesi gereken ısınma faktörü ve gürültü faktörü var, onlar da önemli. Ürün hem sessiz hem de kaliteli bir soğutma sistemime sahipse ekstra memnuniyet sağlayacaktır.

Özge Küpeli

Özge Küpeli, "Psikoloji" konusunda bir yanıt verdi.Bugün 19:07

Hangi duygumuz yok olsaydı, hayatımızda nasıl bir değişime sebep olurdu?

Merak duygumuz yok olsaydı bir bitkiden farkımız kalmazdı. Dünyada değişen şeyler, insanlar bizi ilgilendirmez; bir çiçeğin nasıl açtığını bile öğrenmek istemezdik. Bu da yaşamı reddetmek anlamına gelir. Bizler nefes alıyoruz, yemek yiyor ve işiyoruz. Ancak yaşamak tamamen "merak duyulan" bir şeyden çıkagelir.

Yemeği merak edersin, farklı lezzetler keşfedersin. Meraktandır.
Kitap okur, farklı hikayeler öğrenirsin. Meraktandır.
Gezersin, dünyayı tanımak istersin. Meraktandır.
Aşık olur, sevişir, bir bedeni tanımak istersin. Meraktandır.
Bir nehri keşfetmek, bir dağdan atlamak istersin. Meraktandır.

Kısacası hepimiz hayattayız ama bize "Yaşıyorum! " dedirten şeylerin hepsi meraktandır.

Fatih Metin

Fatih Metin bir yazı yazdı.Bugün 19:01

Kuzine... Köy... Ekmek... Nostalji..

Köyümüzden, ata evimizden... Hatırlayanınız vardır illaki... Kestaneler ve çay demliği üzerinde, ekmek içinde. Üzerine atılmış portakal kabuğunun içeriye yayılan mis gibi kokusu... İçinden çıkarılıp mis gibi tereyağına kavuşmayı bekleyen köy ekmeği...


6955

6955

Özge Küpeli

Özge Küpeli bir yanıt verdi.Bugün 18:59

Çocukluk evresinde anne-babanın çocuğun yeteneklerini gözden geçirerek alacağı eğitim üzerinde karar vermeleri mi gerekir? Yoksa çocuğu okul çağı gelişiminde bütünüyle serbest bırakarak kararları onun vermesi yönünde destek olmaları mı gerekir?

Anne babanın yapması gereken tek şey "yönlendirme, teşvike etme" olmalıdır. Çocuğunun erişkin bir birey haline geldiğinde kararlarına ve tercihlerine karışmamalı, onu özgür bırakmalıdır. Evet çocuğunu kötülüklerden korumak istemek en doğal hakkıdır, korumalıdır da; ancak bunu yaparken çocuğunun hareket özgürlüğünü kısıtlamaktan kaçınmalıdır.

Çünkü her birey tamamen özgür olduğu vakit doğru/yanlışı görecek ve kendini oluşturmaya başlayacaktır. Öteki türlü yaşadığı hayat, kendi hayatı değil; anne babasının seçimlerinden oluşmuş , korkarak , kendi ayakları üzerinde duramadığı bir hayat olacaktır.

Güçlü insan özgür insandır.

Fatih Metin

Fatih Metin bir yazı yazdı.Bugün 18:53

Gece Yolcuları

Gece gündüz, bir ömür yolunuz açık olsun...

@geceyolculari
@edisilhan

Gece Yolcuları

Fatih Metin

Fatih Metin bir yazı yazdı.Bugün 18:48

Yanlış mı? Çok Yanlış mı?

HİÇ yapmamak gibi bir seçenek yok ise;
ÇOK YANLIŞ yapmaktansa YANLIŞ mı yapmalıyız? ... :)

102

Fatih Metin

Fatih Metin bir yazı yazdı.Bugün 18:40

Vicdan...

Vicdanımız yanılmaz bir yargıçtır, biz onu öldürmedikçe.


Balzac - Vadideki Zambak

2850

Fatih Metin

Fatih Metin bir yazı yazdı.Bugün 18:35

Cahil ile latife etme..


Fatih Metin

Fatih Metin bir yazı yazdı.Bugün 18:33

E(k)mek

Kolay değil para kazanmak. Paha biçilemez emekle kazanılanın lezzetine... Başını yastığa koyunca hissedilen ağrıları sızıları bastırır helal kazanmanın verdiği güç. ... Ve ertesi gün onca yorgunluğa rağmen yine, yeniden gidersin seve seve. Azdır belki ama bedenini yorarken gönlünü dinlendiriyordur...

2323

Fatih Metin

Fatih Metin bir yazı yazdı.Bugün 18:25

Yükün Kardeşlikse, ...


Cahit Ceylan

Cahit Ceylan bir yanıt verdi.Bugün 18:22

İstanbul Hukuk'un taban puanı kaçtır? İnternetteki veriler doğru değil. Bu bölüme girmiş arkadaşlar kaç ile girebildiler?

İstanbul Üniversitesi mi? Bendeki 2013-2014 tercih rehberine göre (BS) 8.330 - (TP) 440,122
Bu seneninkini bende bilmiyorum pek de oynamaz bir aşşağı veya bir yukarı

Belgi Saygı

Belgi Saygı bir yazı yazdı.Bugün 17:27

ALS üzerine. . .

Son zamanlarda sosyal medyada farkındalık yaratılmaya çalışılan bu hastalık hakkında biraz araştırma yaptım, bunu da paylaşmak istedim. ALS hastalığı na yakalanmış birçok ünlü kişi bulunmaktadır. Amerikan beyzbol oyuncusu Lou Gehrig, İngiliz aktör David Niven, Leeds United ve İngiltere Futbol Federasyonları menejerleri Don Revie ve Dieter Dengler, metal müzik gitaristi Jason Becker, Amerikan caz müzik bas çısı Charles Mingus, matematikçi Fokko du Cloux, İngiliz fizikçi Stephen Hawking, Çinli lider Mao Zedong, Galatasaray ve Fenerbahçe’de oynamış Türk futbolcu Sedat Balkanlı Amerikan politikacı Jacob Javits bu hastalığa yakalanmış ünlü kişilerden bazılarıdır.

n99.org/als-icebucket/#_
(Bu videoyu da izlemenizi tavsiye ederim)

ALS 19. Yüzyıldan beri bilinen, sinsi başlangıçlı, ilerleyici ve ön boynuz hücre dejenerasyonuyla seyreden bir hastalıktır. ALS'nin nedeni hala bilinmese de 1990'lı yıllarda hastalığın fizyolojisinin anlaşılmasına ilişkin önemli adımlar atılmıştır. Bazı ailevi ALS tiplerine neden olan gen bulunmuş, ilk ALS ilacı piyasaya verilmiş, hastalığın hayvan modeli gerçekleştirilmiş, ALS'de motor sinir hücrelerinin ölüm mekanizması konusunda çok önemli bilgiler edinilmiştir. Bazı bilim adamları hastalığın nedeninin keşfedilmesinin an meselesi olduğunu düşünüyor. Bu durumda kesin tedavinin mümkün olması da beklenebilecek
ALS'de omurilikte lateral sinirlerin dejenerasyonu sonucu kaslar skleroza uğrar. Hastalık ABD'de Lou Gehrig hastalığı olarak biliniyor. Bazı Avrupa ülkelerinde MNH yani motor sinir hastalığı ya da Charcot hastalığı olarak da geçiyor. Aslında MNH, ALS'nin de içinde olduğu ön boynuz hastalıklarının genel adı. Fransız nörolog Charcot ilk kez 1874 yılında hastalığın özelliklerini tanımlamış, omurilik ve kas belirtilerine dayanarak ALS ismini vermişti. Uluslararası metinlerde ALS/MND olarak da geçmektedir.

KLİNİK BULGULAR:
ALS hastalarında beklenen ömür ortalama tanıyı takiben 2-5 yıl kadardır. Tanı koyulduğunda genellikle hastalık % 20-50 arasında ilerlemiş durumdadır. Hastalığa yakalananların yarısı tanıdan sonra üç yıldan fazla yaşayabilirler. ALS'li hastaların %20 kadarı beş yıl ve üzerinde bir yaşam süresine sahip olabilir. Yirmi yıl yaşayanların oranı ise %5 civarındadır.
ALS'li hastaların arasında hastalık ilerlemesinin durduğu ve az da olsa semptomların tamamen ortadan kalktığı vakalar da görülmüştür.
Üst motor sinirlerin yani beynin motor korteksinin hasarı sonucu kas spastisitesi ve katılık oluşur. Beyin sapı ve omurilikte bulunan alt motor sinirlerin hasarı ise kas güçsüzlüğü, atrofi ve fasikülasyonlara neden olur. ALS genellikle hem üst hem de alt motor sinirleri tutar.
Hastalığın başlangıç belirtileri çok hafif olduğundan çoğu kez farkedilmeyebilir. Hastaların %25'inde konuşma, yutkunma fonksiyonları etkilenirken %50'sinde kollarda, %20'sinde ise bacaklarda ilk belirtiler görülür. Hastalık genellikle kol ve bacaklarda olmak üzere kas güçsüzlüğü ile başlar. Konuşma, çiğneme ve nefes alma etkilenir. Yutma zorluğu nedeni ile ağızda tükürük birikmesi de konuşmayı zorlaştırır.
Kaslarda zamanla atrofi gelişir. Kol ve bacaklar incelir. Özellikle el ve ayak kaslarında seyirme ve kramplar olabilir. Kişi kol ve bacaklarını iyi kullanamaz. Kontrol edilemeyen ağlama ve gülmeler olabilir.
Başlangıç belirtileri her hastada aynı olmaz. Kimi hasta halının saçaklarına takılmaya, tökezlemeye başlar; kimi hasta eşyaları kaldırmakta zorlanır, kimisi de konuşurken kelimeleri yuvarladığını farkeder.
Kas güçsüzlüğü önce bir kas grubundan başlar, yavaş yavaş diğer kas gruplarına yayılır. Kaslardaki iş görememenin derecesi ve hastalığın ilerleyişi hastadan hastaya değişir. Solunum kaslarının giderek daha fazla etkilenmesi ve buna bağlı solunum güçlüğü hastalıkta gelinen son aşama olur.
Hastalıkta genel olarak duyular, idrar ve barsak işlevleri, cinsel işlevler etkilenmez. Kalp kası zarar görmez. Göz kasları çoğu kez en son etkilenen kas grubu olur, kimi zaman da hiç etkilenmez. Kişinin zihni yetenekleri normaldir.

Samet Baş

Samet Baş, "Televizyon Programı" konusunda bir yanıt verdi.Bugün 16:09

Televizyon insanlara ne veriyor? Öğretici yönü var mı? Ne tip programlar olmasını isterdiniz?

Radyo, Tv ve Sinema ilk ortaya çıktıkları dönemlerde özellikle ilk çıktığı ülkelerde devletin kendi ideolojisini geniş halk kitlelerini yayması için kullanılmıştır. Ülkemize baktığımızda televizyonun gelişimi de aynı yönde olmuştur. Kamu yayıncılığı TRT tarafından yapılmış ve eğitici programlardan özellikle radyo döneminde büyük ilgi görmüştür. Televizyon günümüzde kültürün halka yayılmasını sağlayan bir kitle iletişim aracıdır, televizyon ekranında yer alan hiçbir şey tesadüfi değildir. Televizyon insanlara hiçbir şey vermiyor demek kabul edilemez, ancak televizyon çok eğitici ve öğretici bir kitle iletişim aracı şeklinde bir tespit de doğru olmayacaktır. Bu konuyla ilgili yazılmış onlarca kitap varken bu soruyu bu kadar kısa genellemelerle uzatmak açıkçası doğru olmaz. Son olarak özellikle günümüzde her ne kadar internet çevremizi kuşatsa da televizyon etkisini sürdürmektedir. Program konusunda bir cevap vermeyeceğim ancak kamu yayıncılığı ilkesini yaklaşık 16 kanal ile sürdüren ve yakında İngilizce kanal açma projesi olan TRT eğitici ve öğretici programlar sırasında hala bir numaradır.

Ahmet Caner Sönmez

Ahmet Caner Sönmez, "Şehirler" konusunda bir yanıt verdi.Bugün 15:50

Üniversite için en uygun şehir ve üniversite hangisidir?

Rahat ve mutlu hissedeceğin her hangi bir şehir/ülke, farketmez.
Sen rahat, mutlu ve hedefin doğrultusunda yaşa da.

Ahmet Caner Sönmez

Ahmet Caner Sönmez, "Kadın Erkek İlişkileri" konusunda bir yanıt verdi.Bugün 15:47

Kadın bir erkekte ne ister?

Her ilişkinin çözümlemesi farklıdır ancak yine de kadın cinsinin erkek cinsine yaklaşımında ve bağlanmasında en önemli unsur "Güven" oluyor kanımca.
İlk cümlemle ilgili olarak da bazı ilişkilerde de zıttı şeklinde "güvensiz tiplere güvenme(!)" durumu da ortaya çıkabiliyor ve kadına "güvensiz, tekinsiz erkek" çekici de gelebiliyor gayet tabi.
Sert, güven vermeyen, serseri erkeklere zaafiyeti olan kadınları da suçlamamalı.
Çünkü her insanın içinde iyi bir yan var.

Doğan Ataman

Doğan Ataman, "Turist" konusunda bir yanıt verdi.Bugün 15:44

Türk lirasının en değerli olduğu Balkan Ülkesi hangisidir?

Bilmeye gerek duymadım. Bilmiyorum.

Doğan Ataman

Doğan Ataman bir yanıt verdi.Bugün 15:42

Vergi levhası nasıl oluşturulur ve her işyerine asılmak zorunda mıdır?

Tatildeyim. Yeni gördüm soruyu.
Yıllık beyanname verildikten sonra, Maliye Bakanlığı'nın sitesinden vergi levhası alınır.
Levha işyerinde, çekmece de şurda burda bulundurulmalıdır. Asmak zorunluluğu kaldırıldı.

Daha fazla göster

MÜZİKFOTOĞRAFSEYAHATTEKNOLOJİHUKUKEĞİTİM hakkında soru sor, yanıt ver, yazı yaz...

Sosyal hesaplarınla üye ol
FacebookTwitterLinkedin

← GERİ DÖN



veya sosyal hesaplarınızla giriş yapın

FacebookTwitterLinkedin