Bilmek istediğin her şeye ulaş

MÜZİKFOTOĞRAFSEYAHATTEKNOLOJİHUKUKEĞİTİM hakkında soru sor, yanıt ver, yazı yaz...

Uğur Çakmak
56 dakika önce

Yalnızlığı sevmek sizce bir sorun mudur?

Bence değil ben yalnızlığı severim ama bu durum sürekli yalnız başıma kaldığım anlamına gelmiyor.
Cahil Insan
Bugün 14:34

Müzik önerileriniz nelerdir (aklınıza gelen ilk şarkı)?

"Günah benim, suç benim" geldi ama;
"Sen gençliğimin katilisin" de güzel,
"Çiçekler açsın" favorilerimden.
Cahil Insan
Pzt - 16:34

Okul Öncesi Eğitimi zorunlu olmalı mı?

Kesinlikle hayır. Çok istiyorlarsa göndersinler ama ben eğitimin büyük kısmının gereksiz olduğunu, neredeyse hiç bir şey katmadığını, hatta topluma düşman insanlar yetiştirdiğini, insanların özgür olması gerektiğini düşünüyorum. Ailelerin çocuk yetiştirme konusunda eğitim alması ya da kendini geliştirmesi gerek. Tabi eğitim sisteminin değişmesi halinde bu fikrim değişebilir ama hiç de değişeceğe benzemiyor.

Öğrenmemi engelleyen tek şey eğitimimdi.
Einstein
Seyda Kartal
Paz - 16:16

Bir şarkının beş mevsimi



"Tunus asıllı genç sanatçı Emel Mathlouthi, Alamo kelimesinin yerine Palestine'i koyarak söyler bu defa şarkıyı.
"Naci en Palestine" yani "Filistin'de doğdum. "
Bu haliyle yersiz yurtsuzluğun bir başka coğrafyasında yankılanır ağıt... "

no tengo lugar
adsız yerlerden geldim
y no tengo paisaje
toprağım yok
yo menos tengo patria
anavatanım yok
con mis dedos hago el fuego
ateşler yakıyorum parmaklarımda
y con mi corazon te canto
sana şarkılar söylüyorum kalbimle
las cuerdas de mi corazon lloran
yürek telim gönül yakıyor
naci en Palestina
Filistin’de doğdum
no tengo lugar
yerim yok
y no tengo paisaje
toprağım yok
yo menos tengo patria
yurdum yok
naci en Palestina
Filistin’de doğdum
ay cuando canta
böyledir bizim cingene kadınlarımız
y con tus dolores
acıyla şarkı söylediğinde
nuestras mujeres te chican
seni darmadağın eder
Seyda Kartal
Paz - 15:46

Hayatın kapı eşiğinden kırıntı toplayan küçük bir kuş gibi DİDEM MADAK


1747
şiirlerin içinden
çıkıp gelen kadınlar
vardır.
öpse şiir,
saçını dağıtsa mısra,
gülse kıta olur.

Benim için tam anlamıyla budur Didem Madak şiirlerden gelmiş ruhundaki toz bulutunu sevgiyle örselemiş bir çiçektir o.Bazen bir papatya olur bazen deste deste ismini her şey koyduğu üzerine milyonlarca anlam yüklediği bir çiçek, anne şevkatindedir kaleminden çıkan her şiir, öylesine öpülesi öylesine narin...



1970, İzmir doğumludur Sevgili Madak. Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu. İlk şiirleri Sombahar ve Ludingirra dergilerinde yayımlanıyor, sonrasında ise Grapon Kağıtları(2000),Ah'lar Ağacı(2002) ve Pulbiber Mahallesi(2007) şiir kitaplarıyla kendini bizlere iyice benimsetiyor güzel şair.
Çok olmadı aslında şahsımın Madak şiiriyle içime işleyene dek tanışması. Uzaktan aşinalığım var olsada, 4-5 aydır gitgellerle okuyarak hayranlığın, imrenmenin tam mânasını yaşattı bana.
“Sen hep gülerdin oysa, gülüverirdin
Bir bakardım eğilmiş su içiyor
Gamzelerinden kuşlar. ”


1747
“Bilmiyorsunuz.
Darmadagın gövdemi
Çiçekli perdelerin arkasında saklıyorum. ”


keşke birkaç dakikayı ipek mendillere sarıp saklasaydım. ”



“Bir gölgeyi sevmek ne demektir bilmezsiniz siz bayım.
Öldüğü gece terliklerindeki izleri okşadım.
Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
Acının ortasında acısız olmayı,
Kalbim ucu kararmış bir tahta kaşık gibiydi bayım. ”

Şimdiden bir hatırasın
Bulutsa, tozsa, uçarsa
Bütün (aşklar) paranteze alınsın
Rüzgar çanısın, rüzgarın diline dolanırsın
Ne bir şarkısın,
ne de dillerde nağme adın
Artık bazı şarkılar kadar yaralısın.
.

1747

Saçlarım düşler görüyor
Rengarenk uçan balonlar havalanıyor her telinden
Saçlarımda kiraz bahçeleri
Salıncak kuruyor dallarına çocuklar
Hep ben düşüyorum, hep ben..



Epeyce göçebe yaşadım, sadece iki valizim oldu.
Bir yığın insan tanıdım.
Ama hep yalnızım
.


“Ruhumu ütüsüz ve buruşuk gezdirmeyi seven bir kadınım” diyor bir ropörtajında Didem Madak. Belkide diyorum bende, bundandır onun her şiirinde ufacıkta olsa bulunan çocuk ruhu portresi. Yani onun en umutsuz şiirlerinde bile bulunan “reçel kavanozları”, “çikolatalar”, “fötr şapkalar”, “kelebekler”.. Aynı zamanda çocuk olduğu kadar, kadınlığınıda hissettirir şiirlerinde. Yalnız, ayakta, güçlü ve feminen halleriyle de, naif, haroşa, sıcak sofralar kuracak olan anne halleriylede.
“Cennete gitmek istedim otostopla,
Cinnete kadardı tüm yollar oysa,
Tüm hayatı okşamak istedim kedilerin şahsında
Tüm sarı, tüm kara, tüm yumuşak. ”


2011 yılında kanser nedeniyle ölen Didem Madak, 41 yıllık yaşamına üç şiir kitabı sığdırıyor. Varlık dergisine verdiği ropörtajda da, yazarın Ah'lar Ağacı kitabındaki kimi şiirindede bahsettiği zorlu geçen üç yıl görüyoruz. Ona çok şey öğreten, Allah'la sanimi olmasını sağlayan üç yıl. Bu üç yılın şiirlerine yansıması olacaktır ki en popüler kitabı diyebiliriz Ah'lar Ağacı kitabına.
Yazar bu kitabına Wirgina Woolf'un Orlando'sundan da yola çıkarak şöyle bir yorum/tanım yapıyor;
“Orlando yıllarca göğsünde taşıdığı ve bir meşe ağacından esinlenerek yazdığı şiiriyle ünlü olur ve bir ödül kazanır. O zaman kitabını meşe ağacının altına gömmeye karar verir. Galiba bende bütün birikmiş ahlarımı, söylediklerimi, söyleyemediklerimi Ahlar Ağacının altına gömdüm. ”

“Vasiyetimdir:
Dalgınlığınıza gelmek istiyorum
Ve kaybolmak o dalgınlıkta. ”

Üç kitapla ardında bol bol cümle bırakmak, bir kadın olarak kadın şairlerin az olduğu bir coğrafyada böylesine güçlü bi kadın şair olmak, Didem Madak denildi mi akılda o dişlerinin allığında gülen fotoğrafla kalmak..
Sevgi Soysal, Tomris Uyar, İnci Aralgiller'den tercih sırasına koyamadıklarımdan biri oldu Madak kadın.
Tahmin ederim ki şairi, şiirinden iyi kimse açıklayamaz. Cümlelerinde benlik okunan kadını, tekrar tekrar dinleyelim o vakit.

“İki sigaram kaldı bu gece için
Yüzyıl yetecek çocukluğum,
İki muhabbet kuşum,
Biraz da ateşim var.
Dua ediyorum ateşe
Vazgeçsin diye beni yakmaktan bu gece”
“Hayata söyleyin bundan sonra gitsin
Anlamını masallarda arasın
Hay!
Ben sizin ruhunuza çiçek aşısı yapayım da çiçekler açsın ruhunuz.
Hadi alkışlayın!
Biliyorum hâlâ biraz safım. ”
“Bazı vakitler tren geçiyor evin yakınından
Yaşlanıyorum pencereden her bakışımda
Anna Karenina'yı taklit ediyor zaman,
Atıyor kendini raylara.
Neden her aşk
Bir kadının cenazesini kaldırır mutlaka. ”
“Yuva yaptım kaç paket cigaranın bacasında
Yorgunum, kahvem çamur gibi
Batmaya da razıyım, artık beni anla. ”


1747


Ah, göğsündeki her yarayı merhametle öptüğüm.
Geç kalınan hiç bir hayat,
hayat değildir.
Hayatın olmayı dilerdim…



Size de olmadı mı? Bir şiirini okuduğunuzda ılık bir rüzgar değmedi mi kalbinize ?
Sevgiyle kalın...














Fatih Gündoğan
Cum - 23:07

Bizim medyanın durumu malum. Dünya haberlerini takip etmek için kullandığınız kanallar hangileridir?

Aslında Şöyle bir liste olsa (Ana akım, alt başlıklarla dallandırılabilir, iktidar yanlısı, muhalif vb. gibi sınıflandırılabilir, vb.)

Türk medyası:
sabah.com.tr
taraf.com.tr
star.com.tr
cumhuriyet.com.tr

İngiliz medyası:

Rus medyası:

Alman medyası:

Amerikan medyası:

vb.

çok iyi olur.
Cahil Insan
Cum - 19:28

Neden her şey bu kadar mantıklı?

Bu sorunun cevabı biraz zor, çünkü bir şeyi sorgularken onun ötesine geçilmelidir. Mesela "kedi" kelimesinin anlamını hayvan olması üzerinden veririz, daha geniş bir kümeden. Yani bu sorunun cevabını vermem için mantığın üstüne çıkmam lazım, bu da imkansız.
Ama illa da cevap istiyorsan Allahın ilmi derim.
Cahil Insan
Cum - 19:16

Neden bilim yapılır?

Çünkü insan bilmek ister, bu doğuştan gelen bir içgüdüdür
Mustafa Kaplan
Cum - 19:06

Script nedir?

Yorumlanarak çalışabilen kod dizilerine denir.
Seyda Kartal
Temmuz 18 - 15:40

Bir garip Orhan Veli..

Bir gün yolum Orhan Veli ye takıldı. Kimdi Orhan Veli nasıl bir başkaldırıştı? Niçin edebiyatın garip bir akımıydı?
1747

“Orhan Veli’nin kavgası edebiyatımızın en büyük kavgasıdır, buna inanıyorum. Irmağın yatağını daha doğal bir vadiye indirdi. Şiire kasket giydirdi. Sivilleştirdi onu. Bugünkü şiir verimleri onun da verimleridir biraz. ”
demişti Cemal Süreya.Peki neydi bu dava? 1747

Sanatına dair garip akımına dair yapmak istedikleriyle ilgili şu manifestoyu kurmuştu Orhan Veli:
“Yirmi yaşımızı dolduralı bir iki seneden fazla olmamıştı; beylik kalıplar, beylik dünyalar içinde bunalmış kalmış olan şiire yeni imkânlar arayalım dedik. (…) İlk işimiz, bilinen sanatları bir tarafa bırakıp şiiri bu sanatlar dışında şiir yapan özellikleri aramak oldu. Böylelikle onu bir reçete, bir tarife matahı olmaktan kurtaracaktık. Bu işi başarabilmek için de şiir tarifelerinin verdiği tertiplere karşı gelmek gerekiyordu. O tertipleri bulmuş olan şiirle o şiire sıkıca bağlı kimselerin bu dikine giden hareketten memnun olmayacakları besbelli idi. Üstelik biz de görmek istediğimiz işin ne olduğunu belirtmek için, birtakım softaların damarına basmaktan hoşlanıyorduk. Şiirlerimizin yadırganışı sadece alışılmış kalıplar çıkışından değil, çıkmak isteyişinden, bunda ayrı bir keyif buluşundandı. Gayretimizin nasıl bir sebebe dayandığı anlaşılınca biz de biraz yumuşar gibi olduk. Gelgelelim, bu arada şiire girmiş olan bazı şeyler, şiirin öz malı imiş gibi, yerleşti kaldı. Bunlardan biri eski şiirin yüksekten konuşmasına karşılık olarak şiire sokulan alelade konuşma; biri de eski şiirin büyük konularının büyük heyecanlarının yanı başında yer alan küçük, alelade olaylar, küçük, alelade insanlardı. İlk niyet hiçbir şeyin şiir dışı kalmamasını sağlamaktı. Ama bu yeni şiir yavaş yavaş yayılıp birçok kimse tarafından da tutulunca iş değişti. Genç okuryazarlar, hatta bu işle uğraşanlar, sandılar ki şiir yalnız küçük olayların, yalnız alelade bir dille anlatılmasından meydana gelir. Böyle böyle bu basitlik, bu aleladelik şiirin bir tarifi, bir şartı oldu. Basitlik, aleladelik derken belki de biraz insaflı davranıyorum. ‘Basitlik, aleladelik’ diyeceğime ‘boşluk, hiçlik’ desem daha doğru olur. Şairin, mısraları içinde, okuyucuya hiçbir şey söylememesi bir yana, söyleyişteki basitliğin de gerektiği gibi anlaşıldığını sanmıyorum, kolay okunan mısranın kolay yazılır bir şey olmadığı pek bilinmiyor. Bunu anladığımız an şiirin güçlüklerini görecek, emeğe saygı göstermesini öğreneceğiz. Yalnız şairin emeğine değil; bütün insanların emeğine. Ondan sonra da kolay kolay boş lakırdı edemeyeceğiz. (…) Yazımın baş tarafındaki sözlerden de anlaşılacağı gibi, şiirin bu hale gelmesinde de galiba bizim neslin büyük payı var. (…) Zaman zaman alelade şeylere de dokunabilmek başka. Ayrıca, türlü işlerde çalışan milyonlarca insanın, iş görmüş adam olmanın hakkını kazanabilmek için, göbeği çatlarken iki lakırdı çırpıştırıp bir iş yaptım sanmanın kolay kolay hoş görülemeyeceğini bilmek lazım. ”
Tam olarak böyle ifade eder Orhan Veli yapmak istediklerini. Yol arkadaşları Melih Cevdet Anday ve Oktay Rıfat Horozcu olur. 1747
Hedefiyle çoğu şairin eleştirilerinden geçer fakat kararlılığından asla vazgeçmez. Yahya Kemal Beyatlı, Garipçilerin karşı durdukları geleneğin içinde yer alan fakat bu geleneğe yeni boyutlar kazandıran bir şairdir. Garipçiler de onun, şiir işçiliğini ve saf şiiri öne çıkaran, sanatta sürekliliği öngören anlayışı karşısında yalın şiiri destekleyen tutumu ile karşı kutuptadırlar. Ne var ki şiir anlayışlarındaki bu keskin ayrım, onların günlük yaşayış içinde birbirlerine beğeniyle yaklaşmalarına hiçbir zaman engel olmamıştır.

Bir çok temayı şiirlerinde ele alan Orhan Velinin benim gözümde en nacizane teması yaşama sevincini ele aldığı şiirler olmuştur, bu sevinci küçük olaylarla yakalamaya çalışır. Bu küçük mutluluklar, hayatın genel anlamda iyimser ve umutla algılanmasına zemin hazırlar çoğu zaman.

Sokakta Giderken

‘Sokakta giderken, kendi kendime

Gülümsediğimin farkına vardığım zaman

Beni deli zannedeceklerini düşünüp

Gülümsüyorum. ’
Aykut Özdemir
Temmuz 17 - 21:48

Pokemon'un dünya çapında bu kadar ün kazanmasının sebebi nedir?

Artırılmış gerçeklik ile, alışılagelen oyunların ötesine geçen Pokemon Go, sizi sokaklara, meydanlara itiyor. Oyunu indirip profiliniz oluşturduktan sonra, haritada gezinip Pokemon yakalayabilir, Poke Stoplara giderek çeşitli itemler alabilir, gym adı verilen meydanlara gidip Pokemonlarınızı savaştırabilirsiniz. Bu gezgin ve sosyal yönü de oyunu diğerlerinden farklı kılıyor, bu kadar ses getiriyor, çok kısa sürede Nintendohisse değerini milyarlarca dolar artırıyor. Yüklenme sayısı Tinder’ı geçerken, aktif kullanıcı sayısı Twitter’a yaklaşmış durumda.
kaynak :aykutozdemir.com.tr/wordpress/pokemon-go. . .
Aykut Özdemir
Temmuz 17 - 21:44

İnşaat mühendisliğini özel sektörde veya belediye, il özel idare gibi kurumlarda nasıl değerlendiriyorsunuz? Kendi işini kurup piyasada tutunma şansı nedir?

Yeni mezun maaşları düşüktür, iş imkanı (özel, devlet, y.içi, y.dışı) yüksektir, kendi işini kurman ( bir sermaye oluşturabilirsen) mümkündür ancak sektörde tutunmak için ciddi çevre gerekmektedir.
Aykut Özdemir
Temmuz 17 - 21:42

Kendi başına Autocad öğrenmek mümkün müdür? Ne şekilde yapılabilir?

Komutları öğrenmek yeterli değildir, bir takım trikler ve mesleğine yönelik çizim teknikleri için eğitim alman şart bence; odanın eğitimlerine gidebilirsin, uygun ve mesleğe yönelik oluyor. Tek başına videolardan öğreneceksen en azından mesleğinle alakalı çizimler üzerinden yürüyen videolar edin
Uğur Çakmak
Temmuz 15 - 17:54

Bir toplumun ahlaklı olması için ne yapılmalıdır?

Tabulardan ve dogmalardan arınmış olmasi gerekir.
Uğur Çakmak
Temmuz 15 - 17:53

Erken boşalma varolan bir sorun mudur, yoksa zamanla ortaya çıkabilir mi?

Ilk sorunun cevabi zamanla ortaya çıkar. Sebebi ergenlikte ki bilinçsizce yapilan mastürbasyonlarin biyolojik saati bozmasidir. Ikinci sorunun erken bosalma problemiyle bir ilgisi yok. Erken bosalma tanisinin koyulabilmesi icin kişinin 3 ay boyunca düzenli bir ilişki içinde olması ve bunun sonucunda hala 5 dakikanın altında orgazm oluyor olmasi gerekir. Sizin bahsettiğiniz o ana ait bir durum sadece.
Uğur Çakmak
Temmuz 15 - 17:38

Hayatınız boyunca gördüğünüz evliliklerin yüzde kaçı "mutlu evlilik" denilebilecek evlilikler idi? Sizce bu oranın az/çok olması, bu evliliklerin mantık ile mi, yoksa aşk ile mi yapılmasından kaynaklanıyor?

Benim gördüğüm evliliklerin çoğu mutlu evlilikti. Yani kavga gürültü yok standart bir şekilde devam ediyorsun. Mutlu evlilikten ben bunu anlıyorum. Başka türlüsü olamaz zaten zamanla herşey standarta biner. Mutsuz evliliklerin çoğunluğu aşk ile yapılan evliliklerdir diye düşünüyorum çünkü aşık olunca karşı tarafın olumsuz taraflarını görmüyorsun. Sürekli yan yana olunca aşkta biteceğine göre o olumusuzluklar dikkat çekmeye başlıyor halbuki mantık ile yapılan evliliklerde bütün detaylar oturup düşünülür diye düşünüyorum.
Tarık Gandur
Temmuz 15 - 14:28

Merkezlenmek için öncelik vermemiz gereken olgular nelerdir?

Merkezlenmek ne demek bilmiyorum ama psikoloji ile ilgili bir tanım olmadığını söyleyebilirim.

Google'da yaptığım kısa bir araştırma sonrası enerji ile ilgili olduğunu gördüm ki bu konunun bilimsel olarak kanıtlanmamış bir konu olduğunu ve bilimsel psikoloji camiasının "enerji psikolojisi" olarak adlandırılan olgunun "sözde bilim" olarak kabul edildiğini söyleyebilirim. Dolayısıyla bu yöntemin kişilik sorunlarını çözmek için en iyi yöntem olduğunu söyleyenlerin bilimsel bir söylem içinde olmadıklarını da söylemek gerek.
Tarık Gandur
Temmuz 15 - 14:19

Fizyonomi nedir? Bu konuda kendini geliştirmek isteyen bir bireye hangi kaynakları önerirsiniz?

Fizyonominin ne olduğunu ben de bu sorudan sonra öğrendim. Fizyonomi, "sözde" yüz okuma ve yüzden karakter analizi yapmadır. Sözde dedim çünkü hiçbir bilimsel dayanağı olmayan, bilim üretilen üniversite ve okullarda öğretilmeyen bir "sözde bilimdir". İnsanın yüz anatomisi ile karakteri arasında bir ilişki olduğunu ileri sürmek güncel bilimsel araştırmalar ışığında mümkün değildir. Bir başka değiş ile benzer anatomik yüz özellikleri olan kişilerin benzer karakterleri olduklarını söylemek mümkün değildir. Bu haliyle fizyonomi astroloji gibi bilimsel dayanağı olmayan bir sözde bilimdir.
Tarık Gandur
Temmuz 15 - 14:12

Konuşamıyorum. Konuşunca nefesim kesiliyor ne diyeceğimi bilemiyorum. Hattas şu an bunları yazarken bile nefesim daralıyor. Samimi olduğum kişilerle de bu sorun ortaya çıkıyor. Bunu nasıl atlatırım?

Durum eğer günlük hayatınızı etkileyecek bir seviyede ise- ki anlattıklarınızdan öyle gibi- mutlaka bir uzmana başvurun. Yazarak bir süre sonra daha rahat olsanız bile bu doğrudan bir kişinin karşısında rahat olmanızı sağlamaz. Dolayısıyla bu durumun değerlendirilmesinde ve müdahale gerekip gerekmediğine karar verilmesinde yarar var diye düşünüyorum.
Tarık Gandur
Temmuz 15 - 14:07

Lise öğrencisiyim. İleride deneysel psikolog olmak istiyorum. Şimdiden ne yapmam lazım, kendimi nasıl hazırlamam lazım?

Deneysel psikoloji alanım değil. Ancak deneysel psikoloji için kendinizi geliştirmeden önce psikoloji için geliştirmek gerek : -)
Öncelikle felsefe, psikoloji ve sosyoloji alanında kendinizi geliştirmeye başlayabilirsin. Bunlar,, hangi alanda olursa olsun iyi bir psikolog için önemli disiplinler. Bence üniversite öncesi edinebileceğiniz en önemli temel budur. Bir diğer nokta da üniversiteye girerken hangi hocalar var deneysel alanında güçlü bir üniversite mi, lisans derslerinde deneysel alanına uygun ne gibi derler var buna bakın.
Bilim felsefefi, mantık, öğrenme kuramları gibi konularda okumalar da yapabilirsiniz.
Tarık Gandur
Temmuz 15 - 13:55

Ruhbilimsel testlerin doğruluğuna inanıyor musunuz? Farklı zamanlarda yapılacak aynı testin farklı sonuçlar verebileceği kanısındayım. Bu testler nasıl daha kararlı duruma getirilebilir?

Psikolojide, özellikle de klinik alanında kullanılan testlerin amacı uzmanın hipotezini test etmektir. Yani klinisyen karşısındaki kişi ile yaptığı görüşme sonucunda bir hipotez oluşturmaya başlar. Bu hipotezini test etmek için çeşitli testlerden yararlanır. Testler uzmanın bilgi, gözlem ve becerisi ile birleştiği zaman karşıdaki kişiye dair birşeyler söyler. Yoksa tek başına testlerin bir kişiyi değerlendirmek için yeterli olduğunu söylemek mümkün değildir.
Testlerin bilimsel olarak oluşturulup oluşturulmadıkları kadar kimin tarafından uygulandıkları da önemlidir. Bazı testler, örneğin çocuk zeka testleri gibi uygulaması ve değerlendirmesi oldukça meşakatlidir. Rorschah ta yine uygulaması ve değerlendirmesi zor bir testtir ve 2 yıl olmasa da ciddi bir eğitim gerektirir.
Farklı zamanlarda yapılan testler farklı sonuçlar verebilir. Zaten bu nedenle testler tıptaki kan testi gibi kesin ve net bir durumu işaret etmez. İnsan psikolojisi kültür, aile, genetik gibi pek çok farklı etkenden etkilendiği için her bir kişinin psikolojik yapısı da bir diğerinden ayrı olur. Bu durumda da herkes için geçerli evrensel testler yapmak zordur. Diğer taraftan mevcut testlerin bilimsel araştırmaları incelendiğinde MMPI gibi testlerin oldukça kararlı olduklarını söylemek mümkündür. Ancak insan psikoloji zaman içinde farklılık gösterebilir dolayısıyle testlerde de bazı farklılıklar olabilir. Ancak belli kişilik testlerinin en azından mizaç ile ilgili tutarlı bir fikir verdiği söylenebilir.
Cahil Insan
Temmuz 15 - 04:31

Ruhsal hastalıklarda duanın tedavi edici etkisi var mıdır?

Dale Carnegie'nin Duygusal Zeka adlı kitabını okuduysanız bilirsiniz ki kesinlikle etkisi vardır, hatta çok büyük bir etkisi vardır. Her türlü depresif hastalığı önleyicidir.
Tarık Gandur
Temmuz 15 - 02:33

Ankara'da ikamet eden psikoloji/psikiyatri alanındaki iyi doktorlar kimlerdir?

Prof. Dr. Hakan Türkçapar.
Kendisi psikiyatrist ve aynı zamanda Türkiye'nin önemli Bilişsel Davranışçı terapistlerindendir. 03124673377

Doç Dr. Sedat Işıklı
Özellikle yas ve travma konusunda tavsiye ederim.
carpediempdm.com/ekibimiz
Daha fazla göster

INPLOID NEDİR?


DAHA FAZLA BİLGİ
şifremi hatırlat
Sosyal hesaplar ile  Giriş Yapın