Bilmek istediğin her şeye ulaş

Mine, 

Bankacı

yüreği açık denizlerle başa çıkacak kadar güçlü de olsa, muhakkak kıyıya kaçar...

Temmuz 2016

Mine bu yanıtı beğendi:

Yolculukta size eşlik eden, vazgeçilmezim dediğiniz şarkılar hangileridir?

Her ne kadar artık tüm şarkıları istediğimiz an dinleyebiliyor olsak da ve bir kaç Ege türküsü hariç özel olarak pek fazla türkü dinlemesem de, radyonun başka yeri çekmediği günlerden eski alışkanlık; benim yolculuk için vazgeçilmezim TRT FM'de çalan tüm şarkılar, türküler :)) onları dinledim mi, "artık tamamdır, İstanbul'dan uzağım" deyip ayrı bir ruh haline girerim her daim :)
Nisan 2015

Mine bir yanıt verdi.

Kredi Kartı BIN numaralarını ve bu BIN numaralarına denk gelen kart markalarını nasıl bulabilirim?

İlk 4 hane kartı çıkaran kuruluş, ülke, para birimi gibi değişkenlere göre alınan sertifikasyonla belirlenir.
Ocak 2015

Mine bu yanıtı beğendi:

Yazılım şirketi kurmak istiyorum. Teknik işlere çok karışmadan, istediğim işi nasıl kurup yönetebilirim? Sektörde ne gibi dezavantajlarım olur? Ne tavsiye edersiniz?

Öyle bir dünya varsa lütfen bizi de bilgilendirin oraya gidelim ve şirketlerimizi kuralım.

Elbette teknik işlere karışmadan da yazılım şirketiniz olabilir. Ancak bu durumda siz girişimci olursunuz. Bilişim ve yazılım sektöründe bir açık, bir eksiklik görmeli ve bir şirket kurmalısınız. Bu durumda gerçekten çok paranızın olduğunu var saymamız gerekir.

Aşamalara gelirsek bilişim alanında kendini geliştirmiş bir genel müdür ve sağlam bir ekiple şirketinizi yürütebilirsiniz ancak şirketinizde sahiplikten başka oynayabileceğiniz rol olmaz. Rol almak için teknik bilginiz olmalı. Yeni trendleri takip etmeli, sektörü ve eksikliklerini incelemeli bunu kendi işinize nasıl entegre edebileceğinize bakmalısınız.

İşi bilmek sizin sınır ve iş tanımınızı belirleyeceğinden yanlış bir harekette bulunmamanızı sağlar.

Bir de lütfen şu okulu okumadım ama şunu yapabilir miyim diye gelmeyin. Bilişim yenilik ve kendini geliştirmektir. Bunun okulu olmaz. En iyi okulları bitirip zerre iş yapamayan elemanları da, okul okumamış ama işinde show yapan elemanları da görüyoruz.

Sormanız gereken soru kendimi bu alanlarda geliştirmek için ne yapmalıyım olmalı.
Aralık 2014

Mine  bu yazıyı beğendi:

Kimse Seni Yargılamasaydı ...

Sokakta yürürken, parkta tek başına veya birileriyle otururken, çarşılarda-avmlerde gezinip alış-veriş yaparken, bir yerlerde oturup yemek yerken veya bir şeyler içerken, birileriyle sinemaya giderken, okulda, işte, evde, sokakta... Kısacası günlük hayatına devam ederken, yani olaylar normal seyrinde sürerken yaptıklarını
''Millet ne der! '' kaygısı, korkusu duymadan yaşasaydın nasıl olurdu?

'Zaten öyle yaşıyorum' diyorsan mutlaka yalan söylüyorsundur. Hatta o kadar iyi yalan söylüyorsun ki, kendi yalanına en önce kendin inanmış, çevrene de o yalanı yutturmaya çalışıyorsun.

Şimdi bir an için kuralların, yasaların, güvenlik güçlerinin, sınırların.. Vs. Hiçbir şeyin olmadığı, salt özgürlüklerin olduğu bir dünya hayal et. Ne yapsan sana karışan yok, yasalar ve kurallar da olmadığı için ceza ve ceza kesiciler de yok haliyle.
Pekala, şimdi eğer bu ütopya sana saçma gelmiyorsa sorun var demektir. Çünkü öyle bir şey sadece iki insan evladının bulunduğu bir adada bile mümkün değil. Ama sınırsızlığın, yasasızlığın yanına küçük bir kural koyup ''başkasının özgürlüğünü kısıtlamadığın sürece özgür olmak... '' dersek o zaman mümkün olabilir.

Şimdi, yapmayı çok istediğin ama ''Millet ne der! '' korkusuyla, endişesiyle yapmadığın üç şeyi düşün ve neden yapmadığını kendine itiraf et önce.
Bunların içinde rastgele gelip geçen insanlara gülümseyerek selam vermek, tanışmak istediğin insanlarla anında gidip tanışmak, saçma bir şeyler anlatanlara ayıp olmasın diye dinlemektense kapat çeneni be, beynime tecavüz ettin resmen diyebilmek, sokakta öpüşmek, sınıfta uyumak, küpe takmak, dövme yaptırmak, alkol almak ... Vs. Şeklinde basit şeyler olabileceği gibi, daha güzel hatta çok garip şeyler de olabilir. Tek kuralımız başkasının özgürlüğünü ihlâl etmemek olsun. Tabi bu arada kendimizi de kendi ellerimizle ördüğümüz duvarların ardına hapsetmeyelim.

Eğer mazeretlerinin arasında ''ailem duyarsa ne der, sevgilim duyarsa(görürse) ne der, arkadaşlarım duyarsa(görürse) ne der... '' gibi bir şey varsa, hastalık ilerlemiş, ilaçla tedavi mümkün değil demektir. Bir an önce ameliyat olmalısın dostum. Çünkü kurtulmak istediğin şey başkalarının yargıları, ama hayat senin hayatın. Hem de acısını da tatlısına da sen yaşıyorsun içinde. Bu durum bir şeyi unutmaması gerektiğini hatırlamak için eline kurdele bağlayıp, ne hatırlaması gerektiğini unutan insanın ruh halinden farksızdır.


Saçmalamaktan korkan insan, özgür yaşamaktan korkan insana dönüşmüş demektir .. !

Yazan:Follow @SerkesSair
Aralık 2014

Mine bu yanıtı beğendi:

Çocukken kurduğunuz hayaller nelerdi?

Açıkçası çocukken gerçeklerle pek işim yoktu.
Aralık 2014

Mine bir yanıt verdi.

Hayatta yaptığın yanlışları tekrar tekrar yapmak sanki sonucu farklı olacakmış gibi düşünmek insanın kendini kandırmasından başka neyi ifade eder?

Akan suda iki kere yıkanılmaz, bu aynı kişiye/duruma/işe karşı ikinci kez karşılaştığın 'aynı' durumlarda aklına gelsin, emin ol sonuç senin yazdığın gibi olacak.
ama yeni bir kişi/durum/iş vs. için mutlaka 1 şans vardır yeterki benzerlikleri doğru analiz edip, tavrını değiştir.
Aralık 2014

Mine bu yanıtı beğendi:

Toplu taşıma araçlarında (otobüs, minibüs, metro, metrobüs, uçak) en ifrit olduğunuz durum nedir?

İstanbul Tüyap Kitap Fuarı nedeniyle bu aralar pek sık binmeye başladım bu metrobüslere.
İçinde yaşadığımız toplumun mahallesinde göstermiş olduğu ahlak ve namus bekçi köpeği ruhunun metrobüste aksi halde cereyan etmesi ise tam bir iğrençlik.
Hangi bir olayı anlatsam bilmiyorum ki...
Kadınlar, gencecik kızlar her biri bir abisi, babası yaşında adamın fırsatçılığından kaçmak istese de maalesef ki yenik düştüğü bu durum karşısında sesini de çıkartmıyor. Aslında bence sesini çıkartamıyor.
Dün metrobüs yolculuğum sırasında aşaıda resmini gördüğünüz tipin bir üniversite öğrencisinin arkasına geçmiş rahatsız ettiğini gördüm. Kız hiç sesini çıkartmıyor, o sıkışıklıkta kalakalmışlığıyla terleyip duruyordu. Bende adamın arkasına doğru fırsat buldukça yanaştım ve aynı yaptığını kendisine yaptım. N'oluyo yaa demesiyle yüzünü bana döndüğünde anlayacağı dilde sus kardeş yoluna devam et diyerek baskıya devam ettim. Kendini bu durumdan rahatsız hisseden arkadaş bu sefer şöför kabinine yüzünü dönerek kendini kurtardığını zannetti. Taki şöför arkası koltuk boşalıp ben oturana dek. Fotoğrafı da o sıra da çektim zaten.

Geyik Muhabbeti
Aralık 2014

Mine bir yanıt verdi.

Zamanımı iyi değerlendiremiyorum, gün içinde işlerim bitmiyor. Zamanımı nasıl verimli kullanabilirim (daha iyi yönetebilirim)?

Önce fiziksel olarak hazır olun, uykuyu almış olmak gibi. Sonra da zihniniz plan yapmaya hazır olsun, öncelikle yazabilirsiniz günlük programınızı ve aynı yerde olanlarlar gibi çeşitli ortak özellikleri ile gruplayarak iki eylem arası vakit kaybını ortadan kaldırabilirsiniz. Bir süre sonra yazmak yerine düşünerek bunu yapabildiğinizi fark edeceksiniz. Sürekli bir sonraki adımlarınızı düşünüp en kolay ve verimli nasıl halledeceğinize karar vermelisiniz. Fikriniz değişebilir, ne kadar çok üzerinde düşünürseniz okadar iyi. Ayrıca zaman kaybettiren şeylerden hızla uzaklaşmalı, seri hareket etmeyi öğrenmelisiniz. Örneğin giyinip çıkmak için 10 dakikadan fazla zaman harcıyorsanız 'oyalanıyorsunuz' demektir. Ayrıca yardım almayı ya da delege etmeyi öğrenmelisiniz, herşeye yetemezsiniz.
Aralık 2014

Mine bu yanıtı beğendi:

Zamanımı iyi değerlendiremiyorum, gün içinde işlerim bitmiyor. Zamanımı nasıl verimli kullanabilirim (daha iyi yönetebilirim)?

Düzenli yapmak genelde zordur. Yani ömür boyu sürmez ama bir süre için sabahları her zamankinden biraz daha erken kalkın. Vücudunuzun uzun zamandır almadığı nefesi aldırabilecek bir spor yapın, 20-30dk. (koşmak, plates, yoga gibi) Sonra ılık bir duş alın. Sonra bir kahvaltı ve bir fincan kahve. Şimdi günü planlamaya hazırsınız :))
Aralık 2014

Mine bir yanıt verdi.

Erkeklere, tecavüz etmemelerini öğretmek yerine.. kadınlara, tecavüze uğramamaları yönünde dikkatli olmaları telkininde bulunan bir toplumda yaşıyoruz lakin cinsel taciz ve tecavüzün engellenebilmesi için ne gibi önlemler alınabilir?

Hepimiz bundan şikayet ediyoruz, büyük, kesin bir çözüm bekliyoruz ama herkesin tek başına yapabilecekleri de var. Susmamayı öğrenmek !! Tacize uğradığında sesini çıkaran, bağıran ve en önemlisi karşısındakini teşhir edebilen kaç kişi var ? Bence kilit kelime : teşhir.
Yaptıkları ortaya çıktığında birkez daha yapmaya cesaret edemeyecekler. Emin olun korkup, tırsıp kaçıyorlar. . .
Aralık 2014

Mine bir yanıt verdi.

'Beni benden alırsan seni sana bırakmam' sözünden ne anlarsınız, ya da ne anladığınızı açıklar mısınız?

Sen benden gidersen 'ben'i benden almış olursun cunku ben seni 'ben' yapacak kadar cok seviyorum. Ozaman ben yaşayamam seni de yaşatmam
Kasım 2014

MineOzlem Tunc kişisini takip etmeye başladı

Ozlem Tunc, Yaşam Koçu, @heraaa_

Kasım 2014

Mine bir yanıt verdi.

Kasım 2014

Mine bir yanıt verdi.

Bazen kendimi kesme ihtiyacı hissediyorum, sanki biraz kanım aksa rahatlayacağım. Hiç yapmadım, aslında lisede kendini jiletleyenleri de çok iğrenç bulurdum. Neden böyle bir şey hissediyor olabilirim?

Sadece can sıkıntısı ve merak.
İlgilenebilecek uğraşlar edinin, elinizi ve kafanızı aynı anda meşgul edecek şeyler. El sanatı ilginizi çekmiyorsa bilgisayar oyunu olsun, biraz sanal olarak savaşın, kanı orda akıtın sonra rahatlayacaksınız. Bu arada içinizdeki istek gerçekten kendi kanınızı akıtmak ise, lütfen destek alın
Kasım 2014

Mine bu yanıtı beğendi:

Hayatınızı değiştiren bir film repliği var mı?

Melvin: Sana harika bir iltifat yapacağım ve bu çok doğru.
Carol: Korkunç bir şey söyleyeceksin gibime geliyor.
Melvin: Kötümser olma, bu senin tarzın değil. Tamam dinle:
Hata yapıyorum ama. . . Neyse, şu rahatsızlık var ya. Doktorum yani sürekli gittiğim terapist bana hastaların yüzde elli ya da altmışında işe yarayan bir haptan bahsetti. Ben haplardan nefret ederim. Nefret! Çok tehlikelidirler. Neyse benim iltifatım şu ki; geçen gece geldiğinde asla şey yapmayacağını söyledin ya... Sen de oradaydın işte, ne dediğini bilirsin. Neyse benim sana iltifatım, ertesi sabah hapları almaya başladım.
Carol: Bunun neresi iltifat anlamadım.
Melvin: İyi biri olmayı isteme sebebim oluyorsun.
Carol: Sanırım bu, hayatımda duyduğum en iyi iltifattı.
-Benden bu kadar

"Bak, sana garanti ediyorum ki çok zor zamanlarımız olacak. Sana garanti ediyorum bu işin bir noktasında ikimizden biri yada ikimiz birden bu işi bitirmek isteyecek. Ama sana yine garanti ederim ki eğer benim olmanı istemezsem bundan hayatım boyunca pişmanlık duyacağım çünkü yürekten biliyorum ki sen benim ruh eşimsin."
- Kaçak Gelin

Harry: Dışarısı 30 derece sıcakken üşümeni seviyorum. Bir sandviçi sipariş etmenin yarım saat sürmesini seviyorum. Benim çıldırdığımı düşünür gibi bana baktığında, burnunun üzerinde oluşan o çizgiye bayılıyorum. Seninle bir gün geçirip, eve gelip giysilerimin senin gibi kokmasını seviyorum. Her gece uyumadan önce son konuştuğum kişi olmanı seviyorum. Ve burada olmamın sebebi bu gece yılbaşı olması ya da yalnız olmam değil. Bu gece buraya geldim çünkü hayatının geri kalanını biriyle geçirmek istediğini anladığın zaman, hayatının geri kalanı biran önce başlasın istiyorum.
-Harry ile Sally Tanışınca

- Niye böyle oldu be abi? Ben çok sevmiştim be abi... O kadar mektup gönderdim, insan bi cevap yazar... benim günahım ne be abi?

- Bak koçum, belli olmuyor ama benim bir tek kulağımın arkası kaldı. Artık acı çekmekten ve acı çektirmekten zevk almamayı öğrendim. Sevgililer, bizim olanlar ya da olmayanlar hepsi iz bırakır! Bu izler şimdi seninki gibi çok derinini çiziyor, hepsi kalır! Ama inan, yeni izler de olacak. Yaşlıları düşün! sanki her şeyi bilirlermiş gibidirler, ama öyle değil. Ne kadar acı çekersen çek şunu hiç unutma; çizilecek bi yer hep vardır ve çizecek bi yer. Ressam olur insanlar başkalarının kalbini kazıya kazıya, ya da resim olurlar senin gibi kazına kazına...
- Dar Alanda Kısa Paslaşmalar
Kasım 2014

Mine bu yanıtı beğendi:

Evinizde gökyüzündeki yıldızları incelemek için kullanılabilecek teleskop önerileriniz nelerdir?

Soru bana yonlendirildigi halinden farkli bir hale gelmis ama olsun. Fazla yildiz goz cikarmaz. Ote yandan "gokyuzundeki yildizlari" diye belirtmeye gerek var mi? A benim canim baska neredeki yildizlari "inceleyecegiz"? Incelemek cidden ince bir is. Ben simdi heves kirmak istemem bu yuzden size 2 animi yazacagim. Sonra eve teleskop aliniz ya da almayiniz benden gunah gitsin.

Hep bahsederim. Astronom olmaya 4 yasimda karar verdim. (Iyi halt ettim ile baslayan kendime lanet okumalara girmeyecegim) Neymis efendim ET filminden etkilenmisim de neymis efendim kendimi uzayi arastirmaya adayacakmisim da... Tovbe...

Sonra 13-14 yaslarimdaydim Meade marka Newtonian tipi bir teleskop aldim. Hani soruda gectigi gibi "evimde gokyuzundeki yildizlari inceleyecktim" Tabi tabi...

Neyse. Cok ilgiliyim efendim. Bir suru populer bilim kitabi icinde boguluyor ertesi gunku tarih yazilisina bile calismayip Jupiter'in uydularini ayirt etmeye calisiyorum. Sonucta bir misyonum olduguna inaniyorum ve bu gazla o teleskopu balkona koymus kucuk bir ilecede yasamanin (isik kirliligi olmamasi bakimindan) avantaji ile Ay'in kraterlerini ve Saturn'un halkasini gozleyip bilimsel bir orgazm yasiyorum.

Gel zaman git zaman ben cok asiri feci fazla bilimsel gozlemler yaparken bir gece 23 sularinda kapimiz calindi. Kapida bir polis. Ayol kapimizda polisin ne isi var? Neyseki rastlanti eseri kapiya gelen polis annemin bir velisi cikiyor da adam daha annem kapiyi acar acmaz "aaa hocam siz miydiniz burda oturan, bir sikayet geldi bize" diyor kibar davranip. Annem karsisinda polis mi var bakkalin ciragi mi var ayirt etmeksizin tum ukalalaik simariklik karisimi tavriyla "ne sikayeti geldi pasam" diye sordugunda ise polis utana utana "karsi apartmanda oturan bir beyefendi balkondan durbunle onun evini gozetlediginizi soyluyor sikayet etti sizi" demesin mi?

gTabi ben de o yaslarda hem cok asiri bilimsel hem de genlerimdeki agresif adenin ve timin kombinasyonuyla ergenlige girisin verdigi gazla da sanki sikayet eden rahatsiz olan polisin kendisiymis gibi "birakin lan beni tutmayin" tarzi gereksiz davranislara burunuyorum kiz basima.

Elbette bir sey olmuyor ama yav arkadas ben orada Jupiter'in uydusunu gordum diye sanirsin ET'nin 7 sulalesi ile iletisim kurmusum gibi sabahlara kadar uyuyamazken senin o sisko gobegini (lafim gobege degil, gobek bende de var laf soyletmem) kasina kasina oturup tembellik yaptigin oturma odani mi izleyecegim a cahil! Zaten ona da durbun demezler dingil!

Neyse bu vukuat yumusak ve tatli bir aksiyonla gecti. Peki hepsi bu kadar mi?

Sonra ben buyudum abla oldum universiteyi kazandim aldim basimi gittim astronomi ve uzay bilimleri okumaya. Sirtima da teleskopumu yuklendim (allahim bana bu gunleri yasatacak ne yaptim ki o yasimda). Simdi kafama silah dayasalar adimimi bile atmayacagim Kayseri Orduevinde 5. Katta kaliyorum. Tam karsida Hilton Otel ve orduevinde kaldigim odada ortadogu ve balkanlarin en capkin kiz ogrencisi var.

Ben diyorum ki "Duygu gel sana Ay'in kraterlerini gostereyim" o diyor ki "ya tamam goster de sonra da Hilton'a bakalim roof barda yakisikli varsa suslenip gideyim"

Neyse... Tabi ben yine pek bir bilimselim pek bir agirbasliyim kiza sadece kraterleri gosteriyorum (tam pul koleksiyonu gosterilcek kiz ama ben uydu ve gezegen gosterdim, yani...) Fakat gozunuzde canlandirin ki biraz egiliyoruz onumuzde 70 cm lik uzunlukta ve 4-5 cm eninde uzun bir cisim var. Tam gozumuzu bunun baslangic noktasina koymus ayni "nisan alir gibi" biryerlere bakiyoruz. Iste tam o siralarda dudukler calmaya basladi. Orduevinin 6 nobet noktasindaki askerler kosmaya basladi. Duduk sesleri telsiz konusmalarina ve sadece 30 saniye sonra kapimizi omuzla kirip iceri giren askerlerle aksiyon devam etti.

Ben "Jupiter" derken ortaokuldan beri ilk defa kekeliyor uber capkin oda arkadasim ise hala nisan alir vaziyette Hilton otele bakmaya calisiyordu. Gecenin 2 sinde nobetci subaya aciklama yaparken anlasildiki bir suikast ya da saldiri suphesi ile odamiz basilmis ve bana balkonda teleskop kullanmak yasaklanmisti. Zaten bir kac hafta sonra Kayseri'de hava sifirn uzerine cikmadigi icin aylarca degil teleskoptan bakmak gozlerim normal islevini bile yitirmisti.

Diyecegim o ki: Alin elbet bir teleskop, arastirip en guzelini alacaginiza eminim. Fakat dingil hoduk ve askeri alanlardan uzakta gozlem yapin a benim canlarim.

Iyi gozlemler.
Kasım 2014

Mine bir yanıt verdi.

Tercih etme hakkınız olsaydı dünyada hangi canlı türü olmak istersiniz?

Bu soruyu ben de birçok kez düşünmüşümdür ama yanıtı bulamadım malesef.
Kasım 2014

Mine bu yanıtı beğendi:

''İki mükemmel insan asla birlikte olamaz. Mükemmel kadın ilk seferde evet demez. Mükemmel erkek ikinci şansı vermez.'' Sözüne katılıyor musunuz? Neden?

Bu soruya tabii ki mükemmel kadına rastlamış olan mükemmel bir erkek ya da tam tersi yanıt verebilir. Naçizane benceğiz ancak fikir yürütebileceğim. Öncelikle mükemmel insan yoktur. Yani bunu dini bir arka plana dayandırarak söylemiyorum. Hayatım boyunca gerçekten çok fazla insanla tanıştım, %90 gibi bir kısmı da karşı cinstendi. Velhasılı tecrübeme göre insanlar dışarıdan mükemmelmiş gibi görünebiliyorlar.

Kadın arkadaşlar lütfen kızmayın, erkek olduğum için yarım asra yaklaşan kısacık ömrümde ancak kadınları gözlemleme fırsatı bulduğumdan dışarıdan mükemmelmiş gibi görünüp aslında bir çok yerde error hatta bazen mavi ekran veren kadınlar hakkındaki gözlemlerimi yazacağım. Sizler de aynını erkekler hakkında yazarsanız yanıtı "mükemmelleştirmiş" oluruz.
  • Güzel kadın = psikolojik problemli kadın; bu türde problemler delilik seviyesine genellikle çıkmaz yine de bir süre sonra güzelliği hiç görememenizi sağlar. Bu türde genellikle iç güzelliği mevcut değildir. Mükemmel bularak güzel bir kadın almışsanız problemlerini dinlemek ve bazen de terapi ücretlerini ödemeniz gerekir.
  • Zeki kadın = deli kadın; bu tür örgü örerken kalp krizi geçirebilecek türdür. Uzak durulmalı demiyorum, zeka çok çekicidir kaldı ki bu türde iç güzelliği de genellikle zekaya eşlik eder. Bu türle beraber olurken kendinizi her türlü deliliğe hazırlamalı ve sakin kalmalısınız. Bu durumda farmakolojik terapi işe yarar. Psikolojik terapi imkansızdır.
  • İçi güzel kadın = kedili kadın; bu tür iç güzelliğiyle baş edebilecek bir erkek bulmakta zorlanır, ilgisini kedilere yöneltir. Bir süre sonra kedi maması, barınak, kedi sahiplendirme, sokaktaki kediler, yavrusunun pis kokulu, sulu kakası gibi konular gündemine yerleşir. Bu türle beraber olabilmek için özellikle kedileri de sevmeniz gerekir. Kedi tuvaletinin kesif kokusuna burnunuzu alıştırın.

Aslında doğrusunu isterseniz en mükemmel kadın vasat bir güzelliğe, zekaya, iç güzelliğine sahip olan, sağlıklı bir şekilde topluma adapte olmuş olan anne kadındır. Bir yönden aşırı güzelliğe sahip olan insanlar (yani benim tanıdıklarım) başka taraflarında da aşırı çirkinliklere sahiptir. Sanırım, yani ben öyle yapıyorum, bu prensip tüm insanlara uygulanabilir. Çok güzel, çok zeki, çok parlak bir insanla karşılaştığınızda önce bir bekleyin. Çok geçmeden tam tersi yönleri de gözlemleyebilirsiniz. Tabii yine yanlış anlaşılmaktan korkarım; insanların kötü taraflarını da gördünüz diye onlarla beraber olmamak saçmadır çünkü her iki taraf da çoğu insanda mevcuttur. Armudun sapı, üzümün çöpü mantığıyla partnersiz kalırsınız.
Kasım 2014

Mine bu yanıtı beğendi:

En çok neye tahammül edemezsiniz?

Aptal insanlara.
Kasım 2014

Mine bir yanıt verdi.

Biyolojik ve evlatlık çocuklar aynı ortamda büyütülebilir mi? Çocukların psikolojisi açısından nelere dikkat etmek gerekir?

Bunu içselleştirdiyseniz olabilir. Bence ikisi de eşit sevilebilir, aynı imkanlar sunulabilir, rutin hayatta problem yok ama esas mesele iki çocuğun çıkarları çatıştığında ne yapılacağıdır. Demokratik karar verebilecek misiniz, evlatlık olan diğerini ağlatsa, dövse mesela ne hissedersiniz ve akabinde ne yaparsınız ? Bu soruya vereceğiniz cevap olacakları öngörmenize yardımcı olur.
Bu arada ikisinin de size ihtiyacı olduğuna göre en doğrusu zaten aynı ortamda buyütmektir, aksi halde ayırdığınız çocuga cok buyuk haksızlık olur. Soruya bakınca eğer ortada gerçek bir örnek var ise; sanki bir evlatlık mevcut ama üzerine bir de biyolojik olarak bir çocuk sahibi olunmuş gibi geldi. Şayet böyle bişey varsa, mesela nasılsa artık cocugum oldu, diğerini yuvaya geri verebilirim gibi birşey düşünülmediğini umuyorum.
Daha Fazla

İlgilendiği KonularTümü

Girişimcilik

3473 Kişi   358 Soru

Felsefe

1849 Kişi   496 Soru

Aldatmak

71 Kişi   18 Soru

Sağlık

1066 Kişi   1183 Soru

Kızılötesi Işınlar

5 Kişi   4 Soru

Psikoterapi

127 Kişi   60 Soru

Global Ekonomi

268 Kişi   43 Soru

Bankacılık

152 Kişi   80 Soru

Muhasebe

255 Kişi   58 Soru

Finans

338 Kişi   72 Soru

Mikro Ekonomi

37 Kişi   4 Soru

Finansman

87 Kişi   5 Soru

Şikayet

6 Kişi   7 Soru

Çöp

7 Kişi   8 Soru

Çevre Bilinci

68 Kişi   44 Soru

Zabıta

8 Kişi   2 Soru

Çevre Kirliliği

2 Kişi   1 Soru

Psikolog

290 Kişi   100 Soru

Yönetim Muhasebesi

39 Kişi   5 Soru

Yeni Türk Ticaret Kanunu

13 Kişi   2 Soru