Bilmek istediğin her şeye ulaş

Biyoloji Bölümü Öğrencisi Melis Vatansever inploid.com'da 3 soru sordu, 48 soru yanıtladı ve 19 takipçisi var.

Mayıs 2014

Melis Vatansever bir yanıt verdi.

Brunch nedir?

Brunch İngilizce'deki "breakfast" ile "lunch" sözcüklerinden türetilmistir özellikle hafta sonlarında kahvaltıdan geç öğle yemeğinden erken yenilen kahvaltı ile yemek karışımı bir öğündür.
Mayıs 2014

Melis Vatansever bir yanıt verdi.

Karbon Döngüsü nedir?

Karbon canlıların yapısını oluşturan temel maddedir. Bunun kaynağı da atmosferde ve sularda çözünmüş olan karbon dioksittir (C02) . Fotosentez olayında havadaki C02 yeşil bitkiler tarafından alınınca C02′in karbonu fotosentez yapan canlılara geçer. Bitkilerden besinlerle hayvanlara aktarılır. Bu arada besinlerin yıkılması sonucu oluşan C02 tekrar atmosfere döner. Ayrıca bitki ve hayvanların ölüleri ve artıkları ayrıştırıcılar tarafından parçalanarak C02 oluşur. Oluşan bu C02 tekrar atmosfere geçer. Bu arada bitki ve hayvan fosillerinin toprak altında uzun süre kalmasıyla oluşan kömür petrol gibi yakıtlar ve kurumuş bitki dokuları yanınca oluşan C02 de atmosfere karışır. Böylece karbon canlı ve cansız çevre arasında devirsel olarak kullanılır.

Biyoloji
Mayıs 2014

Melis Vatansever bir yanıt verdi.

Kokular davranışlarımızı etkiler mi?

Etkiler ancak bilinmeyen şey beyine ulaşan koku sinyallerinin nasıl ve hangi sırada işlenip, organizmada nasıl davranış değişikliğine yol açtığıdır. Birçok memeli hayvan kendi hemcinslerinden sosyal ve kur yapma mesajlarını koku alma reseptörleri aracılığıyla alırlar ve insanların da aynı sisteme sahip olduğu, ancak aktif şekilde ve bilinçli olarak kullanılmadığına dair deliller vardır.
Mayıs 2014

Melis Vatansever bir yanıt verdi.

Açık tohumlu bitki nedir?

AÇIK TOHUMLULAR, Gimnospermler, tohumlu bitkilerin göreceli olarak daha küçük grubu. Tohumlu bitkilerin büyük grubunu kapalı tohumlulular oluşturur. Açık tohumlu bitkilerde tohumlar açıkta dururlar. Çünkü bunların meyve yaprakları açıktır. Bu nedenle tohumlar meyvenin içinde değil dışında oluşurlar. Açık tohumlar bir koni oluşturan sert pulcuklar arasına yerleşmiş durumda gelişirler. Çok yıllık bitkidirler. Çoğu yapraklarının dökmeyen bitkilerdendir. Bunlar başlıca dört takıma ayrılırlar. Birincisi sikalar, yani hurmagillerdir. Özgün örneği sago hurması ağacıdır. Sago bir tür nişaştadır. İkinci takımı özgün örneği ginko bitkisi olan ginkgiller oluşturur. Üçüncü takım gnetallerdir. Bunlar tropikal çalıları ve tropik ormanlarda görülen dev sarmaşıkları içine alır. Sonuncu takın hemen herkesin tanıdığı kozalaklılar grubudur. Çam, köknar ladin, servi, mazı bu grubun içerdiği ağaçlardır.
Mayıs 2014

Melis Vatansever bir yanıt verdi.

Yemekten sonra neden uykumuz gelir?

Yemek yediğimizde, dolaşım sistemimizdeki kan akışını büyük bir bölümü, sindirim sistemimize hizmet etmeye başlıyor. Özellikle çok yediğimizde, sindirim borusunda yoğunlaşan ve hızlanan kan akışı, diğer dokulara normalden daha az gidebilmesi nedeniyle vücutta genel bir yorgunluğa neden oluyor. Buna, geçici iskemi (beyne giden kan akımının azalması) adı veriliyor.
Bunun yanında, yediğimiz besinlerin yapı taşları, merkezi sinir sistemimizde belirli yerlerin işlevi üzerinde etki göstererek uyku hissinin ortaya çıkmasına neden oluyor. Özellikle protein içeriği yüksek besinlerle aldığımız L-triptofan, beyinde serotonin hormonuna dönüştürülüyor ve bu hormonun etkisiyle “mutluluk-sakinleşme-uyku” hissi oluşuyor.
Bazı araştırmacılar, yemeklerden sonra dolaşımımızda asit seviyesinin azalması nedeniyle ortaya çıkan geçici kan pH değişiminin de uyku hissinin oluşmasında etkili olduğunu düşünüyorlar. Mide tarafından sindirim işlevinin yürütülebilmesi için yüksek düzeyde asit salgılanmasının, vücudun pH dengesini eski haline getirmek için kan asit seviyesinde ani bir düşüş göstermesine neden olduğu, ve bu nedenle ortaya çıkan alkali gelgitin de “uyku” hissine yol açtığı görüşündeler.
Mayıs 2014

Melis Vatansever bir yanıt verdi.

Kelebeklerin 1 gün yaşadığı doğru mudur?

Kelebeklerin ömrü bir gün olmasa da yaşadığı sürenin çok uzun olduğunu söylemek yanlış olur. Kelebeklerin dünya da bir çok çeşidi vardır. Yaşam süreleri de türüne göre değişmektedir. Dişi kelebek yumurtalarını yeşil bitki yapraklarına bıraktan sonra bu yumurtalar hızla gelişir ve içinden tırtıllar çıkmaya başlar. Tırtıllar günlerin çoğunu yaprak yiyerek geçirir ve bu sayede büyürler. Ayrıca büyüme sırasında birkaç kez deri değiştirirler. İki hafta kadar sonra tırtıllar artık dinlenmeye çekilir ve bir yaprağa asılı kalıp ağızlarından çıkardıkları salgı ile vücudlarının çevresini sarmaya başlarlar. Bir süre sonra, tüm vücudu koza ile sarılır. Tırtıl vücudu sarılı şekilde kelebeğe dönüşmeyi bekler.Kelebek haline gelen tırtıl kozayı yırtıp dışarı çıkar.
Aslında kelebeklerin ömrünün bir gün olduğunun düşünülmesi; bir kelebeğin kozadan çıktığı andan itibaren artık ömrünün son günlerine yaklaşıyor olmasından ileri geliyor. Tırtıl halinden sonra kelebek olarak hayatta kalması çok uzun süreli olmuyor. Kısacık zamanı kaldığından, insanoğlunun algısında “kelebeklerin ömrü bir gündür” fikri kalmış.
Mayıs 2014

Melis Vatansever bir yanıt verdi.

Kapalı tohumlu bitki nedir?

Kapalı tohumluların gerçek çiçek ve tohum taslakları vardır. Tohum taslakları ve tohumları meyve ile örtülü olduğundan kapalı tohumlu bitkiler olarak adlandırılırlar. Sayıları 250 bine yakın türden oluşur. Meşe, kayın, gürgen, karaağaç gibi yapraklı ağaçlar ve bütün meyve ağaçları bu gruba dahildir. Odunsu ve otsu çeşitleri vardır. Çok yıllık olanların bazıları kışın yaprağını döker, bazıları dökmez. Çenek sayısına göre tek çenekli ve çift çenekti olmak üzere ikiye ayrılırlar.
Mayıs 2014

Melis Vatansever bir yanıt verdi.

Evrim teorisi türlerin çeşitlenmesini nasıl açıklar?

Evrime göre canlılığın devamı ve çeşitliliği doğal seçilimle sağlanır. Bir popülasyon içindeki bazı tip canlılar diğerlerine göre daha fazla döl bırakır. Zamanla daha üretken olan tipin frekansı yükselir. Yeniden üretim kapasitesindeki farklılığa doğal seçilim denir. Doğal seçilim uyuma yönelik evrimin tek mekanizmasıdır; gen havuzunda daha önceden var olan genetik çeşit sınıflarının değişken yeniden üretim başarısı olarak tanımlanır. Doğal seçilimin en bilinen hareketi mutasyonla ortaya çıkan uyumsuz çeşitlerin ortadan kaldırılmasıdır. Doğal seçilim nasıl hareket ettiğine bağlı olarak genetik çeşitlenmeyi destekleyebilir ya da azaltabilir. Eğer seçilim zararlı alelleri temizlemeye yönelik hareket ederse ya da bir alelin sabitlenmesine yol açarsa genetik çeşitlenmeyi azaltır. Eğer heterozigotlar homozigotlardan daha uyumluysa seçilim genetik çeşitlenmenin desteklenmesine yol açar.
Mayıs 2014

Melis Vatansever bir yanıt verdi.

Mutasyonlar evrimde nasıl bir yere sahiptir?

Evrim, bir canlı popülasyonun genetik kompozisyonunun rastgele mutasyonlar yoluyla
zamanla değişmesi anlamına gelir.
Genlerdeki mutasyonlar, göçler veya çeşitli türler arasında yatay gen aktarımları sonucu türün bireylerinde yeni veya değişmiş özelliklerin (varyasyonların) ortaya çıkması, evrim sürecini yürüten temel etmendir. Evrim, bu yollarla oluşan değişimlerin popülasyon genelinde daha sık veya daha nadir hale gelmesiyle işler.
Mayıs 2014

Melis Vatansever bir yanıt verdi.

Hastalık dönemleri ateşimiz çıkmasına rağmen neden üşürüz?

Ateşimizin yükselmesi, hipotalamusta bulunan bedenimizin iç termostadının sıcaklığının yükselmesi ile gerçekleşir. Fazla egzersiz yaptığınızda ya da sıcak bir günde vücut sıcaklığınız yükselebilir ama iç termostatt a bir ısı değişimi olmaz, yaklaşık 36.8°C’de sabir kalır. Kendinizi sıcaklamış hissettiğinizde hipatolamus bunu terleyerek ya da deriye kan pompalayarak düzeltmeye çalışır. Tüm bunların yanında ateşlendiğinizde termostaddaki ısı da artar. Bu da beden sıcaklığımızın 36.8°C’nin altına düştüğü anlamına gelir, siz de üşür ve beden ısınızı arttırmak için titrersiniz.
Mayıs 2014

Melis Vatansever bir yanıt verdi.

Boğalar gerçekten kırmızıya koşar mı?

Kırmızı renk boğalar için hiçbir anlam ifade etmemektedir. Kırmızı renk hiçbir boğayı kızdırmaz. Çünkü boğalar renk körüdür. Boğalar kırmızı rengi diğer renklerden ayırt edemezler. Boğa güreşlerinde matador boğayı eline aldığı şapkasını şalını sallayarak kızdırır. Boğanın kırmızı şala saldırdığı inancı halk arasında yaygınlaşmış yanlış bir inançtır. İspanya'da boğaların kırmızı renge saldırdığı inancı, matadorların kırmızı başlık kullanmaları nedeni ile yaygınlaşmıştır. Matadorların amacı ise boğayı kızdırmak değil, seyircilere dahi iyi bir görünüm kazandırmak için seçilmiştir.
Mayıs 2014

Melis Vatansever bir yanıt verdi.

Afrika Menekşesi nasıl yetiştirilir?

IŞIK: Yetersiz ışıklanma Afrika menekşelerinin çiçek açmamasının en başta gelen nedenlerindendir. Menekşeler günde 10-14 saat ışık almalıdır. Ancak direkt güneş ışığı zarar verir. Eğer yeterli doğal ışıklanma sağlanamıyorsa, flouresan ışığı ile takviye edilebilir.

SICAKLIK: 20-25°C ideal sıcaklıktır. 15°C nin altına ve 30°C nin üstüne kısa süre dayanabilirler.

NEM: %40-50 nispi nem genellikle idealdir. Sıcaklık arttıkça nemi de arttırmak gerekir.

SAKSI: Temiz, seramik yada plastik saksılar kullanılabilir. Çok büyük saksı kullanılmamalıdır. Bitkinin kökü saksının her tarafını kaplamadan asla daha büyük bir saksıya şaşırtılmaz. Afrika menekşesi, kökler saksının kenarına ulaştığında çiçek açma eğilimindedir.

GÜBRELEME: Gübrelemenin yapılmaması ya da çok seyrek yapılması da çiçeklenmenin az olmasına neden olabilir. Azot fosfor ve potasyum oranları eşit olan ya da potasyum ve fosfor oranı daha fazla olan gübreler dönüşümlü olarak kullanılabilir. Ancak azotun üre azotu olmamasına dikkat edilmelidir. Gübreleme her sulamayla birlikte yapılabileceği gibi bir dolu bir boş şeklinde de yapılabilir. Ancak Afrika menekşesinin kökleri çok hassas olduğundan verilecek gübre miktarı önerilen dozun 1/3’i kadar olmalıdır.

SULAMA: Yumuşatılmış su ya da saf su kullanmaktan sakınılmalıdır. Menekşeler az da olsa normal çeşme suyunda bulunan iz elementlere ihtiyaç duyarlar. Ancak sudaki klor problem olabilir. Bu durumda suyun bir gece açıkta bekletilmesi klorun uçmasını sağlayacaktır. Menekşeler nemli tutulmalı asla çok ıslak bırakılmamalıdır. Sulama suyunun sıcaklığı ortam sıcaklığına yakın olmalıdır.

SAKSI HARCI: Menekşeler, köklerin kolay büyümesi için hafif ve havalı bir harç karışımına ihtiyaç duyar. Aynı zamanda harcın içinde zararlılar ve bakteriler de bulunmamalıdır. Saksı harcını yılda iki kez 1/3’ini boşaltıp yerine taze harç ilave ederek tazelemek gerekir. 1/3 torf, 1/3 perlit, 1/3 vermikulitten oluşan harç menekşeler için oldukça idealdir.

BAKIM: Her ay en alt sıradan 3 yaprağın alınması yeni yaprak oluşumunu teşvik eder. Çiçeklenme bittiğinde solmuş çiçeklerin ve çiçek saplarının alınması gerekir. Saksının her ay 90° çevrilmesi yaprak simetrisinin korunması bakımından önemlidir.
Mayıs 2014

Melis Vatansever bir yanıt verdi.

Tıbbi biyolojik bilimler bölümü nedir? Bölüm mezunlarının iş alanları nelerdir?

Bu bölüm modern tıbbın gereksinimlerinden doğmuş olup amacı tedavi edici hekimin yeterince uğraşamadığı tıbbın temel konularında geniş teorik bilgiye sahip ve uygulamaya yatkın araştırmacı niteliğinde eleman yetiştirmektir.
Tıbbi biyolojik bilimler programını bitiren öğrenciye "Tıbbi Biyolog" ünvanı verilir. Tıbbi biyolog kanun ve tüzüklerde biyologlar için tanınan bütün haklara sahiptir. İsteyenler sağlık bilimleri enstitüsü içinde istedikleri dalda yüksek lisans ve doktora eğitimi yaparak akademik ünvanlara sahip olur ve böylece tıbbın temel bilim dallarında öğretim üyeliği şansını kazanmış olur. Arzu edenler biyologların kabul edildikleri tıp dallarında ihtisas eğitimi yaparak uzmanlaşabilirler. Örneğin mikrobiyoloji dalında uzmanlaşarak özel bir bakteriyoloji laboratuvarı kurabilirler. Yükseköğretim kurumlarında öğretim elemanı olarak çalışabilirler klinik ve laboratuvarda yönetici olarak görev alabilirler. Bu bölüm mezunları hiçbir biçimde tedavi edici hekimlik yapamazlar. Ülkemizde giderek gelişmekte olan ilaç ve gıda endüstrisi içinde yer alan deneme geliştirme ve kalite-kontrol laboratuvarlarını yönetmede tıbbi biyolojik bilimler bölümünü bitirenlere ihtiyaç duyulacaktır.
Mayıs 2014

Melis Vatansever bir yanıt verdi.

Kimyada çözelti çeşitleri nelerdir?

Çözücünün Durumuna Göre Sınıflandırma

Katı çözeltiler, sıvı çözeltiler, gaz çözeltileri

Çözücü ve Çözünene Göre Sınıflandırma
1- Katı-Sıvı Çözeltileri : Bir katının bir sıvıda çözünmesiyle hazırlanan çözeltilerdir. ( Tuzlu su, şekerli su, bazlı su... )
2- Sıvı-Sıvı Çözeltileri : Bir sıvının başka bir sıvıda çözünmesiyle oluşan homojen karışımlardır. ( Kolonya, alkol+su... )
3- Katı-Katı Çözeltileri : Bir katının başka bir katı içerisinde homojen dağılmasıyla oluşan karışımlardır. Bütün alaşımlar katı-katı çözeltileridir. ( Lehim, çelik, tunç,
pirinç... )
4- Gaz-Gaz Çözeltileri : En az iki gaz karışımıdır. Bütün gaz karışımları homojendir ve çözeltidir. ( Hava, tüp gaz)
5- Gaz-Sıvı Çözeltileri : Bir gazın bir sıvıda çözünmesiyle oluşan karışımlardır. ( Kola, gazoz... )

Derişime Göre Sınıflandırma
1- Seyreltik Çözeltiler: Çözücü çözebileceğinden az miktarda maddeyi çözmüşse doymamış ya da seyreltik çözeltidir.
2- Doymuş Çözelti: Çözücü çözebileceği kadar maddeyi çözmüşse doymuş çözeltidir.
3- Aşırı Doymuş Çözeltiler : Çözücü çözebileceğinden fazla maddeyi çözmüşse aşırı doymuş çözeltidir.
Mayıs 2014

Melis Vatansever bir yanıt verdi.

Koful nedir? Çeşitleri nelerdir?

Özellikle bitki hücrelerinde ve tek hücreli canlılarda görülür. Hayvan hücrelerinde ise za­man zaman oluşan ve kaybolan küçük kofullar bulunur. Kofullar hücre zarından, endoplâzmik retikulumdan, golgi aygıtından ya da çekirdek zarından oluşur. İçlerinde koful öz suyu (hücre öz suyu) denilen bir sıvı bulu­nur. Kofullar genç bitki hücrelerinde az sayıda ve küçük; yaşlı bitki hücrelerinde ise büyüktür. Hatta bazı yaşlı hücrelerde hücre içini tamamen doldurarak sitoplâzmayı yana doğru iter. Kofullar hücrenin madde alışverişinde, beslenmesinde, sindiriminde, boşaltımında görevlidir. Kofullar kaybolup gerektiğinde yerine yenileri oluşabilir. Bitkisel hücrede metabolizma sonucu açığa çıkan zehirli artık ürünler, inorganik tuzlarla birleşerek çözünmeyen kristalleri oluşturur. Özellikle yapraklardaki kofullarda biriken kristaller hücrenin işlevlerinin azalmasına ve ölümüne neden olur. Tatlı suda yaşayan bir hücreli canlılarda, boşaltım kofulları (kontraktil kofulllar) oluşmuştur. Örneğin terliksi hayvanlardaki boşaltım kofulu tatlı sularda yoğunluk farkından dolayı, vücut içerisine giren fazla suyu dışarı atarak su miktarını ayarlar. Hücre sitoplazması içinde bulunan içleri sıvı, hava veya kısmen sindirilmiş besinle dolu olan boşluklara verilen ad. Kofullar, genelde su ve erimiş halde bulunan büyük moleküllü maddeler bakımından zengin bir sıvıyla doludur. Her koful, etrafındaki sitoplazmadan ince bir zarla ayrılır. Bitki hücrelerindeki kofullar, büyük ve az sayıdadır. Tek hücreli yaratıklardaki kofulların ise değişik vazifeleri vardır. Sindirim kofulları, boşaltım kofulları gibi. Boşaltım kofulları hücrenin bir nevi böbrek görevini yapar.

Yapısı : Sitoplazmadan ince bir zar ile ayrılır. Bu zar gerek yapı, gerekse geçirgenlik bakımından sitoplazma zarına benzer. Bunlar bir hücreli protistler ve bitki hücreleri için karakteristik ve önemlidir. Büyük olasılıkla golgi aygıtından meydana gelirler. Yüksek organizasyonlu hayvan hücrelerinde de bulunabilirler. Bitki hücrelerinde daha büyük boyutlarda görülürler. Bazı hücrelerde vakuoller, hücrenin değişmez bir organeli olduğu halde, diğerlerinde gerektiğinde oluşan ve işi biter bitmez kaybolan yapılardır.

Görevi : Tatlısularda, yoğunluk farkından dolayı, vücut içerisine giren fazla suyu pompalayarak küçük kanalcıklar aracılığıyla dışarıya atmaktır. 4 çeşit koful vardır. Besin kofulu, sindirim kofulu, boşaltım kofulu ve kontraktil (vurgan) koful.
Mayıs 2014

Melis Vatansever bir yanıt verdi.

ATP nedir?

Adenozin 3'-trifosfat, hücre içinde bulunan çok işlevli bir nükleotittir. İngilizce Adenosine Triphosphate'den ATP olarak kısaltılır. En önemli işlevi hücre içi biyokimyasal reaksiyonlar için gereken kimyasal enerjiyi taşımaktır. Fotosentez ve hücre solunumusırasında oluşur. ATP bunun yanı sıra RNA sentezinde gereken dört monomerden biridir. Ayrıca ATP, hücre içi sinyal iletiminde protein kinaz reaksiyonu için gereken fosfatın kaynağıdır. 3 tane fosfattan oluşur.

ATP çeşitli yollarla sentezlenebilir. Aerobik solunum yapan canlılarda ATP sentezi; oksijen varlığında ökaryot hücrelerde mitokondride, prokaryot hücrelerde ise mezozomda oksidatif fosforilasyon yoluyla gerçekleşir. Anaerobik solunum (oksijensiz solunum) yapan canlılarda ise ATP sentezi fermantasyon yoluyla olur.
ATP sentezinde yakıt olarak başta glukoz ve trigliseritler kullanılır. Trigliseritlerin bozunumunda gliserol ve yağ asitleri oluşur. Hücre sitozolunda glukoz ve gliserol, glikoliz yoluyla pirüvata dönüştürülürler. Sübstrat fosforilasyonu yoluyla bu aşamada bir miktar ATP pirüvat kinaz ve fosfogliserat kinaz enzimleri tarafından sentezlenir. Pirüvat sonra mitokondride oksitlenmeye devam eder.
Mitokondride pirüvat pirüvat dehidrojenaz aracılığıyla asetil KoA'ya dönüşür, o da Krebs döngüsü ile karbon dioksite kadar oksitlenir. Yağ asitleri de beta oksidasyonu ile asetil-KoA'ya dönüşürler ve Krebs döngüsü'yle metabolize olurlar. Krebs Döngüsü'nün her bir deviniminde süksinil KoA sentetaz tarafından bir ATP dengi GTP, bir de indirgeme gücüne sahip olan NADH sentezlenir. NADH'deki elektronlar elektron taşıma zinciri ile taşınırken ATP sentaz tarafından oksidatif fosforilasyonyoluyla çok miktarda ATP sentezlenir.

Glukozun karbon dioksite oksidasyonuna hücre solunumu denir. Glukozdaki kimyasal enerjinin %40'ı, hücre için daha kullanışlı olan ATP'ye dönüşür.
ATP ayrıca nükleozit difosfat kinaz enzimi aracılığıyla başka nükleozit trifosfatları kullanarak da sentezlenir:

ADP + GTP → ATP + GDP

Kas hücrelerinde ATP, guanido-fosfotransferaz tarafından katalizlenen benzer bir reaksiyonda da kreatin fosfat'ın fosfat grubu ADP'ye aktarılarak ATP ve kreatin oluşur.
Bitki hücrelerinde ATP, kloroplastlarda gerçekleşen fotosentez yoluyla sentezlenir. Bu ATP'nin bir kısmı sonra triozşekerlerinin oluşumu için Calvin döngüsünde kullanılır.

İşlevi

ATP'nin enerjisi onun ADP'ye dönüşmesine yol açan fosfat bağının hidrolizi ile açığa çıkar. Hücre içinde çeşitli enzim, motor protein ve taşıma proteini bu enerjiyi kullanırlar. ATP'nin bozunumu ADP ve inorganik fosfat (Pi) oluşturur, ADP sonra AMP ve Pi olarak ayrıca bozunur. ATP'nin bir diğer bozunum yolu AMP + PPi şeklindedir.

ATP'nin hücrede enerji kaynağı olarak kullanıldığı yerler kısaca şöyle sıralanabilir:
1.Biyosentetik reaksiyonlarda: protein, yağ, karbonhidrat ve nükleik asidin sentezi
2.Fiziksel hareketlerde: kas kasılması, stoplazmik hareketler, hücre bölünmesi
3.Aktif taşımayı sağlayan biyokimyasal reaksiyonlarda
4.Sinirsel iletimi sağlayan reaksiyonlarda
5.Salgılama olaylarında
Çalışma Mekanizması

ATP, bir tüp içinde hidroliz edildiğinde açığa çıkan enerji bu tüpün içindeki suyu ısıtır. Ancak bu enerji kaynağını bu şekilde kullanmak etkisiz ve tehlikeli olur. Hücreler, özgül enzimler yardımıyla ATP hidroliz enerjisini doğrudan endergonik olaylarla eşleştirme yeteneğine sahiptir. Özgül enzimler bir fosfat grubunu ATP'den başka bir moleküle aktararak, enerji eşleşmesini sağlar. Ekzergonik ve endergonik tepkimelerin eşleştirilmesindeki anahtar nokta, başlangıçtaki molekülden daha reaktif olan fosforile olmuş ara bileşiğin oluşumudur.
Bu olayı bir örnekle ele alalım. Bu örnekte ATP hidrolizi, bir amino asit olan glutamik asidin (Glu) başka bir amino asit olan glutamine (Glu-NH2) dönüşümünü üstlenmektedir:
ATP'nin yardımı yokken dönüşüm kendiliğinden gerçekleşmez. ATP'nin yardımı varken ise glutamin sentezi ATP tarafından sürdürülen iki basamaklı bir tepkime halinde gerçekleşir. Fosforile olmuş bir ara ürün oluşması, iki basamağı birleştirir.

1.ATP, glutamik asidi fosforile ederek (bir fosfatını glutamik aside aktararak), onu daha kararsız hale getirir.
2.Daha reaktif olan bu ara üründeki fosfatın ise amonyak ile yer değiştirmesiyle glutamin oluşur.

Tepkimeleri şöyle bir şemayla gösterebiliriz:
  1. Glu + ATP → Glu-P + ADP
  2. Glu-P + NH3 → Glu-NH2 + Pi(glutamin)
ATP'nin kimyasal yapısı
İnsan Vücudu
Mayıs 2014

Melis Vatansever bir yanıt verdi.

Adezyon ve kohezyon kuvveti nedir?

Kohezyon:
(Latince cohaerere) bir arada bulunma anlamındadır. Molekül çekim kuvveti demektir. Aynı cins moleküllerin arasındaki çekim kuvvetine denir. Kohezyon sıvı ve katı (gazlarda ihmal edilebilecek kadar küçüktür) maddelerde görülür. Bu maddelerin moleküllerindeki pozitif ve negatif yükler arasında oluşur. Bağların ömrü saniyenin trilyonda biri kadardır; ancak komşu moleküller arasında sürekli yeni bağ kurulur ve bu da bileşiği bir arada tutar. Bu olgu sonucunda sıvılarda ki yüzey gerilimi adı verilen olgu meydana gelir.

Adhezyon (Yapışma) Kuvveti :
Farklı iki madde arasında var olan ve bu iki maddenin birbirine yapışmasını sağlayan çekim kuvvetidir. Günlük hayatta adhezyonun örneklerini sıkça görmekteyiz. Yağmur damlalarının cama yapışması, denizden çıkan bir insanın vücudunun ıslak kalması, durgun bir su üzerinde hareket eden yaprağın suyu sürüklemesi ve benzeri durumlar adhezyona örnektir. Adhezyon, bir sıvının (örneğin suyun veya yoğun bir sıvının) cama yapışması durumunda etkin olan kuvvettir. Çay içerken bardağı kaldırdığınızda küçük çay tabağının da birlikte kalktığına çok kere şahit olmuşuzdur. İşte iki cam tabakayı birbirlerine yapıştıran, suyun özelliği olan Adezyon kuvvetidir.

Bir sıvının molekülleri ile içinde bulunduğu kabın yüzeyi arasındaki kuvvetler adhezyon kuvvetlerdir. Tüm bilinen yapıştırıcı maddeler bu kuvvetlerin işleyişi prensibine dayanılarak üretilir.
Mayıs 2014

Melis Vatansever bir yanıt verdi.

Lazanya nasıl yapılır?

Malzeme Listesi
  • 300 gram kıyma
  • 2 adet domates
  • 1 su bardağı rendelenmiş kaşar peyniri
  • 2 adet soğan
  • 2 diş sarımsak
  • 4 yemek kaşığı veya 1 su bardağı un
  • 2 yemek kaşığı tereyağ
  • Bir miktar tuz
  • Baharat olarak karabiber, pul biber ve kekik
  • 2 yemek kaşığı salça
  • 1 paket lazanya
  • 2 – 3 su bardağı süt

Lazanyanın Yapılışı
  1. 2 adet soğanı doğruyoruz ve doğrayıcıdan geçiriyoruz.
  2. 2 diş sarımsağı ince ince kesiyoruz ve tavaya 3 yemek kaşığı sıvı yağ ilave edip sarımsakları pişirmeye başlıyoruz. Ardından rondodan geçirmiş olduğumuz soğanları tavaya katıp pembeleşinceye kadar pişiriyoruz.
  3. Ardından 300 gram kıymamızı, soğan ve sarımsağı pişirdiğimiz tavaya ilave edip kavurmaya devam ediyoruz. Kıymamızı iyice tavaya yayıyoruz ve kısık ateşte pişiriyoruz.
  4. Bu esnada vakit kaybetmemek için, küçük bir tencere içine 2 yemek kaşığı tereyağ katıp pişirmeye başlıyoruz. Beşamel sosu kızgın ateşte yapmamalıyız. Kısık ateşte 2 yemek kaşığı tereyağını sıvılaşıncaya kadar ısıttıktan sonra içine 4 yemek kaşığı unumuzu ilave ediyoruz.
  5. 2 su bardağı sütümüzü çok yavaş olacak şekilde, beşamel sosumuza topaklanmayacak şekilde ilave ediyoruz ve güzelce karıştırıyoruz. Tereyağ ve unun kararmasını engellemek için. Düşük ateşte beşamel sosunu hazırlamamız gerekiyor.
  6. Beşamel sosa sütü ilave ettikten sonra hafif tuz ilave ediyoruz ve karabiber ilave edip isterseniz mikserden geçirebilirsiniz isterseniz iyice karıştırarak beşamel sosu bitiriyoruz.
  7. Domateslerimizi küp şeklinde doğruyoruz. 2 adet domatesimizi küp şeklinde doğradıktan sonra kıymamıza ilave ediyoruz ve pişirmeye devam ediyoruz. Domateslerimizde piştikten sonra baharatları ve tuzumuzu koyuyoruz.
  8. Kıymamıza da tuz ilave ediyoruz. Hazırlamış olduğumuz 2 yemek kaşığı salçayı da tavanın ortasında pişirebiliriz. Salçayı biber ve domates salçasını karıştırarak kullandım. Dileyen bu şekilde yapar dileyen hangi tip salçayı seviyorsa onu kullanır. Salçamızı da iyice yedirdikten sonra hazırlamış olduğumuz baharatları ilave ediyoruz. Baharat olarak pul biber ve kekik kullandım. Bunun dışında damak zevkinize göre hangi baharatı kullanmak istiyorsanız onu ekleyebilirsiniz.
  9. Son olarak da kıymamıza 1 bardak su katarak 10 dakika boyunca kısık ateşte pişiriyoruz.
  10. Beşamel sosumuz muhallebi kıvamına gelene kadar sütle dengeleyebiliriz. Çok yoğun olmuşsa eğer hafif süt katarak kıvamı tutturabilirsiniz. Beşamel sosa ise isteğe bağlı olarak karabiber ekleyebilirsiniz. Karabiberli çok güzel olmaktadır.

Lazanyanın Dizilişi
  1. Bor camımızın altını sıvı yağ ile yağlıyoruz ve lazanyaları diziyoruz. Lazanyaların 1/3′ünü en alta diziyoruz.
  2. Lazanyaların üstüne beşamel sosumuzu, lazanyaları kapatacak şekilde yediriyoruz. Beşamel sosun 1/3′ünü bu katmanda kullanacağız.
  3. Hazırlamış olduğumuz kıymalı harcımızı beşamel sosun üstüne döküyoruz. Kıymanın yarısını bu katmanda kullanacağız.
  4. Tekrar lazanyaları diziyoruz.
  5. Lazanyaların üstüne tekrar beşamel sosu koyup yediriyoruz.
  6. Beşamel sosun üstüne kıymalarımızı ilave ediyoruz ve kıymanın tamamını kullanıyoruz.
  7. Kıymanın üstüne tekrar lazanyaları diziyoruz.
  8. Lazanyanın üstüne beşamel sosunu koyuyoruz ve tüm beşamel sosunu kullanıyoruz.
  9. En üstteki beşamel sosun üstüne ise rendelenmiş kaşar peynirini eşit olacak şekilde dağıtıyoruz.
  10. Lazanya fırına sürmeye hazır hale gelmiştir.
  11. Fırında ise yaklaşık 20 dakika, 180 derecede pişiriyoruz ve yarım saat sonra servise hazırdır.

Yemek Tarifleri
Daha Fazla

İlgilendiği KonularTümü

Müzik

2849 Kişi   472 Soru

Sinema

3098 Kişi   300 Soru

Tattoo

7 Kişi   7 Soru

Biyoloji

202 Kişi   210 Soru

Radiohead

5 Kişi   0 Soru

Kedi

69 Kişi   55 Soru

Mikrobiyoloji

19 Kişi   28 Soru

Bakteriyoloji

6 Kişi   8 Soru

Kuş Gribi

3 Kişi   2 Soru

Viroloji

7 Kişi   15 Soru

Paleontoloji

2 Kişi   3 Soru

Sitoloji

4 Kişi   3 Soru

Sağlık

1065 Kişi   1183 Soru

Grip

9 Kişi   14 Soru

Deniz

56 Kişi   54 Soru

Hastalıklar

385 Kişi   275 Soru

Kuduz

2 Kişi   4 Soru

Bilgisayar

2526 Kişi   437 Soru

Kuşlar

13 Kişi   28 Soru

Zooloji

14 Kişi   35 Soru

Beslenme

98 Kişi   128 Soru

Moleküler Biyoloji

28 Kişi   19 Soru

Hayvan

56 Kişi   88 Soru

Uyku

275 Kişi   109 Soru

Balık

33 Kişi   40 Soru

Hayvan Davranışları

13 Kişi   22 Soru