Bilmek istediğin her şeye ulaş

Kürşat Akıncı, 

Gemi İnşaatı Mühendisi

Gemi İnşaatı Mühendisi Kürşat Akıncı inploid.com'da 1 soru sordu, 23 soru yanıtladı ve 3 takipçisi var.

Ekim 2016

Kürşat Akıncı bir yanıt verdi.

Lineer Cebir dersinin Bilgisayar Mühendisliği bölümünde kullanım alanları nelerdir?

Doğrudan cebir ile ilgili çözüme gittiğim bir sorunla karşılaşmadıysam da aynı ya da benzer değişkenleri içeren çoklu denklemle karşılaştığınız bir koşulda denklem değişkenleri katsayılarını matrisin birer ögesi olarak değerlendirip cebirde şu an anımsayamadığım ancak kaynak açıp baktığınızda karşılaşabileceğiniz çözüm yolları üzerinden denklemlerinizdeki her bir değişkenin değerini bulabilir ve işinizi sürdürebilirsiniz. Lineer Cebir dediğiniz karşılaşılan çoklu denklemli durumların çözümü için üretilmiş bir yöntemdir.

Örneğin;

3x+5y+7z = 8
2x+9z = 10
y+8z=5

Bu üç denklemi de aynı anda sağlayan x, y, z değerlerine gereksiniminiz varsa elinizde şöyle bir matris olur;

3 5 7
2 0 9
0 1 8

bu matrisin sonuç uzayı da
8
10
5 olur.

ilk matrisi
x
y
z

değişken matris uzayı ile çarparsanız sonuç uzayını bulursunuz. Değişken uzayını bulabilmek için çeşitli yöntemler var.

Mühendislikte böyle bir kaç denklemi olup bütün deklemleri aynı anda gerçekleyen değişkenleri bulmaya gereksiniminiz olmazsa pek kullanacağınızı sanmam cebiri.
Nisan 2016

Kürşat Akıncı bir yanıta alt yorum yaptı

Dostum 300 bin ışık yılı uzaktaki nesneyi gözlemliyorsun. Gördüğün şey onun 300 bin yıl önceki durumu. Nasıl geçmişini görmeyeceksin. Uzaklıklar aklının almayacağı kadar geniş nesin katılmadın anlamadım. İkincisi mercek etkisinden yararlanarak çok uzaktaki süper nova patlamaları gözlenir, bilirsin bolca olan şeyler değil kendileri.
Uzay, uzay-zaman denilen düzlemlerden oluşur. Her kütle-çekim sahibi nesne, uzay zaman denilen düzlemi büker. Kütle-çekimin büyüklüğüne göre bu bükülme -örneğin güneşin kütle-çekim etkisi- yıldızların etrafındaki gezegenlerin yıldızdan kopamamasını sağlar. Örnek olarak yatağınız üzerine bıraktığınız büyük bir bilye düşünün. Bu bilyenin ağırlığı nedeniyle yatağın o bölümü çöker. Bu uzay zamanın bükülmesini gözünüze getirmenize yardımcı olabilir. Ayrıca biraz küçük bir bilyeyi bu büyüğün yakınından gidecek şekilde yuvarladığınızda, büyüğün oluşturduğu çukura -eğer yeterince enerjisi yoksa- kapılır. Bu kuram sayesinde ışığın da aslında kütleli bir madde olduğunu kanıtlanmıştır. Dünya'nın kütle çekim etkisi sayesinde en uzun görüş mesafemiz -fiziksel olarak dünyanın yuvarlaklığından ötürü 5-6 km olabilecekken- ışın yolunun bükülmesi ile 8-10 km'ye çıkmaktadır. Şimdi gelelim karadeliğe.

Karadelik, evrenimizdeki çözülememiş sırlardan biridir. Bilinen şey uzay-zamanı sonsuz bükerek tam anlamıyla bir kuyu oluşturduklarıdır. Işık da dahil olmak üzere hiç bir nesnenin karadelikten kurtulma şansı yoktur, eğer kaçabilecek kadar uzakta değil ise. Eğer yeterince uzak ve de yeterince enerji var ise, dünyanın güneşin etrafında dönmesi gibi yıldızlar da karadeliğin etrafında dönebilir. Örneğin gökadamız Samanyolu'nun kalbi bir karadeliktir. Evrende serbest gezen karadeliklerin aksine galaksimizi bir arada tutmaktadır. Tabi bir yandan da yavaş yavaş içine çekmektedir tüm gökadayı. Şükür ki çok yavaş.

Karadeliklerden uzay-zamanı bükme yetenekleri ile yaralanılarak zamanda yolculuk fikirleri ortaya atılmışsa da pek bir hamle yapılamamıştır- açıkçası ben o zaman makinesine binmezdim, neme lazım :) -. Aslında daha fazlasını vikiden bulunabilir.

Son bir kaç şey diyeyim. Karadeliklerin çok kullanışlı olduğu alanlar vardır. Uzayda serbest gezen karadeliklerden uzay gözlerimde yararlanılır. Eğer teleskopunuzun çözünürlüğünün yetmeyeceği kadar uzak bir uzay bölgesini gölüyorsanız, Bu mesafenin ortasında kalan bir karadelik ışğıı bükmesi nedeniyle, kendisinden kurtulabilecek kadar uzaktan geçen ışınları - bakmaya çalıştığınız nesneden gelen ışınlar- öyle kuvvetli kırar ki, bir mercek gibi izlemek istediğiniz nesnenin görüntüsünü büyüterek ve sanırım güçlendirerek size odaklar. Bu sayede teknolojimizin ve teleskoplarımızın çözünürlüklerinin dahi yetmeyeceği kadar uzaktan gelen ışıkları inceleme şansı buluruz.

Tabi uzaydaki bir nesneyi incelemek bana hep ironik gelmiştir. Milyonlarca ışık yılı uzaklıktaki nesneyi bulduk diye çok heyecanlanırız ama o ışık milyonlarca yıl öncesinin ışığı. Belki de o nesne şu an orada değil. Belki de patladı ve yok oldu, var bile değil. :)
Nisan 2016

Kürşat Akıncı bir yanıt verdi.

Uyku neden gereklidir, uykuda geçen zamana yazık değil mi?

Niye yazık olsun ki? Uyanık kalıp İnstagram'da gezmek daha mı yararlı? İşemeye de yazık bütün yaşamamızın yaklaşık 1.5 yılını işeyerek, yaklaşık 3 yılını sıçarak geçiriyoruz. Nasıl olur da bu kadar süre işenir sıçılır. Bırakın bedenin gereksinimlerini karşılamayı :) :) . Uyu kardeşim salla. Kiminle yarışıyoruz, kimi geçmeye çalışıyoruz da bu kadar çalışmamız gerekiyor. Azcık yaşamın tadını çıkar ve uyu. :)
Nisan 2016

Kürşat Akıncı bu yanıtı beğendi:

Uyku neden gereklidir, uykuda geçen zamana yazık değil mi?

Hangimiz uykunun dışındaki zaman diliminde %100 faaliz ki uykuda geçen zamana yazık olsun?
Nisan 2016

Kürşat Akıncı bir yanıta alt yorum yaptı

Kaynak verebilir misiniz kanıtlanması ile ilgili.
Bu duruma en iyi çözümü Leonardo Da Vinci getirmiştir: Kendisi bir seferde 6-8 saat uyuyarak vakit kaybetmek yerine, her saat 20 dakika uyuyarak çalışmış ve yapıtlarını vermiştir; ki aslında onun bu uyku periodunun en verimli uyku periodu olduğu da artık kanıtlanmıştır...
Nisan 2016

Kürşat Akıncı bir yanıt verdi.

Neden ve nasıl yaşlanırız ve ölürüz? Evrim sonucunda görmeyi, duymayı, tatmayı, koklamayı, düşünmeyi gerçekleştiren hücre neden ölümü ve yaşlanmayı engelleyemedi? Bunun bir Yaratıcı'yla ilgisi var mıdır?

Kromozomlarının her hücre bölünmesinde hataya uğrayıp kısalmasından ötürü bedenin gelecek yaşlarda işine yarayacak ürünleri üretemez ve bedenin gereksinimlerini karşılayamayacak duruma düştüğü için yaşlanır ve ölürsün. Bu hatalı bölünmeleri engeleyebilir ve kromozom kısalmasının önüne geçersen, yaşlanma ve ölüm belirtilerini (yaşlılık nedeniyle ölümden söz ediyoruz) yok edebilirsin.
Nisan 2016

Kürşat Akıncı bir yanıt verdi.

Sonsuz evrende zamanın etkisi nedir? Zamanı maddenin ve uzayın önüne koymamız hata değil mi?

Zaman evrenin bir boyutu oladuğuna göre ve bunu bayağıdır bildiğimize göre kimse kimsenin önünde değil diye düşünüyorum.
Nisan 2016

Kürşat Akıncı bir yanıt verdi.

Evren bilinçli mi hareket ediyor yoksa kaosla mı?

Evren tümüyle karmaşa (kaos) ile ilerler. Kuantum fiziğini incelerseniz o karmaşadan nasıl bir düzen çıkabildiğini anlayabilirsiniz. Kuantum fiziği yanında olasılık bilimini de inceleyiniz. Kısacası her olgu karşmaşadan doğuyor.
Nisan 2016

Kürşat Akıncı bir yanıt verdi.

Zaman nedir?

Zaman Pılank (Planck) sabiti ile atlamalı olarak ilerleyen ve bana göre birbirine paralel olan evrenlerin dizimidir.
Nisan 2016

Kürşat Akıncı bir yanıt verdi.

Richard Dawkins hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?

Çok büyük bilim adamı, çok kötü bir felsefeci.
Nisan 2016

Kürşat Akıncı bir yanıt verdi.

Bilgili bir ateist tartışmaktan kaçar mı?

Niye kaçsın, tartışma uslamlanabilir ( ar. mantık, ar. + tür. Mantıksal) bir seviyede kaldıkça. Ancak çoğu zaman inançlı tarafın savları bilimsel ve uslamlanabilir olmaktan uzak oluyor. Çünkü hiç bir inanan inancını sorgulama konusunda rahat değil. Tüm inananlar özgürce inançlarını sorgulayabildiği anda bir tanrıtanımaz ( latin. Ateist) özgürce ve özgüvenli biçimde tartışabilir. Ben inançlı biri olarak bile kendi inancımı yine bir inançlı birine karşı sorguladığımda yemediğim söz, sövgü kalmıyor. Bir tanrıtanımaz neden Türkiye gibi bir ülkede görüşlerini açıkça tartışsın ki?
Nisan 2016

Kürşat Akıncı bir yanıt verdi.

Neden pozitif yük negatif yükü çeker?

Bunun için evrenin ilk 3 saniyesindeki fiziğin ve atom altı parçacıkların davranışlarının anlaşılması gerekiyor. Bu konuyu araştırabilirsin.
Nisan 2016

Kürşat Akıncı bir yanıt verdi.

Yer neden çeker?

Yer çekmesi ile sözü edilen eğer toplumumuzda yaygın olan "taş çeker" deyimindeki anlam ise, bedenimizin iyi bir ısı iletkeni olmasından ötürü, beden ısımızın bir kısmının toprağa/taşa/metale aktarılması ile beden ısımızın düşmesi ve sonrasında bedenimizin aynı ısıyı korumak için daha çok çalışması, bu çalışma artışı sırasında dışarıdan gelen virüs ve bakteri saldırılarına karşı savunmada daha güçsüz kalması nedeniyle hastalığa neden olması bu deyimi doğurmuştur.

Eğer ki yer çekiminden söz ediliyorsa, yer çekimi diye bir şey yoktur. Özünde kütle çekimi denmelidir ancak kütle çekimi deyimi de tümüyle yanlıştır. Hiç bir kütlenin çekim yeteneği yoktur. Aynştayn'ın (Einstein) da bulduğu gibi evren uzay-zaman denen çok boyutlu bir dokudan oluşmaktadır. Kütlelerin yeteneği bu dokuyu bükmektir. Bütün kütleler uzay-zaman dokusunu bükerler. Bunu 2 boyutlu olarak canlandırırsak gergin bir çarşafın üzerine konmuş bir bilye olarak düşünülebilir. Bilye çarşaf ne kadar gergin de olsa çarşafı eğecek, bulunduğu yerde çukur oluşturacaktır. Eğer çok daha küçük kütleli bir bilyeyi büyük bilyenin oluşturduğu çukurun yeterince yakınına bırakırsanız, küçüğün bu çukura kapıldığını göreceksiniz. Burada bilinmesi gereken doğada hiçbir kuvvetin çekme işlevi görmediği, bütün kuvvetlerin itme etkisi yarattığıdır. Çeken hiçbir kuvvet olamaz, tüm kuvvetler iticidir. Dolayısı ile bizi çeken kütle değil, bizi iten uzay-zaman dokusudur. Uzay-zaman dokusu bizi kütlelerin eğip büktüğü merkezlere iter. Örneğin Güneş uzay-zamanı o kadar bükmüştür ki, güneş sistemindeki tüm nesneler bu bükümden kurtulamazlar. Dolayısı ile kütlelerin çekim etkileri (elbetteki bizim çekme olarak algılamamız nedeniyle, aslında uzay-zamanın itme etkileri) oluşur. Daha ayrıntı istersen Youtube üzerinden Miçiyo Kaku'nun (Michio Kaku) izlencelerini (ing. video) izlemeni öneririm.
Kasım 2012

Kürşat Akıncı bir yanıt verdi.

Bütün asal sayıların toplamı kaçtır?

Sonsuza gittikleri kanıtlanamamış olduğundan sonlu bir değer mi sonsuz mu bilinememektedir çünkü asal sayıları bulmaya yarayan bir formül henüz geliştirilemedi. Böylelikle sonsuz tane asal mı var yoksa belirli bir sayıdalar mı bilinemiyor o yüzden toplamı hakkında da bir şey söylenemez.
Kasım 2012

Kürşat Akıncı bir yanıt verdi.

Türk futbolunda Havuz Sistemi bozulmalı mıdır?

Hayır bozulmamalıdır. Anadolu kulüpleri yıllarca istanbul kulüpleri altında ezildi. egolarımızın bizi ittiği düşüncelerden sıyrılmak lazım. Sırf Galatasaray'lı, Fenerbahçe'li, Beşiktaş'lı açıdan bakmamalıyız konuya. Burada söz konusu Türk futbolu olmalı. Daha bir kaç gün önce Orduspor'un golünde sıradan bir pozisyon gibi sesini çıkartmaktan aciz sunucu, fenerbahçenin golünde yırtınmaktaydı. bu bile futbolumuzun 18 değil bi iki seçenekli olduğunu gösterir. ancak biz izleyiciler unutmamalıyız ki bu futbol 3 takımın oyunu değildir. burada insanlar oynamaktadır. Eğer türk futbolu 18 takımlı değil 3 takımlı olacak olursa ve bu üç takım da yabancılara abanıyor gün geçtikçe yabancı kontenjanını arttırmak için yırtınıyorlarsa gençlerimiz kendilerini nerede geliştirecekler? Milli takım niye başarılı olamıyor? düşünün belki 3 takıma bağımlı olduğumuzdan ve üçünün de yabancılarla oynamaya can attıklarından olabilir. ancak anadolu takımları daha çok kazanır kupa kazanmaya ortak olabilirlerse türk futbolcuları özellikle gençler kendilerini gösterebilir. avrupanın en kalabalık 2.nci ülkesinin (rusya hariç) bunca gencini 3 tanecik takımın onlara burun kıvırıp kıvırmamalarına, beğenip beğenmemelerine, yabancılar yüzünden oynatıp oynatamamalarına bağımlı bırakmak yüzsüzlüktür.

Gençlerimiz kendilerini Adanaspor'da da gösterebilmelidir, Altınordu'da da, Samsunspor'da da. Yıllarca bunca kalabalık ve genç nüfusu yoğun ülkemizden neden dünya çapında bir sürü oyuncumuz yok. işte bu yüzden. 3 takıma bağlı kalırsanız ve o üç takımı yabancılara bağımlı kılarsanız sonuç budur. izleyici umurmda değil oyunculara yazık. hiç birisi kendini geliştirmeye fırsat bulamıyor. yalnız bir iki parlak hareket yapıp bu takımlara kapağı atmaya çalışıyor. o yüzden anadolu takımlarının bu ezikliğine son verilmesi için havuz sonuna kadar devam etmeli. avrupada başkent takımı şampiyon olamamış ülkeleri bir sayın bakalım. ben sayayım en başta türkiye var. ondan başka da var mı bilmiyorum varsa da küçük ülkelerdendir. büyük liglerde böyle bir şey yok. türkiye istanbuldan ibaret değildir. vatanı kurtaran da anadoludur. onu besleyen de üreten de. istanbul sadece tüketir. istanbula bağımlı olduğumuzu görmek beni gerçekten üzüyor. anadoluda nice cevherler, nice genç varken başka onurlar, tolgalar, cenkler, rüştüler yetiştirmek varken musleraya hayran olmak beni üzüyor. türk gençliği içindir tek üzüntüm. başka da değil. kim şampiyon olursa olsun umrumda da değil.
Temmuz 2012

Kürşat Akıncı bir yanıt verdi.

Depremde yıkılan binaları yapan mütahit denen pisliklerin sizce eli kanlı bir teröristten ne farkı var?

Malesef günümüz ne kadar ucuz o kadar iş mantığıyla çalıştığından insanların kullancağı her türlü aygıt yalnız para kazanılıp yüksek kar getirmesi gereken şeyler olarak görüldüğünden, inşaatlar da diğer her şey de getirdiği kazanca göre yapılıyor. Eğer kar getirmiyorsa insanların ihtiyacı var mı yok mu umursamadan o iş bitiriliyor. Aynı mantıkla yapılan evlerde evi yapan da yaptıran da denetlemeyen de, para kazanan da suçludur. Kişisel çıkarları uğruna çalışmış, bir teröristten de farkı yoktur.
Temmuz 2012

Kürşat Akıncı bir yanıt verdi.

Önemli olan sonuca ulaşmak mıdır yoksa yol almak mı?

Bir yerde evrenin sürekli genişlediğini duymuştum. bu doğruymuş. henüz ona ulaşmadan sonuç dediğiniz her şey onu elde eder etmez bir başka ulaşılması gereken sonucu doğurur. aslında "son""uç" hiç yoktur. önemli olan yol almaktır, bazen koşarak, bazen de sanılanın aksine kıldamadan durarak.
Temmuz 2012

Kürşat Akıncı bir yanıt verdi.

Ütopyanda nasıl bir ülke var?

Çok ütopik olmayan bir ülke
Temmuz 2012

Kürşat AkıncıPendikyat Kulübü kişisini takip etmeye başladı

Pendikyat Kulübü, Gemi İnşaatı Mühendisi, @Pendikyatkulubu

Temmuz 2012

Kürşat Akıncı bir yanıt verdi.

Fiziksel yasalar olmasaydı evrenin davranışları nasıl olurdu?

İlla ki bir şey olurdu, onlara fiziksel yasalar derdik.
Daha Fazla