Bilmek istediğin her şeye ulaş

Erkin Özyerli, 

Sosyolog

Sosyolog Erkin Özyerli inploid.com'da 2 soru sordu, 65 soru yanıtladı ve 24 takipçisi var.

Kasım 2015

Erkin Özyerli bir yanıt verdi.

Dilber dudağı tatlısı ismini nereden alır?

Osmanlı döneminde ünlü bir aşçı varmış bu aşçı Dilber adında bir kadını seviyormuş. Kadın da bu adamı seviyormuş ve birbilerine çok bağlılarmış. Bir gün kadın ölmüş, adam ansızın kalakalmış. Adam da kokuna, o tatlı dudağına doyamadım diye üzülürken anısını yaşatmak için o kadının dudağına benzer bir tatlı yapmış adını da Dilber Dudağı koymuş. Dikkat ederseniz Dilber Dudağı tatlısının bir boyutu ve şekli vardır.Normal dudaktan biraz büyüktür. Bu durum kadının iri dudaklı oluşundan gelmektedir.Sonra sarayda bu tatlı çok tutmuş herkes beğenmiş ve padişah'ın sofrasının daimi tatlılarından biri olmuş. Günümüze kadar da bu isimle gelmiş.

Bu konuyla ilgili bir bilgim yok, internetten araştırmalarım da bir sonuç vermedi. O yüzden ben de kendimce böyle bir teori(sallamasyon) geliştirdim.Soran olursa da öyle dersin doğrusunu öğrenene kadar sorun olmaz heralde :)
Kasım 2015

Erkin Özyerli bir yanıta alt yorum yaptı

Tekrar merhaba.Bununla ilgili güncel bir haber buldum uzmanların açıklamasına göre Standart bir insan günlük ortalama 15-16 saat uyanık kaldığı için beynin nikotin isteği de ortalama her 45 dakikakada bir geliyormuş günlük nikotin isteğinin karşılanması ise 20 adet sigaraya denk geliyormuş.Yani matematiksel bir durummuş uzmanlara göre haberin detayına buradan ulaşabilirsiniz.Benim teori bana daha mantıklı geldi ama uzmanların dediğini de gözardı etmemek lazım :)

karsigazete.com.tr/saglik/bir-pakette-20...
Uzun uzadıya düşünülerek bu sayıya ulaştıklarını düşünüyorum. Kesin bunda da bir hinlik vardır. Sonuç olarak işe yarıyor, sigara içenlerin sayısı, içmeyenlerden fazla.
Ağustos 2015

Erkin Özyerli bir yanıt verdi.

Eylül ayında deniz turizmi için hangi beldeleri tavsiye edersiniz?

Avşa adasını tavsiye edebilirim. Güneye göre belki daha soğuk olabilir bilmiyorum ama avşa adası alternatif tatil bölgeleri arasında benim favorim.Balıkesir'e bağlı bir ada ve istanbul'a feribotla 3 saat sürüyor yaklaşık. Öncelikle ege ve akdenizdeki bilindik tatil yörelerinin yoğunluğu ve karmaşıklığı yok.Denizi çok iyi değil ama yüzülebilir ben bir problem yaşamadım.Geceleri kumsalda şarap içmek veya alkol almıyorsan kola çekirdek de olabilir keyifli.Alkol kullanıyorsan ise özellikle mavikoy şarabını tavsiye ederim. İçimi çok lezzetli en az 2-3 yıllık zaten şaraplar. Ve tadı o fiyatta bulabileceğin şaraplar arasında en iyisi bana göre.Fiyatı da 2014'te 15 tl idi.Bu sene belki 20 olmuştur ama bu fiyata bu lezzette şarap sanmıyorum olacağını. Ayrıca eylül ayında pansiyon fiyatları yarı yarıya düşüyor. 30-40 tl gibi fiyatlara pansiyon bulabilirsin.Zaten adanın nüfusu kışın çok az esnaf ve pansiyon sahipleri veya biraz yerlileri oluyor.sezonda ise 90 bin civarı olduğu söyleniyor nüfusu. Ayrıca bari, cafe club tarzı yerler yeterli sayıda ve tatmin edici bence.Sakinliği seçmek istersen de o imkan da var.Zaten çoğu yerli ve yabancı turist olduğu için çok rahat kaynaşabiliyorsun kumsalda oturup sabaha kadar sohbet edebilirsin.Sonuç olarak sakin, ekonomik ve keyifli bir yer arıyorsan tavsiye edebilirim.
Ağustos 2015

Erkin Özyerli bir yanıt verdi.

Bir sigara paketinde neden tam 20 adet sigara vardır? Belki cevap mahiyetindedir ancak kapitalizm ve bağımlılık ile bir alakası olabilir mi?

İnternette amca'nın biri yabancı bir sitede bu şekilde cevap vermiş :)Packaging and being "user friendly". The pack of 20 fits into the mans shirt pocket nicely. If there were more than 20, it would be too wide to fit. Don't know how this would affect the ladies.
Türkçe meali:
Paket ve yapısı kullanıcı dostu. 20 adetten oluşan paket gömlek cebine güzelce sığar. 20 den fazla olsaydı bu çok geniş olacaktı ve sığmayacaktı. Ama kadınlar için bu durumun etkisi nasıldır bilmiyorum :)
Ben de gömlek ve sigara ile ilgil internette biraz araştırma yaptım ve şu şekilde bir teori geliştirdim.Yukardaki düşünceye biraz benzer veya daha detaylısı.
Gömleğin icadı eski mısıra dayanıyormuş. Avrupa ve dünyada 14. Yy dan sonra yaygın kullanıma başlanmış. Ayrıca askerler savaşlarda da gömlekvari kııyafetler giymektedir.Sigara ise 18 yy da özellikle kullanımı yaygınlaşmış. Bu bağlamda gömlek sigaradan önce bulunmuştur.Sigaranın yaygın kullanıcıları ise erkeklerdir o dönemde.Ataerkil dünya düzeni özellikle o dönemde daha yaygındı ve üretilen çoğu ürün bu bağlamda erkek için olmuş olabilir. Kadınların sosyal ve iş hayatında bulunmalarının yaygınlaşması ise daha sonralara dayanmaktadır. Bu bağlamda ilk sigara üreticileri kullanımı ve taşıması uygun olsun diye boyutunu belirlemede gömlek ceplerini baz almış olabilir. Ve bu standart paketlere 20 dal sığmaktadır. Daha çok koyması bu açıdan mantıklı olmayacaktır.Peki daha az koyamazlar mıydı? Pek tabi koyabilirlerdi ancak o zaman teknoloji yaygın olmadığı için ve maliyetler günümüze oranla yüksek olduğu için kutuyu maksimum verimle değerlendirmek istemiş olabilirler. Temel kapitalist mantık minimum maliyet maksimum fayda esasına dayanır.Zaten liberalizm ve kapitalizmin ortaya çıkması da bu dönemlere dayanır. Bu açıdan erkekleri ilgilendirdiği için kadınlar açısından pek geçerliliği yoktur bu durumun zaten kadınlar çantalarında ve ellerinde taşıyorlar genelde sigara paketlerini. Günümüzde ise paketlerin miktar ve boyutlarının farklılık göstermesi de maliyetlerin düşmesi, pazarlama stratejilerinin gelişmesi olabilir. Sonuç olarak şuanada kadar internette araştırdğım kadarıyla en mantıklı teori bu diye düşünüyorum ta ki bunu çürütecek veya daha mantıklı teoriler çıkana kadar :) yeni bilgiler edinirsem de tekrar editlerim yorumu :)


Ağustos 2015

Erkin ÖzyerliAteizm konu başlığını takip etmeye başladı.

Ateizm

Ateizm ya da tanrıtanımazlık, tüm tanrılara ve ruhsal varlıklara olan metafizik inançları reddeden ve var olan gerçekliği inanç yoluyla açık...

Ağustos 2015

Erkin ÖzyerliDin konu başlığını takip etmeye başladı.

Ağustos 2015

Erkin Özyerli bir yanıt verdi.

Hangi şehir sizin şehriniz? Neden?

Benim şehrim kesinlikle istanbul'dur. 24 saat zaman kavramını dolu dolu kullandığın bir şehirdir. Diğer şehirlerde bu nedenle kazıklanmış gibi hissediyorum :) Ayrıca benim için şu durum çok önemli yaşadığım şehirden keyif alabilmem için.Sosyal, Kültürel, Eğlence vs. aktiviteleri için imkanlar çok olacak. Bunların çok olması hepsini yapacağım ya da yapmam gerektiği anlamına gelmiyor ama bu imkanın olmasının verdiği rahatlık bile yeter. Yani canınız ne zaman ne isterse yapabileceğiniz imkanlarla dolu bir şehir seçenek çok. Ayrıca boğaz gibi muhteşem bir doğal ve tarihi güzellikleri var.Haliyle deniz var deniz bir şehir için çok önemlidir. Özellikle çocukluğunuz deniz olan bir şehirde, ilçede geçtiyse bu sizin için daha da önemli olmaktadır. Yüzmek açısından kısıtlı imkanlara sahip olsa bile denizin varlığı şehre ayrı bir güzellik katıyor. Kötü yanları ve durumları yok mu bu şehrin? Var tabi ancak iyi özellikleri kötülerinden fazla olduğu için ve sizi tatmin ettiği için sizin için özel bir anlam kazanıyor bu şehir. Türkiye'de özellikle batıda birçok şehir ve ilçe gezdim kesin konuşmamakla birlikte bundan sonraki hayatımı İstanbul'da geçireceğim diyebilirim. Tabi tam tersi düşünenler de olabilir onlara da saygı duyuyorum.Ama benim şehrim İstanbul'dur :)
Ağustos 2015

Erkin Özyerli bir yanıt verdi.

İstanbul'a yeni gelen bir üniversite öğrencisi İstanbul ulaşımını nasıl öğrenebilir?

İstanbul'da ulaşımı tam olarak kimse öğrenemedi daha :) ancak deneyimle, görsel hafızayla ve internetten araştırarak pratik ulaşım yöntemleri konusunda deneyim kazanabilirsin. Toplu taşıma hatlarını internetten İstanbul Ulaşım Hizmetleri sayfasından bakabilirsin. Her yere neredeyse çoğu ulaşım yöntemi ile gidebilirsin ancak sana maksimum fayda sağlayacak yöntemi seçmelisin ki zaman kaybı ve ruh sağlığında sıkıntı olmasın :). Örneğin Beşiktaş, Şişli, Kadıköy gibi gündüz nüfusu yoğun olan yerlere mesai başlangıcı ve mesai sonlarında İETT veya dolmuşla gitmek aynı şekilde kıta değişimi yapmak pek sağlıklı değil. 5 dk'lık yol 1 saati bulabilir. Bu durumda deniz ve metro ulaşımı daha pratik olacaktır. Dediğim gibi yaşadıkça zamanla deneyim kazanacaksın ve bu durum senin için çok sorun teşkil etmeyecektir ama şunu söyleyebilirim bütün zorluklarına rağmen İstanbul güzel şehir :)
Ağustos 2015

Erkin Özyerli bir yanıt verdi.

Yaratıcı insanları, evreni vs. neden yarattı?

Bu soruda eksik olan taraf tek taraflı bir soru olması yani düşünce akımlarının hepsine hitap etmiyor. Yaratıcı inancına sahip biri bu soruyu detaylı cevaplandırabilir. Yaratıcı inancına sahip olmayan biri için bu soru geçersizdir. Yani yaratıcı inancına sahip olmayan biri için bu sorunun cevabı; böyle bir durum yok olacaktır. Bu cevabın da bir anlamı olmayacaktır.
Yaratıcı inancına sahip olan biri ise karşılaştığı sorular karşısında bir süre sonra kısırdöngüye girecektir ve sonucunda sorgulamayı bırakıp sorgulamadan inanma yoluna gidecektir. Yaratıcı inancına sahip dinlerin çoğu bu genel olarak bu şekilde işleyişe sahiptir. Yani çok fazla irdelemeden inanma ve öldükten sonraki yaşam için çalışma yolunda hayatlarına devam edeceklerdir.
Ağustos 2015

Erkin Özyerli bir yanıt verdi.

Türkiye'de artık şu değişsin dediğiniz şey nedir?

Sadece amacı İnsanı, doğayı sömürmek olan ve bunu her alanda gösteren vahşi kapitalist sömürü düzeni değişirse gerçekten bir şeyler değişir ancak bunun değişmesi tamamen bireylerin ve toplulukların zeka ve kişilik seviyeleriyle orantılı! . .
Ağustos 2015

Erkin Özyerli bir yanıta alt yorum yaptı

zengin kişi örneğinde ilk yanlış şu bana göre insanüstü bir varlıkta insana özgü özellikler bulunmaz.zengin kişinin fakir olana yardım yapması yapmaması onun kişiliğini belirler yaparsa iyi biri yapmazsa kötü biri olarak tanımlanır.Ancak allahın kendisine ibadet için yaratmış olduğu bir canlıya isterse iyi şey yaptırması isterse kötü şey yaptırması üstün yaratıcı kavramıyla çelişiyor,çelişmiyorsa o zaman bu durum bizi allahın insanlara kötülük yapan onlara eziyet çektiren bir yaratıcı yada "sahip"olduğuna götürür bu da ego kavramına karşılık gelir.Ego canlılar içindir.yaratıcıda olmaması gerekir.Sadece kendine ibadet etmesi,istediklerini yapması ve cefa çekmesi için bir varlık yaratmak insanlar içinde bile hoş görülmeyen bir davranış,eylemdir.Örnek vermek gerekirse;Anne-baba dünyaya getirdiği evladının hep iyi olmasını ister,GÜCÜ yettikce onu korur kollar ve istediğini yapmıyor diye de onu yakmak,azap içinde bırakmaz bırakırsa zaten bu onun kötü bir anne baba olduğunu gösterir bu da bizi insancıl davranışlara götürür ama varlıküstü yaratıcı kavramında böyle özellikler bulunmaz bulunmaması gerekir.Bu nedenle verdiğiniz cevaplardan pek tatmin olduğumu söyleyemem ama medeni bir şekilde cevap verdiğiniz için teşekkürler.
Herşey Allah'ın izni ile olur. Onun izni olmadan yaprak bile kımıldamaz. Hatta ve hatta tüm evreni aklınıza getirin, evrende olan biten tüm patlamalar, çarpışmalar, kısaca tüm o dinamiklik Allah'ın izni ile olur. Elbette neden-sonuç kurgusuyla. İnananlar için durum böyle. Burada insanı farklı bir yere koymak gerekiyor. Allah cinleri ve insanları kendisine ibadet etsin diye yaratmıştır. Şimdi olaya şöyle bakmak lazım; İnsanda olan diğer canlılarda olmayan en belirgin özellikler neler? İrade, akıl, bilinç, farkındalık... Bilimin açıklamakta çaresiz kaldığı bu özellikler insana has özelliklerdir. İnsan iradesi Allah izni dışındadır. Burayı dikkatli anlamak lazım. Bunu iki zıt örnekler somutlaştırmaya çalışayım. Otobüse bindiğimi düşünün. "Herkese selam verdim, yaşlı birine yer verdim, gülümsedim, biriyle sohbet ettim, o sırada işsizdim belki, biri iş teklif etti... " Zıt örnekte; "otobüste biriyle tartıştım, kimseye yer vermedim, biri bana ters baktı, bende ona ters baktım, o bakan kişiyi bıçaklamak geçti içimden... "

Aynı ortamda iki zıt örnekte benim kararlarım ve iradem söz konusu. Birine yer vermek ya da vermemek Allah'ın izni ile olmaz. İnsanın iradesi ile olur. Fakat kararın "hayırlı" ya da "hayırsız" olacağını biz bilemeyiz. Burada işe kader mevzuu girer. Allah'ın izni konusuyla alakalı olduğundan kader kavramını da iyi anlamamız lazım. Otobüs örneğinde birini bıçaklamayı düşünen adam o kişiyi bıçakladığında "Kaderim böyleymiş, zaten önceden belliydi, ben neden suçlu olayım ki? " deme şansı yok değil mi? Kaderi şöyle anlamak lazım; Allah'ın bizim başımıza gelebilecek tüm iyi veya kötü olayları bilebilmesidir. Bu sebeple bir yere atanan ya da evlenen birine "hayırlı olsun inşallah" deriz. Çünkü biz (çevredeki tüm değişkenleri hesaplamaktan aciz olduğumuzdan) geleceği bilemeyiz. Bu sebeple kaderimiz böyleymiş demekle omuzlarımızdaki yük azalmaz.

Kısaca (inananlar için) İnsanlar ve cinler hariç tüm canlılar (bitkiler ve hayvanlar) Allah'ın izni olmadan hareket etmezler. İrade, akıl ve bilinç gibi özelliklerle donatılan insanın düşünmesi, araştırması ve hakikati bulması gerekir. Saygılarımla. . .
Ağustos 2015

Erkin Özyerli bir yanıta alt yorum yaptı

Öncelikle cevaplar için teşekkürler ancak burda o kuralları sorgulamak bize bir şey ifade etmez demişsiniz ama metindeki son cümlenizde de "İrade, akıl ve bilinç gibi özelliklerle donatılan insanın düşünmesi, araştırması ve hakikati bulması gerekir." demişsiniz.Hangisi doğru çünkü ikisi birbirinin zıddı cümle.
Ayrıca allah iyilik kötülük konusunda bizi sınava aldığı için kendi başımıza bıraktı karışmıyor yaptıklarımıza diyorsunuz ama aşağıdaki ayetler tam tersini söylüyor ve bu ayetlere göre dünyada olup biten kötü şeyler özgür insan iradesine göre olmuyor.allah istemediği için böyle oluyor,iyi şeyler ya da kişiler de istediği için iyi oluyor. eğer bunun yanlış olduğunu iddia ederseniz allahın ayetlerini inkar etmiş olursunuz,eğer doğru derseniz kendi söylediklerinizi inkar etmiş olursunuz!..

"Allah kimi doğru yola koymak isterse onun kalbini İslamiye­te açar, kimi de saptırmak isterse... kalbini dar ve sıkıntılı kı­lar.." (K. 6, En'am Suresi, ayet 125)

"Tanrı dileseydi hepinizi doğru yola eriştirirdi" (K. 6, En'am Suresi, ayet 149) ya da "Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapar­dı. Ama o istediğim saptırır, istediğini doğru yola eriştirir..." (K. 16, Nahl Suresi, ayet 93)

"AIIah dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola eriştirir" (K. 14, İbrahim Suresi, ayet 4).

"Ey Muhammed! Sen sevdiğini doğru yola eriştiremezsin ama Allah dilediğini doğru yola eriştirir..." (K. 28, Kasas Suresi, ayet 56.)
Herşey Allah'ın izni ile olur. Onun izni olmadan yaprak bile kımıldamaz. Hatta ve hatta tüm evreni aklınıza getirin, evrende olan biten tüm patlamalar, çarpışmalar, kısaca tüm o dinamiklik Allah'ın izni ile olur. Elbette neden-sonuç kurgusuyla. İnananlar için durum böyle. Burada insanı farklı bir yere koymak gerekiyor. Allah cinleri ve insanları kendisine ibadet etsin diye yaratmıştır. Şimdi olaya şöyle bakmak lazım; İnsanda olan diğer canlılarda olmayan en belirgin özellikler neler? İrade, akıl, bilinç, farkındalık... Bilimin açıklamakta çaresiz kaldığı bu özellikler insana has özelliklerdir. İnsan iradesi Allah izni dışındadır. Burayı dikkatli anlamak lazım. Bunu iki zıt örnekler somutlaştırmaya çalışayım. Otobüse bindiğimi düşünün. "Herkese selam verdim, yaşlı birine yer verdim, gülümsedim, biriyle sohbet ettim, o sırada işsizdim belki, biri iş teklif etti... " Zıt örnekte; "otobüste biriyle tartıştım, kimseye yer vermedim, biri bana ters baktı, bende ona ters baktım, o bakan kişiyi bıçaklamak geçti içimden... "

Aynı ortamda iki zıt örnekte benim kararlarım ve iradem söz konusu. Birine yer vermek ya da vermemek Allah'ın izni ile olmaz. İnsanın iradesi ile olur. Fakat kararın "hayırlı" ya da "hayırsız" olacağını biz bilemeyiz. Burada işe kader mevzuu girer. Allah'ın izni konusuyla alakalı olduğundan kader kavramını da iyi anlamamız lazım. Otobüs örneğinde birini bıçaklamayı düşünen adam o kişiyi bıçakladığında "Kaderim böyleymiş, zaten önceden belliydi, ben neden suçlu olayım ki? " deme şansı yok değil mi? Kaderi şöyle anlamak lazım; Allah'ın bizim başımıza gelebilecek tüm iyi veya kötü olayları bilebilmesidir. Bu sebeple bir yere atanan ya da evlenen birine "hayırlı olsun inşallah" deriz. Çünkü biz (çevredeki tüm değişkenleri hesaplamaktan aciz olduğumuzdan) geleceği bilemeyiz. Bu sebeple kaderimiz böyleymiş demekle omuzlarımızdaki yük azalmaz.

Kısaca (inananlar için) İnsanlar ve cinler hariç tüm canlılar (bitkiler ve hayvanlar) Allah'ın izni olmadan hareket etmezler. İrade, akıl ve bilinç gibi özelliklerle donatılan insanın düşünmesi, araştırması ve hakikati bulması gerekir. Saygılarımla. . .
Ağustos 2015

Erkin Özyerli bir yanıt verdi.

Mimarlık öğrencisiyim. Hocam maketimde su gösterimi için illa asetat veya mavi karton değil daha soyut şeyler önerdi. Sizce ne yapabilirim?

Mimarlıkla ilgili pek bilgim yok ama sosyoloji mezunu biri olarak diyebilirim ki standart maketini yapıp suyun olacağı yere de hiçbir şey koyma. Hoca nerde su diye sorarsa da boşluğu göstererek işte burda hocam soyut çalıştığım için görülmüyor dersin. Ayrıca zaten su renksiz bir durumdadır ve doğada katı, sıvı ve gaz halinde bulunabilir. Yani bilimsel olarak da bu cevabın sıkıntı yaratacağını düşünmüyorum :)
Ağustos 2015

Erkin Özyerli bir yanıt verdi.

Yeni bir buluş yapınca ne yapmalıyım?

Her şeyden önce patentini almalısın :)
Ağustos 2015

Erkin Özyerli bir yanıta alt yorum yaptı

Öncelikle merhaba söyledikleriniz ile ilgili bazı sorularım olacak cevaplamak isterseniz memnun olurum.
1.Allah insanları ve cinleri neden kendisine ibadet etsin diye yarattı? Yani her şeye gücü yeten ve hiçbir şeye muhtaç olmayan allah neden kendisine ibadet etsin diye varlıklar yarattı?
2.İlk cümlelerinizde "her şey allahın izni ile olur onun izni olmadan yaprak bile kıpırdamaz" demişsiniz ama 2.paragrafta ise "birine yer vermek ya da vermemek allahın izni ile olmaz" demişsiniz.Burada bir çelişki var mıdır? yoksa ne anlatılmak istenmiştir bu iki düşünce ile?
3.Allahın bizim ne yapacağımızı bildiği halde kötü şeylere müsade etmesi ve bundan ötürü yine bizi cezalandırması durumu neyi ifade eder?
4.Her şeye kadir ve gücü yeten allahın dünyanın bu kadar kötü bir yer olmasını izlemesi ve müdahale etmemesi hakkındaki düşünceniz nedir?
Teşekkürler.
Herşey Allah'ın izni ile olur. Onun izni olmadan yaprak bile kımıldamaz. Hatta ve hatta tüm evreni aklınıza getirin, evrende olan biten tüm patlamalar, çarpışmalar, kısaca tüm o dinamiklik Allah'ın izni ile olur. Elbette neden-sonuç kurgusuyla. İnananlar için durum böyle. Burada insanı farklı bir yere koymak gerekiyor. Allah cinleri ve insanları kendisine ibadet etsin diye yaratmıştır. Şimdi olaya şöyle bakmak lazım; İnsanda olan diğer canlılarda olmayan en belirgin özellikler neler? İrade, akıl, bilinç, farkındalık... Bilimin açıklamakta çaresiz kaldığı bu özellikler insana has özelliklerdir. İnsan iradesi Allah izni dışındadır. Burayı dikkatli anlamak lazım. Bunu iki zıt örnekler somutlaştırmaya çalışayım. Otobüse bindiğimi düşünün. "Herkese selam verdim, yaşlı birine yer verdim, gülümsedim, biriyle sohbet ettim, o sırada işsizdim belki, biri iş teklif etti... " Zıt örnekte; "otobüste biriyle tartıştım, kimseye yer vermedim, biri bana ters baktı, bende ona ters baktım, o bakan kişiyi bıçaklamak geçti içimden... "

Aynı ortamda iki zıt örnekte benim kararlarım ve iradem söz konusu. Birine yer vermek ya da vermemek Allah'ın izni ile olmaz. İnsanın iradesi ile olur. Fakat kararın "hayırlı" ya da "hayırsız" olacağını biz bilemeyiz. Burada işe kader mevzuu girer. Allah'ın izni konusuyla alakalı olduğundan kader kavramını da iyi anlamamız lazım. Otobüs örneğinde birini bıçaklamayı düşünen adam o kişiyi bıçakladığında "Kaderim böyleymiş, zaten önceden belliydi, ben neden suçlu olayım ki? " deme şansı yok değil mi? Kaderi şöyle anlamak lazım; Allah'ın bizim başımıza gelebilecek tüm iyi veya kötü olayları bilebilmesidir. Bu sebeple bir yere atanan ya da evlenen birine "hayırlı olsun inşallah" deriz. Çünkü biz (çevredeki tüm değişkenleri hesaplamaktan aciz olduğumuzdan) geleceği bilemeyiz. Bu sebeple kaderimiz böyleymiş demekle omuzlarımızdaki yük azalmaz.

Kısaca (inananlar için) İnsanlar ve cinler hariç tüm canlılar (bitkiler ve hayvanlar) Allah'ın izni olmadan hareket etmezler. İrade, akıl ve bilinç gibi özelliklerle donatılan insanın düşünmesi, araştırması ve hakikati bulması gerekir. Saygılarımla. . .
Ağustos 2015

Erkin Özyerli bir yanıt verdi.

Psikoloji bölümü hakkında bilgi verir misiniz? Geleceği, bugünü, okurken yaşayacağım sıkıntılar, güzel yönleri, hangi üniversite bana daha çok şey katar?

Psikoloji insan davranışları ve zihinsel süreçleri ile birlikte bunların altında yatan nedenleri inceleyen ve araştıran bilim dalıdır. Tüm kavramsal açıklamaları geçersek sosyal bilimlerin okuması çok zevklidir. Puan sırasına göre Psikoloji, Sosyoloji-Felsefe gelir.Ancak bazı üniversiteler psikoloji bölümünün yanında sosyoloji de okumaya imkan verir. Buna çift anadal deniyor. Yani 4 yıllık örgün öğretimin sonunda hem psikoloji hem de sosyoloji diploman oluyor.Psikoloji okumayı düşünüyorsan bu şekilde bir eğitim almanı tavsiye ederim. Günümüzde ülkemizin siyasi ve geleneksel anlayışından dolayı sosyal bilimler hakettiği değeri göremiyor.Ancak çağdaş dünyada ülkemiz bu duruma daha da kayıtsız kalamayacaktır. Türkiye koşullarında her meslek iş sıkıntısı yaşanabilen meslek oldu artık.Sadece yüzdesi değişiyor.Zaten işi bulmak ve çalışmak kişinin kendisiyle ilgili.Sen eğer kendini geliştirmezsen, belli yetenekler, beceriler edinmezsen hiçbir bölümde iş durumu sağlayamazsın. Bu nedenle iş kaygısıyla değil okurken ve okuduktan sonra mutlu olur muyum'un cevabını kendine vermen gerekir.
Okurken çok fazla sıkıntı yaşamazsın eğer sosyal bilimlere bir ilgin varsa.Ben çok iyi derece ile mezun olmadım ama hiç bir sınava da 1 saatten fazla çalışmadım.Derste dinlediklerin, kendi ilgi alanların, araştırmaların, hocanın katkısı üniversitenin kalitesi senin okurken sıkıntı yaşayıp yaşamayacağını belirleyecektir.
Üniversite olarak da şunu belirtmeliyim.Anadolu'da herhangi bir üniversitede okursan okuduğun il, üniversite, o ilin sosyal imkanları senin beklentilerini karşılayacak mı o önemli. Çünkü çoğu Anadolu'daki üniversitede koşullar aşağı yukarı aynı sadece kişiyi o ilin yaşanabilirlik düzeyi etkiliyor.Sonuçta en az 4 seneni geçireceksin orada.Psikoloji ve sosyal doyumunu veya sorununu o kriter belirleyecek. Bunun kararını araştırarak sen vermelisin.Kendini çünkü en iyi sen tanıyorsun.İstanbul, İzmir, Ankara, Eskişehir gibi büyükşehirlerde okumak istersen tabi buralar daha iyi olacaktır senin için şu anlamda;
1. Büyükşehir olanakları daha fazladır
2. Bu illerdeki üniversiteler Türkiye'nin seçkin üniversiteleridir
3.CV'nde bu şehirlerdeki üniversitelerin isimlerinin etkisi biraz da olsa olacaktır iş başvurularında
Son olarak da şu koşula dikkat etmelisin.Benim için devam zorunluluğu problem diyorsan devam zorunluluğu bulunmayan üniversiteleri araştırmalısın. Çünkü çoğu üniversite bir dersten bir dönemde 4 hafta devamsızlık hakkı tanıyor ve bu süreyi geçersen devamsızlıktan kalıyorsun o dersten, sene de devam etmen gerekiyor yine o derse. Bu önemli bir durum olabilir bazı kişiler için. Örnek vermek gerekirse bildiğim kadarıyla İstanbul Üniversitesinde devam zorunluluğu yok.Ben Adnan Menderes Üniversitesinde okudum bizde ise devam zorunluluğu vardı.
Sonuç olarak bu bilgiler ışığında kendi kararlarını verip kişiliğine, düşüncene uygun bir tercihte bulunabilirsin.Nihai karar senin olacak sonuçta :)
Ağustos 2015

Erkin Özyerli bir yanıt verdi.

Çağrı merkezinde müşteri temsilcisi olarak hiç çalıştınız mı? Çalıştıysanız düşüncelerinizi öğrenebilir miyim?

3 Sene çağrı merkezinde çalıştım. 1 senesi teknik birim(GSM operatörünün yükümlü olduğu telefon, mobil modem sorunlarına destek veren birim) 2 sene de Teknoloji merkezi müşteri hizmetleri telefon altyapı sistemleri biriminde çalıştım. Çağrı merkezi aslında çok eğlenceli bir iş ordaki sosyal ortamın, birçok kasıntı kurumsal birimlerde yok.Çok güzel arkadaşlıklar kurabiliyorsun. Çeşitli sosyal aktivitelere katılmaya hevesli yüzlerce kişi bulunuyor. İş konusuna gelince ise işin kapsamı çok zor değil.Genelde sorun yaşayan yada bir talebi olan müşteri arıyor seni. Talebi olan diğerine oranla daha kolay işlemini yapıyorsun gönderiyorsun. Diğerinde ise yaşadığı soruna bağlı olarak(bu arada konuşma kriterlerinde sorun kelimesi kullanılması yasak yaşadığı durum denilmesi gerekiyor :) ) uğraştığın süre ve stres durumu artabiliyor ancak çalışanın kişisel yetenekleri devreye giriyor bu durumlarda. Müşteri yaşadığı sıkıntıyı sana kendi karakterine ve eğitim seviyesine göre yansıtıyor. Eğer eğitimli modern bir bireyse uygun bir üslupla, cahil ve kaba bir bireyse hakaret ve küfürle yansıtıyor. Eğer sen kişisel yeteneklerin bu iki durumu karşılayacak yeterliliğe sahipse sorun yaşamadan müşteri memnuniyetiyle görüşmeyi bitirebiliyorsun ama bu yeteneklerden yoksunsan yani problemle başedebilme becerilerin yoksa hem problem yaşayabiliyorsun hem de kendi sinir, stres konusunda zarar görebliyorsun. Yani tamamen kişisel özelliklere dayalı işleyen bir sektör. Eğer diğerlerinden farklıysan ve yönetim tarafında bir sıkıntı yoksa kariyer olarak hızlı yükselme imkanın var.Mobbing yaşama ihtimalin diğer sektörlere göre daha yüksek çünkü yöneticilierinle sürekli iletişim halindesin.Senden maksimum fayda bekleniyor. Bunları sağlamadığın zaman markanın kurumsallığına göre düzeyleri değişen mobbinglere maruz kalabiliyorsun. Onun dışında normal hayatta yaşamadığın birçok deneyimi yaşayabiliyorsun. Cem Yılmaz vari komik durumlar, cahilliğin dibini gördüğünüz durumlar, tehditler vs. hepsini yaşayabiliyorsunuz.Ama burda şunu unutmamak lazım; müşteri aslında size karşı bir tepki göstermiyor markaya karşı bir sıkıntısı var ve muhatap olarak siz varsınız bu nedenle siz maruz kalıyorsunuz bu tepkilere.Ama size de bunun için para ödüyorlar. Bir nevi "Mazlum'u getirin bana" durumu gibi bir şey :) Kendini geliştirmek isteyenlere tavsiye ederim ama çalışacağınız yerin kurumsal bir şekilde işletilen bir yer olmasına dikkat edin.Saygılar.
Kasım 2014

Erkin Özyerli bir yanıt verdi.

Sizce insanoğlunun en büyük yanlışı ne idi/nedir?

Aklının ermediği her şeyi ilahi güçlere, varlıklara bağlamak! . . .
Kasım 2014

Erkin Özyerli bir yanıt verdi.

Yeni Türkiye'nin en beğenmediğiniz özellikleri nelerdir?

Bu çok uzun cevap gerektiren hatta cevabı kitap olacak bir soru olmuş. En beğendiğiniz ne diye sorulsa daha kısa sürerdi kesinlikle :)
Kasım 2014

Erkin Özyerli bir yanıt verdi.

Okul Öncesi Eğitimi zorunlu olmalı mı?

Okul öncesi eğitim zorunlu olmalı ama çocuğa değil ailesine zorunlu olmalı. Doğumundan okul çağına kadar ilk eğitim aile tarafından verilmeli çocuklara. Ülkemizde iyi yetişen aile sayısı çok az olduğu için ilk aşamada bu durum oluşmayacaktır. Ama çocuğu olan aileye süresi değişebilir, okul çağına kadar çocuğunu yetiştirmesi için çeşitli eğitimler verilebilir. Hatta hamile kaldığı andan itibaren yapılabilir. Çünkü sağlıklı ve düzgün hamilelik bebeğin de kalıtsal bir rahatsızlık yoksa düzgün ve sağlıklı doğmasını sağlayacaktır. Okul çağına kadar ailelere verilecek eğitimin içeriği araştırmalarla belirlenebilir ancak modern çağın gereklerine uygun bir eğitim olmalıdır ki çağdaş nesiller yetiştirebilelim. Bu işlemden sonra çocuk okulda pek problem yaşamayacaktır ve kendisini daha rahat ifade edip geliştirebilecektir. Bu sayede hem çocuk hem ailesi eğitimli olacaktır ve 7 den 70'e toplumda bir aydınlanma gerçekleşecektir. Eğer ailesi tarafından gerekli okul öncesi eğitimini almış çocuklar yetiştirilirse, Özendiğimiz avrupa eğitim standartlarına ulaşabiliriz. Kolay bir iş değildir ama yapılamayacak bir şey de değildir! . . .
Daha Fazla

İlgilendiği KonularTümü

Yaşam

1164 Kişi   390 Soru

Futbol

858 Kişi   196 Soru

Çocuk Ve Genç Psikolojisi

500 Kişi   79 Soru

Felsefe

1848 Kişi   496 Soru

Psikoloji

2688 Kişi   947 Soru

Psikolog

290 Kişi   100 Soru

İş Hayatı

2326 Kişi   325 Soru

Ülke Ekonomisi

605 Kişi   102 Soru

İşsizlik

55 Kişi   23 Soru

Güncel

559 Kişi   137 Soru

Muhabbet

2082 Kişi   2355 Soru

İnsan Davranışları

3598 Kişi   955 Soru

Geyik Muhabbeti

1394 Kişi   816 Soru

Yazılım

2912 Kişi   548 Soru

Web Siteleri

3040 Kişi   264 Soru

Müzik

2850 Kişi   472 Soru

Eğitim

3999 Kişi   629 Soru

İnternet

2502 Kişi   535 Soru

Bilgisayar

2527 Kişi   437 Soru

Sinema

3099 Kişi   300 Soru

Aşk

1173 Kişi   292 Soru

Kişisel Gelişim

1856 Kişi   145 Soru

İnternet Teknolojileri

1209 Kişi   170 Soru

Web Tasarım

1182 Kişi   213 Soru

Bilgisayar Programları

1789 Kişi   179 Soru

Yazılım Geliştirme

1186 Kişi   185 Soru

Facebook

795 Kişi   185 Soru

Girişimcilik

3471 Kişi   358 Soru

Öğrencilik

2172 Kişi   122 Soru