Bilmek istediğin her şeye ulaş

Mühendis adayı, Marmara Active Etkinlik Yöneticisi, organizasyon, reklam, pazarlama, satış, konumlandırma, sosyal medya, motosiklet, bilgisayar programları, web uygulamaları, yabancı dil ve inovasyon meraklısı, inploidsever...

Temmuz 2015

Ömer Ekmen bir yanıt verdi.

Makine Mühendisliği ile aynı zamanda Açık Öğretim'de hangi bölümü okumak mantıklı olur?

Yerinizde olsam, açık öğretim yerine ona ayırabileceğim zamanı da yabancı dil öğrenmeye ayırırdım. İngilizceyi çok iyi hale getirip, yanına ikinci bir yabancı dil öğrenmek çok daha hayrınıza olacaktır.
Haziran 2015

Ömer Ekmen bir yanıt verdi.

Yıldız Teknik üni. Metalurji Mühendisliği hakkında düşünceleriniz nelerdir ?

Bölümün kuruluş yılı baz alındığında bir çok üniversiteden tecrübeli olduğu sonucunu çıkarabiliriz. Hem bundan oturu hem de verdiği mezun sayısı piyasada çalışan metalurji mühendislerinden diğer bir büyük çoğunluğunun Yıldız Teknik Üniversitesi çıkışlı olması buradan çıkacak mezunlar için ilk bakışta avantaj görünebilir...

Diğer bir konu eğitim öğretim dilidir. Şahsen anadilde alınan egitimin daha öğrenilebilir olduğunu düşünüyorum. Maalesef ki konuya hakim olmak, bilerek mezun olmak günümüzde tek başına yeterli olmuyor ve bu bilgiyi paylasacak, literatür karıştıracak, gerektiğinde aktaracak akademik ve teknik bir ingilizcenin gerekliliği de aşikardır. Bu noktada da öğretim dili ingilizce olan üniversiteler (örneğin Marmara Üniversitesi) avantajlı olabilir.

Sonuçta iş yine aynı hikayeyle, kişisel gelişimle bitiyor. Üniversitede ne alabildiginizden ziyade ona ne eklediğiniz geleceğinizi şekillendiriyor.

Selamlar
Haziran 2015

Ömer Ekmen bir yanıt verdi.

Maddenin en büyük atası nasıl oluştu?

Cern'deki çalışmaların bitmesini beklemeniz gerekecek bu sorunun cevabı için.
Eylül 2013

Ömer Ekmen bu yanıtı beğendi:

Tungsten bir metal olmasına rağmen ergime sıcaklığı neden çok yüksektir?

Metallerin genelde erime noktası yüksektir. Tungsten (eski adı volfram) erime noktası en büyük olan metaldir. Periyodik tabloada 6B gurubunda bulunur. B grubundaki metallerin elektron dizilişi d orbitali ile biter. Tungsten de elektronları dizersek s orbitalinde 1 d orbitalinde de 5 elektron bulunur. (Bu istisna bir durum) Bu 6 tane yarı dolu metal orbitali , diğer metal atamonun 6 yarı dolu orbitali ile kovalent bağ yapar. Atomun ne kadar çok yarı dolu orbitali varsa bağ o kadar güçlüdür. Bağın güçlü olması da erime ve kaynama noktasının yüksek olmasına neden olur.
Haziran 2013

Ömer Ekmen  yeni bir  gönderide  bulundu.

Toplumsal Olaylarda Kullanılan Kimyasallara İlişkin Bilgilendirme !

Güvenlik kuvvetleri tarafından toplumsal olaylara müdahale amacıyla kullanılan maddeler, bir çok etkisi olan kimyasal maddelerdir. Türk Tabipler Birliği tarafından hazırlanan "Toplumsal Olaylarda Kullanılan Kimyasal Silahlara İlişkin Bilgi Notu" için bakınız:


TOPLUMSAL OLAYLARDA KULLANILAN KİMYASAL SİLAHLARA İLİŞKİN BİLGİ NOTU
Güvenlik kuvvetleri tarafından toplumsal olaylara müdahale amacıyla kullanılan maddeler, birçok sağlık etkisi bulunan kimyasal maddelerdir. Bu amaçla kullanılan maddeler çok çeşitlidir ancak üç ana grupta toplanmaktadır:
  • Göz yaşartıcılar
  • Aksırtıcı kimyasal gazlar
  • Kusturucular
Göz yaşartıcı gazların sağlık etkileri ile ilgili çok fazla sayıda çalışma olmamasına karşılık az sayıdaki çalışma bile zararlı etkilerini ortaya koymaktadır. Güvenlik kuvvetleri tarafından toplumsal olaylara müdahalelerde kullanılan göz yaşartıcı gazlar geniş bir kimyasal grubu oluşturmakta ve “kimyasal silah” olarak nitelendirilmektedir. 1969 yılında, seksen ülke Cenevre Protokolünde yasaklanan kimyasal silahlar arasında gaz bombalarının da olmasını istemiştir. Toksik potansiyelleri hakkında daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğunu bildirmiş ve hiçbir durumda kullanımına izin verilmemesini belirtmişlerdir. Bununla birlikte gaz bombaları ABD, İngiltere, İrlanda, Vietnam, Filipinler, Şili, Panama, Güney Kore, Gazze, İsrail, Irak, Türkiye, Mısır vb. de yaygın olarak kullanılmaktadır.
Gaz bombası olarak adlandırılan bu kimyasal silahların içerisinde kullanılan kimyasal maddelerin 15 farklı türü vardır. Bu maddeler kimyasal yapılarına göre adlandırılmakta ve çoğunlukla gaz bomba fişek ve kapsüllerinin üzerinde harf kısaltmaları ile belirtilmektedirler. Sağlık etkileri çoğunlukla ortak olmakla birlikte gazın cinsine göre bazı belirtiler değişebilmekte ya da ön planda olabilmektedir. En yaygın kullanılan dört tipi vardır. Bunlar:
  • CS kısaltması ile kullanılan:
    Chlorobenzylidenemalononitrile
  • CN kısaltması ile kullanılan:
    Chloroacetophenone
  • DM kısaltması ile kullanılan:
    Chlorodihydrophenarsazine
  • OC kısaltması ile kullanılan:
    Oleoresincapsicum (Biber gazı olarak adlandıılmaktadır)
Türkiye’de resmi makamların verdikleri bilgilere göre OC ve CS kullanılmaktadır.
Göz yaşartıcı gazlar;
  • Deri, göz ve solunum yollarında ciddi düzeyde tahriş ve tahribat yaratır.
  • Etkileri saniyeler içerisinde başlayarak bir saate kadar sürebilir. Deriden emilip sinir uçlarında biriktiğinden kişinin maddenin etkisinden kurtulması saatler alabilmektedir.
  • Kullanılan maddeler
    • Aşırı miktarda atıldıysa
    • Kapalı ortamlarda kullanıldıysa ve kişiler gazla uzun süre temas etmek zorunda kalmışlarsa
    • Soluk alıp verme sayısı yüksek olan bireyler varsa sağlık etkilerinin daha yoğun olduğu belirtilmektedir.
    • Kullanılan maddeler geç ortaya çıkan sağlık sorunlarına da yol açabilmektedirler.
    • Yüksek miktarlarda ve uzamış temas nedeniyle sağlık riskleri çok ciddidir ve ölüme bile yol açabileceği saptanmıştır.
Oluşan sağlık etkileri aşağıdaki başlıklarda özetlenebilir:
GÖZ
  • Gözlerde tahriş, yanma, gözyaşında artma, ağrı, kimyasal nedenli göz kapağı iltihabı, gözde kızarma ve göz kapaklarının istemsiz kasılmasına neden olurlar.
  • Gözde kornea adı verilen tabakaya etkileri bulunmaktadır. Özellikle tekrarlayan temaslarda kornea tabakası ile ilgi sorunlar ortaya çıkmakta, bu olgularda göz kuruluğu şikayeti uzun süreli devam etmektedir.
  • Yapılan bazı çalışmalar biber gazının gözün çeşitli bölgelerinde hasarlar oluşturduğunu ortaya koymuştur.
CİLT
  • Ciltte yanma, tahriş, kızarıklık ortaya çıkabilmekte, çok yüksek miktar gazla temas edilmesi halinde deride yanıklar olabilmektedir.
  • Hayvanlarda yapılan deneylerde burundan başlayarak akciğerlere kadar bütün solunum yollarında hasar yarattığı ve toksik etkiye yol açtığı belirlenmiştir.
SİNDİRİM SİSTEMİ
  • Yapılan bazı çalışmalar, on iki parmak bağırsağında hasara yol açarak yağ emilimini etkilediğini ve tekrarlayan temaslarda karaciğerde doku ölümüne yol açtığını göstermiştir.
SOLUNUM VE DOLAŞIM SİSTEMİ
  • Göz yaşartıcı gazlar ve biber gazları solunum yollarında ciddi etkiler göstermektedirler. Burun ve boğazda yanma, burun akıntısı, aşırı tükrük salgısı, göğüste sıkışıklık hissi, öksürük gibi belirtiler sık görülmektedir.
  • Biber gazı solunum yollarında daralmaya neden olmaktadır, özellikle astım hastalarında solunum yetmezliğine neden olabilmektedir.
  • Gazın solunması, soluk alamama, kalp atışlarının yavaşlaması, ana atardamarda kan basıncının bozulması ve basıncın iniş çıkışlarına neden olması, solunum yolarının daralması, solunum hızının aşırı artması, tansiyonun düşmesi gibi etkilere yol açabilmektedir.
  • Biber gazı ile yüksek miktarlarda temas kalp ritmini bozabilmektedir.
  • Yapılan hayvan deneylerinde uzamış temas sonrası akciğer hasarı nedenli ölümler saptanmıştır.
Sağlık etkileri Tablo 1’de özetlenmiştir.
DİĞER ETKİLER
Yukarıda belirtilenlerin dışında bulantı, kusma, fenalık hissi, ishal, ışığa aşırı duyarlılık, başağrısı, ajitasyon, kişinin yer ve zaman algısı ile ilgili sorunlar ve panik de rastlanan belirtilerdir.
Biber gazıyla tekrarlayan bir şekilde temas etmek kalıcı etkiler doğurarak gözde kornea tabakasının duyarlılığında ve görme keskinliğinde azalmaya neden olabilir ve ciltte dermatit yapabilir.
Biber gazının sağlık etkileri astım, zatürre, amfizem gibi solunum yolu hastalığı olanlarda, kalp sorunu olanlarda, tanı konmamış anevrizması olanlarda, çocuklarda, yaşlı ve bağışıklık sistemi yetmezliği olanlarda ve gebelerde daha belirgindir. Bu nedenle özellikle alerjik bünyeli kişiler, astım, KOAH ve benzeri solunum yolu hastalıkları olanlar ve kalp hastaları risk altındadır.
Gebelik üzerine etkilerine ilişkin yeterli çalışma yoktur ancak gazla direkt temasın gebelerde düşük ve erken doğum riskini arttırdığı bildirilmektedir.
ÖLÜM RİSKİ
Biber gazı kullanımında ani olarak gelişen üst solunum yolunun alerjik ödemi ölüme neden olabilmektedir. Göz yaşartıcı gazların var olduğu ölümlerin tümünde ağır solunum yolu sorunları, akciğer ödemi ya da solunum yollarında var olan hastalık ya da patolojiler işaret edilmiştir. Astımlı bir hastada ve bronşiolit hastalığı olan bir yetişkinde hızlı gelişen ölüm nedeni olarak biber gazı rapor edilmiştir.
Bazı göz yaşartıcı bomba türleri yakından ve yoğun temas sonrası hipertansiyon krizi ve vücut ısısının aşırı düşmesine ve solunum sistemi üzerinde ciddi ve yaşamı tehdit edici etkilere yol açabilmektedir.
Dünyada 90’lı yıllarda gazete haberlerinde polisin kullandığı biber gazına bağlı ölümler bildirilmiştir (Los Angeles Times, 18 Haziran 1995). Ölüme de neden oldukları bilinen gaz bombaları hakkında en son İsrail’de 31 Aralık 2010 tarihinde, (2004 yılındaki 2 ölüm olayına ek olarak), CS’nin neden olduğu bir ölüm olayı daha rapor edilmiştir.
Gaz bombalarının ve biber gazının tıbbi literatürde sadece ABD’de son otuz yılda 100 kişinin ölümüne yol açtığı bildirilmiştir.
Türkiye’de de 19 Aralık 2000 tarihinde, 20 cezaevine birden yapılan, 30’u tutuklu 32 kişinin öldüğü, yüzlerce kişinin yaralandığı operasyonlarda da bilirkişi raporlarına göre öldürücü dozda gaz bombası kullanıldığı ortaya konmuştur. 1 Mayıs 2007’de yaşanan olaylarda polisin Taksim-Gülleci Sokakta attığı gaz bombası, bir kahvehanenin önünde oturan 75 yaşındaki İbrahim Sevindik’in fenalaşmasına ve kalbinin durmasına neden olmuş ve bu kişi tüm çabalara rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetmiştir. Son olarak 31.05.2011 tarihinde Hopa’da Metin Lokumcu’nun ölümü, 12.06.2011 tarihinde Batman’da gazdan etkilenen Hatice İdin’in 30.06.2011 tarihinde ölümü ile sonuçlanan olaylarda yoğun gaz kullanımı izlenmiştir.
TEDAVİ
Tedavi genellikle etkileri hafifletmek amacıyla yapılır.
  • Hemen ortamdan uzaklaşılmalı, temiz havaya çıkılmalı ve giysiler çıkarılarak maruz kalan bölge ılık su ve sabunla bolca yıkanmalıdır.
  • CS’ye maruz kalındığında su ile temas deri bulgularını alevlendirir, bu nedenle hafif alkali bir solüsyon kullanılabilir (%6 sodyum bikarbonat, % 3 sodyum karbonat,% 1 benzalkoniumklorid).
  • Hastalar solunum sıkıntısı yönünden izlenmelidir. Solunum sıkıntısı yoğun olanlar hastaneye başvurmalı ya da sevk edilmelidir.
  • Biber gazına maruz kalındığında gözler hızla ve bol suyla ya da %0.9’luk sodyum klorür(Serum Fizyolojik adıyla satılan ürünler) ile en az 15 dakika süreyle yıkanarak kimyasal madde gözden uzaklaştırılmalıdır. Gözlere etkisi bakımından, özellikle gözün kornea tabakasına etkilerini gidermek açısından bazı ilaçlar kullanılabilmektedir.
  • Maruz kalan gözde kontakt lens var ise hemen çıkarılmalıdır. İki defa temizlenen kontakt lensde bile biber gazı(OC) kalıntısı görülebildiği için, bu lenslerin tekrar kullanımı önlenmelidir.
  • Ağrı, şişlik, gözyaşı salgısında artış ve ışığa karşı hassasiyet uzun süreli devam ediyorsa doktora başvurulmalıdır.
  • Gözde gerçekleşen hasarın derecesine bağlı olarak gözün kornea tabakasının hasarının iyileşme süresi birkaç gün ile haftalar arasında değişebilir.
  • Ağrının giderilmesinde, alüminyum hidroksit, magnezyum hidroksit ve simetikon içeren süspansiyonların(anti-asit mide ilaçları vb) deriye uygulanmasının, suyla yıkamaya göre daha etkili olduğu saptanmıştır. Deri bitkisel yağla temizlenebilir. Deride tahriş olan bölgeye bitkisel yağ uygulaması ağrının giderilmesinde de yararlıdır.
  • Olası gaz saldırısında gözler, burun, ağız gaz maskesiyle korunmalıdır.
  • Biber gazına maruz kalınması durumunda en kısa zamanda ortamdan uzaklaşılmalıdır. Nefes ağızdan alınıp burundan verilmelidir.
  • Hastaya tedavi girişiminde bulunan sağlık personeli eldiven, gözlük ve koruyucu giysi giymelidir.
  • Biber gazına (OC) maruz kalınan ortamdan uzaklaşıldığında bulgular yaklaşık 30 dakika sonra kaybolmaya başlarken, CN ve CS tipi gaz bombalarında semptomlar birkaç saat sürebilmektedir.
  • Çıkarılan giysilerdeki kimyasal maddeler organik çözücülerle temizlenebilir.
Ayrıntılı bilgi için : KİMYASAL SİLAHLAR GÖSTERİ KONTROL AJANLARI
Türk Tabipleri Birliği Yayınları, Birinci Baskı, Ağustos 2011, Ankara
Tablo 1: Gaz bombası kimyasalları ile temas sonrası belirtiler ve olası sorunlar
Etkilenen bölge
Belirtiler
Oluşabilecek sorunlar
Oluşabilecek kalıcı sağlık sorunları
Göz
Göz yaşarması, yanma hissi, ağrı, göz kapaklarının istemsiz kapanması, ışığa karşı hassasiyet, gözün kornea tabakasında ödem(CS).

Keratit(CN), gözün kornea tabakasında erozyon, gözde ülerasyon(OC), göz içine kanama

Katarakt, glokom
Solunum yolları
Ciddi burun akıntısı(CS), hapşırma,
Öksürük(CS), nefes darlığı, faranjit, trakeal bronşit.

Solunum yollarını daraltma, hipoksi(CN), akciğer ödemi(CS), astım atağı başlatma.

Reaktif
havayolu
disfonksiyon
sendromu;
Astım;
Kalp damar sistemi
Yüksek tansiyon(CS)
Kalp yetmezliği, beyin kanaması.
Tanımlanmamış
Deri
Kızarıklık, ödem, yanma hissi, deride su toplanması(CS)
Kontakt dermatit/ tahriş dermatiti(CN), yüzde ödem/şişlik(CN), dermatitlerin alevlenmesi.
Allerjik dermatit(CN)

Mide bağırsak sistemi
Dudaklarda tahriş, tükrük artımı(CS), ağrılı yutkunma, yutkunma güçlüğü, karın ağrısı, ishal, bulantı kusma(DM).
Karaciğer etkilenmesi(CS).
Tanımlanmamış

Merkezi sinir sistemi
Titreme(DM), ajitasyon, anksiyete
Histerik reaksiyon, panik atak.
Tanımlanmamış

Genetik etkiler

Kromozom yapısında ayrılma
Genetik değişiklik
Kanser yapıcı etki

• Kaynak: KİMYASAL SİLAHLAR GÖSTERİ KONTROL AJANLARI, TTB yayını 2011
• Kaynak: kmo.org.tr/index.php/joomla-home/1028-toplumsal-olaylarda-ku...
Nisan 2013

Ömer Ekmen bir yanıta alt yorum yaptı

Kadın Girişimciler İçin Güzel Bir İş Fikri: "Dikiş Kafe" girisimhaber.com/post/2013/02/21/kadin-girisimciler-ıcin-guz...
Sadece İstanbul'da değil, dünyanın hemen her yerinde yapılabilitesi olan mekanlar...

Yaşam tarzlarına özel, konsept kafeler! "
Ürün gamı olarak değil de, "tasarım ve hizmet" yoluyla ayrışacak ütopik konseptlerde kafeler."

Örneğin:

  • Banyo, tuvalet ekipman ve aksesuarlarından oluşan bir salon...
  • Doğayla iç içe izlenimi vermekten ziyade onu çeşitli uygulamalarla yaşattıracak tasarımda iç mekanlar.
  • Çeşitli antika arabalardan oluşan iç mekanlar. Her arabayı bir masa gibi hayal edin.
  • Paçaları sıvayıp, ayakları istenilen sıcaklıkta suyla buluşturarak oturulabilecek mekanlar.
  • Müzik, ses, ışık,... Kişinin kendini en verimli hissettiği ortamları oluşturmak yoluyla, uyarlanabilir, kişiye özel çalışma odaları.
  • ...

Hep yapmak istediğim, onlarca fikrimin olduğu, maliyetli fakat nişe hitap eden, haber ve viral değeri olan yaşam alanları...
Ocak 2013

Ömer Ekmen bir yanıt verdi.

İstanbul'da eksikliğini hissettiğiniz ve açılsa iyi olur dediğiniz mekan önerileri nelerdir? Sizce ne tür mekanlara ihtiyaç var?

Sadece İstanbul'da değil, dünyanın hemen her yerinde yapılabilitesi olan mekanlar...

Yaşam tarzlarına özel, konsept kafeler! "
Ürün gamı olarak değil de, "tasarım ve hizmet" yoluyla ayrışacak ütopik konseptlerde kafeler."

Örneğin:

  • Banyo, tuvalet ekipman ve aksesuarlarından oluşan bir salon...
  • Doğayla iç içe izlenimi vermekten ziyade onu çeşitli uygulamalarla yaşattıracak tasarımda iç mekanlar.
  • Çeşitli antika arabalardan oluşan iç mekanlar. Her arabayı bir masa gibi hayal edin.
  • Paçaları sıvayıp, ayakları istenilen sıcaklıkta suyla buluşturarak oturulabilecek mekanlar.
  • Müzik, ses, ışık,... Kişinin kendini en verimli hissettiği ortamları oluşturmak yoluyla, uyarlanabilir, kişiye özel çalışma odaları.
  • ...

Hep yapmak istediğim, onlarca fikrimin olduğu, maliyetli fakat nişe hitap eden, haber ve viral değeri olan yaşam alanları...
Ocak 2013

Ömer Ekmen bir yanıt verdi.

Suda parmaklar neden buruşur? Bu durumu engellemek için neler yapılabilir?

10.01.2013 tarihli bir haberde aradığınız sorunun cevabı mevcut ( sabah.com.tr/yasam/2013/01/10/suda-bekleyen-parmaklar-neden-... ).

Araştırma, İngiliz ''Biology Letters'' dergisinde yayımlanmış. Konuyla ilgili makale de mevcut ( rsbl.royalsocietypublishing.org/content/9/2/20120999 )

Özetle: Islak nesneleri daha iyi "kavrayabilmek" için derinin bir çeşit daptasyonu olduğu şeklinde yorumlanabilir.

Bu durumu engellemek için neler yapılabilir?
Sanırsam bir kaç yol mevcut:

- Parmakları suyla (sıvıyla) uzun süre temasta tutmamalı,
- Su geçirmez bir eldiven (giysi, kıyafet, koruyucu vs.) kullanılmalı,
- Parmaklara su geçirmez özellik kazandıracak bir krem (örn: vazelin) tatbik edilebilir.
- ...

Saygılarımla
Kasım 2012

Ömer Ekmen bu yanıtı beğendi:

Dokunmatik ekranların çalışma mantığı nedir? Parmağımızın ekran üzerinde nereye dokunduğunu nasıl anlıyor?

Dokunmatik ekran üretmek için en çok kullanılan 3 teknoloji vardır:

1. Dirençsel (Resistive)
2. Sığasal (Capacitive)
3. Yüzey dalgalı (Surface acoustic wave)

1. Dirençsel sistem, normal bir cam panelin üzerine iletken ve dirençli iki ayrı metalik katmanın aralarında bir miktar boşluk olacak şekilde (iki ekranın arasında ortasında boşluklar olan bir petek olduğunu düşünün) yerleştirilip üzerlerine de çizilmeye karşı dayanıklı bir katman konulması ile elde edilir. Ekran etkin olduğu sürece bu iletken ve dirençli katmanlara elektrik verilir ve kullanıcı ekrana dokunduğunda aralarında boşluk olan iki katmanın buluşup aralarında elektrik iletimi olması sağlanır. Elektrik alanında oluşan değişikliklikler kaydedilir ve üzerlerinde işlem yapılarak dokunuşun hangi koordinatlarda gerçekleştiği (gayet hassas ve kesin bir şekilde) tesbit edilir.
Elektronik

  • Dirençsel dokunmatik ekranlar bir çok katmandan oluşmaları nedeniyle yaklaşık %75 - %80 arasında şeffaflık gösterirler (bunu ekranın parlaklığının seviyesi olarak düşünün). Katmanların kalınlıklarını azaltacak teknolojiler geliştikçe gösterdikleri şeffaflıklar %90 ve üzerine çıkabilmiştir.
  • Ekranın dokunuşu algılaması için basınç uygulayacak herhangi bir nesne (parmağınız, kalem veya pena gibi) kullanmanız gerekmektedir.
  • Bu tip ekranlarda yalnızca dokunmakla kalmaz; hassas seçimler yapabilir, resim çizebilir ve elinizle yazı yazabilirsiniz
  • Ekranda seçim yapmak için basınç uygulamak gerektiğinden, parmağınızı ekranda artistik hareketlerle süzülecek şekilde (ekrana bir yandan hafifçe bastırmazsanız) kullanamazsınız, ancak bunun karşılığında yanlış tuşlara basma ihtimaliniz düşüktür.
  • 2. Sığasal sistemde ekranın üstündeki cam panelin üstünde elektrik yükü taşıyan bir katman vardır. Kullanıcı katmana dokunduğunda, bu elektrik yükünün bir kısmı kullanıcıya geçer ve katmanın elektrik yükü azalır. Ekranın dört köşesinden katmanın üzerindeki elektrik yükünü kontrol eden bir alt sistem bu yük azalımını tesbit eder ve azalımın gerçekleştiği noktayı dört köşeden aldığı verilerle karşılaştırıp dokunuşun hangi koordinatlarda gerçekleştiğini (ortalama bir hassaslık ve kesinlik düzeyi ile) bulur.

    Elektronik

  • Sığasal dokunmatik ekranlarda katman sayısı daha az ve dolayısı ile ekranın üzerindeki kalınlık az olduğundan şeffaflık oranı %90 civarındadır.
  • Ekranın dokunuşu algılaması için ekrandaki akımı alabilecek bir nesne (genelde yalnızca parmağınız uygundur) kullanmanız gerekmektedir.
  • Bu tip ekranlar hassas seçimler yapmaya, resim çizmeye veya elinizle yazı yazmaya müsait değildir. Yalnızca parmağınızla dokunabilirsiniz.
  • Bu tip ekranlar (şu an kullanılan teknolojiler altında) ekranda birden çok noktaya dokunuşu algılayabilmeye müsait tek ekran tipidir.
  • Ekranda seçim yapmak için basınç uygulamak gerekmediğinden, parmağınızı ekranda artistik hareketlerle süzülecek şekilde kullanabilirsiniz, ancak yine basınç uygulamak gerekmediğinden yanlış tuşlara basma ihtimaliniz artar.

  • 3. Yüzey dalgalı sistemlerde ekranın bir ucundan diğer bir ucuna elektromekanik dalgalar (bunlar genelde kızılötesi veya ultrasonik ışınlardır) gönderen bir verici ve bu dalgaları alan bir alıcı vardır. Yüzey dalgalı ekranların çalışma prensipleri, üretilen elektromekanik dalganın vericiden alıcıya ulaşmasının (dokunuş ile) engellendiği noktanın (gayet hassas ve kesin bir şekilde) tesbit edilmesine dayanır. (90'lardaki Türkiye'deki eski dokunmatik bankamatikleri hatırlıyor musunuz? Onlarda dokunuşunuzun sadece belirli bölgelerde olduğu takdirde algılandığını anımsıyorsanız bu ekran tipinin ilk örneklerine yabancı değilsiniz demektir)

    Elektronik


  • Ekranın üzerinde herhangi bir katman olmadığı için şeffaflık oranı %100'dür. Bu, yüzey dalgalı sistemlerin detaylı grafik gösterimleri için ideal olmasına yol açar.
  • Ekranın dokunuşu algılaması için ekran üzerindeki dalga iletimini kesecek bir nesne gerektiğinden, (dalga iletimini kesecek yeterli dirence (örneğin kızılötesi ışın kullanılıyorsa, kalınlığa ve opaklığa) sahip olduğu sürece) hemen hemen herşey ile kullanabilirsiniz; hatta aslında ekrana dokunmak zorunda bile değilsiniz.
  • Bu tip ekranlarda yalnızca dokunmakla kalmaz hassas seçimler yapabilir, resim çizebilir ve elinizle yazı yazabilirsiniz; ancak bunun için ekranın bunlara uygun tasarlanmış olması şarttır (yukarıda bahsettiğim dalga iletimini kesecek yeterli direnci biraz da verici ve alıcıların hassasiyeti belirler)
  • Ekranda seçim yapmak için basınç uygulamak gerekmediğinden, parmağınızı ekranda artistik hareketlerle süzülecek şekilde kullanabilirsiniz, ancak yine basınç uygulamak gerekmediğinden yanlış tuşlara basma ihtimaliniz artar.

    Yukarıdaki bilgilerin özetini verecek olursam... Henüz yüzey dalgalı ekrana sahip cep telefonları olmadığı için bunları baştan eliyorum. Amacınız cihazınızı yalnızca parmağınız ile kullanmak ise size sığasal (capacitive) ekranlı bir cihaz uyacaktır. Ancak yalnızca parmağınızı kullanmak istemiyorsanız size dirençsel (resistive) ekranlı bir cihaz uyacaktır.
  • Ekim 2012

    Ömer Ekmen  yeni bir  gönderide  bulundu.

    -

    Yıldırım Enerjisi kullanılabilir mi?

    Yıldırım, taşıdığı muazzam güç ile mühendislerin her zaman ilgisini çekmiştir. Enerji ihtiyacının arttığı günümüzde yıldırımın bir enerji kaynağı olarak kullanılıp kullanılamayacağı araştırılmaktadır. Bu yazıda, konu hakkındaki bir çalışmayı sizlerle payl
    Ağustos 2012

    Ömer Ekmen bir yanıt verdi.

    Kendi başına Autocad öğrenmek mümkün müdür? Ne şekilde yapılabilir?

    İnsan doğasına aykırı olmayan her şeyi kendi uğraşınla öğrenebilirsin. Yalnız iyi biliyor olmak için öğrenebileceğinden fazlasını bilenlerden destek alman gerekebilir. İnternet, paylaşımcı kişi/kurum/kuruluşların da katkılarıyla muhteşem bir derya. Deniz kirliliği gibi, bu derya da kısmi kirlilikler (eksik-yanlış-yanıltıcı içerikler) mevcut. Seçici ve eleyici olarak derli toplu bir kaynak havuzu oluşturabilir ve tabii ki AutoCad'i de öğrenebilirsin. Başarılar şimdiden.
    Ağustos 2012

    Ömer Ekmen bir yanıt verdi.

    Suyun özkütlesi 1g/cm3, buzunki 0.9g/cm3 olduğuna göre buzun hacmi sudan fazladır, o halde neden buzullar eridiğinde kıyı kesimler su altında kalır?

    "Saf" suyun yoğunluğu 1 gr/cm3 'tür. Oysa okyanus (tuzlu sular) yoğunluğu 1.025 gr/cm3 dolaylarındadır. Yaklaşık %2,5 kat saf sudan daha ağırdır. Ayrıca, kar kütlelerinden, yani saf su ve hava kabarcıklarından oluşan buzulların yoğunluğu da 0.9 gr/cm3'den daha küçüktür. Buzulların okyanus yüzeyi dışındaki miktarı bu değerlere göre, %10'dan daha fazladır.

    Ola ki küresel ısınırız ve okyanustaki buzullar erir, ayrıca Enfal Anıl'ın dediği gibi karadaki buzul kütleleri de denizlere akar, o zaman su seviyesi yükselir.

    Bu yükselme tahminimce ayak bileğimizi geçmez, lakin oturup hesap yapmak lazım... :)

    Küresel ısınmada asıl mesele su debisinin sahil şeridine (dünyanın belli başlı turistik tatil beldelerine) etkimesi değildir. Asıl mesele; okyanus ve deniz habitatının, buharlaşmanın, iklimlerin... Ve dolayısıyla bilinen Dünya düzeninin değişmesidir.
    Ağustos 2012

    Ömer Ekmen bu yanıtı beğendi:

    inploid en iyi yanıtı nasıl buluyor?

    inploid'de arka planda çok ayrıntılı bir algoritma çalışıyor ve bu algoritma sürekli geliştiriliyor. Kullanıcıların soru ve yanıt üzerindeki tüm davranışları sistemde otomatik olarak hesaplanan bir değer yaratıyor ve bu değer sayesinde soruyu doğru kişilere ulaştırmaya ve doğru yanıtı bulmaya çalışıyoruz.
    • Sorunun geçilme sayısı
    • Sorunun yanıtlanma süresi
    • Soruyu yanıtlayanların yanıt yüzdeleri ve beğenilme oranları
    • Yanıtın ve sorunun takip sıralamaları
    • Yanıtlayanların aktifliği ve puanlama sıralamaları

    gibi birçok faktöre baklıyor. Söylediğim gibi algoritmada sürekli değişiklikler yapıyoruz ve en iyi hale getirmeye çalışıyoruz.

    Ağustos 2012

    Ömer Ekmen bir yanıt verdi.

    İnternet bir bağımlılık mıdır?

    İnternet, "interneti kullanım amacı"nın dışında kullanılıyorsa evet bağımlılıktır.

    Teşhis için, daha çok; online oynanan oyunlar, sosyal medyada geçirilen (harcanan ve değerlendirilen olarak ikiye ayırmakta fayda var) zamanın ölçümlenmesi ve ciddi ciddi değerlendirilmesi faydalı olacaktır. Sonuçta zaman da israf edilebilir.

    TTnet araştırmasına göre; internet kullanıcı sayımız 30 milyon. Webrazzi'de konuyla ilgili bir yazı vardı:


    Webrazzi: TTNET'in Gözünden Türkiye'de İnternet Kullanım İstatistikleri


    Tabii "Bilgisayar kullanıcısı" ile "internet kullanıcısı" arasındaki anlam farkına da dikkat edilmeli.


    Bu konuya, farkındalık kazandıracak bir uygulama projesini aylar önce Google Türkiye'deki yetkililere (Zeynep İnanoğlu ve Mustafa İçil) sunmuştum. İçeriği; "Personalytics" diye isimlendirdiğim, kişisele indirgenmiş bir çeşit Google Analytics versiyonu. İstenildiğinde, kullanıcının rızasıyla ve dışarıya paylaşılmamak üzere, kişisel kullanım istatistiği tutan bir uygulama. Sonucunda, kişi kendi istatistiğini ve nerede ne kadar zaman harcadığını görecek, daha bilinçli bir internet kullanıcısı olabilecekti. Yalnız, gizlilik politikalarına aykırı olduğundan (?) kuru bir teşekkür edildi :) Aslında uygulamanın tarayıcı pazarında kullanıcı kazanmak şeklinde büyük artısı vardı... Diğer tarayıcı sahibi firmalardan henüz yanıt gelmedi.

    Hani, sözde milli içeceğimizin bir sloganı var ya: "Keyifle ve kararında..." diye. İnternetin de kullanım şekli ve dozuna dikkat etmekte yarar var.

    Ağustos 2012

    Ömer Ekmen bu yanıtı beğendi:

    İnternet reklamcılığının geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz? İnternette dolaşırken reklamlardan rahatsız oluyor musunuz? Reklam kirliliği olduğunu düşünüyor ve bu yönde bir düzenleme ihtiyacı duyuyor musunuz?

    İnternet reklamcılığının geleceğini parlak görüyorum. Bu kirliliği gidermek için Ads 3.0'ı geliştirdim. Gerekli zaman ve finansmanı toparladığımda duyuracağım. Tabii o zaman'a kadar başka firmalar keşfedip, geliştirmezlerse :)
    Ağustos 2012

    Ömer Ekmen bu yanıtı beğendi:

    Patentini aldığım bir reklam mecrası var ancak bu işe yatırımcı olacak birine ihtiyacım var. Bu noktadan itibaren nasıl bir yol izlemeliyim?

    Patent kısmı ile ilgili kafamda soru işareti oluşmuş olmakla birlikte -mecranın patentinden kastınızı anlamadım- yatırımcıya giderken nelere dikkat etmelisiniz sorusuna bir nebze yardımım dokunabilir diye düşünüyorum. Yatırım bulmak projenizin önemli basamaklarından biridir. Projenize gerçekten inanıyorsanız ve bu inancınıza ek olarak aşağıdaki maddeleri de yerine getirmişseniz yatırımcı ile görüşmeye hazırsınız demektir.
    • Fizibilite çalışması yaptım 
    • Patent araştırmasını yaparken bu işe benzer işlerin nasıl yapıldığını veya bu işi farklı ülkelerde yapanların işi nasıl yaptığını inceledim
    • Hedef kitlemi biliyorum
    • Ne kadar sürede hayata geçirebileceğimi biliyorum
    • Ortalama olarak ne kadar para harcanacağının farkındayım
    • Gelir modelim var
    • İş planım var
    • Patent başvurum var ve herşey yolunda gidiyor patenti almak üzereyim
    • Pazarın nerede olduğunu biliyorum ve nereye gidebileceği ile ilgili bir öngörüm var
    • Ne kadar paraya ihtiyacım olduğunun farkındayım
    • Yapmak istediğim iş ile ilgili marka ve tescil işlemlerini yaptım
    • İşi hızlı bir özetle anlatabileceğim bir özet sunumum var
    • Yatırımcı ile ilk görüşmede ona yapabileceğim bir sunumum var
    • İş için gerekli ekibi oluşturabiliyorum

    Buna birkaç madde daha eklenebilir ancak bu listedeki maddelere bir 'tamamlandı' işareti koyabiliyorsanız ikinci aşamaya geçebilirsiniz. Bu aşamadan sonra yapılabilecekler için de aşağıdaki sorulara cevaplar vermiş olmalısınız:

    • Nasıl bir yatırımcı arıyorum?
    • Sadece paraya mı ihtiyacım var?
    • Hedeflediğim yatırımcılar daha önce yatırım yapmışlar mı?
    • Hedeflediğim yatırımcılar daha önce hangi sektörlere yatırım yapmışlar ve yapmayı düşünüyorlar?
    • Türkiye'de bu tarz yatırımlar hangi seviyelerde yapılıyor?

    Yatırımcı segmentini tespit ettikten sonra da hedef yatırımcı kitlenize ulaşmanın yollarını şu şekilde listeleyebilirim:

    • Yatırımcı ilk olarak nerede görünecek? -Konferans, seminer, tv programı, ..vs.
    • Bu yerde onu yakalama şansım var mı?
    • Yatırımcı Girişimcilik,vb. bir organizasyonda konuşmacı, davetli mi?

    Bunları o yatırımcı/yatırımcıları sosyal medya, blog, twitter,vb. takip ederek ulaşabilirsin. İlk karşılaştığında fikri hızlıca özet olarak anlatıp, olabiliyorsa kartvzitini almalıs ve hazırladığın sunumu ona mail ile göndermelisin. Mailde yine kısaca vizyonundan ve öngörülerinden bahsetmek faydalı olacaktır. Yatırımcı ile ilgili bu aşamaya kadar geldi ise mailine de kesinlikle cevap alacağına emin ol. 


    NOT: Bu cevapta yazdıklarımı deneyim olarak da ekledim, fırsat buldukça güncelleme yapıyor olacağım: inploid.com/t/yatirimciya-giderken-nelere-dikkat-etmeli/

    Ağustos 2012

    Ömer Ekmen  bu yazıyı beğendi:

    Yatırımcıya giderken nelere dikkat etmeli?

    Yatırım bulmak projenizin önemli basamaklarından biridir.
    Projenize gerçekten inanıyorsanız ve bu inancınıza ek olarak, aşağıdaki maddeleri de yerine getirmişseniz, yatırımcı ile görüşmeye hazırsınız demektir.
    • Fizibilite çalışması yaptım
    • (Varsa) Patent araştırmasını yaparken bu işe benzer işlerin nasıl yapıldığını veya bu işi farklı ülkelerde yapanların işi nasıl yaptığını inceledim
    • Hedef kitlemi biliyorum
    • Ne kadar sürede hayata geçirebileceğimi biliyorum
    • Ortalama olarak ne kadar para harcanacağının farkındayım
    • Gelir modelim var
    • İş planım var
    • (Varsa) Patent başvurum var ve herşey yolunda gidiyor patenti almak üzereyim
    • Pazarın nerede olduğunu biliyorum ve nereye gidebileceği ile ilgili bir öngörüm var
    • Ne kadar paraya ihtiyacım olduğunun farkındayım
    • Yapmak istediğim iş ile ilgili marka ve tescil işlemlerini yaptım
    • İşi hızlı bir özetle anlatabileceğim bir özet sunumum var
    • Yatırımcı ile ilk görüşmede ona yapabileceğim bir sunumum var
    • İş için gerekli ekibi oluşturabiliyorum

    Buna birkaç madde daha eklenebilir ancak bu listedeki maddelere bir
    'tamamlandı' işareti koyabiliyorsanız ikinci aşamaya geçebilirsiniz. Bu
    aşamadan sonra yapılabilecekler için de aşağıdaki sorulara cevaplar
    vermiş olmalısınız:

    • Nasıl bir yatırımcı arıyorum?
    • Sadece paraya mı ihtiyacım var?
    • Hedeflediğim yatırımcılar daha önce yatırım yapmışlar mı?
    • Hedeflediğim yatırımcılar daha önce hangi sektörlere yatırım yapmışlar ve yapmayı düşünüyorlar?
    • Türkiye'de bu tarz yatırımlar hangi seviyelerde yapılıyor?

    Yatırımcı segmentini tespit ettikten sonra da hedef yatırımcı kitlenize ulaşmanın yollarını şu şekilde listeleyebilirim:

    • Yatırımcı ilk olarak nerede görünecek? -Konferans, seminer, tv programı, ..vs.
    • Bu yerde onu yakalama şansım var mı?
    • Yatırımcı Girişimcilik,vb. bir organizasyonda konuşmacı, davetli mi?
    • Direkt yatırımcıya ulaşabileceğim bir iletişim bilgisine ulaşabiliyor muyum?

    Bunlara o yatırımcı/yatırımcıları sosyal medya, blog, twitter,vb. takip ederek ulaşabilirsin. İlk karşılaştığında fikri hızlıca özet olarak anlatıp, olabiliyorsa kartvzitini almalı ve hazırladığın sunumu ona mail ile göndermelisin. Mailde yine kısaca vizyonundan ve öngörülerinden bahsetmek faydalı olacaktır. Yatırımcı ile ilgili bu aşamaya kadar geldi isen mailine de kesinlikle cevap alacağına emin ol.


    NOT: Yatırımcıya ilk elden bir mail ile hemen ulaşabiliyor olsanız dahi onu bir yerlerde yakalayıp fikir özetini ve fikir ile ilgili heyecan duyup duymadığı hissiyatını almalısınız bence..

    Ağustos 2012

    Ömer Ekmen bir yanıta alt yorum yaptı

    İşte bu iyi haber :) Gelişmeleri takip edeceğim...
    İnternet reklamcılığının geleceğini parlak görüyorum. Bu kirliliği gidermek için Ads 3.0'ı geliştirdim. Gerekli zaman ve finansmanı toparladığımda duyuracağım. Tabii o zaman'a kadar başka firmalar keşfedip, geliştirmezlerse :)
    Ağustos 2012

    Ömer Ekmen yeni bir  soru  sordu.

    Daha Fazla