Bilmek istediğin her şeye ulaş

Süleyman Gönülkırmaz, 

Ziraat Mühendisi

"Araştırmalarınızı severek ve detaylandırarak yaptığınız zaman bilgiler size doğru koşar-Süleyman Gönülkırmaz"
otevi.com
twitter.com/sgonulkirmaz

Kasım 08 - 18:10

Süleyman Gönülkırmaz bu yanıtı beğendi:

İnşaat mühendisi bir hocamızın "türev nedir" sorusuna verdiğimiz "eğimdir, vb." yanıt üzerine hocamız "yatarak mühendis olunmaz böyle giderseniz size kamyon saydırırlar başka da bir işe yaramazsınız" dedi. İnşaat mühendisi adayı olarak bu eksikliği nasıl doldururum?

Türev ve integrali özümseyerek işe başlayabilirsiniz. Hatta daha da ileri giderek eğrilerin türev ve integral eğrilerini kafanızda çizmeye çalışabilirsiniz. Hocanız haklı; mühendis "matematik bilen" anlamından öte matematiği özümsemiş kişi olmalıdır yoksa inşaat mühendisi olarak gerçekten kamyon ya da donatı sayan adam olarak kalırsınız. Tabi sonunda yolcu olup çok para kazanmanız da mümkün ama yine de o tam olarak inşaat mühendisliği sayılmaz ve bir çok diğer mühendislik dallarının mezunu da yapabilir. Size özel olan şey statik hesabı yapabilmeniz olacaktır ki onu gerçekten anlayabilmek hesap yapmayı becerebilmekten yani integralden geçiyor. Evet mühendis integral almaz ama pekala bolca numerik integral alır. İntegral değil onu bildiğinizde sahip olacağınız anlayış gerekli. Kısaca söz dinleyin ve bir kalkülüs kitabı (mesela idefix.com/Kitap/Thomas-Kalkulus-Metrik... ) alarak hem türev hem de integrali özümseyin. O tür bir kitap kütüphanede de bedava bulunacaktır.
Kasım 08 - 18:08

Süleyman Gönülkırmaz bir yanıt verdi.

İnşaat mühendisi bir hocamızın "türev nedir" sorusuna verdiğimiz "eğimdir, vb." yanıt üzerine hocamız "yatarak mühendis olunmaz böyle giderseniz size kamyon saydırırlar başka da bir işe yaramazsınız" dedi. İnşaat mühendisi adayı olarak bu eksikliği nasıl doldururum?

Merhabalar, Klişe cümlelere çok takılmayın. Çalıştığım kurumda yaklaşık 80 mühendis bulunmakta olup, bu arkadaşlarım genelde 7 farklı mühendis grubundan oluşmakta (İnşaat, Ziraat, Makina, Harita, Jeoloji, meteoroloji, çevre)
Başarıyı sıralarsam; İşinizi sevmek, mesleğinize dair (yaptığınız iş ile ilgili) fuar ve yapıları gezmek, ben olsaydım nasıl farklı yapardım şeklinde soruları kendi içinizde sormak, bulunduğunuz (saha, işyeri, şantiye v.b.) yerlerde işini iyi yapan inşaat mühendisini takip etmek, deneyim sahibi meslektaşlardan bilgi almak. Bilmiyorum ifadesi sizi korkutmasın, açık sözlü olun Örnek; .... Bey veya .. Hanım ben bu konuyu bilmiyorum Ancak bana açıklayabilirdeniz sanırım daha hızlı kavraya bilirim, yada bu inşaatta veya bu projede üzerinde durmam gereken önemli konu yada önemli özellik ne/neler gibi sorularo sormanız gerekli. Mühendis analitik düşünmeli her şeyden önce aktif olmak durumundadır. Durağınlık ve Pasif yapılanma mühendisiliği de sizi de küflendirir. Bunların %80 yapmanız durumunda harika bir mühendis olursunuz. Kolay gelsin. . . S: G:
Kasım 08 - 17:28

Süleyman Gönülkırmaz  yeni bir  gönderide  bulundu.

MEME KANSERİNİ ÖNLEMEDE ZEYTİNYAĞI


Meme Kanseri Dünyada kadınlar arasında büyük farkla en sık görülen kanser (22,9) türüdür. Akdeniz beslenmesinin ana yağ kaynağı olan NATÜREL SIZMA ZEYTİNYAĞI"nın meme kanseri üzerine yararlı etkilerini destekleyen epidemiyolojik ve deneysel kanıtlar giderek artmaktadır.

Napoli’de (İtalya) yapılan Üçüncü Uluslararası "Nütrisyon ve Kanserde İlerlemeler Konferansı"nda 26 adet etkin makale ele alınmış olup, bu makalelerden birisi de "Meme Kanserinde Zeytinyağı ve Diğer Diyet Lipidleri" konusu işlenmiştir.

Bu makalede; Sızma Zeytinyağının meme kanserini önlemedeki etkileri detaylı açıklanmış olup, orta düzeyde zeytinyağı tüketiminin bile meme kanseri riski üzerinde etkili olduğu belirtilmektedir. Yaşam boyu zeytin yağı kullanımına ve Akdeniz beslenmesine özel bir vurgu yapılmaktadır.

Ülkemizde kişi başı zeytinyağı tüketimi ortalama 1,1 kg/yıl.
Zeytinyağı üretimi olmayan zeytinyağını yeni tanımaya başlayan ABD, kişi tüketim bizden fazladır.
Zeytinyağı Tüketim oranları; Tunus, Lüblan, Suriye için= 8 kg/yıl/kişi
İtalya, İspanya için =14 kg/yıl/kiş
Yunanistan için =24 kg/yıl/kişi

Ülkemizde yıllık kişi başı ortalama tüketilen yağ miktarı yaklaşık 16-17 kg olmasına karşılık, dağılımı ilginçtir. Türkiye yıllık kişi başı yaklaşık yağ tüketim dağılımı; 6 kg margarin, 8 kg diğer bitkisel yağlar, 1 kg tereyağı, 1,1 kg zeytinyağı şeklindedir.

NOT:Kanser ve beslenmeyi kapsayan araştırmaların (in vivo- in vitro) büyük bölümünü takip etmekteyim. Sağlığını seven kişilere özel önerim, yağ olarak mutfaklarınıza girmesi gereken tek yağ NATÜREL SIZMA ZEYTİNYAĞI olmak durumundadır.
"Sağlıkta" kalın
Süleyman GÖNÜLKIRMAZ Ziraat Mühendisi-Antalya




Eylül 2016

Süleyman GönülkırmazZiraat Mühendisliği konu başlığını takip etmeye başladı.

Ziraat Mühendisliği

Ziraat mühendisliği tarla bitkileri, endüstri bitkileri, çayır ve meralar, meyvecilik, sebzecilik, bağcılık, biyoteknoloji, ekolojik tarım,...

Eylül 2016

Süleyman Gönülkırmaz  yeni bir  gönderide  bulundu.

KAÇIN ŞEKER GELİYOR

Babam ve eniştemin kanser ile tanışmasından sonra (2006) çok sayıda makale ve araştırmayı okudum. Kanser ile ilgili olanları detaylı kalın çizgilerle inceledim. İnsan sağlığına ilişkin bazı bilgilerin kapalı/açık çok net yazılmadığı ve tartışılmadığını gördüm. Bu bilgilerden birisinin de “şeker” olduğunu söyleyebilirim.

Milliyet Gazetesi Yazarı Sayın Meral Tamer, Kanserini okuyucuları ile paylaştı. Meral Hanıma salata ve bitki çayları ile ilgili önerilerimin yanında, şeker kullanımına ilişkin bir uyarım olmuştu, 15. Mayıs 2010 tarihinde. Maildeki ifadem “kristal şeker alımının sınırlandırması çok önemli” şeklindeydi.

Şekere ilişkin düşünceme yakın ifadeler, hekimlerce 2 yıl sonra söylenir oldu. Google’ un güzel yanı her ifadeyi tarihiyle birlikte kayıt altına almasıdır. Şeker kanser ilişkisi hekimlerce bilinmesine karşılık, hekimler hedef olmamak için yabancı bir yayının yazmasını bekliyorlar. Daha sonrada o makale üzerinden ateş ediyorlar.

Bugün bende bir baklavayı sevmeme karşılık, aşırılıktan ve çayda şeker kullanımından tamamen ayrıldım. Şekersiz çayın keyfinin çok daha güzel olduğunu fark ettim. Bugün çalıştığım birimde 15 mühendis arkadaşımdan sadece 3 kişi çayını şeker ile tüketir durumda. Yıllık kişi başına 30 kg üzerinde şeker tüketilmesi, kimyasal yapımızı kanser ve diğer hastalıklara karşı açık hedef oluşturmaktadır. Kimyasal yapımız, şekeri bitki ve meyvelerden almaya daha uygun bir yapıda olduğunu söyleyebilirim. Bu yapıya lütfen yardımcı olalım.

Yapısında şeker bulunan ürünlerde hangi özellikte şekerin kullanıldığını sorgulamalıyız?İlk önerim şekerden kaçın diyorum. Şekerle mini bir buluşmanız olacaksa bununda şeker pancarından elde edilmiş şeker olmasını öneriyorum ve istiyorum. Beslenme ve sağlıklı olmakta aslında hiçbir karmaşa yok. Bilinerek veya bilinmeyerek karmaşa yaşatılmaya çalışılıyor. Sağlıklı beslenmek ve sağlıklı olmak çok basit ve yalın ifadeleri bilinmektedir.

Bugün Akdeniz çanağındaki insanlar sağlıklı ve uzun yaşamları ile bilim insanlarının dikkatini çekmişlerdir. Bu yaşamlar üzerine çok sayıda araştırma ve kitap kaleme alınmıştır. Akdeniz insanın elde etmiş olduğu bu beslenme ve yaşam şekli pek çok ülkelere de esin kaynağı olmuştur. İnsanlara esin kaynağı olan bir başka bölge de Japonya’nın güneyinde yer alan Okinawa adası sakinleridir. Bu ada sağlıklı uzun yaşam adası olarak anılmaktadır.

Fare ve laboratuvar deneyleri (in vivo-in vitro) çok açıktır. Tek başına şekerden sakınmak bile, bizleri daha sağlıklı yapacaktır. Yeni çıkan pek çok ürün şeker yükü ile çıkmaktadır. Bu ürünler bizi tatları ile yakalamakta ve içine çekmektedir. Şeker ile oluşturulan damak özelliği bizi sürekli o ürüne çekmekte ve almamızı sağlamaktadır.

Bağışık sistemimizi şeker ile dinamitlemeyelim derim.
“Kaçın Şeker Geliyor”
“Sağlıkta”kalın
NOT-1-Bu yazım besthaber portalınfa Mayıs-2012 yayınlandı.
2-Son araştırmalar şekerin Kalp ve damar sistemini de etkilediğini çok açık olarak ortaya koymaktadır.
BİLGİLERİNİZE S: G:
Eylül 2016

Süleyman Gönülkırmaz  yeni bir  gönderide  bulundu.

TARIMDA İNOVASYON

Tarım ürünlerinin yetiştirilmesi, taşınması, depolanması, çok sayıda yiyeceğe dönüştürülmesi, hammadde yapılması, pazarlanma ve sunum sistemini de kapsayacak yeni fikir ve metotlarla katma değer yaratan ürün ve hizmetlerin tamamını “Tarımda İnovasyon” olarak tanımladım.
“Tarımda İnovasyon”u yaratmanın en kolay yolu daha çok “Butik/Yerel Tarımsal Faaliyet Alanları” diyebiliriz. Bu işletmelerde inovasyon oluşturmak ve uygulamaya koymak daha kolaydır. Butik/Yerel tarımsal oluşumlardan istenilen değer elde edilmesi durumunda uygulamayı revize etmek ve yenilemek her zaman mümkündür.
Tarımsal faaliyetin en büyük girdisi aslında “insan”dır. Bu konunun altının çok iyi çizilmesi gerekmektedir. Türkiye nüfusunun yaklaşık %25’i bir şekilde uzaktan/yakından tarımla ilgilidir. Bu, Türkiye nüfusu açısından çok önemlidir. Bu tarım grubunun eğitilmesi, farklı üretim sistemlerine cesaretlendirilmesi, gelirinin artırılması ve mutlu insanlar olmasını bir ziraat mühendisi olarak çok önemsiyorum. Yaşamını tarıma adamış kişilere katkı sağlamak adına gördüklerimi ve öğrendiklerimi “Tarımda inovasyon” adı altında yazmak istedim. Bu yazımda akademik bir dil kullanmayacağım, farklı inovasyon yarışmalarına katılmam nedeniyle daha çok tarla, doğa, köy, işletme ve seyahatlerde gördüklerim üzerinden “Tarımda İnovasyon”u doğaçlama yazdım.
Toroslar’da bir etüt çalışması yaparken bir çiftçi ile karşılaştım, ne iş yaptığını öğrenmek istedim, hayvancılık yaptığını söyledi. Etrafta hiç bir ahır ve hayvan yetiştirmeye yönelik bir tesis göremediğimi söyledim. Hikayesi beni çok etkiledi.
Hikayesi; “Günümüzde hayvanları evcilleştiriyoruz, ben ise onları yabanileştirdim. 400 tane keçim var, onlara dağda bir bölgede konaklamayı öğrettim. Ardından dağdaki ahırı da yok ettim. Haftada iki gün onlara su götürüyorum, keçilerin bulunduğu meydana gelince 6-7 defa güçlü ıslık çalıyorum, hepsi vadilerden koşarak toplanıyorlar. Hayvanların su teknelerine sularını dolduruyorum ve kabaca hayvan sayımını yapıyorum. Su ve ıslık bizim buluşmamızı sağlıyor, hiç birisinden süt almıyorum, sütleri yavrularına kalıyor, benim işim yetiştiricilik üzerine, gelişenleri belli dönemlerde alıp, pazarlıyorum” dedi. Kışın dedim anlatmaya devam etti. “Keçilerin beni unutmaması ve bağımlılığının devam etmesi için de kışın su yerine daha çok yem ve kuru yonca veririm” dedi. Bu çiftçiden kendime göre bir ders aldım, inovasyonu yaşam ortamına göre oluşturmuş ve bir şekilde kurmuş.
Anadolu tam bir meyve bahçesidir. Meyve çeşitliliği 200’ün üzerinde olmasına karşılık, en yaygın ticaretin, taze/kuru meyve ve meyve suyu şeklinden daha öteye ulaşamadığı gözüküyor. Anadolu’nun meyve tatları farklı yiyeceklerle harmanlanarak buluşturularak yeni doğal lezzetlerin elde edilmesi gerekliliktir. Bu lezzetlerin elde edilmesi yolu da çok eski yıllarda yapılmış daha sonra zahmetleri nedeni ile bırakılmış ve unutulmuş yerel üretimlerdir.
Elazığ’a eşimin ailesi ziyarete gitmiştim. Egeli olduğumu, ailemin bağcılıkla uğraştığını söyledim. Yaşlı bir kadın “Üzümden ne yaparsınız? ” dedi. Yaş ve kuru olarak satarız bazen de pekmez yaparız dedim. “Hepsi bu mudur? ” dedi. Ben de “Eveté dedim. Kadın “O üzümün şırasını bana verin, ben onla neler yaparım” dedi. Güngörmüş kadının gözleri bana siz hiç bir şey yapmıyorsunuz der gibiydi.
Anadolu, doğal ve aromatik bitkiler yönüyle zengin çeşitliliğe sahip ilginç bir bahçedir. Bu bitkileri sağlık alanında kullanan ülke Japonya ve Almanya, kozmetik alanında kullanan ülke ise Fransa’dır. Bazı ülkelerde organik üretimlerde suni tarım ilaçları yerine bu bitkilerden doğal ilaçlar yapma yönünde Ar-Ge çalışmalarına başlanmıştır. Korkarım ki patentlenme çalışması tamamlandığında doğal bu ilaçları yakın zaman diliminde raflarımızda sadece satıcı konumunda olacağız. Meslekte yeni olan ziraat mühendislerinin bu özellikte Ar-Ge çalışmalarında yer almalarına dikkat çekmek istiyorum.
Manisa İli Akhisar İlçesi’nde yaşayan Okan Bakır ilginç bir tavuk çiftliği kuruyor. Uzun yıllar yurtdışı inşaat şirketlerinde çalışarak elde ettiği deneyimlerle tavukları tutsak etmeden yarı kontrollü bir çiftlik kuruyor. Bu çiftlikle birlikte başlangıçta büyük sıkıntılarda çekiyor. Nedeni ise tarımsal üretim çıktılarının sınıf tanımlama sisteminin açık kurulmaması ve üretilen her yumurtaya aynı fiyatın verilmek istenmesi olarak eklemekte. Bugün çiftlik çalışır durumda, fotoğraflarda çiftlik hakkında her şeyi anlatıyor.
Tarımda inovasyona yer açılması gereken en önemli kapılardan birisi de ekmektir. Seyahatlerimde en çok farklı özelliklerde oluşturulmuş ekmekler ilgimi çeker.
Buğday (Triticum aestivum) 35 adettin üstünde antioksidan bulunduran, güçlü ve dengeli bir tohumdur. Buğdayın bu özelliklerine karşılık, son yıllarda ekmeğin oluşturulma şekli, ekmeği kilo alıcı ve bağışıklığı koruma özelliği zayıflatılmış gıda olarak imal edilmektedir. Hamurun mayalanarak dinlendirilmesi hamuru ekşitir, kabartır ve canlandırır. Hamurun canlılığı ekmeği güçlü ve lezzetli yapar. Alman fırıncılar ekmek hamurunun hazırlanmasından pişirilmesine kadar, ekmek yapımına ilginç oluşumlar ekleyerek farklı lezzette besleyiciliği yüksek ekmekler yapabilmektedirler. Ekmeğin içine koyabileceğimiz farklı meyvelerle ilginç lezzetler oluşturmamız mümkündür. Ekmek bir fabrikadan çok yerel üretilmesi gereken yiyeceklerin başında gelmektedir. Bugün inovasyona en açık ürün grubundandır.
Tarımda inovasyonun iyi işlediği ürünlerin başında zeytin gelmektedir. Zeytinyağı kimyası ile ilginç bir sıvıdır. Zeytinyağı, sofrasına girdiği kralları, kraliçeleri, yöneticileri, şövalyeleri, askerleri sağlıklı yaşatmıştır. Bunun en güzel örneği Akdeniz çanağında yer alan kişilerin daha az sağlık sorunu ile karşılaşmaları ve sağlıklı uzun ömür yaşamalarıdır. Türkiye’de farklı özelliklerde zeytinyağı elde etme ve sunum farkındalığını ilk oluşturan kurum TARİŞ’tir. TARİŞ, Zeytinyağı şişelerini özel tasarlayıp, her tasarımı ilginç tatlarla sunarak, pek çok kişinin dikkatini çekebilmeyi başarmıştır. Zeytinyağına yaşamınızda daha çok yer verin derim. Türkiye’de kişi başına yıllık zeytinyağı tüketimi yaklaşık 2 litre, Yunanistan’da kişi başına yıllık yaklaşık 21 litre, İtalya’da 12 litredir. O, altın sıvı sağlığın her zaman etkin bir doğal iksiridir. Zeytinyağının elde edilmesinin yerel olması, sunum şeklinin butik olması durumunda özel tatlarla daha çok karşılaşacağız.
Tarımda inovasyona gereksinimi olan ürünlerden birisi de peynirdir. Marketlerden aldığımız peynirlerin hemen hemen tamamı benzer yapılardadır. Farklı yörelerden toplanan sütler büyük tanklarda mayalanmakta ve tek düze tatlar ile sunumları yapılmaktadır. Sırt çantam ile yaptığım Hollanda seyahatinde gökkuşağı gibi renk renk albenisi olan peynirlerden bolca tatma fırsatım oldu. Hollandalılar peynirleri renklendirmişler, nesilden nesille mayalamada elde ettikleri mini sırları peynirlerine koymuşlar. En önemli özellikleri peynir elde etmeyi çok ciddiye almaları, emek vermeleri, peynirin tanıtımı ve sunumu için tıpkı bir tiyatro sahnesi gibi kişilerin localara alınarak peynir gösterinin yapılmasına şahit oldum. Bir peynirin bir elmas kadar özel sunulabileceğini öğrendim. Hollanda tarımı özel bir büyüteç altına alınmalıdır. Çok özel bir ikliminin olmamasına rağmen sınırlı bir toprak alanına sahip bir ülkenin Avrupa’da tarımdan yüksek gelir elde etmesine şaşırdım. Avrupa’da bazı peynirlerin (Mont D’or, Mimolette, Rokfor, Edam, Salers) aroma alması için özel ağaç kabuk ve renkleri, mayalama mağaralarının kullanıldıklarını öğrendim. Yüzlerce peynir çeşidinin üretildiği ve pazar bulduğu bu alanda ülkemize özel peynirler oluşturmamız ve üretmemiz gerekiyor. Bu yönüyle peynir inovasyona en açık alan olan olarak gözüküyor.
Dünyada inovasyon destekli ilginç tarımsal üretim ve denemeler vardır. Yerel, organik, kapalı dikey çiftliklerden ledlerle aydınlanmış seralara kadar uzayan farklı özelliklerde uygulamalara rastlamak mümkündür. Bazı uygulamalar komik gibi gözükmesine karşılık, her deneyimin inovasyosyonu oluşturmada yeni tarım şekillerine esin kaynağı olma ve çok önemli tarım uygulamaları bu kuluçka fikirlerden doğmaktadır.
İnovasyon düşüncesinin ana çizgisi tarım ürünün besleyici ve doğal yapısını koruyarak ve artırarak nasıl geliştirmeliyiz sorusu sanırım en doğru sorgu şeklidir. Tarımda kimyasal ağır ilaçlar yerine doğal ve biyolojik mücadele sistemlerini çiftliklerimize davet etmeliyiz. Kimyasal gübrelerin yerine kompost ve vermikompost gübrelerin yapımını öğrenip, bitkisel üretimde çevre dostu ürün besleme girdilerine yer açmalıyız. Her üretim için monokültür ve konvansiyonel yetiştiricilik yerine yaratıcı küçük değişimlerle denemeler yapmalıyız. Elde ettiğimiz inovasyonları daha sonra genelleştirerek tarıma tümden entegre etmekte yarar vardır.
Not: APELASYON Eylül-2016 sayısındaki yazımdan özetledim.
(apelasyon.com/yazi/511-tarimda-inovasyon)
Haziran 2016

Süleyman Gönülkırmaz bu yanıtı beğendi:

SWOT analizi nedir? Nasıl yapılır?

SWOT analizi bir iş planında işin Strengths, Weaknesses, Opportunities, Threats - Güçlü yönler, Zayıf yönler, Fırsatlar, Tehditler olarak incelenmesini ve bu durumlara hızlı bir bakış atılmasını sağlayan bir özet tablodur. Tablo, 4 birimden oluşur ve her birim işin bahsettiğim incelemelerinden birisine ait bir hücre olarak yerleştirilir. İş planlarının olmazsa olmazlarındandır. Bazı örnekler aşağıda:

Swot Analizi

Swot Analizi
Daha fazla örnek için: articles.bplans.com/swot-analysis-examp... adresini inceleyebilirsiniz. Hazırlama için bir araç da burada: ufa.lt/Cr59Xq
Haziran 2016

Süleyman GönülkırmazOrhan Tutum kişisini takip etmeye başladı

Orhan Tutum, Bilgisayar Programcısı, @zertel

Acemi programcı

Haziran 2016

Süleyman Gönülkırmaz  yeni bir  gönderide  bulundu.

ARAÇ KULLANIYORUM, KORNA KULLANMIYORUM...

2 Yıl önce sırt çantam ile bir mini Avrupa turu yaptım.
İlk durağim Köln'de (Almanya) bir otele yerleşmek oldu.
Sabah, Brüksel'e (Belçika) gitmek için otelden çıktım.
Valizimi çekerek görevlilerin tariflemiş olduğu meydanı buldum.
Bu meydanda, 'Hauptbahnhof' isminde çok aktif bir tren istasyonu,
mavi çatılı 'Music Dome' isminde büyük bir opera binası ve
hemen yanı başında 'Dom Kilisesi'nin yer aldığını haritamdan buldum.
Meydanın içerisine ulaşacağım, TRAFİK IŞIĞI YOK,
nerden geçerim diye baktım.
Cidden Işık Yok.
Sadece 'Yaya Yol Çizgisi' mevcut.
Araçlar akıyor, kenara yaklaşıp, beklemek istedim.
Beni gördüler, tüm trafik durdu. . .
Bana yol verdiler. . .
Karşıya geçtim, olan bitenleri seyretmeye başladım.
Korna çalan yok.. .
Kızan yok.. .
Acelesi olan yok..
O an karar verdim,
KORNA KULLANMAYACAĞIMA. . .

Nisan 2016

Süleyman Gönülkırmaz bu yanıtı beğendi:

Mal veya hizmet alırken pazarlığı nasıl yaparsınız?

Pazarlığı kendi kendine yapan satıcı haricinde pazarlık yapmamaya gayret gösteririm.

-Bu ayakkabı ne kadar?
+ 250 lira ama sana .... 185 olur abla
-150 yap alayım
+tamam abla 170'e al, güle güle giy....

diye uzar gider.
Nisan 2016

Süleyman Gönülkırmaz bu yanıtı beğendi:

Ne yaptın ve hayatın değişti?

Bir kitap okudum.
Nisan 2016

Süleyman Gönülkırmaz bu yanıtı beğendi:

Ne yaptın ve hayatın değişti?

Yılmadım, 4 sene üniversite okumama rağmen sınava girip, hep bir kapı aradım ve en sonunda hayalime ulaştım. Hayatım çok değişti, çok mutluyum ve istediğim bölümde fazlasıyla da başarılıyım .)
Nisan 2016

Süleyman GönülkırmazŞener Akbaş kişisini takip etmeye başladı

Şener Akbaş, Fizyoterapist, @senerakbas

Nisan 2016

Süleyman GönülkırmazBurak Aydol kişisini takip etmeye başladı

Burak Aydol, Araştırmacı Yazar, @buraka

Bir o yana bir bu yana, saçına güller takayım.

Nisan 2016

Süleyman GönülkırmazAslı Akmaz kişisini takip etmeye başladı

Aslı Akmaz, Satış Danışmanı, @asliakmaz

Nisan 2016

Süleyman Gönülkırmaz  yeni bir  gönderide  bulundu.

Alaçatı Ot Festivali Baş Oyuncusu Radika Oldu

Alaçatı Ot Festivali 2016 yılı teması için “Radika”yı seçti. Alaçatılıları Ot Festivaline sahip çıktıkları ve bu güzel etkinliği 7 yıldır sürdürdükleri için tebrik ediyorum. Bu Festivali Doğanın bize sunduğu otların kıymetini öğrenme ve doğaya teşekkürün bir organizasyonu olarak düşünüyorum.

Bugünkü yazımın baş oyuncusu “Radika”, Botanikçiler onu latince “Taraxacum officinale” olarak tanımlarlar. Giritliler onu her yerde “Radika” diye ararlar ve sofralarına davet ederler. Bunun dışında bu bitkiyi Karahindiba ve Aslandişi diye çağıranlar da olur. Bu ota en çok yakışan ismin “Radika” olduğunu düşünürüm hep.

Radika, Ege ve Akdeniz Bölgelerimizde çayır ve çimenlik alanlarda gövdesiz bitki olmaları nedeniyle çok kolay tanınırlar. Derin dişli yaprakları rozet şeklinde direkt kökten çıkarak çiçek sapının çevresine yayılırlar. Çiçek sapları yapraklardan daha uzuncadır. Bu sapların tepesinde yer alan sarı çiçekler ilkbahardan sonbaharın ortasına kadar açarlar.

Radikayı mutfak ve beslenmelerine en çok koyanların başında Giritliler gelmektedir. Bu otun tadını ve salatasını halamın bir Giritli ailesine (Alaşehir) gelin gitmesiyle öğrendim. Radikanın kimyasını ise; babamın ve eniştemin (2006) kanserle tanışmasından sonra öğrendim. Doğal radikaları baharda toplamak için hafta sonları kırlara çıkarım. Bir yerel pazarlarda bu ot ile karşılaşırsanız, salatanızı güçlendirmek için mutlaka almanızı özellikle isterim.

Radika çok sayıda bilimsel deneye (in viv/vitro) tabi tutulmuştur. Radikanın yapısında antitümör aktiviteye sahip on beşe yakın kimyasal, antioksidan olarak görev yapan otuza yalın kimyasalın olduğu bugün iyi bilinmektedir. Radikanın, Akdeniz ülkeleri doğal sağlık ve mutfak portallarında en çok söz edilen yeşillik olmasının gerekçesi budur.

Alaçatı Ot Festivali Baş Oyuncusu Radikayı lütfen kırlardan sofranıza daha çok çağırın derim. Radikanın kimyası iyi beslenmenin sigortasıdır.

Süleyman Gönülkırmaz
Ziraat Mühendisi
otadami@gmail.com

besthaber.com.tr/…/alacati-ot-festivali-bas-oyuncus…/
Mart 2016

Süleyman Gönülkırmaz bu yanıtı beğendi:

Hukukun tam olarak işlediğine inanıyor musunuz?

Adalet camiası bile hukukun tam olarak işlediğine inanmıyor. Ben nasıl inanayım.
Mart 2016

Süleyman Gönülkırmaz bu yanıtı beğendi:

inploid üyelerini memnun etmek adına jest olarak aktiflik durumlarına göre üyenin ismi ve en gözde cevabı basılı olan bir kupa bardak hediye etse ya?

Fena fikir değil. Girişimcileri de maddi sıkıntıya sokmadan her ay 5-10 üyeye hatıra olarak gönderilebilir.
Mart 2016

Süleyman GönülkırmazSevgiseli kişisini takip etmeye başladı

Sevgiseli, Öğretmen, @Sevgiseli

Kanatları var ruhunda...

Mart 2016

Süleyman Gönülkırmaz bir yanıt verdi.

Hollanda'nın toprak alanlarının Türkiye'nin yedide biri olduğunu ve dünyada en çok ihracat yapan ülke sıralamasında ilk üçte olduğunu biliyor musunuz? ülkemizdeki yanlış nedir?

Sırt çantam ile geçen yıl Belçika, Almanya ve özellikle Hollandayı gezdim, gözlemleme fırsatım oldu. Bugün edindiğimiz bilgilerin çoğu tarıma ve uygulama yönelik değil. Daha çok teorik olup, iyi tarım yapmaya uygun olmadığını gördüm. Biz mühendisler ve hocalarımız daha çok arazide olmalı. Bir farklı önemli özellikte Tarımda inovasyonu geliştirmemişiz. Bu iklim bu toprak tarım için o kadar uygun ki.... Bu topraklardan yüzlerce ilginç güçlü peynirler, ıslahı tamamlanmış hayvan ırkı yaratamamışız. Tarımsal Üretim aileden aileye nesilden nesile bilgi artışı ile devir ediliyor ve yönetiliyor olması da çok önemli. Çiftçiler kooperatifçilik şemsiyesi altında, kooperatifler tam, şeffaf ve güzel yönetiliyor. Elde edilen ürünün iyi hasat edilmesi, iyi korunması ve iyi sunumu çok çok önemli. Tarım her ülkede doğaya bağlı olduğu için özel muhafiyetleri ve özel koşulları olmak durumda. Yakıt, makina, finans gibi desteklerin olması şart. Tarım, Doğa koşullarına, rekabete, hastalıklara, afetlere çok açık bir üretim şekli, Avrupa bunu çok güzel kurgulamış ve sistemi kurmuş. Çiftçiler bu sistemin içinde çalışıyor. Ürün aracısız tüketiciye ulaşıyor, ulaştırılıyor. Bilgi düzeyi yüksek donanımlı kişilerin elinde tarım. Devlet Tarımda önemli bir yol gösterici olmuş. Bilgilerinize S: G:
Daha Fazla