Bilmek istediğin her şeye ulaş

Psikoloji Öğrencisi Simay Ayan inploid.com'da 4 soru sordu, 48 soru yanıtladı ve 21 takipçisi var.

Temmuz 2016

Simay Ayan bir yanıt verdi.

İnsan karar verirken ve eyleme geçerken özgür müdür yoksa tüm karar ve eylemleri soyaçekim, çevre, kader vb. dış güçlerce mi belirlenir?

Sanırım bunda bazı kırılma noktaları var. İnsan bazen kendini bitmek tükenmek bilmeyen bir acı seviyesine iştirak etmiş olarak bulabiliyor. Hangi kapıyı denese oradan da çıkamayacak kadar hep dış etkenler dolayısıyla köşeye sıkıştırılmış bulabiliyor kendini. O kırılma noktası bence önce kendini biraz daha sevmek. Kendini biraz daha anlamak. Sonrasında gelen kararların kötüsü bile neden sorusundan daha ağır değil.
Temmuz 2016

Simay Ayan bu yanıtı beğendi:

İnsan karar verirken ve eyleme geçerken özgür müdür yoksa tüm karar ve eylemleri soyaçekim, çevre, kader vb. dış güçlerce mi belirlenir?

Ne zaman bağımlı ilişkilerimizden kurtulur, bireyselleşme sürecini tamamlar, hiç kimsenin desteğine ihtiyaç duymadan yaşamımızı sürdürebileceğimize inanırsak, özgür seçimlerimizi ancak o zaman yapabiliriz. Bunun haricindeki seçimler farkında oluruz ya da olmayız bağımlı ilişkilerimizin etkilediği seçimlerdir, tamamı ile bize ait değildir.

Şu soruyu sormak lazım kendimize:
"Yaşamımızın ne kadar kendimize ait, ne kadarını başkaları çizdi?"
Temmuz 2016

Simay Ayan bir yanıt verdi.

Tüm insanlık olarak, bildiklerimiz bilinebileceklerin ne kadarıdır?

Bu soru fazla bilinmezlik içermiyor mu sizce de?
Temmuz 2016

Simay AyanAyhan Şimşek kişisini takip etmeye başladı

Ayhan Şimşek, Gezgin, @zindoz98

İnsan iradesinin özgürlüğüne kavuşmasını istiyor. Bireylerin özgürce bir araya gelmesinden oluşan toplumsal bir düzende yaşamak istiyor. Gerçekleşmesi mümkün tezat ütopyaları burada olma nedenlerinden biri. Aşka inanıyor sahiplenmeye karşı çıkıyor.

Temmuz 2016

Simay AyanHakan kişisini takip etmeye başladı

Hakan, Bütçe Uzmanı, @hakkan

Son 700 yıldır yok edilmeye çalışılan bir beyaz Türk. Genetically Anarchist.

Temmuz 2016

Simay AyanŞaman kişisini takip etmeye başladı

Şaman, İnşaat Mühendisi, @chamacon

En musica verdades.

Temmuz 2016

Simay Ayan bir yanıt verdi.

Anlam, anlamlı mıdır? Anlam sorgulamak anlamsız mıdır yoksa?

Anlamı bile daha henüz idrak edemiyorken çoğu zaman, anlamın ötesini sorgulamak matematiği öğrenmeden trigonometriye geçiş yapmak gibi. Anlam sen ona ne yüklüyorsan o kadardır. Anlam sözcüğünün tek bir karşılığı vardır ama anlam aslında çok geniş bir kavramdır. Çünkü çoğu zaman tek bir ağaca bakan 876 insanın çıkardığı 876 anlam birbirinden farklı olabilir. Her insanın beyni geçmişinden bugününe taşıdığı travma, öğreti ve kabiliyetlerle, farklı çerçevelerden oluşur. Her insan farklı bir dünya olduğu gibi, tek bir nesneden çıkarılabilecek anlam da denek sayısı kadar olabilir.
Temmuz 2016

Simay Ayan bir yanıt verdi.

Şırdan isimli yiyecek tam olarak hayvanın neresidir?

Bilmiyorum ama alkolden sonra hiç fena değil. Şu, küçülmeye başladığı yer dışında.
Temmuz 2016

Simay Ayan bir yanıt verdi.

İnsan neden kıskanır? Kıskanmak ya da kıskanılmak güzel bir şey midir?

Kıskanılmak güzel bir şeydir. Kıskanılmak, karşındakinin seni paylaşamadığının bir göstergesidir ve şahsım adına muazzamdır. Bunun sebebi, bir şekilde, karşındaki insanın sana değer vermesi, ve bu değeri kaybetmek istememesidir.
Temmuz 2016

Simay Ayan bir yanıt verdi.

Ne yaptın ve hayatın değişti?

Aşık oldum sandım. Hayatım değişti. Bi şehre gitsem herşey düzelir dediğim bi şehir vardı, boğazına köprü takılmış bi şehir, beni dişlerinin arasında ezdi, yalnızlığı öğrendim, hayatım değişti.
Olmayabileceğini, bazen insanın kaderi zorlamaması gerektiğini öğrendim, doğduğum şehre döndüm anne kucağına, hayatım değişti. Bi bölüm bıraktım anneme dönerken. Sonra tekrar diplomalı bir mutsuz olmaktansa istediğim işi yaparım dedim tekrar baştan başlamayı öğrendim, hayatım değişti. Sonra gerçekten aşık oldum, hayatım karardı, ben değiştim. Şimdi de aklım, bir 'hayatım değişti' cümlesine daha gebe. Sadece sonucu bekliyorum. Ha, beklemek öğretildi bana, hayatım değişti.
Temmuz 2016

Simay Ayan bu yanıtı beğendi:

Kafamın içinde korkunç bir çıkmazdayım. Bütün pencerelerin camları patladı ve artık hiçbir bakış açısı beni o çıkmaz sokaktan alamıyor. Ben şimdi ne yapacağım?

Kesinlikle dua etmenizi öneririm. Eğer Daniel Goleman Duygusal Zeka kitabını okursanız büyük yardımı olur. Kitapta bahsedilen konulardan biridir dua etmek. Kesinlikle işe yarar
Temmuz 2016

Simay Ayan bir yanıta alt yorum yaptı

durum tam olarak bu. önerme olması için bir keşke.
Gerçek bir hayata dair bir soru mu, yoksa bir önermeden türetilmiş soru mu bilemedim.

Daha kötüsü olana kadar en kötüsü bu ise, terk-i diyar her zaman iyidir. Yaşam yolunu bulur.
Temmuz 2016

Simay Ayan bir yanıta alt yorum yaptı

bunun için minnettarım.
Soru sorulalı epey olmuş, soruyu soran arkadaş şu an halen burada mı, ne durumda bilmiyorum, ama tüm OKB'den muzdarip arkadaşlara kendi hikayemle cevap vermek ve bir nebze de olsa fikir vermek istedim. Bu yüzden biraz uzun oldu.

2004-2008 yılları arasında yoğun bir biçimde OKB ile uğraştım. Lise 2 de meydana çıkmış olması, geleceğimi şekillendirmem açısından bir avantaj mı yoksa dezavantaj mı yarattı, bundan emin olamıyorum (nedeninden aşağıda bahsedeceğim) . OKB, hayatı yaşamama engel olurken üniversite sınavlarında 3 sene başarısız oldum.


2008 başlarında doktorlarım hastaneye yatmamı istediler. Ailem de artık yorulmuş, bıkmıştı. Ben reddettim. Doktoruma, hastaneye yatarsam derslerime çalışamam dediğimde, zaten şu anda da çalışamıyorsun diye cevap vermişti.

Doğruydu.

Epey direniyor olduğum hastaneye yatma işini o noktada mantıklı buldum ve kabul ettim.

Yaklaşık 3 senedir ilaçla tedavi görüyordum ve iyiye gidiyor olduğumu gösteren pek bir şey yoktu. 3 hafta hastanede yattım. Hastanede benden çok daha kötü durumda olan hastalar vardı. Hastaneye gittiğim ilk gün, aslında umutsuz bir vaka olmadığımı hatta eziyet dolu günler geçiriyor olsam bile bir çoklarına göre sağlıklı olduğumu, yani iyileşebileceğimi gördüm.

2008 başlarında hastaneye yattıktan sonra belirgin bir iyileşme yaşadım. Hastaneden çıkıp eve geldiğimde kendimde bir rahatlama, hafifleme hissediyordum. Muhtemelen her gün törensel nitelikte sürdürdüğüm takıntılarımı, en rahat biçimde gerçekleştirdiğim ev ortamından uzaklaşmış olmamın sonucuydu bu. Elbette halen bazı takıntılı düşüncelerim sürmekteydi, ama eskiye oranla rutin olarak sürdürdüğüm bir çok takıntıyı unutmuştum. Evim daha başka bir yerdi gözümde.

Sonrasında babamdan bilgisayar istedim. Önceden programlamayı merak ediyordum, fakat hiç bilgisayarım olmadığından merakımın üzerine gitme fırsatı bulamamıştım. Hastaneden çıktıktan sonra alınan bilgisayara kendimi epey kaptırıp sürekli bilgisayar programlama üzerine araştırmalar yaptım. Sanırım hastaneden çıktıktan sonra kendimi heyecanla kaptıracağım bir meşgalemin olması, hastanenin sağladığı faydayı sürdürülebilir kılmıştı ve tekrar rutinlerimi hatırlamaya fırsat bulamamış, geriye dönmemiştim.

O sene 4.kez üniversite sınavına girecektim. Madem yazılımla uğraşıyorum, üniversite tercihimi de bu yönde yapayım dedim. Ama sistem değişmiş ve matematik 2 gibi konular sınav kapsamına girmişti. Ve ben bildiklerimi unutmuştum, sınavı kazanma konusunda ümitli değildim. Bir mühendislik bölümünü kazanamayacağımı biliyordum. Bu sebepten dolayı da seçimimi önlisans yönünde yaptım ve bilgisayar programlama bölümüne yerleştim. Halen daha içimde uktedir bilgisayar veya yazılım mühendisliği okumuş olmak.

2 paragraf boyunca alakasız gibi görünen kişisel şeylerden bahsettim. Sadede geleceğim; benim obsesyonlarım temizlik benzeri şeylerden ziyade, karışık düşüncelerden oluşuyordu. Zihnimde sürekli sayı sayıyor, çizgiler görüyor ve o çizgileri, belli sayılarda üzerinden geçerek tamamlamaya çalışıyordum. Yaklaşık 4 sene boyunca yoğun biçimde bu karmaşık düşünceleri barındırdım ve bu düşünceler hiçbir zaman sabit değildi, kurallar her zaman değişiyordu, ayak uydurmak zorundaydım. Bazı zamanlar dayanamayıp oturduğum kanepede sızıp kaldığım oldu. Uyandığımda kendimi montla kanepede oturuyor halde bulduğum günler...

OKB'den dolayı üniversite sınavlarına hazırlanamadım, ama belki de OKB bana bir dezavantaj değil aksine bir avantaj sağlamış da olabilirdi. Çünkü yazılım ile ilgili her ne varsa, zorlanmadan ve zevk alarak öğrendim, uyguladım. Bu durumu, kafamdaki potansiyel karmaşıklığı, bilgisayar programlama sayesinde yararlı bir şeye dönüştürmüş olduğum yönünde yorumluyorum. Tabii bu düşünce bir avuntu da olabilir. Zira OKB yaşam kalitesini sıfıra indiren, aile içinde büyük zorluklar yaşatan bir rahatsızlık. Bir potansiyel olarak düşünmek çok doğru olmayabilir.

Bu kadar yazdım, uzattığım için özür dilerim, ama benimle aynı sıkıntıları yaşamış birilerine duyduğum empati yüksek oluyor.

OKB'nin yarattığı olumsuz koşulların kafanıza takıldığını ve hayatınızın böyle sürüp gideceğini düşünerek endişe ve üzüntü içinde olduğunuzu biliyorum. Fakat bu zorlukları kendi lehinize çevirebilirsiniz. Eğer lehinize çevirilecek bir türde OKB'niz yok ise onları yok ederek de lehinize çevirebilirsiniz.

Doktoruma bir keresinde bundan kurtulmanın kolay bir yolu yok mu diye sormuştum. Bana, "sihirli bir değnek yok ki kafana değdirip silip alalım. Kurtulmanın en kolay yolu yapmamak. " diyerek o zaman için beni kıran, sert tonda bir cevap vermişti. Ama şimdi baktığımda tamamen haklı olduğunu görüyorum.

Takıntılı düşüncelerin size yaşattığı zorlantı hissini ve sizi davranışlara yönlendirdiğinde hissettiğiniz şeyi biliyorum, kontrolsüzce ona teslim olmanıza yol açan tehditkar bir varlık. Ama bu düşüncelerin, bana yapmamı söylediği davranışları, yapmayı redderek bir adım ötesinde ne olduğunu görmüş biri olarak söylüyorum ki, onu dinlemeyin.

Bir adım ötede, asla ve asla sizi korkuttuğu gibi "yapmazsam olmaz" türünde bir şey yok.

OKB, siz ona izin verdikçe zihninize, hayatınıza yayılan ve sürekli artık bir noktada duracağını ve ilerlemeyeceğini vaadederek sizin ona izin vermeniz için yalanlar söyleyen, durdurak bilmeyen bir hırsızdır. Vaktinizi, enerjinizi, sevincinizi çalıyor.

Onu dinlemeyin, sizi düşünsel olarak tehdit ettiği şeylerin olmadığını göreceksiniz. Başlarda zor olsa da inanın değiyor.

Netice olarak, OKB'den kurtulabilirsiniz. Onu analiz edin ve onunla savaşın. Zaten bütün vaktinizi çalıyor olan bu hırsıza karşı savaş vermek için yeterince vaktiniz var. Acele etmeden ve endişeye kapılmadan sürecin tadını çıkarın. Ben OKB'den kurtulduğumda kim olduğumu görebildim. Kendinizi tanımak eğlenceli bir süreç olacaktır.

Her insanın muhakkak hayatta yapabildiği şeyler vardır. Kendi içinizde bunu bulmaya çalışın ve OKB'ye karşı bunu kullanın. Eğer bir şeyleri başardığınızı görürseniz, duyduğunuz his, OKB'nin yarattığı hissi ezip geçecektir. Onun elinden kontrolü alın ve kendi hayatınızı kendiniz yönetin.

Hiçbir şey kaybetmeyeceksiniz, ve hiç de canınız yanmayacak.
Temmuz 2016

Simay Ayan bu yanıtı beğendi:

OKB (Obsesif Kompulsif Bozukluk) hastalığı çözümsüz müdür? Daha önce bu hastalıktan kurtulan var mıdır?

Soru sorulalı epey olmuş, soruyu soran arkadaş şu an halen burada mı, ne durumda bilmiyorum, ama tüm OKB'den muzdarip arkadaşlara kendi hikayemle cevap vermek ve bir nebze de olsa fikir vermek istedim. Bu yüzden biraz uzun oldu.

2004-2008 yılları arasında yoğun bir biçimde OKB ile uğraştım. Lise 2 de meydana çıkmış olması, geleceğimi şekillendirmem açısından bir avantaj mı yoksa dezavantaj mı yarattı, bundan emin olamıyorum (nedeninden aşağıda bahsedeceğim) . OKB, hayatı yaşamama engel olurken üniversite sınavlarında 3 sene başarısız oldum.


2008 başlarında doktorlarım hastaneye yatmamı istediler. Ailem de artık yorulmuş, bıkmıştı. Ben reddettim. Doktoruma, hastaneye yatarsam derslerime çalışamam dediğimde, zaten şu anda da çalışamıyorsun diye cevap vermişti.

Doğruydu.

Epey direniyor olduğum hastaneye yatma işini o noktada mantıklı buldum ve kabul ettim.

Yaklaşık 3 senedir ilaçla tedavi görüyordum ve iyiye gidiyor olduğumu gösteren pek bir şey yoktu. 3 hafta hastanede yattım. Hastanede benden çok daha kötü durumda olan hastalar vardı. Hastaneye gittiğim ilk gün, aslında umutsuz bir vaka olmadığımı hatta eziyet dolu günler geçiriyor olsam bile bir çoklarına göre sağlıklı olduğumu, yani iyileşebileceğimi gördüm.

2008 başlarında hastaneye yattıktan sonra belirgin bir iyileşme yaşadım. Hastaneden çıkıp eve geldiğimde kendimde bir rahatlama, hafifleme hissediyordum. Muhtemelen her gün törensel nitelikte sürdürdüğüm takıntılarımı, en rahat biçimde gerçekleştirdiğim ev ortamından uzaklaşmış olmamın sonucuydu bu. Elbette halen bazı takıntılı düşüncelerim sürmekteydi, ama eskiye oranla rutin olarak sürdürdüğüm bir çok takıntıyı unutmuştum. Evim daha başka bir yerdi gözümde.

Sonrasında babamdan bilgisayar istedim. Önceden programlamayı merak ediyordum, fakat hiç bilgisayarım olmadığından merakımın üzerine gitme fırsatı bulamamıştım. Hastaneden çıktıktan sonra alınan bilgisayara kendimi epey kaptırıp sürekli bilgisayar programlama üzerine araştırmalar yaptım. Sanırım hastaneden çıktıktan sonra kendimi heyecanla kaptıracağım bir meşgalemin olması, hastanenin sağladığı faydayı sürdürülebilir kılmıştı ve tekrar rutinlerimi hatırlamaya fırsat bulamamış, geriye dönmemiştim.

O sene 4.kez üniversite sınavına girecektim. Madem yazılımla uğraşıyorum, üniversite tercihimi de bu yönde yapayım dedim. Ama sistem değişmiş ve matematik 2 gibi konular sınav kapsamına girmişti. Ve ben bildiklerimi unutmuştum, sınavı kazanma konusunda ümitli değildim. Bir mühendislik bölümünü kazanamayacağımı biliyordum. Bu sebepten dolayı da seçimimi önlisans yönünde yaptım ve bilgisayar programlama bölümüne yerleştim. Halen daha içimde uktedir bilgisayar veya yazılım mühendisliği okumuş olmak.

2 paragraf boyunca alakasız gibi görünen kişisel şeylerden bahsettim. Sadede geleceğim; benim obsesyonlarım temizlik benzeri şeylerden ziyade, karışık düşüncelerden oluşuyordu. Zihnimde sürekli sayı sayıyor, çizgiler görüyor ve o çizgileri, belli sayılarda üzerinden geçerek tamamlamaya çalışıyordum. Yaklaşık 4 sene boyunca yoğun biçimde bu karmaşık düşünceleri barındırdım ve bu düşünceler hiçbir zaman sabit değildi, kurallar her zaman değişiyordu, ayak uydurmak zorundaydım. Bazı zamanlar dayanamayıp oturduğum kanepede sızıp kaldığım oldu. Uyandığımda kendimi montla kanepede oturuyor halde bulduğum günler...

OKB'den dolayı üniversite sınavlarına hazırlanamadım, ama belki de OKB bana bir dezavantaj değil aksine bir avantaj sağlamış da olabilirdi. Çünkü yazılım ile ilgili her ne varsa, zorlanmadan ve zevk alarak öğrendim, uyguladım. Bu durumu, kafamdaki potansiyel karmaşıklığı, bilgisayar programlama sayesinde yararlı bir şeye dönüştürmüş olduğum yönünde yorumluyorum. Tabii bu düşünce bir avuntu da olabilir. Zira OKB yaşam kalitesini sıfıra indiren, aile içinde büyük zorluklar yaşatan bir rahatsızlık. Bir potansiyel olarak düşünmek çok doğru olmayabilir.

Bu kadar yazdım, uzattığım için özür dilerim, ama benimle aynı sıkıntıları yaşamış birilerine duyduğum empati yüksek oluyor.

OKB'nin yarattığı olumsuz koşulların kafanıza takıldığını ve hayatınızın böyle sürüp gideceğini düşünerek endişe ve üzüntü içinde olduğunuzu biliyorum. Fakat bu zorlukları kendi lehinize çevirebilirsiniz. Eğer lehinize çevirilecek bir türde OKB'niz yok ise onları yok ederek de lehinize çevirebilirsiniz.

Doktoruma bir keresinde bundan kurtulmanın kolay bir yolu yok mu diye sormuştum. Bana, "sihirli bir değnek yok ki kafana değdirip silip alalım. Kurtulmanın en kolay yolu yapmamak. " diyerek o zaman için beni kıran, sert tonda bir cevap vermişti. Ama şimdi baktığımda tamamen haklı olduğunu görüyorum.

Takıntılı düşüncelerin size yaşattığı zorlantı hissini ve sizi davranışlara yönlendirdiğinde hissettiğiniz şeyi biliyorum, kontrolsüzce ona teslim olmanıza yol açan tehditkar bir varlık. Ama bu düşüncelerin, bana yapmamı söylediği davranışları, yapmayı redderek bir adım ötesinde ne olduğunu görmüş biri olarak söylüyorum ki, onu dinlemeyin.

Bir adım ötede, asla ve asla sizi korkuttuğu gibi "yapmazsam olmaz" türünde bir şey yok.

OKB, siz ona izin verdikçe zihninize, hayatınıza yayılan ve sürekli artık bir noktada duracağını ve ilerlemeyeceğini vaadederek sizin ona izin vermeniz için yalanlar söyleyen, durdurak bilmeyen bir hırsızdır. Vaktinizi, enerjinizi, sevincinizi çalıyor.

Onu dinlemeyin, sizi düşünsel olarak tehdit ettiği şeylerin olmadığını göreceksiniz. Başlarda zor olsa da inanın değiyor.

Netice olarak, OKB'den kurtulabilirsiniz. Onu analiz edin ve onunla savaşın. Zaten bütün vaktinizi çalıyor olan bu hırsıza karşı savaş vermek için yeterince vaktiniz var. Acele etmeden ve endişeye kapılmadan sürecin tadını çıkarın. Ben OKB'den kurtulduğumda kim olduğumu görebildim. Kendinizi tanımak eğlenceli bir süreç olacaktır.

Her insanın muhakkak hayatta yapabildiği şeyler vardır. Kendi içinizde bunu bulmaya çalışın ve OKB'ye karşı bunu kullanın. Eğer bir şeyleri başardığınızı görürseniz, duyduğunuz his, OKB'nin yarattığı hissi ezip geçecektir. Onun elinden kontrolü alın ve kendi hayatınızı kendiniz yönetin.

Hiçbir şey kaybetmeyeceksiniz, ve hiç de canınız yanmayacak.
Temmuz 2016

Simay Ayan bu yanıtı beğendi:

OKB (Obsesif Kompulsif Bozukluk) hastalığı çözümsüz müdür? Daha önce bu hastalıktan kurtulan var mıdır?

OKB çözümsüz değildir, obsesyonlar ve kompulsiyonlar kontrol altına alınabilir. İlaç ve psikoterapi ile bunu başarabilenler var... OKB belirtilerini kontrol almaya çalışırken amaç obsesyona sebep olan düşünceleri tamamen ortadan kaldırmak olamaz... Obsesyondaki rahatsız edici düşünceleri inbox'ınızdaki junk maillere benzetebiliriz... Hepimizin inbox'ına (zihnine) junk mail (rahatsız edici düşünceler) düşer... Kimileri bu junkları filtreleyip okuyacağı mailleri seçebilirken OKB hastaları bu filtrelemeyi gerçekleştiremez ve gider gider junk mailleri okur... Buradan yola çıkarak söyleyebiliriz ki rahatsız edici düşüncelerden kurtulmaya çalışmak yerine onları işlevsel bir şekilde filtrelemeyi öğrenmek iyi bir çözüm hedefidir.
Temmuz 2016

Simay Ayan bu yanıtı beğendi:

Ne yaptın ve hayatın değişti?

1992 yılıydı, bilimsel olarak ölmem gerekiyorken, ölmemiştim, sonra madem bu sefer de ölmedim daha da ölmem deyip, sadece hayata tutundum, hayatımdan beni mutsuz eden her şeyi ve herkesi büyük acılar çekerek çıkardım ve kimseyi mutsuz etmemek için "her şey insanlar için" düşüncesini geliştirip, hayatıma geçirdim, durduk yere, olduğum ortamdan yürüyerek uzaklaşmayı öğrendim çünkü o yerde mutsuzdum. Vesselam inploid erkanı, doğaya aykırı değil, doğal akışa teslim oldum, ölmedim mutluyum :)
Temmuz 2016

Simay Ayan bu yanıtı beğendi:

İnsan karısını neden aldatır?

Erkek karısını aldatmışsa ona karşı inancının kırılmış olması büyük ihtimaldir.
Ve kökeninde intikam almak yatıyor olabilir.
Ona her baktığında gizliden kestiği cezanın ferahıyla! Var olmaya devam ediyor olması da büyük ihtimaldir.
Temelinden kırılmış ve kaynaması mümkün olmayan bu içten ayrılığın devam ediyor olması sadece durum mecburiyetlerinden ileri gelmek olsa da, cesaretsizlikle de ilgili olduğuna inanıyorum.
Toparlayacak olursam; bir kere aldatan bir kere daha aldatır.
Bir kere daha aldatan her zaman aldatır.
Temmuz 2016

Simay Ayan bir yanıt verdi.

İnsan ruhunu maddeye dökecek olursanız neye benzetirdiniz?

Her ruhun farklı şekil ve yoğunlukta olduğuna inanıyorum. Son dönemler benim ruhum cıva gibi.
Temmuz 2016

Simay Ayan bir yanıt verdi.

En yakın arkadaşınızı kaybetseniz ne yapardınız?

Çok kısa bir süre önce bahsettiğin durumu yaşadım. Ve ne hissettim biliyor musun? Özgürlük. Çünkü her ilişkinin bir ömrü vardır. Biz bazen bütün duygusallığımızla bütün ciddiye aldığımız ilişkilerimizin hayatımızla aynı anda biteceğine inanmayı istiyor ve inanıyoruz. Hatta öyle oluyor ki bundan emin şekilde konuşup davranabiliyoruz. Bence asıl problem birinin yanlış bişey yapmayacağına kendi içinde bu kadar emin olmaktan geçiyor. Herkes insan. Ve herkes herşeyi yapabilir. Çok üzücü olsa da. bahsettiğin şeyin tıpatıp aynısını yaşadım ve bazen insanlar kendilerini olduklarından daha büyük gurur kefelerine koyuyorlar. Bir daha arama, sorma onu. gerek yok inan bana. Çünkü muhtemelen onun sana yaptıklarını sen çok rahat göz ardı edebilirken bir de onun gereksiz tavrıyla boğuştun. İnan bana, sana bu kadarını verebilecek binlerce insan var sokakta.
Daha Fazla

İlgilendiği KonularTümü

Kişisel Gelişim

1862 Kişi   145 Soru

Muhabbet

2083 Kişi   2355 Soru

İnsan Davranışları

3603 Kişi   955 Soru

Genel Kültür (Muhabbet)

3453 Kişi   280 Soru

Felsefe

1851 Kişi   496 Soru

Edebiyat

928 Kişi   204 Soru

Kişilik

465 Kişi   51 Soru

Şiir

335 Kişi   64 Soru

İnsan İlişkileri

967 Kişi   127 Soru

Psikanaliz

148 Kişi   39 Soru

Beyin

297 Kişi   104 Soru

Sanat

579 Kişi   107 Soru

Beyin Fırtınası

157 Kişi   19 Soru

Fikir Cimnastiği

319 Kişi   12 Soru

İnsanlar

426 Kişi   217 Soru

Rüyalar

311 Kişi   66 Soru

Varoluş Hakkında

2776 Kişi   1061 Soru

Kitaplar

2918 Kişi   267 Soru

Psikolog

291 Kişi   100 Soru

Düşünce Tekniği

465 Kişi   30 Soru

Psikoloji

2693 Kişi   947 Soru

Zeka

819 Kişi   91 Soru

Psikiyatri

177 Kişi   111 Soru

Psikoterapi

127 Kişi   60 Soru

Erkek Davranışları

75 Kişi   23 Soru

Psikolojik Danışmanlık

16 Kişi   13 Soru

Depresyon

155 Kişi   36 Soru

Kadın Erkek İlişkileri

2090 Kişi   586 Soru