Doğasından Mahrum Ettiğimiz Doğa

Mart 2015 | Seyda Kartal, Mimarlık Öğrencisi
986

Çok net ve açık! İnsanoğlu, var olduğu, hayat bulduğu tek ve yegane yere doğaya daha doğrusu doğanın şu haline zarar veren tek canlı. Doğayı inşa eden biz mimarlara bu konuda büyük görevler düşmekte.
Tasarlanan yapı doğayla bütünleşip işlevini son anına kadar doğanın dostu olarak yerine getirmeli.
Sürdürülebilirlik ve ekoloji kavramları dilimizde dolanıp durur eğitimimiz boyunca ...
Peki ya sonrası ?
Ya sonrasında unutulan doğa ?
Kendinİ rant yarışında bulan mimarlar , piyasada bocalamamak için doğayı uslünden fazla katleden mimarlar bizler ..
Yaşamın öyle bir yerine bahşedilmiş bir mesleğe sahibiz ki; nefes aldırmaya çalıstığı yapıyı doğasında öldürecek kadar vahşi ve düşüncesisiz aldığı her kararın sonuçlarını göremeyecek kadarda körleşmişiz kimi zaman..
986

986

986

986

986

986

986

İşte Brezilya’lı sanatçı Henrique Oliveira’nın bu eseri Desnatureza yukarıda bahsettiğim konuyu anlatıyor. Beton kısımlar İnsanoğlunun hızla doğanın yapısını nasıl bozması, değiştirmesi… Ve ahşapla ifade edilen doğanın, elleri kolları bağlı şiddetle gerilmiş oluşu ise ırkımızın doğaya verdiği gerginliği anlatıyor…