Girişimcilik üzerine konuşmalar -1-

Mart 2015 | Serkan Köse, Girişimci
Birçok kişi ile kendi fikri, girişimi, yatırım arayışı, girişimin başarı kriterleri gibi birbirini takip eden konularda fikir alış verişi içerisindeyim. Bu konular ile ilgili bilgi ve insanların tecrübesini inploid içerisinde bulmak mümkün. Bu yazımda ben bu konuları biraz daha derinlemesine inceleyen bir şekilde ele almak istiyorum. Ana başlıklar şu şekilde olacak ve sanıyorum ve yazılar da biraz uzun olacak.
  • Fikir aşaması, fikre aşık olmak, fikirin yönleri.
  • Girişim, kuruluş aşaması, ekip kurmak, hedefler, misyon, ihtiyaçlar.
  • Yatırım, ihtiyaç var mı, ne zaman olmalı, yatırımcı nasıl olmalı, ne katmalı.
  • Başarıya giden yol, hedefler neler olmalı, nasıl yapmalı.
  • Geçen zaman, girişimci neleri düşünmeli, nasıl yapmalı.
Bunlar ana olarak incelemek istediklerim. Umarım zamanım da enerjim de bu yazıları hakettiği şekilde bitirmeme izin verir. Bugünlük sadece fikir aşaması ile ilgili bazı noktaları yazacağım.

Fikir aşaması
Bu aşamada yapmanız gereken şey fikrinizi bir kağıda yazdıktan sonra, kendinize iki tane A4'ü geçmeyecek şekilde notlar almanızdır. Almanız gereken notlar şu başlıklardan oluşmalıdır.
  • Fikrin tanımı
  • Problem çözüyor mu? Hangi problem?
  • Kimlere hitap ediyor? Ne kadar büyüyebilir? Nerelere gidebilir?
  • Para kazanması için ne gerekiyor?
  • Önündeki engeller nelerdir (engeli olmayan iş olmaz)?
  • Gerçekleştirmek için hangi aşamada kaç kişi gerekiyor?
  • En önemlisi ise siz bu işi tutturabilir misiniz? Bu kısım çok önemli. "Bu iş tutar" yanlış ifadedir, bu alışılmış cümleyi aklınızdan çıkarın ve yerine "biz bu işi tutturabilir miyiz? " diye sorun. Evet, siz. Yani sen ve ekibin.
Bu birkaç başlığı gerçekten nesnel bakmaya çalışarak doldurun ve sonra en az bir hafta bekleyin. Beynin güzel bir özelliğinden bahsedeyim burada. Bazı şirket eğitimlerinde de de yapılan "beyin boşaltma" çalışmaları vardır. Bu çalışmaların da bir amacı vardır. Burada bir paragraf açarak bunu açıklayayım.

Beynimiz, yapısal olarak, her şeyi hatırlamak, saklamak ister. Her şeyi ama her şeyi. Bunu yaparken o şeyin duygu yüküne bağlı olarak da bilinçdışı, bilinçüstü seçimini yapar ve bunu derecelendirir. Bir şeyi sürekli düşünmek aslında o şeyin duygusunu ve yükünü artırır, düşüncesi sürekli beyninizde iken ısrarla düşünmemeye çalışmak ise onu bilinçdışına baskılar, başka bir şey ile ilişkilendirmek ise beyninizi o konuda rahatlatır. Bir konuda duygu veya düşünce yoğunluğu yaşayan birinin (acı çekmek, mutluk olmak, vb.) bunu yazıya dökerek, beste yaparak, resim yaparak ifade etmesi beynin o duyguyu yapılan eyleme paylaştırarak rahatlamasını ve onun üzerindeki baskıyı azaltmasını sağlar. Yani daha sağlıklı düşünme yoludur bu. Duyguları ve o konudaki düşünceleri bilinçdışı olarak ölümsüzleştiği için de kendisini iyi hisseder beynimiz. Buradaki tek önemli nokta, yazdığınız yazıları, notları, besteleri, vs. asla yırtıp atmamanız, yakmamanız, yoketmemenizdir (çünkü o güzel beynimiz bu durumdan dolayı kişiliğinize karşı bir savunma geliştirip bu aktarım eylemlerinin etkisini bu davranışınızı bildiği için azaltmaktadır).

Bunları niye anlattığıma dönecek olursam, yukarıda fikriniz ile iligili olarak bahsettiğim başlıkları doldurup bir hafta normal hayatınıza döndüğünüzde beyniniz artık o şeye yüklediği yoğun duygulardan sıyrılmış olarak bakmayı başarabilecektir (yüksek ihtimal ile). Fikrinize olan aşkınız, bir fikre olan bakışınıza dönüşecektir. Bizim, ekip olarak, sürekli karşılaştığımız problemlere çözüm olacağını düşündüğümüz fikirlerimiz oluyor ancak bu yöntem sayesinde yapmaktan vazgeçtiğimiz ve gereksiz macera olacağına inandığımız fikir sayısı o kadar çok ki. Sizlerin de bunu yapmasını çok isterim. En değerli şey zaman ve zamanınızı boşa harcayacağınız fikirlere ihtiyacınız yok.

Önemli bir nokta da şu ki; fikir, aslında tüm bu süreçlerdeki en önemli şey gibi gelir birçok kişiye ama aslında sıralamada en tepede değildir. Yukarıda gördüğünüz gibi, bu aşamada; ne kadar para gerektiği, ne kadar para kazanacağı, vs. gibi konular hesapsal olarak henüz ortada yok. Bunların bu aşamada önemi yok çünkü. Fikre bakışınız bir hafta sonra hala değişmemiş ise bunlar üzerinde kafa yorma adımı başlayacak. Bunlara da diğer yazılarımda değineceğim.

NOT: Bir hafta sonra düşünceniz hala aynı ise, hedeflediğiniz kitleye ve probleme yönelik çözüm geliştirdiğiniz insanlara böyle bir şeyi kullanırlar mı ya da para verirler mi diye mutlaka ama mutlaka sormalısınız.