Hayatın kapı eşiğinden kırıntı toplayan küçük bir kuş gibi DİDEM MADAK

Temmuz 2016 | Seyda Kartal, Mimarlık Öğrencisi

1747
şiirlerin içinden
çıkıp gelen kadınlar
vardır.
öpse şiir,
saçını dağıtsa mısra,
gülse kıta olur.

Benim için tam anlamıyla budur Didem Madak şiirlerden gelmiş ruhundaki toz bulutunu sevgiyle örselemiş bir çiçektir o.Bazen bir papatya olur bazen deste deste ismini her şey koyduğu üzerine milyonlarca anlam yüklediği bir çiçek, anne şevkatindedir kaleminden çıkan her şiir, öylesine öpülesi öylesine narin...



1970, İzmir doğumludur Sevgili Madak. Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu. İlk şiirleri Sombahar ve Ludingirra dergilerinde yayımlanıyor, sonrasında ise Grapon Kağıtları(2000),Ah'lar Ağacı(2002) ve Pulbiber Mahallesi(2007) şiir kitaplarıyla kendini bizlere iyice benimsetiyor güzel şair.
Çok olmadı aslında şahsımın Madak şiiriyle içime işleyene dek tanışması. Uzaktan aşinalığım var olsada, 4-5 aydır gitgellerle okuyarak hayranlığın, imrenmenin tam mânasını yaşattı bana.
“Sen hep gülerdin oysa, gülüverirdin
Bir bakardım eğilmiş su içiyor
Gamzelerinden kuşlar. ”


1747
“Bilmiyorsunuz.
Darmadagın gövdemi
Çiçekli perdelerin arkasında saklıyorum. ”


keşke birkaç dakikayı ipek mendillere sarıp saklasaydım. ”



“Bir gölgeyi sevmek ne demektir bilmezsiniz siz bayım.
Öldüğü gece terliklerindeki izleri okşadım.
Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
Acının ortasında acısız olmayı,
Kalbim ucu kararmış bir tahta kaşık gibiydi bayım. ”

Şimdiden bir hatırasın
Bulutsa, tozsa, uçarsa
Bütün (aşklar) paranteze alınsın
Rüzgar çanısın, rüzgarın diline dolanırsın
Ne bir şarkısın,
ne de dillerde nağme adın
Artık bazı şarkılar kadar yaralısın.
.

1747

Saçlarım düşler görüyor
Rengarenk uçan balonlar havalanıyor her telinden
Saçlarımda kiraz bahçeleri
Salıncak kuruyor dallarına çocuklar
Hep ben düşüyorum, hep ben..



Epeyce göçebe yaşadım, sadece iki valizim oldu.
Bir yığın insan tanıdım.
Ama hep yalnızım
.


“Ruhumu ütüsüz ve buruşuk gezdirmeyi seven bir kadınım” diyor bir ropörtajında Didem Madak. Belkide diyorum bende, bundandır onun her şiirinde ufacıkta olsa bulunan çocuk ruhu portresi. Yani onun en umutsuz şiirlerinde bile bulunan “reçel kavanozları”, “çikolatalar”, “fötr şapkalar”, “kelebekler”.. Aynı zamanda çocuk olduğu kadar, kadınlığınıda hissettirir şiirlerinde. Yalnız, ayakta, güçlü ve feminen halleriyle de, naif, haroşa, sıcak sofralar kuracak olan anne halleriylede.
“Cennete gitmek istedim otostopla,
Cinnete kadardı tüm yollar oysa,
Tüm hayatı okşamak istedim kedilerin şahsında
Tüm sarı, tüm kara, tüm yumuşak. ”


2011 yılında kanser nedeniyle ölen Didem Madak, 41 yıllık yaşamına üç şiir kitabı sığdırıyor. Varlık dergisine verdiği ropörtajda da, yazarın Ah'lar Ağacı kitabındaki kimi şiirindede bahsettiği zorlu geçen üç yıl görüyoruz. Ona çok şey öğreten, Allah'la sanimi olmasını sağlayan üç yıl. Bu üç yılın şiirlerine yansıması olacaktır ki en popüler kitabı diyebiliriz Ah'lar Ağacı kitabına.
Yazar bu kitabına Wirgina Woolf'un Orlando'sundan da yola çıkarak şöyle bir yorum/tanım yapıyor;
“Orlando yıllarca göğsünde taşıdığı ve bir meşe ağacından esinlenerek yazdığı şiiriyle ünlü olur ve bir ödül kazanır. O zaman kitabını meşe ağacının altına gömmeye karar verir. Galiba bende bütün birikmiş ahlarımı, söylediklerimi, söyleyemediklerimi Ahlar Ağacının altına gömdüm. ”

“Vasiyetimdir:
Dalgınlığınıza gelmek istiyorum
Ve kaybolmak o dalgınlıkta. ”

Üç kitapla ardında bol bol cümle bırakmak, bir kadın olarak kadın şairlerin az olduğu bir coğrafyada böylesine güçlü bi kadın şair olmak, Didem Madak denildi mi akılda o dişlerinin allığında gülen fotoğrafla kalmak..
Sevgi Soysal, Tomris Uyar, İnci Aralgiller'den tercih sırasına koyamadıklarımdan biri oldu Madak kadın.
Tahmin ederim ki şairi, şiirinden iyi kimse açıklayamaz. Cümlelerinde benlik okunan kadını, tekrar tekrar dinleyelim o vakit.

“İki sigaram kaldı bu gece için
Yüzyıl yetecek çocukluğum,
İki muhabbet kuşum,
Biraz da ateşim var.
Dua ediyorum ateşe
Vazgeçsin diye beni yakmaktan bu gece”
“Hayata söyleyin bundan sonra gitsin
Anlamını masallarda arasın
Hay!
Ben sizin ruhunuza çiçek aşısı yapayım da çiçekler açsın ruhunuz.
Hadi alkışlayın!
Biliyorum hâlâ biraz safım. ”
“Bazı vakitler tren geçiyor evin yakınından
Yaşlanıyorum pencereden her bakışımda
Anna Karenina'yı taklit ediyor zaman,
Atıyor kendini raylara.
Neden her aşk
Bir kadının cenazesini kaldırır mutlaka. ”
“Yuva yaptım kaç paket cigaranın bacasında
Yorgunum, kahvem çamur gibi
Batmaya da razıyım, artık beni anla. ”


1747


Ah, göğsündeki her yarayı merhametle öptüğüm.
Geç kalınan hiç bir hayat,
hayat değildir.
Hayatın olmayı dilerdim…



Size de olmadı mı? Bir şiirini okuduğunuzda ılık bir rüzgar değmedi mi kalbinize ?
Sevgiyle kalın...