Jose Mauro De Vasconcelo

Ekim 2015 | Seyda Kartal, Mimarlık Öğrencisi
4382

Zezé mahallesinde yakıp yıkmadık yer bırakmayan, türlü şakalarıyla insanları bezdiren ve bunlar yüzünden neredeyse her akşam ailesinden dayak yiyen bir çocuktur. Çoğu zaman fakir bir ailenin çocuğu olmaktan şikâyet etse de mükemmel hayal gücüyle arka bahçesindeki dünyasında türlü eğlenceler yaratır kendine.

‘‘Belki çocuklar büyükler için yazılmış kitapları okuyamazlar, çünkü hiç büyük olmadılar. Fakat bu bizim için geçerli değil çünkü içimizde her zaman bir çocuk olacaktır. ’’
4382

‘‘Yeni ev, yeni bir hayat ve basit umutlar, basit umutlar. ’’
Hikâyenin can alıcı kısmı Zezé nin yeni taşındıkları evin arka bahçesindeki Şeker Portakalı fidanını sahiplenmesiyle başlıyor. Onunla geçirdiği günleri, altında uyuduğu geceleri birer maceraya çeviren, kendi kendine hikâyeler uydurup, bu hikâyeleri küçük kardeşiyle birlikte yaşayan kahramanımızın sahip olduğu duygular ve hayal gücü tarif edilemez nitelikte.
4382
‘‘Hepimiz büyüktük. Küçük küçük parçalarla aynı üzüntüden payını alan büyük ve üzgün kişiler. ’’
Yaşadığı mutluluklara ve acılara verdiği tepkiler, hissettiği duygular bazı sahnelerde kalbinizi yoklamanıza sebep oluyor .

4382

4382

2012’de kitabın bir filmi de çekildi.Film, kitabı okuyanların anlayabileceği çarpıcı bir sahneyle başlıyor. Bu yüzden filmin işlediği duyguları anlamak isteyenlere naçizane önerimiz ilk önce kitabı okumalarıdır.
İşlenen duygular bir sahnede sizi mutlu ederken bir sahnede gözlerinizi dolduruyor. Yazarın hayatından izler taşıdığını söylemiştik kitapta ama yazarımız izlerinden çok, kendi gölgelerinden yararlanmış diyebiliriz. Yoksa duygular nasıl bu kadar gerçek olabilirdi?
4382
Film çekilirken kitaba sadık kalınsa da kitaptan ayrılan ana özelliği kahramanımız Zezé’nin hayal gücünü daha ayrıntılı ve daha canlı yaşayabiliyor olmamız.
Vasconcelos on iki günde yazdığı bu romanı yirmi yıldan daha fazla bir zaman yüreğinde taşıdığını söyler. Bu da bize kitapta gerçekliğin mi yoksa kurgusallığın mı ağır bastığını düşündürüyor.
Çarpıcı bir sahneyle başladığı gibi çarpıcı bir sahneyle biten bu filmde gerçek dostluğun ne kadar derin yaşanabileceğini görüyorsunuz.
Kim bilir belki Zezé hayallerinde bize de yer vermiştir…
4382

‘‘Şimdi acının ne olduğunu gerçekten biliyordum. Ayağını bir cam parçasıyla kesmek ve eczanede dikiş attırmak değildi bu. Acı, insanın birlikte ölmesi gereken bir şeydi. ’’

Bir çocuğa, roman okumayı sevdirebilecek kadar güçlü bir kitaptır Şeker Portakalı. Bir çocuk okumayı söktükten iki yıl sonra hala sayfalarının dörtte üçü resimli saçma öyküleri okumayı bırakmadıysa, en azından okumaktan vazgeçmediği için, ona Şeker Portakalı'nı önerin. Kelimelerin sonsuz gücü, cümlelerin büyüsü üzerine düşünmeye başlayan bir çocuğun şekillenmiş düşlerini düşünün!