Kişilik Bozuklukları Üzerine Bir Derleme -3- (Narsisizm)

Mart 2014 | Serkan Köse, Girişimci
Bu yazıda kişilik bozukluklarının bazıları ile ortak belirtilere sahip ancak ayırt edilebilirliği daha fazla olan Narsistik Kişilik Bozukluğu'ndan bahsedeceğim. Freud'un temel tanımlamalarının üzerine bir çok kuram ortaya atılmış olmasına rağmen artık neredeyse herkesin hemfikir olduğu şekilde, tüm kişilik bozuklukları gibi bu da, çocukluk yıllarındaki yanlış ebeveyn ve çevre tutumlarından kaynaklanmaktadır (genetik faktörler ile ilgili çalışmalar da mevcuttur). Önce literatürdeki bazı çalışmalara bir göz atalım.

2401

Karen Horney'e göre narsistik kişiler; diğer insanlarla olan duygusal bağlantıları çok zayıf ve sevme kapasitesini yitirmiş olmanın boşluğunu yaşayan kişilerdir. Nemiah (1961) narsistik kişilik bozukluğu olan kişilerin beğenilmek için doymak bilmez bir arzu duyduklarını belirtmiş, ayrıca gerçekçi olmayan büyük hedefleri olduğuna, başarısızlığa ve kendilerinde bulunan herhangi bir kusura tahammül edemediklerine dikkat çekmiştir. Moore ise narsisizme "psikolojik ilginin benlik üzerine yoğunlaşması" olarak yaklaşmıştır. Önemli kimselerden olan Kernberg ve Kohut ise narsisizm için; burada oluşan kusurlar; düşük öz saygı, depresyon, ihmal edilmiş derin değersizlik ve reddedilme hissi yaratan, savunmacı ve telafi edici yapılar tarafından klinik olarak ortaya çıkarılmış bir yanıt ve güven verme açlığı olarak nitelemiştir.

Kohut, kişinin sağlıklı bir benlik geliştirebilmesi için kronik sorunlar olmadan geçirmesi gereken 2 aşamadan bahseder. İlk aşamayı "aynamala" olarak adlandırır. Bu süreç çocuğun 2-2,5 yaşlarına kadar ilerleyen sürede yaşanır. Bu dönemde çocuk anne ya da anne yerini alan kişi ile kendisini birbirinden ayırt edememektedir. Hayatta kalabilmek için ihtiyaç duyduğugüçlü ve koruyucu ebeveyn, çocuk için asıl kendilik nesnesidir. İhtiyaçları karşılandıkça çocuk kendi kendini tatmin ettiğini düşünmektedir. "İdealleştirme" denen diğer aşama; çocuğun bağımlılığının farkına varması ve acizlik, savunmasızlık hislerine neden olan "ayrılığı" deneyimlemesi ile başlamaktadır. Bu noktada, acizlik ve savunmasızlık hislerini hafifletmek için, idealize ve gıpta edeceği güçlü bir kendilik nesnesine (genelde bu baba olur) ihtiyaç duyar. Kohut'a göre bu 2 aşamada da sorunlar olması normaldir. Herhangi bir aşamanın gelişimnde ebeveyn kusurları oluşursa da, diğer aşamada bu kusurları telafi edecek durumların gerçekleşmesi kaydıyla normal gelişimin sürebileceği görüşündedir. Ancak her iki aşamada da kronik ebeveyn kusurları var ise çocukta narsistik patoloji gelişebilmektedir.

Kernberg, narsisizmi, çocuğun 3 yaşına gelene kadar yaşadığı, ebeveynlerini kaybetme ya da onlar tarafından terk edilme endişesini gidermek için, çocukluk döneminde geliştirdiği bir savunma mekanizması olarak görmüş ve bu bozuk ilişkinin, şişirilmiş benlik aracılığıyla yetişkinliğe taşındığını ileri sürmüştür. Şişirilmiş benlik imajı, iç benliği terkedilmişlik hisini tekrar yaşamaktan korumaktadır, ancak aynı zamanda tüm yakın ilişkileri de engellemektedir.

Ebeveynleriyle olan psikolojik ayrılmanın uygun şeklini yaşayamayan çocuk, çaresizlik ve öfke hislerine teslim olup ebeveynlerini "kötü" olarak kabullenmektense, "iyi" olduklarını algılama ihtiyacı içindedir (bu mekanizma "bölünme" olarak tanımlanır).

Kimi çalışmalar narsisizmin ruh sağlığına fayda sağladığını ve birey için olumlu sonuçlar yaratabileceğini gösteren bulgulara ulaşmıştır (Campbell& Foster 2007, s. 115).

2401

Normal narsisizm, kişinin günlük uğraşlarından keyif almasını, başarılarıyla gurur duymasını, çevresinin beklentileriyle etkin olarak başa çıkabileceğini hissetmesini ve eksikliklerinden dolayı utanç ve öfke duygularını deneyimlemesini sağlamaktaır (Rozenbaltt, 2002, s. 53). Bunlar ışığında narissizmi, normal ve patolojik olmak üzere ana olarak 2 şekilde ele alabiliriz. Anlaşıldığı üzere normal narsisizm birey için pozitif güdüleyiciler yaratabilen ve benliğe etkisinin pozitif olduğu bir yapı iken, patolojik durum bunun tam tersidir. Patolojik narsisizmde temelde derin bir değersizlik duygusu var olmasına rağmen farklı narsisizm çeşitlerindeki birey davranışlarında bazen belirgin farklılıklar vardır. Patolojik narsisim kişinin psikolojik varlığını tehdit eden güçlerden korunmak için düzenlenmiş bir kişilik organizasyonu gibi işler (Rozenbatt, 2002, s. 53). Bir çok araştırmadan narsistik kişilik özellikleri geliştirmeye neden olarak farklı görüşler öne sürülse de birleştikleri ortak nokta, erken çocukluk deneyimleridir. Bu dönemde yaşanan kötü deneyimler ise; kişilerin benlik bütünlüklerini korumak için ihtiyaç duydukları normal narsisizm yerine, patolojik narsisizm geliştirmesine neden olmaktadır. Genel görüş, çocukluk çağında yaşanan korku, başarısızlık, bağımlılık gereksinmelerinin, ebeveyn yokluğu veya hataları sonucu ihmal, eleştiri ya da alayla karşılık görmesinin, patolojik narsisizmin gelişmesine yol açabileceğini ileri sürmektedir (Güleç& Köroğlu, 1998, s. 742).

Bu noktadan itibaren Narsisizm (patolojik) türlerine göre kişilik özelliklerini aşağıya ekleyerek devam etmek istiyorum.

Kibirli Narsistlerin Özellikler
  • Şişirilmiş kırılgan bir özsaygı
  • Görkemlilik
  • Yenilgi ve eleştiri karşısında şiddetli tepkiler
  • Şiddetli haset, utanç ve öfke hisleri
  • Algılanan aşağılanmalar karşsısında aşırı tepkiler
  • Mizaç değişiklikleri (depresyon, alınganlık, coşku)
  • Özsaygıyı artırmaya ve korumaya yarayan kişilerarası ilişkiler
  • Kibirli ve kendini beğenmiş tutumlar
  • Hak iddia eden, kontrolcü ve saldırgan davranışlar
  • Empati yapamama ve başkalarına bağlılıkta eksiklik

Çekingen (Tedirgin) Narsistlerin Özellikleri (Türk toplumunda daha çok görülen türdür kanımca)
  • Yeteneklerin gelişmini engelleyen çekingenlik
  • Arzu ve görkemlilik ile ilgili utanç
  • Özel ve mükemmellikle ilgili ödünleyici fanteziler
  • Eleştiriye karşı toleranssız ve aşağılanmaya karşı aşırı duyarlı olma
  • Aşırı tedbirlilik
  • Kolay kırılan duygular
  • Kendisiyle çok aşırı ilgili olma
  • Güçlü utanç duyguları ve başarısızlıktan duyulan korku
  • Düşük etki
  • Hak iddia etme algısına sahip olmama, alçakgönüllü, gösterişsiz ve iddiasızlık
  • Kişilerarası ve mesleki ilişkilerde çekingenlik
  • Bozulmuş empati yeteneği
  • Güçlü kıskançlık duyguları
Psikopatolojik Narsistlerin Özellikleri
  • Şişirilmiş benlik imajını korumak ve artırmak için ahlaksız ve şiddet içeren davranışlar sergilemeye gönüllü olma
  • Rakipleri karşısında başarmak ve sonuçta galip çıkmak için saldırganlık, sadizm ve intikam içeren şekilde sınırsız zaman ve enerji ayırmaya gönüllü olma
  • Ayrıcalıklı olmaya yönelik hak iddia etme algısı
  • Kişilerarası ilişkileri sömürme
  • Engellendiğinde ortaya çıkan dyarlılık ve öfkeli tepkiler
  • Hissedilen şiddetli haset duyguları nedeni ile başkalrını düşman haline getirme
Tüm bunların ötesinde narsisizm farklı çalışmalarda farklı kriterler ile de sınıflandırılmıştır.

Sonuç olarak narsisizm yapıcı veya yıkıcı olabilmektedir. Normal narsisizm birey için faydalı olduğu gibi, insan ruhu için de normlarını koruduğu derecde bir işlevsellik yaratarak sahip olunması gereken bir özellik iken; patolojik narsisizm kişinin empati yeteneğine ket vuran; kişinin, sevme olgusunu beceremeyen, etrafındakileri farkında olmadan birer eşya olarak görmesine yol açan hastalıklı bir durumda olmasına yol açmaktadır. Narsisizmin nasıl ortaya çıktığı ve tedavi süreçleri ile ilgili bir çok konuyu da bir sonraki yazımda sizlerle paylaşıyor olacağım. Merak edenler için; yukarıdaki makale ve tanımlamalarda yararlandığım kaynaklar da aşağıdadır.
  • Salim Atay - Çalışan Narsist
  • James F. Masterson - Kişlik Bozuklukları
  • James F. Masterson - Kendilik Bozukluklarının Tedavisi
  • James F. Masterson - Narsistik ve Borderline Kişilik Bozuklukları
  • Psikanaliz üzerine bazı çalışmalar/makaleler