Misophonia!

Nisan 2015 | Mehmet Fırat Kaya, Turizmci
Tabi öncelikle Allah bilindik ölümcül hastalıklardan korusun ama bu hastalık da en az onlar kadar yaşam kalitenizi düşüren bir illet. Birileriyle bu konuyu konuştuğum zaman çok önemsemiyor, kimisi de farklı olmaya çalışma gayreti içinde olduğumu yada şımarıklık yaptığımı düşünüyor. Muhtemelen bu hastalıktan nasibini almamış olan çoğu okuyana da gereksiz gelecektir bu yazı... Ancak yaşayan bilir düşüncesiyle benim gibi olanlarla bir nebze olsun konuyu paylaşmak - tartışmak istedim. Çünkü türevim insanların yaşadıkları, paylaştıkları o kadar rahatlatıyor ki beni... Benimle bire bir aynı şeyleri yaşayan insanların olduğunu bilmek o kadar güzel bir duygu ki.. Bu konuda içimi şuana kadar rahatlatan tek şey maalesef bu oldu ve oluyor.

Öyle bir hastalık düşünün ki en sevdiğinizi bile kırmaktan imtina etmeyeceksiniz, acı çekmemek için defalarca aç kalacaksınız, saygı duyduğunuz kişilere bir şey diyemediğiniz için başka bir odaya gidip kafanızı duvarlara vuracaksanız, arkadaşlarınız tarafından dışlanacak yada değişik muamelelere maruz kalacaksınız, bakmaya kıyamadığınız sevgilinize ölümcül bakışlar atacaksınız ve bunların hepsinin sebebi sadece SES olacak. İşin en garip tarafı da bunun hastalık olduğunu ben de çok çok sonraları tesadüfen öğrendim, keşke öğrenmeseydim! Umutlanmıştım.. Hastalık olarak bir karşılığı varsa tedavisi var sanmıştım, yok. Sanırım tıp dünyası da henüz bizi ciddiye almadı. Benim tek umudum bir doktorun da aynı hastalığa yakalanması, hatta bir profesörün, hatta ordinaryüs olur inşallah.

1911

Misophonia; yemek yerken insanların çıkardığı seslerden rahatsız olma hastalığıdır. Buna bir kaç ses takıntısı da eklenebilir tabi... Çayı ''hüüüüfp diye içine çek beni'' şarkısına ilham kaynağı olmuş şekilde içenler, çatalı-kaşığı dişlerine değdirerek yemek yiyenler, çiğnemeyi insan metabolizmasının inanamayacağı derecede gerçekleştirenler, boğazıyla çiğnemeye kalkanlar!, yemek yerken gözü bir tarafa kaşı bir tarafa burnu başka bir tarafa kaçanlar, yemekten sonra nıcch nıyyyt ciyyyyk diye o nadide dilleriyle dişlerini temizleyenler, elle yemek yemek kültürdür diyelim tamam bişey demiyorum ama elini niye yalıyorsun arkadaşım detirtenler, hiç kıyamam nefes sesi yüzünden birlikte uyuyamadıklarım falanlar filanlar.. İşin en kötü taraflarından bir tanesi de tanıdığın insanlara daha çok sinir oluyorsun.. Hatta his eşiğinin yüksek olduklarına çok daha ciddi sinirleniyorsun. Yahu bir insan düşün babasıyla yemek yiyemesin, yemek yemeyi istemesin. Annesiyle kardeşleriyle oturup sofranın tadını çıkaramasın. Hayatta sahip olduğu en değerli insanlarla yemek yiyememek! Bunu söylediğinde de saygısız, şımarık, terbiyesiz oluyorsun üstüne. Olmuyor olmuyor.. Ben de çok istedim, yahu bana ne her yiğidin yoğurt yiyiş şekli dedim, biyolojik bir olaydır dedim, ben deliyim onlar normal benim sorunum dedim.. Yani her şeyi deneyerek ve diyerek oturdum sofraya ama hiç bir zaman olmadı, olmuyor, baş edemedim. Yalnız yemek yemekten kim keyif alır? Allah uzun ömürler versin anasını babasını kaybedince kim vicdan azabı çekmez ''bir gün onunla yemek yemekten keyif almadım'' diye üzülmez, kim sevgilisini böyle bir şeyden dolayı ağlatmak ister, arkadaşlarıyla arkadaşlıklarını bitirecek düzeyde kavgalar eder.. Bazen de insanlar anlayışlı oluyor senin yanında dikkat ediyor ama o da çok kötü bir durum ki.. Ne hakkın var insanları o duruma sokmaya... Zaten sonra onlar da tamam sana hak veriyorum cidden rahatsızsın ama ben de senin yanında rahat edemiyorum diyerek senden uzaklaşıyor. Bir restaurantta yemek yiyorum hiiiiç umrumda olmuyor kimin ne yediği nasıl yediği falan, yani kötü bir şekilde yeseler de sinirlenmiyorum. Tanımadığım insanlara karşı bu hastalık işlemiyor. Keşke tam tersi olsaymış...
1911
Bu sorun sanırım bende ilkokul 4'te başladı.. Hiç unutmuyorum son dersti. Genelde resim, beden eğitimi, müzik olarak geçiştirilen öğretmenin yorgun olduğu son derslerden biri... Derginin arkasında genel kültür bilgileri, yararlı bilgiler gibi bölümler olurdu. O gün son derste öğretmen eline dergiyi alıp son sayfayı işledi.. Yok işte efendim yemek yerken şu kurallara dikkat etmek gerek, şapurdartmadan hopurtdatmadan yemek yemek gerek, falan filan.. O gün bugündür yemek yiyiş şeklime dikkat etmeye başladım. Tabi diğer bütün insanların da aynı zamanda... Zaten çoğu zaman ''arkadaşım ikimiz de aynı şeyi yiyoruz, ben böyle yerken sen neden bu şekilde yiyorsun? ! '' düşüncesi veya tartışması sebep oluyor bu duruma..

1911

Çözüm olarak kendimce bulabildiğim, kulaklık takmak, yemek yememek, yememek için yalan söylemeyi öğrenmek, aç karnına uyumak, ortamdan uzaklaşmak, v.s. . . çözüm bunlarsa hastalığın yarattığı olumsuz etkileri siz düşünün.