Öğretmen hastalıkları

Ağustos 2012 | Yeşim Çetin, Öğretmen
Öğretmenler meslek hayatları boyunca ses ve göğüs sorunları, ortopedik rahatsızlıklar ve varis gibi birçok sağlık sorunu ile karşı karşıya kalmaktadır.

Öğretmenlerde sıklıkla ses kısıklığı, ses tellerinde ödem, nodül ve polip gibi hastalıklara rastlandığı söyleniyor. Bu hastalıkların önüne geçmek için ilk adım olarak sigaranın bırakılması ve pasif içicilik söz konusu olduğu için sigara içilen yerlerden uzak durulması gerektiği vurgulanıyor.

Günlük su tüketimi en az 2,5 litre (on su bardağı) olmalı. Ses tellerinde kurumaya yol açabilen mentollü nefes açıcı, şeker ve pastillerden, kurumayla birlikte ses tellerinde salgı artışına da neden olan kafeinli, baharatlı veasitli yiyecek ve içeceklerden uzak durulmalı. Ayrıca bazı ilaçlar ses telleriyle beraber boğazda da kurumaya neden olduğu için ilaç kullanımından önce uzman hekime danışılmalı.Ses tellerinde kurumaya neden olabilen bir diğer tehdit unsuru olan kuru ortamlarda bulunmamaya özen gösterilmeli; bulunulan ortam nemlendirilmeli. Düzenli uykuya özen göstermeli; gün içinde zorunlu olarak uzun süre konuşarak ses yorulduysa mutlaka bir süre konuşmayarak ses dinlendirmeli.

Toplumda öğretmen hastalığı olarak da anılan “varis” ile ilgili bilgi veren doktorlar, öğretmenleri devamlı ayakta durmamaları veya hareketsiz oturmamaları yönünde uyarıyorlar. Kişinin devamlı ayakta durma veya
hareketsiz olarak oturma halinde ise, ayaklarını müzikle ritim tutar gibi hareket ettirmesini önererek bu hareketlerin hem varisi hem de toplardamarlarda pıhtı oluşumu engellemekte etkili olacağını belirtiyorlar.Ayrıca öğretmenler topuklu ayakkabıdan kaçınmalı, ön kısmı geniş, yumuşak tabanlı ayakkabıları tercih etmelilerdir.

Öğretmenlerin sık yaşabileceği sorunlardan biri de olan solunum yollarında gelişen enfeksiyonlar ve alerjidir. Kış aylarında kapalı ortamlarda toplu yaşam, solunum sistemi hastalıkları açısından önemli bir risk. Ortamda bulaşıcı bir hastalığı olan kişinin varlığı, o havayı soluyan herkesi hastalık açısından riskli
konuma getiriyor. Vücut direnci düşük olanlar ya da alerjik bünyesi olanlar daha çabuk etkilenebiliyor. Özellikle kış aylarında, teneffüslerde öğrencilerin üşümemesi için sınıfların havalandırılmaması
durumunda, kirli hava büyük bir tehdit unsuru olarak karşımıza çıkıyor. Ayrıca kapalı ortamlardaki tebeşir tozu, kokulu kalemler, yapıştırıcılardan çıkan kimyasal kokular da alerjik bünyeli kişilerde ve astım hastalarında nefes darlığı ve öksürük yakınmalarının başlamasına neden olabiliyor. Tüm bu nedenlerle, kapalı ortamların sık havalandırılması riskleri en az seviyeye indirmek açısından önemli ve gereklidir.

Öğretmenlik