SOYUT SINIFLANDIRMALAR

Mayıs 2015 | Seyda Kartal, Mimarlık Öğrencisi
'Ne zaman bir yalnız ağaç görsem, toplumdan savrulmuş ve soyutlanmış insanı çağrıştırır bana.. 'derdi Hayrettin Oğuz bu soyutlanmış modern tabiatın gariplerine...
Oysa garipliği topluma empoze edip, her soyu sınıflandırıp boşa paketleyenler değil miydi garip olanlar ?Bu gariplik birilerini yalnızlaştırıyor, değiştiriyor belkide öldürüyordu. Yalnızlık aitliğin bittiği yerde başlıyordu bir bakıma..İnsan aitliğini bir grupta arıyor; insan, canlı, yaşayan vasıflarıyla bir yere ait olmayı düşünmüyordu hiçbir zaman. Durum böyle olunca artan kültür çeşitliliği kişileri belli sınıflar altında toplamaya mecbur ediyor, güçlü olanlar güçsüz olanları sömürüyor, yoruyor, hırpalıyordu.
Kimi alışıyor bu yalnızlık düzenine kimi bu karşıtlıktan bir nefesle çıkma umudunu hiç indirmiyordu yüreğinden..Zamanla insanlık bu ayrımlarla bölünüp benliğinden uzaklaşmayı hep ilke edindi kendine.
Duygularını unuttu çoğu zaman.
Hislerinden vazgeçti .
Ördüğü soyut duvarların tutsağı oldu.
Unuttuğu aydınlığı farklı kıldığı sömürdüğü diğer toplumlara acımakla bir tuttu.
Bırakın acıma duygunuz size kalsın saçmayın bu berbat, inciltici, hakaret dolu duygunuzu etrafa.
Ve bırakın artık bizi farklı kılan rengimiz, dilimiz.etniğimiz değil düşünce yapımız, hayat felsefemiz, insanlığımız olsun.
Ördüğünüz her duvar, her sınır, her kural bir düşüncede yıkılmayacak kadar sağlam olmadı hiçbir zaman...
193

193

193

193

193

193

193

193

193

193

193

193

193

193

193

193

193

193