YER Mİ TRAKYA ÇOCUĞU?

Mart 2015 | Şaman, İnşaat Mühendisi


12 Mart Perşembe günü Özgür Kadın Heykeli önünde toplanan türbanlı , çarşaflı bayanları ve sakallı erkekleri gören biz Edirneliler “İstanbul’daki bir belediyenin düzenlediği Edirne Gezisine katılan misafirlerimiz gelmiş” diye düşündük. Çünkü bu şekilde bir grup , ailece geziye çıkmalarına rağmen erkek ve kadın ayrı otobüslerle şehrimize gelir , erkekler önde kadınlar arkada ikişerli sıra halinde kaldırımlarda yürür ve camilerimizi ziyaret ederler. Karınları acıkınca da mutlaka ya ciğer ya da köfte yerler. E nasıl yemesinler ? Meşhurdur bizim buralarda. Mekan iki katlıysa eğer kadınlar bi katta yerler , erkekler başka bi katta. Yok eğer mekan tek katlıysa o zaman masalar birleştirilir ve iki farklı uzun masa yapılır ki ailecek Edirnemizi ziyarete gelen misafirlerimiz rahatça yemeklerini yiyebilsinler.
Meğer bizim misafirler bu kez bizleri yani Edirnelileri düşünmüşler. Yerine yeni konan “eykel” den bizleri korumak istemişler. Taştan , betondan yapılmış bir “eykelden” tahrik olabilirmişiz. Çünkü bizler üzerimizde deri pantolonlarımızla , Meriç Nehrinin üzerinde nazlı bir kadın gibi uzanan Meriç Köprüsünün bacaklarına bakıp bakıp iç geçiren , Ziraat Bankasının arkasındaki Makedon Kulesi’nin uzunluğuna bakarak da hayıflanan bir grup insanız. (!)
Ve çok şükür ki , bu düşünceli davranışı yapan vatandaşlarımız da nerede bir şehidimiz olsa , Ali İsmail Korkmaz’ınkinden tutun da Ege Üniversitesi’nde öldürülen Fırat Yılmaz Çakıroğlu’nun , F4 uçaklarında şehit düşen pilotlarımızın , Özgecan Aslan’ın , Soma’da ve Ermenek’de , rezidans inşaatı asansöründe hayatlarını kaybeden vatandaşlarımızın cenazelerinde , greve çıkan metal işçilerinin yanında , iç güvenlik paketini protesto edenlerin tam ortasında bulundukları için sıra “eykelden” tahrik olabilecek bizlere ancak gelmiştir.
Evet Biz Edirneliler insanlar arasında ayırım yaparız. Ama bu misafirlerimiz bu ayrımı neye göre yaptığımız bilmezler. Biz insanları hırlı , hırsız ; huylu , huysuz diye ayırırız. “Kovalak” (nerede ne diyeceğini bilmeyen , edepsiz ) deriz bazılarına , “virancana” (yaşıtlarına göre daha yaşlı, çökmüş) deriz, “tokur” (kısa boylu , şişman) deriz. Bi de insanlar bize göre ya EDİRNE’nin YERLİSİ dir (kendisi, anne ve babası Edirne’de doğmuş dedesi , ninesi muhacirlik (göçmenlik) etmiş kişiler Ya EDİRNE’lidir. (kendisi , anne babası Edirne’de doğmamış ama bizim yaşam kültürümüze uyum sağlamış kişiler) Ya da DIŞARLIKLIdır ( Edirne’ye gelmiş FAKAT buraların yaşam kültürüne uyum sağlayamamış kişiler) Görülüyor ki kişileri dil , din , ırk , soy , sop olarak değil Edirne’nin , Trakya’nın kültürüne uyum sağlayıp , sağlayamadığına göre ayırırız.
Ramazan, Bayram, Kandil de biliriz , Cuma da. Cuma namazına gittiğimiz arkadaşlarımızla , Cuma akşamları oturur , bir iki bira da içeriz. Cumartesi akşamları ya ailecek otururuz ya da dışarıya çıkarız. Ailecek bir misafirliğe gideriz. Kadın , erkek, çoluk , çocuk aynı odada oturur , yine bir şeyler içeriz. Bayanların çok içmelerine izin vermeyiz. Eve dönüşte arabayı kim kullanacak smile ifade simgesi ?
Bırakın amca, hala, teyze çocuklarıyla , komşu çocuklarıyla bile evlenilmez bizim buralarda. Sapık derler adama. Annelerimizin dizleri bizim için tahrik olunacak değil dibinden ayrılmayacağımız yerlerdir. 14- 15 yaşlarında değil , liseden mezun olunca evlenen bile çok erken evlenmiş sayılır . Kız çocukları adı üzerinde çocuktur. Parayla yaşlı erkeklere satılarak , zorla evlendirilmez. Damacanalar sadece su taşımak (!) için kullanılır Edirnemizde.
Ve misafirlerimizin bilmediği neyi çok iyi biliriz biz biliyor musunuz ? Vatan diye bellediğiniz evinizi , toprağınızı terk etmek zorunda kalmanın ne demek olduğunu tabii ki. Muhacirlik budur işte. Dedelerimiz , ninelerimiz bizzat yaşamıştır bunu. Düşman çizmesini görmüşlerdir. Vatan denen şeyin kıymeti o yüzden yüksektir buralarda. Mustafa Kemal denilince , Selanik gelir akla. Selanik denilince de muhacirlik. Hemen burunlar sızlar, gözler yaşarır. Ve şükür duaları edilir O’na. Çünkü çakmak çakmak gözleriyle , beyaz atının üstünde Gavurun zulmünü durdurmuştur zamanında.
İşte böyle sayın misafirlerimiz. Edirnemizde bırakın “eykele” yanınızda yürüyen kadınlara bile yan gözle bakılmaz. Hele birinin başörtüsüne karışmak . . .
OLCAY DAL