Bilmek istediğin her şeye ulaş

Rainbella, 

Sosyolog

Sosyolog Rainbella inploid.com'da 0 soru sordu, 21 soru yanıtladı ve 6 takipçisi var.

Haziran 2015

Rainbella bir yanıt verdi.

Mutluluk kişinin etrafındaki insanlarla ne derecede ilişkilidir? Diğer insanlarla birlikte yaşamayan, toplumdan yalıtılmış biri mutlu olabilir mi?

Sanırım kendi kendine mutlu olabilmenin yolu şükretmekten geçiyor, ama doyumsuz insan neye şükredecek ki yalnızken, çok şükür yalnızım mı diyecek?

Yalnızlığın, daha doğrusu toplumdan uzaklaşmanın, izdivaya çekilmenin mutluluk arayışından doğmuş olması muhtemel... Mutluluk, paylaşıldığı sürece var gibi geliyor bana. Mutluyum ama paylaşacak kimsem yok, mutsuzluğa geri dönüş için güzel bir zemin!

Birlikte yaşama en uygun canlının insan olduğunu, tercihleri ile kendine en uygun ortamı yaratabileceğini, kendi sınırlarını belirleyerek gerekli anlarda kullanılacak hatta sığınılacak bir mahremiyet bölgesi oluşturabileceğini düşünüyorum.
Eylül 2014

Rainbella bir yanıt verdi.

Köyden kente göçün çok kısa sürede nüfusun yapısını değiştirdiği bir toplumda yaşıyoruz. Kentlerin yapıları da hızla değişiyor. Siteler eski kentliliğin mahalle kavramını da buharlaştırmakta. Bugünün kentli çocukları için 'Mahalle arkadaşı' diye bir kavram pek bilinmiyor. Bu gidişat olumlu mu?

İletişim için coğrafyanın önemi yok. İstediğimiz zaman kilometrelerce uzaklıktaki insanlarla bağ kurabiliyoruz. Teknoloji bu imkanı sağlıyor. Ama iş komşuluk ilişkilerine gelince tavrımız değişiyor birden.
Güven eksikliğine bağlıyorum ben bu durumu. Hem kendimizin hemmde sevdiklerimizin güvenliği konusunda enteresan endişelerimiz var.
Çocuklarımızın sosyal medyada nasıl arkadaşlıklar kurduğuyla pek ilgilenmiyoruz ama site içinde, parklarda ya da mahallede tanıştığı / tanışacağı gerçek insanlar konusunda ciddi telkinlerde bulunuyoruz. Komşumuz bir anda yabancı oluyor kurduğumuz cümlelerde. Aynı yabancıyla aynı apartmanda ya da aynı sitede / sokakta yaşamaktan endişe duymuyoruz oysa.
Çocuklarımızın sokakta / parkta akranlarıyla oyun oynaması konusunda tedirginiz ama bilgisayar başında oyun oynaması dizimizin dibinde olması anlamına geldiği için bizleri rahatsız etmiyor.
Elbette zaman problemi yaşıyoruz... Ne ona ne de onun arkadaşlarına ayıracak vaktimiz yok. Metropol insanıyız çünkü. Sürekli koşmak zorundayız. Aynı anda birden fazla işi kotarmak zorundayız. Çocuğun oyun saati belli ve bu saati daha verimli kullanmamız şart. O pc başında oyun oynarken bir yandan yemek yapmalı diğer yandan temizliği bitirmeliyiz. Ya da hazır yemek pişiyorken raporları mı gözden geçirsek?
Bunca iş güç arasında şimdi kim parka götürecek onu, haftanın yprgunluğu yakamıza paışmışken kim koşturacak onun peşinden?
Otursun evde, yeni bir oyun da aldık ona daha ne yapalım ki?
Daha ne kadar ilgilenebiliriz ki?
Sosyal olup ne yapacak?
Sevmeyi, paylaşmayı, eşitliği mi öğreteceğiz çocuğumuza?
Hayat nasılsa öğretecek ona tüm bunları. Hem bşze kim öğretmişti? Kendi yağımızda kavrulmadık mı büyürken?

Okulda /kreşte yeterşnce sosyalleşiyor zaten. Dünya para verdik, iletişim lurmayı da öğretiversinler. Ebeveyn olmak dünyaya geyirmek demek, metropol insanıyız biz.


Not: Evli değilim, işsizim, çocuğum yok...
Ama kör ya da sağır değilim :)
Eylül 2014

Rainbella bir yanıt verdi.

İnsanları nereli olduklarına göre yargılıyor musunuz? Cevabınız evetse neden? Şehirlerle ilgili söylenen atasözlerinin doğruluk payı var mı sizce?

Aktif siyasetin de içinde olmamdan kaynaklı olsa gerek nereli olduğumla ilgili her gün onlarca soru alıyorum.
Benim için çok zor bir soru bu çünkü aslen nereli olduğumu da bilmiyorum.
İnsanların memleketi baz alarak ortak payda çıkarımlarından da hiç hoşlanmıyorum. Çoğu zaman bu soruya farklı yanıt veriyorum.
Aynı gün içinde bazen güneyli oluyorum bazen kuzeyli...

Genel olarak atasözlerini dikkate almam, günlük konuşma dilime eklememeye özen gösteririm. Her duruma uygun bir söz bulmak çok kolay dolayısıyla birbirinin tersi anlamlar taşıyan atasözleri de var.
Duruma göre kabul edilen ya da reddedilen sözler yani onlar.

Ayrıca nüfus kayıtları coğrafi sınırlarla beraber değişebiliyor.
81 ilimiz var, yarın 82 olabilir. Yeni şehre yeni atasözleri :)
Eylül 2014

Rainbella bir yanıt verdi.

Sizce günümüz kadınlarının en çok önemsediği şey nedir?

Sadece kadınlar için değil insanlık için sıralanan değerlerin önemli bir değere sahip olduğunu düşünüyorum. Sadece sıralama farklı olabilir ve yaşam felsefesine bağlı olarak eklemeler yapılabilir. Sadakat benim için önemli değil diyebilecek kişi yalnızca kendi sadakatinden bahsediyordur, para benim için önemli değil diyen de kendisine ait olmayan oaradan bahsediyordur.
Elbette vazgeçilmez unsurlar değil bunlar ama mutlaka maddi yahut manevi ikameleri var.
Eylül 2014

Rainbella bir yanıt verdi.

Yalan nedir?

Mesafesi ne olursa olsun gerçekten uzak olan herşey yalandır... Yalanın rengi de yoktur, masuniyeti de.
Eylül 2014

Rainbella bir yanıt verdi.

Bu yaşınıza kadar hayattan öğrendiğiniz en önemli şey nedir?

Her öğrendiğim şey diğerinden daha önemli ya da önemsiz değildi. Hepsinin kendine özgü bir önemi vardı ve farklı kulvarlarda faydalıydı. Özetle öğrendiğim şey ömrümün bir sonu olsa da öğreneceklerimin sonsuz olduğu...
Bir gün gelecek ömrüm tükenecek ardımda öğrenilecek şeyler bırakacağım.
Ve bu konuda kesinlikle yalnız değilim :)
Temmuz 2014

Rainbella bir yanıt verdi.

İlkokul çağında dürtü bozukluğu ve hiperaktivite tanısı konmuş bir çocuk ailede ve okulda nasıl eğitilmelidir?

Hazır pc başındayken yanıtlayayım dedim ama oldukça zor bir soru çıktı karşıma.

Hiperaktivite tanısı olan çocuğun eğitiminde kesinlikle aile ve öğretmen iş birliği halinde olmalı. Öğretmenin işi aileye göre daha zor. Belirli bir zaman dilimini paylaşıyor olacaklar ve öğretmenin ilgilenmesi gereken başka çocuklar da ortamda yani sınıfta olacak. Ayrıca aile ve öğretmenin senkronize olması yeterli olmayacaktır. Çocuğun da dahil olduğu bir düzen yaratılmalı, sürekli direktifler yağdırmak yerine çocuğun da eşit ölçüde fikrine başvurulmalı ve etkin olmasına özen gösterilmelidir.
Okulda geçen süre için öğretmen ve çocuk arasında özel işaretlerin, simgelerin kullanıldığı bir iletişim yolu da işi bir nebze olsun kolaylaştıracaktır.
Sürekli arkadaşlarının yanında ikaz edilmesi olumsuz sonuçlar doğurabilir. Ayrıca sınıftaki diğer çocukların varlığı da hesaba katılmalı.
Ayrıca aileyi de takip edebilmeli öğretmen, eğer kullandığı ilaçlar varsa dozunda ve sürekli aldığından emin olunmalı.
Hatta çocuktan önce ailenin konuyla ilgili eğitimiyle ilgilenmesinde oldukça fayda olacağını düşünüyorum.
Temmuz 2014

Rainbella bir yanıt verdi.

Anne, baba, sevgililer günü gibi geleneklerin arkasındaki gerçeklik insani mi yoksa iktisadi mi?

Sevgiyi gösterme (hissettirme) yolunu hediye almak, özel günleri kutlamak olarak algılayan kişi için insani, sevgisini hissettirmekte problem yaşamayan kişi için ise iktisadidir.
Fakat bir de sevginizi göstermek istediğiniz insanın duruma bakışı da önemli. Hediye almadığında minicik de olsa bir seremoni gerçekleşmediğinde kendisini önemsiz, unutulmuş ya da sevilmeyen biri olarak görüyorsa karşınızdaki siz ne düşünürseniz düşünün ya da sevginizi hissettirme konusunda ne kadar usta olursanız olun sevdiğiniz için insani olan yöntemi seçmek durumundasınız... .
Temmuz 2014

Rainbella bir yanıt verdi.

Arabesk insanların gözünde neden kötü imaj kazanmış durumdadır?

Arabesk bir yaşam şekli midir? Diye düşündüm fakat değil gibi...
Fakat arabesk müziğin temalarını düşününce her insanın mutlaka yaşadığı dönemleri değerlendirmek gerekebilir.
Müzik olarak düşününce kulağıma hoş gelmediği için arabesk dinleyicisi olamadım ama minibüs ile ulaşımımı sağlamaya devam ettiğim sürece istemesem de dinlediğim (yolculuk boyunca) şarkılar oldu. Dinlendiği ortamlar sebebiyle insanların (özellikle de ben gibi hoşlanmayanların nazarında) kötü bir imajı oluşmuş olabilir ama ben hala kötü bir imaja sahip olduğunu düşünmüyorum. :)
Temmuz 2014

Rainbella bir yanıt verdi.

Sosyal medya hesaplarınızda ne kadar kendinizsiniz? Paylaştığınız resim ve anlar siz misiniz? Duvarınızda eksik olmayan nasihatlı özlü sözler. Kendi gerçek yaşamınızda pratik mi yoksa sadece teori mi?

Aktif olarak siyasetle ilgilendiğim, hatta siyasi bir partide ilçe yöneticisi olduğum için olduğumdan daha başka şansı olmayan biriyim sosyal medyada.
Tabii aktif siyasete atılmadan önce de sosyal medyada profillerim vardı (Facebook, Twitter vs... ) ama olduğumdan başkası olmaya çalışmadım hiç, çünkü sosyal medyayı sosyalleşmek için değil iletişim amaçlı kullanıyordum.
Hala her olayın sosyal medyaya yansıtılmasını gereksiz buluyorum. Mahrem ya da özel yaşam her ne şekilde tanımlanırsa tanımlansın kişinin kendine sakladığı hatta saklaması gereken halleri vardır. Bu halleri paylaşmama konusunda özen gösteriyorum. Zaman zaman kırıldığım, hiddetlendiğim de oluyor... Bu durumu (fazlasıyla göz önünde olduğum için) haykıramadığım zamanlar da oluyor, bunu ince ince anlatmasını da becerebildiğimi düşünüyorum. Yeri geldiğinde ağız dolusu küfür etmek istediğim bir hadiseyi şiir gibi anlatıp inceden inceden dokundurduğum da oluyor ki bu en keyiflisi :)

NOT: Ne kadar başkası gibi olmak istersem isteyeyim, başkası gibi davranma şansım yok. Arkadaşlarımın ya da takipçilerimin %90'ını şahsen tanıyorum... .
Haziran 2014

Rainbella bir yanıt verdi.

Neden insanlar ağlamanın güçsüzlük olduğunu düşünür?

Ağlayan daha doğrusu ağlayabilen insanlar güçsüz değildir, aksine duygularını dışa vurabildikleri için daha güçlüdürler. Ağlamanın güçsüzlük olduğunu düşünen insanlar gerçekten güçsüz insanlardır.
Haziran 2014

Rainbella bir yanıt verdi.

Bir dilek hakkınız olsa idi en çok neyi isterdiniz?

Sonsuz dilek hakkı isterdim. Sanırım bu aralar bencil davranmaya meyilliyim :)
Haziran 2014

Rainbella bir yanıt verdi.

Bilge olmak ile bilgili olmak arasındaki fark nedir?

Bilgili olmak bilge olmanın şartıdır, ama her bilgili bilge olamaz.
Bilge kişi bilgiyi ustaca şekillendiren ve çevresine sunabilen kişidir... .
Nisan 2014

RainbellaKitaplar konu başlığını takip etmeye başladı.

Kitaplar

Kitap, bir kenarından birleştirilerek dışına kapak takılmış yani ciltlenmiş, (kâğıt, parşömen vb. malzemeden üretilmiş) üzeri baskılı sayfal...

Nisan 2014

Rainbella bir yanıt verdi.

Hayatı yaşanılabilir kılan şey nedir?

Hayatı (ya da yaşamı) yaşanabilir kılan sebep (ya da dayanak) hayatın kendisidir, kendisi olmalıdır. Memnuniyetsizliğimizden kaynaklı şikayetlerimiz bu gibi sorulara yönlendirebilmekte bizleri.

İşin özünde yaşanabilir bir hayat özlemi olduğunu varsayarsak, beklentilerimizi besleyen umutlarımızdır hayatı yaşanabilir kılan diyebilirim (kendi adıma) .
"Yaşanabilir" dediğimiz zaman ise görecelilik ön plana çıkmakta. Zira hepimiz birbirinden bağımsız sorunlar, mutluluklar, özlemler, aşklar, ayrılıklar yaşıyorken, tek bir çözüm yine işe yaramayacaktır.

En kestirme yoldan gidecek olursak "ölüm korkusu" bile her şeye rağmen hayatta kalmaya çalışma çabasına sebep olmakta.
Mart 2014

Rainbella bir yanıt verdi.

Hapşırdığınızda yakınınızda ve tanıdığınız birisi ya da birileri 'çok yaşa' veya 'iyi yaşa' gibi temennilerde bulunmazsa, bundan alınır mısınız?

Kişisel cevabım "elbette alınmam, hatta umursamam" şeklinde olacaktır.
Genel düşüncem de alınmanın uygun olmayacağı yönünde... Uzun uzun anlatmak isterdim fakat vaktim kısıtlı, alınan arkadaşların olaya şu pencereden bakmasını tavsiye edeceğim: "Kim kimin iyi temennileriyle yaşıyor? "
Çok sevdiğim bir kamyon arkası sözü geldi aklıma soruyu gördüğümde;
"Duanla yaşamadım ki bedduanla öleyim" :)
Şubat 2014

Rainbella bir yanıt verdi.

Hiç tanımadığınız bir kişiye kan bağışında bulundunuz mu?

Kullandığım ilaçlar sebebiyle kan bağışında bulunamadım bu güne kadar, ama mümkün olsaydı hiç çekinmeden bağışlardım.
Sanırım sorunun asıl amacı, bağışta bulunacağımız kişinin kişiliği ile ilgili (Sadece tahmin yürütüyorum, zira Kızılay'a yapılan bağışlarda erkek hasta kullanmasın, 55 yaş üstü ihtiyaç sahibine verilmesin vs gibi notlar ekleme şansınız yok)
Seri katil dahi olsa her insanın yaşama hakkı vardır, dolayısıyla kime bağışlayacağımı bu bağlamda umursamam.

Bu arada ne kadar kişiye ulaşır bilmiyorum ama bir arkadaşım için ilik aramaktayız ve burada paylaşmak aklıma gelmemişti, hazır fırsatını bulmuşken onu da paylaşmak istiyorum.

Aşur Şilan KARACA ile aynı iliği taşıyor olabilirsiniz.
İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesine giderek Şilan için kan örneği verebiirsiniz.

İrtibat: SEVİM KARACA 0538 600 23 18
Şubat 2014

Rainbella bir yanıt verdi.

İsimlerin insan karakteri üstünde etkisinin varlığına inanır mısınız?

Etkisinin olup olmadığı tartışılabilir, fakat bu etkiye inanan insanların varlığı yadsınamaz.
Sorun şu ki, kişinin ismini nasıl algıladığı, nasıl anladığı, nasıl anlamlandırdığı çok önemli.
İsmi VOLKAN olan kişi her an patlamaya hazır mı olmalı yoksa gerçek bir volkan gibi davranıp zaman içinde yaşadıklarını içinde öğütmeli midir?
Adı ENGİN olan kişi hangi yönden engin olmalıdır?

isimlerimizi bizler seçmedik, yasalar değiştirmemize izin veriyor ama isim değişikliği bizi nasıl değiştirir. Çocuk yaşta ismi değiştirilen bir kişi için elbette bu söylemim havada kalacaktır fakat, kişiliğin oturduğu yaşlardan sonra KİRAZ olan adını BUSE yapan kişi ne kadar değişir, ne yönde değişir?
Bu soruların cevabında gizli sanırım isimlerin insan karakteri üzerindeki etkisi.

Kişisel Not: Soruyu cevaplamaya çalışırken çok mu soru sordum bilemedim : )
Ocak 2014

Rainbella bir yanıt verdi.

Aralık 2013

Rainbella bu yanıtı beğendi:

Sizce Türkiye'yi gelecekte nasıl bir eğitim sistemi bekliyor?

Hasan Ali Yücel'den sonra hiçbir zaman Türkiye'nin bir eğitim sistemi veya eğitim politikası olmamıştır. Çünkü her dört yılda bir (hatta dört yılın içinde de zaman zaman) diğer her şey gibi eğitim sistemi de değişmekte veya değiştirilmektedir. Dolayısıyla eğitimde bir devlet geleneği olmadığından gelecekte de bu böyle devam edecektir. Ha, biz bugün eğer varolan eğitim sisteminde bir şeyler öğrenebiliyorsak, bu, işini çok seven, özveriyle yapan öğretmenlerimiz olduğu içindir...
Daha Fazla