Bilmek istediğin her şeye ulaş

İngilizce Öğretmenliği Öğrencisi Beril inploid.com'da 3 soru sordu, 32 soru yanıtladı ve 8 takipçisi var.

Haziran 2015

Beril bir yanıt verdi.

Türkiye'de olması gerekenden fazla üniversite yok mu? Her ilin neredeyse üniversitesi var artık. Üniversiteli olmak artık çok basit sıradan bir şey haline gelmedi mi?

Üniversite bambaşka bir deneyim. Başka bir şehirde arkadaşlarınızdan ve ailenizden uzakta tek başınıza kendi hayatınızı sıfırdan kuruyorsunuz. Lisede ve ilkokulda verilen eğitim de öğretim de gerçekten vasat ve herkesin kendini geliştirmesi lazım. Ha mezun olduktan sonra İster doktor olsun ister öğretmen ister sekreter ister temizlikçi. Hayatı boyunca geçimini sağlayacağı meslek ona kalmış.
Ama insanların, medyanın ve devletin YALNIZCA akademik mesleklere yönlendirmesini yanlış buluyorum.
Haziran 2015

Beril bu yanıtı beğendi:

Türkiye'de olması gerekenden fazla üniversite yok mu? Her ilin neredeyse üniversitesi var artık. Üniversiteli olmak artık çok basit sıradan bir şey haline gelmedi mi?

İstanbul Üniversitesi kuruluş tarihi olan 1453 ile en eski üniversitemiz olma özelliğini taşıyor. 1984 senesinde Türkiye’deki ilk vakıf üniversitesi kuruldu Cumhuriyet döneminde ilk üniversite, Cumhuriyetin kuruluşundan on yıl sonra, 1933’de kurulmuştur.
Şuanda ise 108'ü devlet üniversitesi, 73'ü vakıf üniversitesidir. 985 meslek yüksekokulu vardır.

Hindistan
8.407
A. B. D
5.758
Filipinler
2.060
Arjantin
1.705
Listede çok altlardayız gördüğünüz gibi (MYO) dahil değil
e haliyle bilm ve teknikde neden bu kadar geri olduğumuzu gösteriyor ayrıca matbaanın anadoluya icadından 250 300 yıl sonra gelmesi de etkisi çok fazla

Haziran 2015

Beril bir yanıt verdi.

Yeni gittiğin bir üniversiteye daha hızlı alışmak için yapılması gerekenler nelerdir?

Öncelikle klasik herkesin söylediği cümleler gerçekten de doğruymuş:
1. Herkes seninle aynı durumda
2. Herkes başta çok iyi daha sonra kimin ne olduğu ortaya çıkıyor
Ben ilk gittiğimde herkes internetten gruplardan zaten tanışmıştı. Ben bu grupları bilmediğimden insanlarla tanışmam biraz daha zor oldu. Etrafta kalabalık 1. Sınıf grupları geziyordu. Bu gruplara katılmaktan ve insanlarla tanışmaktan çekinme. İlk arkadaşlarınla büyük ihtimal tartışmalar yaşayacağından ne kadar çok kişi tanırsan kafanın uyuşacağı gerçek arkadaşlar bulman o kadar kolaylaşır. Eğer bir arkadaş grubuna dahil olduysan ve onlarla kafan uyuşmuyorsa onlarla arayı açmaktan çekinme. Ben ilk dönemi böyle arkadaşlarla kendime zehir ettim. Ve nefret ettiğim memleketime dönmek için her fırsatı değerlendirdim. (ki 15 saat yolculuk çektim dile kolay)
Bunun haricinde insanlar senin gözünü korkutmasın. Ben üniversiteye girerken herkes "aman dikkat et kimseye güvenme" uyarıları veriyordu. Üniversitede herkes farklı olduğundan bu farklılıklara saygı duyuluyor. İnsanlar Özgürlüklerine ve kendi bilinçlerine kavuşuyor. Herkesle de konuş kendi keyfine de bak :)
Haziran 2015

Beril bir yanıt verdi.

Bazı üniversitelerdeki vize haftası uygulamasını mantıklı buluyor musunuz?

Ben mantıklı buluyorum. Bu sınav planına göre öğretmenler derslerin içeriğini düzenliyorlar, öğrenciler de memleketine gideceklerse gidiyor, eğlenecekse eğleniyor, çalışacaksa çalışıyor. Sınav stresi ise 1 ya da 2 hafta sürüyor ve sınav zamanı ders de işlenmiyor. Eğer her hoca kendi tarihini belirlese sınavımız olmayan hafta olmazdı herhalde. Bu da birçok açıdan sorun çıkarırdı.
Haziran 2015

Beril bir yanıt verdi.

İngiliz dili ve edebiyatı mı yoksa Rus dili ve edebiyatı mı tercih etmeliyim?

Rusçayı hiç bilmiyorsan bu biraz sıkıntı olabilir. Bir arkadaşım İspanyol dili edebiyatı seçti. İspanyolca hiç bilmiyordu. Yazın kurs alıp biraz öğrenmesine rağmen zorlanıp okulu bıraktı.
Bir arkadaşım ise Alman dili edebiyatına gidiyordu. Almancası iyiydi ancak sevmediğini söylüyordu. Sonuç olarak o da okulu bıraktı.
Hevesini ve umudunu kırmak istemem ama hiç bilmediğin bir dilin üniversitesine gidip bir de edebiyatını öğrenmek gerçekten büyük bir risk. Sonuçta üniversiteden mezun olduktan sonra hayatını bu işe adayacaksın.
Ancak ben hırslıyım. Rusçayı gerçekten öğrenmek istiyorum ve bu işin üstesinden gelebileceğime inanıyorum dersen de bu amacın doğrultusundan kesinlikle şaşma ve insanların seni yanıltmasına izin verme derim.
Yalnız şunu da demeden geçemeyeceğim: Dil edebiyat diye bir meslek olmadığından bu mezunlar gelecekte ya çeviri ya da öğretmenlik yapıyorlar
Haziran 2015

Beril bir yanıta alt yorum yaptı

Fazla mecaz anlam yok dediğinize göre üniversiteyi İngilizce okumadığınızı varsayıyorum. Gördüğümüz mecazlar en az Türkçe'deki kadar zor.
İngilizce bence hem kolay dil hemde fazla mecaz anlam yok
Haziran 2015

Beril bir yanıt verdi.

Üniversite tercihi yaparken en çok yapılan yanlışlar nelerdir?

"Nasılsa okulun adı var, iyidir" diye okulu ve verilen eğitimini araştırmadan gitmek.
Kendini tanımadan, isteklerini ve hayattaki amacını düşünmeden bölüm seçmek.
"Yatay geçişle geçerim"e güvenmek
Haziran 2015

Beril bu yanıtı beğendi:

Üniversite tercihi yaparken en çok yapılan yanlışlar nelerdir?

1. En büyük hata "puanım boşa gitmesin" diye öğrencinin okuyamayacağı, hiç ilgisini çekmeyen bölümler yazmasıdır. Doktorluk yapamayacak birinin makine mühendisliği istemesine rağmen tbba girmesi gibi.

2. Bölümü umursamadan okul, şehir seçmektir. İstanbul'da veya Boğaziçi'nde okumak için çok büyük bir ilgi gerektiren fizik bölümlerini seçmek gibi.

3. İşin içinde olmayan kişilerden, kulaktan dolma bilgilerle, iki-üç örnekle edinilmiş bilgilerle meslek seçimi yapmaktır. Komşu teyzenin istemeden girdiği matematik bölümünden altı yılda mezun olmuş, kendini hiçbir alanda geliştirmemiş oğlundan hareketle "matematikçiler iş bulamıyor" bilgisini kesin kabul etmek gibi. Veya tam tersi, çok çok çalışıp kendini çok iyi yetiştirmiş bir makine mühendisliği öğrencisinin daha okurken 5000 lira maaşla iş bulduğunu duyup, herkesin böyle olduğunu düşünmek gibi.

4. İnsanın kendini bilmemesidir. Hayvanları sevmeyen, korkan birinin veterinerlik yazması gibi.

5. Yatay geçiş gibi hayallerle okunamayacak bölümler yazmaktır. Birçok öğrenci yatay geçiş yapar ama bu düşünceyle girenlerin çok çok büyük bir çoğunluğu yapamaz ve girdikleri bölümde kalırlar. Sonra gelen büyük bir depresyon ve bitemeyen bir okuldur. "İlk yıl çok çalışır, iyi notlarla yatay geçiş yaparım" çok çok zor bir iştir. Yeni, serbest bir ortamda olacaksınız. Ayrıca üniversite derslerinde iyi notlar almak, lisede ve üniversite sınavı hazırlıklarında edinilen bilgi üretme, değerlendirme ve sunma alışkanlıklarından çok farklı alışkanlıklar edinmenizi gerektirir. Bu da herkesin hemen yapabileceği bir iş değildir. Bunun sonu yine "kendini bilmek" konusuna dayanıyor. Yüksek ortalamayı ilginizin olmadığı bir bölümde yapmanız zaten imkansıza yakındır.
Haziran 2015

Beril bu yanıtı beğendi:

Lise 3'e geçtim ve dil bölümünü seçtim tavsiyeleriniz nelerdir?

İngilizce senin dünyaya açılan kapın olacaktır. Dünyanın önde gelen gazetelerinden haberler okumak, teknolojiyi gündemi ilerden takip etme fırsatı verecektir. Ayrıca yabancı dil öğrenen insanların olaylara bakışlarında perspektif, düşünce, empati ve yorum farklılıkları olduğu bir gerçektir. Bu yüzden bir dil bir insan iki dil iki insandır.
Şimdi gelelim senin sorunun cevabına. İngilizce 2 aşamadır. Giriş ve çıkış diyoruz. Giriş, yani okuma ve dinleme ne kadar fazla olursa çıkış, yani konuşma ve yazma becerileri de o derece gelişir. Bu yüzden mümkün olduğunda dilin beynine girişine izin vermelisin. Bu bilinçli ya da bilinçsiz olabilir. Mevcut dil seviyenin, bir derece üzeri, yani anlayabileceğin kadar zor metinler okuyup dinlemen gerekir. Anlamakta zorluk çeksen bile bahsettiğim seviyede kitaplar okuyabilir, metinler dinleyebilirsin. Bunlar kısa vadede sonuç vermez fakat ilerde düzgün bir sesletim ve doğru grammar kurallarıyla dili kullanmana yardımcı olur. Doğrudan dilin grammar kurallarını öğrenmek yerine yazılı yada sözlü metinlerin beynine girişini sağlarsan bu esnada kuralları hem etkili hem de kolay öğrenmiş olursun. Dil öğrenmek kolaydır, bir çocuğun çince japonca gibi dilleri öğrenebiliyor olması insan beyninin buna elverişli olduğunu gösterir. Eğlenceli şekilde öğrenmeyi başarabilir ve bunu sürekli hale getirirsen çok iyi bir yabancı dil yetisine sahip olabilirsin.

Bahsettiğim girdileri sağlamak için androidde umano news uygulamasını öneririm. Her sabah buradan 10 dakikalık haber dinlemen 1 sene sonra müthiş bir aksana sahip olmanı sağlayabilir. Onun haricinde yabancı şarkıları sözlerini takip ederek dinlemen iyi olabilir. Unutma ki bu bir süreçtir ve azim ister. Lakin sonunda düzgün bir aksanla akıcı ingilizce konuşabildiğini gördüğünde kendini çok farklı hissedeceksindir. Bu süreçte başarılar dilerim. .
Haziran 2015

Beril bu yanıtı beğendi:

Erasmus ile yurtdışına gitme veya burada yarı zamanlı bir işe girip bir yandan da dil kursuna devam etme seçeneğim var. Mezun olduktan sonra hangisi bana daha fazla avantaj sağlar?

Aslında bu sorunun cevabı bölüme, okulun kaçıncı yılında olunduğuna, part-time işin şartlarına göre değişir. Fakat ben zannetmiyorum ki dil kursu, bir erasmus deneyimi kadar etkili olabilsin dilin edinimi ya da geliştirilmesinde. Erasmus hem yaşatacağı unutumaz tecrübelerle, hem de teorik yabancı dil bilgisini pratiğe dökme fırsatı sunmasıyla kaçırılmaması gereken bir fırsat bence. Dil kursu hep var, iş hep var. 
Haziran 2015

Beril bir yanıt verdi.

Lise 3'e geçtim ve dil bölümünü seçtim tavsiyeleriniz nelerdir?

İlgi alanlarınız nelerdir bilmiyorum ama ilgi alanınıza göre uğraşlar bulmanızı ve bunları İngilizce yapmanızı kesinlikle tavsiye ederim. Müzik dinleyebilir, oyun oynayabilir, dizi, film izleyebilir ya da bir şeyler okuyabilirsiniz. Okullarda öğretilen İngilizceyi kesinlikle kurallarla kısıtlanmış yapmacık bir İngilizce bulduğumdan benim dediğim gibi daha doğal bir İngilizce'ye maruz kalırsan fark etmeden bile daha iyi öğrenirsin.
Listening en önemsenmeyenlerinden biri ama üniversitede dersler İngilizce anlatılıyor. Normal konuşma hızında bir İngilizceyi anlayacak seviyeye gelmelisin. Burada dizi ve filmlerin önemini tekrar vurguluyorum.
Makale okumanı kesinlikle öneririm. Şahsen beni sınavda en çok zorlayan paragraf bölümü oldu. Zaten readingini geliştirdikçe anlama, kelime, cümle kalıpları, idiomlar ve grammarın da otomatik olarak gelişecektir.

Bunun haricinde sınav sistemine dayalı bir eğitim sistemimiz olduğundan bolca test çözmeni tavsiye ederim. ELS'nin testleri şimdiye kadar çözdüklerimden en beğendiklerim ve ÖSYM'ye en yakın olanıydı. Deneme çözebilirsin ve bu denemelerden hangi bölümde daha çok yanlış yaptığına bakıp o bölüme daha çok yüklenebilirsin.
İnternetten bir arkadaş veya penpal bulabilirsiniz. Ben arkadaş bulamadım onun yerine Youtube'da bir çok günlük hayatını çeken veya kameraya konuşan ünlü Youtuberlar var onları izleyebilirsin. Ben 10. sınıfta bunları izlemeye başlamıştım. Hepsnin farklı aksanları olduğundan ve okullarda listening alıştırmaları yapılmadığından ilk dinlediğimde 5 dklık bir videoda birkaç kelime zar zor anlayabiliyordum. Pes etmedim ve izlemeye devam ettim. Şu an İngiliz, Amerikan, Avustralya, Afrika ve daha birçok aksanı kolaylıkla anlayabiliyorum. Başta anlayamadığımdan çok zorlansam da uzun vadede beni en çok geliştirenler şeylerden birisi bu vdeolardı. Benim favorilerim: Tyler Oakley, Thatcher Joe, Caspar Lee, iJustine, FunForLouis, Troye Sivan, VSauce.
ÖSYM sınavları konusunda ise bence YGS, LYS'den daha zordu. Türkçede elinden geldiğince az yanlış yapmaya çalış çünkü birçok kişi Türkçeyi yapabiliyor ve yanlış yaparsan sapmayla puanın aşağı iner. Matematik ve Sosyalden de ne kadar kendini geliştirirsen de birçok kişi yapamadığından sapmayla sıralaman yükselir. Benim sosyalim çok kötüydü ama Türkçe ve matematik sayesinde sıralamam iyi geldi.
Son olarak şimdi bunun için erken ama sınavdan sonra üniversiteleri çok iyi araştır. Benim için üniversite araştırma dönemi sınava hazırlanma döneminden çok daha stresliydi. "Ya bu üniversitenin adı var iyidir" tarzı bir yanılgıya kapılma. Tanıdıkların varsa o üniversiteye giden öğrencilerin fikirlerini al. Sizden önceki mezunlara ya da Facebook'tan gruplardan bulduğun rastgele kişilere de sorabilirsin. Kimsenin seni tersleyip yardımını reddeceğini sanmıyorum.
Şubat 2015

Beril bu yanıtı beğendi:

21. yüzyıl öğrencileri için en gerekli yetenekler nelerdir?

Bilgiye bu kadar kolay ulaşılabilen bir çağda bilgi kirliliği de en büyük sorundur bence bunları seçme, ayrıştırma ve doğru, yararlı bilgiye ulaşabilme yeteneği hepsinin üstündedir
Şubat 2015

Beril bu yanıtı beğendi:

Beş dil öğrenmek istiyorum (Almanca, İngilizce, Fransızca, Portekizce ve İspanyolca). İngilizce'yi zaten biliyorum. Sizce dilleri tek tek mi öğrenmeliyim yoksa her gün hepsine ayrı zaman ayırarak aynı anda öğrenmeye mi çalışmalıyım?

Tavsiyem önce İngilizce'yi iyi bir seviyede öğrenmeniz. Sonrasında İspanyolca'ya başlayın. İspanyolca öğrendikten sonra Portekizce zaten iyi kötü anlayabilir durumda olacaksınız. Az zaman harcayıp onu da tamamen öğrenebilirsiniz. Son olarak Fransızca ve Almanca'yı bırakın derin. Aynı anda çalışmak pek mantıklı değil. Ben de İspanyolca, İtalyanca, Fransızca ve Almanca sırasıyla öğrenmiştim, benzer diller oldukları için rahat oldu Almanca biraz sıkıntı oldu hiç bir zaman tam öğrenemedim. :)
Ekim 2014

Beril bu yanıtı beğendi:

İyi bir üniversitede okumak devlet yönetimine karşı olmayı tetikler mi?

  1. Hayır. Sadece bilinçli olup daha çok sorguluyorsun. En iyisini istiyorsun.
  2. Daha çok okuyup daha çok farkı kişilerle fikir alış verişi olunca kaliteli bir ortamda ve kaliteli kişilerle. O yüzden de eleştirince devlet yönetimine karşı algısı oluşturuyor bu durum.
Ekim 2014

Beril bir yanıta alt yorum yaptı

Aman çok şükür insanların ölmesi durdu görüyoruz nasıl durmuş. Ayrıca Kürtler insan kesiyor mu diyorum ben söylediklerimi anlamak istediğiniz gibi anlıyorsunuz. Her Kürt teröristtir hiçbiri Türkleri sevmez gibi görmüyorum merak etmeyin. Ayrıca yamyamlarla barbarlarla Kızılderilileri aynı şeyde görüyorsanız, Türkler Kürtleri böyle böyle görüyor diyorsanız asıl ırkçı sizsiniz. Birazcık zahmet edip yazdıklarımı okuyup düşünseniz kendi hatalarınızı göreceğinize eminim. Kürtçe yoktur Kürtçe konuşulmaz konuşanın dili kesilsin dediğim de yok.
Şöyle anlatmaya çalışayım bir de: Lazlara bakın Türkçe biliyorlar, anlıyorlar ama dillerini de yaşatıyorlar. Bunu neden Kürtler de yapamasın? 7 yaşınıza gelene kadar Türkiye'de yaşayıp Türkçe öğretmemeleri ailenizin suçu. Türkçeyi yabancı dil olarak küçük yaştan öğrenin o zaman. Hatay'da yaşayan arkadaşım oradakilerin hem Türkçe hem de Arapça konuştuklarını söyledi. Bunu siz de yapabilirsiniz. 1 dil fazladan bilmek sizden hiçbir şey eksiltmez. Batıda verilen eğitimin yarısını almamanız ise devletin suçu. Ona da bir çözüm bulmaları lazım ancak bu verilmeyen imkanlar da şu an konumuz değil.
Tamam bakın anlıyorum biz zaten bildiğimiz dili okuyup yazmayı öğrenirken siz sıfırdan başlıyorsunuz bu özellikle de bir çocuk zor bir şey ama anadilde eğitime izin verilmesi bu ülkeyi daha da karıştırır. okullar teker teker burası Kürtçe burası İngilizce burası Fransızca burası Lazca burası bilmem nece öğretiyor diye ayrılsa devletimizi birliğimizi ayakta tutan en önemli unsur kaybolur. Mesela Diyarbakır'da Kürtçe konuşulsa İstanbul'da da Türkçe, İstanbul'dan birisi oraya gittiğinde kimle nasıl anlaşsın? Resmen Bir Türkiye içinde bir kaç ülke olmuş olur. Böyle bir durumda bir ülke olarak kenetlenmek söz konusu bile olamaz.
Doğuda medeniyet adalet tabi ki vardır ona lafım yok ben anlaşma konusunda takılıyorum. Eğer anadilde eğitim olursa çocuklar durduk yere niçin Türkçe öğrensin ki? O yaştaki bir çocuk zaten dil öğrenmenin önemini bile tam kavrayamamıştır. Hayatlarını yalnızca Kürtçeyle devam ettirmeye devam ederler. Ben Kürtçe bilen çocuklara Türkçe konuşarak İngilizce nasıl öğreteyim?
Bağımsızlık istemiyoruz Türk bayrağı bizimdir dediğiniz için sizi ayrıca tebrik ediyorum ancak her Kürt de sizin gibi düşünmüyor. Doğuda yakılan bu kaçıncı bayrak kırılan kaçıncı Atatürk büstü.. (Doğuda dediğime bakmayın Batıda da oluyor böyle şeyler tabiki ama daha çok Doğuda olduğu için genelleme yaptım çok hoş olmasa da..)
Tabiki sizin açınızdan düşününce sizin de haklı olduğunuz yanlar var ama bir de genel olarak bu ülke ve geleceği açısından düşünmelisiniz.
Bakın ilk olarak kesinlikle ırkçı bir insan değilim herkesin eşitliğini savunan biriyim. Öz dil, haklar maklar tamam ama Türkiyede yaşıyorsanız Türkçe konuşmalısınız kesinlikle bunu savunuyorum. O zaman okullarda Japonca eğitim de verilsin Lazca eğitim de verilsin Yidce (google translate den saçma bir dil aradım resmen) eğitim de verilsin. Çok afedersiniz ama Kürtlerin bu isteklerini çok bencilce buluyorum. Öz dilimiz, ırkımız diye savunup Türkiye içinde başka bir ülke kurup kendi diliniz kendi yasanızı kurma hakkını buluyorsunuz. Diğer ırklarda olan kişilerin hiç böyle bir sorun yaşadığını görmedim yalnızca Kürtler bunu savunuyor ben de bunu anlayamıyorum. Madem dil dil diyorsunuz çocuğunuz 7 yaşına gelene kadar hem Türkçe hem Kürtçe öğretin ilkokulda İngilizce, lisede Almanca dersleri veriliyor. Hop! 4 dil cepte. Gelecekte her yerde çok rahat iş bulabilir. Bir de bu yandan düşünseniz?
Ekim 2014

Beril bir yanıta alt yorum yaptı

Bence CHP nin de AKP nin de laikliği gerçekten anladığını düşünmüyorum.Ayrıca ölümüne Atatürkçüyüm ancak bu türbanın yasaklanması kadar şaçma bir şey yok bence. Kimse kimsenin giyimine düşünce tarzına inanışına dinine karışmamalı. Gerçekten gelişmiş kendini yetiştirmiş insanların görüşü budur bence. Okulda ya da herhangi bir yerde isteyen başını kapatır isteyen dövmesini gösterir ister kısa etek ya da pantolon giyer. Bana göre özgürlük demek laiklik demek budur. Herkesin her inanışa saygı göstermesi ve bunu engellememesi demektir.
Farkı söyleyim imam hatiplere her isteyen gidebilir ya da kimse gitmek istemeyebilir ama normal üniversiteler tek eğtim yolu olduğu için her genç oradan geleceğini kurtarmak için istese de istemese de mezun olmak zorunda ve türbanlıları almıyolar yani faşist ve diktatör bir eğitim sistemi var Türkiye'de...
Ekim 2014

Beril bir yanıta alt yorum yaptı

Bunu da oynardım ama malesef demeye çalıştığım bu değil. Tam olarak hatırlayamıyorum ama böyle oyun hep siyah tonlarındaydı. :D
Adını hatırlayamadığım bir oyun var 80lerden sonra da olabilir bilmiyorum ben küçükken ataride oynardım uzay gemisi gibi bir şeydik sürekli ilerlerdik karşımıza çıkan şeylere ateş atıp öldürürdük.
Ekim 2014

Beril bir yanıt verdi.

İngilizceyi advanced düzeyde konuşabiliyorum. 2. yabancı dil tercihim sizce hangisi olmalıdır?

Türkçe konuşanlar için Rusçanın kolay geldiğini duymuştum, ayrıca Almanca İngilizce'ye benzediği için Almanca da düşünebilirsiniz ya da Çince, Japonca gibi diller zor olsa da öğrenmenin birçok meslek için yararlı olabileceğini düşünüyorum. Latin dilleri de düşünebilirsiniz özellikle şu sıralar İspanyolca öğrenen çok kişi duydum. İngiltere'deki öğrenciler 2. Dil olarak Fransızca gördüklerini duymuştum. Fransızca da tercih edebilirsiniz. Mesleğinize, hayattaki amacınıza göre araştırarak bu sizin seçmeniz gereken bir şey aslında.
Ekim 2014

Beril bir yanıt verdi.

Erasmus ile yurtdışına gitme veya burada yarı zamanlı bir işe girip bir yandan da dil kursuna devam etme seçeneğim var. Mezun olduktan sonra hangisi bana daha fazla avantaj sağlar?

Mezun olduktan sonra paraya ihtiyacın varsa part-time iş daha avantaj sağlar.
Kendini geliştirme açısından Erasmus'un daha avantajlı olduğunu düşünüyorum. Hiç gitmedim ama gideceğim.
Ekim 2014

Beril bir yanıt verdi.

İngilizce çeviri yapabileceğim güvenilir bir site önerebilir misiniz?

Sana önerebileceğim tek şey "İngilizce çeviriyi bir site üzerinden yapma" hele ki bir ödev çevireceksen öğretmenler daha ilk cümleden anlıyor. -ki anlaşılmayacak gibi değil-
İlle de internetten çevirmek istiyorsan yalnızca bir kelime ve phrasal verb'leri çevir tüm cümleyi çevirme daha sonra cümlenin zamanına da dikkat ederek aklında anlamlı bir cümle kur. Ancak kelimenin ilk anlamına göre de çeviri yapma bazen o da mantıksız oluyor bir kelimenin yan ve mecaz anlamlarını da göz önünde bulundur.
Daha Fazla