Bilmek istediğin her şeye ulaş

Rıdvan Bayhan, 

Teknik Öğretmen

Teknik Öğretmen Rıdvan Bayhan inploid.com'da 10 soru sordu, 124 soru yanıtladı ve 15 takipçisi var.

Temmuz 2016

Rıdvan Bayhan bir yanıt verdi.

Evrenin içindeki küçük bir nokta olduğumuz halde evren hakkında bu kadar bilgi sahibi olmamız size de ilginç geliyor mu?

Einstein bu sorunun muammasını şöyle dile getirmişti: "Aklımın almadığı tek şey, bu evrenin aklımıza nasıl sığabilmiş olmasıdır. "

Düşünebilen insan için sınır yoktur. Hangimiz merak etmiyoruz evrenin sınırının olup olmadığını ötesinin olup olmadığını ya da son zamanlarda öne sürülen paralel evrenler gibi muazzam bir boyutu... Nasıl düşünüyoruz?

Tüm bu boyutları ve içerisindeki galaksileri ve muazzam ölçülerini de hesaba katarak beynimize nasıl yerleştiriyoruz tüm bu olguları?

Ve sonsuz döngü: tüm bu düşüncelerimi yine düşünerek oluşturmuyor muyum? Düşünce içinde düşünce ve onun içinde de düşünce böyle gider. . .
Aralık 2015

Rıdvan Bayhan bu yanıtı beğendi:

Madeni paraların kenarları neden tırtıklıdır?

İlk çağlarda kullanılan paralar altın ve gümüş içeriyorlardı. O devirde de bulunan bazı düzenbazlar, bu paraları kenarlarından kazıyarak, çok az miktarda da olsa, bu değerli madenleri biriktiriyor, parayı da tekrar kullanabiliyorlardı.
O devirlerde tüccarlar, parayı tartıyorlar ve ağırlığı eksikse kabul etmiyorlardı. Bu sorunu çözmek ve halkı eksik paraya karşı korumak için bozuk paraların kenarları tırtıklı yapılmaya başlandı. Bu tırtıklar sayesinde paranın kenarının kazındığı hemen belli oluyordu ve kenarı kazınmış parayı kimse almıyordu. Bu adet günümüze kadar devam etti. Artık içinde değerli bir maden bulunmamasına rağmen, bozuk paralarımızın kenarlarında ya tırtık ya da bir yazı vardır.

Aralık 2015

Rıdvan Bayhan bu yanıtı beğendi:

Adam Smith'in görünmez el (invisible hand) kuramı nedir?

Piyasada kendi kendine işleyen bir çark , düzen olduğunu belirtir. Genellikle devletin müdahalesinin olmaması gerektiğini savunur. Genellikle diyorum çünkü küçük de olsa istisnaları da göz önünde bulundurmuştur.
Aralık 2015

Rıdvan Bayhan bir yanıt verdi.

Beynin %10'unun kullanıldığı iddiasıyla ilgili ne düşünüyorsunuz?

Bir karikatürden alıntıyla cevap vereceğim buna: "neye göre, kime göre? " :) Yani mutlak bir yüzde için başlangıç noktasını bilmek lazım. Sır olan bir yapı için yüzdelik dilim değil olasılık içeren ifadeler kullanılabilir ancak. .
Kasım 2015

Rıdvan Bayhan bu yanıtı beğendi:

Teknolojide henüz hayata geçmemiş ama şu da olsaydı dediğiniz şeyler nelerdir (gereksinimleriyle birlikte cevaplarsanız sevinirim)?

Akıllı lens.
Göz bozukluğu, istenilen göz rengi ve asıl olarak da artırılmış gerçeklik için.
Ekim 2015

Rıdvan Bayhan bir yanıt verdi.

Ekim 2015

Rıdvan Bayhan bir yanıta alt yorum yaptı

Çocuğun oyun alanında ya da mağazada ne istiyorsa bu yönde çocuğun bakış açısı değiştirilmelidir. Bakış açısını değiştirirken çocuğun karakteri iyi analiz edilmelidir. Her çocuğun bir zaafı vayahut ilgi çekilebilecek bir noktası vardır. Size bir örnek verip somutlaştırayım. Yeğenimi bir gün parka götürdüm. Parkın yanında bir büfeden birşey almak için diretti bana. Bende almayacağımı söyledim. Ağlamaya başladı, inat etti ille de istiyorum diye. Bende eğer büfeden birşey almak için inat etmezsen arabanın direksiyonundaki kornaya basmana izin vereceğim dedi. Ağlamayı kesti. Çünkü zaafı arabalardı. Bu işe yaramasaydı farklı versiyonlarını denerdim. Ya da sürekli inat ettiğinde aynı şeyi söylemezdim. Çünkü zamanla kornaya basma şevki azalmaya başlar. Arabayla ilgili hoşuna gidebilecek tüm inat kırıcı önerileri oluşturmak gerekli :) Bununla beraber bakış açısı değişimi ilgisini başka bir noktaya çekmek demektir. Yani illa ki hoşuna gidebilecek bir etkinlik yapmak demek değildir. Burada ebeveyne çok iş düşüyor. Pes edip bağırmak, zoraki yasaklar koymak bir seçenek değildir. Bu ebeveynin mücadeleyi bırakıp çocuğun duygu ve düşüncelerini önemsemeden, enerji ve zaman harcamadan beyaz bayrak çekmektir. Elbette enerji ya da zaman azlığı nedeniyle bu tarz şeylere mecbur kalınabilir, ama bunu sürekli hale getirmek çocukta kişilik bozukluğuna sebep olabilir. Ben bu konuda bilimsel olarak uzman değilim elbette. Uzman arkadaşların yorumları daha belirleyici olacaktır. Fakat benim uyguladığım bu yöntem beni çok yormuştur fakat yüzde 90 işe yaramıştır. :)
Her ikisi de değil. İnatçı bir çocukla inat etmek çocuk açısından inat ettiği mevzu her ne ise bunu yapmak için daha fazla çaba sarf etmek anlamına gelir. Hani bir laf vardır; yasak şeyler daha da ilgi çekicidir. Tıpkı bunun gibi bir şeyin yapılması ya da yapılmaması için yasak konularak inatlaşılan mevzular çocuk için ters etki yaratacaktır. Eğer yapılmaması için inatlaşılıyorsa bunu yapmak için daha fazla çaba sarf edecektir. Neden? Çünkü tüm insanlığın yasaklara ya da kurallara karşı içsel ya da dışsal tepkileri vardır. Çocuklar basit düşündüğü için dışsal olarak tepki verirler. Diğer yandan çocuğun her istediğini yapmak ise geleceğe yapılacak problemli bir yatırımdır. Peki ne yapmalı ? Orta yol bulunmalı. Alternatiflere bakılmalıdır. İnat ettiği konu hakkında çocuğun bakış açısı değiştirilmelidir. Yani inat ettiği her ne ise o zihinsel yapısından sıyırıp başka konuya odaklamaya uğraşılmalıdır. Tüm bu uğraşlar kompleks bir varlık olan bizler için elbette kolay olmayacaktır. Bu çok fazla zaman ve enerji kaybına neden olacaktır. Ama bunun öyle şunu yapın denilecek bir çözümü yok malesef. Bir hayvana yemini suyunu verdiğinizde "hayır hergün aynı yemek yemek istemiyorum! " der gibi hal ve hareketlerini değiştirdiğini gördünüz mü? Olurda görürseniz o hayvanla da inatlaşmayın :)
Ekim 2015

Rıdvan Bayhan bir yanıt verdi.

İnatçı bir çocuğa nasıl davranılması gerekir. Biz de onunla inatlaşmalı mıyız yoksa kendi haline mi bırakmalıyız?

Her ikisi de değil. İnatçı bir çocukla inat etmek çocuk açısından inat ettiği mevzu her ne ise bunu yapmak için daha fazla çaba sarf etmek anlamına gelir. Hani bir laf vardır; yasak şeyler daha da ilgi çekicidir. Tıpkı bunun gibi bir şeyin yapılması ya da yapılmaması için yasak konularak inatlaşılan mevzular çocuk için ters etki yaratacaktır. Eğer yapılmaması için inatlaşılıyorsa bunu yapmak için daha fazla çaba sarf edecektir. Neden? Çünkü tüm insanlığın yasaklara ya da kurallara karşı içsel ya da dışsal tepkileri vardır. Çocuklar basit düşündüğü için dışsal olarak tepki verirler. Diğer yandan çocuğun her istediğini yapmak ise geleceğe yapılacak problemli bir yatırımdır. Peki ne yapmalı ? Orta yol bulunmalı. Alternatiflere bakılmalıdır. İnat ettiği konu hakkında çocuğun bakış açısı değiştirilmelidir. Yani inat ettiği her ne ise o zihinsel yapısından sıyırıp başka konuya odaklamaya uğraşılmalıdır. Tüm bu uğraşlar kompleks bir varlık olan bizler için elbette kolay olmayacaktır. Bu çok fazla zaman ve enerji kaybına neden olacaktır. Ama bunun öyle şunu yapın denilecek bir çözümü yok malesef. Bir hayvana yemini suyunu verdiğinizde "hayır hergün aynı yemek yemek istemiyorum! " der gibi hal ve hareketlerini değiştirdiğini gördünüz mü? Olurda görürseniz o hayvanla da inatlaşmayın :)
Ekim 2015

Rıdvan Bayhan bir yanıt verdi.

Teknolojide henüz hayata geçmemiş ama şu da olsaydı dediğiniz şeyler nelerdir (gereksinimleriyle birlikte cevaplarsanız sevinirim)?

Hyperloop (Boruyolu İnsan Taşıma Projesi) hayata geçmeli. Kara, deniz, hava ve demiryoluna alternatif bir yol projesi. Gereksinimine gelince: daha güvenli, daha sessiz, çok daha hızlı
Ekim 2015

Rıdvan Bayhan bir yanıt verdi.

Öğrenme güçlüğü olan çocuklarla nasıl çalışmalar yapılabilir?

Bir birey neden öğrenme güçlüğü çeker? Bunun bir kaç nedeni var. Öğretileni alma hızı farklı olabilir, öğretilen konunun sunulma şekli bireyin anlayabileceği formda olmayabilir. Ya da geçici sayılabilecek duygusal etkenler buna sebep olabilir. Öğrenme güçlüğünün neden olduğunun tespiti bazen kolay bazen ise zor olabilmektedir. Eğer sınıf atmosferinde öğrenme güçlüğü çeken bir öğrenciniz var ise bunu gidermek için bire bir görüşüp öğrenme güçlüğünün neden kaynaklandığını tespit etmek lazım. Sonraki aşamada öğrenme güçlüğünün giderilmesi için çalışmalar yapmak gerekli. Tam öğrenme kuramının temel bir sayıltısı vardır: "Öğrenemeyen öğrenci yoktur, öğretemeyen öğretmen vardır" Ben bu söze katılırım. Çoğu eğitimci öğrenemeyen bireylerin neden öğrenemediğini araştırmak yerine kapasitesinin az olduğunu savunarak kendini rahatlatma yoluna gider. Çünkü bu enerji ve sorumluluk gerektirmeyen bir iştir. Öğrenme güçlüğü çeken bir bireyin bu güçlüğünün giderilmesi için izlenmesi gereken yol:

-Bireyin farkına varılması
-Bireyin yakın çevresindeki değişkenlerin saptanması
-Bireyin kişisel özelliklerinin saptanması
-Öğrenme güçlüğünün neden kaynaklandığını saptanması
-Saptanan tüm değişkenleri hesaba katarak öğrenme güçlüğünün giderilmesi için bir yol çizilmesi

Bu çizilecek yolda Bireysel Öğrenme Tekniklerinin kullanılması önem arz eder.
Ekim 2015

Rıdvan Bayhan bir yanıt verdi.

Rüyamda karşımdaki kişiye şu an bir rüya gördüğümü ve bu yaşanılanların gerçek olmadığını söylüyordum. Sevdiklerimin yanındaydım onlara sarılıyordum ama biraz sonra uyanacağımın farkındaydım. Bunun bir açıklaması var mı yoksa sadece bilinçaltı mı?

Siz arafta kalmışsınız :) Derin bir rüya sonrası bilinçli olarak rüyayı devam etme eğilimi güzeldir. Ama bu bilinçli hal mutlak bir bilinç değil gibi. Yani ben uyanıkken ciddi ciddi düşünüyorum. Ama uykudayken yarım bilinç haliyle bilinçaltı ile yeni bir senaryo oluşturuyorum. Kimse rüyasında uçurumdan düşüp içinin bir hoş olmasını istemez. Bu sebeple fırsat varken yarı bilinç durumuna geçip o uçurumdan sevdiğinizle atlayın derim ben :)
Ekim 2015

Rıdvan Bayhan  bu yazıyı beğendi:

Ekim 2015

Rıdvan Bayhan bir yanıt verdi.

Bir şey kesin olarak bilinebilir mi? Yoksa her şey sadece inanç mıdır?

"İnsanlar uydudadırlar, ölünce uyanacaklardır" hadis-i şerifi çok derin anlama sahiptir. Tabi bu ifadem inançlı insanlar için geçerlidir. Birşeyin gerçek olup olmadığını anlayabilmek için beş duyu organımızı kullanırız. Bilimin bir konuyu incelemesinde ve bir teori öne sürmesinde bu duyu organlarının kullanımı olmazsa olmazdır. Özellikle görebilme duyusu bilimin belkemiğidir. Peki ben şu soruyu soramam mı? Duyu organlarımız gerçek mi? Ya da 5 duyu organı ile sınırlandırılmış olamaz mıyız? Bu sorular gerçekten garip olabilir. Dünyanın simülasyon olmaması için bir sebep yok... Dünya'nın oyun ve eğlenceden ibaret olduğunu vurgulayan Kuran ı Kerim de simülasyona vurgu yapıyor gibi. Yani Dünyanın gerçek olmadığına, bir tür yanılsama olduğuna.

Bir diğer nokta kuantum dünyası. Beş duyu organının hiçbirşey ifade etmediği dünya. Klasik fiziğe aykırı o kadar şey var ki bu dünyada ister istemez "gerçek gerçekten nedir? " sorusunu soruyor insan. Bence tek gerçek şey vardır: Onu da ölünce göreceğiz diye düşünüyorum :)
Ekim 2015

Rıdvan Bayhan bir yanıt verdi.

Yeterince kompleks bir bilgisayar kendi varlığının farkında olabilir mi? Olduğunu varsayarak bunu nasıl ayırt edebiliriz?

Bu soruya cevap vermek için farkındalığın bilimsel analizinin yapılması gerekir. Farkındalık ile bilinç temelde aynı şeyler. Bilinçli bir bilgisayar aynı zamanda yaratıcı da olmak zorunda. Yaratıcılığın temelinde de sorgulamak yatar aslında. Düşünün siz bir saat boyunca hiçbir neden olmadan bir koltukta oturdunuz mu? Sanmıyorum. Orada bulunmanızın bir nedeni olmalı. Oturmaya başladığınızda "ben neden burada oturuyorum" ya da "benim amacım ne" gibi sorular sormaya başlarsınız. Soruya gelecek olursak. Bir bilgisayarın bilinçli ya da bir farkındalığa sahip olması için bilimin felsefi argümanları kullanmadan mutlak bir bilimsel argümanlarla bilinci açıklamak zorunda. Bu şu an için bu bilimin çok uzak olduğu bir konu. Bilgisayar ile ilgili uzman arkadaşlar daha iyi bilirler kompleks yapılar işlem gücünü artırabilir ama farkındalık yaratmaz. Yani örneğin yapay zekanın sizle sohbet etmesi olasıdır ama bu otomatik komutlar neticesinde gerçekleşir. Komutlar dışında bir soru sormanız ya da atıyorum ona dik dik bakmanız yapay zeka için "komut dışı" yani nötr olacaktır.

Eğer bizim gibi düşünen bizim gibi duygulara sahip nerede ne yaptığının farkında olan bir robot olduğunu varsayarsak bu çok tehlikeli olabilirdi. Bunu ayırtetmek gerçekten zor olabilir... Ama insansı düşünceye, duygulara, hislere, yaratıcılığa, bilince ve benliğe sahip bir robot şu an ve önümüzdeki çok uzun yıllar için sadece bilimkurgu olacaktır.
Ekim 2015

Rıdvan Bayhan bir yanıt verdi.

Ben 9.sınıf öğrencisiyim hayatımda hiç matematik dersine çalışmadım ve hep başarısız oldum. Şimdi ise çok ilgi duyuyorum, seviyorum ve yapmak istiyorum lakin çevremdekiler sayısal zekan yoksa uğraşma, kafan basmıyorsa bırak gibi şeyler söylüyor. Sizce başarılı olabilir miyim? Şimdiden teşekkürler.

Aslında problem geçmişten kaynaklanıyor. Hayatında matematiğe hiç ilgi duymadığın için çalışmadın ve doğal olarak başarısız oldun. Çalışmamanın bir çok sebebi olabilir. Sebep senden veya dış çevrelerden de kaynaklanıyor olabilir. Bu önemli değil. Önemli olan matematiksel zekanın gelişmişlik düzeyidir. İlgi duymakla iş bitmiyor malesef. Matematiği seviyorsan çok çalışmalısın. Çevrenin havadan sudan söylemlerine kulak asmamalısın. Şuraya da dikkat etmek gerekir: Bir insanın sözel ya da sayısal zekası eşit oranda olamaz. İllaki biri diğerine göre daha baskındır. Yani şunu demek istiyorum: Bir insan hem matematik öğretmeni hem de yazar olabilir. Ama her ikisinden aynı oranda başarılı olmasını bekleyemeyiz. Farklı oranlarda başarılı olmasını bekleriz. Bu oranlar başarısızlığı temsil etmez. Sadece diğer alana göre daha az başarılı yapar. Senin matematikte başarısız olmanın sebebi sözel zekanın baskın olması değil. Geçmişte yanlış yönlendirmeler ile senin ilgini çekmeyişi olabilir. Şimdiye odaklan; Hangi zekaya sahip olursan ol baskın zeka oranların birbirine yakın olmalı. Sözeli sevmiyorsan ama sözel zekan baskın ise bunu matematiksel zeka ile minimize etmelisin. Yani sözel zekaya sahip sayısal zekaya ilgili birinin en üst düzey zeka oranı;

sözel %51
sayısal %49 olmalıdır, diye düşünüyorum...

Bu yolda ne mi yapmalısın, ilgi duyduğun şeylerin peşinden koşup gerekirse sabahlamalısın. . .
Ekim 2015

Rıdvan Bayhan bir yanıt verdi.

En verimli ders çalışma saatleri nelerdir?

Böyle bir saat yok. Senin kendini en verimli hissettiğin aralık senin en verimli çalışma saat aralığındır. En verimsiz zaman olarak algılanabilecek gece yarısı kimileri için muhteşem çalışma vakti olabilir.. . .
Eylül 2015

Rıdvan Bayhan bir yanıta alt yorum yaptı

Sayısal zekaya sahip olmak kısmen yetenek işidir denilebilir. Bu ne demek? Yani senin muhteşem bir sayısal zekaya sahip olman muhteşem bir hikaye yazmana ya da kompozisyon yazmana ket vurmayabilir. Bunun en iyi örneği popüler bilim kitaplarıdır. Yazar uzman olduğu alanda mantıksal zekasını kullanabildiği gibi kitabın yazımında gerekli olabilecek sözel zekasını da etkili kullanabilir. Sözel zekaya sahip bir edebiyatçı aynı zamanda iyi bir matematikçi neden olmasın? Matematiğe kafam basmıyor diyen insanlar ön yargı, ailevi durumlar ya da eğitim sistemi kurbanıdırlar. Kısmen yetenek işidir dememden kasıt ise sözel ve sayısal zekaya hiçbir zaman eşit derecede sahip olamayacağınızdır. Ama oranları ne kadar yakın tutarsanız hayatı o kadar iyi anlamlandırırsınız...
Başarı için öncelikli faktör zeka değildir. Zeka daha çok yaratıcılığa hizmet eder. Yani senin benden zeki olman senin başarmak için bir adım önde olduğun anlamına gelmez. Başarmak istiyorsa insan kısa ve uzun vadeli hedef koyar kendine. Hedefler için de program oluşturur kendine. Ama diğer arkadaşların dediği gibi başarı için mücadele ve plan yeterli değildir. Aslında en önemli faktör yetenektir. Yetenek yoksa ne olursa olsun işin sonu hayal kırıklığı olur. Başarabilmek için hayal kurmak güzel bir başlangıç. 2. Aşamada yeteneğini ölçemelisin. Hangi konuda başarılı olmak istiyorsun bilmiyorum ama ilgi bu sürecin en sonunda yer alır. İlgini hiçbir zaman yeteneğinin önüne alma, hayal kırıklığı yaşarsın. . .
Eylül 2015

Rıdvan Bayhan bir yanıt verdi.

Büyük hayallerim ve hedeflerim var lakin büyük işler başaran insanların zeki bir insanlar olduğunu görünce onlardan kendimi zeka konusunda bir adım geride hissediyorum ve bu benim kendime güvenmememi sağlıyor. Sizce ne yapmalıyım?

Başarı için öncelikli faktör zeka değildir. Zeka daha çok yaratıcılığa hizmet eder. Yani senin benden zeki olman senin başarmak için bir adım önde olduğun anlamına gelmez. Başarmak istiyorsa insan kısa ve uzun vadeli hedef koyar kendine. Hedefler için de program oluşturur kendine. Ama diğer arkadaşların dediği gibi başarı için mücadele ve plan yeterli değildir. Aslında en önemli faktör yetenektir. Yetenek yoksa ne olursa olsun işin sonu hayal kırıklığı olur. Başarabilmek için hayal kurmak güzel bir başlangıç. 2. Aşamada yeteneğini ölçemelisin. Hangi konuda başarılı olmak istiyorsun bilmiyorum ama ilgi bu sürecin en sonunda yer alır. İlgini hiçbir zaman yeteneğinin önüne alma, hayal kırıklığı yaşarsın. . .
Eylül 2015

Rıdvan Bayhan bu yanıtı beğendi:

Büyük hayallerim ve hedeflerim var lakin büyük işler başaran insanların zeki bir insanlar olduğunu görünce onlardan kendimi zeka konusunda bir adım geride hissediyorum ve bu benim kendime güvenmememi sağlıyor. Sizce ne yapmalıyım?

Büyük hayal, hedef, iş nedir sizin için? Çok zeki olmadan ama yüksek duygusal zekayla insanlar büyük ülkelerin başına diktatör dahi olabiliyorlar bkz. Hitler, RTE vb. Tabii ki bu dogmatik rasyonel zeka yoksunları gidip de Microsoft ya da Google'ın başında olamazlar. Onun için de ayrı yetiler ve rasyonel zeka gerekiyor. Kısaca her büyük işin, hedefin, hayalin ucundaki kişi yüksek zeka sahibi değil. Bunu şunun için yazıyorum; zeka denen şey belki 3-5 puan ilerletilebilir ki bunun bile kanıtları yok. Yani rasyonel zeka olarak elinizdekiyle yetinmek zorundasınız ama onu diğer zeka türlerinizle destekleyerek de en uzak hayallere ulaşabilirsiniz. Azmin elinden hiçbir şey kurtulamaz'a çok da katılmıyorum. Picasso günde 14 saat çalışmıştır ama istisnai yeteneğinin yanı sıra bunu yapmıştır. Belki bilirsiniz Hitler de azmetmiş (ki azimli bir abi olduğunu hepimiz biliyoruz) Linz Güzel Sanatlar Akademisine hazırlanmış, ressam olabileceğini düşünüyormuş ama yetenek sınavını geçememiş. Yani iş yetenek, zeka gibi konulara gelince azmin elinden bir çok şey kurtulabilir. Sadede geleyim; güçlü yanlarınızı keşfedip onlara Voltran'ı oluşturtup, o Voltran'ın da yapabileceği bir işi hedeflerseniz "ulaşabileceğiniz" (hedeflediğiniz olmayabilir, hayal kırıklıkları beklentilerden doğar) en yüksek hedefe ulaşırsınız.
Eylül 2015

Rıdvan Bayhan bu yanıtı beğendi:

Büyük hayallerim ve hedeflerim var lakin büyük işler başaran insanların zeki bir insanlar olduğunu görünce onlardan kendimi zeka konusunda bir adım geride hissediyorum ve bu benim kendime güvenmememi sağlıyor. Sizce ne yapmalıyım?

Bu yanlış düşüncenden vazgeçip hedeflerin doğrultusunda sürekli çalışmalısın. Unutma ki Pablo Picasso günde 14 saat resim yapardı, 14 saat!!! Büyük işler başaran insanların hiçbiri bir gecede ulaşmaz o başarılara.

Şunu bir izle :
Daha Fazla

İlgilendiği KonularTümü

Yazılım

2910 Kişi   548 Soru

Müzik

2849 Kişi   472 Soru

Eğitim

3996 Kişi   629 Soru

Bilgisayar

2526 Kişi   437 Soru

Sinema

3098 Kişi   300 Soru

Kişisel Gelişim

1855 Kişi   145 Soru

Muhabbet

2082 Kişi   2355 Soru

Varoluş Hakkında

2774 Kişi   1061 Soru

Kitaplar

2911 Kişi   267 Soru

Bilim

784 Kişi   279 Soru

Teknoloji

1850 Kişi   576 Soru

Psikoloji

2687 Kişi   947 Soru

Zeka

816 Kişi   91 Soru

Kadın Erkek İlişkileri

2086 Kişi   586 Soru

Filmler

3193 Kişi   192 Soru

Aşk

1173 Kişi   292 Soru

Önyargı

207 Kişi   20 Soru

Gerçek Hayat

798 Kişi   99 Soru

Evlilik

351 Kişi   156 Soru

Hafıza

305 Kişi   40 Soru

Yapay Zeka

151 Kişi   23 Soru

Resim

254 Kişi   51 Soru

Güzel Sözler

123 Kişi   14 Soru

Özlü Sözler

410 Kişi   26 Soru

Yemek Kültürü

802 Kişi   86 Soru

Stres

208 Kişi   24 Soru

Yenilenebilir Enerji

180 Kişi   17 Soru

Kişilik

462 Kişi   51 Soru

Hayal Gücü

876 Kişi   42 Soru

Meslekler

282 Kişi   144 Soru