Bilmek istediğin her şeye ulaş

Rehberlik Ve Psikolojik Danışmanlık Öğrencisi Sena Dede inploid.com'da 1 soru sordu, 5 soru yanıtladı ve 2 takipçisi var.

Aralık 2014

Sena Dede bir yanıt verdi.

Az parayla çok kitap nasıl okunur?

İnternetten ikinci el kitaplar 3-5-10 liraya bulup getirtebilirsin. Akabinde de sahafa satarsın.
Aralık 2014

Sena Dede bir yanıt verdi.

Çizgi filmlerin çoğunda neden şiddet var ve neden şiddet çocuklara eğlenceli bir eylemmiş gibi sunuluyor?

Nasıl ki savaşın içinde büyüyen çocuklar için ölüm çok bir şey değilse, şiddet içerikli çizgi filmler, kitaplar, oyun ve oyuncaklarla vakit geçirmek de çocuklar için çok bir şey olmasın mantığıyla tamamen çocuk psikolojisinin altından girerek fişfikleme eylemidir bu.
Burdan çıkaracağımız sonuç bakmakla görmek aynı şey değildir efenim.
Aralık 2014

Sena Dede bu yanıtı beğendi:

Acıyı tatmayan insan eksik midir?

Yaşadığım her acının arkasındayım ve hiç pişman değilim beni daha da güçlendirdi .))
Aralık 2014

Sena Dede bu yanıtı beğendi:

Acıyı tatmayan insan eksik midir?

Acıyı tatmak olğunlaştırır.
Aralık 2014

Sena Dede yeni bir  soru  sordu.

Aralık 2014

Sena Dede bir yanıt verdi.

Acıyı tatmayan insan eksik midir?

İnsan derdiyle insandır. Bizi biz yapan hamurumuza dayanıklılık katan acıdır, kederdir, sıkıntıdır.
Aralık 2014

Sena Dede bir yanıt verdi.

Susanna Tamaro YÜREĞİNİN GÖTÜRDÜĞÜ YERE GİT romanıyla (okumamış olsanız dahi) belirttiği 'Akmayan gözyaşları kalpte birikirler, zamanla kabuk tutarlar ve kirecin çamaşır makinesini tıkaması gibi kalbi tıkayıp felç ederler.” sözlerinden ne gibi anlamlar çıkarılabilir?

Kalp felç olunca, insanın kalbiyle baglantısı kesiliyor. Gülüşü bile iğreti duruyor yüzünde.Geçmişe dönüp kabuk tutan yaralarımıza bakınca güçlü gibi hissediyoruz kendimizi, yalan. O kabuklar bir kavlasa altından ruhumuzun irinleri çıkacak rahatlayacağız.Ama yok.Yıllar yılı kendimizle savaşlar verip, yerleştirip yüzümüze en samimiyetsiz tebessümümüzü devam ediyoruz yolumuza. Bu yüzden kim dokunsa kabuklarımıza, içimiz alev alev yanıyor. Ve işin trajikomik yanı ne biliyor musunuz ? O kadar alışıyoruz ki rol yapmaya, o kadar kendimizle olan bağımızı koparıyoruz ki farkına varmıyoruz bile neler hissettiğimizin. Ot gibi gün aşırı yaşayıp duruyoruz.
Daha Fazla