Bilmek istediğin her şeye ulaş

Ekonomi Bölümü Öğrencisi Serkan Aydın inploid.com'da 0 soru sordu, 28 soru yanıtladı ve 14 takipçisi var.

Nisan 2014

Serkan Aydın bir yanıta alt yorum yaptı

Yusuf bey, bankacıların yazdırdığı kitaplardan öğrendiklerinizi söylüyorsunuz. Hikayeyi bankalar yazıyor ve o şekilde olmazsa olmaz bir kalıpta öğretilmesini dayatıyorlar. Eğitim sistemini bile para sahipleri dizayn etmiş ve bunun yansımalarını sizin üzerinizde de gördüm. Yusuf bey her şeyden önce faizi savunduğunuzu belirtmek isterim. Ekonomi konuşup ta azıcık bile matemetik yapmamak, jöle saçlı ekonomistlerin her gün yaptıkları şeyler. Anlaşılan sizin önce faizin ne demek olduğunu ve neden yıkıcı bir güce sahip olduğunu bizzat matemetikle öğrenmeniz gerekecek. Bunu öğrenmeden enflasyonun ve deflasyonun gerçek yansımalarını göremez ve açıklamalarınızda derde deva bir çözüm sunamazsınız. Bu bilgi yanlışlığınızı ortadan kaldırmadığınız sürece bankaların bir ihtiyaç ve faizin de bir zorunluluk olduğu safsatasını tekrarlayıp durursunuz. Öyleyse buyrun şu videoyu izleyin ve faizin matemetiksel hilesinin ne olduğunu önce bir kavrayın. Ondan sonra reel ekonomi konşalım.
Sadece para basma yetkilisi Merkez Bankasıdır. Merkez Bankası parayı fazla basarsa paranın değeri düşer , o zaman her şey ucuzlayacağı için ithalat piyasası dağılır. Paranın nabzını tutmak için az basılır.Para fazla basılsaydı; enflasyon, dış borçlar, borsa, kıymetli madenler, ithalat, ihracat vs. diye bir şey olmazdı.
Nisan 2014

Serkan Aydın bir yanıta alt yorum yaptı

Hakan bey, asıl konudan uzaklaşmak; hastalığı konuşup, mikrobu konuşmamaktır. Burada asıl konu mikroptur. Mikrop tespit edilmeden hastalık üzerinde konuşmak sadece zaman kaybettirir ve hasta ölür. Siz diyorsunuz ki örneğin; Türk ordusu ABD ordusunu yener mi? Bende size diyorum ki asker sayılarına ve silah donanımına bakmak lazım. Siz de " sen onu bunu bırak yenebilir mi, yenemez mi onu söyle" diyorsunuz. İşte enflasyon konusuna bu tarz bir yaklaşımınız var. Para fazla basılırsa enflasyon olur diyorsunuz eyvallah.... Az basılırsa deflasyon olur diyorsunuz ona da eyvallah. Peki neden para miktarı eşit basılsın diyemiyorsunuz? Yusuf beye söylediğimi size de söyleyeyim. "Enflasyonun olduğu bir ülkede hiç bir banka yaşayamaz... " Şimdi bu sözümle neyi kastettiğimi bulmaya çalırsanız neden hastalığı değil de mikrobu konuştuğumu anlarsınız ümit ediyorum.
Doğrusu paranın az yada çok basılması ülkenin uluslararası piyasada ki konumuna, merkez bankasının para politikasına, altın rezervine, hedeflenen cari açık/fazla, enflasyon gibi unsurlar dikkate alınarak basılır yani az yada çöküyor belirleyen unsurlar önemlidir. Soruyu bir ülke neden az para basmaya ihtiyaç duyar şeklinde algılarsak burada önümüze iki ana sebep çıkar birincisi ülke parasının değerli kalmasını sağlamaya çalışıyordur, yada piyasada ki para emisyonu doygun hala gelmiş ülke bu noktadan sonra para basacaksa başta enflasyon olmak üzere, pahalılık artabilecektir. Bu konu ile ilgili uzunca bir yazı yazmıştım. Şuan mobil olduğum için linki veremiyorum site içerisinde merkez bankası yada darphane diye search ederseniz ssanırım bulabilirsiniz.
Nisan 2014

Serkan Aydın bir yanıta alt yorum yaptı

Yusuf bey, dikkat ettiniz mi bilmem, ama kaç yazışmadır hep paranın fazla oluşundan doğacak tehlikeyi öne sürerek, farkında olmadan paranın az oluşundan doğan tehlikeyi örtbas ediyorsunuz. Neden hiç "para miktarı eşit olsun" demiyorsunuz.? Bakın bir önceki cevabımın sonunda "efnlasyonun olduğu bir ülkede hiç bir banka yaşayamaz" diye bir söz söyledim. Bu sözümün üzerine biraz olsun düşündünüz mü? Ben bu sözü söylemekle neyi kasteddim biraz düşünürseniz doğru cevabı vereceğinizi ümit ediyorum.
Sadece para basma yetkilisi Merkez Bankasıdır. Merkez Bankası parayı fazla basarsa paranın değeri düşer , o zaman her şey ucuzlayacağı için ithalat piyasası dağılır. Paranın nabzını tutmak için az basılır.Para fazla basılsaydı; enflasyon, dış borçlar, borsa, kıymetli madenler, ithalat, ihracat vs. diye bir şey olmazdı.
Nisan 2014

Serkan Aydın bir yanıta alt yorum yaptı

Hakan bey fiyat artışlarının tek nedeni enflasyon değildir. Bir üründe kıtlık olduğunda da fiyatı artar. Fiyatların artması illaki enflasyonun olduğunu göstermez. Bir yıl boyunca kuraklık sonucu tüm ülke çapında topu topu sadece 2 kasa domates hasat edilse, siz domatesin kilosu 2 TL diyemezsiniz talep fazla olur fiyatı artar. Hele milletin cebinde hiç para da yoksa buna enflasyon denemez. Bakın mezarlıklarda enflasyon sıfır. Ayrıca üniversitelerde okutulan kitaplar bankacıların teorilerine göre yazılmış kitaplardır. O kitaplarla yetişmiş akademisyenler onlara öğretilenlere göre konuşurlar, Doğal İktisat Döngüsüne göre değil.
Doğrusu paranın az yada çok basılması ülkenin uluslararası piyasada ki konumuna, merkez bankasının para politikasına, altın rezervine, hedeflenen cari açık/fazla, enflasyon gibi unsurlar dikkate alınarak basılır yani az yada çöküyor belirleyen unsurlar önemlidir. Soruyu bir ülke neden az para basmaya ihtiyaç duyar şeklinde algılarsak burada önümüze iki ana sebep çıkar birincisi ülke parasının değerli kalmasını sağlamaya çalışıyordur, yada piyasada ki para emisyonu doygun hala gelmiş ülke bu noktadan sonra para basacaksa başta enflasyon olmak üzere, pahalılık artabilecektir. Bu konu ile ilgili uzunca bir yazı yazmıştım. Şuan mobil olduğum için linki veremiyorum site içerisinde merkez bankası yada darphane diye search ederseniz ssanırım bulabilirsiniz.
Nisan 2014

Serkan Aydın bir yanıta alt yorum yaptı

Yusuf bey, milletin elinde az para var diyorsunuz, ona rağmen enflasyon var diyorsunuz. Enflasyon paranın fazla olması ise bu nasıl enflasyon ki milletin elinde para yok? Nerde bu fazla para? Yoksa millet Weimar daki gibi sobalar da mı yakıyor bu paraları da göremiyoruz.? Ben soruyu özellikle sordum ki enflasyon tanımı ile piyasadaki para miktarı neden uyuşmuyor bunu açıklamanızı ümit ettim. Bir not daha; efnlasyonun olduğu bir ülkede hiç bir banka yaşayamaz.
Sadece para basma yetkilisi Merkez Bankasıdır. Merkez Bankası parayı fazla basarsa paranın değeri düşer , o zaman her şey ucuzlayacağı için ithalat piyasası dağılır. Paranın nabzını tutmak için az basılır.Para fazla basılsaydı; enflasyon, dış borçlar, borsa, kıymetli madenler, ithalat, ihracat vs. diye bir şey olmazdı.
Nisan 2014

Serkan Aydın bir yanıta alt yorum yaptı

Hakan bey enflasyon tanımınızı bir daha gözden geçirin derim. Enflasyon var mı yokmu' nun cevabı enflasyonun tanımı ile piyasadaki yansıması arasında gizli. Soruyu şöyle soralım o zaman; enflasyondaki fazla para, neyden fazla olduğu için buna enflasyon diyoruz?
Doğrusu paranın az yada çok basılması ülkenin uluslararası piyasada ki konumuna, merkez bankasının para politikasına, altın rezervine, hedeflenen cari açık/fazla, enflasyon gibi unsurlar dikkate alınarak basılır yani az yada çöküyor belirleyen unsurlar önemlidir. Soruyu bir ülke neden az para basmaya ihtiyaç duyar şeklinde algılarsak burada önümüze iki ana sebep çıkar birincisi ülke parasının değerli kalmasını sağlamaya çalışıyordur, yada piyasada ki para emisyonu doygun hala gelmiş ülke bu noktadan sonra para basacaksa başta enflasyon olmak üzere, pahalılık artabilecektir. Bu konu ile ilgili uzunca bir yazı yazmıştım. Şuan mobil olduğum için linki veremiyorum site içerisinde merkez bankası yada darphane diye search ederseniz ssanırım bulabilirsiniz.
Nisan 2014

Serkan Aydın bir yanıta alt yorum yaptı

Yusuf bey bu çok zor bir soru değil. Zeten kendiniz bir enflasyon tanımı ve gerekçesi yazdınız. Fakat "merkez bankası parayı fazla basarsa" dediğiniz cümleden; Merkez bankası neyden fazla para basarsa enflasyon olur? sorusu doğmakta. Yani merkez bankasının bastığı paranın karşılığı nedir? Bu sorudaki "Ne" yi açıklamadığınız da Türkiyede enflasyon var mı yok mu bunu da cevaplayamazsınız.
Sadece para basma yetkilisi Merkez Bankasıdır. Merkez Bankası parayı fazla basarsa paranın değeri düşer , o zaman her şey ucuzlayacağı için ithalat piyasası dağılır. Paranın nabzını tutmak için az basılır.Para fazla basılsaydı; enflasyon, dış borçlar, borsa, kıymetli madenler, ithalat, ihracat vs. diye bir şey olmazdı.
Nisan 2014

Serkan Aydın bir yanıta alt yorum yaptı

Yusuf bey, enflasyon gerekçeniz ve tanımınız doğru. Peki çok ciddi bir soru sorayım, Türkiyede gerçek enflasyon var mı ve tarrih boyunca hiç oldu mu? İki kere düşünün.
Sadece para basma yetkilisi Merkez Bankasıdır. Merkez Bankası parayı fazla basarsa paranın değeri düşer , o zaman her şey ucuzlayacağı için ithalat piyasası dağılır. Paranın nabzını tutmak için az basılır.Para fazla basılsaydı; enflasyon, dış borçlar, borsa, kıymetli madenler, ithalat, ihracat vs. diye bir şey olmazdı.
Nisan 2014

Serkan Aydın bir yanıta alt yorum yaptı

Peki çok ciddi bir soru sorayım. Türkiyede gerçek enflasyon var mı?
Doğrusu paranın az yada çok basılması ülkenin uluslararası piyasada ki konumuna, merkez bankasının para politikasına, altın rezervine, hedeflenen cari açık/fazla, enflasyon gibi unsurlar dikkate alınarak basılır yani az yada çöküyor belirleyen unsurlar önemlidir. Soruyu bir ülke neden az para basmaya ihtiyaç duyar şeklinde algılarsak burada önümüze iki ana sebep çıkar birincisi ülke parasının değerli kalmasını sağlamaya çalışıyordur, yada piyasada ki para emisyonu doygun hala gelmiş ülke bu noktadan sonra para basacaksa başta enflasyon olmak üzere, pahalılık artabilecektir. Bu konu ile ilgili uzunca bir yazı yazmıştım. Şuan mobil olduğum için linki veremiyorum site içerisinde merkez bankası yada darphane diye search ederseniz ssanırım bulabilirsiniz.
Nisan 2014

Serkan Aydın bir yanıta alt yorum yaptı

Elma örneği hiç oturmaş ya neyse.. Ben sorumu sorayım, Türkiyede enflasyon var mı? Gerçek enflasyon. Soru çok ciddi sorudur. Veriler ile değil matematikle cevap istiyorum. Çünkü verileri yazan da hükümetin kurumlarıdır. Kimse ayranım ekşi demez.
Çünkü çok para basmak paranın değerini artırmaz. Bir elmayı dört dilime de ayırabilirsin, sekiz dilime de ayırabilirsin sonuçta bir elma bir elmadır.
Basılan paralar bir değerin karşılığı olarak basılır. Aynı değeri temsilen çok fazla adet para basılırsa o paranın değeri düşecektir. Tıpkı elmayı sekiz dilime ayırdığında her bir dilimin küçüldüğü gibi.
Nisan 2014

Serkan Aydın bir yanıta alt yorum yaptı

Kusura bakmayın, ne demek istediğinizi anlamadım. Daha açarsanız.....
Kapital bir rejime girebilmek için ülkenin çok fazla merhametsiz , ölüme hazır bir ülke olması gerekir. Şöyle birşey var ki kapitalizmin var olduğu ülkeler zamanında çok fazla hayat kaybetmiş ve çok fazla sınıflı toplum görülmüştür. Sosyalizm ; Türkiye'ye gelebilir fakat; Ülkede yaşanan dengesizlikler, refah düzeyi, ayrımcılık gibi kargaşaların ortadan kalkması sonucunda Sosyalizm var olabilir...
Nisan 2014

Serkan Aydın bir yanıta alt yorum yaptı

Yanlış mı anladım yoksa Kemal Derviş'i övdünüz mü?
Akp dünyada ekonomik göstergelerin algılanma ve yorumlanmasındaki modern yaklaşımların kabul gördüğü bir dönemde iktidar oldu. Bunu da iyi kullandı özellikle kemal dervişin çizdiği ekonomik planı 2010 yılına kadar uyguladı 2010 dan sonra elinde kemal derviş kalitesinde ve vizyonunda insan olmadığı için, 2010 dan sonra herşey değişti tam ekonomi düzelecek derken medya tarafından yanıltıcı verilerle makyajlı bir ekonomi sunuldu halka. Örnek yıllık bazda cari açık artarken önceki yılın o ayına göre düştüyse cari açık düştü diye abuk subuk haberler servis edildi, böyle yüzlerce algısal örnek verilebilir. 2002 ye göre daha çok borçlu, daha az üreten, daha fazla ithalat yapan, 750 milyar dolar dış borcu olan, iki günde döviz fiyatları %10-20 değişebilen istikrarsız ve kötü yönetilen bir ekonomide olumlu bir taraf göremiyorum ben. Halk daha fakir, daha muhtaç.
Nisan 2014

Serkan Aydın bir yanıta alt yorum yaptı

Ayfer hanım, Sosyalizm tembelliği körükleyen bir rejimdir. Sosyalizm meslek ve zahmet farkı gözetmeksizin çok çalışana da, az çalışana da, hiç çalışmayana da maaş verir. Bu da insan doğasına aykırı olduğundan çalışanlar çalışmayı bırakır. Sadaka ekonomisi üretimi durdurur ve ekonomi çöker. Ayrıca sosyalizmde eşitlik vardır adalet değil. Eşitklik matemetiksel bir kavramdır ve sadece rakamların aynı olmasını ifade eder. Oysa adalet, hak edişin emekle aynı olmasını ifade eder. Dahası, sosyalizm zengin olmaya müsade etmez. Her şeyden sadece 1 taneye sahip olunmasına izin verir ve o şey de, tek tip üretilmiş, tasarımdan yoksun; "işimi görüyor ya canım" mantığıyla üretilen tek model üründür. Sosyalizmin ekonomik ayağı olan komünizmle yönetilen kuzey kore de, kominist parti üyelerinin servetlerinin ne kadar çok olduğu bu gün aşikardır. Bir başka örnek te, sosyalist Adolf Hitlerin ölümünden sonra ortaya çıkan serveti, sosyalizmin nasıl bir sömürü ve aldatmaca rejimi olduğuna sadece basit bir örnektir.
Kapital bir rejime girebilmek için ülkenin çok fazla merhametsiz , ölüme hazır bir ülke olması gerekir. Şöyle birşey var ki kapitalizmin var olduğu ülkeler zamanında çok fazla hayat kaybetmiş ve çok fazla sınıflı toplum görülmüştür. Sosyalizm ; Türkiye'ye gelebilir fakat; Ülkede yaşanan dengesizlikler, refah düzeyi, ayrımcılık gibi kargaşaların ortadan kalkması sonucunda Sosyalizm var olabilir...
Nisan 2014

Serkan Aydın bir yanıt verdi.

Kapitalizm mi Sosyalizm mi Komünizm mi?

Sosyalizmin ekonomik alt yapısı olan komünizm doğal aykırılıklardan dolayı çöktü. Ayağı kırık bir sistem olan sosyalizm insanın ihtiyaçlarına adil bir şekilde cevap veremedi veremez de... 2. Dünya savaşı sosyalizm gelmesin diye yapıldı. Savaşı çıkartan kapitalizmdi ve kapitalizm savaşı kazandı. Ancak bu galibiyet te kapitalizmin kendi son kullanma tarihi dolana kadar kazanılmış bir galibiyettir. Bugün batı da görüyoruz ki tüm sistem dinamikleri faize dayalı olan kapitalizm de artık son kullanma tarihini doldurmuş ve krizlerin patlaması ile de çöküşün çatlak seslerini çıkarmaya başlamıştır. İşin daha garibi ne biliyor musunuz? Sosyalizmi ve komünizmi icat edenlerle kapitalizmi icat edenler aynı kişiler, yani Yahudi sermayesi... .
Nisan 2014

Serkan Aydın bir yanıta alt yorum yaptı

Eminim ki yıllık gelirin 10 milyon dolar olsa, fakirler için Allah adil değil demezdin. İnsanlardaki imkan eşitsizliğinden parayı kastediyorsan, bunun eşitliği zulüm getirir. Çok çalışanla az çalışan aynı parayı alırsa, bu çok çalışana haksızlık olur ve oda çalışmayı azaltır. Bu da ekonomiyi çökertir. Herkesin aynı paraya sahip olması fikrini komünizm yıllarca denedi olmadı ve sonunda komünizm kendi kendine içerden çöktü. Çünkü insan doğasına aykırı idi. İnsan doğası hakkı olanı tam ister. İmkan eşitsizliğinden kastın akıl ve zeka düzeyleri ise, bunda da çuvallarsın. Herkes fizikçi/matematikçi zekasında olsa doktor kim olacak? Terzi kim olacak, Çöpçü kim olacak? Kim ayakkabı yapacak? Kim domates satacak? O kadar yıl makina okuyan gidip domates satmaz, mühendislik yapar. Bu tez de çöktü. İnsan SOS'tur. SOSIAL, birbirine muhtaç demektir. Birbirine muhtaç olan, mantık icabı muhtaç olduğu kişiyle aynı yeteneğe/zekaya sahip olamaz.Sahip olsa zaten ona muhtaç olmaz. İnsanların bazı yönlerinin eksik olarak yaratılmasının gerekçesi, onların birbirlerine bağlanmalarını sağlamaktır. Hiç bir doktor yada mühendis çıplak gezemeyeceğine göre bir terziye muhtaçlar demektir. Ve manava da öyle. Birilerinn eksikliği diğerlerinin fazlalığı ile eşitlenince sosyal hayatın refahı yerine oturmuş oluyor. Bu Allahın denge politikasıdır. Unutulmaması gereken nokta, bu eşitsizliğin sadece bu dünya için geçerli olduğu gerçeğidir. Çalışan çalışabilidiği kadar bu dünyada kazanır. İnsanın eksik tarafları cennette tamamlanacaktır. Çünkü cennette hiç kimse bir şey için başka birinin yeteneğine yada yardımına muhtaç olmayacaktır. Orada her istek Allah tarafından karşılanacaktır. Orada hiç bir şey ihtiyaç değildir. İstenenler zevk için, mutluluk için istenir. Bu dünya imtihan dünyasıdır. Az alan, çok alanın imtihanıdır. Çok alan az alana vermekle/vermemekle imtihan olur. Az alan şükrederse bu dünyada da alır, Cennette de... Noktayı kaçırmayalım, herşey eşit olsa mezarlarda mutluluk olurdu. Orada herşey eşit çünkü..
Tanrı kesinlikle adil değildir ki insanlara imkan eşitliği sağlamamış ve olumlu şartlarda yaşayan insanların şükretmesi sana ayrıcalık verdiği için tanrıya yapılan bir yalakalık durumu değil midir?
Nisan 2014

Serkan Aydın bir yanıt verdi.

Türkiye'nin günümüz ekonomik koşullarında faizlerin düşürülmesi ne anlama gelir?

Faizin düşürülmesi hiç bir sorunu halletmez. Sadece narkozun etkisini artırır. Çünkü düşük faiz çok kolay müşteri çeker ve borç daha uzun zamana yayılır. Uzun zamana yayılan borcun faizi halka gizli ve sinsice yansır. Bu da borcu hissettirmeden artırır. Tabi faizin çarpan etkisi zamanla ana parayı kat be kat geçeceğinden bir süre sonra mevcut basılı para toplam borcu ödemeye yetmez. Ondan sonra gelsin özelleştirmeler, gelsin satışlar.
Mart 2014

Serkan Aydın bir yanıt verdi.

Tanrı adil midir?

Evet Tanrı (Allah) adildir. Fakat bazen adaleti geciktirerek haklının alacağına zam yaparak onu fazlasıyla verir. Burada önemle dikkat edilmesi gereken nokta, Allahın adaleti sadece bu dünyada olmayacağı noktasını kaçırmamaktır. Bir insan bu dünyaya fakir olarak doğup hiç rahat yüzü görmeden yine fakir olarak ölebilir. Ve yahut doğarken engelli olarak doğup hayatın zorluklarıyla karşılaşılaşabilir. Unutulmamalıdır ki bu bir imtihan dünyasıdır. Eğer insanlar kendilerine verilen eksikliklere şikayet edip isyan ederse, kendilerini bekleyen ölümden sonraki mükafatlarını da bilmeden geri tepmiş olurlar ve imtihanı kaybederler. Allah bir insana bolluk ve refah vermiş ise onu daha zor bir imtihana tabi tutar. Tabiri caiz ise o zengin insanın en küçük bir hatasına bile fazla ceza yazar. Allah insanlardan 10 şey istemiş olsa ve bu 10 şeyi yapmayanların her biri düz mantğa göre aynı cezayı alması gerekirken, durum öyle değildir. Allah her insana verdiği fazlalığa yada eksikliğe göre bu cezaları hafifletir yada yükseltir. Örneğin namaz kılmak Allahın emridir, doğuştan sakat birinin yapması ile sağlıklı ve sapa sağlam birinin bu emri yerine getirmesi aynı mukafata eşit değildir. Aynı namazdan sakat insan daha çok mükafat kazanır, sağlam insan ise normal mükafatı alır. Allahın adaleti geçiktirmesindeki sebeblerden biri de tüm insanları hataya eğilimli yaratmış olmasındandır. Bir insan günah işlediğinde Allah onun cezasını hemen verecek olsa, bütün insanlar aynı potansiyelde olduğundan bütün insanların cezasını aynı anda hızlıca vermesi gerekirdi. Tabi böyle bir durumda da dünyada sağlam insan kalmazdı. Böyle acil bir ceza sistemi ise hayatı yaşanmaz hale getirirdi. Örneğin branşında uzman bir doktor bir günah işlediğinde Allah onun cezasını acilen bir trafik kazasıyla öldürerek verseydi, belki de O doktorun 2 saat sonra gireceği ameliyattaki hasta doktor olmadığından hayatını kaybedecekti. Görüldüğü gibi Allahın bazı cezaları ertelemesi o kişiye kıyak geçtiğinden değil, hem tövbe etme şansını sunması, hem de o insanın yeteneklerinden/uzmanlıklarından diğer insanların da faydalanmasını sağlamak içindir. Dünyadaki tüm doktorlar aynı anda bir suç işlese ve Allah da tüm doktorların cezasını aynı anda hızlıca verse dünyada doktor kalmaz ve hastalar da tedavisizlikten ölürlerdi. Bunun tam tersini düşünelim, Allah iyi işler yapan tüm fakir insanların zengin olma isteğini hemen acilen yerine getirseydi, bu çalışarak kazananların hakkına girmek olurdu. Demek ki Allahın her kötülüğe yada her iyiliğe anında karşılık vermeyip ertelemesi, hayat sistemini çalışır durumda tutmak içindir. Daha bilindik bir örnek verecek olursak, bir ülkenin tüm savaş pilotları aynı anda bir suç işlese ve ordudan atılsalar, bir savaş anında uçak kaldıracak bir tek pilot bulunamaz. Ordu, tüm pilotlara ceza vermek istiyorsa cezalarını zamana yayarak, onların yerlerine yeni pilotlar yetiştirip göreve başladığında vermelidir. Alternatifi olmayan değere ceza verilemez. Zaten Allah ta böyle yapıyor. Bu onun stratejisidir. Sonsuz güzellik burada değil ölümden sonraki yaşamdadır. Dünyada hak edip te hakkını alamayanlar, haklarını ahirette geçikme zammıyla birlikte alacaklar.
Mart 2014

Serkan Aydın bir yanıt verdi.

Bir Türk firması, farklı bir ülkenin serbest bölgesi içinde bulunan fabrikada üretim yaparsa, oradaki üretimi de GSMH hesaplarına dahil edilir mi?

Önce GSMH aldatmacasının iç yüzünü öğrenelim. GSMH formül hesaplarmaları baştan ayağa bir safsatadır. Türkiyede yıllık bütçelere bakarsanız Bankalardan alınacak olan borcun bile gelir olarak sayıldığı garabetini görürsünüz. Oysa mantık gereği alınacak/alınan borç tabii olarak gider hanesine yazılır. Çünkü o para borçtur ve vakti gelince gidecektir. Devletin, bankalardan alacağı borcu bütçenin gelir hanesine yazması; manav Ahmetin evine gelen elektrik/ su faturalarını evin gelir hanesine yazmasına benzer. Evinize 200TL gelen elektrik/ su faturasını görünce "oh be bu ay gelirim 200 TL arttı" derseniz, bu sizin akıl sağlığınızın yerinde olmadığını gösterir.

GSMH garabetinin diğer bir aldatmacası da, zenginlerin gelirinin kağıt üzerinde kelle hesabıyla fakirlere de bölünmesidir. Zengin bir iş adamı ve fakir bir adam lokantaya giderler. İş adamı 45 liralık yemek yer. Fakir ise 5 liraya çorba içer. İkisi de yemekleri bittikten sonra kasaya giderler. Zengin olan 45 lira öder, fakir ise 5 lira... . Fakat bu iki farklı fiyat yazarkasanın günlük toplam fişinde 50 Llira olarak gözükür. Bu fişi gören sıradan bir insan bu iki adamın 25'er liralık yemek yediğini zanneder. Oysa zengin 45, fakir ise 5 liralık yemiştir. İşte devletin GSMH hesaplamalarında baz aldığı ölçü budur. Zenginle fakirin yediğini topla hepsinin kelle sayısına böl. Al sana yüksek milli gelir... !

GSMH garabetinin çalıştığı genel mekanizma böyle hileli iken, dış ticaretteki faaliyetler de aynı rakam aldatmacalarıyla doludur. Serbest ticaret anlaşmaları gereği STB lerindeki fabrikalarda üretilen ürünler kime ve nereye faydası olduğuna göre değerlendirilir. Eğer yabancı bir ülkenin STB deki fabrikada çalışan işçiler türk vatandaşı ise üretilen ürününden onlar da maaş alırlar ve faydası onlara olur. Orada üretilen üründe o ülkenin imalat rakamlarında gösterilir. Tıpkı bizim Sakarya'daki Toyota fabrikasının üretimi bizim imalat rakamlarında gösterildiği gibi... Oysa işin kaymağını japonlar yiyor ve sadece vergi veriyorlar. Toyotayı yine pahalı alıyoruz.
Mart 2014

Serkan Aydın bir yanıt verdi.

Sizce Türkiye'nin gelişmiş ülke olması için daha kaç yıla ihtiyacı var?

Türkiyenin gelişmiş ülke olması için, Faizi kaldıracak niyette olan, Türk Lirasını borçlanmayıp kendi basacak cesur ve kararlı iradeye sahip bir hükümete ihtiyacı var. Gerisi zaten 1 sene içinde düzelir.
Mart 2014

Serkan Aydın bir yanıta alt yorum yaptı

İneternetten bulduk diye akıl mantık süzgecinden geçirmeden yayınlayamayız. Bir kere pusulalar sayılırken bütün parti temsilcilerinin gözü önünde sayılır ve arkası önü eller havaya kaldırılarak tüm gözlemcilere gösterilir. 2 kişiden birinin akp li olduğunu var sayarsak mühürsüz pusulaların da çoğunlukla akplilere denk geleceği algoritması bir geçrektir. bu durumda akplilerin oyları daha çok yanacaktır. Verdiğiniiz alıntı mantıklı değil.
Daha Fazla

İlgilendiği KonularTümü

Dünya Ekonomisi

393 Kişi   80 Soru

Ekonomik Kriz

96 Kişi   26 Soru

Economics

23 Kişi   0 Soru

Faiz

34 Kişi   17 Soru

Mikro Ekonomi

37 Kişi   4 Soru

Uluslararası Ekonomi

78 Kişi   7 Soru

Siyaset (Türkiye)

1423 Kişi   470 Soru

Dinler

1053 Kişi   327 Soru

Ülke Ekonomisi

605 Kişi   102 Soru

Elektronik

431 Kişi   51 Soru

Photoshop

600 Kişi   38 Soru

Grafik Tasarım

512 Kişi   74 Soru

Felsefi Düşünce

478 Kişi   72 Soru

Bilgisayar Ve Bilişim Kulübü

397 Kişi   25 Soru

Elektronik Mühendisliği

298 Kişi   22 Soru

Zeka

818 Kişi   91 Soru

Öğrenme Teknikleri

666 Kişi   27 Soru

Finans

338 Kişi   72 Soru

Bilgisayar Tamircisi

171 Kişi   3 Soru

C# (Programlama Dili)

356 Kişi   82 Soru

Microsoft Windows

177 Kişi   88 Soru

Ahlak Felsefesi

235 Kişi   49 Soru

RAM

128 Kişi   6 Soru

Fizik

277 Kişi   261 Soru

Siyaset (Dünya)

281 Kişi   118 Soru

Devlet Politikaları

190 Kişi   66 Soru

Makina (Makine) Mühendisliği

191 Kişi   41 Soru

Belgesel

222 Kişi   29 Soru

İnanç

231 Kişi   88 Soru

Gelecek Tahminleri

172 Kişi   45 Soru