Bilmek istediğin her şeye ulaş

Serkeşche, 

Öğrenci

Kitap-Film Bağımlısı, Yaş 24, Akdeniz Üniversitesi, Komünist Bir Kürt, Kendince Şiir ve Söz Yazarı,Bir Şair Bozuntusu ..!

Haziran 2015

Serkeşche  yeni bir  gönderide  bulundu.

Kadınca Sevmek

1747

Sana diyorum adam!

Evet evet, sana!
Biliyorum, suratına suratına haykırsam da,
Kafana vura vura,
Bağırsam da kulağının dibinde,
Yine bildiğini okuyacaksın.
Ama benden söylemesi,
Bildiğin gibi değil o sevda işi.. !

Bir türküdür tutturmuş gidiyorsun,
"Adam gibi sevmek" demişsin adına.
Bu masalla büyütmüşsün,
Nice aşık nesilleri.
Bir de yaradılış destanıymış gibi,
Methiyeler, şiirler dizmişsin.
Üstüne üstlük, utanmadan
Kapamışsın kulaklarını, ötesine berisine.. !

Sen adam!
Kabul etmek zorundasın.
"Kadın gibi sevmek"
Her adamın harcı değil.. !

Düşünsene, "kadınca sevmeyi"
İlk çocuğuna hamile kalan kadını,
İlk çocuğunu kucağına alan,
Onu tok yatırıp,
Kendi aç kalabilen kadını,
Tanrıya el açıp,
"Kalan ömrümü evladıma ver" diyen kadını...
Buna sevmek demeyeceksin de,
Ne diyeceksin be adam.. !

Biliyorum!
Gururun çelikten duvarlar örüyor,
"Kadın gibi sevmek" düşüncesiyle arana.
"Kadınca sevmek" demek ağır geliyor,
Senin gibi ağır abilere...
Gururun, kuyruğuna basılmış yılan
Oluveriyor oracıkta.
Oysa adam gibi sevmek,
'Bir küfürdü' kadınca sevmenin yanında.. !

Biliyorum!
Yine oralı olmayacaksın.
Ama, umut güzel şey be adam.. !

Geçen gün gastede okudum,
Umut duygusu daha güçlüymüş korkudan...
Ve biliyor musun adam?
Benim umudum var.
Bir gün duyacağım,
"Kadın gibi seviyorum"
Diyen adamları .. !


- SerkeşChe
25.05.2015/Antalya
Mart 2015

Serkeşche  yeni bir  gönderide  bulundu.

Kadın ve Adam


1747

Bir akşam üstüydü,
Güneş, şahit olduğu acılara dayanamamış,
Şehrin üstünü kara bir çarşafla örtercesine, kaçıyordu.
İnsanlar telaş içinde koşturmakla meşgul,
Onların dışında olup bitenlerden habersiz ve ilgisizdi.
Gök yarılmışcasına, cehennem bir yağmur yağıyordu.
Kalabalıksa, sırattan geçenler kadar telaşlı,
Bir zamanların yağ-şeker kuyruğundakileri kadar,
İzdiham içinde duraklara koşuyordu.

Bir tek ikisi öylece kalakalmıştı.
Bir tek kadın ve adam.
Ne, bağırıp duran şoförlerin ve arsızca çalan kornaların sesi,
Birbirlerinin gözlerinde kaybolup gitmelerine engeldi,
Ne de, onlara çarpıp duran telaşlı insanlar.
Kardan adam ve kardan kadın gibi buz kesilmişlerdi adeta.


Kadının elindeki çanta yavaşça yere düştü
Hayal mi, gerçek mi şüphesindeki adamsa,
Umut dolu adımlarla, kadına doğru yürüdü.
Yağmur damlacıklarının içinden birbirlerini görüyorlardı.
Zaman, ayrı geçen yılların utancından durmuştu.
Tüm renkler matlaşmış, insan suretleri buğulanmıştı.
Kalabalığın sesi ise, uğultu gibi geliyordu kadın ve adama.

Adamın nefesi kesilmiş, eli ayağı titriyordu heyecandan.
Kadınsa dizlerinin bağı çözülmüş,
Ürkek bir tavşan gibi, kalbi durmak üzereydi,
Burun buruna, dip dibe geldiler adam ve kadın.

Adamın sakalından oluk oluk yağmur süzülüyordu,
Kadının rimeliyse, nehir misali yüzünde yolunu bulmuş,
Akıp gidiyordu, kaldırımdaki sulara karışarak.
Bir an için aynı şeyi dilediler tanrıdan;
Bu bir rüyaysa eğer, ‘’bu rüyanın uykusunda ölelim’’ diyorlardı, kadın ve adam.

Bir saniyeyi daha ayrı geçirmek istemiyorlardı,
Aralarındaki tek şey yağmur taneleri olsa dahi.
O an, geçmişte yaşananlar canlandı,
Gözlerinin önünden yavaşça düşen yağmur damlalarında.
İnsanın o zillet, o lanet gururunu artık düşünecek değillerdi.
Daha fazla ayrı gayrı, hasret ve pişmanlıkla yanmaktansa,
Birlikte kül olmayı seçtiler, saniyeler içinde.

Ve o anda kendilerini tutamayıp,
Bin yıllık bir hasretle sarıldılar,
Kolları sarabildiğine,
Birbirlerinin kalp atışını hissedene değin sarıldılar.
Adam, teninin kokusunu içine çekiyordu kadının,
Ab-ı hayat suyunu kana kana içercesine.
Savaşta kaybettiği oğluna sarılan anne özlemiyle,
Yüreğindeki titremeyi hissedercesine sarılıyordu kadın da.

Öylece kalakaldılar, kendi zaman ve mekanlarında.
Onca yılın hasreti ile oracıkta ölecekmişçesine sarıldılar,
Çatlaklarını yağmurla kapatan çöl misaliydiler, adam ve kadın.

- SerkesChe
Mart 2015

Serkeşche  yeni bir  gönderide  bulundu.

Sen, Kadınım!

1747

Sen Kadınım,
Sen benim gecenin aydınlığı sakladığı en utangaç karanlığında,
Duvar diplerinde, kartonların altında unutulmuş kimsesizim,
Türküleri unutulmuş, sazının telleri pas tutmuş ozanlarım,
Yerin yüzlerce metre altında,
Çift vardiya çalışmaktan imanı gevrilmiş madencimdin,
Sen benim çaresizliğim, mücadelem, umudumdun ...

Sen Kadınım,

Sen benim yaşından fazla kurşunla can veren Uğur’um,
Ufacık bedeni bombayla un ufak olan Ceylan’ım,
14 ünde vurulan, 15 inde 16 kilo ile hayata veda eden Berkin'im,
Boynu ilmiğe yetişsin diye, kimliğine yaşamadığı yıllar eklenen Erdal’ımdın,
Sen benim vicdanım, acım, öfkem, yargıcımdın ...

Sen Kadınım,

Sen benim cesetleri katırların sırtında, çifter çifter taşınan Roboskilim,
Zilan’da anasının karnından deşilerek çıkarılan cansız sabim,
Rojava'da binlerce yıl sonra ‘’yeniden doğan’’ güneşim,
Maraş’ta, Dersim’de katledilen onurlu ve mücadeleci Alevimdin,
Sen benim fakir köylüm, masumiyetim, yeniden doğuşum, direnişimdin ...

Sen Kadınım,

Sen benim 70 kere katledilen, Şengal’de susuzluktan can veren Ezidim,
Kobane’de kurşunların gölgesinde,
Yıkıntıların altında, ölüme inat gülümseyen çocuğum,
Cahiliye barbarlığına karşı,
Silahını ‘’namusu’’ sayıp, son kurşunu cebinde taşıyan ‘’özgür kadınımdın’’
Sen benim var olma azmim, inadım, kavgam, özgürlüğümdün ...

Sen Kadınım,

Sen benim sokaklarda yaşayan , ’’mülteci’’ çaresizliğim,
Emeği puştun ekmeğine yağ gibi sürülen fakir emekçim,
Her gün yeniden dirilen ‘’faili meçhul’’ ölümümdün,
Sen var ya kadınım,
Sen benim evim, yurdum, memleketim, insanımdın benim ...

Ve sen benim canım, ciğerim memleketim,

Sen de ‘’Kadınıma’’ benziyordun sadece ...

Follow @SerkesSair
Ocak 2015

SerkeşcheHakan Özerdem kişisini takip etmeye başladı

Hakan Özerdem, Makina Mühendisi, @hakanozerdem

Bekar baba, az arıza, bir kaç konuda uzman, binlercesinde çömez, bir adam. Kadıköy memleketi ve ikameti. http://www.ozerdem.com

Ocak 2015

Serkeşche  bu yazıyı beğendi:

İMKANI OLMAYAN GENÇLERE ÜCRETSİZ EĞİTİM VERİYORUM

Yıllardır belirli yazılımları grafik tasarım ve internet teknolojileri konusunda uzman seviyesinde kullanıyorum. Bu süreç içinde piyasada imkanı olmayan ama yeteneği olan bir çok genç tanıdım, elimden geldiğince yardım ettim.
İstiyorum ki, bu sefer iki tane genç için daha kalıcı bir şeyler yapabileyim. Teklifim şu.

Gerçekten mağdur ailelerin 18 yaş üzeri çocuklarına (başta şehit çocukları olmak üzere) temel bilgisayar kullanımı, internet teknolojileri ve başlangıç seviyesinde Photoshop eğitimi vereceğim. BU EĞİTİM TAMAMEN ÜCRETSİZ OLACAKTIR!
Eğitim konuları aşağıda belirtilmiştir.
Temel Bilgisayar Kullanımı (2 Hafta)
- Bilişim Teknolojileri
- Bilgisayara Giriş
- Bilgisayar Donanımı
- Girdi Aygıtları
- Çıktı Aygıtları
- Depolama Aygıtları
Temel İnternet Kullanımı (2 Hafta)
- İnternet Altyapısı
- Tarayıcı ve Eklenti Kullanımı
- Mobil İnternet Kullanımı
- Arama yöntemleri
- E-Posta, POP ve SMTP sunucular
- Virüs ve Antivirüsler
Temel Photoshop Eğitimi (1 Ay)
- Photoshop Arayüzü
- Fotoğraf Düzeltme Temelleri
- Seçimlerle Çalışmak
- Katman Temelleri
- Temel Maskeleme Teknikleri
- Tipografik Tasarım
Antalya ili içinde bu tür ihtiyacı olan tanıyorsanız haberdar olması için paylaşmanızdan mutluluk duyarım. İlgilenenler benimle mail adresim üstünden irtibata geçebilirler.
Mail adresim : hakan@ozerdem.com
Web sitem :ozerdem.com

15

Ocak 2015

Serkeşche  bu yazıyı beğendi:

İyi inploiderlara birkaç soru


Anladık iyisin,
Ama neye yarıyor iyiliğin?
Seni kimse satın alamaz,
Eve düşen yıldırım da
Satın alınmaz.
Anladık dediğin dedik,
Ama dediğin ne?
Doğrusun, söylersin düşündüğünü,
Ama düşündüğün ne?
Yüreklisin,
Kime karşı?
Akıllısın,
Yararı kime?
Gözetmezsin kendi çıkarını,
Peki gözettiğin kiminki?
Dostluğuna diyecek yok ya,
Dostların kimler?
Şimdi bizi iyi dinle:
Düşmanımızsın sen bizim
Dikeceğiz seni bir duvarın dibine
Ama madem bir sürü iyi yönün var
Dikeceğiz seni dibine iyi bir duvarın
İyi tüfeklerden çıkan
İyi kurşunlarla vuracağız seni.
Sonra da gömeceğiz
İyi bir kürekle
İyi bir toprağa...


Bertolt BRECHT/İYİ ADAMA BİR İKİ SORU
Ocak 2015

SerkeşcheNazan Ozsahin kişisini takip etmeye başladı

Nazan Ozsahin, Hukuk Öğrencisi, @nazanozsahin

HOMO HOMINI LUPUS.

Ocak 2015

Serkeşche  yeni bir  gönderide  bulundu.

Zavallı Biz ...


913



O kadar yorgunum ki,

Nefes almak bile ağır geliyor artık.
Cesedimi taşıyamıyorum.
Aynadaki silüetim bana acırcasına,
Dalga geçercesine sırıtıyor gibi hissediyorum.
İnsanların konuşmaları, gülüşmeleri, kahkahaları,
Hatta selam vermeleri bile,
Kalbimin teklemesi için bahane oluyor.

Hem uyuyup bir daha uyanmamak istiyorum,

Hem de gözümü kapatmamla
Beynimdeki sesler, suratlar zonklarcasına hortluyor.
Sızıp kaldığımda bile,
Kâbuslarımda devam ediyorlar, reklamsız.
Sabahsa faili meçhul olup, çekip gidiyorlar.

Ne yaparsam yapayım,

Nasıl davranırsam davranayım;
Hiçbir şeyi değiştiremeyişimin bitkinliği,
Üstüme çığ gibi yığılıyor, altında nefessiz kalıyorum.
Beynimse pimi çekilmiş bir bomba oluveriyor.
Bir labirentin içindeymişim de,
Yerimde debelenip durduğum hissine kapılıyorum.

Günler geçtikçe onlara da alışıyorum.

Üstüne, arkadaş oluyoruz
Huzurumu kaçıran o sebeb-i intiharlık düşüncelerle.
Sonra sanki o ben değilmişim gibi,
Yerli yersiz kahkahalar atıyor,
Saçma sapan muhabbetler açıyor,
Hiç tanımadığım insanlara selam veriyorum.

Ansızın aklıma birkaç soru takılıyor.

Bir insan kafasında kaç insan yaşatıyor?
Aynada gördüğü her suret, bir öncekiyle ne kadar aynı?
Nefret ettiğimiz insanların yaptıklarını hangimiz yapmıyoruz?
Hangimiz kendi doğrularının hiç değişmeyeceği garantisini verebilir?
Peki ya bugün sevdiğimiz kişiden,
Yarın nefret etmeyeceğimizin garantisini kim verebilir?

Lanet olası paradoksumsu insan ırkı ...

Daha kendisini çözememiş,
Kalkmış doğayı, evreni, Tanrıyı anlamaya çalışıyor ...
Acınacak haldeyiz, kabul edin .. !

Follow @SerkesSair
Ocak 2015

Serkeşche bir yanıta alt yorum yaptı

@fatma5 Oradaki son cümleyi yanlış yorumlamışsınız demek ki. Çünkü oradaki kastım savaş meraklısı büyükler birbirini tüketene kadar köşede bir yerde savaşsınlar, dünya da çocuklara kalsın demek istedim ..!
4980

Savaş denince akla ilk gelen şüphesiz ölüm, kan, gözyaşı, silah, bomba.. Vs.
İnsan ırkının kendi kendisiyle girdiği her savaşın nedenleri, sonuçları, kazanım ve kayıpları tarih sayfalarında yerini alıyor. Fakat kazanım ve kayıplar bile toprak, asker, tazminat üzerinden değerlendiriliyor çoğunlukla. Ve ben daha hiçbir tarih kitabında şu istatistiği görmedim. Savaşta şu kadar kadın, şu kadar çocuk öldü; şu kadar insan evsiz kaldı, şu kadar insan psikolojik travma geçirdi, şu kadar insan göç etti diye. Bunları yapanlar bile yıllar sonra yarası olduğu için unutamamış veya duyarlı ve imkanı olan birileri oluyor hep.

Bilinen yakın dönem savaşlarında kaç çocuk, kadın, sivil ölmüş diye merak ettim ama bulabildiğim o kadar az şey oldu ki, üzüldüm açıkçası.

Diyelim ki Türkiye Suriye ile savaşa girdi. En basitinden ben, savaşın nedenlerini göründüğü kadar anlayıp safımı tutup, savaşa girer veya kaçar giderim. Peki mahalleme düşen her bombada can veren yaramaz çocukların, dedikodu ve alış-veriş hastası kadın komşularımın, veya ekmek derdinde olan esnaf adamın o bombaların altında paramparça oluşunu reva gören hangi ideoloji, hangi felsefe veya hangi inanç şekli bunu savunacak kadar yüzsüz olacak. ''Savaşta kurunun yanında yaş da yanar'' sözünün arkasına saklanacaklar için de bir çift sözüm var. Çok değil, birkaç yüzyıl öncesine kadar çoğunlukla imparatorlar, krallar savaşacakları krallıklarla askerlerini büyük meydanlarda karşı karşıya getirip savaşırlardı. Tamam kabul ediyorum, bu da saçma olabilir, ama olanca gücüyle bir şehre saldırıp kadın-çocuk-yaşlı demeden katletmekten daha onurludur.

Sadece son 24 yılda savaşlarda 5 milyon 300 binden fazla çocuk ölmüş,35 milyon 740 binden fazla çocuk travma geçirmiş ve bunların en az 19 milyonu evsiz. Başka ülkelere/şehirlere göç etmiş mültecilerin sayısı ise bunun üç katından daha fazla.

Hadi ben arkadaşıma neden savaştığımızı anlatırım bir şekilde; peki kim, hangi yüzle kalkıp o çocuklara biz din için, toprak için, özgürlük için savaşıyoruz diyebilir. Hadi yüzsüzlük yapıp anlattık diyelim, peki anlayacaklar mı?

Birbirimizle savaşıp, birbirimizi yok etmek isteyecek kadar nefret duyabiliriz. Ama bu henüz oynamaktan, gülmekten başka bir şey bilmeyen çocukları acımasızca katletmek için ne sebeptir, ne de mazerettir.


'En kötü barış, en haklı savaştan daha iyidir' demiş ya Cicero, haklı olsa da;
Biz en iyisi birbirimizi yok edene kadar savaşalım şu köşede, Dünya çocuklara kalsın.

Follow @SerkesSair
Ocak 2015

Serkeşche  yeni bir  gönderide  bulundu.

Ocak 2015

Serkeşche  yeni bir  gönderide  bulundu.

Savaşımızın Çocukları

4980

Savaş denince akla ilk gelen şüphesiz ölüm, kan, gözyaşı, silah, bomba.. Vs.
İnsan ırkının kendi kendisiyle girdiği her savaşın nedenleri, sonuçları, kazanım ve kayıpları tarih sayfalarında yerini alıyor. Fakat kazanım ve kayıplar bile toprak, asker, tazminat üzerinden değerlendiriliyor çoğunlukla. Ve ben daha hiçbir tarih kitabında şu istatistiği görmedim. Savaşta şu kadar kadın, şu kadar çocuk öldü; şu kadar insan evsiz kaldı, şu kadar insan psikolojik travma geçirdi, şu kadar insan göç etti diye. Bunları yapanlar bile yıllar sonra yarası olduğu için unutamamış veya duyarlı ve imkanı olan birileri oluyor hep.

Bilinen yakın dönem savaşlarında kaç çocuk, kadın, sivil ölmüş diye merak ettim ama bulabildiğim o kadar az şey oldu ki, üzüldüm açıkçası.

Diyelim ki Türkiye Suriye ile savaşa girdi. En basitinden ben, savaşın nedenlerini göründüğü kadar anlayıp safımı tutup, savaşa girer veya kaçar giderim. Peki mahalleme düşen her bombada can veren yaramaz çocukların, dedikodu ve alış-veriş hastası kadın komşularımın, veya ekmek derdinde olan esnaf adamın o bombaların altında paramparça oluşunu reva gören hangi ideoloji, hangi felsefe veya hangi inanç şekli bunu savunacak kadar yüzsüz olacak. ''Savaşta kurunun yanında yaş da yanar'' sözünün arkasına saklanacaklar için de bir çift sözüm var. Çok değil, birkaç yüzyıl öncesine kadar çoğunlukla imparatorlar, krallar savaşacakları krallıklarla askerlerini büyük meydanlarda karşı karşıya getirip savaşırlardı. Tamam kabul ediyorum, bu da saçma olabilir, ama olanca gücüyle bir şehre saldırıp kadın-çocuk-yaşlı demeden katletmekten daha onurludur.

Sadece son 24 yılda savaşlarda 5 milyon 300 binden fazla çocuk ölmüş,35 milyon 740 binden fazla çocuk travma geçirmiş ve bunların en az 19 milyonu evsiz. Başka ülkelere/şehirlere göç etmiş mültecilerin sayısı ise bunun üç katından daha fazla.

Hadi ben arkadaşıma neden savaştığımızı anlatırım bir şekilde; peki kim, hangi yüzle kalkıp o çocuklara biz din için, toprak için, özgürlük için savaşıyoruz diyebilir. Hadi yüzsüzlük yapıp anlattık diyelim, peki anlayacaklar mı?

Birbirimizle savaşıp, birbirimizi yok etmek isteyecek kadar nefret duyabiliriz. Ama bu henüz oynamaktan, gülmekten başka bir şey bilmeyen çocukları acımasızca katletmek için ne sebeptir, ne de mazerettir.


'En kötü barış, en haklı savaştan daha iyidir' demiş ya Cicero, haklı olsa da;
Biz en iyisi birbirimizi yok edene kadar savaşalım şu köşede, Dünya çocuklara kalsın.

Follow @SerkesSair
Ocak 2015

SerkeşcheRasih Uğur Uyanık kişisini takip etmeye başladı

Rasih Uğur Uyanık, Mimar, @mimarankara

Ocak 2015

SerkeşcheUğur Çakmak kişisini takip etmeye başladı

Uğur Çakmak, Android Uygulama Geliştiricisi, @ugurcmk

http://ugurcakmak.com/

Aralık 2014

Serkeşche  yeni bir  gönderide  bulundu.

Kimse Seni Yargılamasaydı ...

Sokakta yürürken, parkta tek başına veya birileriyle otururken, çarşılarda-avmlerde gezinip alış-veriş yaparken, bir yerlerde oturup yemek yerken veya bir şeyler içerken, birileriyle sinemaya giderken, okulda, işte, evde, sokakta... Kısacası günlük hayatına devam ederken, yani olaylar normal seyrinde sürerken yaptıklarını
''Millet ne der! '' kaygısı, korkusu duymadan yaşasaydın nasıl olurdu?

'Zaten öyle yaşıyorum' diyorsan mutlaka yalan söylüyorsundur. Hatta o kadar iyi yalan söylüyorsun ki, kendi yalanına en önce kendin inanmış, çevrene de o yalanı yutturmaya çalışıyorsun.

Şimdi bir an için kuralların, yasaların, güvenlik güçlerinin, sınırların.. Vs. Hiçbir şeyin olmadığı, salt özgürlüklerin olduğu bir dünya hayal et. Ne yapsan sana karışan yok, yasalar ve kurallar da olmadığı için ceza ve ceza kesiciler de yok haliyle.
Pekala, şimdi eğer bu ütopya sana saçma gelmiyorsa sorun var demektir. Çünkü öyle bir şey sadece iki insan evladının bulunduğu bir adada bile mümkün değil. Ama sınırsızlığın, yasasızlığın yanına küçük bir kural koyup ''başkasının özgürlüğünü kısıtlamadığın sürece özgür olmak... '' dersek o zaman mümkün olabilir.

Şimdi, yapmayı çok istediğin ama ''Millet ne der! '' korkusuyla, endişesiyle yapmadığın üç şeyi düşün ve neden yapmadığını kendine itiraf et önce.
Bunların içinde rastgele gelip geçen insanlara gülümseyerek selam vermek, tanışmak istediğin insanlarla anında gidip tanışmak, saçma bir şeyler anlatanlara ayıp olmasın diye dinlemektense kapat çeneni be, beynime tecavüz ettin resmen diyebilmek, sokakta öpüşmek, sınıfta uyumak, küpe takmak, dövme yaptırmak, alkol almak ... Vs. Şeklinde basit şeyler olabileceği gibi, daha güzel hatta çok garip şeyler de olabilir. Tek kuralımız başkasının özgürlüğünü ihlâl etmemek olsun. Tabi bu arada kendimizi de kendi ellerimizle ördüğümüz duvarların ardına hapsetmeyelim.

Eğer mazeretlerinin arasında ''ailem duyarsa ne der, sevgilim duyarsa(görürse) ne der, arkadaşlarım duyarsa(görürse) ne der... '' gibi bir şey varsa, hastalık ilerlemiş, ilaçla tedavi mümkün değil demektir. Bir an önce ameliyat olmalısın dostum. Çünkü kurtulmak istediğin şey başkalarının yargıları, ama hayat senin hayatın. Hem de acısını da tatlısına da sen yaşıyorsun içinde. Bu durum bir şeyi unutmaması gerektiğini hatırlamak için eline kurdele bağlayıp, ne hatırlaması gerektiğini unutan insanın ruh halinden farksızdır.


Saçmalamaktan korkan insan, özgür yaşamaktan korkan insana dönüşmüş demektir .. !

Yazan:Follow @SerkesSair
Aralık 2014

Serkeşche  yeni bir  gönderide  bulundu.

Protesto Dediğin ...

Tarih boyunca insanlar beğenmedikleri, karşı oldukları şeyleri bir şekilde dile getirmiş veya belli edecek davranışlarda bulunmuştur. Bazıları yüzlerce yıl geçmiş olmasına rağmen, katliam-soykırım gibi bir sonuçla bitmediği halde unutulmamış, saygıyla-tebessümle hatırlanıyorsa durup düşünmekte fayda var. Çünkü şu bir gerçektir: ''Ne söylediğin değil, nasıl söylediğin önemlidir. ''

Peru bayrağını Fujimori'nin kirli politikalarına karşı yıkayanlar, Kuru üzüm fiyatlarına karşı kuru üzümü musalla taşına koyup cenaze namazını kılanlar, Yüksekova'da ilçedeki bozuk yolları protesto etmek amacıyla caddedeki çukurlara fidan dikenler, Arızalı üst geçitin çalışması için dua edenler, Vietnam savaşına karşı protestolarda askerin elindeki silahın süngüsüne çiçek takanlar, Mahatma Gandi'nin tuz yürüyüşü protestosu, Gezi Direnişi olaylarında Duran Adam ve daha hatırlayamadığımız yüzlerce basit, zararsız ve verilmek istenen mesajı son derece net bir şekilde yerine ulaştıran, daha fazla kamuoyu oluşturup amaca daha çok hizmet eden tarzda protesto gösterileri.

Bütün bunları hatırlayabiliyor ama kan ve gözyaşıyla biten bir gösterinin bırak nedenini, tarihini bile hatırlayamıyorsak bu 'neyi nasıl söylediğimizin' önemini açıkça göstermektedir.


İnsanlar hak, emek, özgürlük(ler) ve hatta sapkınca-faşistçe taleplerde bulunabiliyor ve bulunacaklar da. Hatta bu uğurda kırıp döküyor, asıp kesiyor, her şeyden vazgeçebiliyorlar. Çünkü her insanın hayata farklı bakış açıları olduğu su götürmez bir gerçek. Ama bu davranıştaki amaç, şovenistlik değilse o halde eylemin amacına ulaşması için şiddetten önce aklın sınırlarını zorlayan tarzda olmasa da tebessüm ettirecek, hüzünlendirecek zekice eylemler yapma yoluna gidilmelidir.

Şiddet bazen kaçınılmaz son, mutlak çözüm olabilir.

Ancak tek yol da değildir, ilk yol da .. !

Yazan:
Serkeş Şair
Aralık 2014

Serkeşche bir yanıt verdi.

İkinci öğretimin avantajları nelerdir?

Artıları:
-Erken uyuyup erken uyanmak gibi bir problemin yok.
-Hocaların çoğu örgün öğretim öğrencilerine sordukları soruların aynısı veya benzerini soruyorlar.
-Ekstra bir işe girip çalışmak için zamanın oluyor.
-Özellikle mart ayından sonra günün sıcağında, kışın da sabahın köründe derse yetişmeye çalışma problemin yok.
-Arkadaş çevren daha sosyal, daha aktif oluyor.
-Geceleri sabahlara kadar pc-tel başında sabahlama lüksiyetini kimse sorgulayamıyor :)

Eksileri:
-Bölümlere göre değişen HARÇ parası yatırmak
Bana göre başka da bir sıkıntısı yok. 3. Sınıf öğrencisiyim ve mutlu bir ilişkimiz var İkinci Öğretimle ;)
Aralık 2014

Serkeşche  yeni bir  gönderide  bulundu.

Kabuğunu Kıran Kadınlar

83
(Camila Vallejo)


Özgür Kadın

Kabuklarını kıran kadınlar var yaa,
Hani şu gülüşleri özgürlük kokan,
Gözyaşları yağmuru kıskandıran,
Sevda bakışlı kadınlar .. !

Kabuklarını kıran kadınlar var yaa,
Özgürlük Heykeli misali
Bir elinde meşâle,
Bir elinde Bağımsızlık Bildirgesi olanlar .. !

Kabuklarını kıran kadınlar var yaa,
Amazon kadınları misali
Savaşçı ve cesur kadınlar,
Aşil'in annesi Thetis misali
İçtenlikle tapılan Tanrıçalar .. !

Kabuklarından sıyrılan kadınlar var yaa,
Hani şu özünü bulmuş,
İlk insanların hamuruna maya olmuş,
Kendini keşfetmiş kadınlar .. !

Hee işte!
Onlarla omuz omuza savaş,
Onlara aşık ol, onlarla aile kur ...
Çünkü kadın dediğin;
Öyleyse güzeldir, öyleyse kadındır .. !


- Serkeş Şair
Aralık 2014

SerkeşcheGenel Kültür (Muhabbet) konu başlığını takip etmeye başladı.

Genel Kültür (Muhabbet)

Genel Kültür bilgilerinin derinlemesine incelenebildiği tartışılabildiği uzmanlık ağıdır.

Aralık 2014

SerkeşcheFilmler konu başlığını takip etmeye başladı.

Filmler

Film, tarihi bakımdan ilkin hareketli resimlerin kaydı ve gösterilmesi için kullanılan bir terimdi. Ancak daha sonra genelleştirilmiştir. Fi...

Aralık 2014

SerkeşcheKitaplar konu başlığını takip etmeye başladı.

Kitaplar

Kitap, bir kenarından birleştirilerek dışına kapak takılmış yani ciltlenmiş, (kâğıt, parşömen vb. malzemeden üretilmiş) üzeri baskılı sayfal...

Daha Fazla

İlgilendiği KonularTümü

Genel Kültür (Muhabbet)

3443 Kişi   280 Soru

Kitaplar

2910 Kişi   266 Soru

Filmler

3193 Kişi   192 Soru