Bilmek istediğin her şeye ulaş

MÜZİKFOTOĞRAFSEYAHATTEKNOLOJİHUKUKEĞİTİM hakkında soru sor, yanıt ver, yazı yaz...

Cahil Insan
6 dakika önce

Evren mantıklı mıdır?

Gayet mantıklıdır, bilimin, matematiğin hatta neredeyse bütün bilimlerin bütün noktalarında mantık ilk aranan durumdur. Mantık nereden geldi derseniz, bilebilir miyim?
Bazen yaptığım mantıksız hareketler belki bunun dışında tutulabilir.
Mesut Yurt
Bugün 14:45

Hem okuyup hem de çalışmak istiyorum. İkisi aynı anda çok mu zor olur? Okulumdan geri kalmak istemiyorum, ne yapabilirim?

Elbette zor olur kendine güveniyorsam hem okuyup hem çalışırsın tabi derslerini çalışırsan geri kalmazsın
Cahil Insan
Dün 22:27

Canlı ile cansız arasındaki fark(lar) nedir?

Bu tam olarak cevaplanabilmiş bir soru değil, cevabı ne olarak verirlerse versinler zıt bir canlı veya cansız çıkıyor, ama en genel tabiriyle entropiye karşı çıkabilen varlıklar diyebiriz, ya da çoğalan ve üreyen varlık. Bunlar tam cevaplar değil ama daha yakınını bulmanız biraz zor.
Melek Özaslan
Cmt - 15:45

Üniversiteler bilim yuvası mıdır yoksa yüksek liseler midir?

Genellenemez.
İlim irfan öğrenmek bireyin kendisinde bitiyor.
Zorla tek taraflı aktarım söz konusu değil.
Melek Özaslan
Cum - 17:16

Alevi - Sünni çatışmasının altında yatan sebepler nelerdir?

Net bir çatışmanın varlığından söz edilemez, genellikle sünni mezhebinde olan kişiler, alevilere karşı pek doğru bir tutum sergilememektedir. Hoşgörü dininin altındaki mezhebin, diğer mezhepteki insanlara karşı saygılı olmaması da ayrı bir ironidir. Nasıl zorlayabilirsiniz?
Ailemin tayini sebebiyle, ülkemizin uç noktasındaki bir köyde doğdum. Sünni mezhebine mensubum fakat dört farklı mezhebe ait insanların birlik içinde yaşadığı -bana göre en güzel- şehirde büyüdüm. Tabiri caiz ise; diliniz, gelenekleriniz görenekleriniz farklı olsa da unutulmaz yıllarımın içindeki en nadide anılarımdır. Aleviler kadar kendini yetiştiren, sevgi dolu olan kimseler de görmedim. Aslına bakarsak (ailemin de katkısı yadsınamaz) hiçbir ayrımı bilmiyordum fakat son yıllarda hükümet tarafından aşılanan politikaları gördükçe yine tek taraflı bir anlaşmazlığın maksimize edildiği bir gerçek var, oldukça mide bulandırıcı.
Mehmet Volkan Balbay
Cum - 14:36

SAHİBİNDEN 3+1 KABUS

Kazanmayı, biriktirmeyi ve mal edinmeyi seviyoruz. Peki bu sevgimizi kullanarak verimli ve stressiz sonuçlara ulaşabiliyor muyuz?

Bu sorunun cevabına "evet" demeyi çok isterdim ama...

Bizler maalesef kazanmayı, biriktirmeyi ve mal edinmeyi sadece "sevmekle" kalıyoruz. Kazancımızı verimli ve stressiz hale getirmek, ölü birikimlerden kaçınmak ve değer kazanan mallara yönelmek konusunda çok başarılı olduğumuz söylenemez!

Peki neden?

Biz; küçük hesaplarda boğulurken, büyük kazançlar ellerimizden kaçıp gidiyor da ondan. Oysa atalarımız ne kadar da güzel söylemiş "kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez" diye. Eğer büyük bir kazanç elde edecekseniz lütfen küçük hesapların kurbanı olmayın. Profesyonellerle çalışırken, onlara vereceğiniz ücrete değil, onların size kazandıracağı kâra ve manevi kazançlara odaklanın.
Tüm sektörlerde olduğu gibi gayrimenkul sektöründe de küçük hesap yapanlar maalesef kaybetmeye mahkum."Ben kendim satarım" diyerek kolları sıvayanların yaşadıkları olumsuz süreçlere hep beraber göz atalım:

1. Emlakçı Bombardımanı
Kendi mülkünü kendi satmaya çalışan mülk sahiplerine telefonla ulaşanların yarısı eğitimsiz emlekçılardan başkası değildir. Hemen hemen her gün inatla arayan bu emlakçılar, mülk sahiplerinin sinir küpüne dönmesine sebep olur. İşin daha da kötüsü, bir kaç gün bu şekilde sinir harbi yaşayan mülk sahipleri; bir noktadan sonra, alıcı ama detaycı olan müşterileri de telefonda terslemeye başlar ve böylece müşteri kaybeder.

Kaybolsun canım, müşteri kıtlığı mı var?

Eğer böyle düşünüyorsanız, pazarlama hakkında hiç bir şey bilmiyorsunuz demektir. Pazarlamanın altın kurallarından biri de "Ne kadar çok müşteri olursa, pazarlık aşaması o kadar kayıpsız geçer" kuralıdır. Eğer gayrimenkulünüze talip olanların sayısını kendi elinizle azaltıyorsanız, elinizde kalan müşterilerin pazarlık gücünü artırıyorsunuz demektir. Bu durumda ihaleyi, sabırla sizin kendisine muhtaç kalmanızı bekleyen müşteri alacaktır!

Çözüm: Mülk sahibi, kurumsal bir markanın Gayrimenkul Yatırım Uzmanı ile anlaşmış olsaydı; mülküne asılacak olan kurumsal marka logosu ve telefon numarası sayesinde emlakçı bombardımanından kurtulmuş olacaktı. İşi alan Gayrimenkul Yatırım Uzmanı, yoğun telefon trafiğine alışkın olduğu için gelen çağrılar nedeniyle motivasyon düşüklüğü yaşamayacak ve her çağrıyı aynı profesyonellikle cevaplayarak alıcı müşteri sayısını artıracaktı. Unutmayın ki kurumsal bir marka adına çalışan bir Gayrimenkul Yatırım Uzmanı, müşteri kaybetme lüksü olmadığını bilerek hareket eder.

2. Bakıcı Müşteriler
Kendi mülkünü kendi satmaya / kiralamaya çalışan mülk sahiplerinin çoğu, pazarlama ve satış stratejilerini bilmedikleri için, "bakıcı" müşteri ile "alıcı" müşteri ayrımını yapamazlar. Kendilerine her ulaşan kişiyi "alıcı" zannederek her birine ayrı ayrı vakit ayırırlar. Elbette kısa bir süre sonra bu gereksiz yoğunluktan bunalır ve bu defa arayan ya da kapıya gelen her müşteriye "bakıcı" ön yargısıyla yaklaşırlar. Bu ön yargıları ise bir çok "alıcı" müşterinin kaçmasına sebep olur.

Çözüm: Gayrimenkul Yatırım Uzmanı aldığı eğitimler ve edindiği deneyimler sonucu "alıcı" müşteri ile "bakıcı" müşteriyi birbirinden ayırt edebilir. Kendisini arayan ya da bir şekilde kendisine ulaşan müşterileri eğitimlerde öğrendiği teknikler ile filtreler. Alıcı müşterileri gayrimenkule götürmeden önce ofisinde ağırlar ve onlara gayrimenkulün profesyonel bir sunumunu yapar. Sunum sonucunda, gayrimenkulü beğenen müşterileri gayrimenkule götürerek sonuca ulaşır.

3. Kötü Niyetliler
Unvanı profesör olan insanların bile telefon marifetiyle dolandırıldığı bir çağda yaşıyoruz. Böyle bir çağda, gayrimenkulünün satışı ya da kiralaması konusunda profesyonel destek almayan mülk sahipleri, hem kendilerini hem de sevdiklerini tehlikeye atmaktadırlar.

Mülk sahibi, gayrimenkulünü en kısa sürede elinden çıkartma dürtüsüyle kapısına gelen ya da kendini arayan herkesle muhatap olur. Kimi zaman da kendisi müsait olmadığı için eşini, çocuğunu, sevdiklerini muhatap eder. Oysa bu durum çok tehlikelidir. Satın almak ya da kiralamak bahanesiyle yanaşan kötü niyetli insanlara karşı sevdiklerimiz savunmasızdır.

Çözüm: Gayrimenkul Yatırım Uzmanı, aldığı eğitimler ve edindiği deneyimler sonucu kendisine ulaşan kişilerle önce kendisi muhatap olur ve mutlaka ofise davet eder. Muhatap olunan kişi eğer kötü niyetliyse, kurumsal markalarda her işlemin evrak üzerinden yürüdüğünü ve yapılacak olan tüm işlemlere kurumsal markanın şahitlik ve garantörlük edeceğini bilir. Bu durum, kötü niyetli kişilerin sizden ve sevdiklerinizden uzak durmasını sağlar.

4. Sıkı Pazarlıkçılar
Pazarlık başlı başına bir uzmanlık işidir. Mülk sahibi müşteri ile doğrudan kendisi muhatap olduğunda, kimi zaman müşteriyi kaybetmeme kaygısı ile kimi zaman merhamet duyguları galip geldiğinden gayrimenkulün fiyatında çok ciddi indirimlere gider. Böylece mülk sahibi kendi kendini zarar sokmuş olur.

Çözüm: Gayrimenkul Yatırım Uzmanı ile çalışan mülk sahiplerinin pazarlık konusunda kafaları rahattır. Kendileri müşteri ile muhatap olmazlar ve tüm pazarlığı müşteri ile Gayrimenkul Yatırım Uzmanı yapar. Gayrimenkul Yatırım Uzmanı aldığı eğitimler ve yaşadığı deneyimler sonucu pazarlığı hangi rakamdan başlatacağını bilir, pazarlık esnasında hangi argümanları kullanacağının farkındadır ve pazarlığı nerede sonlandıracağının bilincindedir. Gayrimenkul Yatırım Uzmanı ile çalışan mülk sahipleri küçük bir yatırım ile büyük bir kazanç elde etmiş olur.

Kendinizi, sevdiklerinizi, rahatınızı ve kazancınızı önemsiyorsanız lütfen profesyonellerle çalışın. Böylece hem küçük bir bedel ödeyerek büyük bir kazanç elde edin hem de ruh ve beden sağlığınızı korumuş olun.

Tebessümle Kalınız
Mehmet Volkan Balbay
Mehmet Volkan Balbay
Cum - 14:32

EMLAKÇILIK KÖTÜ BİR MESLEK MİDİR?

Meslekler, insanların ihtiyaçlarını gidermek üzere ortaya çıkmıştır. Ayakkabıcılıktan tutun da estetik cerrahlığına kadar tüm meslekler, ihtiyaçlara hizmet etmek ve talepleri karşılamak için vardır. Hiç bir meslek, talepsizlik karşısında direnemez! Talep edilmeyen ve ihtiyacı gidermeyen meslekler yok olmaya ya da format değiştirmeye mahkumdur. Yıllara meydan okuyan mesleklerin arkasında "yoğun talep" desteğinin olduğu yadsınamaz bir gerçek.

Emlakçılık mesleğinin varlık sebebi de aynen diğer meslekler gibi insanların ihtiyaçlarını gidermek ve onların taleplerini karşılamaktır. Satılık ya da kiralık bir ev ihtiyacı olan ancak bu evi aramak için yeterli vakti ya da sabrı olmayan kişilerin göz nurudur emlakçı. Günlerce arayıp durmasına rağmen gönlündeki evi ya da iş yerini bulamayan kişini can dostudur emlakçı. Parasını emlak sektöründe değerlendirmek isteyen ancak vaktinin çoğunu bu işe ayıramayan yatırımcının yatırım uzmanıdır emlakçı. Evini satmak ya da kiraya vermek isteyen ancak bu işe vakit ayıramayanların güvenilir satıcısıdır emlakçı. Kıymetli mülkünün pazarlamasını yapamayanların pazarlamacısıdır emlakçı. Kısacası ihtiyaçları ve talepleri karşıladığı için insanlık tarihinin en eski mesleklerinden birini icra etmektedir emlakçı.

Madem her meslek ihtiyaçtan doğuyor ve madem emlakçı da çok ciddi ihtiyaçları karşılıyor peki neden emlakçılık itibarlı bir meslek değil?

Her mesleğin ihtiyaçtan doğduğunu ve talep edenler sayesinde varlığını sürdürdüğünü başta söylemiştim. Emlakçılığın da ihtiyaçtan doğduğu ve talep edenler sayesinde varlığını sürdürdüğü ortada. O halde nasıl olur da ihtiyaçlara cevap veren ve talepleri karşılayan bir meslek "itibarsız" ilan edilebilir?

Aslında itibarsız olan emlakçılık mesleği değildir. İtibarsız olan, emlakçılığı "fırsatçılık" olarak gören emlakçılardır. Alıcı, kiracı ve mülk sahibi müşterilerine kaliteli hizmet sunmayan, yalan söylemeyi ve insanların zor durumlarından faydalanmayı meslek haline getiren karakter yoksunu kimselerin, tabelalarına ve kartvizitlerine "emlakçı" yazmaları emlakçılık mesleğinin kötü vasıflarla algılanmasına sebep olmuştur.

Elbette emlakçılık mesleğinin toplumumuzda itibar görmemesinde tek sebep itibarsız emlakçılar değildir. Kültürel yapımızın "komisyon" konusuna uygun olmaması da emlakçılığın hak ettiği itibarı elde etmesini geciktirmektedir.

Batı kültürlerinde emlakçılık mesleği itibarlı mesleklerden biridir. Bunun iki sebebi var. İlki, bu toplumlarda emlakçılık mesleğini icra eden kişilerin ve markaların, işin hakkını verme konusundaki gayretleridir. İkincisi ise batının kültürel yapısının "komisyon" anlayışına uygun olmasıdır.

Sonuç olarak emlakçılık kötü bir meslek değildir. Bu mesleği kaliteli hizmet sunan ve ticari dürüstlüğü erdem edinen emlakçılar daha itibarlı hale getirmektedir, getirecektir. Ayrıca toplumumuzun yapısı her geçen gün "komisyon" gibi gayet normal bir hizmet bedeline alışmaktadır. Yakın bir tarihte emlakçılık, aynen batıda olduğu gibi itibarlı bir meslek olarak algılanmaya başlayacaktır.

Tebessümle Kalınız
Mehmet Volkan Balbay
Melek Özaslan
Cum - 03:18

Yalnızlık kendi tercihin olursa mutluluk verir.

Ya da birey zorundalık yerine yalnızlığı tabi olarak tercih edenin yalnızca kendisi olabileceğinin farkına vardığında mutluluk duyar.
Melek Özaslan
Cum - 03:08

İlk görüşte bir kızda iyi bir izlenim nasıl bırakılır?

Kararlı olun, net aktarın ve gözbebeklerine bakın. :)
Melek Özaslan
Cum - 03:06

Özgürlüklerin sınırları var mıdır? Bu sınırlar nelerdir?

Bir yer veya kişi ile ilgili aidiyet durumu ortadan kalkarsa özgür olunabilir.
Burak Karaçak
Per - 23:28

Lise 2.sınıf öğrencisiyim, ileride klinik psikolog olmak istiyorum. Tavsiyeleriniz nelerdir?

Ders çalış, şu an için beyin gücünü başka hiçbir şeye harcama, zamanı gelince ve şartlar uygun olunca her şey kendiliğinden gelişiveriyor.
Burak Karaçak
Per - 23:22

Yalnızlık hissini nasıl yok ederiz?

Eğer bir insan kendini yalnız hissediyorsa o insan ya yalnızdır ya da etrafında ilgisini çeken, kendisini anlayacak birini bulamıyordur. Yalnızlık duygusu her zaman yaşanıyorsa duygu durumuyla ilgili bir durum olabilir, sadece belli ortamlarda yaşanıyorsa o ortam terk edilir veya kendine yakın biri bulmaya çalışılır. Yalnızlık duygusunu genellikle mükemmeliyetçi insanların katı tavırlarından dolayı yaşadığını düşünürüm, belki sizin beklenti düzeyiniz yüksek olabilir ve hata kabul edemediğiniz için etrafınızdan kendinizi ayrıştırdığınız için olması gerektiği gibi yalnız hissediyorsunuzdur. Biraz daha detaylı soru olsaydı nokta atışı yapmaya çalışırdım ama genel bir soru olmuş.
Burak Karaçak
Per - 23:15

Bir insan kendini psikolojik anlamda güçlendirebilir mi?

İlk önce şunu belirtmenin önemli olduğunu düşünüyorum: bir yapının temeli yoksa, istediğiniz kadar kaliteli malzeme kullanın, o yapı ayakta duramaz; biz insanlar da böyleyiz, psikologların şunu yapın, bunu yapın dediği şeylerin pek çoğunu depresyon düzeyine gelmiş insan motivasyon eksikliğinden dolayı uygulamaya geçiremezler. Bunu neden yazdın diyebilirsin, öncelikle insan kendini kabullenmeli ve bunu temel olarak kabul edip, üstüne yeni şeyler eklemelidir, aksi hâlde insan ne yaparsa yapsın, kendini olduğu gibi kabullenemiyorsa en ufak bir sorunda başa sarar. Umarım düşündüğüm şeyi kelimelere dökebilmişimdir.
Resul Genç
Per - 15:30

Yapılan bir paylaşım yönetim paneline geliyor. İlk olarak benim onayımdan geçiyor fakat direk paylaşımı yapan kişinin onay olmadan yayınlamasını istiyorum sizce nasıl bir düzenleme yapılabilir?

Sen onayladıktan sonra paylaşan onaylamadan yayınlamıyorsa, sen onay yaparken ayrıca paylaşıp yapan kişinin de onay kısmını update etmen yeterli olucaktır.
Beşire Mansız
Per - 13:47

Olgun bayanlardan hoşlanıyorum ve yaşım 24. Bu bir sapıklık mıdır?

Belki size fazla çocuksu geliyorlar ve genç kadınlardan hoşlanamıyorsunuz. Bu bir sapkınlık olmamakla beraber anaç karakterlere fazla anlam yüklemeniz, korunma ihtiyacı gibi sebeplerle ortaya çıkıyor olabilir. Siz genç kadınlardan hoşlanmak isteyip de yine yaşça büyük kadınlardan hoşlanıyorsanız bunun altında yatan nedenleri bir uzman yardımıyla bulmanızı tavsiye ederim.
Uras Eymen
Per - 11:23

Antik Ocakları reisinden mektup

Merhaba, ben Sokurtes.

Çok eski çağlarda yaşadım. Şu sizin taş kafalı heykelleriniz var ya, işte o adamlar benim çevremdeki insanlardı. Ülkem Haşmetli Yunan Devleti, onun için ölürüm. Ülkem her zaman doğruluk timsali olmuştur. Herkes yanlış yapabilir ama söz konusu ülkem ve atalarım ise yanlışlık yoktur. Ben atalarıma güveniyorum, "ecdadıma" sahip çıkıyorum, onların geçmişte yaptıkları her şey bana o kadar güzel geliyor ki.

Bir de bizim zamanımızda atalarını sorgulayan "hainler" vardı. Mesela Sokrates diye bir adam, değişik düşünceleri vardı, genelde de soru sorardı. Hatta bir keresinde onunla tartışmıştım. Adamın dediğine göre; birilerinin bizim atamız olması, onların doğru olması için yeterli değilmiş. Böyle saçmalık olabilir mi, aklınız alıyor mu? Merak etmeyin zaten, tartışmanın sonunda Antik Ocakları'ndaki arkadaşlarla adamı dövüp haddini bildirdik.

Antik Ocakları demişken aklıma geldi. Çok güzel bir oluşumumuz vardı. Temel mantığı;hasbelkader bir araya gelmiş insanların gaza gelip birlik olması ve kendilerinden olmayanları aşağılamaları, küçük görmeleri falandı... Çok iyi işler yapıyorduk. HYD'de (Haşmetli Yunan Devleti), bize kafa tutabilen çok az kişi vardı. Ülkenin tüm çocukları (özellikle 12-13 yaşında olanlar) bizi çok severlerdi, değişik hitaplarla gururumuzu okşarlardı. Ayrıca bu ocaklarda dindar nesiller yetiştirirdik. Şimdi yine bir düşündüm de çok güzel işler yapmışız ama çoğunluk bizi sevmesine rağmen çok da ciddiye almazdı. Nedenini bilmiyorum.

Ben de dindar bir insandım.Tüm tanrılara, din adamlarına, din adamlarının altındaki din adamlarına ve ülkemin diyanet işlerine gönülden bağlıydım. Böyle yazınca çok fazla kişiye güvendiğimi fark ettim ama olsun onlar hep doğru söylerler zaten. Bir de bu konuda bize karşı çıkanlar vardı. Neymiş efendim kula kulluk yapıyormuşuz, aklımızı kullanmıyormuşuz, tanrıya inanıyorsak madem din adamlarını niye bu kadar önemsiyormuşuz, din tüccarlığı yapıyormuşuz, insanları kandırıyormuşuz... Bu tip şeyler söylerlerdi ama biz hiç ciddiye almadık onları. Azınlıkta olduklarından çok etkili olamadılar ama çocuklarımızın kafalarını karıştırdıklarından bulduğumuz yerde döverdik. Gençliğimde ne pis, şiddetçi adammışım ben de be. Olsun hepsi ülkem ve inançlarım içindi.

Ateş beni çağırıyor, yavaştan mektubu bitirip görevli zebaniye vereyim. Bunlar da çok acımasız yahu, sanki dünyada kötü bir şey yaptık da her gün yan anam yan. Günahlarım bitsinde cennete geçeyim diye sabırsızlanıyorum ama bunların dediğine göre hep burada kalacakmışım. Allah Allah yeminle kafayı yiyeceğim şimdi yahu...

Blog: goo.gl/knogxy
Barış Ekinci
Çar - 19:42

inploid'de değişmesini veya gelişmesini düşündüğünüz şeyler nelerdir?

Sitenin reklamının yapılması lazım. Site tam bir ceset şu anda.
Melek Özaslan
Çar - 14:05

Sizce de EQ , IQ dan önemli midir?

I. Quotient'in hayatı; E. Quotient'in an'ı şekillendirdiğini düşünürüm. 😊
Dolayısıyla, eq.
Daha fazla göster

INPLOID NEDİR?


DAHA FAZLA BİLGİ
şifremi hatırlat
Sosyal hesaplar ile  Giriş Yapın