Bilmek istediğin her şeye ulaş

MÜZİKFOTOĞRAFSEYAHATTEKNOLOJİHUKUKEĞİTİM hakkında soru sor, yanıt ver, yazı yaz...

Orhan Tutum
Dün 21:36

Bir şeyin akıl sahibi bir şey tarafından yapıldığını nasıl anlıyoruz?

O şey bir ürün ise akıllı veya deli tarafından değil de tecrübeli ellerden mi yoksa tecrübesiz eller tarafından mı üretilmiş şeklinde tartışılır.
O şey bir jest olsaydı, oda hiç farketmiyor en aptal erkek bazen sevgilisine süper jestler düşünebilirken zeki erkekler kral odun olabiliyor, çevremde gördüm. (Bana bakmayın abi, ben ne zeki nede aptal. Öyle kendi halinde, Tuğçe yanıklı bi adamım :)
Her neyse, yapılan o şey, o kişi tarafından bir başkasına yapılmış ve anlamsız kişilik testi özellikleri taşıyor ise o kişinin akıl sahibi birisi olmaya biraz uzak olduğunu söyleyebilirim.
Benim gibi antik kuntik yorumlar yapıyor ise akıl sahibi birisi olmadığını söyleyebiliriz.
Bir de akıl sahibi olmayan birinin yorumları dikkate almamalısınız..

Şimdi soruyu "birisi" üzerine yanıtladım ama orası "bir şey" olmalıydı dersen eğer..
Fizik olaylarını abartmadan oluşamayacağını düşündüğümüz her şey akıl ürünüdür desek çok mu yanlış olur?
Mesela "Piramitler rüzgar ve kum fırtınası ile oluşmuştur. " diyememek gibi : D
Murat Yazici
Dün 10:24

Bankalar dolandırıcılığı nasıl yasallık kılıfı altında yapabiliyor?

Düzen böyle kurulmuş ve işliyor. İslam dini açısından faizin haram olmasının da temel sebebi bu olsa gerek. Bu sistem sayesinde, zengin daha zengin olurken, fakir ise dibe doğru sürükleniyor. Aslında burada temel suç bankaların değil. Tasarruflarını reel ekonomiye dahil etmek yerine, tatlı faizi tercih edenlerin. Bunların sayesinde bankalar bu işten büyük rakamlar kazanıyor ve gariban halkın canını yakabiliyorlar. Çaresi var mı peki? Elbette yok, çünkü sistemi devletler destekliyor.
Cem Deyupoğulları
Dün 09:40

Çalıştığınız iş ile diplomanızın bir ilgisi var mı?

Şuna dikkat etmek gerekir. Teoride ilgisi olabilir. Ama dunya duzeninde her sene binlerce sey degisiyor. Diplomayi aldigimiz 2 ya da 4 yıllık süreçte alinan bilgiler, o yıllara ait olanlar. Bu yüzden diploma, bir kağıt parçasına dönüşüyor. Mesela yıllarca kolesterol ve antibiyotik ilaçlarını bize yedirdiler ve 300 milyar dolarlik bir hacimde.. Şimdi de bunlar gereksiz veya zararli diyorlar.. Yani doğrular veya işe yararlık, menfaate gore de degisebiliyor.
Uğur Çakmak
Dün 09:19

Kitap okurken not almak istediğim kısımlar okuyor. Kitabı bir daha okuyup notları yazarım diyorum ama kitabı okuyamıyorum. Notları alsam da karmaşık oluyor. Sizin bu konudaki çözümünüz nedir?

Notları alsan neden karmaşık oluyor anlamadım. Ben ayrı bir deftere not alıyorum. Eğer otobüste, metroda falan okuyorsam o sayfanın köşesini kıvırıyorum eve gidince not alıyorum.
Gökhan Çancılar
Paz - 20:21

Saç ekimi hakkında neler biliyorsunuz?

Artık hayal değil. Gayet ulaşılabilir fiyatlarda.

britishestetik.com/tr/sac-ekimi
Çiğdem Çelik
Paz - 00:03

Şeytan taşlamak isteyen hacı adayının para ödemesini nasıl karşılıyorsunuz?

Taş ne ya bu çağda ? Bari molotof filan atın artık .
Uğur Çakmak
Per - 09:39

Özgüven nasıl kazanılır?

Eksiğini artını bilip, kendini kabul etmekle ve sevmekle kazanılır.
Siran Camgöz
Sal - 16:44

Bir ermeni gözünden Kayseri

Seyahat son zamanlarda benim için vazgeçilmez bir tutku haline geldiğinden beri yeni yerler görmekte eşsiz deneyimler kazandırmaktadır. Deniz turizmi kadar önem verilmesi gereken Anadolu coğrafyasına da ilk Kayseri gezim ile ulaşabildim.
Anadolu'nun zamanında her ilinde ve her ilçesinde yaşayan Ermeni nüfusu ile bırakılan yapılar gerçekten görmeye değerdir. Bu yapıların bazıları günümüze ulaşabilmiş, bazıları restorasyon ile amaç ve sahip değiştirmiş bazıları ise bugünleri hiç görememiştir.
100 yıl öncesine gitmeye hiç gerek olmadan tüm yapılar daha uzaktan bağırıyor zaten Ermeni veya Rum yapıları olduklarını. Bütün hepsinin üzerinde bir iz, bir yazı veya bir simge bulunmakta. İşte bu İşte bu izleri bulmak için Melikgazi, Germir, Zincidere, Endürlük ve Efkere gezdiğim noktalardan.
Biz gezimize öncelikle Endürlük' ten başlayarak Talas'ta bitirdik.Endürlük'e geçmeden önce Ermeni Mezarlığına gittik ki mezarlık içler acısı. Belediye etrafını teller ile çevirmiş olsa da mezar ve taşlar dağılmış. Kim kimin mezarı belli değil. Öğrendiğim kadarı ile mezarlığa artık İran ve Irak Hristiyanları da gömülmeye başlanmış.
Endülüs'te bulunan Rum Kilisesi ziyaretinin ardından geçtiğimiz Zinciderenin de bir Rum köyü olduğunu söylemişti bize rehberlik yapan Mustafa Şenalp Bey. Protestan Kilisesinin ve okulunun bulunduğu bu yerde de biliniyor Ermeni ve Rum varlığı. Zincirdere den göç etmek zorunda kalan Rumların sokaklarını, evlerini gezerken ayrı bir hüzün kaplıyor insanın içini. İster istemez gidiyorsunuz yıllar öncesine. Bazı evlerdeki Rumca yazılar silinmemiş, kanıt olarak duruyorlar orada.
Hüzün aslında yeni başlıyordu; ama biz bunun farkında değiliz. Önce soluk almak için oturuyoruz çay bahçesine 2 çay içtikten sonra yolumuza devam ediyoruz. Osmanlı zamanında Ermeni, Rum ve Türk yetimlerinin kaldığı Protestan Okuluna yol alıyoruz. Şimdilerde okul demeye bin şahit ister halini görüyoruz. Sokakları arşınlayarak, her evin önünde durarak arabamıza geri binip Germir'e yol alıyoruz.
İşte benim en çok hüzünlendiğim ve keşke görmeseydim, gelmeseydim dediğim yere gidiyoruz. Köyde bulunan 2 Rum ve 1 Ermeni Kilisesi yapılmış zamanında. İlk önce Rum Kilisesine bakıyoruz ki ne ile karşılaşacağımızı zaten hayal edebiliyorum. Kilise; yıkık, duvarlarında yazılar yazılı ama hala tek parça halinde. Söylene söylene buradan çıktığımda daha kötü bir manzara ile karşılaşacağımdan habersizim. Germirde bulunan Ermenilerin çoğunlukta yaşadığı mahalleye gittiğimizde ise hayal kırıklığı, öfke ve hüzün birbirine karışıyor. Kilise khoranının ( papazların dua ettiği, ilahilerin okunduğu alan) kendini hala belli ettiği yapıya geliyoruz. Yapının üst tarafı tamamen yıkılmış ve içeride kavun satılır haline şahitlik ediyorum. Bütün duygularım birbirine karışmış şekilde çıkıyoruz oradan; ama ben de öyle bir hal var ki orayı terk etmek istemiyor ve içerisinde bulunduğum ruh hali ile ikinci Rum kilisesini görmeye yanaşmıyorum.
Germir sonrası durağımız Tavlusun olsa da köydeki yapıları görmek nasip olmuyor. Belediye çalışmalarından dolayı Tavlusunu gezemeden Efkereye geçiyoruz ve Efkere yolunda öncelikle askeriyenin sahiplendiği Surp Garabet Manastırını ancak uzaktan görebiliyoruz ki resmetmek mümkün olmuyor. Ve Surp Stefan Kilisesi Efkereye ulaşıyoruz.
Köyün tepesinde heybetli duruyor Surp Stefan Kilisesi. Kapısı kilitli, içeriye giremesekte akrobat olan bendeniz bir şekilde içerideki ikonların fotoğraflarını çekebiliyorum. Köydeki konakları görmek ise hem hüzün hem sevinç oluşturuyor ben de. Hüznün sebebi artık buralarda Ermenilerin yaşamaması olsa da sevincimin sebebi ırkımın geçmiş olduğu yerleri görebilmek ve eski dokuya dokunabilmek oluyor. Talas'ta Cinciyan Hanesini ve Yaman Dede kültür merkezini de aynı güne koyabiliyoruz. Talas programımız pazar günü olsa da Talas'tan da birkaç yer görüp öyle Setenönü Ermeni Mahallesine geçiyoruz.
Kültür gezime orantılı şekilde seçiyorum konaklama yerimi. Setenönü 1982 otelinin bulunduğu yer zaten Ermeni Mahallesi. Bir gece konaklama gibi kısa sürem olsa da Ermeni Mahallesinde bir Ermeni olarak bana hissettirdikleri gerçekten anlamlı oluyor. Burada bulunan Kuyumcuoğlu, Bezircioğlu, Camcıoğlu, Gürbaz Evi konakları restore edilmekte bir tanesi konservatuvar olarak hizmet veriyor ve diğerleri otele kiraya verilmiş durumda. Konakları, hem gece hem de gündüz geziyoruz. Özellikle otelin terasından eski ismi ile Ermeni Mahallesi çok güzel duruyor.
Pazar günü, kahvaltı sonrasında gezimize başlıyoruz.
Konaklara gündüz gözü ile de baktıktan sonra Osmanlı zamanında Meryem Ana Kilisesi Cumhuriyet Dönemi başlangıçlarında spor salonu ve şimdilerde restorasyon çalışması ile kültür merkezine dönüştürülecek yapıya gidiyoruz.
Bir şehrin dokusuna dokunabilmenin ilk şartı bana göre her sokağına girmektir. Biz de Kayserinin dokusunu anlayabilmek için yürüyoruz devamlı. Ermeni evlerinin nasıl sahipsiz kaldığını, sahiplerin ne zaman ve ne şekilde göç ettiğini düşündürüyor gördüğüm manzara. Bir Ermeni okulunun misafirhane olacağını öğrendiğim sıralarda Çingene Mahallesine giriyoruz. İnsan sormadan edemiyor '' Ermeniler kimler için değiştirildi'' diye. Bu sıralar bir evin önünde sohbet ederken Kars'tan gelmiş ve Kayseri'de yaşayan genç bir kız geliyor yanımıza, konuşmaya çalışıyor ve bize yardımcı olabileceğini söylüyor. Evler hakkında soru soruyoruz kendisine. Evler hakkında konuşurken Ermeni arkadaşının olup olmadığını da sorma gereği hissediyoruz. Bir Ermeni evi hakkında bilgi verecek birinin Ermeni tanıdığının da olması gerektiğini düşünerek. Kayın validesinin Ermeni tanıdıkları olduğunu kendisinin hiç Ermeni tanımadığını söylüyor genç kızımız. Kayın validesinin Ermeni tanıdıklarını sevdiklerini ve Ermenilerin iyi insan olduğunu söylüyor bize. Gururumuz okşansın mı acaba diye birbirimize bakıyoruz ve en son sorduğu soru ile bu insanların aklında ne şekilde yer ettiğimiz gerçeğini vuruluyor yüzümüze. '' Abi, bu evlerde gömü var mıdır, gömü aramaya mı geldiniz''. Bundan sonrası siyasete gireceği için son veriyorum bu kirli konuşmaya.
Yürüyerek Kayseri sınırları içerisinde ayakta kalan, amacına uygun ve faal olan Surp Krikor Lusavoriç Kilisesine geçiyoruz. Kilisenin içi yakın zamanda restore edilmiş bunun için Kayserili Toker Kardeşlere ayrıca teşekkürler. Duamızı edip, mumlarımızı yaktıktan sonra rotamız Talas.
Bir gün önce Talasta bazı yerleri görmemiz programımızı rahatlatıyor. Ermeni Mahalleri ve Konakları gezimize devam ediyoruz. Gülbenkyan Konağı tüm ihtişamı ile karşımızda dururken hemen yakınındaki Gabriel Karamanın konağını da görebiliyoruz. Kendi hallerine terk edilmiş zamanında kime ne şekilde satıldığı belli olmayan bu iki konakta zamana meydan okuyor. Kuyumcular Çarşısı da var; ama sadece adı kalmış artık. Büyük bir bölümü yıkılmış. Aynı bölgede bulunan Karaman Bayırının Gabriel Karaman tarafından yaptırıldığını anlatıyor rehberimiz Mustafa Bey. Gerçekten Ermeni halkının yaşadığı topraklarda hiçbir şey yapmadığının(!) göstergesi sanki bu durum.
Hazin bir hikayede Talasta öğreniyorum. Zamanında Anyon Kilisesinin yerinde şimdilerde sadece toprak ve taş kalmış. Define avcılarının marifetleri ile kilise diye bir şey bırakılmayan bu alanda acaba aradıklarını bulmuşlar mıdır diye soruyorum kendime. Belki de belalarını bulmuşlardır. Yıkılan, hasar verilen bir kilise yani Tanrının Evi.
Ve Kayserideki son Ermeni Sarkis Ağanın evine gidiyoruz. Biraz uzak geçmişten biraz yakın geçmişten konuşuyoruz. Kendisi Kayseri anılarını anlatıyor bizler İstanbul anılarını anlatıyoruz. Kendisini adadan tanıdığım, adada pek çok defa gördüğüm Sarkis Ağayı hatırlıyorum tabi ve kendinden hep korktuğumu söylüyorum. Bazı şeylere kafa tutar gibi boynunda taşıdığı kocaman haçı hep hafızamda.
Artık programımızın sonuna yaklaşırken eskiden Rum Kilisesi şimdilerin camisi Panaya Kilisesi yani Yaman Dede Camisini geziyoruz. Dönüş zamanı yaklaşırken arkamda duran Garabet Dağına bakıyorum. Aklımda ve yüreğimde bin bir düşünce yer alıyor ve sessiz düşünüyorum. '' Bir zamanlar Ermeni toplumu buralardan geçmiş, buralara yerleşmiş ve yaşamış şimdilerde ise ya yoklar ya çok azlar''
Siran Camgöz
Sal - 16:33

Ölümün gerçek yüzü olan mezarlıklar

Her gittiğimde ölümü bir kez daha anlamaya çalıştığım yerdir mezarlık. Olum gerçeği ile yüzleştiğim sevdiklerimi gördüğüm ve andığım. 2 aile mezarımız olduğu halde mamam ile birçok mezarı ziyaret eder, su döker, çiçek koyar ve onların ruhuna dua ederiz. Daha 5 yaşında olen de var 90 yaşını deviren de. Aralarında hiç tanımadıklarım olduğu gibi tanıdıklarım da var. Zamanlı ölüm gibi hiç sırasının olmadığını düşündüğüm de var. Mezar üzerinde resimlere, doğum tarihlerine, yazılarına uzun uzun bakarım. Sahipsiz veya ziyaretçisi olmayan mezarlar hemen belli eder kendini, kurumuş çiçekleri ve büyümüş otlarıyla. Üzülürüm onlar için, hortumu alıp elime sulamaya çalışırım hepsini.
Mezarlık ziyaretlerimiz ayin gibi olur bizde. Terapi, bir nevi rahatlama. Kim bilir ne hayaller, acılar, hırslar, kızgınlıklar ve sevgiler birikmiştir onlarda ve bir kez daha hatırlarım son yerin orası olduğunu.
Duaya başlarım sonra " Tanrı sıralı, zamanlı ve eceli ile olum versin" diye.
Uğur Çakmak
Sal - 10:25

Para nedir?

Paranın ekonomide tam olarak tarifi yoktur diye biliyorum. O yüzden donmuş enerji diyorlar.
Uğur Çakmak
Sal - 10:19

Yazılımcılar için en kullanışlı fare hangisidir?

Yazılımcı için en kullanışlı donanım fare değil klavye olmalı. Kısa yolları bilmeli, ne kadar iyi bilirse fare kullanımı da o kadar azalır.
Uğur Çakmak
Sal - 10:15

Bilişim sektörü çalışanlarının iş görüşmelerinde genellikle karşılaştığı mülakat soruları nelerdir?

Kıl olduğum sorular:
5 yıl sonra kendini nerede görüyorsun?
Sevmediğin özelliğin nedir?
En büyük hayaliniz nedir?

Hayır ne cevap bekliyorlar bu tarz sorulara bilmiyorum. En büyük hayalin sorusuna öyle bir hayalim yok dedim. Çok basit, düz bir hayatım var ve sevdiğim ne varsa onları yapıyorum zaten dedim şaşırdı kadın. Bir gün şu sorulara şöyle cevaplar vermek istiyorum:


5 yıl sonra kendini nerede görüyorsun? ( Sizden daha iyi maaş veren bir firmayla iş görüşmesi yaparken)
Sevmediğin özelliğin nedir? (Çok zeki ve iyi niyetli olmam)
En büyük hayaliniz nedir? (Otoyolda çırılçıplak koşmak)
Uğur Çakmak
Sal - 10:03

Yoksulluk, az gelişmişlik sorunu mudur?

Hayır, yatırım sorunudur. Yatırım yoksa piyasa yoktur. Piyasa yoksa iş yoktur.
Merve Kaya
Sal - 08:38

Günümüzde insanların en büyük sorunu nedir?

Egoistlik ve bencillik başta geliyor kesinlikle
Merve Kaya
Sal - 08:37

Sabahları yüzünüze güneş vurarak uyandığınızda, ne hissedersiniz?

Kulaklık takıp müzik dinlemek için harika bir gün
Yolalinda
Pzt - 23:28

İkinci sınıfım ve 'öğrenci sosyal merkezi' konulu bir projeye başlayacağım. Okulum için 1000 metrekarelik öğrenci klüplerini, idareyi vb. içeren bir sosyal merkez tasarlamam gerekiyor. Arazim düz ve Haliç'e bakıyor. Projenin büyük olması gözümü korkutuyor. Projeye plandan mı formdan mı başlamalıyım?

Formdan başlardım ben olsaydım çünkü daha görülebilir, hissedilebilir bir boyutta ama herkesin çalışma stili farklı hatta aynı kişi farklı stillerde çalışarak da çok farklı bakış açıları elde edebiliyor o yüzden mimarlıktaki şu sabahlamaların hakkını verip her ikisini de denemeni öneririm : D
Kubilay Gökşen
Pzt - 23:24

Özgüven kazanmak için ne yapmalı, nasıl kitaplar okumalıyız? Önerileriniz nelerdir?

Bu soruyu sorarken olan özgüveninin 10da 1ini kullanmak yetecektir bence. Derman sende yani.
76mim Erhn
Pzt - 20:50

Neden mimarlık okudunuz?

Mimarlık herşeye ucu dokunan herşeyden genel anlamda haberdar olabileceğiniz çok geniş bi meslek dalı mimar sosyal sorunlarada eğilir, daha spesifik olarak meslek içi şeylerede mekan çevreyi dolayısıyla insanı değiştirip dönüştüren etkiye sahip ve bu mekanlarıda tasarlayanlar mimarlar biraz daha dolaylı olacak ama toplumu şekillendiriyor mimarlar, mimarlık mesleği. ( tabi günümüzde bunun nerdeyse nadir olumlu sonuclarını görüyor olsakda:) )
Siran Camgöz
Pzt - 20:07

Turist rehberliği yan meslek olarak yapılabilir mi? Bunun için gerekli aşamalar nelerdir?

Turist rehberligi icin kokart gerekmekte bu neden ile de ilgili bolumlerden universite mezunu olmak sart. Acenteler her zaman kokartli rehberler ile calismak ister. Hem gezmek hem de para kazanmak guzel ama tabiatinizin buna musait olmasi gerek.
Merve Kaya
Pzt - 15:35

Kadınlar arada küfür etse ya da argo konuşsa rahatsız olur musunuz? Bir kadının küfürlü konuşması kötü bir şey midir?

Zaten kötü olana bir şeyi kadın yapınca neden daha kötü oluyor acaba ? Bende buna cevap istiyorum
Merve Kaya
Pzt - 15:23

Tanrı neden kendisine itaat ve ibadet eden kullara ihtiyaç duymuştur? Ayrıca insanları neden direkt olarak kendisine itaat ve ibadet eden yaratıklar olarak yaratmamıştır? Bu mükemmel varlık neden kendi yarattıklarını sınama ihtiyacındadır?

İşte bir devre yakan soru daha : D bu soru için verilmiş çok güzel kalıplaşmış bir cevabımız var. Bu onun bileceği bir şey Tanrının işine karışma yanarsın cıs : D
Merve Kaya
Pzt - 15:20

Bir tıp öğrencisinin veya doktorun izlemesini tavsiye ettiğiniz filmler veya diziler hangileridir?

Bence her türlü korku ve seri katil filmlerini izliyebilirler. Onlar içinde deneyim olur. Sonuçta bu tarz her filimde itinayla insan hayvan uzaylı artık Allah ne verdiyse kesip biçiyorar. Onlar içinde belgesel tadında bi eğitim olur : D
Merve Kaya
Pzt - 15:16

Televizyondaki yarışma programları hakkında ne düşünüyorsunuz?

Valla ben düşünüyorum. Yaptıkları tek şet tv başında toplumu ehlilleştirip beyin yıkamak.
Merve Kaya
Pzt - 15:14

İnsanların iş hayatlarında başarısız olma nedenleri nelerdir?

Sevmedikleri meslekleri yapıyor olmaları
Merve Kaya
Pzt - 15:10

İyi bir kariyer için ne yapılması gerekir?

Öncelikle Türkiye sınırları içinden çıkman gerekli. Burda yapılabilecek en iyi kariyer evlenme programında trafolu beyaz atlı prensini beklemek olabilir.
Daha fazla göster

INPLOID NEDİR?


DAHA FAZLA BİLGİ
şifremi hatırlat
Sosyal hesaplar ile  Giriş Yapın