Bilmek istediğin her şeye ulaş

Siran Camgöz, 

Turizmci

Destursuz konusanlar icin sozlerimi prangaya vurmam

Çar - 10:57

Siran Camgöz bir yanıta alt yorum yaptı

Kanunlar devamlı değiştiği için takip edemedim mi acaba diye düşündüm bir ara. rehberlik için ilgili bölümlerden üniversite mezunu olmanız gerekmekte diye biliyorum. İki işte çalışan insanlar var tabi ama bir yerde sigortasız çalışmak durumunda kalırsınız herhalde bu durum da pek çok işletmenin işine gelir ama bu şekilde bir yer bulmak gerek.
Turist rehberligi icin kokart gerekmekte bu neden ile de ilgili bolumlerden universite mezunu olmak sart. Acenteler her zaman kokartli rehberler ile calismak ister. Hem gezmek hem de para kazanmak guzel ama tabiatinizin buna musait olmasi gerek.
Çar - 10:55

Siran Camgöz bir yanıta alt yorum yaptı

aynen, son durak işte. ne biriktirirsen biriktir faydası yok artık
Her gittiğimde ölümü bir kez daha anlamaya çalıştığım yerdir mezarlık. Olum gerçeği ile yüzleştiğim sevdiklerimi gördüğüm ve andığım. 2 aile mezarımız olduğu halde mamam ile birçok mezarı ziyaret eder, su döker, çiçek koyar ve onların ruhuna dua ederiz. Daha 5 yaşında olen de var 90 yaşını deviren de. Aralarında hiç tanımadıklarım olduğu gibi tanıdıklarım da var. Zamanlı ölüm gibi hiç sırasının olmadığını düşündüğüm de var. Mezar üzerinde resimlere, doğum tarihlerine, yazılarına uzun uzun bakarım. Sahipsiz veya ziyaretçisi olmayan mezarlar hemen belli eder kendini, kurumuş çiçekleri ve büyümüş otlarıyla. Üzülürüm onlar için, hortumu alıp elime sulamaya çalışırım hepsini.
Mezarlık ziyaretlerimiz ayin gibi olur bizde. Terapi, bir nevi rahatlama. Kim bilir ne hayaller, acılar, hırslar, kızgınlıklar ve sevgiler birikmiştir onlarda ve bir kez daha hatırlarım son yerin orası olduğunu.
Duaya başlarım sonra " Tanrı sıralı, zamanlı ve eceli ile olum versin" diye.
Kasım 29 - 16:44

Siran Camgöz  yeni bir  gönderide  bulundu.

Bir ermeni gözünden Kayseri

Seyahat son zamanlarda benim için vazgeçilmez bir tutku haline geldiğinden beri yeni yerler görmekte eşsiz deneyimler kazandırmaktadır. Deniz turizmi kadar önem verilmesi gereken Anadolu coğrafyasına da ilk Kayseri gezim ile ulaşabildim.
Anadolu'nun zamanında her ilinde ve her ilçesinde yaşayan Ermeni nüfusu ile bırakılan yapılar gerçekten görmeye değerdir. Bu yapıların bazıları günümüze ulaşabilmiş, bazıları restorasyon ile amaç ve sahip değiştirmiş bazıları ise bugünleri hiç görememiştir.
100 yıl öncesine gitmeye hiç gerek olmadan tüm yapılar daha uzaktan bağırıyor zaten Ermeni veya Rum yapıları olduklarını. Bütün hepsinin üzerinde bir iz, bir yazı veya bir simge bulunmakta. İşte bu İşte bu izleri bulmak için Melikgazi, Germir, Zincidere, Endürlük ve Efkere gezdiğim noktalardan.
Biz gezimize öncelikle Endürlük' ten başlayarak Talas'ta bitirdik.Endürlük'e geçmeden önce Ermeni Mezarlığına gittik ki mezarlık içler acısı. Belediye etrafını teller ile çevirmiş olsa da mezar ve taşlar dağılmış. Kim kimin mezarı belli değil. Öğrendiğim kadarı ile mezarlığa artık İran ve Irak Hristiyanları da gömülmeye başlanmış.
Endülüs'te bulunan Rum Kilisesi ziyaretinin ardından geçtiğimiz Zinciderenin de bir Rum köyü olduğunu söylemişti bize rehberlik yapan Mustafa Şenalp Bey. Protestan Kilisesinin ve okulunun bulunduğu bu yerde de biliniyor Ermeni ve Rum varlığı. Zincirdere den göç etmek zorunda kalan Rumların sokaklarını, evlerini gezerken ayrı bir hüzün kaplıyor insanın içini. İster istemez gidiyorsunuz yıllar öncesine. Bazı evlerdeki Rumca yazılar silinmemiş, kanıt olarak duruyorlar orada.
Hüzün aslında yeni başlıyordu; ama biz bunun farkında değiliz. Önce soluk almak için oturuyoruz çay bahçesine 2 çay içtikten sonra yolumuza devam ediyoruz. Osmanlı zamanında Ermeni, Rum ve Türk yetimlerinin kaldığı Protestan Okuluna yol alıyoruz. Şimdilerde okul demeye bin şahit ister halini görüyoruz. Sokakları arşınlayarak, her evin önünde durarak arabamıza geri binip Germir'e yol alıyoruz.
İşte benim en çok hüzünlendiğim ve keşke görmeseydim, gelmeseydim dediğim yere gidiyoruz. Köyde bulunan 2 Rum ve 1 Ermeni Kilisesi yapılmış zamanında. İlk önce Rum Kilisesine bakıyoruz ki ne ile karşılaşacağımızı zaten hayal edebiliyorum. Kilise; yıkık, duvarlarında yazılar yazılı ama hala tek parça halinde. Söylene söylene buradan çıktığımda daha kötü bir manzara ile karşılaşacağımdan habersizim. Germirde bulunan Ermenilerin çoğunlukta yaşadığı mahalleye gittiğimizde ise hayal kırıklığı, öfke ve hüzün birbirine karışıyor. Kilise khoranının ( papazların dua ettiği, ilahilerin okunduğu alan) kendini hala belli ettiği yapıya geliyoruz. Yapının üst tarafı tamamen yıkılmış ve içeride kavun satılır haline şahitlik ediyorum. Bütün duygularım birbirine karışmış şekilde çıkıyoruz oradan; ama ben de öyle bir hal var ki orayı terk etmek istemiyor ve içerisinde bulunduğum ruh hali ile ikinci Rum kilisesini görmeye yanaşmıyorum.
Germir sonrası durağımız Tavlusun olsa da köydeki yapıları görmek nasip olmuyor. Belediye çalışmalarından dolayı Tavlusunu gezemeden Efkereye geçiyoruz ve Efkere yolunda öncelikle askeriyenin sahiplendiği Surp Garabet Manastırını ancak uzaktan görebiliyoruz ki resmetmek mümkün olmuyor. Ve Surp Stefan Kilisesi Efkereye ulaşıyoruz.
Köyün tepesinde heybetli duruyor Surp Stefan Kilisesi. Kapısı kilitli, içeriye giremesekte akrobat olan bendeniz bir şekilde içerideki ikonların fotoğraflarını çekebiliyorum. Köydeki konakları görmek ise hem hüzün hem sevinç oluşturuyor ben de. Hüznün sebebi artık buralarda Ermenilerin yaşamaması olsa da sevincimin sebebi ırkımın geçmiş olduğu yerleri görebilmek ve eski dokuya dokunabilmek oluyor. Talas'ta Cinciyan Hanesini ve Yaman Dede kültür merkezini de aynı güne koyabiliyoruz. Talas programımız pazar günü olsa da Talas'tan da birkaç yer görüp öyle Setenönü Ermeni Mahallesine geçiyoruz.
Kültür gezime orantılı şekilde seçiyorum konaklama yerimi. Setenönü 1982 otelinin bulunduğu yer zaten Ermeni Mahallesi. Bir gece konaklama gibi kısa sürem olsa da Ermeni Mahallesinde bir Ermeni olarak bana hissettirdikleri gerçekten anlamlı oluyor. Burada bulunan Kuyumcuoğlu, Bezircioğlu, Camcıoğlu, Gürbaz Evi konakları restore edilmekte bir tanesi konservatuvar olarak hizmet veriyor ve diğerleri otele kiraya verilmiş durumda. Konakları, hem gece hem de gündüz geziyoruz. Özellikle otelin terasından eski ismi ile Ermeni Mahallesi çok güzel duruyor.
Pazar günü, kahvaltı sonrasında gezimize başlıyoruz.
Konaklara gündüz gözü ile de baktıktan sonra Osmanlı zamanında Meryem Ana Kilisesi Cumhuriyet Dönemi başlangıçlarında spor salonu ve şimdilerde restorasyon çalışması ile kültür merkezine dönüştürülecek yapıya gidiyoruz.
Bir şehrin dokusuna dokunabilmenin ilk şartı bana göre her sokağına girmektir. Biz de Kayserinin dokusunu anlayabilmek için yürüyoruz devamlı. Ermeni evlerinin nasıl sahipsiz kaldığını, sahiplerin ne zaman ve ne şekilde göç ettiğini düşündürüyor gördüğüm manzara. Bir Ermeni okulunun misafirhane olacağını öğrendiğim sıralarda Çingene Mahallesine giriyoruz. İnsan sormadan edemiyor '' Ermeniler kimler için değiştirildi'' diye. Bu sıralar bir evin önünde sohbet ederken Kars'tan gelmiş ve Kayseri'de yaşayan genç bir kız geliyor yanımıza, konuşmaya çalışıyor ve bize yardımcı olabileceğini söylüyor. Evler hakkında soru soruyoruz kendisine. Evler hakkında konuşurken Ermeni arkadaşının olup olmadığını da sorma gereği hissediyoruz. Bir Ermeni evi hakkında bilgi verecek birinin Ermeni tanıdığının da olması gerektiğini düşünerek. Kayın validesinin Ermeni tanıdıkları olduğunu kendisinin hiç Ermeni tanımadığını söylüyor genç kızımız. Kayın validesinin Ermeni tanıdıklarını sevdiklerini ve Ermenilerin iyi insan olduğunu söylüyor bize. Gururumuz okşansın mı acaba diye birbirimize bakıyoruz ve en son sorduğu soru ile bu insanların aklında ne şekilde yer ettiğimiz gerçeğini vuruluyor yüzümüze. '' Abi, bu evlerde gömü var mıdır, gömü aramaya mı geldiniz''. Bundan sonrası siyasete gireceği için son veriyorum bu kirli konuşmaya.
Yürüyerek Kayseri sınırları içerisinde ayakta kalan, amacına uygun ve faal olan Surp Krikor Lusavoriç Kilisesine geçiyoruz. Kilisenin içi yakın zamanda restore edilmiş bunun için Kayserili Toker Kardeşlere ayrıca teşekkürler. Duamızı edip, mumlarımızı yaktıktan sonra rotamız Talas.
Bir gün önce Talasta bazı yerleri görmemiz programımızı rahatlatıyor. Ermeni Mahalleri ve Konakları gezimize devam ediyoruz. Gülbenkyan Konağı tüm ihtişamı ile karşımızda dururken hemen yakınındaki Gabriel Karamanın konağını da görebiliyoruz. Kendi hallerine terk edilmiş zamanında kime ne şekilde satıldığı belli olmayan bu iki konakta zamana meydan okuyor. Kuyumcular Çarşısı da var; ama sadece adı kalmış artık. Büyük bir bölümü yıkılmış. Aynı bölgede bulunan Karaman Bayırının Gabriel Karaman tarafından yaptırıldığını anlatıyor rehberimiz Mustafa Bey. Gerçekten Ermeni halkının yaşadığı topraklarda hiçbir şey yapmadığının(!) göstergesi sanki bu durum.
Hazin bir hikayede Talasta öğreniyorum. Zamanında Anyon Kilisesinin yerinde şimdilerde sadece toprak ve taş kalmış. Define avcılarının marifetleri ile kilise diye bir şey bırakılmayan bu alanda acaba aradıklarını bulmuşlar mıdır diye soruyorum kendime. Belki de belalarını bulmuşlardır. Yıkılan, hasar verilen bir kilise yani Tanrının Evi.
Ve Kayserideki son Ermeni Sarkis Ağanın evine gidiyoruz. Biraz uzak geçmişten biraz yakın geçmişten konuşuyoruz. Kendisi Kayseri anılarını anlatıyor bizler İstanbul anılarını anlatıyoruz. Kendisini adadan tanıdığım, adada pek çok defa gördüğüm Sarkis Ağayı hatırlıyorum tabi ve kendinden hep korktuğumu söylüyorum. Bazı şeylere kafa tutar gibi boynunda taşıdığı kocaman haçı hep hafızamda.
Artık programımızın sonuna yaklaşırken eskiden Rum Kilisesi şimdilerin camisi Panaya Kilisesi yani Yaman Dede Camisini geziyoruz. Dönüş zamanı yaklaşırken arkamda duran Garabet Dağına bakıyorum. Aklımda ve yüreğimde bin bir düşünce yer alıyor ve sessiz düşünüyorum. '' Bir zamanlar Ermeni toplumu buralardan geçmiş, buralara yerleşmiş ve yaşamış şimdilerde ise ya yoklar ya çok azlar''
Kasım 29 - 16:33

Siran Camgöz  yeni bir  gönderide  bulundu.

Ölümün gerçek yüzü olan mezarlıklar

Her gittiğimde ölümü bir kez daha anlamaya çalıştığım yerdir mezarlık. Olum gerçeği ile yüzleştiğim sevdiklerimi gördüğüm ve andığım. 2 aile mezarımız olduğu halde mamam ile birçok mezarı ziyaret eder, su döker, çiçek koyar ve onların ruhuna dua ederiz. Daha 5 yaşında olen de var 90 yaşını deviren de. Aralarında hiç tanımadıklarım olduğu gibi tanıdıklarım da var. Zamanlı ölüm gibi hiç sırasının olmadığını düşündüğüm de var. Mezar üzerinde resimlere, doğum tarihlerine, yazılarına uzun uzun bakarım. Sahipsiz veya ziyaretçisi olmayan mezarlar hemen belli eder kendini, kurumuş çiçekleri ve büyümüş otlarıyla. Üzülürüm onlar için, hortumu alıp elime sulamaya çalışırım hepsini.
Mezarlık ziyaretlerimiz ayin gibi olur bizde. Terapi, bir nevi rahatlama. Kim bilir ne hayaller, acılar, hırslar, kızgınlıklar ve sevgiler birikmiştir onlarda ve bir kez daha hatırlarım son yerin orası olduğunu.
Duaya başlarım sonra " Tanrı sıralı, zamanlı ve eceli ile olum versin" diye.
Kasım 29 - 16:16

Siran Camgöz bir yanıta alt yorum yaptı

Üniversiteden mezun olmadan yapılacağını sanmam. çünkü kokart alabilmeniz için ilgili bölümden mezun olmanız gerek diye biliyorum. ondan sonra da anı tur, ets veya jolly gibi benzeri acentalara başvurabilirsiniz. onlar genellikle bünyelerinde kadrolu rehberler ile çalışıyorlar. ama freelance de çalışılabilir tabi
Turist rehberligi icin kokart gerekmekte bu neden ile de ilgili bolumlerden universite mezunu olmak sart. Acenteler her zaman kokartli rehberler ile calismak ister. Hem gezmek hem de para kazanmak guzel ama tabiatinizin buna musait olmasi gerek.
Kasım 28 - 20:07

Siran Camgöz bir yanıt verdi.

Turist rehberliği yan meslek olarak yapılabilir mi? Bunun için gerekli aşamalar nelerdir?

Turist rehberligi icin kokart gerekmekte bu neden ile de ilgili bolumlerden universite mezunu olmak sart. Acenteler her zaman kokartli rehberler ile calismak ister. Hem gezmek hem de para kazanmak guzel ama tabiatinizin buna musait olmasi gerek.
Mart 2016

Siran Camgöz bir yanıt verdi.

En son okuduğunuz kitap hangisidir?

Puskin- yüzbaşının kızı
Şubat 2016

Siran Camgöz bir yanıta alt yorum yaptı

Bana göre de mükemmel kitapti. Bu kitaptan sonra okuduğum şems ve mevlana kitaplarında aradığımı bulamadım.
En son Elif Şafak'ın ''Aşk'' adlı romanını okudum... 400 sayfalık bir roman.Genel olarak öykü deneme tadında kitapları tercih etsem de; bu kitabı üç güne sığdırabildiğime bende inanamıyorum... Sürükleyeci bir kitab... Tavsiye ederim. . .
Şubat 2016

Siran Camgöz bu yanıtı beğendi:

Gelmiş geçmiş en sürükleyici kitaplar nelerdir?

En son Elif Şafak'ın ''Aşk'' adlı romanını okudum... 400 sayfalık bir roman.Genel olarak öykü deneme tadında kitapları tercih etsem de; bu kitabı üç güne sığdırabildiğime bende inanamıyorum... Sürükleyeci bir kitab... Tavsiye ederim. . .
Şubat 2016

Siran Camgöz bir yanıt verdi.

Gelmiş geçmiş en sürükleyici kitaplar nelerdir?

O kadar çok kitap var ki bence seçim yapmak çok zor. Ama uzun zaman önce okuduğum halde hala aklımda kalan kitaplar bence iyi kitaplardir.benim sürükleyici listem de aşağıdaki gibi

Leylanin evi
Baba ve piç
Serenad
Aşk
Sefiller
Olasiliksiz
Pembe ve yusuf
Ihanet noktası
Adı aylin
Uzun metrajlı huzunler


Ve daha birçok kitap tabi ama ilk aklıma gelenleri yazdim.
Ocak 2016

Siran Camgöz bu yanıtı beğendi:

İnsanın 9 yaşındaki kendi kızına cinsel tacizde bulunmasının dinen bir sakıncası olmadığını düşünenler var. Bu konuda sizler ne düşünüyorsunuz?

Dini bilgisi "Elhamdürillah müslümanız" mottosundan ibaret olan bir toplumun dünyaya apış arasından bakan erkek kesiminin sorduğu bu soruya olayı insanlığı değil nikâhı sorgulayarak cevap veren Türk Diyanet'inin dinayetinin boyutunu göstermesi bakımından etkin bir örnek olduğunu düşünüyorum . Şaşırıyor muyum ? Hayır.
Not: dinayet=sapkınlık
Ocak 2016

Siran Camgöz bir yanıt verdi.

Kölelik ne zaman çöktü ve sizce bizler modern köleler miyiz?

Başkalarını mutlu etmek ve onlara para kazandırmak için çalışıyoruz sigorta dışında da başka bir sosyal getirimiz yok. ellerinden gelse sigorta da yapmayacaklar. Resmi veya dini bayramlardavcalisio hala hakkını alamayan milyonlarca insan var İs kanunu sadece lafta uygulandığı yok, denetim yok. Işverenler her zaman istediklerini yapıyorlar.

Kölelik eski zamanlardaki gibi olmasa da günümüzde var ve hep olacak, kapitalist sistemin getirisidir kölelik. Halinden memnun köleler de bu sistemin dislileridir. Halinden memnun olmayan, düzene karşı çıkan hala omurgaya sahip olanlar ise o kadar az ki. Her kes peki efendim ile işini götürmeye bakıyor bu defa hakkını arayan, doğru konuşan insanlar her zaman sistemin dışına itiliyor. Modern koleyiz ve bu koleliligi yaratan da yine insanlar.

Bu sistemin vazgeçilmez parçaları halinden memnun köleler ve bu koleler ozgurluklerinden vazgeçmiş neferlerdir.
Ocak 2016

Siran Camgöz bir yanıt verdi.

Bir ürünü pazarlarken nelere dikkat edilmelidir?

BiR turizmci olarak özellikle günümüzde pek çok taktiğin ise yaramadığını söyleyebilirim. Öncelik her zaman ihtiyaç ardından da fiyat olmaktadır. Ihtiyacı olan zaten gelir ancak birine birşey pazarlarken fiyat büyük önem kazanmaktadır. Somut şeyler nispeten daha kolay pazarlansa da hizmet konusu o kadar kolay olmuyor.

. Kişinin piyasa şartlarını bilmesi, akılcı ve mantıklı olması, reel veriler ile hareket etmesi gerekmektedir. Kendine guvenmeli ve mali veya hizmeti alacak kişiye odaklanmali satıcının ne düşündüğü değil her zaman alıcının ne istediği önemlidir.
Ocak 2016

Siran Camgöz bu yanıtı beğendi:

Bir ürünü pazarlarken nelere dikkat edilmelidir?

Pazarlamayı ürünün satışı için gerekli gören zihniyet... Tanıtımını yaptığı ürüne nispetle karşısındakini... metanın alternatifi olarak görmemelidir... yani... alıcı metanın karşılığı değildir... insandır... Müşteri nazarı ile değil ihtiyacı olan insan gözü ile bakılmalıdır... Yazık ki... biz de... insana... alışveriş yaptıktan sonra kapıdan çıkarken ayağına çelme takılması gereken... '''müşteri''' muamelesi yapılmaktadır... .
Ocak 2016

Siran Camgöz bir yanıt verdi.

Çay şekerli mi içilmeli yoksa şekersiz mi? Neden?

Kimisi şekeri bırakmadığını veya şekersiz tat alamadığını söylüyor. 7 senedir çayı da kahveyi de şekersiz içiyorum şu anda kesinlikle şekerli istemiyorum artık. Şekerin faydasının olmadığı da göz önünde bulundurulursa çayın ve kahvenin tadının daha iyi alınabilmesi için şekersiz içilmesinden yanayım.
Ocak 2016

Siran CamgözErmeni Diasporası konu başlığını takip etmeye başladı.

Ermeni Diasporası

YÖNLENDİRME Ermeni diasporası

Ocak 2016

Siran Camgöz  yeni bir  gönderide  bulundu.

Bir garip insanlık hikayesi

Yogun bir gunu ardimda birakarak is yerinden ayriliyorum. Istiklal Caddesinin havasina birakiyorum kendimi. Puslu, soguk ve kasvetli hava moralimi ve dengemi bozmaya yetiyor. Yolum uzerinde Elmadag var Istiklal Caddessinin havasini geride birakarak biraz da aksam yuruyusu bahanesi ile yurumeye karar veriyorum. Insan ve araç trafiği her zaman ki gibi muazzam. Elmadaga gelince once yangin var diye düşünüyorum itfaiye aracini gorunce sonra orada toplanan kalabaligin kafalarini yukari diktigini fark ediyorum. Anlıyorum yangin degil, intihar. Genc bir adam daire camina cikmis, intihar edecek.

Toplanan kalabalık ise seyir peşinde. Ellerinde telefonlar ile çekim yapiyorlar. Demek ki bu kadar elektronik beyin olduk, gördüğümüz her seyi fotoğraflamak ilk amaç olmuş diye düşünüyorum.

Intihar etmeyi düşünen adam kimsenin umrunda değil. Ne oldu da intihari cozum olarak goruyor diye kimse dusunmuyor acaba hangi hayallerinin yikildigi, evi, esi var ise cocuklari hic onem teskil etmiyor toplanan kalabalik icin. Onlar eğlencenin peşinde. İnsanlar ölümden besleniyor ya bu kalabalıkta seyirden besleniyor demek ki, netice de isin sonunda ölüm, kan ve gözyaşı olabilir. Belki de dusunuyorlar acaba oyun mu diye.

Onlar intihar etmek isteyen genci fotograflardan ben de onları fotografliyorum. Üzülüyorum bu hallerine, aymazliklarina ve duyarsizliklarina. Kızıyorum içten içe. Her seyi öyle kaniksamisiz ki ölümler bile bizi kendimi getiremiyor. Hala nefes aldigimiz icin hile sukretmiyoruz.Binbir düşünce içindeyim hali ile bir an evvel evime ulaşmak isteği ivme kazanıyor ruhumda. Biliyorum evde beni bekleyen oldugunu. Bunun mutlulugunu yasiyorum o an biri intihar etmek isterken ben mutlulugun doruklarindayim.

Elimden birsey gelmiyor, bencil duygularin esiri olarak hızlı adımlar ile uzaklasiyorum oradan. Adamı düşünceleriyle kalabalığı da seyirleri ile başbaşa bırakarak.


Ne olduğunu bilmiyorum. Intihar etti ise sadece 3. Sayfa haberi niteliğinde haber değeri olacak, etmedi ise ikna mi edildi yoksa oyun peşinde miydi bilinemeyecek. . .
Ocak 2016

Siran Camgöz bir yanıt verdi.

En sevdiğim arkadaşım açık ilişki yaşıyor. Ben evli olmama rağmen imreniyorum. Çok da alımlı bir kadın sevgilisi. Sizce her şeyi göze alıp yürümeli miyim?

Eşini seven ve eşine saygın gösteren birinin sorusu veya dusunceleri olamaz bu. Yanlış olan bir şeye imrenmek de yanlıştır. Keşke güzel bir evlilik örneği olsaydı önünde sevgi, saygı ve güvene dayalı, yalansız dolansız evlenmek için evlenilmemiş olsaydı da arkadaşınız imrenseydi daha iyi olurdu.
Ocak 2016

Siran Camgöz bir yanıt verdi.

Bu hafta sonu arkadaşlarımla Cunda Adası'na gidiyorum. Ne yapılır? Nerede ne yenilir? Fazla lüks olmayan fakat lezzetiyle adından söz ettiren balık restaurantı önerir misiniz?

Geçen sene ayvalık gittim. Akçay kaz dağlarında başlayan tatilin aayvalık, sarimsakki, cunda, şeytan sofrası ve bozcaada olarak devam etti. K. Ege ye aşık oldum, cunda ya 2 defa gittim biri motor ile kendimiz diğeri de tekne turu ile. Ikisi de harikaydı. Ayvaliktaki konaklama tesisleri küçük rum evleri. Ambuyanslari çok hoş. Sokaklar daracık evler muhtesem, Rahmi koçun müzeye çevirdiği Taksiyarhhis müzesi ve asiklar tepesine gidilebilir. Asiklar tepesinin orada çay veya kahve molası denize karşı eşsiz bir manzara imkani sunuyor. Sahil şeridi boyunca balık restoranları mevcut. Fiyatlar hepsinde hemen hemen aynı. Papalina meşhur balıkları hak diye benziyor. Daha birçok mezeleri de var..

K. Ege muhakkak gorulmesi gereken bölgelerden
Ocak 2016

Siran Camgöz bir yanıt verdi.

Bir insana geçmişi nasıl unutturabiliriz?

Tarihin temizlenmeyecegi gjbi gecmiste unutturulamaz. Ancak kisinin kendisi unutmayi secerse olabilir. Ki geçmişte untutulmaz.insanı şimdiki haline getirenn gecmisidir, geçmişteki açıkları, hükümleri ve mumutluluklaridir.
Daha Fazla